EÇS VI 99a
"Amân sultânım, şu garîb gâzîleri âzâd edeler" deyince hemân İbrâhîm Kethudâ ve Serdâr Ali Paşa ve Kıbleli Mustafâ Paşa ve Amıca Hasan Ağa ve niçe vüzerâ ve a‘yân-ı kibâr Sadrıa‘zamın ayağına düşüp,
EÇS VI 99a
"Bir dahi etmesinler. Bunların mâl-ı ganâ’imleriyle âzâd edin, ammâ bunların alaybeğlerine ta‘zîr edin" dediklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup cümlesin âzâd edüp üç yüz altmış aded esîrlerinin iki yüz adedin bu garîb gâzîlere ihsân edüp,
EÇS VI 99a
"Bir dahi fermânsız bir yere gitmen" deyü tenbîh [ü] te’kîd olunup bunlar esîrlerden geçüp başların iki kerre kurtardıklarına kâiller iken iki yüz aded esîrler ile ordularına gitdiler.
EÇS VI 99a
Ve andan, "Ordu-yı İslâm'da kimse çeteye gitmeye" deyü nâdîler nidâ etdiler.
EÇS VI 99a
Ba‘dehu bu gâzîlerin alay beğlerine ikişer yüz deyenek urup, "Niçün askerinizi çete ve poturaya gönderirsiz?" deyü ma‘zûl edüp yerlerin âhara tevcîh etdiler. Allâh mu‘ammer eyleye.
EÇS VI 99a
İbrâhîm Kethudâ-yı sâhib-i himem-i dîhîm hakîre mezkûr esîrlerden iki aded güzîde gulâm-ı mahbûbân verüp,
EÇS VI 99a
"Evliyâm, senin de ol gazâda hissen vardır ve ol kadar gâzîleri sen ricâ etdin, ammâ Sadrıa‘zam anları öldürmezdi. Ancak sâ’ire bir gûşmâl olsun içün ‘Bire cellâd’ deyüp korkutdu, ammâ Evliyâm hakkâ ki gidiler ey gazâ etdiler" deyü niçe gâzîlerinin hâtırların ele alup i‘zâz [u] ikrâmlar edüp sergüzeştlerin nakl etdirirdi.
EÇS VI 99a
Ba‘dehu bu hakîr iki re’s gazâ mâlı esîrimi alup "Hamd-i Hudâ bu sefer-i zafer-me’serde sehel bahâneyle iki güzîde esîr sâhibi olduk" deyü mesrûr u handân u şâdân gayri hüddâmlarımla Tuna gemilerine binüp karşu tarafa geçüp ibtidâ Uyvar hâkine kadem basup Kadızâde İbrâhîm Paşa efendimizin dâ’iresinde haymemizle merkezimizde meks edüp İbrâhîm Paşa efendimiz huzûruna varup kıssa-i şütürânîyi(?) ve Sadrıa‘zamın gâzîlere cellâd deyüp afv etdiğin ve bize iki aded esîrler ihsân olunduğun bir bir nakl edüp in‘âm olan gulâmları gösterdiğimde paşa-yı sâhib-i kerem,
EÇS VI 99a
"Tîz bu gulâmların üzerlerine birer kat çuka dolama ve kontuş ve sarık ve kavuk ve çizme ve pâbuç ve birer binek bârgîrler verilsin" deyü fermân edüp ol günde cümle ihsânları alup mükellef ü mükemmel iki köle sâhibi olduk. Eş-şükrülillâh.
EÇS VI 99a
Andan İbrâhîm Paşa efendimiz Tuna nehri üzre gemilerle cisir yapmağa mukayyed oldular. Bu hakîr birkaç yârânlarımız ile Üstürgon mukâbelesinde Ciğerdelen kal‘ası temâşâsına gitdik.
EÇS VI 99a
Evsâf-ı binâ-yı Kral Betlen, ya‘nî hisâr-ı metîn palanka-i Ciğerdelen
EÇS VI 99a
İbtidâ bânîsi Âl-i Osmân'a tâbi‘ olan Erdel-i erzel krallarından Betlen Gabor Kral binâsıdır. Andan sene 950 {mâh-ı Muharrem fî 18} târîhinde Süleymân Hân Üstürgon kal‘asın feth {edüp} Üstürgon kal‘ası altında yetmiş pâre gemi üzre bir cisr-i azîm inşâ edüp cisrin karşu tarafın zabt [u] rabt etmek içün ve Uyvar hâkinde olan yedi yüz pâre kurâları itâ‘at etdirmek içün bu kal‘ayı inşâ edüp ismine Ciğerdelen korlar.
