EÇS VI 24b
Ve yine bu menzilde üç gün meks olunup Seykel kâfirleri câ-be-câ kal‘aları ve kurâlarına gelüp şehirlerin amâr etmeğe başladıkları haberi gelince hemân serdâr-ı müdebbir Tatar'ın hâtırın ele almak içün ale'l-umûm cümle Tatar'ı Seykel vilâyetine yine gönderüp bi-Rabbi Ka‘be iki gün iki gecede on bin altı yüz esîr ve bu kadar mâl-ı firâvân ile ordu-yı İslâma bay geldiler.
EÇS VI 24b
Andan serdâr-ı mu‘azzam kalkup bu kerre cânib-i garba avdet edüp (---) sâ‘atde,
EÇS VI 24b
Mukaddemâ Seykel gazâsına giderken evsâfı tahrîr olunmuşdu. Yine bu mahalde Tatar Seykel vilâyetlerine on bin yiğit gitmeğe fermân verilüp bir gün bir gecede yedi bin esîr ile bay geldiler.
EÇS VI 24b
Hulâsa-i kelâm a‘dâ-yı küffâr-ı bed-gümâna kahr ile her tarafdan amân u zamân verilmeyüp hemân Tatar elinden otuz bin küffâr-ı hâksâra şemşîr-i âteş-tâb urulup yigirmi altı bin üsârânın Yalı Ağası Şâh Polad Ağa penc-i yekin almışdır, ammâ üç ay mukaddem Demirkapu'dan berü alınan Tatar üsârâları dahi tahrîr olunmamışdır. Bu hemân Seykel gazâsına giderken ve gelüp yine gitdikde iki gazânın üsârâları tahrîr olunmuşdur.
EÇS VI 24b
"Eğer yeniçeriler müdâhale etmeseler on bin esîr dahi olurdu" deyü Tatarlar feryâd [u] fiğânlar etdiler. Ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imden gayri emti‘a-i lâ-nazîr ve niçe bin devâbbât-ı kesîr bî-hadd ü bî-kıyâs idi.
EÇS VI 24b
Hamd-i Hudâ cüyûş-ı İslâm şâdumân ve handân olup herkes râhat-ı emn-i amânda olup hâk-i pâk-i Erdel'e sadlek du‘â-yı hayırlar edüp İslâm tarafına çıkmağa üzlediler. Hakkâ ki hâk-i Erdel gâyet ma‘mûr [u] âbâdân ve nebâtât ve zahîresi firâvân ve her tarafı gül [ü] gülistân ve sünbül [ü] reyhânistân ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları hisâbın Bâğbân-ı Rabbü'l-izzeti Zü'l-mülk bilür, zîrâ mülk anındır kâfiristân değildir. Anlarda sâkinân mahlûk-ı Hudâ'dır kim bu mihmân-sarâya cemî‘i mevcûdât gelüp gitmededir. Yine mülk ol Hallâk-ı âlem Mâlikü'l-mülk Zü'l-ceberûtundur.
EÇS VI 24b–25a
Hattâ bu zemîn-i Erdel bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır kim deyyâr bu edîm-i arzda misli yokdur, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ kefereleri ankâ ve mesrûr 25a kal‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-kefere mergûb ve mezra‘aları vâfir ve muhassenât-ı berekâtları mütekâsir ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları her nâhiyelerde cârî ve revân ve bin yedi yüz aded kılâ‘ ve şehr-i âbâdân belde-i mu‘azzamları var kim ancak bu bizim tahrîr etdiğimiz kılâ‘ ve medyenler yolumuz üzre vâkı‘ olanlardır.
EÇS VI 25a
Hattâ bu kadar ma‘mûr u âbâdân vilâyetin harâb [u] yebâb olduğun Nemse çârsârı İnpirator Kral ve Orta Macar banı topal Palatinuş Hersek ve Kurs Macarı hersekleri ve kelpden eşed olan segleri olan küffâr [u] füccârlar bu vilâyetlerin nehb ü gâretlerinden haberdâr olup müte‘âkıben mükerrer elçiler ile iltiyâm tevâzu‘lu nâmeler irsâl eyleyüp sulha rağbet etdiklerince necâtiye sûret yok şeklinde aslâ yüzlerine bakmayup yine memâlik-i mahrûselerine âteşler ve akınlar salınup nehb ü gâretlerden hâlî olunmazdı. Yine bu Udvarhel sahrâsı âsâyişinde cümle guzât Seykel'de olan üsârânın fermân ile kanûn üzre penc-i yek taleb olundukda otuz bin yiğidin cemî‘i esîrlerinden on sekiz bin esîr ve sağîr kebîr penc-i yek pâdişâh içün alındı. Gayri mâl-ı ganâ’imden bir şey alınmadı. Ve Tatar'dan dahi kanûndur bir şey alınmaz. Anların savgaların hânlar ve kalgalar ve nûreddînler ve yalı ağaları alır. Bu kadar penc-i yek esîr olunca aslı ne kadar bin esîr olmak gerek ana göre hâkezâ kıyâs zemû(?) demişler.
