İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VI 26a–26b
Bir tuğrâ-yi garrâli emr-i serdâ[r]i İsmâ‘îl Paşa destine verüp bir hil‘at-i fâhire geydirüp hemân ol ânda İsmâ‘îl Paşa Erdel'in kal‘a-i Kihalom altinda hayme vü hargâh [u] bâr [u] büngâhlarin bozup nefîr-i rihletlerin çalup cümle asâkir-i Budin ile Budim'e gitdiler, ammâ bu mahalde serdâr-i müdebbir 26b bir dîvân-i azîm edüp müşâvere eyleyüp Nemse çâsârindan intikâm almak içün cümle Tatar-i sabâ-re[ftâr-i] adû-şikâr askerin ve cümle Eğre ve Varat ve Timişvar ve Sirem ve Semendire eyâletleri askerlerin ve gönüllüde(?) olan gâzîlerin vilâyet-i Nemse'yi urmağa ve alan u tâlân edüp dâr-i diyârlarin yakmağa fermân edüp yine Küçük Mehemmed Paşa'yi serdâr nasb edüp kirk bin aded güzîde Âl-i Osmân askeri ve elli bin Tatar-i adû-şikâr asker kal‘a-i Kihalom altindan kalkup nehr-i Tise'yi karşu geçüp diyâr-i Nemse gazâsina gitdiler. Hudâ âsân ede.
EÇS VI 26b
Serdâr-i zafer-şi‘âr kal‘a-i Kihalom altinda Rûmeli ve Anadolu vel-hâsil-i kelâm seksen yedi bin askerle kalup kral ile yek-dil [ü] yek-cihet olup hazîne-i pâdişâhî cem‘ine mukayyed olup tahsîl olan mâl-i pâdişâhî ve hazâ’in-i serdâr-i mu‘azzami ve gayri mâl-i vüzerâlari cümle kal‘a-i Kihalom içine koyup Hisim Mehemmed Paşa'yi ve Çatalbaş Paşa'yi ve Yentür Hasan Paşalari cümle askerleriyle kal‘a içine koyup muhâfazaci ta‘yîn etdi, ammâ nezâketle kal‘a kabza-i teshîre alinup cümle asker kal‘a altinda tinâb tinâba meks edüp kal‘aya seyr[e] gitdiler. Zîrâ bu kal‘a-i Kihalom gâyet sa‘b ve metîn hisâr-i üstüvârdir kim diyâr-i Erdel'in kilididir. Bir zemîn(?) vâdîde vâki‘ olmuşdur kim Saz Macari hâkiyle Seykel vilâyeti ve Erdel hâki arasinda üç vilâyet hudûdunda inşâ olunmuş gâyet latîf ve sîn kal‘a-i rengîn ve sengîn Şeddâdî binâ-yi metîn bir sûr-i (...). Zemîni eyledir kim iki dere ağzinda bir mürtefi‘ toprakli bir âlî bayir üzre vâki‘ olmuş tula binâ şekl-i müdevver bir kal‘a-i ra‘nâdir kim gûyâ kuğu gibi beyâz münevver bir kapulu ve yedi kenîseli ve mükemmel cebehâneli havâlesiz iki kat kal‘a-i şîrîndir.
EÇS VI 26b
Sitâyiş-i varoş-i kulle-i Kihalom
EÇS VI 26b
Kal‘anin cânib-i garbîsinde bir sahrâ-yi çemenzâra yayilmiş bâğ u bâğçeli ve yigirmi aded kârgîr kenîseleri var kim her biri birer kal‘a-misâldir. Her birinde yüz iki yüz riyâzet-keş keşîş ve bitrîk ve papaslari ve kissîs ve ruhbânlari var. Ve yedi aded hânlari ve üç aded hammâmlari ve medrese-misâl on aded bitrîkhâneleri ve iki bin aded dükkânlari var. Bunda dahi âyîn-i gayri(?) Nasârâlar gibi dükkânlarda avretler esbâb fürûht edüp kâr ederler.
