EÇS VI 50a
Ve ol kara tarafından Ebü'l-feth toprak sürüp feth etmişdir. Hâlâ sürülen toprakları yığılıdır. Ve top-ı kal‘a-kûp ile câ-be-câ rahnedâr olan yerleri âşikâredir.
EÇS VI 50a
Ve mezkûr kara tarafında iki kat dîvârları ve iki kat kapuları ve azîm handakı var, mâ‘adâ yerleri deryâ ve yalın kat dîvâr ve deryâ ve göl ihâta etmişdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi on bin altı yüz adımdır. Ve Karadeniz kenârında bir latîf liman-ı azîmi var ve buheyresine dahi hurde gemiler girüp lenger-endâz olup yatırlar. Ve bu gölden taşrası Karadeniz'in Yedikumlar ve Karataşlar dedikleri mahûf u muhâtara olan beyâz kumlu ve kara taşlı kumsal-ı bî-amân yerlerdir kim gûyâ Karadeniz kenârında Akkirmân kal‘ası önündeki Kamerü'l-kum gibi bir bî-câr yerdir. Cümle Karad[eniz] keştîleri bu Terkoz kal‘asının burnundaki Yedikumlarda vakt-i şitâda helâk olurlar. Allâhümme âfinâ.
EÇS VI 50a
Sitâyiş-i buheyre-i Terkoz: Dâ’iren-mâdâr cirmi on bir mîl sehel şorca âb-ı berrâkı var. Ol kadar amîk değildir. Buheyre-i mâlih olmasına sebeb vakt-i şitâda Karadeniz'in talattumu bu halîce girüp acı eder. Bu gölde kış günleri gökde uçan ve yerde gezen ve deryâda yüzen hûş u tuyûr bu gölde kışlar. Bâ-husûs kaz ve ördek ve angıt ve karabatak ve sürhâb ve vezneboşaldan ve kuğu ve saka kuşu ve balıkçıl ve martı ve yelve ve yelkovan ve niçe bunun emsâli su kuşları bu halîcin yüzünü zeyn edüp bu buheyre etrâfında olan kurâ vü kasabât ahâlîleri tüfeng-i pür-reng ile ve doğan ve şâhin ve balaban ve zağanos ve çakır ve taştülek bâzlar ile niçe kerre yüz bin kazları sayd ederler.
EÇS VI 50a
Ve bu buheyrede olan mâhî-i gûnâ-gûnların envâ‘ından, yigirmi vukiyye gelir sazan balığı ve levrek balığı ve kalkan balığı ve kefal balığı ve palamit balığı ve pisi balığı ve alakerde balığı ve fıçıda balığı ve kaya balığı ve uskumru balığı ve izmarit balığı ve iskorpit balığı ve bir vukiyye gelir la‘l-gûn tekir balığı ki cemî‘i mâhîlerin şâhı bir mâ’ide-i mâhîdir kim gûyâ nûr-ı ilâhîdir.
EÇS VI 50a
Bu mezkûr mâhîlerden niçe bin gûne hûtlar bu buheyrede sayd olunup ahâlî-i vilâyet kifâflanırlar. Ve ol mertebe balıklar şikâr olur kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilür.
EÇS VI 50a
El-hâsıl kal‘a-i Terkoz böyle bir avgâh ve şikârgâh ve mesîregâh sahrâları pür-giyâh gibi zemîr yokdur, lâkin kal‘asının vîrânı çokdur. Derûn-ı hisârda aslâ evlerden ve imâretden bir nişân yokdur. Berbâd-ı harâb u yebâb emr-i hakdır ve nevâhîlerinde dağları cümle akdır.