EÇS VI 25a
Ba‘dehu yine bu kal‘a-i Udvarhel'den kalkup 3 sâ‘atde,
EÇS VI 25a
Bu mahalde Seykel kâfirleri kapudan ve irşekleri ve dojları ve birovlarıyla beyâz bayraklarıyla amân deyüp krala gelüp pâdişâh hazînesine altı yıldan berü vermedikleri mâl içün kâmil yüz elli kîse mâl verüp Pitiştvar kal‘ası kapudanın Ali Paşa'dan kırk bin guruşa halâs etdiler. Andan 2 sâ‘atde,
EÇS VI 25a
Ba‘zılar Kihalom yazmışlar, ammâ lisân-ı Macar'da Kıhalom (---) (---) demekdir. Bânîsi Yejder bandır kim kal‘a-i atîkdir. Bu dahi Erdel krallarına tâbi‘ Saz Macarı kal‘asıdır. Cümle kapudanları ve birovları ve cümle iş erleriyle a‘yân-ı kefereleri iki yüz kîse mâl-ı pâdişâhîyi krala getirüp teslîm edüp temessük aldılar. Ve bu menzilde krala bir otak ihsân olunup kral başka konup göçmeğe başladı.
EÇS VI 25a
{Der-beyân-ı müşâvere-i papas-ı hayr-hâh bâ Serdâr Ali Paşa'yı}
EÇS VI 25a
Ve bu kal‘adan bir papas nihânîce Serdâr Ali Paşa'ya gelüp eydir:
EÇS VI 25a
"Sultânım gâfil mebâş, işte beş konak yerde kal‘a-i Kalu altında Kemen Yanoş Kral elli bin asker ile âmâdedir. Hâlâ dahi Nemse ve Çeh ve Leh'den ve İsfaç ve Korol'dan asker yazup sizi bir mahalde basmak sadedindedir. Sizde ise asker târumâr olup âdem sayd etmek içün dağlarda yatup kalkarlar. Ve içinizde Seydî Ahmed Paşa dahi yok; işitdim hünkârınız fermânıyla öldürmüşsüz. Küffâr yüze çıkdı. Bu kadar zamân Kemen Yanoş baş göstermediğinin aslı âkıbetin sanup ‘Osmânlı bana muhtâc olup yine anlar çârsâr ricâsıyla beni kral ederler’ ümniyyesinde olup hâmûş-bâş serserî gezerdi. Şimdi kral nasb etdiğiniz işidüp kudurup ale'l-gafle elbette bir şeb-hûn eder" deyü papas-ı hannâs müşâvere-i tâm edüp gidem derken Ali Paşa papası muhzır ağaya göz hapsine verdi ve serdâr kralı katına kığırdı.
EÇS VI 25a
Ve Kemen Yanoş ahvâlinden niçe gûne su’âller ederken Varat Paşası Sinân Paşa tarafından bâzergân-sıfat iki nefer çaşıtlar gelüp papasın nakli üzre mektûblar getirüp tâ Kemen Yanoş ordusuna vardıklarının sıhhat haberin getirdiklerinde serdâr papasa ihsânlar edüp kralın yanına gönderdi.
EÇS VI 25a
Bu kerre kral dahi bu haber-i mûhişden haberdâr olup hemân ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara haberler gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı küffâr cihânı dutup ordu-yı İslâm küffâr-ı hâksâr ile doldu.
