EÇS VI 105b
"Kanı şu biz Türk'den kaçup gelenler ve mürted olup dîn-i Îsâ'ya girenler" dedikde fi'l-hâ[l] Fargaçi önüne âşıkı olan Türk kâfirin ve ma‘şûkı olan Macar hîzin getirüp,
EÇS VI 105b–106a
Fa[r]gaçi eydir: "Bire çufudlar, siz bana dediniz ki ‘Türk bu kal‘ayı almağa beri tarafa on bin âdemle geçdi ve köprüyü yapamayup Tuna taşdı ve Türk şaşdı. Hemân Türk'ü varın kırın, köprü başların alın Uyvar'ın kal‘asın kurtarın’ dediniz. Size aldanup yigirmi otuz bin Hıristiyan askerimden ve bu kadar cebehâne ve hazînemden ayırup Uyvar kal‘asın askersiz kodurdunuz. Tîz şunları kazığa {urun}" deyüp iki aded mel‘ûn mürtedleri dahi kal‘a handakı kenârında 106a kazığa urdukların Fargaçi kapudanı akîbince tâ Uyvar'a varınca kovanlar nakl etdiler.
EÇS VI 106a
Ba‘dehu Fargaçi la‘înin ganâ’imin Sadrıa‘zama götürürken mukaddemâ ale's-sabâh meydân-ı ma‘rekemize uğradıkda vakt-i seherde Üstürgon kal‘asından küffârın yayası içre dörd aded balyemez gülleleri kâfirlerin kellelerine urdu idi. Küffârın yediği balı balyemez gülleleri kâfirlere semm-i helâhil eyleyüp ağızlarından ve burunlarından çıkarup iki bin kadar küffârı pâre pâre ve rîze (ve) rîze edüp herse-i insân olup küffârın cesed-i murdârları çet-a-çet hâk-âlûd olup yatırlardı.
EÇS VI 106a
Ve cümle küffârın cemî‘i atları ve kılıçları ve meçleri ve şişleri ve harbaları ve demir geyim katlavîleri ve garabine çarhlı tüfengleri ve bellerinde kemerleri ve üzerlerinde Alaman ayusu derisinden ok geçmez ve kılıç kesmez güderiden zırh yerine geyimleri ve cümle esvâb u eskâlleri ve torompete boruları ve dankiyoları ve nâkûs ve erganonları ve niçe billûr câmlı hınto arabaları ve niçe bin gûne mâl-ı hazâ’in ve gayri elvân ganâ’imleri cümle guzât-ı müslimîne nasîb oldu.
EÇS VI 106a
Ve bu sahrâ-yı Ciğerdelen cesed-i benî Âdem ile dâ’iren-mâdâr beş sâ‘atlik yer lâşe-i murdâr ile zeyn olup cümle küffâr hâs u beyâz billûr-vâr kûn-bürehne yüzü koyı puşt-penâhı-misâl yatırlardı.
EÇS VI 106a
Bi-fazlillâhi Ta‘âlâ ale's-seher münhezim olduğumuz yerde yine Fargaçi kapudanı kırup intikâmımızı aldık. Hamd-i Hudâ hâzâ min fazli Rabbî.
EÇS VI 106a
Ba‘dehu cümle cebehâne ve toplar ve gayri ganâ’im ve hazîne ve hınto arabalar ile bir mükellef alay tertîb edüp huzûr-ı serdâra giderken Sadrıa‘zamdan haber gelüp,
EÇS VI 106a
"Benim karındaşım, cümle şikârın mu‘temedün aleyh âdemlerinle dursun. Sen cümle askerinle firâr eden küffâr-ı nâ-bekâr akîbince kova gidüp sâ’ir vüzerâların şikârlarıyla ordu-yı İslâma alay ile gelesin" deyü fermân gelince hemân fakîr İbrâhîm Paşa n'eylesin, yâ biz n'eyleyelim, "El-emrü emrüküm" deyüp cümle ganâ’imi Kethudâ Ahmed Ağa'ya teslîm edüp yine kâfir kovmağa gitdik.
