İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VI 60b
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı kasaba-i Mitroviçse: Ba‘zılar Mitroçe ve Mitrofçe derler.
EÇS VI 60b
Evvelâ Küçük Çârsû'da Bâyezîd Beğ câmi‘i hazîresinde merhûm u mağfûrun leh sa‘îd ü şehîd Gâzî Bâyezîd Beğ: Bir kârgîr binâ ve bir kurşum örtülü kubbe-i ra‘nâ içinde medfûndur kim câmi‘inde ve kubbe-i pür-envârı içinde üç vakitde eczâhânlar hatm-i şerîf tilâvet ederler. Ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
EÇS VI 60b
Ve dahi Aşağı Çârsû'da Memi Paşa: Kendü câmi‘lerinin cenbinde bir kubbecik içinde iyâlleriyle medfûnlardır, kuddise sırruhu.
EÇS VI 60b
Ve dahi Vâ‘iz Halîm Efendi: (---) (---) (---) (---) (---) (---) rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VI 60b
Ve bu şehirden dahi hareket edüp 8 sâ‘atde,
EÇS VI 60b
Palanka-i Tovarnik: Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve niyâbetdir ve kal‘a dizdârı ve yüz elli aded hisâr neferâtları vardır. Palankası nehr-i Tuna kenârında bir âlî bayır üzre bir vâsi‘ düz yerde şekl-i murabba‘ bir ağaç sa‘b palankadır. Kifâyet mikdârı (ve) cebehânesi ve (ve) elli aded tahta örtülü evleri ve bir câmi‘i tahta minârelidir ve câmi‘ dahi tahta örtülü câmi‘dir. Ve kal‘adan taşra bir hânı var. Ve hân kurbunda çâr-kûşe bir âb-ı hayât kuyusu var ve hân dibinde ve mukâbelesinde on beş aded dükkâncıkları var. Bâğları yokdur, ammâ bâğçeleri çokdur. Ve ordu-yı İslâm konduğu yerde dörd yüz aded çıkrıklı âb-ı hayât kuyuları var.
EÇS VI 60b
Andan yine semt-i garba 3 sâ‘atde,
EÇS VI 60b
Palanka-i Sotin: Bânîsi ma‘lûmum değildir. Hadîs-i şerîf: Arapça . Ammâ bu kal‘a Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Sirem niyâbetidir. Dizdârı ve otuz aded kal‘a neferâtları var. Kal‘ası sâhil-i Tuna'da havâlesiz bir mürtefi‘ bayır üzre haşeb binâ bir palanka-i ra‘nâdır. Derûn-ı hisârda bir câmi‘i var ve yigirmi aded neferât hâneleri var. Ve iç kal‘ası içinde bir Şeddâdî harâb deyri var, iç kal‘ası dahi Şeddâdî binâdır. Ve kal‘adan taşra bir hâncuğazı var.
EÇS VI 60b
Ve kal‘a kapusu önünde handak üzre bir lonca köşkü var. Bu kal‘a zamân-ı kadîmde dest-i keferede iken gâyet metîn ve sa‘b kal‘a imiş. Süleymân Hân Varadin kal‘ası gazâsına {sene 932 târîhinde bu kal‘ayı vere ile feth edüp kal‘asın münhedim edüp} giderken iç kal‘adaki deyri bile münhedim etmişdir. Hâlâ bu kal‘anın cânib-i selâsı bâğ u bâğçe-i cinânlardır ve ceviz şecereleri cihânı zeyn etmişdir. Andan 5 sâ‘atde,
EÇS VI 60b
Evsâf-ı sûr-ı üstüvâr, ya‘nî kal‘a-i bâlâ Vulkovar
EÇS VI 60b
Lisân-ı Ungur[us]ca Vulko nâm bir su bu kal‘a dibinden cereyân etmek ile ol isim ile müsemmâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır. Bânîsi Ungurus krallarından Ferdinand Kral binâsıdır.
