EÇS VI 77a
Ba‘dehu görürler kim asâkir-i İslâm'ın ilerisi geliyor. Hemân ol ân küffâr-ı bî-îmân havf [u] haşyete düşüp cümle bâr [u] büngâhların bırağup firâren an tevâlîyi'l-kesürât deyüp Üstürgon'a ve Ustolni-Belgrad dağlarına yüzü kara zâğlar gibi ağlayarak ve ciğerlerin dâğlayarak firâr ederler.
EÇS VI 77a
Kırk elli bin kâfir nehr-i Tuna'ya atlarıyla ve piyâdegânlarıyla cân pâzârına düşüp Tuna'ya bir baş urup gark olup kimi halâs olam derken guzât-ı müslimîn Tuna içinde şinâverlik eden küffâra eyle kurşum ururlar kim anlardan dahi bir cân halâs olmaz.
EÇS VI 77a
Ve niçe bin küffâr dahi Eski Budin'de olan gemilerine varup her gemiye tahammülünden ziyâde girüp alarka olunca asâkir-i İslâm'ın salt atlıları gelüp keferelerin karada kalan atların ve yat u yarakların ve hayme misilli durakların ve bî-hisâb mâl-ı ganâ’imlerin alup Tuna içinde yokuş yukaru gitmeğe iktidârları olmayan gemiler içre sepişmiş kâfirlere nehr-i Tuna'nın karşu Peşte kal‘ası ve karşu Vaç kal‘ası taraflarından ve beri Eski Budin tarafından cümle guzât-ı müslimîn dalyan boylu uzun tüfenglerle Tuna içre olan kayıklı ve şaykalı kâfirlere eyle kurşum yağdırırlar kim küffâr kürek çekmeğe baş gösteremeyüp cümle gemileri Tuna kenârlarına geldikde cümle yigirmi altı bin küffârı dest ber-kafâ bağlayup esîr der-zincîr edüp cümle bin pâre gemileriyle Budin kal‘ası dibine yanaşup cemî‘i esîrleri Süleymân Hân'a arz edüp Süleymân Hân dahi kendü kemâl-i keremlerinden cümle üsârâları mâl u menâlleriyle getiren gâzîlere ihsân eder.
EÇS VI 77a
Hulâsa-i kelâm bu gazâ-yı ekber dahi bir pâdişâh-ı âlî-tebâr zamânında olmayup kâmil on iki gün on iki gece dağlara firâr eden küffârların kelle ve paçaları ve esîr der-zincîrleri serâperde-i Süleymânî önüne gelüp kelleler galtân olup gelen üsârâları cümle getiren gâzîlere ihsân edüp niçesinin başına çığalar ve turna telleri ve zî-kıymet hil‘atler ve tîmâr u ze‘âmetler ihsân u in‘âmlar edüp bu uslûb üzre sene 948 târîhinin mâh-ı Rebî‘ulâhir'inin yigirmi tokuzuncu gün kal‘a-i Budin'i yedi kral-ı bî-dîn elinden halâs edüp ta‘mîr [ü] termîmine sa‘y [ü] ihtimâm edüp cemî‘i asâkir-i İslâmı Budin'e üşürüp eyle amâr etdi kim hâlâ sedd-i İskender-vâr bir hısn-ı hasîn-i üstüvârdır.
EÇS VI 77a
Der-beyân-ı nasb-ı mîr-i mîrân-ı kal‘a-i Budun-i kâr-ı füsûs, ya‘nî (---) (---) (---) (---) (---) (---) dârü'l-mülk-i Kızılelma-yı taht-ı Ungurus fî 8 Cemâzilevvel sene 948
EÇS VI 77a–77b
Çünki Süleymân Hân Budin'i dördüncü kerrede bu vartadan halâs edüp feth etdi, evliyâ(?) ikide birde Budin imdâdına yetişmede. Guzât-ı müslimîne 77b kayd-ı azîm derd-i ser olmasın içün kal‘a-i Budin'i bir vezîr-i dânâya vermeğe murâd-ı şerîfleri oldukda müşâvere edüp ba‘de'l-müşâvere mürd olan Yanoş Kral'ın lâşesin Kızılsarây deyrinden çıkarup sene 932 târîhinde Budin'i feth-i evvel etdükde Lagoş Kral'ın hazînesinde bulunan vasiyyetnâmesinde Lagoş'un tahrîr etdiği üzre Süleymân Hân bu Yanoş Kral'ın lâşesin Ustolni-Belgrad'a gönderüp babası Lagoş Kral yanında meşâd etdirir.