EÇS VI 25a–25b
Melek Ahmed Paşa efendimiz serdâr-ı ekreme eydir: "Ma‘kûl budur, ki bu küffâr ordudan hayli mesâfe-i ba‘îde yerde Kemen Yanoş'un geleceği taraflarda meks edüp bir ayak atlarında konup göçsün, ammâ içlerinde bizim askerden Çatalbaş Paşa ve Doğancıbaşı 25b İbrâhîm Paşa ve Karaman eyâleti gâzîleri ale'l-umûm bile konsun ve kraldan ileri Tatar askeri konup göçsün" dedikde Melek Paşa'nın bu müşâveresine taraf taraf ma‘kûl denildikde,
EÇS VI 25b
Küçük Mehemmed Paşa eydir: "Yâ sultânım beni de bir kulluğa kabûl etseniz bizde çiğner tükürür bâr eden kalmaz" dedikde hemân,
EÇS VI 25b
Melek Ahmed Paşa "Allâh Allâh, işte söz budur ve iş bundadır" deyüp Melek yerinden bir pertâb edüp serdârın sırtından semmûr kürkünü çıkarup Küçük Mehemmed Paşa'nın eğnine geydirüp,
EÇS VI 25b
"Yürü Allâh işin onara. Serdâr karındaşım seni kraldan ileri bu işe çarkacı etdi" dedikde Serdâr Melek'in bu işlerine hayrân kalup dem yerin deyü hâmûş-bâş olup Küçük Mehemmed Paşa dest bûs edüp ol ân Kral ve Çatalbaş ve İbrâhîm Paşa ordudan bir fersahdan ba‘îd bir sahrâ-yı vâsi‘de karâr etdiler, ammâ asker-i İslâm Kıhalom kal‘asın siperlenüp mâl tahsîl eder şeklinde meşgûller.
EÇS VI 25b
Hikmet-i Sannâ‘-ı Lem-yezel'in ir[â]det-i hikmet-i ezeliyyesi bu imiş. Ol gece âlem ağyârdan bî-haber iken Küçük Mehemmed Paşa ordu-yı kraldan cümle askeriyle gâ’ib olup cümle haymegâh [ve] bâr [u] büngâhları yerinde kalup sâhiblerinden bir nâm [u] nişânları yok idiği haberi serdâra gelüp serdâr âlem-i hayretde kaldı.
EÇS VI 25b
Meğer Küçük Mehemmed Paşa ol gece ale'l-fevr on altı bin salt cürd atlı müsellah ve mükemmel serhad gâzîleriyle Küçük Mehemmed Paşa Kemen Yanoş-ı la‘în-i bî-dînin şevket-i iktidâr urûkunu şemşîr-i zafer-luhûk ile kat‘ etmeğe kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek bir gün bir gece Kemen Yanoş taburuna ılgar ile yetişüp vakt-i Şâfi‘îde altmış bin küffâr serhoş ve nâ-hoş ve ser-pûş ve âhen-pûş içre hınzîr gibi hor hor horlayup yatırlarken hemân bir kerre cümle guzât derûn-ı dilden ve cân u gönülden Allâh Allâh'a rehâ buldurup bir tarafdan dahi gülbâng-ı Muhammedî ile asker-i İslâm at bırağup küffâr ile bir uğraş [u] savaş-ı perhâş ile gûnâ-gûn serbâzlıklar edüp hâh nâ-hâh gâziyân-ı ser-firâzlar küffârı davrandırmayup eyle sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim tarfetü'l-ayn içre salât-ı fecr-i Hanefîye varınca cemî‘i kâfiri çakıl taşı gibi yere döküp Kemen Yanoş-ı melâ‘în ilm-i nücûmdan gâyet haberdâr olduğundan bu kâfir sürüsü içre bulunmayup üç yüz mikdârı kefereler ile bir köşede atlanırken ana da asker-i kerrâr yetişüp anı da meydân-ı ma‘rekede kelle perrân paça edüp câ-be-câ yerlerde mahmûr evkâr yatan kâfirleri kıra kıra orduları ve kara çadırların ve cümle hınto arabaları ve cemî‘i atların kabza-i tasarrufa alup kırk bir bin küffârın kellesiyle ve yedi bin aded katana kâfirleri ve torompete ve nâkûs ve haçlı peykerleri ve kırk pâre topları ve bin altmış hınto arabaları ve sâ’ir bârhâne ve âvânîleriyle yedinci günde ordu-yı İslâm'a bir alay-ı azîm ile bu kadar bin kelle-i küffâr ârâyiş-i nîze olup gûyâ bir orman gibi sırıklar üzre kelleler gelüp serdâr-ı mu‘azzamın serâperdesi önünde cümle kelleleri galtân edüp Serdâr Ali Paşa safâsından Küçük Mehemmed Paşa'ya iki kürk geydirüp beline bir murassa‘ tîğ ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir çâ[r]kâb-i tîrkeş ve başına bir şâhin kanadı sokup,
EÇS VI 25b
"Bire benim Küçük Mehemmed arslanım, pâdişâhın ekmeği sana helâl olsun" deyüp (---) eyâletin ihsân edüp telhîs ile Kemen Yanoş katli müjdesi ve [k]ral nasb olunduğu haberlerin der-i devlete gönderdi. Ve,
EÇS VI 25b
"Her kim beni severse Mehemmed Paşa'ma hedâyâlar versin" dedikde Melek Paşa ve Çavuşzâde ve Cerrâh Paşa ve İsmâ‘îl Paşa ve Hüseyin Paşa ve Yentür Hasan Paşa cümle birer semmûr kürk ve gayri gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler ve emti‘a-i nâdireler ihsân etdiler.