EÇS VI 60b
Ba‘dehu sene 932 târîhinin mâh-ı Şevval'inde Süleymân Hân Varadinpetre kal‘ası fethine giderken bu kal‘ayı Vezîria‘zam Makbûl iken Maktûl İbrâhim Paşa vere ile feth edüp içinde olan kefere vü fecereler cibâl u beyâbânlar ve niçeleri gayri kılâ[‘]lara pârekende ve perîşân oldular.
EÇS VI 60b
Süleymân Hân-ı Gâzî'nin ba‘de'l-feth tahrîri üzre bu kal‘a Sirem sancağı hudûdunda voyvadalıkdır ve yüz elli akçe kazâcıkdır. Kal‘a dizdârı ve elli aded neferâtları var, gayri hâkimleri aslâ yokdur.
EÇS VI 60b
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Tuna kenârında ve şimâl cânibi nehr-i Vulko sâhilinde bir bayır üzre tula binâ bir Şeddâdî küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde dizdâr evinden ve Süleymân Hâ[n] câmi‘i ve anbârı ve cebehânesinden gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Câmi‘in minâresi tahtadır. Altı aded serâmed kulleleri var, cümle şindire tahta örtülüdür. Cânib-i mağribe nâzır bir küçük demir kapusu var. Andan içeri taşra kal‘asıdır. Kırk elli aded hurde neferât hücreleri var, ammâ iç kulleye bir âdem silâhıyla komazlar. Gerçi küçük hisâr-ı üstüvârdır, ammâ sa‘bdır. Ve minâresinde bir çan sâ‘ati var.
EÇS VI 60b–61a
Ve kapusunın iç yüzünde çâh-ı gayyâdan nişân verir bir zindânı varoşunda olan cümle halkın üsârâları her şeb bu zindânda mahpûsdur. Ve her gece dîdebânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp evkât-ı hamsede mehterhânesi çalınır. Mâ-tekaddem bu kal‘a bir kral kızının sarây 61a mahpûshânesi imiş.
EÇS VI 61a
Ammâ bu sûr-ı sağîrenin lodos cânibinde ve batı tarafındaki bâğlar içinde havâlecikleri, ammâ ol mahallere nâzır birkaç ad[ed] şâhî topları var. Ve burc [u] bârûları ve dendân-ı bedenleri ma‘mûrdur.
EÇS VI 61a
Der-dâsitân-i varoş-ı Vulkovar: Tuna kenârıyla nehr-i Vu[l]kovar sâhilinde bir pest dereli yerde cümle beş yüz aded serâpâ şindire tahta örtülü ol kadar mükellef değil hânelerdir, ammâ bâğçeli vâsi‘ evlerdir. Ve cümle havlıları dahi tahta çekilmişdir. Kârgîr binâlı dîvâr manzûrumuz olmamışdır.
EÇS VI 61a
Ve cümle beş mahalledir. Ve cümle beş mihrâbdır. (---) Câmi‘i müferrihdir. Mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle üç aded hâncuğazları var, mihmân-sarâydır ve cümle bir aded hân-ı tüccârândır.
EÇS VI 61a
Ve cümle bir aded kesîf ve küçük hammâmdır. Ve cümle elli aded dükkândır, ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve cümle iki aded mekteb-i sıbyândır. Ve cümle bir aded tekye-i Hindiyândır kim cisrin karşu başında, ammâ medrese ve imâretleri yokdur.