EÇS VI 99a–99b
Hakkâ ki küffârın bu kal‘a neferâtları ciğerlerin delmişdir, zîrâ cümle guzât-ı Üstürgon çeteye gidüp küffârın vilâyetlerin nehb ü gâret edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle 99b çeteden gelirken küffâr guzât-ı müslimînin akîbince kovarak gelirler. Hemân cümle gâzîler cümle şikârlarıyla bu Ciğerdelen'e girüp cân kurtarırlar. Bu kerre küffâr hâ’ib ü hâsir olup ciğerleri delinüp dârü'l-bevârlarına giderler. Hakkâ ki bir cây-ı amân bir kulle-i Ciğerdelen'dir.
EÇS VI 99b
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i palanka-i Ciğerdelen: Nehr-i Tuna'nın cânib-i garbında kal‘a-i Üstürgon karşusunda Uyvar kal‘ası hâkinde bir düz sahrâ-yı çemenzâ[r]da çâr-kûşe bir sa‘b ü metîn çit palanka-i hasîn rıhtım dolma dîvârlı hisâr-ı üstüvârdır. Üç tarafı karadır, maşrık tarafı nehr-i Tuna'dır, lâkin üç tarafında metîn ve arîz toprakdan kesme sarp handakı vardır kim içinde nehr-i Tuna gemileri cereyân eder. Bu handak üzre kara tarafında cânib-i garba mekşûf bir kapusu var, ammâ iki kat metîn ağaç kapusu üzre mehterhâne kullesinde şâhî zarbuzan serâmed topları var. Ve bu kal‘anın çâr-kûşesinde Çâryâr aşkına çâr-rükn tabyaları üzre balyemez topları var. Derûn-ı hisârda başka dizdârı ve iki yüz elli aded neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve gılâl anbârı ve seksen aded tahta örtülü hâneleri ve bir tahta minâreli ve tahta şindire örtülü câmi‘-i muhtasarı ve on aded küçük dükkânları var, ammâ hânı ve hammâmı yokdur, lâkin top menzilinden alarka bâğları çokdur.
EÇS VI 99b
Sitâyiş-i tabur-ı Süleymân Hân: Bu kal‘anın cânib-i garbîsinde top menzilinden alarka bâğlar başında bir tarafı nehr-i Tuna ve bir tarafı Uyvar hâkinde Ciğerdelen sahrâsında cirmi yigirmi bin adım bir tabur-ı azîmdir kim iki kat handakdır. Toprağı dağlar gibi iç yüze yığılmış handak-ı azîmdir, aslâ dîvârı yokdur. Gayyâ gibi kazılmış handaka tabur derler, kal‘adan sa‘bdır. İçine yetmiş seksen bin âdem girüp kapanup ceng etdiklerinde tabur cengi derler. Bu taburun ancak kara tarafında iki kapu yeri vardır. Kapu yerleri önünde toprakdan yığma tabya yerleri var kim kapuları pinhân edüp tabyalar hıfz eder. Ve bu tabur handakları ve toprak yığınları eğri büğrü köşe köşe olup her köşede tabur handakların muhâfaza edecek azîm dağlar gibi tabya yerleri var. Hîn-i muhâsarada ol tabyalar üzre balyemez toplar koyup handaka gelen düşmanı uğratmaz. Ve bu dirsek tabyaların dahi çâh-ı gayyâ-misâl handakları var. Böyle tabur cengleri kal‘a cenglerinden sarpdır. Hemân tabur fethine çâre toprak sürüp lağım edüp sıçan yollarıyla kol kol hücûm-ı mehcûm etmeden gayri ilâc yokdur.
EÇS VI 99b
Ammâ sene 1008 târîhinde Sultân Mehemmed-i Sâlis asrında Serdâr-ı mu‘azzam İbrâhîm Paşa ve Tatar Hân bu tabura iki kerre yüz bin küffârı kapadup ale't-tevâlî bir ay ceng-i azîm edüp kırk bin kadar küffârı sademât-ı top ile helâk edüp âhir küffâr taburda karâr edemeyüp ol asırda küffâr Üstürgon'a istîlâ etmiş. Hemân Tuna nehri üzre cisr-i azîm inşâ edüp cümle {küffâr} Üstürgon'a geçüp karâr ederler. Ba‘dehu Serdâr İbrâhîm Paşa, taburu zabt edüp Uyvar kal‘asına ve Komaran kal‘asına asker-i İslâm gönderüp şeb-hûn eder.
