İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VI 107b
"Bire cânım, bu çerâğânın aslı nedir? Biz hod fermân etmedik, bu sürûr [u] şâdumân nedir" dedikde cümle nedîmân-ı Âsaf dediler kim,
EÇS VI 107b
"Bu çerâğân Allâhu a‘lem min indillâh olmuşdur" dediklerinde Sadrıa‘zam,
EÇS VI 107b
"Vallâhi ma‘kûl olmuşdur. Tîz kal‘a-i Üstürgon'dan üç yaylım top ve tüfengler atılup gülbâng-ı Muhammedîler çekin. Bu gece bizim dahi ordu-yı İslâm içre cemî‘i balyemez toplar ve kâfirden alınan toplar üçer yaylım tüfengler atılup akîblerince gülbânglar çekilüp sabâha dek ordu-yı İslâm çerâğân olsun" deyü fermân-ı vezîr-i Berhayâ sâdır olunca azamet-i Hudâ ol gece sabâha dak top u tüfeng sadâsından ve benî Âdem na‘rasından ve atlar süheylinden âdemin zehresi çâk olup ebr-i kebûdlar gûyâ rîze rîze zemîne dökülüp ber-hâk olurdu.
EÇS VI 107b
Tâ bu mertebe şâdumân-ı top ve tüfenglerle şâdumânlar oldu kim ordu-yı İslâm içinde bârûd-ı siyâh kalmadı denecek mertebe gencerler oldu.
EÇS VI 107b
Hattâ ricâl-i gayb gibi küffârın inhizâmına sebeb olan niçe kerre yüz bin develer kim var anların hakkında Cenâb-ı Kibriyâ hadîs-i kudsîsinde Arapça buyurdukları şütürlerin hatab u havudları üzre sârbânlar ve şütürbânlar balmûmları ve her şütürün kec gerdânlarına fânûslar asup katâr katâr develeri ve katâr katâr katırları dahi cümle semerleri üzre mûmlar yakup ve ardala ve bin burc nâm çanların takup ordu içr[e] hüddâmları bu hayvânlar deverân ve seyerân etdirdiklerinde gûyâ ordu-yı bâzâr içre bir âteş deryâsı gezüp semâvâtda olan kevâkibân-ı nücûmânların şu‘leleri muzmahil oldu.
EÇS VI 107b
Ve niçe kerre yüz bin akkâm ve meş‘alciyân ve karakullukçıyânlar küme küme ve reme reme kol kol kol edüp tâ sabâha dek el çarparak "Elâ yansuru's-sultân" deyü dakku'l-hanek edüp niçe yüz bin gûne şakalar ederek tâ sabâha dak böyle bir sürûr [u] şâdumân ve çerâğân oldu.
EÇS VI 107b
Ve her hayme vü hargâhda niçe gûne sohbet-i hâslar oldu. Ba‘zı haymelerde şühedâlarımız rûhlarıyçün mümessek helvâlar tenâvül olundu ve cümle ervâh-ı şehîdân şâdumân oldu ve niçe bin yerde rûh-ı şerîf-i şehîdânlar içün tilâvet-i Kur’ân olundu, ammâ Hudâ'ya ayândır yine bu âmedâne sürûr [u] şâdumânın sebebi şühedâların üzerlerine nûr-ı mübîn nâzil olması sebeb oldu.
EÇS VI 107b
Bu kıssa-i pür-hisseden Sadrıa‘zam hissedâr ve haberdâr olunca hemân ale's-sabâh cemî‘i şühedâlarımızın na‘şe-i münevverelerin sahrâ-yı Ciğerdelen'de buldurup cümle Üstürgon tarafına getirdüp serâperde-i Berhayâ kurbunda Süleymân Hân depesi zeylinde bir hafr-i azîm kazdırup cümle bin altmış aded şehîdânın henüz bir gün bir geceden berü kanları revân olarak Ordu Monlası Ünsî Efendi cenâze-i şehîdân-ı gâ’ibân namâzına muktedâ olup iki kerre yüz bin aded guzât-ı muvahhidîn şehîdân namâzına bir kümeden hâzır olup {namâz-ı şehîdân kılınup} cümle şühedâyı biri biri üzre balık istifi gibi yığup defn etdiler.