EÇS VI 61a
Der-beyân-ı cüsûr-ı memerr-i nâs: Nehr-i Vulko nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu mahalde nehr-i Vulko üzre tûlu yedi yüz adım kâmil bir haşeb kantara-i metîndir kim sene 932 târîhinin mâh-ı Zilka‘de'nin on ikinci gün Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa fermân-ı Süleymân Hân ile Ösek kal‘ası gazâsına giderken cüyûş-ı müslimîn ubûr u mürûr etmek içün cümle ecnâdı ve niçe bin üstâdı üşürüp üç gün gecede bu cisri itmâm etdi. Hâlâ ol vezîr-i dilîrin evkâfından bu cisir ta‘mîr ü termîm olunur. Bu püll-i musanna‘ın altından cereyân eden nehr-i Vulko tâ Yakova dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Tuna'ya munsabb olur küçük nehirdir. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VI 61a
Ziyâretgâh-ı merkad-i âşiyân-ı Hindî Baba: Bu cisrin karşu cânibi başında hadîka-i ravza-i rıdvân-misâl bâğ u bâğçe ve gül [ü] gülistân ve murgzâr u çemenistânlı bir mesîregâh u teferrücgâh âsitâne-i Âl-i Abâ tekye-i Hindî Baba kuddise sırruhu bir ulu sultândır. Cemî‘i seyyâhân-ı berr ü bihâr ve âyende vü revendegân-ı ehl-i züvvârın mihmân-sarây-ı hânkâhlarıdır kim hâne-i bî-minnetdir. Hakîr dahi a‘yândan bir yere konmayup bu dergâha yüz sürüp mihmân olup cemî‘i fakr u fâka erenleriyle cân sohbetleri edüp alâ mâ kasemallâh bir kebâbı hora geçirüp rûh-ı azîz içün gülbâng-ı Nebî çeküp rû[h]-ı azîz içün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet etdik. Ba‘de'l-işâ evrâd [u] ezkârımız tilâvet edüp istihâre du‘âsıyla mu‘avvizeteyni dahi tilâvet edüp yatdık.
EÇS VI 61a
Der-beyân-ı rü’yâ-yı sâliha-i hakîr: Derhâl menâmımda görürüm ki bir orta boylu Habeşî âdem gelüp selâm verdi. Bildim ki âsitâne sâhibi Hindî Baba'dır. Aleyk aldığımda buyurdular kim,
EÇS VI 61a
"İnşâallâh oğul, sıhhatle varır gazâ edersin ve sâlimîn vatanına gelirsin, ammâ bir köleni ve dör[d] atını kâfir alup sen halâs olursun, ammâ yine Hudâ sana ihsânlar edüp diyâr-ı Alaman'da çok seyâhat edersin" dedikde hemân hâbdan bîdâr olup yüreğim deprenüp aklım başımdan gideyazdı.
EÇS VI 61a
"Âyâ ahvâlim neye müncer ola, fî emânillâh" deyüp "El-mukadder kâ’in" deyüp cemî‘i umûrum Rabbü'l-izzet'e tefvîz edüp basîret üzre olup rûh-ı Hindî Baba'[ya] bir Fâtiha tilâvet etdik ve ale's-sabâh rızâ-yı Hak içün bir kurbân edüp âsitâne-i Hindî Baba'da olan fukarâlara kurbânı bezl etdik, kabûl-ı Dergâh ola.
EÇS VI 61a
Bu Hindî Baba, Süleymân Hân ile Mihaç gazâsında bile olup feth ü nusret olmuş ve Lagoş kralın mürd olacağın ve yedi kral münhedim olup iki kerre yüz bin küffâr kırılacağın Hindî Baba yetmiş gün evvel Süleymân Hân'a tebşîr edüp yine vakt-i sâ‘atiyle eyle vâkı‘ olup ba‘de'l-feth Süleymân Hân, Hindî Baba'ya bu âsitâne yerin ihsân edüp anda medfûndur. Hâl-i hayâtlarında çok kerâmatları zâhir ü bâhir olmuşdur. Kuddise sırruhu'l-azîz.
EÇS VI 61a
Andan ormanlar içre Ral kasabasın geçüp 8 sâ‘atde,
EÇS VI 61a
Evsâf-ı dâr-ı küffâr-ı seg, ya‘nî palanka-i azîm kal‘a-i Ösek
EÇS VI 61a
Lisân-ı Macarca (---) (---) demekdir. Bânîsi Ungurus krallarından Matyaş Kral-ı dâll binâsıdır.
