EÇS VI 59a
Kal‘a-i Belgrad-ı behişt-âbâd: Bâlâda tahrîr olunan palankaların cümlesi Varat gazâsına sene (---) târîhinde giderken tâ Belgrad'a varınca mufassalan evsâfları tahrîr olunmuşdur. Andan,
EÇS VI 59a
Sene 1073 mâh-ı Zilka‘de'sinin yigirmi üçüncü Cum‘a gün sevâd-ı mu‘azzam Belgrad'dan çıkup seyâhat etdiğimiz Ungurus ve Alaman vilâyeti kılâ‘ların beyân eder
EÇS VI 59a
Evvelâ Belgrad-ı dârü'l-cihâddan tulû‘ edince nehr-i Sava üzre elli pâre gemi ile mebnî olan cisr-i haşebi ubûr ederken bu hakîr piyâde olup kâmil dörd yüz adımdır. Bu nehr-i Sava'nın arzı bu kadar olmuş olur. Ve bu cisre muttasıl nehr-i Sava'dan çamurlu azmağ u batağ u batak ve çatak üzre Zemon kal‘ası sahrâsı içre niçe kerre yüz bin aded vordinar meşe kazıkları ile inşâ olunmuş dörd bin adım haşeb cisr-i tavîli cümle asâkir-i İslâm ile ubûr edüp hemân ol batak suyu kenârında hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh ile ol sahrâ-yı çemenzârda meks olunup herkes Belgrad'a metâ‘ almağa gitdiler.
EÇS VI 59a
Evsâf-ı hâk-i Sirem-i İslankamon, ya‘nî kal‘a-i üstüvâr Zemon
EÇS VI 59a
Bânîsi Ungurus krallarından Yanoş kral binâsıdır. Ba‘dehu sene 927 târîhinde kal‘a-i Belgrad'a henüz muhâsara olduğu gün Koca Sokollu Vezîria‘zam Mehemmed Paşa bu Zemon kal‘asına beş yüz yeniçeri ve sâ’ir asâkir-i İslâmdan bin aded yiğitlere Bosna Paşası Gâzî Husrev Beğ'i Zemon kal‘ası üzre serdâr edüp zîr-i kal‘aya varup muhâsara edüp sîne-i pür-kîneye birkaç top gülleleri uruldukda kal‘a kapudanı beden üzre çıkup "el-amân" derken bi-emri Hayy [u] Kadîr kal‘a-i Zemon'un bir kullesi uçup zemîne geçüp cümle guzât kal‘aya girüp kapudan-ı la‘îni esîr edüp sâ’ir kefereler "Kal‘ayı vere ile verelim" derlerken niçeleri tu‘me-i şemşîr olup Belgrad fethinden bir ay mukaddem be-dest-i Husrev Beğ feth olmuşdur, ammâ Gâzî Süleymân Hân "Kal‘a-i Zemon bu zamân zemîne geçe" dediklerinden münhedim olduğıyçün efvâh-ı nâsda "Kal‘a-i Zemîn" derler. Serhad halkı "Zemon" derler.
EÇS VI 59a
Hâk-i zemîni Budin eyâletinde Sirem sancağı hâkinde Sirem beği hâssıdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ve dizdârı ve elli aded neferâtları ve subaşı ve muhtesibi vardır. Gayri hâkimleri yokdur.
EÇS VI 59a
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i azîm Tuna kenârında bir burunda Tuna'ya havâle bir dağ üzre şekl-i muhammes seng-tırâş bir Şeddâdî binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş, ammâ hâlâ Süleymân Hân beddu‘âsıyla hakîkatü'l-hâl her sene elbette bir tarafı yere yıkılmadadır. Anıniçün vîrânca bir küçük kal‘adır, ammâ iç kal‘ası amârdır, ammâ taşra kal‘asında aslâ evler yokdur.
