EÇS VI 75b
Gerçi ol zamân kal‘a-i Üstürgon dest-i kâfirde imiş, ammâ Budin kralı Yanoş krala tâbi‘ imiş. Yine bu kadar mâl-ı ganâ’imle guzât-ı müslimîn kal‘a-i Budin altına gelüp niçe bin üsâ[râ]lar ve mâl-ı firâvânlar ile ahâlî-i Budin'i ganîmet edüp vakt-i şitâ erişmeden cümle asâkir-i İslâm vatanlarına sâlimîn ü gânimîn revâne olurlar.
EÇS VI 75b
Çünki asâkir-i İslâm'ın Budin altından gitdikleri gibi cümle muhâfazaya me’mûr olanlar Budin Kralı Yanoş ile kaldı. Pes sene-i âtiye kim sene 935 târîhinin mâh-ı Ramazân'ında evvelbahâr olmadan dahi bârân u selc ü berf alaca iken Nemse banı Ferdinand Kral ve Çeh banı ve Leh banı ve Korol banı ve Tot banı ve Kallevine banı ve Fiyameng banı ve Lonçat banı ve Donkarkiz banı ve Danimarka banı ve Kız kral banı ve Dış Françe banları cümle Zirin hersek ve Dodoşka hersek ve Moran hersek ve Began hersek ve Nadaj hersek ve Kepan hersek ve Mekemorya ve Pirmorya ve İslovin beğleri ve niçe bin Hırvadistan segleriyle yedi kral yedi kerre yüz bin asker ile kâmil yedi yüz balyemez toplar ile Budin üzre gelüp alâ melei'n-nâs Budin'e mûr [u] mâr-vâr asel zenbûru-vâr üşüp meterise kat-ender-kat girüp Budin'e ol kadar top güllesi ururlar kim gûyâ bârân-ı la‘net yağar.
EÇS VI 75b
Bu hâl üzre kırk gün Yanoş Kral muhâsarâya tahammül edüp görse kim dahi henüz vakt-i şitâ bir tarafdan dahi imdâd gelmeyeceğin ve geç geleceğin müşâhede edüp derûn-ı hisârda olan muhâfazacı ümmet-i Muhammed ile müşâvere edüp bi'z-zarûrî kal‘anın dendân-ı bedenlerine amân bayrakları diküp amân ile Yanoş Kral ve gayriler silâhlarıyla Budin'den çıkup Peşte kal‘ası cisrin geçüp vilâyet-i Erdel kralı olan kayınatasına gidüp ahvâl-i pür-melâlin Erdel irşekleriyle sa‘âdetlü pâdişâha hedâyâlarıyla bildirüp Erdel'de başına iki kerre yüz bin asker cem‘ etmeğe başladı. Çünki bu haber-i mûhiş pâdişâh-ı cem-cenâbın ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olup hemân ol ân tuğ-ı şâhîleri cebehâne-i şâhî önüne çıkarup evvelbahârda cümle cüyûş-ı muvahhidîn ile kat‘-ı merâhil ve tayy-ı menâzil ederek şehr-i Sofya-yı sâfiyeye dâhil olunca Nemse çâsârı olan Ferdinand Ban'a bir nâme yazup,
EÇS VI 75b
"Er isen Lagoş Kral gibi seninle Mihaç sahrâsında yâhûd Budin altında Kile sahrâsında görüşüp karışalım" deyü nâmeyi bir kapucuya verüp Budin'e gönderdi.
EÇS VI 75b
Bir nâme dahi diyâr-ı Er[de]l'e giden Budin banı Yanoş'a gönderüp "İki kerre yüz bin asker ile ordu-yı İslâm'ıma gelesin" deyü te’kîdnâme gitdi.
EÇS VI 75b
Ve Tatar hâna çizme-bahâ on iki bin altun gidüp "İki kerre yüz bin asker ile gelüp Budin altında bana mülâkât olasın" deyü Tatar hâna da nâmeler gitdi.
EÇS VI 75b
Ba‘dehu Sofya'dan Rûmeli vezîri ile Sadrıa‘zam ve serdâr-ı mükerrem kırk bin asker ile mukaddemce talî‘a-i asker olup gitdiler.