EÇS VI 25b
Ol ân kral dahi rakîbi Kemen Yanoş'un mürd olduğu safâsından Küçük Mehemmed Paşa'ya on beş kîse ve bir semmûr ve yüz araba zahîre ve on araba kumaş-ı vefîreler verüp Küçük Mehemmed Paşa bir zibîdî mîr-i mîrân iken bahâdırlığı sebebiyle bir ânda İskender kadar dârât sâhibi oldu, zîrâ Kemen Yanoş Kralın hazînesi ve bârhânesi ve cebehânesi ve sâ’ir bârhânesi ve mühimmât [u] âvânîlerine mâlik olup bir kimesne su’âl etmeyüp müdâhale olunmadı, hemân "İki bin kîse nakid talar guruş ve yüz kîse altun-ı Ungurus var idi" deyü giriftâr olan esîrler nakl etdiler.
EÇS VI 25b–26a
Ve Mehemmed Paşa gâzîleri hod evlâ bi't-tarîk bir harbendesi bir kapudanın cümle bârhânesine yüz kîse nakid guruş ile mâlik olup harbende ağanın huzûrunda şeb [ü] rûz kırk aded pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâblar 26a el kavuşırlardı. İşte şecâ‘at ve bahâdır olan böyle gazâ mâlıyla bay olurlar. Gâyet lezîz helâl-i zülâl mâl [u] menâldir.
EÇS VI 26a
Bu sefer-i meserret gûyâ yeni kral içün oldu, zîrâ rakîbi Kemen Yanoş mürd oldu ve kral bundan sonra müstakil kral olup bir haftada iki bin kîse, ki üç sene bâkî kalan harâcı tahsîl edüp hazîneye teslîm edüp bâkî kalan bin kîse mâl-ı pâdişâhîyi vermeğe zâmin oldu. Hakkâ ki bu re’y [ü] tedbîr cümle Serdâr-ı Ekrem Ali Paşa'nın âkıbet-endîş dûrbîn-fikrin re’y-i ahseniyle ve Melek Ahmed Paşa'nın du‘â-yı hayr berekâtıyla olmuşdur.
EÇS VI 26a
Ammâ Ali paşa-yı vezîr-i dilîr gâyet dil-nüvâz ve müdebbir ve mubsır ve halûk u halîm ve selîm ü havsala sâhibi sâhib-i tedbîr bir vezîr-i mesîr idi ve bizzât Hazret-i Ebâbekiri's-Sıddîk'in ırk-ı tâhirinden olup Silivri'de câmi‘leri ve hayrât [u] hasenâtları olan Selîm Hân-ı Evvel vezîri Kara P[î]rî Paşa evlâdı evlâdıdır kim nesl-i Ebâbekir'in sağ elinde salavât parmaklarının bir boğumları yokdur, ırk-ı tâhir-i Ebâbekir olduklarına ol alâmet şâhiddir, zîrâ cemî‘i siyer kitâblarında yazdıkları üzre Hazret-i Ebâbekir'in şehâdet parmağı, ki ana lisân-ı Arab'da sebâbe parmak derler, anın tırnağı boğumu yok idi, radıyallâhu anh.
EÇS VI 26a
Ve Serdâr Ali Paşa hâk-i Rûm'da İslâmbol kurbunda iki merhale kurbunda Kırkkenîse nâm bir bâğ-ı Merâm-ı tâm kasabada müştak olup maskat-ı re'sleri oldur.