EÇS VI 59a
Sitâyiş-i Varoş-ı Zemon: Kal‘anın cânib-i şarkîsinde nehr-i Tuna kenârında bir düz vâsi‘ fezâ-yı çemenzârda bir cânibi çamur deryâsı içinde dörd yüz aded padavra örtülü fukarâ evleridir. Bir kurşum kubbeli musanna‘ câmi‘i, altı aded mesâcidleri ve bir tekyesi ve bir mektebi var, gayri hân ve medrese ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan bir imâret yokdur.
EÇS VI 59a
Cümle Belgrad şehrinden her metâ‘ların alırlar, zîrâ Belgrad görünür gâyet yakın olduğunda çırnık kayıklarla Belgrad'a gidüp gelirler.
EÇS VI 59a
Memdûhâtından nâzük ter ü tâze kaymağı ve yoğurdu meşhûrdur. Hattâ üç vukiyye gelir bir Kabliçsa yoğurdu Belgrad'a bir peneze verirler. Belgrad'ı kaymağ ve yoğurd ile ganîmet eden bu Zemon'dur. Belgrad'ın ba‘zı ehl-i hırefleri bunda sâkin olurlar, zîrâ bu Zemon Belgrad'a nîm sâ‘at yerdir, görünür. Mâbeynde nehr-i Sava olmasa bir ânlık yerdir. Andan cümle asâkir-i İslâm ile kalkup 5 sâ‘atde,
EÇS VI 59a–59b
Karye-i Koniçe: Bu dahi Sirem sahrâsına vâkı‘ olmuş bir Sırf keferesi köyüdür. Cümle Sirem arabacı kâfirleri bu Sirem köylerinde sâkin olduklarından Sirem arabaları meşhûrdur. Cümle keferelerinin kârları koçyaş arabacılarıdır. Bu köy bir susuz sahrâda olmak ile taraf-ı pâdişâhîden niçe bin re‘âyâlara ücretleri verilüp asâkir-i İslâm def‘-i atşân içün beş yüz aded kuyular kazılup her biri gûyâ Hediyye eşmeleri-misâl âb-ı hayâtdan nişân verir çâh-ı mâlardır. Her birinde gemi serenlerinden çıkrıklar yapılup kovalarıyla sular çekilüp isti‘mâl olundu, ammâ mâ-tekaddem Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Eğre gazâsına giderken yine bu menzilde kuyular kazdırmış, ammâ zamân mürûr etmek ile cümleden 59b kuyular hâr [u] hâşâk, rimâl [ü] türâb ile leb-ber-leb olup mu‘attal kalmış.
EÇS VI 59b
Ve bu mahaldeki Sirem sahrâsında azîm arklar var. Meğer küffâr zamânlarında bu sahrâlardan nehr-i Sava bu tur‘alardan kol kol halîc halîc cereyân edüp tâ üç konak yerde nehr-i Tuna'ya mahlût olur imiş. Hâlâ mu‘attal olup âsâr-ı hafirleri gayyâ dereleri gibi âşikâre durur. Ol zamân bu sahrâlara müverrihân-ı Rûm Sahrâ-yı Sirem mânend-i bâğ-ı İrem derlermiş. Hâlâ yine eyle meşhûr ganîmet sahrâ-yı mahsûldâr-ı pür-giyâhdır kim zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve bir rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır kim deyyâr-ı Rûm'da bu diyâr mânendi yok bir fezâ-yı amârdır. Hattâ,
EÇS VI 59b
Sirem diyârı memdûhâtından: Balı ve yağı ve koyunu ve sığırı ve hergele atları ve sâ’ir nebâtât-ı mahsûlâtları cemî‘i serhadleri ve cümle asâkir-i İslâmı ganîmet etmişdir. Ba‘dehu bu kuyular köyünden kalkup 9 sâ‘atde yine Sirem hâmûnlarında cânib-i garba giderken bir ark-ı azîm dahi geçüp yine bu sahrâ içre,
EÇS VI 59b
Bu kal‘ayı Ungur[us] kralları binâ edüp ba‘dehu sene 927 târîhinde Sultân Süleymân Gâzî asrında Gâzî Husrev Beğ Bosna eyâleti askeriyle feth ederken fethinde su‘ûbet çeküp ba‘de'l-feth bir dahi küffâr tama‘ etmesin içün kal‘asın hâkile yek edüp hâlâ bu şehrin namâzgâh tarafında âsâr-ı binâları âşikâredir.
