EÇS VI 56b
Karye-i Tirsenik: İki yüz hâneli kefere köyü ve Gâzî Mihal Beğ vakfıdır. Ve re‘âyâsı cümle Eflak ve Bulgar'dır. Andan 4 sâ‘atde,
EÇS VI 56b
Nehr-i Işkır-ı azîm: Gemiyle bu nehr-i Ceyhûn'u ubûr ederken azîm ıztırâblar çekdik. Bu nehir tâ Sofya'nın kıble tarafında Vitoş dağı ardında Samakov şehri yaylası içre kar ve buzlardan ve gayri uyûn-ı câriyelerden cem‘ olup andan cereyân ederek Sofya-i sâfiye kurbunda Bunluca ılıcası dibinden geçüp andan cânib-i şimâlde Ken‘ân Paşa çiftliğine uğrayup Sofya sahrâsından geçüp İzladi kasabası dağların geçüp bu şehr-i Plevne kurbunda bu geçitden geçüp Rahova kasabasıyla Nigebolı mâbeyninde Zamet nâm bir karye-i benâmda nehr-i ümmü'l-uyûn Tuna'ya munsabb olduğu mahallin karşu tarafları ser[â]pâ kiliseler ve kurâlar ile tezyîn olmuş ma‘mûr u âbâdân Eflak kâfiristânıdır, ammâ Âl-i Osmân'ın harâc-güzâr re‘âyâlarıdır. Kâhîce isyân da ederler, ammâ cümle kefereleri asâkir-i İslâm'ın esîridir. Ba‘dehu nehr-i Işkır kenârından kalkup 3 sâ‘atde,
EÇS VI 56b
Karye-i Nija: Sultân Bınarı ve İsmâ‘îl Bınarı dahi derler bir âb-ı hayât bunarı sebebiyle Köpürlü vezîr karındaşı ze‘âmeti olmak üzre henüz amâr olup evler ve câmi‘ ve hânlar yapılmada idi. Andan kalkınca nehr-i Lofder'i atlar ile geçüp nehr-i (nehr-i) sağîre Lofder dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya karışır. Andan 4 sâ‘at cânib-i garba gidüp çemenzâr ve murgzâr yerde,
EÇS VI 56b
Karye-i Altımîl: Bir câmi‘li müslim köyü ve ze‘âmetdir. Bu vâdîler eyle mahsûldârdır kim fındık kadar çilek nâm bir meyvesi zemînde biter, hoş-hor ve müleyyin serî‘u'l-hazm bir meyvedir kim eşkâlde gûyâ tut meyvesidir. Andan 5 sâ‘atde,
EÇS VI 56b
Nehr-i Okos: Bu uyûn-ı sağîr Vireca dağlarından bu mahalle karîb Tuna'ya katılır. Andan (---) sâ‘atde sol tarafa gidüp,
EÇS VI 56b
Karye-i Volçıdırma: Müselmân köyüdür. Andan 1 sâ‘atde,
EÇS VI 56b
Bir kûh-ı bülend yayla dibine vâkı‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve besâtînli cümlesi bin beş yüz aded tahta şindire örtülü tahtânî ve fevkânî olduğu kadar vasatu'l-hâl büyût fakîru'l-hâl kimesnelerin beytü'l-hüznleridir.
EÇS VI 56b
Âb [u] hevâsı latîf olduğundan şûrîze zenâneleri olur. Hattâ nisvân-ı sâhib-isyânları ehline küsüp hemân bir eşeğe binüp Sofya şehrine gidüp anda niçe bin gence ve kocaya varır gelir gâyet garîb-dost ve gurabâlardan kaçmaz ehli yanında ehl-i perde geçinir vâdîde vâlideleri fertûte ve kâlime zenâneleri var. "Şehir içinde cereyân eden nehr-i Okos'un te’sîriyle havâtînleri bu keyfiyyetdedir" deyü Plevne ahâlîsi Vireca avretlerin bu gûne medih şekilli ederler. Bizler dahi işidir revânıyız.
EÇS VI 56b
Bu rabta vâlîsi Nigebolı sancağı hâkinde olmak ile paşa hâssı olup hâkimisi voyvadadır ve kadısı yüz elli akçe pâyesiyle zâbıt-ı şer‘dir. {Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârısı ve muhtesib ağası ve harâc ağası vardır}.
