EÇS VI 81a
Hudâ dâd eyleyüp munzam dedi Haddî ana târîh
EÇS VI 81a
Adâletle Murâd Paşa sarâyı eyledi ihyâ.
EÇS VI 81a
Gerçi bu sarây Murâd Paşa amâr etdiği vardır, ammâ Budin'e göre bu sarây dardır ve cümle odaları kal‘a dîvârı üzre bârdır, ammâ cihân-nümâ-yı havâdârdır.
EÇS VI 81a
Andan Paşa kethudâsı sarâyı (---) (---) (---) (---) (---) Ve Yeniçeri odaları, her biri birer mükellef sarâylardır kim çârsû-yı bâzârın iki tarafına vâkı‘ olmuş kat-ender-kat hânedân-ı kadîmlerdir. Ve her bir sarâyların altında birer kat zîr-i zemînleri vardır. Hîn-i muhâsarada sademât-ı topdan yer altına girirler.
EÇS VI 81a
Der-defter-i esmâ-i mahallât-ı kal‘a-i miyân: Evvelâ Paşa mahallesi,
EÇS VI 81a
Bu mahalleler içre olan hânedânlar Süleymân Hân'ın ibtidâ fethinde eyle ma‘mûr u müzeyyen etmiş kim cümle çârsû-yı bâzârı ve cemî‘i hânedânları ve serâpâ şâhnişîn ve revzenleri billûr ve necef ve moran câmlar ile ârâste ve cümle evlerin sutûh dam u bâmları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile pîrâste pirinçden sarı teneke ve kırmızı bakır tahta ve kalaylı tenekeler ile örtülü hâneler imiş.
EÇS VI 81a
Ve cümle büyûtların der [ü] dîvârları zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn evler imiş, ammâ hâlâ bu gûne nukûş-ı garîbelerden ba‘zı hânelerin kapularında ve rûy-ı dîvârlarında niçe yüz bin gûne eşkâl-i garîbe musanna‘ timsâller vardır.
EÇS VI 81a
Ve bu şehrin her köşe başında karşu karşuya üç dör[d] kat kalın pranka demir zincîrler çekilirmiş, hâlâ yerleri âşikâredir. Ve her köşe başında evlerin birer kemerleri var. Kefere zamânı ol kemerler içinde sokaklara nâzır iri saçma topları âmâde etmiş kim "Her kankı sokağa düşman yürüyüş ederse mezkûr zincîrlerden atlı geçemeyüp yayanları topların güllelerinden helâk olalar" deyü yoluna hiyel ü şeytanatlı hâzır-bâş kal‘a etmiş. Hâlâ her köşede top delikleri zâhir ü bâhirdir.
EÇS VI 81a
Hamd-i Hudâ bu re’y [ü] tedbîr ile âmâde olan kal‘a Süleymân Hân'ın eline suhûletle girüp derûn-ı hisârda olan köşe topları [âteş] edüp(?) asker-i İslâm kırılmadan dest-i İslâm'a girüp cümle hiyel ü şeytanatları sû-i tedbîr olup her işleri küffârın mu‘attal oldu, zîrâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddir", Cenâb-ı Kibriyâ'nın takdîr-i ezelîsinde bu kal‘a dest-i İslâm'a girmek mukadder imiş kim elhamdülillâh hâzâ min fazli rabbî.
EÇS VI 81a
Ammâ be-kavl-i müverrihân Süleymân Hân bu kal‘ayı dördüncü kerrede feth edüp Süleymân Paşa'yı vâlî-i vilâyet etdikde bu şehri murâd [u] merâmları üzre cümle hâneleri ve âsâr-ı binâları ve gayri temâşâları ve krallara mahsûs bâğ-ı Merâmları ve sayd [u] şikârgâh nahlistân gül [ü] gülistân hıyâbânistânların teferrüc etdikde bu şehr-i Budin'e mahabbet edüp tâ Alaman diyârların feth [ü] fütûh edince aslâ İslâmbol'a gitmeyüp Budin'i taht-ı Âl-i Osmân edüp sikke kesdirüp darbhâne peydâ etmek murâd edindikde hemân âkıl vezîr bir gece Budin'in bu orta hisârına yetmiş seksen yerden âteş edüp harâb u yebâb eder.