EÇS VI 50a
{Karadeniz kenârında temâşâ etdiğimiz kılâ‘ ve kasabâtları beyân eder}
EÇS VI 50a
Bu kal‘adan yukaru Karadeniz kenârınca cümle yârânlar ile teferrüc ederek cânib-i garba gidüp,
EÇS VI 50a
Demirci burnu: Karadeniz kenârında bir sivri burundur. Bunda dahi gemiler paralanup helâk olurlar. Anda bir ma‘mûr kefere-i Rûm köy[ü] vardır. Gark olan gemilerden çıkan ümmet-i Muhammed'i bu kefereler şehîd ederler. Andan yine cânib-i garba gidüp,
EÇS VI 50a
Domuz deresi: Hakkâ ki cehennem deresidir kim kefere [ve] fecere köyüdür. Andan yine Karadeniz kenârıyla semt-i garba gidüp,
EÇS VI 50a–50b
Der-ayân-ı kasaba-i Midye: Eyyûb mevleviyyetinde beş yüz hâneli keferesi çok müselmânları çok yok âhiryân müslimleri var 50b (---) (---) vakfı olup zâbiti bostâncıbaşı tarafından bostâncılardır. Câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve yigirmi aded Rûm dükkânı ve üç aded kenîse-i ruhbânı var, ammâ limanı olmamak ile gemilerin küçüklerin karaya çekerler. Andan yine garba sâhil-i Bahr-i Siyâh ile gidüp,
EÇS VI 50b
Menzil-i karye-i Ayapavla limanı: Kasaba-misâl üç yüz hâneli ve bir mescidli gâyet ma‘mûr köydür. Bunun dahi subaşısı bostâncılardır, ammâ vakıf mı ze‘âmet mi? hâtırdan dûr olmuş. Bu köyün mukâbelesinde tokuz mîl karşu ba‘îd,
EÇS VI 50b
Cezîre-i Eyne: (---) mîl ihâta eder her cânibi yatak limandır. Zamân-ı keferede gâyet ma‘mûr cezîre olup fâhir yatak limanları var imiş. Sene 856 târîhinde Ebü'l-feth gâzîlerinden Eyne Koca nâm bir gâzî-i benâm feth etmek ile ol isimile müsemmâ Eyneada derler. Bir harâb küçük kal‘ası var. İçinde oduncu Rûmları sâkin olur. Karadeniz içre bundan gayri cezîre aslâ yokdur. Gerçi kal‘a-i Özü kurbunda Tentere cezîrecikleri vardır, ammâ Ölü denizi kurbunda olup sapa yerde vâkı‘ olmağile memerr-i keştîbân değildir ve anda düşen gemi Ölü denizine düşerlerse çamura gark olup ölürler. Ve eğer Karadeniz'de cezîre-i Kırım ve cezîre-i Taman ve cezîre-i Balısıra, bunlar cezîre değil midir? denirse belî cezîrelerdir, ammâ kara câniblerine şehr zemîn ittisâlleri vardır, niçe yüz kerre manzûrumuz olmuşlardır, ammâ bu Eyneada bir cânibe muttasıl değil, cezîre halk olmuşdur, ammâ İskender-i Zülkarneyn Karadeniz boğazın kesdikden sonra ayân olmuşdur. Andan yine taraf-ı garba Karadeniz kenârınca sun‘-ı Hudâları temâşâ ederek,
EÇS VI 50b
Der-beyân-ı kal‘a-i harâb Ahtapolı: Lisân-ı Yûnân'da (---) (---) (---) demekdir. Bânîsi Seyyid Battâl'ın salb etdiği Yağfur Tekûr binâsıdır deyü Yanvan-ı Rûm Tevârîhi'nde mufassal yazmış ve Hârûnu'r-Reşîd'e Seyyid Battâl maslûb Yağfur'un kızın hedâyâ götürmüş. Bu dahi dest-i İslâm'a sene 856 târîhinde Ebü'l-feth eline girmişdir, lâkin kal‘ası harâbdır. İçinde kefereler sâkindir. Cümle iki yüz mikdârı kiremit ile mestûr menhûs hâne-i ma‘mûrlardır. Câmi‘i ve gayri imâretleri yokdur, ammâ çârsûsu vardır. Zemîni Karadeniz kenârında (---) hâkinde (---) hükûmetinde,
EÇS VI 50b
Evsâf-ı kal‘a-i Vasiligoz Purgaz: Lisân-ı Rûmca Vasiligoz, ya‘nî büyük ayu demekdir. Burgoz kal‘a demekdir. Kostantin bed-nâmlarından Vasil nâm bir kefere-i benâm binâsı olmağile anın ismiyle ma‘rûf bir kal‘a-i meksûf harâbdır. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân fethidir. Kal‘ası leb-i deryâda bir püşte üzre çâr-kûşe seng binâ bir küçük kal‘a-i yebâbdır. İçinde cümle kefereler sâkindir. Câmi‘ ve hân ve hammâmı ve gayri âbâdânları yokdur, lâkin bâğları ve bâde-i hamrâsı çokdur. Ve (---) (---) dükkânları vardır. Bu dahi (---) (---) hâkinde (---) (---) hükûmetdir.