EÇS VI 106a
Ammâ atlar aç ve bizler aç. Hele bir orman içine girüp cümle atları çayıra salup etrâfımıza karavullar koyup sehelce istirâhat etdikde Hudâ mu‘în ü zahîri ola, Şâmîzâde Re’îs Efendi'den on dâne muharrâ pişmiş beslenmiş koyunlar ve beş bin ekmek ve bin aded at yemi gelüp cümle ni‘metullâhı mahlûkullâhlara bezl edüp cümle guzâtın cânları yerine gelüp kâmil bir sâ‘at bu mahalde ârâm edüp andan yine esb-i sabâ-peymâlarımıza "Niyyetü'l-gazâ" deyü süvâr olup "Azm-i râh-ı cânib-i küffâr" deyü giderken ibtidâ Serasker Ali Paşa'ya Bosna askeriyle râst geldik ve Kaplan Paşa ve Yûsuf Paşa ve Çavuşzâde Mehemmed Paşa ve Budin vezîri Siyâvuş Paşa karındaşı Hüseyin Paşa ve Sührâb Mehemmed Paşa ve Kanbur Mustafâ Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa ve Sıska Ken‘ân Paşa ve Hısım Mehemmed Paşa ve Gürcî Koca Mehemmed Kethudâ Paşa ve Seydîzâde Mehemmed Paşa ve Cân Arslan Paşa ve Çatrapatra Ali Paşa ve Konakçı Kara Ali Paşa ve Kıbleli Paşa ve Kaplan Paşa ve Kurd Paşa ve niçe bunun emsâlleri vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve niçe yüz ümerâlar cümle asâkir-i İslâmlarıyla kuşluk vaktinden tâ Uyvar'a varınca dağlara ve taşlara ve bâğlara ve ormanistân u çengelistân mahûf yollara ve bellere girüp tâ vakt-i asra dek gezüp elli altmış bin asâkir-i İslâm dağlarda taşlarda av arar gibi arayup tâ vakt-i asra dak sâlimîn ü gânimîn her cânibe at saldılar, ammâ kızıl kan içinde kaldılar ve bin yedi yüz aded kelle dahi aldılar.
EÇS VI 106a
Ve mansûr u muzaffer bir alay-ı azîm ile küffârın haçlı peykerlerin hınto billûr câmlı arabalar üzre fılandıra ve bayrakları ser-nigûn edüp bu kadar bin kelleleri ârâyiş-i nîze edüp ve bu kadar topları ve bu kadar cebehâneleri ve bu kadar bin esîrleri der-zincîr keşân-ber-keşân geçüp tabılları ve erganon ve torompete ve luturyan boruların çalarak cümle muhteşem kapudanları ağlaşarak bir mehâbet ve salâbetli alay-ı azîm ile Sadrıa‘zamın serâperdesine varılmışdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz.
EÇS VI 106a
Cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânların getirdikleri mâl-ı ganâ’im ve üsârâları ve kelleleri beyân eder
EÇS VI 106a
İbtidâ efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa kolundan bin dörd yüz kelle ve beş yüz on aded esîr ve Fargaçi'nın on araba hazînesi ve on aded münakkaş topları geldi.
EÇS VI 106a
Ve Kaplan Paşa kolundan iki yüz kelle ve kırk esîr.
EÇS VI 106b
Ve Gürcî Mehemmed Paşa kolundan üç yüz aded kelle ve yetmiş dil.
EÇS VI 106b
Ve Sührâb Mehemmed Paşa'dan yüz elli kelle ve üç aded kal‘a kapudanları.
EÇS VI 106b
Ve Kıbleli Paşa tarafından kırk kelle ve üç yüz dil.
EÇS VI 106b
Ve Çavuşzâde kolundan üç yüz kelle ve on bir dil.
EÇS VI 106b
Ve cümle sâ’ir vüzerâlardan hem-çünân bu kadar (bu kadar) esîr-i firâvân geldi.
EÇS VI 106b
Ammâ cümleden sonra baba-yı âlem Köse Serdâr Ali Paşa Bosna serhad gâzîleriyle cümle iki bin altmış aded kelle ve üç bin aded esîr-i bend-i zincîr ve yedi aded kal‘a kapudanları ve dörd kat küffâr mehterhânesi ve iki hınto arabalar ve yigirmi aded mücellâ toplar ve altun haçlı bayraklar ile cümle küffâr kelleleri kargı ve kantar sırıklar üzre ârâyiş olup esîrleri pây-beste ve dil-haste ve şikeste beste edüp boruların çalarak cisirden bir alay-ı azîm ile geçüp Süleymân Hân depesi dibinde Sadrıa‘zam huzûrundan otak-ı nüh-tâk önünden bâlâda tahrîr olduğu üzre cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlar metâ‘ları huzûr-ı vezîr-i dilîrden güzer edüp cümle vüzerâ ve vükelâlar,
EÇS VI 106b
"Gazânız kutlu olsun" deyü Sadrıa‘zamın bûs-ı dâmeniyle şeref-yâb olup her biri Sadrıa‘zam huzûrunda karâr-dâde oldular.