EÇS VI 26b
Bu varoş-i müzeyyenenin etrâfinda bir kat şeddâdî dîvârli ve üç kapulu ve sekiz tabyali ve handaki leb-ber-leb sulu ve handak etrâfi şarampavli gâyet sa‘b ve metîn varoş-i hisn-i hasîn bir rabât-i kemîndir.
EÇS VI 26b
Ve bu şehrin cemî‘i dağlari serâpâ bâğlardir kim şarâbi gâyet çok olur. Hattâ cümle askere şarâb ve raki ve boza ve pivo ve med nâm müskirât mehmelât-i çepelât-i herzevât şekilli şeyler ve beyâz nân-pâreler ile askerin hezele makûlelerine kefereler ziyâfet etdiler kim diyâr-i Erdel'de bir kal‘ada böyle ziyâfet-i murdâr olmamışdır. Hattâ asker-i İslâm'ın âkıbet-endîş ehl-i ırz olanları havf üzre olup,
EÇS VI 26b
"Belki küffârın askere böyle şarâb içirmeden murâd [u] merâmları âyâ hîle mi ki" deyü tefekkür etdiler, ammâ mülâhazalarında sehv [ü] hatâ etdiler, zîrâ bu kal‘a kefereleri aslâ ümmet-i Muhammed görmemişler ve bunları Tatar ve asker gâret etmemişler ve bunlardan bir esîr almamışlar, zîrâ gâyet sapa yerde vâkı‘ olmuş şehirdir.
EÇS VI 26b
Temâşâ-yı acîbe: Hattâ bu şehrin kefereleri eyle oğuz ve bülühlerdir kim niçe sıbyân ve şebâbları asker-i İslâm'ın develerin görüp havflerinden ditreyüp mürd oldular. Ve bunların bâğ u bâğçelerine asker bir zarar isâbet etmediler. Anıniçün askere kefereler mahabbet edüp şarâb ile ziyâfet etdiler. Ve halkı dahi gâyet ankâlardır. Ve ganîmet şehr-i mu‘azzamdır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
EÇS VI 26b
Hattâ bu şehrin sahrâ-yı mezâri‘lerinde âlî bayırlar üzre Ayasofya kubbesi gibi ve Mısır'da Ehrâm dağları gibi kırk elli yerde yüz yıllık buğday demedi yığınları var. Cümle buğdayın başakları yığın içinde ve kökleri taşrada olup yaz ve kışda aslâ çürümez, yüz yıldan kalmış öşr-i kral buğdaydan dağlar var. Tâ bu mertebe ganîmet şehr-i İrem olduğundan Serdâr bu şehr-i emînde emniyyet üzre karâr-dâde olup her tarafa asker-i yararlar da gönderdi, zîrâ hâciz-i hasım ve mâni‘-i kavî Kemen Yanoş-ı la‘în gâ’ilesi de ber-taraf olup diyâr-ı Erdel emn ü râhat oldu.
EÇS VI 26b
Ez-în-cânib mukadd[emâ] bu hakîr Seykel gazâsında sekiz yüz yiğit ile tâ Leh diyârına seğirdüp şehr-i Lapoviçse'den aldığımız mâl-ı ganâ’imleri bâzâr-ı Kıhalom'a çıkarup mukaddemâ Leh sarâyının kapusu eşiğinde medfûn olup çıkardığımız yedi aded kîse guruşları yedi kişi birer kîse alup bahş-ı kalenderî etdik.
EÇS VI 26b–27a
Ba‘demâ bâkî esîrleri ve atları ve cümle zî-kıymet sîm âvân eşyâları bâzâr-ı Kıhalom'da fürûht etmeğe mübâşeret edüp ibtidâ musanna‘ ve münakkaş 27a hınto câmlı arabamız altı aded eşheb atlarıyla bin aded döğme talar riyâle krala fürûht edüp gayri eşyâları kırat be-kırat her şeyi bahâsıyla ve dahi ziyâde kıymetiyle fürûht etdik.
