EÇS VI 71a
Ziyâret-i Erkoç Baba ve cenbinde Gâzî Behrâm Baba: Bunlar Süleymân Hân asrında ikiciği karındaş gibice çete ve potura seğirdüp dîn-i mübîn uğuruna mücâhidü fî-sebîlillâhlar imiş.
EÇS VI 71a
Hikmet-i Hudâ Erkoç Baba min mahabbetillâh merhûm oldukda cemî‘i serhad gâzîler Baba-yı merhûmun na‘ş-ı şerîfin tevhîd [ü] tezkîr ile gasl ederlerken hemân Behrâm Baba,
EÇS VI 71a
"Beni de bir hoşça yıkayınuz. Benüm birâ[de]rimle âhiretde de çete kovalım ve efendimizin dîdârın görelim. Ala benim cânım cânımı" deyüp rûh teslîm etdükde cümle huzzâr-ı meclis âlem-i hayretde kalup âhir-i kâr techîz ü tekfîn ve ıskât salâtın edüp salât-ı cenâzelerin bir yerden kılup bu cây-ı refî‘ üzre ikisin yan yana defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı (erbâb-ı) dilândır. Hâlâ birâ[de]reyn-i gâzîyeyn bir ağaç köşk-misâl bir sütûh altında âsûdedirler. {Kuddise sırruhu'l-azîz}.
EÇS VI 71a
Lisân-ı Macarca (---) (---) (---) demekdir. Bânîsi Ungurus krallarından Lagoş kral binâsıdır.
EÇS VI 71a
Ba‘dehu sene 936 târîhinde Âl-i Osmân askeri harâb edüp ba‘dehu sene-i mezbûrede Süleymân Hân amâr etdi. Budin hâkinde paşa hâssı ve niyâbetdir. Bunun dahi kal‘ası nehr-i Tuna kenâ[rında] gâyet mürtefi‘ bir dağ üzre bir hısn-ı hasîn ve bir üstüvâr bir ra‘nâ hisârdır kim Tuna kenârında olan palanka hisârlarda bundan metîn palanka yokdur kim gird-â-gird üç kat dolma rıhtım binâlı palankadır.
EÇS VI 71a
Cümle etrâfında iki kat gayyâ deresi gibi kesme handakı var ve iki yerde metîn ve kavî ağaç kapuları var. Bir kapusu maşrık cânibine nâzır küçük kapudur. Handakı üzre haşebden bir kasrı var, lonca derler, bir temâşâgâhdır kim cümle hüddâmân-ı hisâr bu kasırda oturup Tuna iskelesin temâşâ ederler. Ve [bu] kapudan ahâlî-i kal‘a Tuna'dan su alırlar. Bir kapusu dahi mağrib cânibine büyük kapudur, taşra varoşa mekşûfdur. Bunun dahi handak üzre cisri asma zincîrli haşeb kantaradır. Bu kal‘anın çâr-kûşesinde metîn ü müstahkem kullelerinde şâhî zarbuzan şâhâne şâhî topları var.
EÇS VI 71a–71b
Derûn-ı hisârda cümle yetmiş aded şindire tahta örtülü hâneleri ve bir kenîseden tebdîl olmuş Süleymân Hân câmi‘i var, gâyet ma‘bedgâh-ı kadîm ve kârgîr binâdır. Hattâ bu câmi‘e muttasıl evc-i âsumâna ser çekmiş çâr-kûşe Şeddâdî binâ bir kulle-i ra‘nâsı var kim cihân-nümâ olup cemî‘i Keçkemet sahrâları ve Şarkez yakaları üç konak yerdir, bu kulle-i bâlâdan nümâyân olup tahta örtülü ayyûka kad-keşân olmuş bir kulle-i bâlâdır kim tâ zirve-i a‘lâsında dörd aded serâmed topları vardır. Dahi mâ-fevkinde bu kulle üzre Süleymân Hân câmi‘inin bir musanna‘ serâmed tahta menâresi vardır. Ve bu kullede dizdârın ve iki yüz aded kal‘a neferâtlar[ının] zî-kıymet metâ‘ları mahfûzdur, zîr[â] sa‘b 71b ve metîn kulle-i bâlâdır.
EÇS VI 71b
Çâr-kûşe bir yalın kat dolma palanka dîvârlı azîm varoşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder. Metîn kulle [ve] tabyalar ile ârâste ve gâyet sarp handak-ı amîk ile pîrâste olmuş iki aded kapusu ve ikişer kat tahta kanatlı kavî kapulardır. Her kapu üzre tahta tabyalı ve âmâde toplu kulleleri var kim bu kapuların birinden girilüp birinden çıkılır, ortası şâhrâh bir varoş-ı menzilgâh palankadır. Cümle iki yüz aded tahta sutûhlu tahtânî evleri ve bâğçeleri ve âb-ı hayât kuyuları [ve] bir câmi‘i var, mâ-tekaddem bu da bir deyr-i musanna‘ imiş, hâlâ bir câmi‘-i müreffa‘dır. Ve bir mescidi ve bir hânı ve elli aded dükkânı ve hân cenbinde bir sebîlhâne-i {erbâb-ı} atşânı.
EÇS VI 71b
Bu imâretlerden mâ‘adâ bu varoşun niçe arz-ı hâliye yerleri var. Hattâ ol kadar vâsi‘ varoşdur kim cümle mezâristânı bu kal‘a içredir. Ve bu kal‘ada yılda bir kerre beş on bin âdem cem‘ olup panayur-ı azîm, ya‘nî bâzâr durup bu kal‘a içre iki üç yüz kadar külbe-i ahzândan dükkânlar yaparlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ varoşdur.
EÇS VI 71b
Ve âb [u] havâsı ve mahbûbesi çokdur. Ve bâğları bî-hisâb olup beyne'l-halk hâk-i pâki mergûbdur.
EÇS VI 71b
Andan yine cânib-i garba nehr-i Tuna kenârıyla 3 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 71b
Bu Boşnak lisânıyla (---) (---) (---) demekdir. Kadîm-i eyyâmda kefere krallarından Sıyolabi Yanoş Kral binâsı idi.
EÇS VI 71b
Ba‘dehu sene 936 târîhinde guzât-ı müslimîn ihrâk edüp ba‘de'l-feth-i Budin bu kal‘ayı Süleymân Hân sene-i mezbûrede tecdîden binâ etdi.
EÇS VI 71b
Ba‘dehu sene 1072 târîhinde bu hakîr Serdâr Ali Paşa ve Melek Ahmed Paşa efendilerimiz ile diyâr-ı Erdel gazâsında iken Nemse çâsârı fursat bulup Âl-i Osmân'ın Erdel'i nehb ü gâret etdiğine karşılık sulha muğâyir o dahi karşılık edüp barışıklığı bozup bu kal‘a-i Penteli'yi ıhrâk bi'n-nâr etdiğinden bu Yanık seferimiz zuhûr etmesine bâ‘is ü bâdî bu kal‘a-i Penteli ve gayri kal‘aların ıhrâk olunması sebeb olmuşdur.
EÇS VI 71b
Ba‘dehu bu kal‘a-i Penteli'yi fermân-ı pâdişâhîyle Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa henüz bu sene 1073 müceddeden binâ etmeğe mübâşeret edüp mukaddemâ Budin vezîri Hasan Paşa binâ etdiğinden vâsi‘ ve metîn etmeğe mübâşeret edüp ibtidâ bir hünkâr câmi‘i inşâ etmişler kim Tuna kenârı palankalarında böyle şâhâne rûşen binâ câmi‘-i ra‘nâ olmamışdır.
EÇS VI 71b
Bunun dahi zemîni nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ bayır üzre nev binâ olmada, çâr-kûşe şarampavlı ve sa‘b handaklı maşrık tarafı nehr-i Tuna'ya nâzır ve mağrib tarafı kesme toprak handaklı kal‘adır. İçinde hâne ve cebehâneleri dahi nâ-tamâm idi, ammâ neferâtları üç yüz kadar ve dizdârı ve Budin kulu serdârı olup hidmetde idiler. Varoşu mukaddemâ itmâm bulup yüz aded tahta örtülü hâneli ve bir hânlı ve yigirmi dükkânlı varoş-ı nev binâdır, ammâ hûb-havâ ve bâğ u bâğçeleri bî-hisâbdır.
