İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VI 91b
İkinci tabaka irim papa-yı Kızılelma sâhibidir.
EÇS VI 91b
Üçüncü tabakada bu Üstürgon irşeki gorona sâhibi papasın ma‘bedhânesi olup tahtgâh-ı Lagoş Kral olup cemî‘i krallar ve cemî‘i Macaristân ve Firengistân Nasârâları Üstürgon sâhibi olan irşek papası ziyârete gelüp niçe kral-ı bed-fi‘âller bu irşek papasa birer ikişer milyon akçe nezerât mâl getirirlerdi. Bu irşek dahi cemî‘i mâlı bu kal‘a-i Üstürgon'a sarf edüp cedd-i nâ-pâki olan Koca Mihadi Laslo Kral'ın binâ etdiği kal‘a-i Üstürgon'u ve iç kal‘ada olan Kızılelma deyrini ve nehr-i Tuna kenârında bir varoş-ı azîmini ol kadar amâr edüp ol kadar tezyîn etdi kim cemî‘i kâfiristândan her sene niçe yüz bin küffâr gelüp Kudüs-i Şerîf gibi bu Üstürgon'u ziyâret edüp irşek papasa nezerâtlar verirlerdi.
EÇS VI 91b
Ba‘dehu sene 948 târîhinde Süleymân Hân kal‘a-i Budun'u feth edüp bu kal‘a-i Üstürgon'un feth [ü] teshîrinin tama‘ına düşüp {âhirü'l-emr bizzât Süleymân Hân sene 950 Muharrem'inin 18 gününde} deryâ-misâl askâkir-i İslâm ile sahrâ-yı Üstürgon'da meks edüp hâlâ serâperde-i Süleymânî yeri bir till-i bâlâ-yı kûh-ı ser-bülenddir kim Üstürgon'un topu gülleleri bu mahalle ermez, anda vaz‘-ı hıyâm edüp sahrâ-yı Üstürgon hayemât-ı sipâhân ile doldu ve cemî‘i cünûd-ı müslimîn cenge âmâde oldu. Ve ol gece tâ sabâha dak leşker-i İslâ[m] meterislere doldular ve ale's-seher gülbâng-ı Muhammedî çekilüp kal‘ayı döğmeye başladılar.
EÇS VI 91b
Hulâsa-i kelâm yedi gün yedi gece küffâra göz açdırmayup kal‘anın burc [u] bârûları sademât-ı top-ı kûpdan hâke berâber olup derûn-ı hisârda olan irşek taşra çıkup rikâb-ı hümâyûna yüz sürdükde dendân-ı bedenler üzre beyâz amân bayrakları dikilüp bi-fazlillâhi Ta‘âlâ sene 950 Muharrem'inin yigirmi beşinci gün kal‘a-i Üstürgon amân ile feth olup hamd-i Hudâ zamîme-i kılâ‘-ı ehl-i İslâm olup derûn-ı hisârda olan kefereler lâşe-i murdârların meşâdlarından ve deyr-i azîmelerinden çıkarup araba araba yükledüp dârü'l-fücûrlarına seg ber-sahrâ gidüp ba‘dehu Kızılelma deyrini mülevvesât-ı müşrikînden pâk edüp,
EÇS VI 91b
nassı üzre kıblesi Kudüs'den cânib-i Mekke'ye velî olunup ma‘bedgâh-ı müslimîn ederler. Hâlâ bir câmi‘-i pür-envârdır kim nazîri manzûr-ı çeşm-i âlemiyân olmamışdır. İnşâallâh evsâfı mahalliyle seyecîu tahrîr olunur.
EÇS VI 91b
Ba‘dehu Süleymân Hân bu kal‘a hükûmetin Yahyâ Paşazâde Mehemmed Paşa'ya verüp kal‘anın meremmâtıyçün üç yüz kîse verüp derûn-ı hisâra yedi bin kul ve yiğirmi bin aded muhâfazacı asker koyup kendüleri kal‘a-i Tata ve kal‘a-i Papa ve kal‘a-i Ustolni-Belgrad fethine azm ederler.