EÇS VI 27a
Hâsıl-ı kelâm mukaddemâ yedi kişi sarâydan çıkardığımız mâlı ve gayri mâlları dörd Budinli dahi Tatar yiğitler araba çekerlerdi, anlar ile on bir kişi pây berâber olmağa kavl etmişdik. Ol sarâyda alınan mâlımız cümle on bir kîse olup on bir kişi birer kîse gazâ mâlı kardaş gibi pây edüp Fâtiha tilâvet etdik. Ve sâ’ir üsârâ ve devâbbât ve kâlâ ve vâlâları sekiz yüz yiğitler fürûht edüp anların mâl-ı ganâ’imleri cümle kırk bir kîse mâl edüp sekiz yüz yiğit defterimle kardaş gibi pây edüp her yiğide (---) (---) guruş hisse düşüp hakîr de kitâbetim içün ve istikâmet ile bu gâzîler taksîm-i guremâ etdiğimçün yüz guruş ve bir nûr-ı mahz esîr ve bir at ve bir gümüş küçük şem‘dân verdiler.
EÇS VI 27a
Ordu-yı İslâm'da olan gâzîler bu kadar metâ‘ı mahallinde ba‘de'l-emn fürûht edüp bu kadar mâl hissedâr olduğumuza gıbta vü reşk edüp "Hayfâ bizim mukaddemâ yok bahâsına satdığımız metâ‘lara" deyü te’essüf çekdiler.
EÇS VI 27a
Hamd-i Hudâ bu mahalde Evliyâ fakîr eline bu gazâ mâlından cümle iki esîrim ve sekiz atım ve bin yedi yüz guruş mâl-ı ganîmetim var idi. Sâ’îr çete ve potura mâlları başka idi. Eş-şükrülillâh. Niçe bin âdem mâl-ı ganâ’im alayım derken kendü esîr-i bend-i zincîr olup başıyla ganîmet oldu.
EÇS VI 27a
Bu kal‘a-i Kıhalom altında cümle on gün asker-i İslâm tekâ‘üd edüp bin altmış kîse mâl-ı pâdişâhîden sonra serdâr-ı mu‘azzam kalkup cânib-i cenûba 6 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 27a
Menzil-i kenâr-ı nehr-i Velat: Bu mahalde cümle kurâlar emn [ü] amânda olup cümle kefereleri kendlerin amâr etmede idiler. Ve bu mahalde bir varoş-ı azîm yanmayup ma‘mûr [u] âbâdân dururdu, ammâ ismi hâtırımda olmamağile tahrîre cür’et olunmadı. Ve bu nehr-i Velat tâ Seykel dağlarından gelüp kal‘a-i Foğraş altında nehr-i şamos-ı Kebîr'e mahlût olur. Andan yine cânib-i cenûba mahsûllü sahrâlar içre 4 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 27a
Evsâf-ı kal‘a-i Façavar
EÇS VI 27a
Lisân-ı Macar'da (---) (---) demekdir. Bânîsi Faça nâm bir krale avret binâsı olmağile ol isim ile müsemmâ bir kal‘a-i bâlâdır. Hâlâ Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ Saz Macarı kal‘alarındandır ve Saz Macarlarının irşek, ya‘nî baş papaslarının mülküdür, ammâ hakîr bu kal‘aya girüp seyr [ü] temâşâ edemedim. "Ve bu mahaller artık emn [ü] amândır" deyü yine çarkacı ta‘yîn olunup Doğancı İbrâhîm Paşa konakçı fermân olunup cümle mîr-i mîrânların tuğları ileri kıble cânibine Foğraş kal‘ası altına meks etmeğe revâne oldular. Beş sâ‘atden sonra Foğraş cânibinde elli pâre balyemez toplar atıldı. Derhâl orduda bir velvele vü gulgule peydâ olup fi'l-hâl Foğraş kal‘ası cânibine âdemler varup geldi. Meğer Foğraş kapudanı isyân edüp tuğu sahrâya kondurmayup toplamış. Fi'l-hâl hemân Serdâr-ı mu‘azzam kalkup 5 sâ‘atde,
EÇS VI 27a
Evsâf-ı kal‘a-i metîn-i üstüvâr Foğraşvar
EÇS VI 27a
Erdel Macarı lisânınca Foğraş (---) (---) demekdir. Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Saz Macarı hâkindedir. İçinde Kemen Yanoş hazînesi ve askerîsi olmak ile kapudanı itâ‘at [etmeyüp] ol gün asâkir-i İslâma bin pâre top atdı.
