İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VI 72a
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı şühedâ-yı Kovin ve eşkâl-i cezîre-i Kovin
EÇS VI 72a–72b
Serhad ahâlîsi bu cezîreye 72b Kovin derler, Osmânlı Koyun adası derler. Şarkdan garba tûlânîsi altmış mîl tavîl bir cezîre-i vâsi‘dir kim arzı bir fersah enli cezîre-i azîmdir. İçinde yedi pâre ma‘mûr köyleri ve niçe kerre yüz bin aded devâbbâtları ve Cânkurtaranlıların bu kadar bin bâğ-ı İreme-zâtları bu cezîre içindedir. Birkaç ahbâb ile Cânkurtaran'dan atlarımız gemilere koyup bu cezîreye ubûr edüp anda cümle,
EÇS VI 72b
Ziyâret etdiğimiz şühedâların menâkıbların beyân eder
EÇS VI 72b
Evvelâ sene 1004 târîhinde Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis tâbe serâ[h] ve ce‘ale'l-cennetü mesvâhdır kim anların zamân-ı sa‘âdetlerinde küffâr-ı Macar-ı füccâr-ı hâksâr gâyetü'l-gâye isyân u tuğyânlar ederek her cânibleri nehb ü gâret ve alan u tâlân ederek gelüp Keçkemet kırların ve Heves ve Çokrad kal‘aların ve Şarkez ve Salanta sahrâların sahr edüp âbâdân olan kurâ vü kasabâtları cümle kabza-i tasarrufa alup Âl-i Osmân'ı Eğre kal‘ası gazâsına gitmeğe mâni‘ {olmak} içün bu cezîre-i Kovin'de küffâr yüz bin askerle konup kat-ender-kat taburlar çatup eğer Tuna'dan gemiler ve eğer karadan asâkir-i İslâm'a rehzenlikler edüp cüyûş-ı muvahhidîne hayli rahneler verir.
EÇS VI 72b
Âhirü'l-emr pâdişâh-ı cem-vakâr-ı sâhib-kişverin fermân-ı hümâyûnlarıyla celâlîden mutî‘ [ü] münkâd olma Celâlî Hasan Paşa'nın ve Dervîş Paşa'nın celâlî ve cemâlî ve sekbân ve salıcı varıcı zorba askerleriyle cümle otuz iki bin aded güzîde askerleri bir gece niçe bin aded Tuna gemileriyle bu cezîre-i Kovin'e geçirüp her biri birer zor-ı bâzûya mâlik zorba kağan arslana benzer yiğitler kim her biri Anadolu diyârında re‘âyâ vü berâyânın koyunun ve kuzu [ve] tavuk ve kazların tenâvül etmeden Ma‘dî-Kerib'e dönmüşler idi.
EÇS VI 72b
Bu cezîreye ale'l-gafle bu kadar bin guzât-ı müslimîn geçince cümle gemiler gidüp bunlar bu cezîrede küffâr ile cenge âheng ederek kâmil üç gün üç gece bir ceng [ü] savaş-ı perhâş ederler kim hâlâ cemî‘i serhad tevârîhlerinde mastûrdur.
EÇS VI 72b
Hulâsa-i kelâm üç günde yetmiş bin kâfiri kılıçdan geçirüp yigirmi bin güzîde kefereler nehr-i Tuna'da gark olup yüz bin küffârdan bir cân-ı kefere rehâ bulmayup şemşîr-i miczemden geçinceğe dek cümle celâlî askerleri de cümle şehîd olup hemân
EÇS VI 72b
"Celâlî Hasan Paşa kendü eliyle üç günde yedi yüz kâfir kırdı" deyü bu cengde halâs olan Dervîş Paşa askeri bu Cânkurtaranlılara nakl etmişler.