EÇS VI 91b
Ba‘dehu günden güne Budin vezîrleri ve Üstürgon beğleri kal‘a-i Üstürgon'u ol kadar ta‘mîr ü termîm edüp taşra varoşuyla bâğ-ı İrem-misâl bir şehr-i azîm olup hemân rûz-merre beşer altışar bin aded guzât-ı müslimîn tâ Beç'e ve Prag'a ve Dip Alaman'a seğirdüp mâl-ı ganâ’imler alup cümle küffâr-ı Alaman'a "El-amân, ey asâkir-i Âl-i Osmân" dedirdiler.
EÇS VI 91b
Ba‘dehu Süleymân Hân vefâtından sonra küffâr niçe kerre bu kal‘a-i Üstürgon üzre gelüp hâ’ib [ü] hâsir giderlerdi. Tâ ki dest-i Âl-i Osmân'da kırk sekiz sene bâkire-misâl durup sene 1002 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında yedi kral kal‘a-i Üstürgon'u yetmiş gün döğüp bir taşına bin baş verdiler, âhir-i kâr alamadılar. Ol mahalde Fâtih-i Yemen Sinân Paşa'nın ikinci vezîria‘zamlığı mahallinde deryâ-misâl asker-i İslâm ile Üstürgon altındaki küffâra berk-ı hâtif-i Rabbânî gibi yetişüp vakt-i seherde kırmağa başlayup tâ vakt-i gurûba dek cümle guzât bir dâne-i hardal yemeyüp içmeyüp küffâr-ı hâksârı kıra kıra nehr-i Tuna'ya döküp kırk üç bin aded esîr der-zincîr olup ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle guzât-ı müslimîn muğtenim olup kal‘a-i Üstürgon'u dest-i küffârdan halâs edüp yine kal‘ayı gereği gibi amâr ederler. Andan cümle guzât vatanlarına giderler.
EÇS VI 91b–92a
Ba‘dehu küffâr-ı Erdel sene 1004 târîhinde Tımışvar kal‘asın muhâsara edüp Ca‘fer Paşa tahlîs etdiği sene-i mezbûrede Nemse küffârı fürce bulup yine Alaman askeriyle kal‘a-i Üstürgon altına gelüp hikmet-i Hudâ cemî‘i Üstürgon altında muhâfazada olan Osmân Paşa ve Tiryâkî Hasan Paşa ve Serdâr {Sinân Paşazâde cümle firâr edüp ve niçe} vüzerâ ve mîr-i mîrân ve ümerâlar şehd-i şehâdet câmından nûş edüp ve niçe mîr-i mîrânlar bozulup Budin'de karâr edüp inhizâm-ı azîm vâkı‘ oldu, ammâ Tavîl Mehemmed Paşa kal‘a-i Üstürgon'a girüp mahsûr oldu ve kâmil yedi ay ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl 92a eyledi.
EÇS VI 92a
Âhir-i kâr bir tarafdan kal‘a-i Üstürgon'a imdâd gelmedi. Âhirü'l-emr kaht [u] galâdan ve sademât-ı top-ı kûpdan ahâlî-i kal‘a Mehemmed Paşa üzre gulû-yı âm edüp Mehemmed Paşa yüz bin gûne tereddüd ile kal‘a-i Üstürgon'u Mikloş nâm kâfire alâ tarîki'l-emâne teslîm edüp cümle guzât-ı müslimîn ile selâmet kal‘a-i Budin'e gelüp hâl-i diyer-gûnların pâdişâh-ı âlîcâh olan Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis'e arz etdiklerinde cenâb-ı pâdişâhî tarafından kendülere bir ıtâb u şitâb olunmayup, "Takdîr-i Hudâ bu imiş, el-mukadder kâ’in" deyüp bu inhizâmı takdîre havâle etdiler.