EÇS VI 99b
Bu Ciğerdelen taburu hakkâ ki sarp taburdur. Hattâ efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa ile ve Sührâb Mehemmed Paşa ve Kaplan Paşa ve Hısım Mehemmed Paşa ve'l-hâsıl yedi aded mîr-i mîrânlar ve birkaç ümerâlar cümle askerleriyle bu tabur içine hayme vü hargâhlarımızla meks edüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup her gece muhâfaza edüp âmâde dururduk, zîrâ bu tabur mahalli küffârın Uyvar kal‘ası ve Komaran cezîresi tarafıdır. Hemân bu küffâr tarafında fakîr Ciğerdelen kal‘ası var, gayri kal‘a yokdur.
EÇS VI 99b
Bir gece bu hakîr kal‘a-i Ciğerdelen dizdârı karındaşlığımın hânesinde müsâfir olup sohbet-i hâslardan sonra hâb-ı râhata yatdığımızda vâkı‘amda pederimiz merhûmu görürüm.
EÇS VI 99b
"Evliyâm bu gazâdan korkma. Kur’ân-ı azîme ve Furkân-ı mecîde müdâvemet eyle. Bu kal‘a Sultân Mehemmed-i Sâlis'de küffâra ganîmet oldu. Bu Sultân Mehemmed-i Râbi‘de dahi gânime lafzında yine kâfire bu Üstürgon ve bu Ciğerdelen ganîme olur, ammâ sana: Arapça şehrinde zarar olmaz" dedikde hemân hâbdan bîdâr olup fi'l-hâl tecdîd-i vudû‘ edüp bu vâkı’ayı sulehâ-yı ümmetden dizdâr ağa ihtiyâra nakl etdim.
EÇS VI 99b
"Hayr ola Evliyâm, Allâhu a‘lem ve Resûluhu, bu gazâda siz bir aceb ceng edersiz, ammâ bilmem haçandır, lâkin ne size ve ne bize inşâallâh zarar yokdur, kalbün gen tut" deyü hayr ile ta‘bîr edüp ale's-sabâh haymeme geldim.
EÇS VI 99b–100a
Ol ân iki sepet esbâbım ve iki re’s yeni ihsân olunan Macar kölelerimi ve niçe bâr-ı sakîllerimi karındaşlığımız olan 100a Ciğerdelen dizdârına Allâh emâneti koyup çadırımda salt ve sebükbâr kalup tecessüs-i ahvâl etmeğe mukayyed olup her bâr atlara binüp her cânibi beşer ve altışar sâ‘at bir sayd [u] şikâr tarîkıyla geşt [ü] güzâr edüp ekseriyyâ Tuna sâhillerinde gezüp Tuna içre olan cezîrelere im‘ân-ı nazar ile nazar edüp,
EÇS VI 100a
"Âyâ hîn-i ma‘rekede Tatar ile Süd suyun ve Müş suyun ve Turla suyun atlar ile yıldırdığımız gibi bu Tuna'yı cezîrelere yıldırmak mümkün müdür?" deyü cezîrelere nazar ederek Tuna üzre cisir başına vardım. Karşu Üstürgon tarafından Sadrıa‘zam Tuna üzre otuz altı pâre tombaz gemiler üzre bir vâsi‘ ve metîn haşeb cisir yapmışlar.
EÇS VI 100a
Beri bizim Ciğerdelen tarafından efendimiz İbrâhîm Paşa ve yedi aded mîr-i mîrânlar yigirmi pâre gemi üzre cisr-i kavî yapup mâbeyni on on beş kadar gemiler yeri açık kalup itmâmına sa‘y [ü] ihtimâm ederlerken hikmet-i Hudâ nehr-i Tuna deryâ-misâl cûş [u] hurûşa gelüp taşdı, cisrin beş pâre gemisin kırup aşağı Üstürgon'a doğru aşdı. Bu hâli Mi‘mâr Ağa görüp havfinden şaşdı. Hele ne hâl ise gemileri yine getirüp amâra başlanıldı. Çünki vakt-i asr oldu sadrı‘azamdan başı telli üç aded dîvân çavuşları, efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa'ya fermân gelüp buyururlar kim,
EÇS VI 100a
"Sen ki İbrâhîm Paşa karındaşımsın, sâ’ir zamâna kıyâs etmeyüp cisir başındaki hidmetin bırağup şimdi bu ân-ı sâ‘atde mükellef ü mükemmel kapunla hayme vü hargâhında bir âdemin kalmayup bu gece Üstürgonlulardan iki yüz yarar kulağız alup cânib-i şimâlde Lara dağı dibinde ve Lak bayırları dâmenlerinde bu gece basîret üzre olup cânib-i erba‘ana pusular ve ince karavullar koyup sizün karşu tarafda olan asâkir-i İslâm'ı bir hoşça muhâfaza edesin" deyü buyurdu-yı şerîf tilâvet olunup,
EÇS VI 100a
"Emir, sâhib-i devletindir" deyüp çavuşlara beşer onar altun verüp,
EÇS VI 100a
"N'ola şimdi kalkup gideriz" deyü Üstürgon dizdârına fermân-ı sadrı‘azamî gönderüp Üstürgon'dan bize kulağızlar gelmede. Hikmet-i Hudâ.