EÇS VI 50b
Ve bir liman-ı latîfi var, iki kayanın mâbeynine vâkı‘ olmuş a‘lâ demir dutar limandır, ammâ kıble ve inbat ve maşrık rûzgârlarında muhâlif limandır kim gemiler gomana halatlarına ve demirlerine i‘timâd ederse birkaç demir bırağup Allâh'a sığınup yata, inşâallâh selâmet bulur, zîrâ mezkûr rûzgâr-ı zor-kârlara bu limanın ağzı açıkdır. Andan ihtirâz olunur. Andan yine Karadeniz kenârınca,
EÇS VI 50b
Zenarite limanı: Latîf yatak ve mu‘azzam köydür. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VI 50b
Andan At limanı (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VI 50b
Andan Köprüaltı limanı (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VI 50b–51a
Andan Bâğlar limanı (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 51a
EÇS VI 51a
Hakkâ ki Suzebolı bakışlı ve yay kışlı zenânesine aşk olsun. Mukaddemâ sene 1067 târîhinde Özü eyâletine giderken Melek Ahmed Paşa merhûmun buyurdusuyla bu şehre gelüp hidmetlenüp seyr [ü] temâşâ etmişdik. Hamd-i Hudâ şimdi yine Ferrûh Ağazâdeler ile gelüp birkaç gün cilveler eyledik. Ammâ aceb hikmet oldu kim Karadeniz gibi bir bahr-i azîmin etrâfında Rûmeli ve Anadolu câniblerinde o[la]n kal‘aları ve kurâ vü kasabâtları min evvelihi ve âhir tâ Azak denizi nihâyetinde Nehreyn boğazında kal‘a-i (tâ) Horoskirmân'a varınca berren ve bahren Bahr-i Siyâh'ın yemîn ü yesârında cümle kılâ‘ ve şehirler ser tâ-ser seyr [ü] temâşâ etmişdik, lâkin Karadeniz boğazından bu Suzebolı kal‘asına gelince görmemiş idim.
EÇS VI 51a
Hamd-i Hudâ bu sâl-i meymûnda Alaman Kızılelma gazâsına azîmet etdiğimizde temâşâsı müyesser olup Karadeniz'in dâ’iren-mâdâr bu vücûd-ı nâzenîn ile geşt [ü] güzâr edüp ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn görüp ıttılâ‘ hâsıl edüp tahrîre cür’et etdik.
EÇS VI 51a
İşbu Karadeniz'in tûlu mellâhân-ı Rûm ve keştîbân-ı zevi'l-mefhûmların der-miyâ[n]ları hisâbınca Karadeniz Boğa[zı] ki cânib-i cenûbdadır, tâ cânib-i şimâle Azak denizi nihâyetine varınca bu Bahr-i Siyâh'ın tûlu bin d[örd] yüz altmış mîldir kâmil ve orta yerinde arz-ı Anadolu tarafında kal‘a-i Sinop, ya‘nî Sınap burnundan karşu Rûmeli'nde Keliğra Sultân kayaları burnuna mâbeyni iki yüz altmış mîldir. Hattâ hevâ-yı küşâdede kuvvet-i basarı ziyâde olan mücerred âdemler Karadeniz'in vasatında iken Anadolu ve Rûmeli cânibinde olan mezkûr burun dağların alâ melei görürler. Dûrbîn-i dırâz ile hod evlâ bi't-tarîk görünür, bir bahr-i amîk ve semm-i helâhildir.
EÇS VI 51a
Rûy-ı arzda Hallâk-ı âlem (---) deryâ halk etmişdir: Evvelâ Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Alaman ve Bahr-i Bundukan ve Bahr-i Filimenk ve Bahr-i Muhît ve Bahr-i Malgayan ve Bahr-i Okyunus ve Bahr-i Luccî ve Bahr-i Zulumât ve Bahr-i Girdâb ve Bahr-i Kulzüm, ya‘nî Süveys deryâsı ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Hind ve Bahr-i Sîn ve Bahr-i Lût ve Bahr-i Van ve Bahr-i Rûmiyye ve Bahr-i Fâris ve Bahr-i Gîlân ve niçe görmediğimiz ebhâr-ı sağîr ü kebîrler vardır, ammâ cümlenin başı bu Karadeniz'dir kim cümle deryâlara su bundan gider.
EÇS VI 51a
Meselâ bu Karadeniz boğazından kati yaydan ok çıkar gibi cereyân edüp ener, İslâmbol önünden geçüp Bahr-i Rûm'a dökülür. Andan aşağı boğazlardan aşağı Akdeniz'e munsab olur. Andan Sebte boğazında[n] taşr[a] yıldırım gibi akup Bahr-i Muhît'e rîzân olur, andan cümle ebhârlara karışır. Ol hisâb üzre Karadeniz cümlenin ebü'l-bihârıdır. Ve kavl-i mellâhân-ı zevi'l-ukûl cümle deryâlardan amîkdir ve cümleden mâlihdir derler. Aceb hikmetdir kim bu Bahr-i Siyâh'ın yemîn ü yesâr dâ’iren-mâdârında cümle bin yedi yüz altmış aded nehr-i azîmler karışır.