EÇS VI 107b
Ve bu şehîd üzre haymeler kurulup cümle Üstürgon ulemâları üç gün üç gece tilâvet-i Kur’ân etmeğe me’mûr olup Sadrıa‘zamdan ulemâlara ihsân [u] in‘âmlar oldu.
EÇS VI 107b
Hakkâ ki böyle bir hayrât-ı azîmeyi bir gazâda şühedâlara bir pâdişâh-ı cem-cenâb ve bir serdâr-ı vezîr-i mükerrem âlî-me’âb etmemişdir. Hattâ niçe gâzîler Sadrıa‘zama rû-be-rû eyitdiler kim,
EÇS VI 107b
"Koca vezîr çünki asâkir-i İslâm'ın şühedâların kâfiristânda hâk-i mezelletde bırakmayup böyle rağbet etdin. İmdi şimden gerü senin uğuruna cân u dil ile kurbân olup dîn-i mübîn yoluna şehîd olduğumuza gam yemeziz. Şimden gerü kalk ne cânibe teveccüh edersen gidelim. Hudâ dest-gîrin ola" deyü niçe gâzîler Sadrıa‘zama böyle du‘â etdiler ve herkes haymelerine gitdiler. Ve Uyvar gazâsına gitmeğe niçe bin gûne tedârikler gördüler. Hudâ âsân ede.
EÇS VI 107b
Ammâ bu gazâ-yı garrâ-yı meserret sene 1074 mâh-ı Muharrem'inin üçüncü gün ki yevm-i selâsede vâkı‘ oldu.
EÇS VI 107b
Hattâ bu hakîr [ü] fakîr ol mahall-i berzah-ı cahcahûnda cem‘-i hâtır yok iken hemân ale'l-fevr şikeste beste bir kasîde şekilli bir şey edüp birkaç nâ-mevzûn ve nâ-merbût ebyâtları budur kim eyle fuzelâyi'd-dehr vezîr-i dilîre küstâhlık edüp arz etdiğimiz ebyâtlardır.
EÇS VI 107b
Kasîde-i gazâ-yı garrâ-yı sahrâ-yı Ciğerdelen, güfte-i seyyâh-ı âlem Evliyâ:
EÇS VI 107b
Minnet Hudâ'ya Hazret-i serdâr-ı kâmkâr,Vardı gazâya eyledi küffârı târmâr,Çâsâr-ı Nemse'nin (...) ü katanası,Şemşîr-i âbdâr ile hep etdi cân-nisâr,Hamd Hudâ'ya cümle emîrân süvâr olup,Âmâde oldu cümle kafâdârı bî-şümâr,Eyle du‘â-i hayrı çıkar re’y-i EvliyâOla bu fethe târîhi dâ’im gazâ {1021} hezâr,Râ sâkıtdır. Sene 1074.
EÇS VI 107b
Eyle bir kâmil ve sâhib-i ayâr vezîr-i âlî-tebâr şi‘r-i mühmel ü cühmelimizin kusûruna nazar etmeyüp yüz guruş ve bir çuka ve bir at ihsân etdi. Ammerahullâh.
EÇS VI 107b–108a
Ba‘dehu Sadrıa‘zam sahrâ-yı Üstürgon'da ol tâk önündeki seylâb olan hûn-ı insânın ve cesed-i füccârânın bed râyihasından oturamayup cümle asâkir-i İslâm'a fermânlar olup nefîr-i rıhletler çalınup 108a bu gazâ-yı eser-me’serin ikinci gün sahrâ-yı Üstürgon'dan göç edüp alay-ı azîm ile nehr-i Tuna üzre cisr-i kavîden ubûr edüp sahrâ-yı Ciğerdelen'de meks-i hıyâm edüp ba‘de'z-ziyâfe yine atına süvâr olup meydân-ı ma‘rekede pâymâl-i rimâl olan küffâr-ı hâksârın lâşe-i murdârların seyr [ü] temâşâya gidüp kâmil beş sâ‘at bu sahrâ-yı bî-pâyânı deverân edüp gördü kim her nebâtât [u] giyâhât başına birer kâfir cesedi beyâz çakıl taşı gibi fürû-fikend olup yüzü koyu yatırlar, ammâ gâziyân-ı Rûm bu küffârlara eyle kılıç urmuşlar kim niçe bini iki omuzlarından tâ göbeğine dek kılıç enmiş, niçe bini hamâyili bağı çalınmış, niçesi sepetleme çalınup iki pâre yatır.