EÇS VI 61a–61b
Ba‘dehu sene 932 târîhi Recebü'l-ferdinin 11 bâzârertesi gün Sultân Süleymân Mihaç ovası gazâsına azîmet etdiklerinde Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa sadrıa‘zam iken talî‘a-i asker olup serdâr-ı mu‘azzamlık ile kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ol sene-i mezkûrda der-ceng-i evvel kal‘a siperi(?) Varadin'i ve kal‘a-i İlok'u ve kırk aded kılâ‘ların sağîr ü kebîrlerin feth edüp andan kal‘a-i Ösek'e sarılup içinde olan Boçkay nâm ban ve Yerekan kâfirleri ceng [ü] cidâl-i germâ-germe tâkat getiremeyüp vere ile kal‘ayı verüp cümle küffâr derûn-ı hisârdan bî-silâh uryânen ac u 61b zâc ve bir pâre nâna muhtâc cânib-i vâdî-i Vac deyüp giderek her biri bir cânibe perîşân ve kimi serdâra "el-amân" deyüp re‘âyâ olmak üzre kaldı.
EÇS VI 61b
Ba‘dehu fermân-ı şehriyârî ile asâkir-i deryâ-misâl kal‘a-i Ösek'e üşüp üç günde tâ esâsına varınca hâke berâber olundu. Andan nehr-i Dırava üzre Serdâr İbrâhîm Paşa sene 932 Zilka‘de'sinde cemî‘i cünûd-ı müslimîni kol kol ta‘yîn edüp ve niçe bin re‘âyâ vü berâyâlar hidmet edüp altı günde bir haşeb cisr-i metîn inşâ edüp cümle asâkir-i İslâm diyâr-ı Ungurus-i menhûs seferine ubûr etdiler.
EÇS VI 61b
Ba‘dehu gazâ-yı Mihaç'a Sultân Süleymân bu cisirden ubûr edüp fermân-ı hümâyûn ile köprü kesilüp cümle asâkir gerü gitmeden ka[t]‘-ı ümîd edüp cümle cân u baş ile Mihaç sahrâsı cengin edüp hamd-i Hudâ iki kerre yüz bin (bin) kâfir katl olup yüz bin kefere vü fecereler esîr-i bend-i zincîr olup Süleymân Hân-ı sâhib-kırân sa‘âdetle avdet edüp kal‘a-i harâb Ösek kurbunda meks edince cümle serhadlerin a‘yân-ı kibârları cem‘ olup eyitdiler:
EÇS VI 61b
"Pâdişâhım bu kal‘a bu cisir başında elzem-i levâzımındandır ve memerr-i nâsda bir cây-ı menâsdır. Bu ta‘mîr ü termîm olunmak gerekdir" dediklerinde müşâvereleri re’y-i ahsen görülüp hazâ’in-i pâdişâhîden beş yüz kîse mâl ve mühimmât u levâzımâtlar verilüp Peçoylı Kâsım Paşa'yı ta‘mîr ü termîme ta‘yîn buyurulup sene 932 esâsına şürû‘ olunup sene 936 târîhinde kal‘a-i Ösek müceddeden itmâm bulup mîr-i livâlığın binâ mu‘temedi olan Peçoylı Kâsım Paşa'ya sadaka olunup cemî‘i cebehâne ve mühimmâtların mükemmel ü mükellef koyup üç bin aded güzîde asker nigehbân ta‘yîn olunup Sirem ve İlok [ve] Varadin serhadleri emn ü amân oldu, ammâ bu kal‘a-i Ösek-i dâr-ı seg dest-i küffârda iken yedi aded Hırvad ve İslovin ve Zirin ve Began ve Nadaj ve Yerekan herseklerinin bu kal‘a-i Ösek'de vekîller olmak taht-ı bânân-ı fâcirân idi, lâkin Nemse çârsâr-ı inpirator kapudanı Boçkay kapudan hâkim idi.
EÇS VI 61b
Ba‘dehu Süleymân Hân tahrîr edüp paşalu eyledi. Hâlâ Pojaga eyâletinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve kal‘a dizdârı ve on iki kal‘a neferâtı ağaları ve yedi yüz aded şehbâz hisâr erleri ve harâc ağası ve muhtesibi ve bâcdârı vard[ır], sipâh kethudâyeri ve kapukulu serdârı yokdur, ammâ Budin yeniçeri serdârı ve Eğre çavuşu vardır ve mi‘mârbaşısı vardır. Erbâb-ı zu‘amâsı ve erbâb-ı tîmârı ve alaybeği ve çeribaşısı vardır ve cümle asâkir-i İslâm ile müzdahim bir şehr-i ma‘mûr u müzeyyendir.