EÇS VI 56b
Kamusu tokuz aded mihrâbdır. (---) (---) câmi‘i (---) (---) câmi‘i (---) (---) mâ‘adâsı mesâcidlerdir. Medresesi ancak iki adeddir, ammâ birinin ders-i âmm-ı hasbîsi Şeyh Kudsî'dir. Mektebinin dükelisi dörd aded, Ali Beğ mektebi yahşı hayrâtdır.
EÇS VI 56b
Ve vekâlesi çârsû içinde ancak bir hândır. Gayriler küçük hân-ı tüccârândır. Dervîşân tekyesi ancak ikidir. Celvetî ve Halvetî tarîkinde fukarâları çokdur ve sulehâ-yı ümmetden kimesneleri vardır.
EÇS VI 56b–57a
Ve çârsûsu azdır. Cümlesi yüz elli 57a aded dükkân-ı müfîd [ü] muhtasarları var, ammâ yine her metâ‘-ı zî-kıymetin envâ‘ları mevcûddur. Hammâm-ı germâsı (---) (---) (---)
EÇS VI 57a
Kâr-ı vilâyet-i ahâlîsi: Cümle halkının kâr [u] kisbleri ehl-i zevk olup ipden at yuları işleyüp kifâflanırlar. Tâ bu mertebe kâr sâhibi âdemleri var kim efsâr-ı Vireca meşhûr-ı âfâkdır. Bu şehrin efsâr-ı fisâr-ı fitrâk yularları çok olmağile bu fisâr yularları bu şehrin fertûte-i mekkâre zenâneleri kocalarının başlarına yularlar geçirüp ellerin fitrâk, ya‘nî terki bağlarıyla bağlayup kocaların yularlar ile keşân-ber-keşân çeküp murâd [u] merâmı olan yere götürürler. Tâ bu mertebe sehereleri ve bu kadar mağlûb-ı zenân meshûr ve ebleh âdemleri var. Cenâb-ı Kibriyâ ibâdların mekr-i zenândan hıfz ede. Bu tafsîlden murâdımız zemm ü nemm ü kadh değildir, ancak tenbîhü'l-gâfilîndir.
EÇS VI 57a
Menzil-i karye-i Komıştiçne: Bu mahalde cümle erbâb-ı zu‘amâ refîklerimiz konmayup cümlesiyle vedâ‘laşup ileri gitdiler. Biz hüddâmlarımızla bu karyede ze‘âmet sâhibi Sofyavî Ya‘kûb Ağazâde Ahmed Ağa'da mihmân olup ol gece cân sohbetleri etdik. İki yüz evli Bulgar köyü olup içinden ayn-ı Jakva deresi akup Tuna'ya koşulur.
EÇS VI 57a
Andan kalkup 3 sâ‘at gidüp nehr-i Lom'u yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr ederken birkaç atlarımız sürüp götürdü ve atlar beri tarafımıza çıkup halâs oldu. Bu nehr-i Lom tâ Niş yaylalarından gelüp kal‘a-i Urusçuk altında nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
EÇS VI 57a
Evsâf-ı belde-i emîn, ya‘nî kal‘a-i metîn Vidin
EÇS VI 57a
Vech-i tesmiyesi (---) (---) sene 980 de bizzât Sultân Bâyezîd ibn Ebü'l-feth Gâzî Mehemmed Hân binâ etmişdir, ammâ mukaddemâ dağlarda bâğlar içinde temelleri zâhir ü bâhir olan kal‘asın dest-i Eflak'dan sene 792 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân asrında Gâzî Evrenos Beğ dest-i kahr ile feth edüp sûrunu esâsına varınca münhedim etmişdir.
EÇS VI 57a
Der-beyân-ı hâkimân-ı Vidin: Rûmeli eyâletinde sancakbeği tahtıdır kim beğinin kanûn-ı Süleymân Hân üzre hâssı 330.000 akçedir ve livâsında ze‘âmeti 12 ve tîmârı 65'dir. Cebelüleriyle cümle paşasının askeriyle iki bin âdem olur. Bunun alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve nevâhî nâ’ibi var, ammâ Şakşakî Paşa'dan beri bu Vidin sancağı nezâret olup hâlâ hâkimü'l-vakti salb u siyâset sâhibi nâzıru'n-nuzzâr ağadır kim üç yüz âdem ile hükm-i hükûmât eder.