EÇS VI 72b
Anların nakilleri üzre bu gazâda hâzır olanlardan bu hakîr istimâ‘ edüp bu mahalle tahrîr etdik, ammâ be-kavl-i kavm-i Cânkurtaran bu celâlî kavmi bu cezîreye geçdiklerinde Budin vezîrinden bize fermân gelüp,
EÇS VI 72b
"Olmaya ki şâyed celâlî kavmi adaya geçince imdâd edesiz ve yâhûd münhezim olurlarsa kayıklarla beri alasız ve atlarıyla yüzerek beri geçerlerse cümle kırasız, ammâ Dervîş Paşalıya imdâd edesiz, beri geçerlerse alasız" deyü fermânlar gelüp, "Alâmet-i şerîfeme i‘timâd edesiz ve illâ mâl [u] mâmelekiniz gitmek ile halâs olmayup cümleniz katl-i âmm olunursuz" deyü fermânlar geldiğinden havf edüp,
EÇS VI 72b
"Cezîrede olanlara biz imdâd etmedik, ve imdâda dahi muhtâc olmayup cümle şehîd olup celâlîden cân kurtulmadı, ammâ Dervîş Paşazâde şehd-i şehâdet câmın nûş edüp ancak üç yüz âdemi hayâtda mecrûh kalup ba‘de'l-ceng [ü] cidâl cümlemiz bu cezîreye geçüp ol kadar mâl-ı ganâ’im aldık kim hâlâ ol mâl ile muğtenem âdemlerimiz vardır" deyü bu ceng [ü] cidâli Cânkurtaran ihtiyârları nakl etdiler.
EÇS VI 72b
Ba‘dehu cemî‘i guzât-ı müslimînin cesed-i şerîflerin sekiz aded hunka, ya‘nî sekiz aded yumru depeler edüp cümle şühedâları defn ederler. Hâlâ sekiz yığın ziyâretgâhdır. Deli Gâzî Hasan Paşa ve Dervîş Paşazâde merkadleri âşikârelerdir, ammâ mâ‘adâları hunka depelerdir.
EÇS VI 72b
Ammâ Dervîş Paşa hemân ol cengden sonra at ile nehr-i Tuna'yı yıldırup Cânkurtaran'a cân atup eyle cân kurtarup halâs olur. Hâlâ bu Kovin adasında on dörd yerde küffâr-ı hâksârın üstühânları püşte püşte yığılıdır ve niçe yüz yerde küffâr kafâları lahana yığınları gibi yığın yığın pâymâl-i rimâl galtân olup yatır.
EÇS VI 72b
Ba‘dehu Gâzî Dervîş Paşa bu cezîre ma‘rekesinden halâsdan sonra Budin taraflarına serdâr-ı mu‘azzam olup Cânkurtaran'a geldikde bir kayığa binüp bu Koyun adasına geçüp münhezim olduğu yerde evlâdı üzre ve cemî‘i celâlî gâzîleri ve kendü şühedâları üzre bir kasr-ı âlî inşâ edüp etrâfına niçe bin aded şecere-i müsmirâtlar diküp hâlâ bir ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Hamd-i Hudâ bu cümle şühedâları bu mahalde ziyâret edüp rûhlarıyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet etdik. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VI 72b
Bu ziyâret kasrının sütûnunda tahrîr oluna[n] hatt-ı ta‘lîk şi‘r budur:
EÇS VI 72b–73a
Hakîm-i Mutlak'ın olmasa ger bir işde tedbîriMüfîd olmaz hezâr e[r]bâb-ı aklın re’y [ü] tedbîriİnâyet eylese bir bendesine Hazret-i Mevlâ 73aSevâb olur hatâsı hep kemâl-i mahz-ı taksîriSa‘âdet isterisen ehl-i teslîm [ü] tevekkül olKabûl et cân ile Dervîş bu pend-i Hazret-i Pîri
EÇS VI 73a
deyü Dervîş Paşa kendü hattıyla tahrîr etmiş.
EÇS VI 73a
Me’âl-i kelâm cezîre cenglerinde bu dahi bir neberd-i azîmdir, ammâ bu cezîrede bir kal‘a olsa cemî‘i Tuna yalıları üzre olan kılâ‘-ı metîneler emn ü amân olurdu, ammâ hakîrin akl-ı kâsırıyla kal‘a bu cezîrenin Budin tarafındaki ucunda olsa nehr-i Tuna'nın iki tarafından dahi hayduk kayıkları geçmezlerdi ve's-selâm.