EÇS VI 75b–76a
Akîblerince pâdişâh-ı gerdûn-vakâr on birinci gün Belgrad-ı behişt-âbâda andan sekizinci gün kal‘a-i Ösek'den kırk pâre gâzî topları alup 76a on üçüncü gün Mihaç sahrâsına varılup Süleymân çerâğı olan Yanoş Kral iki kerre yüz bin asâkir-i Nasârâ ile sahrâ-yı Mihaç'da ordu-yı İslâmda meks edüp ba‘dehu sa‘âdetlü pâdişâh-ı gerdûn-vakârın müşâhede-i cemâline kral gelüp serâperde-i Süleymânî önüne piyâdece gelüp cemâl-i bâ-kemâl-i şehinşâ[hî]yi müşâhede edince yedi sekiz yerde ser ber-zemîn ederek pâdişâh-ı sâhib-kırânın huzûr-ı sa‘âdet-iktirânlarına vüsûl buldukda hemân fakîr Yanoş Ban baş yere koyup ınçkıra ınçkıra ağlayup pâypûş-ı pâdişâhî bûs edüp ba‘dehu bir taht-ı zerîn üzre karâr etmesi fermân olunup ba‘de'lletî ve'lletî niçe musâhabetden sonra bir hil‘at-i zerîn ile ser-firâz olup çetr-i mülammâ‘ına gider.
EÇS VI 76a
Yine ol gün iki kerre yüz bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile Âl-i Cingiziyân'dan Semiz Mehemmed Giray Hân gelüp ol dahi âdâb [u] erkân ile deryâ-misâl asâkir-i Âl-i Osmân içre güzer ederken otağ-ı hümâyûna müteveccih olup, ammâ müşâhede-i asâkir-i nusret-me’serden bir vecihle dem-beste ve mest [ü] medhûş olmuşdu kim gûyâ Süleymân-ı zamânın serâperdesi kendüye Hazret-i Süleymân'ın bârgâhı idi.
EÇS VI 76a
Bu hâl ile hân-ı âlîşân huzûr-ı Süleymân Hân'a berg-i hazân gibi dir dir ditreyüp geldikde Süleymân Hân kanûn-ı kadîmeleri üzre hâna ayağa kalkup öpüşüp görüşüp,
EÇS VI 76a
"Safâ geldin, hân karındaşım" deyüp bir zerrîn ve mücevher taht üzre karâr-dâde olup niçe kelimâtlardan sonra Süleymân Hân buyururlar kim,
EÇS VI 76a
"Hân karındaşım, sana fermânım olmuşdur kim hemân bugün bu sahrâda konmayup Budin'den içeri Ungurus diyârların harâb u yebâb etmeğe gidesin" deyüp Hân'a bir semmûr lipâçe ve iki zerdûz girân-bahâ hil‘at-i şâhî ve serine bir otağa-i şehriyârî koyup Hân taşra çıkup ol ân nefîr-i Efrâsiyâbların çalup kâfiristâna çapula gitmede.
EÇS VI 76a
Beri tarafda Hazret-i Süleymân-ı zamân hemân ol ân sahrâ-yı Mihaç'dan kalku[p] beşinci gün kal‘a-i Budin altında deryâ-misâl asker ile meks olundukda Kile sahrâsı benî Âdem ile dolduğundan mâ‘adâ dağı ve taşı ol mertebe asker-i İslâ[m] zeyn eder kim her mahal yürüyüş sâyesinde yüz âdem meks etmiş bulunur. Tâ bu mertebe âdem deryâsı cem‘iyyeti olur. Hattâ yine pederimiz merhûm Ser-zergerân-ı dergâh-ı âlî olmağile bu sefer-i azîmde dahi mevcûd bulunup pederimiz nakl eder:
EÇS VI 76a
"Kaçan kim vakt-i gurûb karîb oldukda cümle hayvânâtları Tuna suyuna saky etmeğe götürüp cümle hayvânât def‘-i atşân ederken nehr-i Tuna'nın aşağı cânibinde ordu-yı İslâm'ın nihâyetidir, anda nehr-i Tuna beş altı zirâ‘ eksilirdi. Tâ ol mertebe devâbbât-ı kesîre var idi" deyü nakl ederdi.