EÇS VI 100a
Der-beyân-ı sebeb-i ceng-i azîm sahrâ-yı kal‘a-i Ciğerdelen
EÇS VI 100a
Beri cânibde bizim Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın sekbân bölükbaşılarından bir Macar oğlanı ve ana âşık bir Türk yiğidi Macar gulâmına uyup ol gün atlarına süvâr olup ol ân Uyvar kal‘ası kapudanı ve hâkimi olan Fargaçi la‘îne varup destâr-ı Muhammedîler yere urup mürted [ü] kâfir-i bî-dîn olup eydirler:
EÇS VI 100a
"Bire kapudanım, Îsâ size yardımcıdır. Bire ne durursız. İşte bu Uyvar kal‘asın almak içün on bin asker gemilerle beri geçüp köprü yapmağa başladılar, ammâ Tuna suyu taşmış, köprü ve yapdıkları gemiler kırılmış, Türk şaşmış, açlıkdan niçe bin Türk kaçmış. Biz de kaçup kralıma habere geldik. Hemân Türk'e bir çâre edün. Köprü bitmeden beri tarafa dahi Türk geçmeden berideki on bin {kadar} Türkleri kırun, köprü başına taburlar kurun, köprü gemilerin yapdırmamak içün Türklere ve gemilere topları vurun" deyü niçe nasîhat-âmîz sözler söylediklerinde bu mel‘ûn mürted gulâmlara Fargaçi la‘în niçe ihsân [u] in‘âmlar edüp birkaç belli başlı kâfirleri ılgar ile Nemse çâsârına feryâdnâmeler yazup haber gönderir.
EÇS VI 100a
Meğer Uyvar etrâfında olan yüz elli yedi pâre kal‘alardan Uyvar imdâdına elli bin aded muhâfazacı küffâr âmâde idi. Ve karşu tarafda Sadrıa‘zamı basmağa Nemse çâsârının fermânıyla Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Kepanoğlu ve Nadajoğlu ve Vaşvaroğlu ve çâsârın vezîrleri makâmında olan Zoze ve Mantikukule ve Rudolfos nâmân kâfirler cümle seksen bin leşker-i küffâr-ı füccâr-ı Macar-ı nâçâr kâfirler cem‘ olup Sadrıa‘zamı Üstürgon altında basmak sevdâsında idiler.
EÇS VI 100a
Ammâ Köpürlüzâde Ahmed Paşa'nın külliyet üzre haberi olup cemî‘i Âl-i Osmân askerinin cânib-i erba‘asına ve bizim tarafımıza kat-ender-kat çeteciler ve poturacılar ve büyük karavullar ve ince karavullar ta‘yîn olunup herkes merkezinde pür-silâh âmâde olup cisrin itmâmına cehd [ü] ihtimâm edüp hamd-i Hudâ beşinci günde cisir itmâm bulup bizim tarafa Haleb eyâleti askeriyle Gürcî Mehemmed Paşa geçüp bizim Kadızâde İbrâhîm Paşa konduğu Tabur-ı Süleymân Hân önüne Haleb askeri kondu. Ardı sıra Kıbleli Paşa Şâm askeriyle sağ tarafımızda Ciğerdelen kal‘ası tarafına kondular.
EÇS VI 100a–100b
Dahi ardı sıra Bosna eyâleti askeriyle Köse Serdâr Ali Paşa azîm asker ile cümleden ileri Murâdovası'na kondu. Anın akîbince Anatolu askeriyle Kara Mustafâ Paşa, Vezîr Hazînedârı Yûsuf Paşa [ile] cisirden geçüp bize karîb kondu. Ve niçe mîr-i mîrânlar ve niçe yüz aded mîr-i livâlar geçüp bizim 100b tarafımızda meks edüp hamd-i Hudâ bizden tarafa asâkir-i İslâm vefret üzre oldu.