EÇS VI 73a
Ammâ bu cezîrenin bâğları bâğ-ı İremden nişân verir bâğçeleri var kim Âl-i Osmân ordusun ganîmet etdi. Andan dahi kalkup cânib-i şimâle 2 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 73a
Evsâf-ı palanka-i Erçin
EÇS VI 73a
Süleymân Hân asrında sene 935 târîhinde Erçin nâm bir mîr-i livâ-i benâm gazâ mâlıyla hasbetenlillâh bu kal‘ayı inşâ etmeğile ol gâzînin ismiyle müsemmâ bir kal‘acık imiş, ammâ yine sene 1072 târîhinde bu hakîr Erdel'de iken Zirinoğlu nâm la‘în-i pelîd-i bî-dinin ıhrâk etdiği kal‘anın biri dahi budur. Ba‘dehu İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ayı müceddeden binâ edüp evvelkiden dahi metîn oldu dediler, zîrâ hakîr evvelki kal‘ayı görmemiş idim, zîrâ bu serhadlere ibtidâ seyâhatimizdir.
EÇS VI 73a
Bu kal‘a içre elli aded tahta örtülü neferât hâneleri ve cebehânesi ve anbârı ve hünkâr câmi‘i ve maşrıka nâzır bir kapusu ve bir tarafı sa‘b handakdır ve handak tarafı âlî bayırdır. Küffâr bu kal‘ayı bu mahalden döğüp amân ile istîlâ edüp ba‘dehu ibâdullâhları esîr eder.
EÇS VI 73a
Hâlâ dizdârı ve iki yüz yeni neferâtları var, ammâ dahi topları ve cebehânesi yokdur. Cümle küffâr götürmüş. Ancak üç aded kırık top kalmış. Ve taşra varoşu berbâd yerde yatır, ancak handakı kalmış. Ve bir yeni hân-ı zîbâ ve kırk aded dekâkîn-i ra‘nâ binâ olunmuş. Ve bu harâb varoşun handakından taşrası serâpâ müşebbek bostânlardır. Ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır kim hâlâ amârdır. Andan şimâle 3 sâ‘atde,
EÇS VI 73a
Evsâf-ı palanka-i Hamza Beğ
EÇS VI 73a
Bunu dahi Süleymân Hân fermânıyla kal‘a-i Şimatorna beği Hamza Beğ nâm benâm-ı hümâm sene 936 târîhinde binâ etmek ile Hamza Beğ nâmıyla müsemmâ bir palanka-i ra‘nâcıkdır. Bu dahi nehr-i Tuna kenârında gâyet ma‘mûr imiş, lâkin bunu dahi tahrîr olunan sene-i mezbûrelerde Zirinoğlu ıhrâk bi'n-nâr edüp ahâlîleri gemilere binüp firâr eder. Bunun dahi cümle hâneleri ve topların alup dâr-ı menhûslarına gider.
EÇS VI 73a
Ba‘dehu Budin Vezîri İsmâ‘îl Paşa Sadrıa‘zamın Yanık gazâsına geleceğin istimâ‘ edüp re‘âyâ vü berâyâ-yı bî-had üşürüp müceddeden binâ eder. Dizdârı ve üç yüz neferâtları henüz müceddeden tahrîr olunup firâr eden dizdârı bu mahalde otak önünde katl olunup gayri neferâtları ferd-i tîmâr kayd olundu.
EÇS VI 73a
Derûn-ı hisârda ancak yigirmi şindire tahta ile mestûr hâneler ve bir câmi‘-i Süleymân Hân binâ olunup nûr olmuş ve bir kârgîr taş binâ bir minâre-i bâlâsı var, külâhı kurşumlu ve alemi kalaylıdır. Varoşu henüz ma‘mûr olmadadır, lâkin havâlîsi olan bayırlar serâpâ bâğlardır.