EÇS VI 77b
Ba‘dehu Budin dîvânında Lagoş Kral'ın anasın ve avreti olan İzarila Ason nâm avretin ve Yanoş oğlu Zidmon Yanoş nâm üç yaşında oğlun dîvân-ı hümâyûna getirdüp kralın karısı olan İzarila nâm avrete buyururlar kim,
EÇS VI 77b
"Senin kralın Yanoş benim çerâğım ve ma‘nâ oğlum idi. Bu küçük oğlu Zidmon Yanoş dahi benim çerâğım oğlu olmak ile bu da benim oğlum olsun. Bu oğlana Erdel vilâyeti banlığını ihsân etdim. Sen anın anasısın, yine Erdel kralının kızısın. Baban hâlâ Erdel'de kocayup kötürüm olup vilâyet-i Erdel'in zabt u rabtına kâdir olmaz oldu. Sen oğlunun vekîli olup vilâyete nâzıru'n-nuzzâr olup her sene Erdel diyârı harâcını gönderesin ve kocanın anası olan kayınananı bile alup Erdel'e gidesin" deyü İzarila Ason nâm avrete niçe nasîhat [u] vasiyyetler edüp oğlu olan küçük Zidmon Yanoş gulâma bir sorguç kuka-yı zerdûz ve bir murassa‘ iskemle ve bir topuz-ı murassa‘ ve bir çetr-i mülammâ‘ ihsân edüp İzarila Ason melikenin başına bir tâc-ı murassa‘-ı kiyânî geydirüp zer-ender-zer hil‘atleri kayınanasına dahi geydirüp, "Yürü Allâh işini âsân ede" dedikde hemân müdebbire âkıle avret eydir:
EÇS VI 77b
"Pâdişâhım, dahi çerâğın olan oğlum dahi küçükdür, vilâyet-i Erdel'e yalnız gitmek olmaz. Pâdişâhımın devletinde oğlum sencileyin bir azîmü'ş-şân pâdişâhın çerâğı ola ve Budin Kızılelması kralı oğlu ola ve şimdi devletinde Erdel kralı ola, bize kırk elli bin asker ver. Diyâr-ı Erdel'e oğlumu bir dârât, azamet [ve] ihtişâm ile götürsünler kim eyle bir kral diyâr-ı Erdel'e girmiş ve gelmiş ve mutasarrıf olmamış ola" dedikde Süleymân Hân bu müdebbire âkıle avretden bu re’y-i hüsn-i tedbîr kelimâtların istimâ‘ edince cümle Rûmeli eyâleti askeriyle Kâsım Paşa'yı diyâr-ı Erdel'e kral götürmeğe me’mûr edüp pâdişâh-ı âlem-penâh bu müdebbire avrete "Sad hezârân tahsîn âferîn" deyüp bir zerdûz hil‘at-i fâhire dahi geydirüp "Âferîn sad âferîna Kraliçe Bânû" deyü nâm verdiler.
EÇS VI 77b
Hattâ lisân-ı Hırvad ve Sırf ve Latin ve Boşnak'da "kraliçe"yi demek kral kızı ve kral karısı demekdir.
EÇS VI 77b
Ba‘dehu bu kraliçe dest bûs-ı pâdişâhiyle şeref-yâb olup üç yaşında oğluyla Budin'den bir alay-ı azîm ile vilâyet-i Erdel'e revâne olup hamd-i Hudâ kal‘a-i Budin çirkâb küffârdan tâhir olup henüz Süleymân Hân sâhib-i Kızılelma-yı Ungurus oldu.
EÇS VI 77b
Ve cümle burc [u] bârûları üzre cemî‘i ulemâ ve e’imme ve hutabâ ve mü’ezzinânlar çıkup niçe bin yerde ezân-ı Muhammedîler verilüp yedi nevbet cemî‘i guzât-ı müslimîn gülbâng-ı Muhammedî çeküp yedi yaylım toplar ve yedi yaylım tüfengler atılup zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp yedi gün yedi gece feth [ü] fütûh donanması fermân olunup cemî‘i kenîselerin içlerinde olan lâşe-i murdârların çıkarup bâğlar içinde bir hafr-i ma‘lûme lahd etdiler.