EÇS VI 26a
Ba‘dehu Kapudan Hasan Paşa hidmetinde neşv [ü] nemâ bulup andan Tabanıyassı vezîre intisâb edüp andan Dervîş Mehemmed Paşa kethudâsı ve defterdâr ve Vâlide-i Mehemmed Hân kethudâsı ve kapudan paşa olup Bahr-i Sefîd boğazında kal‘ateyn binâ edüp andan fâtih-i Varat olup ba‘dehu bu Erdel'e serdâr ve Uyvar'a gidüp ba‘de'l-feth-i Uyvar Budin'de min mahabbetillâhi Ta‘âlâ merhûm oldu rahmetullâhi aleyh, ammâ bir sâhib-i kerem ve erbâb-ı ma‘ârif muhibbi, pâk suhandân ve dâ’imâ şâd [u] handân ve müverrih-i ebü'l-kelâm ve her vech ile ahvâline nizâm u intizâm vermiş bir vezîr-i hümâm müşârün bi'l-yetâm idi. Niçe bin gûne re’y [ü] tedbîri ve müşâvereleriyle diyâr-ı Erdel dâr-ı erzel olup umûmen asâkir-i mansûre izdihâm-ı kesret [ü] vefretinden diyâr-ı düyûr-ı Erdel pâymâl-i rimâl olup şeb-beledi muzlimlerde şu‘le-i yârânla gûyâ rûz-ı rûşen olurdu. Ve her gün eflâke su‘ûd eden duhânın delâleti ile kırak belîdelere gidüp gelinüp mâl-ı ganîmetler alınurdu.
EÇS VI 26a
Bir gün bu meks olunan bu kal‘a-i Kıhalom altında Budin ve Üstürgon ve Ustolni-Belgradı ve Şimatorna ve Kanije kal‘alarımızdan feryâdcılar eyle kanlı mektûblar da tahrîr etmişler kim,
EÇS VI 26a
"Amân sultânım yetiş, el vilâyet elden gitdi" deyü feryâdnâmeler yazmışlar.
EÇS VI 26a
Meğer Nemse çâsârı nâm bed-tebâr nâçâr nâmerdlik edüp sulh bozup ahid-şikenlik edüp gûyâ fursatı ganîmet bilüp ve vilâyet-i Budin'i hâlî bulup Osmânlı diyâr-ı Erdel'i gâret ve hasâret ederken,
EÇS VI 26a
"Budin serhadleri boşdur, andan muhâfız olan asker bize mukâvemete kâdir değildir" deyü anların serhadlerine müşâ olan kal‘alarımız üzre Nemse ve Donkarkız ve Danimarka ve Çeh ve Leh ve İsfaç ve Korol ve İslovin ve Hırvat keferelerinden kâmil elli bin cünûd-ı cünüb asker-i küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr cem‘ edüp Budin kurbu serhadlerinden kal‘a-i Hamza Beğ, Erçin, Penteli, Cânkurtaran, Cânbeğ, Val, Kızılhisâr, Polta, Çavka, Began, Nadaj nâm palanka ve kılâ‘-ı metînelere ve sâ’ir kurâ vü kasabât-ı İslâmiyyenin tedmîrlerine ve Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu ve Kettanoğlu nâm hersek kâfirlerin başbuğ edüp mezkûr kal‘aları meymene ve meysere alâ mehil bî-bâk ü bî-pervâ döğe döğe kal‘alara istîlâ edüp bu kadar mâl-ı hazâ’in ve defâin ve üsârâ-yı ümmet-i Muhammed'i alup koyun sürüsü gibi bu kadar mahlûk-ı Hudâ'yı sürü sürü sürüp kal‘a-i Belgrad ve kal‘a-i Çakatornalarına gönderüp cümle kılâ‘-ı mezbûrelerimizin cümle cebehâne ve topların alup hamu kal‘aları âteş-i Nemrûd ile ihrâk bi'n-nâr edüp karâr-dâde olamayup karârlari firâra mübeddel olup diyâr-i menhûslarına gitdikleri haberi Serdâr Ali Paşa-yi gayyûra bu haber-i mûhiş gelince hemân ol ânda kendüde tâb [u] tüvân kalmayup gayretinden gûyâ bî-cân olup "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp ol demde dem çekmeyüp dâmen der-miyân edüp dîvân-i pâdişâhîye Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa'yi katina kiğirdup,
EÇS VI 26a
"Tîz durma benim karindaşim Budin eyâletinle bu ânda kalkup üç konak bir edüp Budin serhadlerine yetiş".