EÇS VI 73a
Andan yine asâkir-i İslâm ile kalkup azîm alaylar tenbîh olunup kanûn-ı Âl-i Osmân üzre çet-a-çet mevc ü mevc ve fevc ü fevc asâkir-i İslâm cebe vü cevşene müstağrak olup Budin sahrâsında Kileovası nâm tâ fezâ-yı hâmûn leb-ber-leb cüyûş-ı muvahhidîn olup cemî‘i mîr-i mîrân vüzerâ ve vükelâ ve erbâb-ı dîvân gürûh gürûh giderken cümle ahâlî-i Budin'in sığâr u kibârı serdâr-ı mu‘azzamın istikbâline çıkılu[p] cümle Budin'in on yedi bin kulu pür-silâh olup kat-ender-kat selâma durup cümle yüz yetmiş aded nâmdâr ağaları rikâ[b-ı] Sadrıa‘zama yüz sürüp sâ’ir neferâtları âdâb üzre karâr-dâde oldular. Ve yine asâkir-i İslâm alay ile gitmede.
EÇS VI 73a
Hikmet-i Hudâ eyyâm-ı müsâ‘id ile nehr-i Tuna üzre bin pâre zahîre gemileri bâdbânları ve fılandıra ve sancağ u bayrağ u alemlerin küşâde edüp asker-i İslâm karadan, anlar Tuna'dan giderken kal‘a-i Budin ve kal‘a-i Gerz İlyâs ve kal‘a-i Peşte ve kal‘a-i Bârûdhâne nümâyân oldukda el-azametullâh ibtidâ sadrıa‘zama ve sancağ-ı Resûlullâh'a ve asâkir-i cündullâha vehle-i ûlâda Gerz İlyâs kal‘ası bir yaylım top ve bir yaylım tüfeng mezkûr Budin ve Peşte kal‘aları "Safâ geldiniz ve hoş geldiniz" deyü üç pâre kılâ‘-ı azîmeler ol kadar top u tüfeng ü fişeng şâdumânları edüp cümle kal‘a neferâtları gülbâng-ı Muhammedîler çeküp cümle kal‘a murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd ve bârûd-ı siyâhdan peydâ olan dûd içinde kal‘alar kalup zemîn ü zemân u âsumân lerzân oldu.
EÇS VI 73a–73b
Ba‘dehu gird-i sipâh ve dûd-ı siyâh-ı bârûd ber-havâ olunca anı gör[dük], dörd pâre mezkûr kal‘alar dürr-i beyz-âsâ barud-ı siyâh 73b içinden dürr-i yetîm-vâr şa‘şa‘a urup cemî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleri tuğlar ve sancağ u bayrağ u fılandıralar ile ârâste ve niçe yüz pâre toplar ile pîrâste olmuş kal‘a-i Budin'i gördüğümde sad lek hamd [ü] senâlar edüp "Âh murâd [u] merâmım üzre ziyâret ve temâşâ edebilsem Allâhümme yessir" deyü du‘â vü senâ etdim.
EÇS VI 73b
Zîrâ bu ana dek otuz beş sene seyâhatimde bu tarz [u] tarh ve bu nümâyiş ve bu mehâbet ü salâbet üzre böyle bir sedd-i Kahkahâ kal‘a-i bâlâ görmemiş idim. Hemân cemî‘i asker-i İslâm alay-ı azîm ile Sadrıa‘zamı kal‘a-i Budin altındaki Kile sahrâsında serâperdesinde nüzûl edince yine dörd pâre mezkûr kılâ‘lardan hayr-makdem topları endâht olup arz u semâ dir dir ditredi.
EÇS VI 73b
Andan hakîr İbrâhîm Paşa efendimizle me’mûr olduğumuz kolumuzda haymemizle meks edüp Budin temâşâsına piyâdece gitdim.
EÇS VI 73b
Evsâf-ı taht-ı çâsâr-ı Kızılelma-yı cây-ı amân ve dârü'l-mülk-i kral-ı Ungurus ve diyâr-ı Alaman, ya‘nî hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn a‘nî sedd-i üstüvâr-ı kal‘a-i Budin
EÇS VI 73b
hafizahullâhu min âfât, ayn a‘dâi'l-müşrikîn, âmîn yâ Mu‘în, bi-hakki hürmeti Seyyidi'l-mürselîn
EÇS VI 73b
Be-kavli müverrihân-ı kefere-i Latin ve müverrihân-ı Macar-ı irşekân ve müverrihân-ı Rûm-ı Yûnâniyân kavilleri üzre bu kal‘a-i Budun'u Hazret-i Risâlet-penâhın vilâdetinden 882 sene evvel İskender-i Kübrâ vilâdetinde Nemçe krallarından Gorondi Mikloş Kral binâsıdır.