EÇS VI 81a
Andan Süleymân Hân "Emir Hudâ'nın" deyüp Rûm'a gider, ammâ yine bu şehir içre âsâr-ı kadîmelerden niçe bin gûne ibret-nümâlar çokdur. Hudâ-yı Müte‘âl dahi ziyâde amâr ede.
EÇS VI 81a
Ammâ bu Ortahisâr'da mezkûr Paşa sarâyından çıkup kıble tarafına üç yüz adım gidüp Tophâne meydânı kapusuna varılır. Bir gûne balvan meşe direklerinden ağaç kanatlı metîn kapudur. Bu bâb-ı kavîden içeri bir pâk ü pâkîze meydân-ı azîm etrâfında toplar dökecek kârhâneler ve tophâneler ve kumbarahâneler ve cebehâneler imâretleri var ve damlar altında elli pâre balyemez toplar var kim her biri birer Rûm harâcı değer ve elli pâre şayka toplar var kim içlerine âdem sığar toplardır. Ve gayri kolumburuna ve zarbuzan ve havân ve şâhî ve pranka ve saçma ve kumbara toplarının hisâbın Hudâ bilür.
EÇS VI 81a–81b
Ve bu meydân etrâfında olan demir ve taş top güllelerinin ve domuz ayağı ve makas ve mekik ve muşkat ve kazan kumbaraların niçe bin envâ‘ları dağlar gibi bu Tophâne meydânında yığılıdır kim bu meydânı görmeyen ve bu tophâneye im‘ân-ı nazar ile nazar etmeyen cihânda bir şey görmüş değildir. Hattâ bu Tophâne meydânı önünde iç kal‘a handakı üzre iç kal‘adan bu meydâna nâzır top mazgallarında âmâde toplar var kim her biri ejder-i heft-ser-misâl 81b başların kaldırup dur[ur].
EÇS VI 81b
Bu topları âkıbet-endîş ve umûr-dîde cengâver ve dilâver ve serv[er]ler anıniçün bu meydâna nâzır bu topları komuşlar kim Allâhümme âfinâ, taşra Ortahisârı düşman alup bu tophâneye ve bu iç kal‘aya gelirse bu Tophâne meydânına nâzır olan toplara âteş edüp düşmanı târumâr tu‘me-i mûr [u] mâr etdirmek mülâhazasıyla bu topları bu meydâna nâzır komuşlar. Hakkâ ki isâbet etmişler.
EÇS VI 81b
Ve bu Tophâne meydânından iç kal‘a handakı üzre taş köprü ile iç kal‘a kapusu iki kat metîn ü müstahkem demir kapulardır kim taşra kapunun atebe-i ulyâsı kemeri üstünde iki aded arslan-ı gırrende tasvîri var kim üstâd-ı mermer-bür bir esed timsâli eylemiş kim bi'l-mehâbe görenler ol sebû‘ları zî-rûh zann eder. Tâ bu mertebe musanna‘ gazanferlerdir.
EÇS VI 81b
Ve bu iç kal‘anın iki kapusu arasında çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir bir zindânı var kim el-iyâzu billâh cümle mücrimleri ve cümle kanlıları ve cümle şehir a‘yânlarının üsârâların bunda haps ederler. Her sabâh yine lâzım olan üsârâları ve salb u katl olunacak kâtil ve harâmîleri kemend ve dollâblar ile sicinden çeküp esîrleri sâhiblerine ve kâtilleri cellâdlara teslîm edüp cellâdlar da kâtilleri teslîm-i rûh etdirirler. Cemî‘i serhadlerin sicinlerinde Budin sicni gibi amîk ve muzlim ve seccânları gibi zâlim ve gaddâr ve bî-rahm ve bî-amân kâtı‘u'r-rahm zindânbânlar yokdur. Ve cümle paşa cellâdları da bunda sâkinlerdir.
EÇS VI 81b
Ve dahi bu iç kal‘anın iki kapusu mâbeyni bir hayli vâsi‘ yer olup bu zindân etrâfında her gün bir bölük ağası beş yüz aded cebe vü cevşene gark olmuş pür-silâh kal‘a kulları bir gün bir gece âmâde olup nevbet beklerler. Ertesi ale's-sabâh bir gayri bölük ağası gelir, kanûn budur.
EÇS VI 81b
Ve bu zindân kapusundan içeri aslâ evler yokdur, bir vâsi‘ vâdîdir kim Balı Paşa meydânı nâmıyla müte‘âref bir fezâ-yı ma‘rekegâhdır kim kâhîce Budin kulları paşa üzre gulû etdikde bu Balı Paşa meydânına cem‘ olup fetret ü ısyân u tuğyân ederler. İslâmbol'da gûyâ Atmeydânı ve Etmeydânı gibi bir dernek ve güft ü gû yeridir.
EÇS VI 81b
Ve bu Balı Paşa meydânında iki aded havân topları var kim mine'l-acâ’ibdir ve bir hammâm kubbeciği kadar taşdan bir top güllesi var, vâcibü's-seyrdir kim meydânın tâ vasatında kubbe gibi durur mücellâ ve musaykal bir gülle-i kebîrdir.
EÇS VI 81b
Bu Balı Paşa meydânının etrâfında topçular ve cebeciler odaları ale't-tertîb binâ olunmuş odalardır. Cümle yiğitleri dâ’imâ pür-silâh mevcûdlardır.
EÇS VI 81b
Ve bu meydânın şimâlinde Balı Paşa kapusu, bir küçük ağaç kanatlı kapudur. Aşağı varoşa ener, ammâ bir gizli kapudur. Herkes bilmez ve herkes gelemez, zîrâ aslâ şâhrâh değildir. Ancak hîn-i muhâsarada bundan aşağı varoşa imdâd gidüp gelmek içün Balı Paşa ihdâs etmiş. Bir kapudur, ammâ hads etmiş, açmış, meğer kapanmış gerekmiş. Ammâ bu kapudan aşağı tâ Suluk kapusuna dek iki kat metîn kal‘a dîvârında metîn ü müstahkem biri biri içinde gömlekli kulleler ve kavî tabyalar üzre karavulhâneler ve nevbethâneler vardır.
EÇS VI 81b
Ve bu Balı Paşa meydânının kıbleye nâzır bir metîn demir kapusu var, iç kal‘a kapusudur kim bu kapudan içeri bir meydân-ı azîm dahi var. Aslâ evler yokdur, Kral Sarâyı meydânı derler.
EÇS VI 81b
Evvelâ bu Sarây meydânında bir beyâz yekpâre mermerden bir havz-ı latîf var, anın içinde husrevânî küpler kadar kabuklu sümüklü böcek tasvîrlerin üstâd-ı Macar-ı füccâr tuçdan döküp kabuğundan sümüklü böcekler boynuzların çıkarup baş göstermiş. Bir gûne musanna‘ tasvîrler etmiş kim görenler gülmeden vâlih ü hayrân olur.
EÇS VI 81b
Ba‘dehu bu tuçdan sümüklü böceklerin sûretleri üzre yine tuçdan bir kadeh-i azîm edüp bir san‘at ile mezkûr böcekler üzre oturdmuş kim makdûr-ı beşer değildir, zîrâ bu tuç kadehin içine otuz kırk âdem sığar belki dahi ziyâde sığâr u kibâr âdem sığar, ammâ on dâne sığır sığmaz. Tâ bu mertebe vâsi‘ tuçdan bir münakkaş-ı ibret-nümûn bir kadeh-i asfer-gûndur. Bu kadehin kenârelerinde âb-ı câriyelere münâsib lisân-ı Macarca ebyât [u] eş‘ârlar tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu kadehin cânib-i edvârında mehîb ve mahûf bed-çehre dîv-i sefîd kellelerinden aşağı mermer havza taraf taraf mâ-i sâfîler cereyân edüp anda sâkin olanlar mâ-i zülâlinden alup nûş edüp isti‘mâl ederler.
EÇS VI 81b–82a
Hattâ kefere zamânında bu şazrevânın dîv kellelerinden her bâzâr günleri ve her bed-nâm rûzlarında ve îd-i Nasârâ'da mü[me]ssek eşribeler cârî olup cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Hâlâ şeker şerbeti mahzenleri durur. Bu mahzenlerde gûnâ-gûn eşribeleri yapup aşağıda bu havzın fevvârelerinden pertâb edüp havzdan âyende vü revendegânlar nûş ederlermiş, ammâ yılda 82a bir kerre küffârın haçların suya bırakdıkları günler İsvet Nikola rûhiyçün bu havz [u] şazrevânlarından la‘lgûn bâde-i nâb pertâb edüp nûş edenler mest-i medhûş [u] bî-tâb olurlarmış. Ammâ bu havzdan hâlâ cereyân eden âb-ı sâfîler bu Sarây meydânı altındaki su sa[r]nıçlarına gidüp leb-ber-leb oldukda mâh-ı Temmûz'da nûş eden hayât-ı câvidân bulur, ammâ isrâf üzre sarf etmezler, zîrâ "Hîn-i muhâsarada ahâlî-i kal‘aya su lâzımdır" deyü imsâk üzre sarf ederler.
EÇS VI 82a
Ve dahi Tophâne meydânı ve Balı Paşa meydânı ve bu sarây meydânı altı serâpâ tâk-ı Kisrâlar üzre zîr-i zemîn sarnıçlardır. Ve bu meydânların ve etrâfında olan imâretlerin ve Kızılelma sarâyının cümle dam u bâmlarından nüzûl eden bârân-ı rahmetler bu zîr-i zemîn sarnıçlarda cem‘ olup vakt-i muhâsarada dollâblar ile çekilüp ehl-i beled nûş ederler azîm hayrâtdır.
EÇS VI 82a
Ve bu merkûm havzın önünde Murâd Paşa câmi‘i var. Gerçi küçükdür, ammâ gâyet şîrîn ve musanna‘ ve müzeyyen taş minâreli bir câmi‘-i mümtâzdır, ammâ cemâ‘ati azdır.
EÇS VI 82a
Ve bu câmi‘in önünde bir kapu dahi var, ana Uğrun kapu derler, bir metîn ve kavî hadîd cedîd küçük kapudur kim on kademe taş nerdübân ile aşağı varoşa enilir, cânib-i şarkdan taraf-ı şimâle meyyâl bir bâb-ı sağîrdir. Ve bu mezkûr havzın cânib-i cenûbunda, ya‘nî lodos rûzgârı tarafında on kademe taş nerdübân ile aşağı hisârpîçeye andan büyük su kullesi yoluna enilir bir küçük demir kapudur. Atlı girüp çıkmak mümkündür, ammâ usret çeker, piyâde âdemlere evlâ bi't-tarîk-i âmdır.
EÇS VI 82a
Bu mezkûr Uğrun kapunun iç yüzüne karîb Sarây meydânına açılır Kızılelma Sarâyının kapusudur. Bu kapunun eğer tâkleri ve atebe-i yemîn ü yesâr ve atebe-i süflî ve ulvîsinde olan üstâd-ı mermer-bür kârların ta‘rîf ü tavsîf eylesek gayri kâr-ı kitâbetimizden kalırız. Hemân bir bâb-ı mu‘allâdır kim gûyâ bâb-ı kal‘a-i Bâbu'l-ebvâb'dır.
EÇS VI 82a
Bu kapudan içeri girüp yukaru seksen kademe vâsi‘ taş nerdübân ile bilâ-usret kral dîvânhânesine çıkılır bir dîvânhâne-i âlîdir kim felekde misli yokdur. Sâfî kırmızı somâkî mermer üzre gûnâ-gûn nakş-ı bûkalemûn nigârhâne-i Çîne mânend bir eyvân-ı dîvânhâne-i taht-ı Ungurus'dur. Her bir tâk-ı nüh-tâk-ı tumturak-ı revâkları gûyâ tâk-ı Kisrâ'dır.
EÇS VI 82a
Bunun der [ü] dîvârında olan n[uk]ûş-ı ibret-nümûnlar var kim Hıtâyî kâğızlarda bu n[uk]ûş-ı garîbe vü acîbeleri Erjeng ve Mânî ve Hassân ve Behzâd ve Şâhkulı ve Ağa Rızâ kalemin çekmede âcizlerdir.
EÇS VI 82a
Ve bu dîvânhâne-i azîmin zemînini üstâd-ı şîrînkâr-ı mermer-bür envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûn-ı ma‘kûk ile ma‘kûd kılmış kim hâlâ diyâr-ı Arab ve Acem'de böyle ruhâm döşeli bir eyvân yokdur. Hattâ bu hânedân-ı kadîmin ba‘zı yerleri beşer ve altışar ve yedişer kat-ender-kat kasr-ı nüzhetgâh kûh-ı Havarnaklar var kim hâlâ edîm-i arzda mânendleri yokdur.
EÇS VI 82a
Yedi kral içün binâ olunan kasr-ı İremlerdir kim her birinin kubâblarında birer altun top olduğıyçün Kızılelma Sarâyı denildiği bâlâda endek mastûrdur, ammâ Ungurus krallarına mahsûs olmak içün kırk ayak taş nerdübân ile urûc olunur bir kasr-ı serâmedi var kim evc-i semâya ser çekmiş bir ser-bülend kasr-ı bî-mânendi var kim dillerde dâstândır. Üstâd mühendis-i bennâ var makdûrun sarf edüp bu kasrı bir tarz-ı acîb ü garîbe üzre tarh etmiş kim şekl-i müsemmeninden dahi aslâ bu kasr içre oturanlara âfitâb-ı âlem-tâb te’sîr etmez.
EÇS VI 82a
Kurşum örtülü bir mevzûn kubbesi üzre altun yaldızlı alem yerine altundan topları var. Cemî‘i revzenleri Peşte ve Keçkemet ve Şarkez ve Hatvan ve Vaç ve Eski Budin ve Kile sahrâları pâymâl-i rimâl gibi nümâyândır. Ve cümle kat-ender-kat üç yüz kırk aded sağîr ü kebîr kâ‘aları ve soffaları ve hücreleri ve eyvân ve dîvânhâneleri ve hammâmları ve fıskıyye ve havz [u] şazrevânları ile bezenmiş bir sarây-ı bî-bedeldir kim rub‘-ı meskûnda buna hemtâ sarây-ı şâhâne yokdur. Cemî‘i diyâr-ı kâfiristânda değil Belh u Buhârâ ve Hind ü Yemen ve Mısır ve Irâk ve Şâm u Haleb ve Rûm'da Kızılelma Sarâyı nâmıyla müte‘âref bir binâ-yı bî-hemtâdır kim bu sarây-ı dil-küşâ sebebiyle Budin'e Kızılelma derler. Hattâ büyük dîvânhânede celî hat ile Kızılelma olduğuna târîhi bir mermer üzre merkûmdur:
EÇS VI 82a
Ey şeh kralın bağrın tîr-i gama deldirdinOl kâfir-i bed-hûyı kend’özine bildirdin(---) (---) (---) (---) (---) (---) dedi târîhŞâhım Kızılelma'yı ayva-yile doldurdun.Sene 928.
EÇS VI 82a
El-hâsıl bu sarây-ı dilcûy-ı behişt-âbâdın misli arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Âdem oğlanı bunun vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ü kâsırdır, zîrâ bu sarây-ı atîkde olan mergûb ve zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar var kim cümle vassâflar anın midhatinde kilk-i cevâhir zebânları batiyyü'l-harekedirler.