EÇS VI 76a
"Ve cümle hayvânâtlara tobralar ile yemler verilecek zamânda at ve katır ve deve [ve] hımârların sadâsı (---) âye[t]: Arapça nassı üzre, savt-ı bâğal ve savt-ı çemender ve asvât-ı gölük feryâd ü süheylleri evce peyveste olurdu" deyü pederimiz hikâye ederdi. Çünkim,
EÇS VI 76a
Feth-i diğer der-kal‘a-i Budin bâ ceng-i azîm fî gurre-i mâh-ı Muharremü'l-harâm sene 936
EÇS VI 76a
Mâh-ı mezbûrun gurresinde pâdişâh-ı âlem-penâh Budin altında deryâ-yı bî-pâyân asker-i Âl-i Osmân ile gelüp meks etdikde cemî‘i cüyûş-ı muvahhidîn ile vakt-i Şâfi‘îde kat-ender-kat kırk kat kuşadup ol gece meterislere girilüp ve balyemez topları kemâkân yerlü yerlerine koyup ale's-seher şehr-i Muharrem'in dördüncü günü cemî‘i toplara bir fitilden âteşler edüp niçe yerden kal‘a dîvârları arabalar girecek kadar yerleri münhedim olup her tarafdan yürüyüşler olacak mahalde derûn-ı hisârda mahsûr olan küffârlar bildiler kim bu kal‘a dest-i Âl-i Osmân'dan halâs olmaz. Hemân derûn-ı hisârdan cümle küffâr,
EÇS VI 76a
"El-amân, el-amân, ey şehinşâh Süleymân Hân-ı Âl-i Osmân" deyüp kal‘anın cümle burc [u] bârûlarına beyâz amân bayrakları diküp istîmân etdiler. Amânları kabûl olup cümle küffâr uryânen silâhsız dâr-ı menhûslarına gitdiler.
EÇS VI 76a
Hemân ki küffâr kal‘adan çıkdılar birkaç guzât-ı müslimîni dâğ-ı derûnlarından şehîd etdiler. Meğer hikmet-i Hudâ var imiş. "Bire küffâr âdem şehîd etmiş" deyince cümle guzât-ı kerrâr hemân dal sâtûr-ı hûnkâr olup bir ânda yetmiş bin küffârı Kassâb-ı Cömerd köçekleri gibi şemşîr-i âteş-tâbdan geçirüp bir tâb [u] tüvânlı küffâr ber-zemîn kalmayup cümle ser ber-zemîn kelleleri galtân olup kal‘a-i Budin tekrâr üçüncü kerre yine feth olup kal‘a muhâfazasına yigirmi oda yeniçeri ile Elbasan beği Hasan Beğ ta‘yîn olunup yine krallığı mukaddemâ çerâğ-ı efrûhte ola[n] Yanoş Kral'a sadaka ve ihsân olundukda cümle hayırhâh-ı devlet,
EÇS VI 76a–76b
"Pâdişâhım bu kal‘ayı bir vezîrine ihsân edüp ber-karâr olsun, 76b tâ ki asâkir-i İslâm bir gayri feth [u] fütûhda bulunsun" derler.
EÇS VI 76b
Süleymân buyururlar kim "Bi-emrillâhi Ta‘âlâ anın da zamânı var" deyüp Budin altından ordu-yı İslâm ile kalkup Budin'in öte garbîsi tarafında Eski Budin zemîninde meks eder.
EÇS VI 76b
Andan azm-i râh-ı kal‘a-i Beç edüp yetmiş altı pâre kılâ‘-ı metînelerden kal‘a-i Tata ve kal‘a-i Papa ve kal‘a-i Pirespirim ve kal‘a-i Polata ve kal‘a-i Çavga ve kal‘a-i Çobaniçse ve kal‘a-i Senmartin ve bunun emsâli niçe gûne kılâ‘ ve palankaları feth edince şiddet-i şitâ karîb olup kal‘a-i Beç'e sarılır. Hattâ gerüden gelen asâkir-i İslâm kal‘a-i Gör'ü ya‘nî Yanık kal‘asın ıhrâk etdiklerinde ismi Yanık kalır.
EÇS VI 76b
Ba‘dehu Süleymân Hân Beç'i muhâsara etdikde kemâl mertebe sarp kal‘a olmağile günden güne şitâ ve berf ziyâde olup cümle guzât-ı müslimîn kar altında kalup âhirü'l-emr yigirminci gün kal‘adan fâriğ olup derd ü belâ ve meşakkat çekerek mâh-ı Saferü'l-muzafferde bî-zafer meşakkat-i sefer çekerek Cânkurtaran nâm mahalle gelüp andan Budin üzre cür’et edüp avdet etdiler.
EÇS VI 76b
Budin banı Yanoş Kral, pâdişâhın rikâbına yüz sürüp hil‘at-i husrevânî ile irtifâ‘-ı kadr buldu ve beyne'l-akrân mu‘azzez ve mükerrem oldu. Ve bu sefer-i meserretde kal‘a-i Üstürgon'dan tâc-ı İskender alınup Budin Kralı Yanoş'a ihsân olunup bu kerre be-dürüstî kral-ı müstakil oldu.
EÇS VI 76b
Ba‘dehu Süleymân Hân kal‘a-i Peşte önünden nehr-i Tuna'yı ubûr edüp ol şiddet-i şitâda Keçkemet sahrâsıyla gidüp kal‘a-i Varadin cisrinden ubûr edüp Âsitâne-i sa‘âdete dâhil olunca beri tarafda yine küffâr-ı Alaman Süleymân Hân'ın Beç kal‘asın alamayup bî-feth avdet etdiğinden asâkirin za‘afına haml edüp yine cümle küffâr tek durmayup bu kerre üç kral ile Budin üzre üç kerre yüz bin küffâr ile gelmede. Tekrâr,
EÇS VI 76b
Yanoş Kral'ın Budin'de mahsûr olduğun beyân eder
EÇS VI 76b
Pes Yanoş Krala çaşıtlar gelüp Beç Kralı Ferdinand Kral'ın üç kral ile Budin üzre geleceğin haber alup tâc-ı İskender Budin kralında olmak ile dörd aded krallar kendüye mutî‘ [u] münkâdlar olup Budin altında ve derûn-ı hisârda cenge âmâde oldular. Çünki Ferdina[n]d Kral Budin kurbunda Kızıl Sahrâ nâm mahalle küffâr gelüp meks etdikde hemân Yanoş Kral ale'l-gafle Alaman Kralı Ferdinand'ı basup eyle şiş ve harba ve top ve tüfeng-i pür-ceng urur kim cümle küffâr şişden geçüp mâl [u] menâllerin bırağup kaçup dâr-ı menhûslarına giderler.
EÇS VI 76b
Ferdinand Kral güc ile kal‘a-i Üstürgon'a düşüp anda dahi irşekler kendüyi kal‘aya komayup Tuna'dan geçüp Ciğerdelen kal‘asında kalup ciğeri harâreti anda sehel teskîn olur, ammâ Yanoş Kral bu kadar mâl-ı ganâ’imle kal‘a-i Budin'e gelüp alınan mâl-ı ganâ’imin zî-kıymetlerinden ve kendünün iltizâmında olan harâcıyla cümle hedâyâları Süleymân Hân'a gönderü[p] kal‘a-i Budun'da adl [ü] adâlet ve cümle re‘âyâ vü berâyâlar ile hüsn-i ülfet edüp kal‘anın amârına cidd ü ihtimâm ederek (---) sene kâmil ve mükemmel Süleymân Hân devletinde müstakil kral oldu.
EÇS VI 76b
Hikmet-i Hudâ sene 948 târîhinde Yanoş Kral Budin içre âsûde-hâl iken bir gece mürd olup anda muhâfazaya me’mûr olan Elbasan beği ve sekbânbaşı ve kırk oda yeniçeriler kralın cemî‘i mâmeleki ve hazînesin kabza-i tasarrufa alup der-i devlete "Kral mürd oldu" deyü haber gönderdiler.
EÇS VI 76b
Der-beyân-ı diğer muhâsara-i felâket-i kal‘a-i Budun
EÇS VI 76b
Çünki Yanoş Kral'ın mürd olduğu haberi Beç Kralı Ferdinand'a ve Nemçe çâsârı olan karındaşı Karol Krala ve Çeh çâsârı olan Vinkoş çârnâsârlara Budin kralsız kaldığı haberi varınca hemân cemî‘i küffâr,
EÇS VI 76b
"Bire meded fursat ganîmetdir. Îsâ ve Meryem Ana bize himmet ede[ce]ği gün geldi. Budin şimdi bir avret elinde kaldı" deyüp cümle krallar yine baş kaldırup,
EÇS VI 76b
"Bire Osmânlı gelmeden ve Türk'ün ellerine Budin girmeden" deyüp ale'l-acele dörd kerre yüz bin küffâr Budin üzre gelüp yetmiş yerden kal‘aya havâle toplar koyup Gerz İlyâs'dan ve Muhanad bayırından kal‘ayı döğmeğe başlarlar.