EÇS VI 100b
Andan vezîr-i dilîr bir azîm re’y-i ahsen edüp Budin'in ve Üstürgon'un Tuna kapudanlarının kırk elli pâre firkatelerine Budin ve Üstürgon azebistânlarını firkatelere doldurup üzerlerine karadan Kanbur Mustafâ Paşa'yı köprü muhâfazasına me’mûr etdiler.
EÇS VI 100b
Hikmet-i Hudâ ol gün nehr-i Tuna üzre kâfirin kal‘a-i Komaran'ından berü niçe bin kütük ve niçe yüz bin sallar ve niçe bin dıraht-ı müntehâlar Tuna ile cereyân ederek sehel kaldı kim mezkûr dırahtlar cisre uğrayup kıra. Hemân Tuna kapudanları firkateler ile sallara yetişüp baltalar üşürüp ve bendlerin kesüp her bir drahtı kapudanlar askeri ve Kanbur Mustafâ Paşa askeri üşüp birer kenâra ağaçları bağlayup ân-ı sâ‘atde cümle asâkir-i İslâm mezkûr dırahtları yağmâ edüp ordu-yı İslâm odun ile ganîmet oldu.
EÇS VI 100b
Çünki ol gün vakt-i gurûb oldu, Üstürgon kal‘asından efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa'ya üç yüz aded yarar ve nâmdâr kulağız yiğitler gelüp mukaddemâ fermân-ı vezîr-i dilîr üzre İbrâhîm Paşa efendimiz dahi Nigebolı askeriyle ve kendinin (---) aded güzîde askeriyle karavula gitmeğe süvâr olunca ordumuzda sıbyân u gılmânlardan gayri bir ferd-i âferîde kalmayup pür-silâh güzîde asker ile karavula revâne olduk.
EÇS VI 100b
Der-ayân-ı tahkîk-i gazâ-yı garrâ-yı mezbûre der-sahrâ-yı Ciğerdelen ve vâdî-i Murâdova be-dest-i Kadızâde İbrâhîm Paşa be-zamân-ı Sadâret-i Serdâr-ı ekrem Fâzıl Ahmed Paşa
EÇS VI 100b
Çûnki Gâzî İbrâhîm Paşa Nigebolı askeriyle Ciğerdelen sahrâsından ba‘de'l-gurûb iş bu 1074 mâh-ı Muharremü'l-harâmın bâzârertesi gecesi Ciğerdelen sahrâsının Uyvar tarafına Murâdovası üzre murâd [u] merâmımız olan Lara dağına ve Lak bayırları bâğına bir sâ‘atde varup Üstürgon kulağızlarının dedikleri mahalle cümle asâkir-i Nigebolı ve leşker-i İbrâhîm Paşa ile vakt-i ışâda enüp nîm sâ‘at ileri cânib-i erba‘amıza mükellef ü mükemmel iş görmüş sefer eşmiş ağavâtları ve Üstürgon gâzîlerinden ahvâl bilir âdemleri mezkûr ağalar ile cümle etrâf [u] eknâfa karavullar ta‘yîn olundu.
EÇS VI 100b
Ve bu ağavâtlardan birer sâ‘at ileri dahi ellişer aded şehbâz ve yarar ve nâmdâr yiğitleri ince karavullar ta‘yîn edüp anlar dahi cânib-i erba‘aya geçit yerlerine ve Patka gölleri kenârına ve nehr-i Jitva kenârına ince karavullar gidüp kemîngâhlarda yatmak fermân olunup anlar gitmede.
EÇS VI 100b
İbrâhîm Paşa efendimiz dahi bu re’y-i ahsen ile cânib-i erba‘asın bu tertîb üzre karavulları berk edüp kendü askeriyle Lara dağı ve Lak bayırları zeylinde atından enüp bir seccâde üzre oturup cümle gâziyâna alay çavuşları tenbîh etdiler kim "Kimse âteş yakmaya ve hây hûy ve feza‘ u çeza‘ etmeye ve tüfeng atmayup tütün âteşi ve fitil nârı göstermeyüp herkes yerinde sâbit kadem olup askerden taşra gezişmeye, her kes atlarının dizginleri elinde pür-silâh âmâde duralar" deyü İbrâhîm Paşa askerine bu yüzden alay çavuşlarla tenbîh ü te’kîdler edüp vakt-i ışâ dahi oldukda edâ-yı salât olup herkes küme küme cavk cavk olup yârânlarıyla zevk u şevke meşgûl oldular.