EÇS VI 59b
Ve kanûn-ı Süleymân Hân üzre bu şehir Sirem paşasının tahtgâhıdır, ammâ Budin eyâletidir. Paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâssı 32.567 akçedir. Ze‘âmeti 15 adeddir, tîmârı 154 adeddir.
EÇS VI 59b
Beğinin askeriyle cümle iki bin pâk müsellah ve mükemmel asker olur kim bu serhadlerde Sirem ve Semendire'nin erbâb-ı zu‘amâsı ve erbâb-ı tîmârları meşhûrdur. Bi-emrillâh her ne gazâda oldularsa da mansûr [u] muzaffer olmuşlardır ve vatanlarına sâlimîn ü gânimîn gelmişlerdir, zîrâ alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşıları gâyet şecî‘ ve bahâdır dilâver ü server hünerver er yiğitler olurlar. Ecnebî ve enâyîden gayri âdemi alaybeği etmezler. Ve yüz elli akçe pâyesiyle a‘lâ kazâdır.
EÇS VI 59b
Ve bu sancak cümle sekiz kazâ yerdir kim cümle kazâlardan hîn-i seferde defter-i pâdişâhîyle cümle üç bin altı yüz aded kanûn-ı Süleymân Hân üzre cebelüleriyle asker çıkar, ammâ her biri birer ejder-i heft-ser [ü] şîr-i nerre-i dirrende ser-kaplan ve şehbâz [ve] şehnâz dilâverân yiğitler çıkar. Cemî‘i zamânda küffâr-ı hâksâr-ı bed-girdâr-ı murdâ[r]dan yüz çevirmemişlerdir.
EÇS VI 59b
Niçe kerre manzûrumuz olmuşdur kim alaylarında beş yüz Tuna geçidi Hasanî ve Hüseynî kınalı ve başları ablaklı ve kaplan postlu ve yancıklı ve bahrî hotaslı küheylân atlar yedekleri çekilir. Ve cümle gâzîleri elbette çatal atlılardır kim licâmları kollarında atları birbirine öğür olup aslâ ayrılmazlar.
EÇS VI 59b
El-hâsıl mehâbet ve salâbetli ve şecâ‘atli pür-silâh mehîb askerdir, zîrâ başlarında tâcları semmûr ve tilki ve kaplan postundan kalpak tâc geyüp arkalarında kaplan ve bebr ve kurd ve ayu postları var. Ve koltukları altlarında bağlı kartal ve karakuş kanatları var ve ellerinde kurd derisi sarılı Kostaniçe sırıkları ve niçesinin ellerinde sûrları ve gürzleri ve şeştüper topuzları ve salıkları ve gûnâ-gûn navurtaları var bir alay ucbe-likâ garîbü'l-heykel korkunç kâfire belâ-yı âsumânî gibi bir kazâ ve kader askeridir.
EÇS VI 59b
Eşkâl-i zemîn-i şehr-i Mitroviçse-i Sirem: Bir Mitroviçse dahi Rûmeli eyâleti ile Bosna eyâleti hudûdunda Kosova nihâyetinde kal‘ası harâb kasabası ma‘mûr bir Mitroviçse'dir, ammâ bu Sirem Mitroviçsesi gâyet ma‘mûr u müzeyyen şehr-misâl kasaba-i zîbâdır. Nehr-i azîm Sava kenârında bir düz çemenzâr yerde vâkı‘ olmuş rabtadır.
EÇS VI 59b
Cümle on iki aded mahalledir. Evvelâ Beğ mahallesi ve Aşağı mahalle ve Yukaru mahalle ve Çârsû mahallesi ve Bâyezîd Beğ mahallesi ve Memi Beğ mahallesi ve Bayram Beğ mahallesi ve Ağa mahallesi ve Hünkâ[r] câmi‘i mahallesi ve Murâd Paşa mahallesi, ma‘lûmumuz olan mahallâtlar bunlardır.
EÇS VI 59b
Ve cümle on iki aded mihrâbdır. Evvelâ Küçük Çârsûda Gâzî Bâyezîd Beğ câmi‘i ve Aşağı Çârsûda Memi Paşa câmi‘i ve Büyük Çârsû meydânında Bayram Beğ câmi‘i ve Ağa câmi‘i ve Hünkâr İskelesi câmi‘i ve Yukaru mahallede Murâd Paşa câmi‘i. Bunlar cümle cemâ‘at-i kesîreye mâlik kârgîr binâ serâpâ kiremit örtülü ma‘bedgâh cevâmi‘lerdir.
EÇS VI 59b
Ve cümle altı aded mahalle mesâcidleridir. Ve cümle bin beş yüz aded serâpâ tahta şindire örtülü ve tahta havlılı çoğu tahtânî ve azı fevkânî evlerdir, ammâ kârgîr binâlı ve kiremitli büyût-ı ra‘nâlar nâdirlerdir, lâkin bâğ u bâğçeli hâne-i vâsi‘lerdir. Ammâ ahâlîleri vâsi‘îler değillerdir, cümle Hanefiyyü'l-mezheb âdemlerdir.
EÇS VI 59b–60a
Ve cümle 60a beş aded med[re]se-i müfessirândır. Medrese-i Gâzî Bâyezîd Beğ, medrese-i Bayram Beğ, medrese-i Murâd Paşa, bunlar meşhûr dârü't-tedrîs-i âlimânlardır kim cevâmi‘lerde subh u mesâ ilm-i hadîs ve ilm-i fıkıh ve ferâiz görülür, ammâ mahsûs binâ-yı azîm dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsleri yokdur.
EÇS VI 60a
Ve cümle on aded mekteb-i evlâd-ı ebcedhânları vardır kim bâlâda merkûm olan cevâmi‘ sâhiblerinin evkâf-ı hayrâtlarıdır. Ammâ gulâmları necîb ü reşîd olmayup ilme meşgûller değillerdir, hemân yiğitliğe heves edüp atma ve dutma ve asma ve kesme ve cenge müte‘allık şeylere mukayyeddirler.
EÇS VI 60a
Ve cümle üç aded tekyesi var (---) (---) (---)
EÇS VI 60a
Ve cümle üç aded hammâmı var, biri her bâr işlemez, ammâ ikisi şeb [ü] rûz işler. Biri çârsû içre Gâzî Bâyezîd Beğ hammâmıdır, ammâ Belgrad'da Sokollu Mehemmed Paşa hammâmından latîf hûb-havâdır, ammâ evlerinde soba hammâmları gâyet çokdur, zîrâ şiddet-i şitâsı şedîd olmağile her evde soba mukarrerdir kim evleri hammâma döner.
EÇS VI 60a
Ve cümle üç aded kârgîr binâ hânları var, serâpâ kiremit örtülü hân-ı müsâfirîn ü cünübînlerdir.
EÇS VI 60a
Ve cümle üç aded hân-ı tüccârân-ı hâcegânlardır ve cümle dörd yüz aded dükkân-ı ehl-i hırefdir, ammâ kârgîr değillerdir. Cümle metâ‘-ı zî-kıymet bulunur, ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. Küçük Çârsû'daki dükkânların yigirmi tokuzu dahi Gâzî Bâyezîd Beğ hayrâtıdır.
EÇS VI 60a
Ve cümle üç yüz aded panayırcı dükkânları şehrin kıblesi tarafında nehr-i Sava kenârında çalaş ve malaş ve palaşdan dükkânlardır, ammâ yılda bir kerre kırk gün kırk gece işler külbe-i ahzândan dekâkîn-i müfîd ü muhtasarlardır. Kiraz mevsiminde bu şehre kırk elli bin âdem cem‘ olup hayme vü hargâhlarıyla meks edüp bir bey‘ [u] şirâ ve bir hây hûy ile zevk u safâlar ederler. Bir kerre dahi bu şehirde güz eyyâmında yine germâ-germ panayır durup cemî‘i serhadlerden cemapur askeri gibi ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar cem‘ olup bey‘ men-yezîd eder.
EÇS VI 60a
Ve cümle ünâsının lisânları Boşnakça ve Sırf ve Bulgarca kelimât edüp daracık ve kısacık esvâb ve kalpak ve kubâdî pâypûş ve kopçaklı çakşır geyüp kimi tüccâr ve kimi ehl-i bâzâr ve kimi beğ sarâyında sâkin beğler hüddâm-ı dilâzâr âdemleri var.
EÇS VI 60a
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf olduğundan mahbûb u mahbûbe-i Sirem havâsı-misâl bâğ-ı İrem bir yerdir kim cümle halkı dem-be-dem ayş [ü] nûşa mukayyed bir alay serhad gâzîleri garîb-dost sofraları meydânda, ni‘metleri mebzûl bir alay halûk dil-nüvâz âdemlerdir.
EÇS VI 60a
Memdûhâtından beyâz ekmeği ve beyâz gömeç balı meşhûrdur. Hattâ cümle asâkir-i İslâm'ı bala ve yağa gark edüp niçe bin âdeme ziyâfet etdiler. Cenâb-ı Kibriyâ bu şehir halkını Ganî ve Kerîm ismine mazhar etmiş. Cümle cünûd-ı müslimîn bu şehir halkından hoşnûd ve râzı olup "Hak berekât-ı Halîl vere" deyü halkına ve iyâlları ve mâllarına hayr du‘âlar etdiler.
EÇS VI 60a
Netîce-i kelâm bu kadar zamân seyyâh-ı âlemim böyle bir ganîmet şehir ve bu kadar müsâfire ri‘âyet edüp yedirir içirir konakbay hânedân sâhibi âdemler görmedim. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ı bal şerbeti ile saky etdiler, ammâ sekir verir bal suların içenler serhoş oldular. Ve vişnâbı ve cevizi ve üzüm turşusu ve elması cihânı dutmuşdur.
EÇS VI 60a
Der-vasf-ı acâ’ib-i san‘at-ı garîbe: Bu şehrin Sava nehri üzre ikişer aded gemiler üzre un değirmenleri var. Gerçi nehr-i Tuna üzre Silisre ve Urusçuk ve Nigebolı kal‘aları önünde gemi üzre değirmenler çokdur, ammâ bu Mitroviçse değirmenleri gâyet musanna‘ ve mudhik çarhlı ve çakıldaklı âsiyâb-ı dakîk-i rakîklerdir.
EÇS VI 60a
Ve karşu tarafda ol kadar bâğ u bâğçesi var kim cihânı zeyn etmişdir. Ve şehir kenârında bir namâzgâh-ı mesîregâh-ı çemenzârı var kim misli meğer Anatolu'da Birgi şehri namâzgâhı ola.
EÇS VI 60a
Ve bâlâda tahrîr olunan su arkları zamân-ı kadîmde bu şehrin maşrık cânibindeki kenârlardan akar imiş. Süleymân Hân vezîri Sarı Rüstem Paşa seraskerlik ile bu vilâyete konar. La‘în küffâr bir gece bu arkların nehr-i Sava kenârlarında arkların bendlerin alup bu Sirem sahrâsı deryâ-misâl olup asâkir-i İslâm'ın niçesi ve niçe atları gark olup guzât-ı müslimîn hayli rahne görürler. Asker-i İslâm bu derd-i ser meşakkatinden halâs olup mürtefi‘ yerlere nakl ederler.
EÇS VI 60a–60b
Hikmet-i Hudâ ertesi gün Tatar Hân imdâda gelüp küffâr-ı hâksâra eyle bir sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim hâlâ ba‘zı mahallerde küffâr-ı murdârın üstühânları cümle 60b püşte püşte yığılup durur. Ba‘dehu bu bendleri Rüstem Paşa doldurup Sirem sahrâları susuz kalmışdır, ammâ beş karış kadar kazsan bir âb-ı tahûr-ı zülâl tulû‘ eder.