EÇS VI 108a
Niçe yüzü haddâdî ve niçe yüzü gazâlî ve niçe bini muharref ve niçe bini tânî(?) çalımı çalınmış leşler ceste ceste zîr-i zeber olup hâk-i mezelletde yatır. Sübhânallâh el-azametullâh deyüp cümle gâziyân-ı Âl-i Osmân'a hayr du‘âlar edüp engüşt ber-dehen ederek azm-i serâperde ederek çetr-i mülemma‘ına geldiği dem huzûruna Koca Serdâr Ali Paşa'yı ve Budin vezîri Sarı Hüseyin Paşa'yı ve Kaplan Paşa'yı ve Yûsuf Paşa'yı ve Hısım Mehemmed Paşa'yı ve bizim Kadızâde İbrâhîm Paşalara cümle birer hil‘at-i şâhî geydirüp talî‘a-i asker olmağa me’mûr edüp buyurdu-yı şerîfler verdikde hemân ibtidâ Ali Paşa tarafından nefîr-i rıhletler çalınup cümle altı aded vüzerâlar ile cümle otuz bin asâkir-i İslâm olup "Tevekkülen-alallâh" deyüp "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp,
EÇS VI 108a
Ciğerdelen sahrâsından cânib-i garba Uyvar kal‘ası fethine gitdiğimiz menâzilleri ve muhâsara etdiğimizi beyân eder
EÇS VI 108a
Evvelâ bism-i İlâh ile Ciğerdelen sahrâsından küffâr-ı bed-tebârın Uyvar altında ciğerin delmeğe ki cânib-i garba çemenzâr u lâlezâr vâdîler içre 9 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân kurâ vü kasabâtları yaka yıka Uyvar'ın maşrık cânibi mukâbelesinde Çeyke nâm bir kasaba-misâl köyde cümle asâkir-i İslâm ile meks edüp etrâf [u] eknâfa yarar karavullar ta‘yîn olunup ol ân nehr-i Litre üzre altı yerden balyemez toplar geçecek cisr-i kavîler binâ olunup ol ân cümle guzât-ı müslimînler cisirden ubûr edüp tâ Uyvar altında handak kenârına dek seğirdüp der-ceng-i evvel Uyvar'ın şarkîsinde olan Fargaçi varoşunun şikâr-ı kelepürlerin alup varoşu âteşe urup âteş-i sûzân evc-i âsumâna duman duman oldukda hemân kal‘a-i Uyvar'dan ibtidâ üç yüz pâre top asâkir-i İslâm'a atup hâmûş-bâş oldu.
EÇS VI 108a
Bu mahalde handak kenârında mukaddemâ bizden firâr edüp kâfire haber eden mürtedleri araba tekerlekleri üzre kazığa urulmuş gördük. İkisi dahi hayâtda idiler. Ba‘dehu cümle guzât-ı müslimîn gerüden asâkir-i kesret gelmeden,
EÇS VI 108a
"Bire meded bu Uyvar sahrâsın mahsûlün derelim ve çadırlarımıza yığalım" deyü asâkir-i deryâ-misâl bu Uyvar fezâsına dökülüp babaları mahsûlâtları gibi bir gün bir gecede cânib-i erba‘ayı birer konak yer pîr-i pâk zemînin kara hâk edüp herkes hayme vü hargâhları önünde dağlar gibi mahsûlâtlar yığdılar.
EÇS VI 108a
Ba‘dehu niçe yüz kurâlar yakdılar ve âsâr-ı binâların dahi yıkdılar, ammâ nehr-i Nitre kenârında olan müşebbek bostânları ve bâğ u bâğçeleri yıkmadılar.