EÇS VI 27a–27b
Âhir efendimiz Melek Ahmed Paşa tarafından ordumuz kalkup top güllesi gelmez yerde serdâr ordusuna nakl edüp anda meks etdik. Ertesi gün cümle asker me’mûr olup kal‘a varoşun ıhrâk etmeğe bin aded güzîde bahâdır serdengeçdi yazup cümlesi uryân kılıçları ağızlarına alup varoş dibinde nehr-i şamos'u ubûr [u] hubûr edüp karşu varoşa bu kadar uryân yiğitler uryân sâtûrlarıyla varoşda bî-bâk ü bî-pervâ duran küffâr-ı hâksâra bir seyf-i uryân ururken küffâr bu çıplak uryân ve biryân ve şallak ve mallak ve cellâk âdemleri görünce "Bire meded Türk deli olmuş" deyüp dem-beste hayretde iken bu keferelere deli çatlak gâzîler bir sâtûr-ı uryân urdular kim niçe kâfirler kendülerin nehre urup kimi beri tarafa çıkup esîr olup kimisi gark-ı âb olup dendân-ı tîğdan rehâ bulanlarının karârları firâra mübeddel olup ol varoş-ı azîmi azharun mine'ş-şems âteşe urup tâ kal‘a altında şarampav içinden esîr [ve] mâl-ı ganâ’imler alınup topdan alarka guzât-ı uryân su kenârına gelüp gûnâ-gûn ahşâbâtlar ve fıçılar ile aldıkları esîrleri ve eşyâ-yı kelepürleri beri ordu tarafına selâmete geçirüp ol varoş-ı müzeyyen âteş-i gâziyân ile çerâğân oldu. Ve ba‘zı fetâlarımız yine karşu 27b geçüp yine şikârlar alup nehirden şinâverlikler ederek sâlimîn ü gânimîn İslâm tarafına güzer etdiler.
EÇS VI 27b
Ba‘dehu kal‘a varoşu külliyet üzre yanup kal‘a-i Foğraş meydân-ı mahabbetde kalup ol gün binden mütecâviz esîr alındı. Bu zîr-i kal‘ada on gün on gece tekâ‘üd fermân olunup Tatar askeriyle Küçük Mehemmed Paşa'nın Nemse vilâyetinden gelmesine muntazır oldular. Yine her bâr asâkir-i kerrâr tekrâr-be-tekrâr tek ü yek(?) durmayup Foğraş handakı dibindeki şaranpav içre olan keferelerden esîr almağa kasd etdiklerince kal‘adan geceli ve gündüzlü bin pâre balyemezler atardı.
EÇS VI 27b
Bu arada niçe yüz nâ-murâd yiğitler şehd-i şehâdet câmın nûş ederdi, ber-murâd olup rûh teslîm ederdi, bâkî guzât mâl-ı ganâ’imler alup şâdumân olurlardı. Yine böyle iken bu kal‘a-i Foğraş aslâ itâ‘at etmezdi, zîrâ nehr-i şamos-ı Kebîr kenârında bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kâr-ı kefere-i fecere bir sarp kal‘adır. Gerçi küçükdür, ammâ içinde on bin kadar taşra nevâhîlerinden kalkup gelmiş kefereler ile leb-ber-leb bir sûr-ı sa‘bdır ve ol kadar cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtının vefretin ve ol kadar cengâver keferelerinin kesretin giriftâr esîrler nakl etdiler.
EÇS VI 27b
Ba‘dehu kal‘ayı muhâsara etmeden ferâğat etdiler.