EÇS VI 92a
Ba‘dehu kâmil on sene kal‘a-i Üstürgon eydî-i küffâr-ı hâksârda kalup âhir-i kâ[r] sene 1013 târîhinde Sultân Ahmed Hân Sadrıa‘zamlığı Koca Tavîl Lala Mehemmed Paşa'ya verüp,
EÇS VI 92a
"Benim Üstürgon kal‘amı kâfire nice verdin ise var eylece feth eyle. Yohsa seni iki pâre ederim" derler. Mehemmed Paşa dahi deryâ-misâl asker ile kat‘-ı menâzil ederek kal‘a-i Budin altında meks etdikde hikmet-i Hayy [u] Kadîr Anadolu'da Celâlî-i Tavîl hurûc edüp Bursa üzre geleceği haberi mesmû‘-ı hümâyûn olup Nasûh Paşa yetmiş bin güzîde asker ile celâlî üzre ta‘yîn olunup Serdâr-ı Mu‘azzam Mehemmed Paşa üzre asâkir-i İslâm az kalup ne çâre yine "Tevekkülen-alallâh" deyüp kırk elli bin asker ile kal‘a-i Üstürgon'u muhâsara edüp on yedi yerden kal‘ayı döğe döğe cümle hâ’it-i ebrâc, dendân-ı bedenlerin hâke yeksân etdi.
EÇS VI 92a
Ammâ Tuna'nın karşu tarafında Ciğerdelen nâm kal‘a dibine yetmiş kat cünûd-ı cünüb küffâr-ı fecere gelüp yedi kat tabur-ı azîmler kazup dâ’imâ gemilerle tâzeden tâze dinç-â-dinç kâfirleri kal‘aya imdâd gönderüp şeb [ü] rûz cenge âheng edüp Mehemmed Paşa tarafından her ne kadar hücûm mahcûm ile yürüyüşler olursa küffâr karşulayup serdengeçdileri dönderirdi.
EÇS VI 92a
Bu hâl üzre yedi ay kâmil savaş-ı perhâş ederken eyyâm-ı şitâ gelüp âhirü'l-emr guzât-ı müslimînde el ayak dutmadan ve hark u berf ü selc ü şiddet-i şitâdan bî-feth avdet edüp Budin'e geldikde Yeniçeri ağası olan Nakkâş Paşa-yı bî-ârın meterise girmeyüp yeniçerileri zabt etmedüğünü der-i devlete arz edüp Sadrıa‘zam Belgrad'a gelüp cemî‘i asâkir-i İslâm ile meştâ edüp evvelbahâr-ı rûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhî olunca Orta Macar nâmdarlarından Boçkay nâm bir benâm ban ibn ban iki kerre yüz bin asker ile Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa'ya gelüp mutî‘ [u] münkâd olup yine evvelbahârda gazâ-yı Üstürgon'a sene 1014 târîhinde revâne olup kat‘-ı menâzil ederek yer götürmez leşker-i cündullâh ile sahrâ-yı Üstürgon'da meks edüp etrâf-ı Üstürgon'un yemîn ü yesârında olan kılâ‘lardan Tata ve Papa ve Yanık ve Senmartin ve Perespirim ve Val ve Cânbeğ nâm kal‘aları ve niçe kurâ vü kasabâtları ve bukâ‘larını gâret ü hasâret etmeğile küffâr üzre tamâm galebe ve nusret ve niçe bin küffârı esîr edüp niçe felâket ederek kal‘a-i Üstürgon altına hisâbın Hallak-ı âlem bilir ol kadar mâl-ı ganâ’imle gelirler kim bir esîr bir guruşa bey‘ olunup bir kâfir kal‘asından çıkup Üstürgon imdâdına gelmeğe iktidârları olmayup ba‘dehu Serdâr-ı Mu‘azzam kal‘a-i Üstürgon'u henüz muhâsara edüp tokuz koldan meterislere girüp cenge âmâde olduklarında hemân Serdâr-ı âkıbet-endîş Solak Ali Ağa nâmında bir ağa-yı zîşânı elçilik ile kal‘a kapudanına nâme ile gönderüp nâmesinde eyle tahrîr etmişler kim,
EÇS VI 92a
"Es-selâmü alâ meni't-tebe‘a'l-hüdâ. Sen ki kefere-i dalâlet-âyînlerin serdâr-ı bî-vekâr-ı bed-tebârı olan Mikloş keferesin. Mukaddemâ bu kal‘ayı sana Allâh emâneti vermiş idim. İmdi emânetullâha hıyânet etmeden benden aldın ve yine bana veresin ve illâ inşâallâh zor-ı bâzû-yı İslâm askeriyle alup seni ibret-i âlem ederim" deyü nâme tilâvet oldukda,
EÇS VI 92a
"Türk Koca bildiğinden kalmasın" deyüp elçiyi kovup Solak Ali Ağa dahi nakl bi'l-mıstar mâcerâ-yı kelâmları serdâra nakl etdükde hemân serdâr-ı zafer-şi‘âr,
EÇS VI 92a
"Şimden gerü suç bizden gitdi" deyü Depedelen nâm mevzi‘de üç aded tabya-i azîm ve Muhanad bayırında def‘â üç aded sedd-i metîn siperler edüp on yedi yerden kırk aded balyemez toplar ile kâmil on gün on gece kal‘anın sîne-i pür-kînesine gülleler ura ura hâit-i dîvârda yollar peydâ olup cümle guzâta yürüyüş tenbîh olunup vakt-i seher yine toplar atılup asâkir-i İslâm gülbâng-ı Muhammedî çeküp yürüdüler.