EÇS VI 77b
Ve cemî‘i putları ve nâkûs ve erganon ve torompete nâm Deccâl sazların ve cümle salîbe ve çelipa ve esnâm-ı haşeblerin pâre pâre edüp kerâhet-i bed-âyîn ve kıssîs [ü] ruhbândan cümle düyûrları tathîr edüp mihrâb-ı münhariflerin Mekke-i Mükerreme'ye doğru etdiler kim sûre-i Bakara'da âye[t]: Arapça nassı üzre mihrâb ve minberler olup ibtidâ hutbe-i şerîfi Hünkâr imâmı olan Ebussu‘ûd Efendi telâmîzi Nûrullâh Efendi tilâvet edüp teberrüken imâmeti ol asırda kadıasker olan Ebussu‘ûd Efendi Hünkâr câmi‘i ki hâlâ ana Fethiyye câmi‘i derler, anda imâmet eder.
EÇS VI 77b
Ammâ pederimizin nakli üzre asâkir-i İslâm bu evvel Cum‘ada ol kadar vefret üzre imiş kim kal‘a-i Budin mâl-â-mâl olduğundan gayri bir sâ‘at yer dağlarda ve bâğlarda tâ Gül Baba depesine varınca cemâ‘at-i kesîre ile leb-ber-leb imiş.
EÇS VI 77b
Hikmet-i Hudâ bu salât-ı Cum‘a Gül Baba buyururlar kim:
EÇS VI 77b–78a
"Cümle cemâ‘at hâzır iken dağılmasınlar. Fursat ganîmetdir emânetimiz teslîm edelim. Beni ılıca suyiyle fi'l-hâl yaykasınlar ve Süleymân'ım beni Budin'e dinsinler(?), İslâmbol'a sıhhatle gitsinler ve cümle oğulların öpsünler" deyü vasiyyet edüp ol Cum‘a cemâ‘ati arasında bir kerre "Yâ cemâlallâh" deyüp rûh teslîm edince der-akab Süleymân Hân gelüp cenâzesine hâzır olup ol ân techîz ü tekfîn ıskât salâtiyle gasl edüp bizzât namâzın Ebussu‘ûd Efendi kılup ibtidâ-i fetihde hâk-i pâk-i 78a Budin'de defn olunan ve iki kerre yüz bin cemâ‘at-i kesîre ile cenâzesi namâzı kılınan fukarâ-yı Bektaşiyân'dan Gül Baba hazretleridir kim Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ve Bâyezîd ve Selîm-i Evvel ve Süleymân Hân ile cemî‘i gazâlarda mevcûd olan Gül Baba-yı Âl-i Abâ'dır, kaddesenâllâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
EÇS VI 78a
Andan ol Cum‘a gün Süleymân Hân kendi karîhalarından,
EÇS VI 78a
Der-tahkîk-i nasb-ı vezîr-i hâkim-i Budin
EÇS VI 78a
Hemân ol yevm-i mübârekde mukaddemâ Dârü'l-hilâfe, ya‘nî Bağdâd-ı behişt-âbâd vezîri olan Süleymân Paşa'yı huzûruna kığırup başına bir sorguc-ı şâhî sokup eynine üç kat hil‘at-i fâhireler geydirüp ve destine devât ve kalem ile tuğrâ-yı garrâ verüp,
EÇS VI 78a
"Üç aded tuğ ile serdâr-ı mükerremim ve müşîr-i mufahhamımsın. Tâ İslâmbol'uma gelince cemî‘i diyâr-ı Rûm menâsıbları senin arzınla olup cümle mîr-i mîrânlar ve cümle mîr-i livâlar senin fermân-berin ola. Hattâ benim İslâmbol'umda Yedikulle dizdârlığı mahlûl oldukda senin arzınla tevcîh oluna. Vallâhümme âfinâ kaçan kim üzerine bir düşman gelüp mahsûr olduğunda ale'l-acele bana bir ulak gönder. Ben dahi emrine fermân-ber olup hidmetine gelem.
EÇS VI 78a
"Evlâdlarıma ve cümle vüzerâlarıma bu vasiyyetnâmem pendnâme olsun. Bu pend [ü] nasîhat ve kanûnum bozanların üzerine Fir‘avn ve Kârûn ve Yezîd'in la‘neti üzerlerine olsun, zîrâ bu Budin Kızılelması'na çok emeğim geçüp Budin uğuruna altı kerre yüz bin ümmet-i Muhammed şehîd olup bu hâk-i amber-pâk kân-ı şühedâ olmuşdur. Budin sedd-i İslâm-ı hasîn hasretü'l-mülûk Kızılelma-yı taht-ı Ungurus'dur.
EÇS VI 78a
"Bu kal‘ayı Allâh'a emânet etdim. Ve Süleymân Paşa hakîr Süleymân'a seni Budin'e nâzıru'n-nuzzâr vekîl etdim. Basîret üzre olup re‘âyâ-perver olup herkes ile hüsn-i ülfet edüp cümle gâzîlere ni‘met ve ihsânın mebzûl olsun. Ve kal‘a-i Budin'imde sâkin olanlar mu‘ammer ve bay olsun" deyü kâmil bir sâ‘at-i nücûmî Süleymân Hân hayr du‘â ve nasîhatler edüp yarlığ-ı belîğ-i şâhîyi ve tuğrâ-yı garrâyı Süleymân Paşa'nın eline verüp,
EÇS VI 78a
"Vezâret ve tevliyetin mübârek olup Cenâb-ı Kibriyâ cümle Budin vüzerâlarının ve cümle asâkir-i İslâm hıfz-ı amânında ola. Ve Gül Baba Budin gözcüsü olup himmetleri hâzır ve nâzır ola, bu niyyete el-Fâtiha" deyüp Fâtiha-i Ümmü'l-kitâb tilâvet olunup ale'l-akîb Hayreddîn Efendi nâm bir fâzıl-ı benâm bir âlim ve fuzelâ-yı hümâmı beş yüz akçe [ile] mevleviyyet-i molla eder.
EÇS VI 78a
Ve sekbânbaşıyı altı bin yeniçeriye ağa eder.
EÇS VI 78a
Ve elli bir cemâ‘atden odabaşıyı Budin'e dizdâr eder.
EÇS VI 78a
Ve cümle kırk sekiz aded kal‘a ağaları edüp on iki bin kal‘a mustahfızânları ve on iki bin erbâb-ı tîmâr ve zu‘amâ neferâtları edüp kal‘a-i Budin'i kemâ yenbağî her eksiği ve gediğin ve cebehânesi ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımât zahâ’ir ve ma‘ûnâtların görüp kâmil ve mükemmel olmak [üzre] bin altmış pâre top koyup üç yüz adedi dendân-ı [be]denlerde ve ebrâc ve tabyalar üzre zeyn edüp mâ‘adâsın der-hazîne ederler. Hâlâ tophânede mâl-â-mâl toplar yatır.
EÇS VI 78a
Hâsıl-ı me’âl-i kelâ[m] Süleymân Hân-ı hümâm bu kal‘a-i Budin'i cemî‘i mühimmâtıyla bi't-tamâm edüp andan sene 948 târîhinin mâh-ı Şa‘bânu'l-mu‘azzamının sekizinci gün kal‘a-i Budin'i ve cümle guzâtın Allâh'a ısmarlayup Dârü's-saltanati'l-aliyyelerine revân olurken kal‘a-i Budin'den "Var safâ ile" deyü bir fitilden bin pâre toplar atup el-vedâ‘ işâreti ederler, ve's-selâm.
EÇS VI 78a
İmdi azîz-i men, men hakîr u fakîr bu Budin hakkında bu kadar tatvîl-i {kelâm} edüp dörd kerre muhâsarasıyla tahrîr etdiğimiz cümle peder-i azîzimizden istimâ‘ etdiğimiz üzre ale'l-ihtisâr tahrîr etdik, zîrâ elbette gayri tevârîhlerde cemî‘i ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ve muhâsara ve feth [ü] fütûhların yazmışlardır. Ancak bu hakîr ü pür-taksîr pederimizi ve Fâtih-i Budin Süleymân Hân'ı hayr ile yâd eylemek içün fütûhât-ı Budin'i bu kalîlü'l-bizâ‘a bu yüzden tahrîr etdik.
EÇS VI 78a
Süleymân Hân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân rûhiyçün ve bu gazâlarda bulunan pederimiz Ser-zergerân-ı Dergâh-ı âlî, ya‘nî Dervîş Mehemmed Zıllî ibn Kara Ahmed ibn Kara Mustafâ ibn Yavuz Er ibn Ece Ya‘kûb ibn Germiyânzâde Ya‘kûb ilâ Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hanefî ve ilâ İmâm Zeyne'l-âbidîn ve ibn İmâm Hüseyin ve ibn İmâm Ali ve Fâtımatü'z-Zehrâ ve bizzât cedd-i ızâmımız Hazret-i Risâlet-penâh rûhiyçün Allâh rızâsıyçün el-Fâtiha ma‘a's-salavât.
EÇS VI 78a
Gerçi merhûm ve mağfûrun leh {pederimiz} nakli üzre bu kal‘a-i Budin gazavâtlar[ın] tahrîr edüp tazyî‘-i evkât olundu, ammâ yine sadede gelüp bu hakîr dahi kal‘a-i Budin'i gördüğümüz gibi niçe gûne evsâfların tahrîr edelim ve billâhi't-tevfîk.
EÇS VI 78a
İşbu sene 1073 târîhinde kal‘a-i Budin'in hâkimleri ve eşkâl-i kal‘ası ve câmi‘leri ve hân ve medrese ve mekteb ve tekye ve hammâm ve imâret ve çârsû-yı bâzârı ve çeşme-sâr [ve] âb [u] hevâsı ve gayri imâretlerin ayân u beyân eder
EÇS VI 78a–78b
Evvelâ der-beyân-ı hâkimân-ı Budin: Evvelâ cümleden melik tuğrâ-yı garrâ-keş düstûru'l-amel üç tuğlu vezîr hâkimi İsmâ‘îl Paşa'dır kim kanûn-ı Süleymân Hân 78b üzre Budin vezîrinin hâss-ı hümâyûnu sekiz kerre yüz bin ve seksen bin akçedir. Cebelüleriyle cümle dörd bin asker beslemek kanûndur. Ve senevî ber-vech-i adâlet cevz-i ma‘dûdu iki yüz kîse mâl olur, ammâ cürm-i cinâyeti ve bâd-ı havâsı ve pîşkeşleriyle cümle üç yüz kîse olur, ammâ adâlet yeridir, zîrâ Kızılsarây dîvârında celî hat ile Süleymân Hân dest-i şerîfiyle bu ebyâtı tahrîr etmişler. Müfred:
EÇS VI 78b
Gâzîler meskenidir bunda beğim gayr olmaz,Bunda zulm eyleyenin âkıbeti hayr olmaz.
EÇS VI 78b
deyü yazmışlar dahi altında bu hadîsi yazmışlar.
EÇS VI 78b
kelâmın terkîm etmişler. Hakkâ ki Budin adâlet yeridir.
EÇS VI 78b
Ve mâl defterdâr[ı] hâssı 105.520 akçedir. Ve ze‘âmet kethudâsı hâssı 103.240 akçedir. Ve tîmâr defterdârı kethudâsı hâssı 12.899 akçedir. Ve defter emîni ve defter kethudâsı ve çavuşlar emîni ve çavuşlar kethudâsı ve çavuşlar kâtibi ve gedikli defter kîsedârı ve târîhçi efendi ve mahlûl kâtibi ve rûznâmeci ve muhâsebeci ve kılâ‘lar tezkirecisi ve nişâncı ve mukâta‘acı ve şehir emîni ve harâc emîni ve gümrük emîni ve müfettiş efendi ve şehir kethudâsı ve kılâ‘lar yoklaması ağası (---) (---) (---) (---) (---) (---) bu merkûm ağalar cümle dîvân-ı Budin'de mevcûdlardır, ammâ hâss-ı hümâyûnları yokdur. Ancak avâ’id ü fevâ’idleri vardır.
EÇS VI 78b
Ve dahi Budin eyâletinde olan erbâb-ı zu‘amâ cümle 278 ve erbâb-ı tîmârı 2.391 ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı ve asker sürücüleri kırk ağalıkları vardır. Bu zikr olunan erbâb-ı tîmâr ve erbâb-ı zu‘amâların kanûn-ı Süleymân Hân üzre üç bin akçede bir cebelüleriyle cümle on iki bin güzîde pâk müsellah ve mükemmel ve müzeyyen askerdir. Böyle bir cündullâh mehîb sâhib-i salâbet leşkere bir eyâlet mâlik değildir. (---) (---).
EÇS VI 78b
Eyâlet-i Budin'de olan sancakları beyân eder
EÇS VI 78b
Evvelâ nefs-i Budin sancağı, paşanın kendi tahtı sancağıdır. Sirem sancağı ve Semendire sancağı ve Mihaç sancağı ve Segsâr sancağı ve Şimatorna sancağı ve Ustolni-Belgrad sancağı ve Üstürgon sancağı, ammâ Novigrad sancağı hâlâ Macar kâfirindedir, ammâ köyleri ve asâkirleri dest-i Âl-i Osmân'dadır. Bu mezkûr sancaklardan dahi cümle on iki bin asker-i muvahhidîn-i pür-silâh her bâr âmâde olup ha denildiği zamân Budin imdâdına yetişirler. Kerrât ile bu guzât-ı müslimîn yedi kralları münhezim edüp kırmışlardır.
EÇS VI 78b
Budin müşâsında olan eyâletleri zikr eder