EÇS VI 71b
Bu kal‘adan çıkup Budin tarafına giderken bir handak gibi dere içre cemî‘i Âl-i Osmân askeri ol dereden geçüp 4 sâ‘atde,
EÇS VI 71b
Sene 935 târîhinde Süleymân Hân Beç kal‘asın muhâsara edüp ve şiddet-i şitâ ta‘kîb edüp asâkir-i İslâm'ın cenge iktidârları olmayup bi-emri Hudâ cümle hazâ’in-i bârgâh-ı Âl-i Osmânı umûmen Beç kal‘ası altında bırağup hemân Süleymân Şâh hırka-i Resûl'ü ve alem-i Habîbullâh'ı alup niçe iç ağaları top-keşân câmûslarına binüp Ni‘met-Uyvar altından nehr-i Raba'yı ubûr edüp Ustolni-Belgrad'a uğramayup tâ kal‘a-i Beç'den altı gün altı gece de ol şiddet-i şitâda bu Cânkurtaran mahallinde Kovin adası önünde meks eyleyüp Pâdişâh Süleymân Şâh bir kayık ile Kovin adasına geçüp vüzerâlarına buyururlar kim:
EÇS VI 71b
"Bu meks etdiğimiz yere ne derler" derler. Serhadli derler kim,
EÇS VI 71b
"Hünkârım Kovin adası yeri derler" dediklerinde Süleymân Hân buyururlar kim,
EÇS VI 71b
"Yok bu mahalle cân kurtaran derler. Biz Beç'den bu mahalle asâkir-i İslâmla gelüp cân kurtardık. Bir dahi benim askerimden ve evlâd-ı zevi'l-ihtirâmlarımdan nehr-i Raba'yı ve kal‘a-i Yanık'ı ubûr eden evlâdlarım Yanık'da yanalar ve Beç'de peç ve pûç ve işleri hiç ve pîç pîç olalar bencileyin bu Cânkurtaran'a gelüp cân kurtaralar" deyü Beç kal‘ası ve Yanık kal‘ası altına varanlara beddu‘â edüp ba‘dehu buyurdular kim,
EÇS VI 71b
"Tîz bu mahalle Cânkurtaran nâmıyla bir kal‘a inşâ edün" buyurduklar[ında] bu kal‘aya şürû‘ edüp nâmına Süleymân Hân Cânkurtaran buyurdular.
EÇS VI 71b
{Sitâyiş-i şecâ‘at-i gâziyân-ı Cânkurtaran}
EÇS VI 71b–72a
Ammâ sene 1072 Nemse çâsârı tahrîkiyle bu kal‘aya Zirinoğlu kırk bin asker ile bu kal‘ayı döğüp Penteli kal‘ası gibi ıhrâk edem zann edüp zarabât-ı top-ı kûplar ile bu kal‘anın câ-be-câ yerlerin rahnedâr 72a edüp şeb [ü] rûz döğerken derûn-ı hisârda mahsûr olan gâzîler görseler kim Budin'den imdâd yok ve cümle Âl-i Osmân askeri vilâyet-i Erdel gazâsında. Ne çâre imdâddan me’yûs olup bir gece cemî‘i kırk bin küffâr-ı hâksâr-ı murdâr-ı bedkâr mahmûr u evkâr hınzîrlar gibi horlayup yatırlarken cümle guzât-ı Cânkurtaran cânların kurtarmadan geçüp cümle avret ve oğlanlarıyla iki bin altmış aded sağîr ü kebîr âdemler olup dal sâtûr-ı Muhammedî kal‘a kapusundan taşra çıkup derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden Cânkurtaranlı sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup küffâra bir yaylım kal‘adan toplar ve bir yaylım tüfengler atup cân havliyle kâfire girişüp ol vakt-i Şâfi‘îde kâfire bir kılıç ururlar kim vasfında lisân kâsırdır.
EÇS VI 72a
Cümle küffâr bu şeb-hûnu görüp hâbdan cümle serâsime bîdâr olup kimi nehr-i Tuna'ya kendüyi atup kimi uryânen dağlara düşüp kimi çıplak atlarına binüp firâr edüp bu kadar bârgâh [u] büngâhları ve bu kadar mâl-ı hazâ’inleri Cânkurtaran altında kalup Cânkurtaran altında yedi bini cân kurtarmayup bî-cân olup dendân-ı tîğ-ı âteş-tâb-ı gâziyân-ı Cânkurtaran'dan geçüp bakıyyetü's-süyûflarından iki bin altmış kadar esîrleri alup kavm-i Cânkurtaran cânların ve kal‘aların kurtardıklarından mâ‘adâ bu kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldukların bu hakîr Erdel gazâsında iken bu feth-i meserret haberi Erdel'de Ali Paşa'ya geldiği ma‘lûmumdur.