EÇS VI 92a
Ammâ kal‘aya urûc edecek yerlerde sa‘b ve paçarız ve lağımlar olmağile küffâr niçe gûne hiyel ü şeytanatlar ile âteş-feşânlıklar edüp guzât-ı müslimînin serdengeçdileri serden geçdiler, ammâ kal‘aya duhûl edemeyüp iki binden ekser gâziyân ol mahalde rütbe-i şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serhoş olanları derhâl mest olmayan gâzîler şühedâların na‘şelerin cümle taşra çıkarup aslâ bu idbârdan askere bir fütûr gelmeyüp yine birbirlerin cenge tergîb ederlerdi.
EÇS VI 92a–92b
Ve Tırnakçı Hasan Paşa karındaşı yeniçeri ağası olmağile anın 92b eliyle yeniçeri ocağına on kîse ve sipâh ocaklarına def‘â on kîse ve gayri ocaklara beşer kîse ihsân edüp dildârlık ve dil-nüvâzlıklar ile gûnâ-gûn va‘de-i kerîmeler edüp cenge tergîb ederlerdi.
EÇS VI 92b
Çûn vakt-i seher olunca yine fermân-ı vezîr üzre toplar atılup cümle guzât karılup katılup bir kara tuman içinde cümle guzât "Allâh Allâh" deyüp dal tîğ-i uryân birbirleri ardlarından kesilmeyüp ân-ı vâhidde ibtidâ yeniçeri bayrağı kal‘anın dîvârı üzre dikilüp ardınca vezîria‘zam askeri sökülüp alay alay cümle guzât mûr mâra üşer gibi üşüp kal‘anın cümleden dendân-ı bedenleri ve tabyaların zabt edüp kâfirin meterisleri içine girüp zabt ederler.
EÇS VI 92b
Küffâr bu hâli görüp iç kal‘aya kaçarlarken anların dahi niçe binini dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçirüp taşra hisâr eydî-i İslâm'da olup on gün gece ezânlar tilâvet olunup kâmil on gün küffâr-ı dûzah-karâr iç kal‘ada kapanup ceng [ü] savaş-ı Kerrâr ederler.
EÇS VI 92b
Ol gece yigirmi bin aded guzâta cebehâne-i pâdişâhîden âlât-ı silâhlar verilüp "Ale's-sabâh iç kal‘aya yürüyüşdür" deyü tenbîh [ü] te’kîdler olup âmâde olduklarında küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr bu ahvâlden haberdâr olup yeniçeri kolundan hemân küffâr "El-amân, ey gâziyân-ı Bektaşiyân" deyü feryâd u nâlân edüp kal‘anın bur[c u] bârûları üzre beyâz vere bayrakları dikilüp yeniçeri ocağından zağarcıbaşı altı oda yeniçeriyle kal‘aya girüp cümle hazîne ve cebehâneleri mühürleyüp ol gün cümle küffâr bî-silâh uryânen kal‘adan çıkup Pojaga paşası Yahyâ Paşazâde cümle küffârı karşu Ciğerdelen'e geçirüp ciğerleri hûn olarak Uyvar'a vararak cehennem(?) oldular(?).
EÇS VI 92b
Hemân ol ân Boçkay Kral yüz bin askeriyle Serhoş İbrâhîm Paşa ile ma‘an Komaran ve Yanık ve Beç ve Prag tarafların nehb ü gâret ve alan u tâlân etmeğe Serdâr-ı mu‘azzamdan me’zûn olup anlar revâne olmada.