EÇS VI 106b
Hemân serâperdenin sokakları iki cânibe dahi ziyâde küşâde olup Sadrıa‘zam iskemle-i Âsaf-ı Berhayâ üzre karâr-dâde olup sağ tarafında kırmızı kilimler üzre beş yüz kîse guruşu hemân püşte-misâl yığdılar ve solunda üç yerde âdem kaddi hil‘at-i şâhîleri yığdılar.
EÇS VI 106b
Ve Sadrıa‘zam huzûrunda turna telleri ve gümüş teller yığın yığın durup ba‘dehu ibtidâ cümle vüzerâlara birer semmûr kürk ve cümle mîr-i mîrânlara birer müntehâ zer-ender-zer hil‘at-i fâhireler ve sâ’ir mîr-i livâlara hil‘at-i nâdireler ve cümle alay beğlerine turna telleri ve gümüş cığalar ve dahi biz ceng ederken vakt-i seherde kelle getirenlere ibtidâ ellişer guruş ba‘dehu gelenlere kırkar guruş, andan kelleler beş altı bini aşdıkdan sonra kelle getirenlere otuzar esedî sadaka olundu. Dahi sonra gördüler kim gelen kelleye ve dile hadd ü nihâyet yok, yigirmişer guruş ihsân olundu.
EÇS VI 106b
Ba‘dehu Budin vezîri Siyâvuş Paşa bürâderi Hüseyin Paşa kolundan Budin ve Üstürgon gâzîleri dörd bin aded esîrler dahi gelüp serâperde önünde bu kadar üsârâları getirenlere in‘âmlar olunup "Yine getirenler bu esîrin boynun ursunlar" deyü fermân olunca el-azametullâh dörd bin aded ibâdullâhı serâperde önünde çökerüp yüz, yüz elli yerde cellâd-ı bî-amânlar bu kadar mahlûk-ı Hudâ'ya şaka şak taka tak ol kadar seyf-i miczem urdular kim şakırdısı evc-i arâka çıkup her kâfir koyun ve kuzu gibi meleyüp elleri bağlı ve ciğerleri dâğlı bunlara kâmil bir sâ‘at-i nücûmîde eyle şemşîr-i âteş-tâb-ı perrân urdular kim böyle seyf-i zü'l-yezeni Rüstem ü Restân ve Sâm u Nerîmân ve Güstehem ü Tihemten urmamışdır.
EÇS VI 106b
Ve mukaddemâ bizler vakt-i seher arsa-i meydânda ceng [ü] cidâlde iken yine bizim gâzîler getirdiği dillerin dilleriyle başların bir yerden keserler imiş, hattâ serâperde önünde olan çemenzâr-ı ahzar-gûn hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup küffârın kelleleri hûn-ı insânın cereyânından hûnile galtân olup pâypûş ile o kanara meydânında gezilmez olup serâperde önündeki kanlar üzre yeni toprak nisâr etdiler, ammâ ne mümkün, cümle türâb ân-ı vâhidde hûn-ı insân ile tahmîr olup la‘l-gûn bir fezâ-yı mezbah-cây oldu.
EÇS VI 106b
Hattâ otak-ı nüh-tâk önünde üç yerde kelle dağlar gibi yığılup cümle lâşe-i küffâr-ı hâksârı, hakkâ ki hâksâr oldular, cümlesin arabalara tahmîl edüp ordu-yı İslâm kenârında bir gün bir gecede gücile taşıyup üç yerde dağlar gibi yığdılar.
EÇS VI 106b
Hamd-i Hudâ gerçi söylemek aybdır, ammâ Rabbü'l-izzet'in ihsânın söylerim. Ve mukaddemâ Ciğerdelen kal‘asında gördüğüm rü’yâ-yı sâlihanın zuhûr etdiğinün hayr olduğuna hamd [ü] şükr edüp söylerim ki sad lek Rabbü'l-izzete hamd olsun.
EÇS VI 106b
Bu cengde bu Evliyâ-yı fakîr-i hakîr-i za‘îfi Cenâb-ı Bârî yârî kılup azîzimiz Üsküdârî Mahmûd Efendi ve Geysûdâr Kapânî Mehemmed Efendi ve Na‘lıncı Dede Efendilerimiz du‘â-yı himmetleriyle bu gazâ-yı meserretde bulunduk. Ve şimdi bu gazâya gelirken Vulkovar nâm kal‘ada cisir başında Hindî (---) Baba tekyesinde yatup ol azîzi vâkı‘amızda görüp,
EÇS VI 106b
"Evliyâm, gazâ edersin ve mâl-ı ganâ’imler alırsın, ammâ korkma mansûr u muzaffer olursun" deyü beşâret etdiği gelüp zuhûr edüp bu mahalde Sadrıa‘zamın huzûrunda ol vâsi‘ ve ganîmet ihsân hırmeninde bu hakîr ü pür-taksîre elli guruş ve yigirmi altun ve bir çelengi bizzât Sadrıa‘zam serime sokup,
EÇS VI 106b–107a
"Evliyâm du‘â eyle" 107a buyurup getirdiğim Macar katanasın ve Nemse gulâmın hamd-i Hudâ kesmeyüp hakîre ihsân eyleyüp katana atını dahi in‘âm etdiler. Ve niçe vüzerâlardan ihsânlar aldım. Ba‘dehu Macar atını kırk guruşa satdım.
EÇS VI 107a
Ammâ bu gazâ-yı garrâda cümle guzât-ı müslimîne bezl olan ihsân u in‘âm "Taraf-ı pâdişâhîden cümle iki yüz kîse guruş sadaka olundu" deyü Masraf Kâtibi Ahmed Çelebi nakl eyledi.
EÇS VI 107a
Ba‘dehu ordu-yı İslâm'da câ-be-câ pinhân etdikleri esîrlerden su’âl edüp, siz ne kadar kâfir idiniz, dediğimizde,
EÇS VI 107a
"Vallâhi bizimle Çeh ve Leh ve Korol ve İsfaç ve Tot ve İslovin ve Nemse tüfenglilerinden cümle on yedi bin aded tüfengli hıristiyan idik ve on bin Nemse atlısı ve on bin (bin) Macar katanası, cümlemiz otuz yedi bin Hıristiyan idik, cümle kırıldık. Ve cümle üç aded serdârımız var idi; biri Mantikukule ve biri Roza ve biri Fargaçi kapudan ki Uyvar kal‘ası anın dedelerinden berü anın mülküdür. Şimdi cümle askeri kırılup Uyvar'ı tîz alırsız" deyü şâfî haberler verdi.
EÇS VI 107a
Hakîkatü'l-hâl küffâr kelleleri add olunup otak önünde üç yerde onar bin aded kâfir kelleleri yığılı idi. Bu hisâb üzre otuz bin ma‘dûd kelle idi ve ordu içinde dahi iki bin küffâr kadar pinhân eylediler ve iki bin mikdârı küffâr nehr-i Gara'da ve nehr-i İpol'da ve Patka gölünde gark oldularsa otuz yedi bin küffârdan ancak üç bin küffâr halâs olmuşdur.
EÇS VI 107a
Zübde-i kelâm oldur ki böyle bir gazâ-yı garrâ-yı kübrâ bu serhadlerde devlet-i Âl-i Osmân'dan berü olmamışdır. İllâ Süleymân Hân'ın Mihaç gazâsı ve Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis'in Eğre gazâsı olmuşdur, ammâ bu Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in asrında be-dest-i Vezîr-i dilîr Fâzıl Ahmed Paşa'nın Ciğerdelen gazâsı cümleden şîrîn gazâ olmuşdur.
EÇS VI 107a
Niçe müverrihler yazdılar, ammâ bu hakîr ü kemter fakîr kalîlü'l-bizâ‘a pür-taksîr bu gazâ-yı azîmde bulunup alâ kadri'l-imkân bu yüzden müsevvede etdik. İnşâallâhu Ta‘âlâ bu mecmû‘a-i nâ-matbû‘umuzu ser-rişte elde olduğu üzre tas[h]îhe geçirüp gayri kürrâslar tahrîr etdikde "El-ma‘nâ fî batni'ş-şâ‘iri" üzre dahi matbû‘ ve merbût tahrîr olunur. Kusûruna nazar olunmayup dâmen-i afv ile setr edeler.
EÇS VI 107a
Ve sâ’ir ahibbâ vü sâdıkân u ârifân u âşıkân-ı ashâb-ı divelden niyâz olunur ki iksârda olan özrümüz kabûl edeler, zîrâ bu kadar seyâhat-i kesretde ve bu kadar meşakkat-i vefretde cem‘-i hâtıra olmamağile ancak kendü sergüzeşt ü serencâmımız olup bu gazâda elimizden cüz'î ve küllî hayırlı işler dahi gelmek ile ale'l-fevr bu gûne terkîm olunmuşdur, ammâ hakkâ ki bu Ciğerdelen sahrâsı cengi cemî‘i küffâr-ı bedkârların bu âna dek niçe bin inhizâmlarına bu ceng-i Üstürgon-ı ibret-nümûn dibâce-i defterleri olmuşdur. Hâzâ min fazlı Rabbî.
EÇS VI 107a
Hikmet-i Bârî {Cenâb-ı Kibriyâ yârî kılup çerâğân-ı sürûr u hubûr olduğun beyân eder}
EÇS VI 107a
Bu ceng [ü] cidâl tamâm olduğu gece aslâ Sadrıa‘zam tarafından fermân ile tenbîh ü te’kîd olunmadan bi-emrillâhi Ta‘âlâ mukaddemâ Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın ibtidâ ale's-seher ceng etdiği yerde şühedâlarımız üzre büklüm büklüm ve burma burma nûr yağdığın niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve niçe bin gâziyân-ı sâdıkânlar bu mehbit-ı pür-envârı müşâhede edince Sadrıa‘zam tarafından fermân ile çerâğân donanması oldu zann edüp el-azametullâh ol leyle-i muzlimde nehr-i Tuna'nın karşu tarafında ve beri bizim semtimizde olan niçe kerre yüz bin hayme vü hargâhların cemî‘i tınâblarına ve niçe kerre yüz bin aded kargı mızraklar üzre niçe kerre yüz bin fânûslar ve kanâdîller ve şem‘-i rîhler ve şem‘-i rîhler ve lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ meş‘aller ile eyle çerâğân olup zîb ü ziynet oldu kim ol şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl leyle-i Kadr olup cümle şühedâlarımızın ervâhları inşâallâh pür-nûr olmuş alâmetleri olup gûyâ eflâk-i seb‘anın kevâkibleri ve seb‘a-i seyyâre ve sitâre-i mirrîh ve zühre ve utarid ve müşterî ve zühal ve şems ü kamer ve ferkadân ve necm-i sâbite ve süheyl-i Yemenî misilli encümânlar {gûyâ} bir yere müctemi‘ olup sahrâ-yı Üstürgon'u ol karanu gecede rûz-ı nevrûz-ı Hârzemşâhî gibi küşâde olmuşdu.
EÇS VI 107a–107b
Ve dahi Üstürgon kal‘ası tarafındaki Süleymân Hân depesinde ve Şoşkon depesinde ve Muhanad depesinde ve İrşek depesinde ve Ban depesinde ve Depedelen depesinde ve Bağdala depesinde ve'l-hâsıl on iki aded püşte-i bâlâlar üzre Üstürgon kavmi dağlar gibi odunlar yığup on iki yerden âteşler evc-i âsumâna peyveste olup tâ sabâha dek ale'l-ittisâl nâr-ı Nemrûd-misâl âteşler on iki burcdan haml ü sevr ve cevzâ ve seretân ve esed ve sünbüle ve mîzân ve akreb ve kavs ve cedy ve delv ve hût misilli ebrâclardan Üstürgon'un on iki aded yerde âteşleri cihânı rûşen edüp dendân-ı bedenleri üzre bî-hisâb fânûs ve neft ve katrân ve zift ve dühn-i gûsfendleri yakup kal‘a-i Üstürgon'u 107b dahi çerâğân etdiklerin Sadrıa‘zam görüp,