EÇS VI 27b
Der-beyân-ı sebeb-i ferâğat-ı kal‘a-i Foğraş
EÇS VI 27b
Aslı oldur kim gerçi Ali serdâr-ı mu‘azzam idi, ammâ kendüye cebehâne ve bârhâne ve mühimmât [u] levâzımât verilmeyüp kal‘ayı döğmeğe me’mûr değil idi, ammâ mübâşeret olunsa bi-emri Hayy-ı Kadîr yine fethi emr-i sehel idi, lâkin rûz-ı Kâsım karîb olup şiddet-i şitâ bir mertebede şitâb etdi kim bârân [u] berfin kesretinden ve çamur ve bataklığın vefretinden dest [ü] pâların zerre mikdârı harekete imkân olmadığından ve asker haymesinden taşra çıkmadıklarından kal‘ayı muhâsaradan ferâğat edüp fetihden me’yûs oldular.
EÇS VI 27b
Tamâm beşinci gün (gün) oldu Küçük Mehemmed Paşa alayları zâhir olup tâ vakt-i kuşlukdan tâ vakt-i asr olunca Mehemmed Paşa askeri ve Tatar askerinin aldıkları esîr ve mâl-ı ganâ’imlerinin arabaları arası kesilmedi.
EÇS VI 27b
Hemân yüz yetmiş aded belli başlı kapudan esîr-i bend-i zincîr olup kal‘a-i Foğraş küffârlarına rağmen küffârın cemî‘i torompete ve luturyanî boruları ve tabılları ve erganon nâkûsların "Tabur tabur" deyü çalarak ve haçlı peykerlerin açarak bu kadar mâl-ı hazîne ile ordu-yı İslâma asker-i zafer-me’ser dâhil oldular kim belki bizim sekiz aydan berü tahsîl etdiğimiz mâldan ve eşyâlardan üç kat ziyâde üsârâ ve mâl-ı bî-nihâye getirüp bir esîr bir akçeye olup cümle mahbûb u mahbûbeleri Nemse cüvânları idi.
EÇS VI 27b
Elem şâh nâm Tatar'ın nakli üzre "Bizim koşlarda kâmil altmış bir bin altmış aded esîr vardır. Ve Tise kenârın geçerken Osmânlı olan Küçük Mehemmed Paşa ordusunda otuz üç bin esîr işitdim" deyü Elem şâh Mirze nakl etdi.
EÇS VI 27b
Hamd-i Hudâ yine guzât-ı müslimîn bu kadar mâ[l u] menâl ile gelüp Nemse kâfiri mukaddemâ Budin kurbunda gâret u hasâret eden yeni kal‘aların intikâmları alındı ve yine asâkir-i nusret-me’serin yüzleri güldü.
EÇS VI 27b
Bu hâl-i pür-melâli Foğraş kal‘ası kapudanı görüp aklı yok iken olancasında başından gidüp ol ân hemân kal‘a üzre yedi yerde beyâz amân bayrakları diküp "Amân ve'l-amân e[y] asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘a kapudanı ve birovları ve irşekleri kayıklara binüp beri tarafda krala gelüp itâ‘at etdiler ve mâl-ı pâdişâhîyçün yüz yetmiş kîse verüp amân ile gitdiler. Ve kal‘alarına İskenderiyye beği Yûsuf Beğ muhâfazacı ta‘yîn olundu, ammâ nehrin karşu cânibinde olmak ile askerden karşuya çok kimesne geçüp bey‘ [ü] şir[â] etmediler. Bu mahalde,
EÇS VI 27b
Praşo kal‘asına gitdiğimiz menâzilleri beyân eder
EÇS VI 27b
Evvelâ müşâvere olup efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın Rûmeli eyâletinde sağkol Mustafâ Beğ ve solkol Çelebi Beğ hazîne-i pâdişâhî tahsîline dörd bin asker ile kal‘a-i Praşo'a ta‘yîn olundukda Melek Ahmed Paşa izniyle Foğraş kal‘ası altından kalkup cânib-i kıbleye 7 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 27b
Menzil-i kenâr-ı nehr-i Praşo: Boğdan ile Erdel dağları mâbeynlerinden tulû‘ edüp Foğraş'a karîb nehr-i şamos-ı Kebîr'e mahlût olur. Bu mahalde bir sevâd-ı şehr-i azîm var imiş. Sene (---) târîhinde Silisre vâlisi Kadri Paşa ve Mehemmed Giray Hân-ı Kırım bu şehire karım olup âteş-i elîm ile bu şehri berbâd etmişler ve mâl-ı ganâ’imlerin alup Yanova gazâsına gitmişler. Andan (---) sâ‘at kıbleye gidüp,
EÇS VI 27b
Evsâf-ı şehr-i azîm ve bender-i kadîm kal‘a-i Praşo
EÇS VI 27b–28a
Lisân-ı Saz Macarınca (---) (---) demekdir. "Bânîsi Adom nâm kral-ı Saz binâsıdır" deyü esîrlerim nakl etdi. Erdel krallarının hükmündedir, ammâ Saz Macarı irşeklerinin tahtgâhlarıdır kim cemî‘i 28a zamânda bu kavm-i Saz Macarı'ndan Âl-i Osmân'a isyânları zâhir olmamışdır. Bir alay âkıl ve müdebbir ve munsıf ve ehl-i ırz ve âkıbet-endîş ankâ bâzergân keferelerdir. Bu kal‘a-i Praşo kapudanları ve şagları ve birovları ve jodojları ve birovları cümle pür-silâh atlar üzre ellerinde gümüş asâlarıyla alay edüp bizim askere istikbâle çıkup bizi şehir varoşuna kondurup meks etdik. Gayri asâkirimize şehrin cânib-i garbîsinde yer gösterüp hayme vü hargâhlarıyla anlar dahi konup dörd bin askerimiz der-ân defter edüp âdem başına nîm vukiyye et ve birer vukiyye sipov beyâz ekmek ve buna göre sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât envâ‘larından bal ve yağ ve pirinç ve şeker ve kahve ve büber ve darçın ve karanfile varınca her gün bir bir ve araba araba ta‘yînâtları getirüp teslîm edüp,
EÇS VI 28a
"On gün müsâfirimizsiz. İnşâallâh hazîne-i pâdişâhî tahsîl edüp on birinci günde sizi yollarız" deyü şâfî haber verüp hemân ol ân amân u zamân vermeyüp cem‘-i mâla başladılar. Bu hakîr dahi kal‘anın eşkâli ve zemîni ve tarz [u] tarhın ve enderûn [u] bîrûnun seyr [ü] temâşâya başladık.
EÇS VI 28a
Der-beyân-ı eşkâl-i kal‘a-i Praşo
EÇS VI 28a
Bir dereli ve depeli ve havâle yere vâkı‘ olmuş bir kal‘a-i azîmdir, lâkin havâlesi yıldız rûzgârı cânibinde muhâlif yere vâkı‘ olmağile ihtiyâten ol mahalle iki aded kal‘a-misâl metîn tabya-i hasînler inşâ edüp kal‘ayı havâleden halâs olmuş zann ederler, ammâ henüz kal‘aya ciğerdelen yapmışlar, zîrâ bir düşman gelse bu kullelere der-ceng-i evvel sarılup ba‘de'l-feth kal‘ada kaz ve tavuk girmez olur. Ve havâleleri dahi çok kayalı püşteler vardır. Gûyâ hemân Venedik'in Hersek vilâyetinde kal‘a-i Nova'mız kurbunda Kotur kal‘ası gibi bu Praşo da eyle havâleli kal‘a-i sefîldir, ammâ şin kal‘ası kadar vâsi‘ değildir, ammâ şeddâdî binâ rıhtım-ı husûn-ı metînedir ve mu‘azzam tabyaları var.
EÇS VI 28a
Her birinde kırkar ellişer aded balyemez topları ve cebehâneleri (---) aded kapuları var. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) ve handakı (---) (---) ve cümle iki bin aded kal‘a soltat askeri var. Aslâ ve kat‘â bunda Nemse yokdur ve komazlar da.