EÇS VI 51a
Evvelâ nehr-i Tuna ve nehr-i Turla ve nehr-i Özü ve nehr-i Perezen ve nehr-i Ölü Ten ve nehr-i Süd(?) ve nehr-i Aksu ve nehr-i Diri Ten ki Azak dibindedir ve nehr-i Kuban ve nehr-i Yeleşke ve Abaza kıyılarında yetmiş aded enhâr-ı azîmler ve nehr-i Faşa-i azîm ve nehr-i Çoruğ Gönye kal‘ası dibindedir ve nehr-i Çehârşenbe ve nehr-i Kızılırmak ve nehr-i Sakarya ve Rûmeli tarafında nehr-i Kamçı. Böyle Bahr-i Ummân-misâl enhâr-ı azîmlerden mâ‘adâ niçe bin aded enhâr-ı sağîrler mahlût olup yine zehr-i mârdır. Arapça .
EÇS VI 51a
Ba‘dehu kal‘a-i Suzebolı'dan yine avdet edüp bir günde sür‘at ile yürüyüp,
EÇS VI 51a
Menzil-i kal‘a-i Vasilikoz, andan yine cânib-i kıbleye serî‘an yürüyüp bir merhalede,
EÇS VI 51a
Menzil-i kal‘a-i Ahtapolı, andan yine semt-i şarka leb-i deryâ ile gidüp,
EÇS VI 51a
Menzil-i karye-i Ayapavla: Lisân-ı Yûnân'da (---) (---) demekdir. Andan deryâ kenârın bırağup cenûb tarafında Istıranca dağı dâmeninde gidüp
EÇS VI 51a
Menzil-i karye-i Sücâhlı: Müselmân köyüdür. Cümle mîrî mandıracılar sâkin olur, bir mescidi var. Andan,
EÇS VI 51a
Menzil-i karye-i Çatallı: Müselmân köyüdür. Andan,
EÇS VI 51a–51b
Menzil-i Mandıra-yı pâdişâhî: Istıranca dağı içinde bir âsitâne-i Hacı Bektaş Velî ocağıdır. Yeniçeri odalarından (---) avcılar odasının cümle neferâtları odabaşı ve çorbacılarıyla altı ay bu cây-ı hıyâbânda sâkin olup sayd [u] şikârların pâdişâha ve cümle vüzerâ ve vükelâlara hedâyâ gönderirler. Pâdişâhın niçe bin sığırları 51b ve niçe bin aded koyunları bunda durup mandıra gulâmları âyende vü revende müsâfirîne hidmet etdikleri cümle cild-i evvelde mufassalan tahrîr olunmuşdur. Andan yine tekrâr,
EÇS VI 51b
Menzil-i karye-i Baklalı: Andan ale's-sabâh Ferrûh Ağazâdelerle ve gayri ahbâb ile vedâlaşup yine gazâ-yı Alaman Ungurus râhına azîmet etdik. Baklalı köyünden cânib-i kıbleye gidüp,
EÇS VI 51b
Karye-i Boyalı: Yüz evli ve bir câmi‘li ve Fâtıma Sultân'ın çiftliği var, ma‘mûr köydür, anı geçüp,
EÇS VI 51b
Karye-i Yassıören: Bir câmi‘i ve bir mescidi ve bir hammâm-ı sağîri ve dörd aded dükkâncıkları var kasaba-misâl ma‘mûr köydür. Bunu dahi ubûr edüp 6 sâ‘atde,
EÇS VI 51b
Menzil-i kasaba-i Baba Nakkâş: Çatalca kazâsı hükmünde Baba Nakkâş Sultân vakfıdır. Şehri bir bayır depeye vâkı‘ olmuş beş yüz aded kiremit örtülü ma‘mûr hânedânları ve çiftlikleri var ve bir kurşum örtülü selâtîn-misâl câmi‘i ve bir medrese ve bir hân ve bir hammâm ve elli mikdârı dükkânları var. Bu hayrâtlar cümle Sultân Bâyezîd Hân'ındır, zîrâ Baba Nakkâş Sultân, Sultân Bâyezîd-i Velî musâhibi Özbekiyyü'l-asl ilm-i nakşda gûyâ Mânî ve Bihzâd imiş. Hattâ Eskisarây kapusu üzre ol münakkaş sihr-âsâr saçağı ve Sarây-ı cedîdde dîvânhâne-i Bâyezîd Hân'ın kubâbların bunlar nakş-ı bûkalemûn edüp ilm-i halli diyâr-ı Rûm'da bunlar şâyi‘ eyledi ve bu kasabada türbe-i âlîsinde medfûndur. Hâlâ bu kasaba anların maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kalem vakfıdır. Hâlâ ziyâretgâh-ı Baba Nakkâş tekyegâh-ı erbâb-ı dilân-ı Hâcegândır, kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz. Andan 1 sâ‘atde,
EÇS VI 51b
Karye-i İzzeddîn: Ebü'l-feth evkâfıdır ve merhûm Melek Ahmed Paşa'nın bir azîm çiftliği var. Andan 2 sâ‘atde,