EÇS VI 57a
Bir hâkimi dahi kapudandır. On pâre firkatesi ve üç yüz levendâtıyla Tuna deryâsı üzre cezîre cezîre gezüp haydudları dutup katl eder, a‘lâ hükûmetdir, Vidin kapudanı nâmıyla iştihâr bulmuşdur. Bir hâkimi dahi gümrük emînidir ve bir hâkimi harâc ağasıdır ve bir hâkimi şehir subaşı ağasıdır ve bir hâkimi kal‘a dizdârıdır ve bir hâkimi sipâh kethudâyeridir ve bir hâkimi yeniçeri serdârıdır ve bir hâkimi muhtesib ağasıdır. Ve bir zâbiti bâcdârdır kim Eflak'dan niçe kerre yüz bin kaya tuz gelir ve niçe kerre yüz bin aded morina ve mersin balıkları gelüp anlardan ve cümle gelüp giden metâ‘dan bâc u bâzâr alır mîrî mâl verir bâcdâr mâldâr hazînedârdır. Ve bir zâbiti şehir kethudâsıdır ve bir âmili bâğ ağasıdır kim bâğlarının hadd-i nihâyeti yokdur.
EÇS VI 57a
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Vidin: Nehr-i Tuna kenârında bir alçak çemenzâr havâlesiz zemînde seng-tırâş bir kal‘a-i savaşdır, ammâ küçükdür. Handak kenârınca cirmi beş yüz adımdır, ammâ levendâne germe adımdır, tiryâkî adımı gibi adım değildir, âdem adımıdır. Ve handakı gerçi alçakdır, ammâ gâyet arîz ve içinde leb-ber-leb Tuna suyudur. Ve şekl-i müdevverdir. Her taşı fîl cüssesi kadar vardır. Ve cümle tokuz aded metîn ü müstahkem kulleleri var. Ve Tuna cânibi üç kat sûr-ı üstüvâr bir hisâr-ı refî‘u'l-bünyân bir hısn-ı hasîn-i azîmü'ş-şân bir sedd-i amândır. Bu üç kat dîvâr olan Tuna tarafında handakı yokdur, lâkin bu tara[fa] nâzır topları çokdur. Ve bu cânibi kâmil beş yüz germe adımdır. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr bin adım gelir kal‘a-i bâlâdır kim bennâ zirâ‘ıyla dîvârının kaddi kâmil yetmiş aded zirâ‘-ı melikî ve Mekkîdir. Ve şehir cânibi iki kat dîvârdır. Her katı birbirinden âlîdir. Ve dendân-ı bedenleri gâyet musanna‘dır kim gûyâ lü’lü-yi Hürmüz gibi tertîb üzre dizilmişdir.
EÇS VI 57a–57b
Âl-i Osmân kal‘a yapamaz derler. Bu kal‘a ile Bender kal‘ası ve Segedin ve Boğazhisâr kal‘aların görmeyen Âl-i Osmân pâdişâhları ne kuvvetde ve ne metânetde kal‘a inşâ etdiklerini bilmezler. Ve bu kal‘a-i Vidin'in maşrık tarafına nehr-i Tuna'ya nâzır ancak bir küçük demir kapusu var, ammâ üç kat 57b dîvârda üç kat kavî ve metîn demir kapulardır. Taşra kapu önünde handak üzre asma cisr-i haşebi var, her gece pâsbân ve nigehbânları bu kantarayı makaralar ile kaldırup kal‘a kapusuna dayayup siper etdiklerinde kal‘a hemân cezîre-misâl su içinde kalır. Taşra kapusu üzre celî hat ile beyâz mermer üzre târîhi budur:
EÇS VI 57b
Habbezâ hısn-ı hasîn kal‘ahâEnfezallâhu ahkemü minhâKâle sultânu lenâ târîhEkkedallâhu rahmân bedâ'ü minhâ.Sene (---)
EÇS VI 57b
Bu üç kat kapulardan içeri araba giremez, zîrâ küçücük demir kapulardır ve eğri büğrü dolamaç kapu yollarıdır. Bu kapulardan içeri iç kal‘a kapusuna beş ayak taş (taş) nerdübân ile çıkılır demir kapucukdur. Bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre beyâz mermer üzre Âl-i Osmân'ın tuğrâ-yı garrâsı tahrîr olunmuşdur ve bu tuğrâ içinde,
EÇS VI 57b
Bu kapudan içeri bir demir küçük kapu dahi var, andan içeri iç kal‘adır. İçinde ancak dizdâr ağa hânesi ve gılâl anbârları ve cebehâne hazîneleri ve bir at âhûru ve bir su kuyusu var, andan gayri bir şey amâr yokdur. Ancak bu nârin kal‘a köşesinde evc-i semâya ser çekmiş bir serâmed kullesi var. İç kal‘a içinden bu kulleye elli ayak taş nerdübân ile çıkılır, çâr-kûşe ve kiremit örtülü Sinân Paşa kullesidir. Bu kullenin tâ ortasında bir küçücük demir kapusu var, andan içeri beş kat demir kafesli çâh-ı cahîmden nişân verir zindanı var, şehrin cümle mücrimlerin bunda haps ederler Allâhümme âfinâ.
EÇS VI 57b
Bu kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsı bir cihân-nümâ kasr-ı mu‘allâdır kim cümle Vidin sahrâsı ve Tuna nehri aşırı Eflak vilâyeti vâdîsi nümâyândır. Ve bu kasr-ı âlî kulle-i bâlânın mukâbelesinde garb tarafındaki kullenin handağa nâzır köşe[sinde] bir mermer üzre celî hat ile tahrîr olan târîh budur:
EÇS VI 57b
"Büniye fî zamâni sultâni'l-a‘zam ve hâkâni'l-mu‘azzam es-sultân Bâyezîd Hân ibn Mehemmed Hân, sene semâne ve tis‘a mi’e" merkûmdur.
EÇS VI 57b
El-hâsıl gâyet metîn ü müstahkem dîvârları kalın kal‘adır. Hudâ-yı Müte‘âl nigehbânı ola, zîrâ yüz elli aded neferâtları var ve elli aded hâneleri ve bir câmi‘leri var.
EÇS VI 57b
Sitâyiş-i varoş-ı Vidin: Bu kal‘anın cânib-i cenûbîsinde yine nehr-i Tuna kenârında bir vâsi‘ düz fezâda tûlu iki bin yedi yüz adım bir varoş-ı mu‘azzamdır. Arzı bâğlar tarafına bin beş yüz adım sâfî nahlistân ü gülistân ve bâğ u bostânlı hânelerdir. (---) (---) (---) (---)
EÇS VI 57b
Der-defter-i aded-i esmâ-i mahallât-ı büldân: Cümlesi yigirmi dörd mahalledir. Dördü kefere ve bir cemâ‘ati Yahûdî, mâ‘adâ mahallât-ı müslimdir. Evvelâ Beğ mahallesi ve Çârsû mahallesi ve Tabahâne mahallesi ve Ortacâmi‘ mahallesi ve Şeyh mahallesi ve Na‘lbend mahallesi ve Yukaru mahalleler {meşhûrdur}.
EÇS VI 57b
Der-ayân-ı imâret-i cevâmi‘hâ-yi ehl-i îmân: Kamusu yigirmi dörd aded mihrâbdır. Evvelâ Yeşil câmi‘ bir serâmed alaca minâre-i musanna‘ı var. Câmi‘-i atîk olmağile rûhâniyyeti olup cemâ‘at-i kesîreye mâlik beytullâh-ı kadîmdir.
EÇS VI 57b
Ve Uzun câmi‘ ve Çârsû câmi‘i ve Kapan câmi‘i derler, bunun dahi cemâ‘ati çokdur. Bu mezkûr cevâmi‘ler cümle kurşum ile mestûr mezgit-i ma‘mûrelerdir.
EÇS VI 57b
Ve Çavuş câmi‘i ve Tabahâne câmi‘i ve Orta câmi‘ Tuna kenârında teferrücgâh [u] ibâdetgâh [u] namâzgâhdır.
EÇS VI 57b
Ve Şeyh Efendi câmi‘i ve Na‘lbend câmi‘i dahi alaca minâreli bir gülbânghâne-i serâmed minâredir.
EÇS VI 57b
Ve Yukaru mahallede Ak câmi‘. Bu merkûm cevâmi‘ler cümle la‘l-gûn kiremit ile mestûr ve ma‘mûr eynelerdir. Ve cümle on aded kârgîr ve serâmed minâre ve kanâre-i kanâdîl çerâğân edecek şerîfelerdir.
EÇS VI 57b
Der-beyân-ı mesâcid-i muvahhidân: Dükelisi on üç aded mahallelerin mesâcid ve buk‘a ve mezgit ü zâviye ve eynesi ve cümcümü var. Cümleden Hacı Ahad mescidi [ve] Şeyh Efendi mescidi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bu eynelerin cümlesi tahta minârelidir.