EÇS VI 72a
Ba‘dehu cümle cebehâne ve mâl-ı hazâ’ini Cânkurtaranlı taksîm-i guremâ edüp cümle cebehâne ve topları Cânkurtaran kal‘asına zeyn ederler. Hâlâ şimdi Budin serhadleri palankalarında Cânkurtaran gibi bir pür-silâh cebehâneli ve balyemez toplu ve eyle yarar ve nâmdâr kullu bir palanka hisâr yokdur. Hâlâ cümle yedi Hersek banları,
EÇS VI 72a
"Âh gidi Cânkurtaranlı" deyüp âh [u] enîn-i serd çekerler. Hudâ bu kal‘acığı düşman şerrinden emîn ede, âmîn ve yâ Mu‘în.
EÇS VI 72a
Hattâ şimdi bu mahalde Cânkurtaran'ın dizdârına ve bölük ağalarına ve beş yüz aded kal‘a neferâtlarına cümle yetmiş aded zer-ender-zer hil‘at-i fâhireler geydirüp cümle gâzîlerinin başlarına Sad[rı]a‘zam kendü dest-i şerîfleriyle birer gümüş çelengler sokup cümle serhad halkı mâbeyninde Cânkurtaranlılar ser-firâz oldular.
EÇS VI 72a
Der-medh-i eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Cânkurtaran
EÇS VI 72a
Nehr-i Tuna kenârında bir vâsi‘ fezâda çâr-kûşe ve çâr tabyalı gâyet metîn ü müstahkem dolma rıhtım Şeddâdî palankadır, ammâ her meşe ağacı direkleri birer âdem güc ile kucaklar kalın meşe ve pelîd ağaçlarıdır kim bu kadar zamândan berü âbnûs ağacına dönmüş direklerdir. Hattâ küffâr bu kerre bu kal‘ayı bu kadar zamân balyemez toplar ile döğüp gülleleri iki direk mâbeynine girüp gâ’ib olmuş. Tâ bu mertebe metîn palankadır.
EÇS VI 72a
Ve handakı gâyet amîk ve arîz ve sa‘b hafr-i azîmdir. Cümle top mazgalları handaka nâzırdır, zîrâ bu ağaç kal‘alarda düşmanlar geldikde handaklarından korkarlar. Anıniçün bu kal‘anın handak kenârında bir kat direklerden dâ’iren-mâdâr şarampav meterisleri var. Düşmanlar handaka gelmesin içün bir hayli zamân bu şarampavlarda cümle gâziyân ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederler.
EÇS VI 72a
Ve cümle üç kapusu var, ikisi nehr-i Tuna kenârında cânib-i şarka açılır ve ahâlî-i kal‘a bu kapulardan su alup, iskeledir kim gemiler yanaşır. Ve biri büyük kapudur kim cânib-i cenûbda taşra varoşa açılır. Bu kapular önünde handaklar üzre zincîrli asma cisirleri başında lonca kasırları var.
EÇS VI 72a
Ve bu kal‘a içre cümle yüz elli aded bâğçesiz daracık ve sokakları dar evlerdir kim her sokak başında bendleri var. Ve bir Süleymân Hân câmi‘i ve cebehâne mahzenleri ve gılâl anbârı var.
EÇS VI 72a
Ve bu kal‘anın Tuna kenârı köşesinde bir vîrân kenîsesi var, içinde keraste ve gayri mühimmât [u] levâzımâtları ve şehrin niçe hayvânâtları memlûdur. Hattâ bu kal‘a içinde olan guzât-ı muvahhidînin ehl [ü] iyâlleri birbirlerinden aslâ kaçmazlar, zîrâ cümle evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve ta‘allukâtlardır. Anıniçün birbirlerinden hicâb edüp ceng etmede yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp müte’ehhil olup sâkin olamazlar. Meğer taşra varoşda tavattun edeler.
EÇS VI 72a
Der-kayd-ı varoş-ı Cânkurtaran: Bu varoş hisâr dahi bir sarp yalın kat palanka ve şarampavlı rabâtdır ve cümle yüz elli kadar hâneli ve sarp handaklı ve bir hânlı ve yigirmi dükkânlı ma‘mûr ve sık ve ganîmet intihâ-i serhaddir. Bunun dahi âb [u] hevâsı latîfdir. Ve bâğ u bâğçeleri cümle bu kal‘a karşusunda cezîre-i Kovin'dedir.