EÇS VI 92b
Beri tarafda Serdâr-ı mükerrem kal‘a fethi müjdesin ol ân Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmeğe ulaklar gönderüp deryâ-misâl asâkir-i İslâmı kal‘aya üşürüp ta‘mîr ü termîm edüp hamd-i Hudâ yine kal‘a-i Üstürgon sene 1014 târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında be-dest-i Lala Mehemmed Paşa feth oldu fî yevmi'l-isneyn 20 fî şehri Cemâzilûlâ.
EÇS VI 92b
San‘at-ı şi‘riyye ile fethine târîh budur:
EÇS VI 92b
(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) târîhiLeşker-i küffâr çıkdı hısn-ı Üstürgon'danSene (---).
EÇS VI 92b
Bu kal‘a-i Üstürgon'un niçe kerre muhâsarası evsâfın ve feth [ü] fütûhlarını pederimiz merhûmdan istimâ edüp bu gûne tahrîr olundu, zîrâ anlar Süleymân Hân Gâzî'den berü bir gazâdan kalmayup mücâhidün fî-sebîlillâh idiler, rahmetullâhi aleyh.
EÇS VI 92b
Ammâ şimdi bu sene 1073 târîhinde kal‘a-i Üstürgon'u bu hakîr-i pür-taksîr el-hâletü hâzihi üzre gördüğümüzü beyân edelim. Ve billâhi't-tevfîk.
EÇS VI 92b
Evvelâ kal‘a-i Üstürgon'un kanûnnâme-i Süleymân Hân üzre cümle hâkim ve zâbıt u râbıt ve neferâtların beyân eder
EÇS VI 92b
Evvelâ bu sûr-ı üstüvâr-ı belde-i mu‘azzama Budin eyâletinde başka sancakbeği tahtıdır, lâkin niçe kerre mîr-i mîrânlara sadaka olunmuşdur, zîrâ Budin kal‘asının önünde sedd-i sedîd intihâ-i serhadd-i sedîddir kim bundan ileri hâlâ serhad kal‘amız yokdur. Cenâb-ı Kibriyâ tâ Alaman deryâsı kenârında varınca niçe kılâ‘ u şehirler ihsân ede.
EÇS VI 92b
Ammâ kanûn üzre Üstürgon beğinin hâssı 210.000 akçedir. Cümle ze‘âmeti 13 cümle erbâb-ı tîmârı 214 dür. Alaybeğisi ve çeribaşı ve yüzbaşı ve asker sürücüsü ve çetecisi ve poturacıları vardır.
EÇS VI 92b
Paşasının beş yüz aded askeriyle cümle erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr cebelüleriyle üç bin aded ucbe-likâ mehîb askerleri olur. Paşasına ber-vech-i adâlet ancak altı bin guruş olur.
EÇS VI 92b
Ve cümle altı aded kal‘a dizdâr ağaları vardır. Evvelâ büyük dizdâr ağa, yukaru iç kal‘a hâkimidir ve aşağı büyük varoş dizdârı ve bölme hisâr dizdârı ve Depedelen kal‘ası dizdârı ve Bârûdhâne kal‘ası dizdârı ve Tuna nehri aşırı Ciğerdelen kal‘ası dizdârı. Bu cümle altı aded dizdârlar cümle yukaru kal‘a dizdârına tâbi‘ ankâ ağalardır, ammâ baş dizdâr Âsitâne tarafından yeniçeri ocağı çorbacılarından ve çavuşlarından dizdâr ağa olup gelir, muhteşem meydân sâhibi ağalıkdır.
EÇS VI 92b
Ve cümle yigirmi aded dahi kal‘a ağaları vardır. Meselâ sağkol ağası ve solkol ağası ve gönüllü ağası ve azebistân ağası ve martolosân ağası ve beşli ağası ve ma‘zûlciyân ağası ve Tuna kapudanı ağası ve topçu ağası ve cebeci ağası ve kumbaracılar ağası ve mi‘mâr ağa ve mu‘temed ağası ve bender ağası ve harâc emîni ve muhtesib ağası ve bâcdâr ağası ve (---) (---) (---)
EÇS VI 92b–93a
Ammâ der-i devletden dâ’imâ üç od[a] yeniçeri ağası ve topçubaşı ve cebecibaşı ve başçavuş ve yeniçeri efendisi vardır. Bunlar 93a cümle iç kal‘ada paşa sarâyı ve dizdâr sarâyı kurbunda sâkinlerdir.
EÇS VI 93a
Mezkûr yigirmi aded ağaların cümle (---) aded kal‘a neferâtları vardır, ammâ bunlar cümle kal‘a müstahfızânlarıdır. Kal‘adan ba‘îd aslâ bir yere gitmezler, ammâ kapudan ve askeri ve martolosân ve çeteciyân ve poturacıyân, bunlar çete ve poturalara gidüp baş ve dil alup ba‘zı ulak ve yolcuları götürüp getirmeğe me’mûr askerlerdir, ammâ cümlesi gâyet güzîde bahâdır ve şecî‘ ve nâmdâr yiğitleri var. Cümlesi bir yere seğirdim etseler dörder ve beşer çatal atlar ile seğirdüp her birinin elinde ve belinde ve yeninde ve yakasında ve atlarının eğer kaşlarında ve terkilerinde beşer ve altışar aded çarhlı karabina tüfengleri var. Cümle esbâbları Macar gibi güderi dolama geyerler. Gören bunları Macar katanası sanırlar, zîrâ şeb [ü] rûz Macar içinde ceng etmededirler. Ve cümlesi fasîh ü belîğ Macar lisânı bilirler. Bu lisânlarıyla tâ vilâyet-i Alaman'a gidüp esîr kapup gelirler. Gâyet zehr-i mârdan kattâl asâkir-i sâhib-i celâldirler. Hattâ Budin kavmi bu Üstürgon gâzîlerine mu‘âdil olamaz, zîrâ bunlar hışm-ı sihâm-ı kazâ-yı mübrem gibi bî-amân kavmdirler. Cemî‘i Macaristân'da bir Tatar askerinden bir dahi bu Üstürgon kavminden havf ederler. Hattâ diyâr-ı Alaman'da bir kâfir bir kefereye söğse,
EÇS VI 93a
"Dilerim kim Üstürgonlu belâsına uğrayasın" deyü beddu‘â ederler. Tâ bu mertebe Üstürgonlu küffârın gözlerin korkutmuşlardır.
EÇS VI 93a
Anıniçün küffâr def‘-i izâle içün niçe kerre yedi kral cem‘ olup Üstürgonluyu ortadan kaldırmağa çalışup cehd-i tâm ederler, ammâ cümlesi münhezim olup hâ’ib [ü] hâsir bî-nâm cân ber-cehennem giderler. Hattâ merhûm Üstürgonlu Mustafâ Beğ bizimle Erdel gazâlarında iken Üstürgon gâzîlerinin yedi yüz aded Tunageçdi Hasenî ve Hüseynî kınalı atlı ve yedekli yiğitleri var idi.
EÇS VI 93a
Ekseriyyâ Seydî Ahmed Paşa efendimizin yüzün ağardan bu Üstürgon gâzîleridir. Şimdi yine vezîria‘zamın istikbâline çıkdıklarında kâmil altı bin aded kınalı atlı mehâbet ve salâbet sâhibi pür-silâhlı ve tuğulka ve ser-penâhlı mehîb askeri Sadrıa‘zama karşu çıkup alay gösterdiklerinden hazz edüp cümlesine beş kîse alay bahşîşi ihsân etdi.
EÇS VI 93a
Hakkâ ki yarar ve nâmdâr şemşîrkâr yiğitleri var kim cümlesi hîle ve hud‘adan ârî pâk-nijâd mu‘temed ü kârdân ve cezbe-i kulûba mâlik sâhib-i hânedân bir alay halûk ve halîm ve selîm ve oğuz gâziyân, merd-i meydân dilâver ve server ve hünerver fetâlardır. Hattâ cümlesi şer‘-i şerîfe ol kadar mutî‘ u münkâdlardır kim emr-i şer‘-i Resûl-i mübînin demeden gayri bir şey demezler ve hîle yolun bilmezler. Hemân düşmana doğru varırlar.