EÇS VI 73b
Ol zamânda Budun'ın ismi lisân-ı Nemse'ce (---) (---) idi. Lisân-ı Macar'da (---) (---) dır, lisân-ı Latin'de (---) (---) dir, lisân-ı Rûm'da (---) (---) dır, lisân-ı Etrâk'de Budin'dir, lisân-ı Boşnak'da Budun'dur.
EÇS VI 73b
Ba‘dehu bu kal‘a niçe divelden divele intikâl edüp her kral-ı dâll-i bed-fi‘âl bu kal‘ayı zamîme-i amâr ede ede bir hısn-ı metîn etdiler.
EÇS VI 73b
Ba‘dehu Âl-i Osmân'ın ibtidâ tulû‘u sene (---) târîhi olunca bu kal‘anın sene-i mezbûrda tâli‘in yoklayup eyle buldular kim Türk'de sâhib-i zuhûr olan Osmân'ın oğullarından Sarı Süleymân Igrando Kostantinapol bu Budin'i ve etrâfında olan cemî‘i kal‘aları alalar, ammâ Beç kal‘asın alamayup gideler. Çünki Beç kal‘asının tâli‘in ilm-i nücûm ile böyle bulup cümle kral-ı dâller bir yere gelüp turvin ü meşveret edüp Budin kralı olan Koca Milon Poturi Mikloş Krala cümle krallar ve dahi İspanya'da Rim papası ve gayri irşekler ve banlar ve hersekler ve cümle şaglar bâtıl dînlerinin aşkına Meryem Ana ve Hazret-i Îsâ gayretine mezkûr krallar ve banlar imdâd edüp ilm-i nücûmda buldukları takdîri sû-i tedbîrleriyle bozmak içün kal‘a-i Budin'i eyle metîn ü müstahkem edüp gûyâ sedd-i İskender edüp derûn-ı şehirde olan hâne-i menhûsları ve cümle düyûrların serâpâ altun ve gümüş derveze ve revzen ve şebekeli kâ‘alar ile ârâste ve cümle zer ü halkârî münakkaş dekâkînler ile pîrâste edüp cümle esvâklarını Hind füsûskârîsi gibi serâpâ murassa‘ zemîn döşeyüp şehre aslâ hayvânâtdan at ve katır ve arabalardan bir şey girmemek üzre "Hâmân ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve İsvet Nikola ve Sarı Saltık'un la‘neti olsun" deyü tenbîhler edüp cümle a‘yân-ı kefere şehr-i Budin'e piyâde girirler idi.
EÇS VI 73b
Ve dahi Milon Poturi Kral kendüye ve krallar[a] mahsûs bir sarây-ı bâğ-ı Merâm-ı İremezât etdi kim cemî‘i diyâr küffârları gelüp seyr [ü] temâşâ edüp giderlerdi.
EÇS VI 73b
Cümle kral-ı dâlların bu Budin'i amâr etmede imdâdları olduğu cihetden on yedi aded kral içün on yedi kubbeli hücreler edüp her kubbe üzre alem yerine müdevver altun toplar ile on yedi odayı eyle murassa‘ât-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdi kim âfitâb-ı âlem-tâbın şu‘lesi bu sarâya pertev urdukda çeşm-i insân hîrelenirdi. Çûn bu sarây-ı ibret-nümâ yedi yılda tamâm olup cümle kral ve ban ve herseklere bu sarâyda ziyâfet-i âlîler edüp cümle küffâr bu sarâyın tarz [u] tarh-ı tavrın ve nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnun görüp engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalup bu sarâyın nâmına "Kızıl[elma] sarâyı" deyü nâm kodular, zîrâ her kralın odaları üzre kızıl altundan toplar olduğu cihet ile Kızılelma Sarâyı ve Kızılelma-yı Ungurus deyüp Budin kal‘asına nâm kodular. Hâlâ bu sarâya Kızılelma Sarâyı derler.