EÇS VI 76b
Hemân derûn-ı hisârdan mürd olan kralın karısı ve anası ve sekbânbaşı ve Elbasan beği kal‘adan kemendler ile âdemler endirüp ve su yollarından Tuna ile yüzgeç âdemler gönderüp der-i devlete ve Bosna ve Rûmeli'ne haberler varınca Rûmeli askerin cümle Ösek'de râst gelir, Sadrıa‘zama Belgrad'da râst gelir. Sa‘âdetlü pâdişâh dahi mukaddemâ giden haberden âgâh olup Edirne'de bulunur, hemân ki Budin'in bu mahsûr olduğu haberin istimâ‘ edüp gece ve gündüz şitâb ile yürüyüp gitmede.
EÇS VI 76b–77a
Ammâ yigirminci gün Bosna ve Rûmeli ve Sadrıa‘zam Budin altına varup karâr-dâde olurlar, ammâ derûn-ı Budin'de mahsûr olanlar kemâl mertebe muztar[ib]-hâl olup sademât-ı top-ı kûpdan 77a kal‘nın niçe yerden burc [u] bârûları rahnedâr olup arabalar girecek kadar dîvârlar harâb u yebâb olmuşdu. Çünki Sadrıa‘zam İbrâhîm Paşa deryâ-misâl asker ile zîr-i kal‘ada meks etdiğin kal‘ada mahsûr olanlar görünce mürde cisimlerine tâze cân gelüp mürd olan kral askeri ve bizim muhâfazacı askerleri dâmen der-miyân edüp henüz cenge âheng edüp kal‘anın münhedim olan yerlerine şarampa[v]lar çatup içlerin rıhtım ile doldurup gece ve gündüz kâfire göz açdırmaz oldular.
EÇS VI 77a
Hemân mezkûr krallar asâkir-i İslâm'ın Budin altına gelüp kondukların görünce cümlesi domuz topu olup asâkir-i İslâma bir hücûm [u] mehcûm-ı azîm edüp bir savaş-ı perhâş edüp alak bulak karış katış yaka yakaya keşâkeş ceng ederlerken hemân derûn-ı hisârda olan asâkir-i İslâm ve mürd olan Yanoş Kral askeri cümle kal‘adan çıkup küffârın meterislerin basup cümle cebehâne ve topların tarfetü'l-ayn içre kal‘aya taşıyup andan küffârın ardına düşüp kâfire gerüden kılıç urmağa başladılar. Küffâr gördü kim iki asker mâbeyninde kalup ceng-bâzârı içinde topa tutulmuş maymuna dönüp bir kerre kaçamak verüp meterisleri tarafına asâkir-i İslâmı sarpa çekerler. Sadrıa‘zam dahi metânet edüp küffârı sarp kemîngâh yerlerine komaz.
EÇS VI 77a
Hemân küffâr bu hâli görüp yine asker-i İslâm üzre hücûm edüp tâ vakt-i zuhra dek bir ceng-i Sıffîn olur kim dillerde destândır, ammâ küffâr-ı hâksâr-ı bed-girdârın hadd [ü] pâyânı olmamak ile niçe kerre sıklet gösterirlerdi, ammâ serdâr-ı ekrem yine var kuvveti bâzûya getirüp Ali-i Kerrâr-vâr be-tekrâr be-tekrâr kâfirin gözlerine girüp niçe bin küffârı hâk-i mezellete salup niçe bin kelle ve baş dil alup merkezinde karâr ederdi.
EÇS VI 77a
Hikmet-i Cenâb-ı Bârî yârî kılup bu bezm [ü] rezm esnâsında Hazret-i Hilâfet-me’âb âfitâb-ı âlem-tâb-misâl şitâb ederek elli bin aded "Benem, diğer nîst!" diyen asâkir-i İslâm'ın salt ve sebükbâr güzîdesiyle bu ceng-âşûb üzre gelüp cümle dal sâtûr-ı Muhammedî olup küffâr-ı murdârı ortaya alup eyle kılıç-ı Süleymânî ururlar kim küffârda tâb u tüvân ve eli dutar bir bî-îmân kalmayup meterislerine firâr ederler.
EÇS VI 77a
Görseler kim cümle meterislerinde top ve tüfeng ve cebehâneden bir şey kalmayup meterislerinde kendülere cây-ı menâs olmadan kalmış.