EÇS VI 61b
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Ösek: Bu kal‘a-i cây-ı menâs bir düz vâsi‘ sahrâ-yı mahsûldârda nehr-i azîm Dırava üç tarafını döğerek ubûr edüp bir top menzili aşağıda nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu mahalle karîb üç kat bölme hisâr-ı üstüvâr, evvelâ iç kal‘a ve orta hisâr ve taşra varoş hisâr, üçü dahi gâyet metîn ü müstahkem sûr-ı üstüvârdır. Evvelâ,
EÇS VI 61b
Sitâyiş-i Orta kal‘a: Bir havâlesiz topraklı zemînde çâr-kûşe Şeddâdî rıhtım kırmızı tula binâ bir kal‘a-i zîbâdır, ammâ Sultân Süleymân vezîri İbrâhîm Paşa bu kal‘ayı münhedim etdikde Şeddâdî binâ olmak ile inhidâmında usret çeküp benî Âdem kaddi kalın Şeddâdî tula dîvârı kalmış.
EÇS VI 61b
Ba‘dehu fermân-ı şehriyâriyle amâr oldukda mezkûr Şeddâ[d]î alçak dîvâr üzre kalın meşe ağaçları direklerinden sandık sandık her direk birbirlerine geçme sandıklar çatılup Şeddâdî tula dîvâr üzre çatma sandıkları koyup horasân ve kireç ve alçı ve cibis ile rıhtım edüp kal‘ayı dahi yüksek etmişler. Ve her cânib kulleler ve tabyalar çatup doldurmuşlar ve dâ’iren-mâdâr top-ı kûplara mazgal delikleri etmişler, lâkin sâ’ir kılâ‘lar gibi dendân-ı bedenler etmemişler, ammâ tüfeng-endâz delikleri çok etmişler.
EÇS VI 61b
Bu kal‘a Dırava kenârında bir burunda vâkı‘ olmağile üç tara[fı] nehr-i Dırava'dır. Ol taraflar yarlar ve bayırlardır, aslâ handakı yokdur ve lâzım da değildir. Bu yalı tarafları da ancak yalın kat dolama çit palanka dîvârdır. Câ-be-câ suya enecek suluk kapucukları vardır, nerdübân-ı haşeb ile suya enilir. Bu su taraflardan mâ‘adâ kara tarafı ki Şeddâdî dîvârdır, ol tarafda sudan suya varınca toprakdan kesüp kazılmış bir vâsi‘ ve amîk ve arîz handakı vardır. Kefere zamânı içinden Dırava suyu akup handak içinde kefereler balık sayd ederlermiş. Hâlâ mâhîleri sayd edecek bend yerleri handak içinde nümâyândır.
EÇS VI 61b
Bu kal‘anın bu handaklı tarafı bir sudan bir suya varınca bin yüz aded germe adımdır, ammâ su kenârında handaksız tarafı iki bin adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Ösek dâ’iren-mâdâr üç bin yüz adımdır.
EÇS VI 61b–62a
Ve cümlesi iki kapudur, biri kıble cânibine nâzır bir vâsi‘ kapudur. Kıbleli 62a Mustafâ Paşa bu Kıble kapusunun iç yüzünde bir azîm dolama binâ bir tabya-i zîbâ inşâ etdi kim gûyâ sedd-i Kahkahâ olup üzerine balyemez topları tezyîn etdi.
EÇS VI 62a
Ve bir kapusu dahi cânib-i cenûbda taşra varoşa mekşûf Çârsû kapusu nâmıyla mevsûf bir müzdahim bâb-ı mu‘arref metîn derveze-i âlîdir kim atebe-i ulyâsı üzre geyik boynuzları asılmışdır.