EÇS VI 108a
Bu nehr-i Litre cânib-i şimâlde tâ Ma‘den dağlarından cem‘ olup Nitre kal‘ası zeylinden ubûr edüp Uyvar sahrâsında niçe yüz ma‘mûr u âbâdân kurâları rey edüp kal‘a-i Uyvar handakı içinden cereyân edüp andan sehel aşağı nehr-i Vak'a mahlût olup ikisi kal‘a-i Komaran kurbunda nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
EÇS VI 108a
Andan ertesi gün Vezîria‘zam ve Serdâr-ı mükerrem yer götürmez asâkir-i İslâm ile bir alay-ı azîm gösterüp kal‘a-i Uyvar'ın cânib-i şimâlinde bir top menzili yerde serâperdesine gidüp meks edüp böyle bir alayı ne İskender-i Kübrâ ve ne Keyhusrev [ve] ne Dârâ etmemişdir.
EÇS VI 108a
Hemân ol ân cânib-i erba‘aya karavular kat-ender-kat fermân-ı sâhib-kırân olup herkes kollu kollarında kanûn-ı Âl-i Osmân üzre meks etdiler. Kal‘a-i Uyvar ise bir sahrâ-yı bî-pâyânın ortasında havâlesiz bir zemîn-i çemenzârda sedd-i İskender-mânend bir kal‘a-i ser-bülend beyâz kuğu gibi altı aded sedd-i Kahkahâ tabyaların ve cümle dîvârın niçe bin haçlı peykerleriyle zeyn olmuş durup aslâ ve kat‘â Sadrıa‘zam alaylarına ve ordularına ve bâğ u bâğçelere girenlere aslâ bir top u tüfeng atmayup hâmûş-bâş dururdu.
EÇS VI 108a
Evsâf-ı ibtidâ mübâşeret-i muhâsara-i sedd-i İskender-misâl kal‘a-i Uğvar
EÇS VI 108a–108b
Lisân-ı Macar'da ismi Uğvar'dır, ya‘nî "Yeni kal‘a" demekdir. İbtidâ bânîsi sene 858 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Gâzî İslâmbol'u 108b feth etdiği sene 857 hâlâ münhezim olan Fargaçi la‘înin üçüncü dedesi olan Holando nâm ban ve pelîd-i anîd ibtidâ kal‘ayı palankadan inşâ eder.
EÇS VI 108b
Ba‘dehu bir mahsûldâr ferah-fezâ vâdîde olmağile bu kal‘a etrâfında yedi yüz pâre kurâlar ile bu vâdîler amâr olup niçe yüz bin re‘âyâ vü berâyâların kuvvetleriyle bu kal‘ayı Şeddâdî rıhtım tula binâdan amâr edüp ancak bir tabyası palanka dîvâr kalır.
EÇS VI 108b
Ba‘dehu sene 1008 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında Serdâr İbrâhîm Paşa ve Cığalzâde Sinân Paşa Üstürgon kal‘asın küffâr elinden halâs etmeğe bu Uyvar kal‘asın ibtidâ muhâsara etmeği re’y-i ahsen görüp kal‘a-i Uyvar'a sarılup kâmil yetmiş gün döğdüler, altı aded tabyasından birin alamadılar ve bir gün Tatar Hân gelüp asker-i İslâm'a imdâd etmediler. Âhir şiddet-i şitâ dahi erişü[p] kal‘a-i Uyvar'ı bırağup Budin'e gitdiler.
EÇS VI 108b
Ba‘dehu sene 1035 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Kara Murtazâ Paşa vâlî-i Budin iken Erdel Kralı Betlen Gabor ile ve Kaşa kal‘ası banı Kurs ban ile ve Orta Macar banı Palatinuş ile yüz bin asker gelüp Uyvar'ı yetmiş gün muhâsara etdiklerinde {asâkir-i İslâma imdâda gelen} cümle küffâra İrim Papa'dan haber gelince cümle küffâr-ı dûzah-karârın karârları kalmayup karârları firâra mübeddel olup kal‘a-i Uyvar altında Murtazâ Paşa'yı yalnız koyup giderler. Kara Murtazâ Paşa bu hâl-i pür-melâli görüp Leve ve Novigrad ve Vaç kal‘ası üzre cümle cebehâne ve bârhânesiyle kal‘a-i Budin'e gelüp karâr eder.
EÇS VI 108b
Hemân ol ân Fargaçi nâm bî-îmân kal‘a-i Uyvar'ın palanka tabyasın Şeddâdî binâ yapup altı aded tabyası sedd-i sedîd olup hâlâ bu 1074 sene-i mübârekede yine muhâsara olundu. Cenâb-ı Kibriyâ yine feth [ü] fütûhun müyesser ede, âmîn ve yâ Mu‘în.
EÇS VI 108b
Evvelâ Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa kal‘a-i Uyvar altında meks edince hemân ol ân nehr-i Litre üzre olan cisirden cümle balyemez topları ve yüz yetmiş aded şâhî zarbuzan topları ve cümle cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtları yüz bin renc [ü] anâlar ile cüsûrlardan geçirüp cümle asker nehr-i Litre'nin kenârında ve kal‘a-i Uyvar'ın cânib-i erba‘asında meks edüp kal‘a-i Uyvar'ı ortaya aldılar.
EÇS VI 108b
Ve ibtidâ bir vîrân kenîse ardında yeniçeri ocağı azharun mine'ş-şems meterislere girüp sıçan yolları kazmağa başladılar.
EÇS VI 108b
Hemân bu mahalde kal‘adan bin mikdârı küffâr Üstürgon kırkınından ibret almayup kal‘adan atlısı ve yayanları yeniçeriler üzre çıkup bir şemme elbeşte cengi edüp niçe kâfirler dahi kırılup bir mu‘attal deyre girüp kemîngâh-ı penâgâh edinüp bâğa bâğçelere giden guzâta şergil olmağa başladılar.
EÇS VI 108b
Hemân Sadrıa‘zam kolundan mezkûr deyre birkaç balyemez toplar urunca deyrin dîvârı münhedim olup kâfirlerin başlarına dar olup niçe yüz kâfirlerin yeri dârü'l-bevâr olup cân ber-cehennem gitdiler ve bakıyyetü's-seyfi kıç topların atup Uyvar'a dak kaçdılar.
EÇS VI 108b
Uyvar'ın topu ise orduya yetişmez, ammâ aslâ necâteye sûret yok dedüğü gibi artık küffâr kal‘adan baş göstermeyüp âsûde kalup bir top ve bir tüfeng tarafeynden atılmadı.
EÇS VI 108b
Ba‘dehu Sadrıa‘zam ve Düstûr-ı mükerrem Ahmed Paşa sünnet-i Resûlullâh üzre derûn-ı hisârda mahsûr olan Fargaçi Kapudan'a bir nâme yazdı kim istimâ‘ edenin zehresi çâk, yerleri hâk, ve dîdeleri nemnâk olur.
EÇS VI 108b
Sûret-i nâme-i Serdâr Ahmed Paşa ibn Köpürlü {Mehemmed Paşa} be-cânib-i dalâlet-âyîn berâ-yı Fargaç-ı la‘în kapudan-ı bî-dîn, netîce-i zübde-i kelâmı budur, nâmedir
EÇS VI 108b
"Evvelâ es-selâmu alâ meni't-tebe‘a'l-hüdâ sen ki Fargaçi nâm kefere-i bed-nâm-ı güm-nâmsın, mektûbum vusûl buldukda kal‘anın miftâhlarıyla der-i devlete gelüp rikâbıma yüz süresin, yâhûd İslâm ile müşerref olup yine kal‘anda kemâ kân mutasarrıf olasın, yâhûd kal‘adan çıkup hâric-i kal‘ada sâkin olup harâc-güzâr olasın. Ve illâ inâd ve muhâlefet edersen Ciğerdelen'de ciğerin delinüp ol savaş-ı perhâşdan halâs oldun, ammâ bu kal‘ada halâs olmayup inşâallâh cümle ta‘allukâtınla senin her pâreni kulağın kadar ederim, bî-selâm" deyü dahi niçe gûne tenbîh ü te’kîdler yazılup nâmeyi İpşirli Mehemmed Ağa'ya verüp ol dahi zîr-i hisâra varup bir kemendli nerdübân-ı tavîl ile varan elçiyi derûn-ı hisâra alup bir dâne tabya küncinde nâmeyi okudup me’âl-i kelâm mefhûmu oldukda Fargaçi eydir: