İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VI 111b
"Bire safâ geldiniz gâzîler" dedikde hemân cümlemiz kelleleri yere bırağup,
EÇS VI 111b
"Devletli vezîr hemîşe düşmanların ve Uğvar kâfirlerinin kelleleri böyle galtân ola" deyü du‘â etdiğimizde,
EÇS VI 111b
Serasker Ali Paşa eydir: "Bire Evliyâm, sen sabâh bizimle futûr yedin, bu arbedeye ne zamân gitdin" dedi.
EÇS VI 111b
Gâzîler eyitdi: "Hemân sultânımın otağından Evliyâ Çelebi atla çıkdı ve bizimle bugün sabâhdan gitdi. Öyleden evvel kal‘a-i Litre kurbunda bu kâfirlere sataşdık ve çataşdık ve birkaç baş dokuşduk. Elhamdülillâh feth [u] nusret bizim imiş. Hamd-i Hudâ devletli vezîrin huzûr-ı şerîflerine boş gelmedik, ammâ devletli vezîr bu beş dâne şehîdlerimiz Semendire gâzîlerindendir, tîmârlarını bu gâzîlere ihsân edün" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup,
EÇS VI 111b
"Verdim, ammâ alay beğlerinden arzın getirin" deyü ellerine buyurdu-yı şerîf verüp "Kaldırın şühedâlarınızı" deyüp,
EÇS VI 111b
"Tîz tercümânlar gelsin" dedikde derhâl Panayot nâm tercümân-ı bed-nâm gelüp getirdiğimiz kâfirlerden su’âl oldukda,
EÇS VI 111b
"Îsâ hakkıyçün bizim cümlemiz Seçan kal‘asından ve kal‘a-i Honot'dan ve Hollok'den ve Buyak'dan ve Germat'dan ve Semendire'den ve Külvar'dan ve Filek'den ve Diregel'den ve Novigrad'dan ve Leve'den ve Nitre'den ve ma‘denlerden on bin yunak yiğit idik. Uyvar'a imdâda girmek şartıyla gelirken kal‘a-i Galgofça yanında Hovalçat adasında cümle taburumuzla anda yatup bu Uyvar tarafında kapdanlarımız top şamataları işidüp dörd yüz yiğitle bizi bu Uyvar tarafına dil almağa gönderdiler. Biz dahi âmedâne Litre altında bunlara râst gelüp dil alalım derken bunlar bizi kırup esîr edüp dil eylediler.
EÇS VI 111b
Kıt‘a-i münâsib:
EÇS VI 111b
Muğzâde ceng yerinde serim eyledim fidâKâyil değil esîr edüp ister dil almağaVerdim dilim oldu dilim dil dilim dilimAnıniçün dilim olısar ser şilim şilim
EÇS VI 111b
Bu ebyât-ı nâ-merbûtlar mazmûnunca bu dilleri Sadrıa‘zam söyledüp serâperde önünde "Bu dillerden dil çıkmasın" deyü dilleri kelleleriyle dükeli kesilüp bizim üç yüz aded refîklerimize bir kîse guruş ihsân olup küffârların cümle atların ve kılıç ve rokla ve tüfenglerin cümle fürûht edüp âdem başına ancak beşer guruş gazâ mâlı hisse düşdü, Hudâ berekât-ı Halîl vere.
EÇS VI 111b
Ez-în-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Bu kelleler getirdiğimiz gün Çatrapatra Ali Paşa handakın içindeki suyu uğurlayup handakın ba‘zı yerleri kuru kalup handak içre meterisler ve kuburlar yürümeğe başladıkda hatt-ı şerîf ile gelen Hünkâr hasekisi askerin handaka girüp kal‘a dîvârı dibindeki şarampavlarda ceng-i azîm olduğun Haseki Ağa görüp Sadrıa‘zam'dan elli kîse ihsân olup der-i devlete revâne oldu.
EÇS VI 111b–112a
Ve ol gün cümle asâkir-i İslâma on kerre yüz bin tobra tolusu toprakı handaka dökmeğe fermân olundu, ammâ erbâb-ı tîmâra ve erbâb-ı zu‘amâya bin akçe başına kanûn üzre iki tobra ve bölük 112a sipâhîsi başına birer tobra ve cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâların ve gayri asâkir-i sultânın hâsları ve ulûfelerine göre toprak ile leb-ber-leb tobralar fermân olunup tobra emîni defteriyle yigirmi kerre yüz bin aded tobra fermân olunup cümle tahsîl olup sicill-i Ünsî Efendi'de mastûr oldu.
EÇS VI 112a
Ammâ Hudâ'ya ayândır herkesin hayme [vü] hargâhında kilim ve kebe ve keçe ve ihrâm kalmayup sebükbâr olduk, ammâ çadırlarda dahi döşemeler kalmayup herkesin haymesi güreşçiler meydânına döndü. Hattâ atların yem tobraları ve çulları dahi kalmayup atlar yaldak ve sublak ve çıplak kaldı.
EÇS VI 112a
Ba‘dehu bu cem‘ olan torbaları herkes toprak ile doldurup kal‘anın cânib-i garbîsinde Beç kapusu hâricinde Vezîria‘zam koluyla Yûsuf Paşa kolu mâbeynind[e] bir mürtefi‘ mahalle topraklı tobraları yığup kal‘aya toprak sürülmek fermân olunup kal‘ayı toprak gark etmeğe mübâşeret edüp üzerine Yûsuf Paşa cümle Anadolu askeriyle ta‘yîn olunup tobra emîni fermân-ı vezîr olduğu üzre tobraları alup resîd eder, tobra getirmeyenden yine taleb eder. Bu minv[âl] üzre bir günde tobralar kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Elburz gibi eyle yığıldı kim kal‘a içinde gezen mûr [u] mâr nümâyân oldu. "Ve ancak yüz bin aded tobra geldi" deyü tobra emîni nakl etdi.
EÇS VI 112a
Hattâ hakîr tek durmağa karârım kalmayup tâ tobraların zirve-i a‘lâsına urûc edüp bir merkezden kal‘a içine bakdım. Sademât-ı top-ı kûpdan bir harâb-âbâd dâr-ı diyâr duyûr kim deyyâr bir âdemden nâm [u] nişân yok. Hep cümle kemîngâhlarda ve meterislerde pinhân olmuşlar.
EÇS VI 112a
Andan sonra yine asâkir-i İslâm'a iki bin boş tekerlekli arabalar ve iki kerre yüz bin kütük ve tomruk dahi handaka bırakmak içün fermân-ı Âsaf sâdır olup ol gün ale'l-fevr tahsîl olup handaka atmağa mübâşeret olunup handak araba ve tomruklar ile leb-ber-leb olup üzerlerine topraklar tobralar doldurdular.
EÇS VI 112a
Ammâ yine câ-be-câ tabyalardan küffâr toplar atardı, ammâ balyemez topları cümle kırılup battâl olup kolumburuna toplar atar oldu. Hamd-i Hudâ anlardan pek havf olunmaz oldu.
EÇS VI 112a
Ve ol gün üç bin aded güzîde şehbâz ve şehnâz yiğitler sipâhlık şartıyla serdengeçdi yazıldı. Ve yine ol gün handak içinden iki aded kuburlar kal‘a dîvârına dayanup düzüldü.
EÇS VI 112a
{Der-ayân-ı eşkâl-i kubur}
EÇS VI 112a
Bir kubur Serdâr Ali Paşa kolunda idi ve bir kubur Sadrıa‘zam kolunda idi. Kubur ta‘bîr etdikleri oldur kim kal‘anın handakı içini kal‘a dîvârına varınca aykırı yarup iki üç âdem yan yana yürüyecek kadar bir yol ederler, ol handak yol içinde benî Âdem selâmet kal‘a dîvârına gidüp gelmek içün ol yol üzre kalın top kundağı tahtaları ve meşe ve çam direkleri döşeyüp dahi üstüne niçe bin tobra toprak döşeyüp içi kubur gibi mahfûz bir yol olduğundan kubur yolu derler, kal‘anın topu altındadır ve kal‘a makaslarından ve dirseklerinden ve tabyalardan bu kubura her ne kadar taş ve kumbara atsalar kubur içinde gezen âdemlere aslâ zarar isâbet etmez, ammâ serdengeçdiler bu kuburları yapınca niçe yüz âdem şehîd olur, ammâ,
EÇS VI 112a
Der-beyân-ı menfa‘at-i kubur
EÇS VI 112a
Evvelâ bir kal‘anın fethinde usret çekilse zikr olunduğu kuburu yüz bin renc [ü] anâ çekerek peydâ edüp kubur içinden kal‘a dîvârına varup artık bî-bâk ü bî-pervâ kal‘a dîvârın delüp lağımlar ile kal‘a dîvârın havâya atup yürüyüşler olup bi-emrillâh kal‘anın fethi müyesser olur ise kuburun menfa‘ati olur. Ammâ Serdâr Ali Paşa kolundaki kubur üç günde yüz bin derd [ü] belâ ile binâ olunup dördüncü gün kal‘a dîvârın delmeğe başlayup lağıma mübâşeret etdi, zîrâ Serdâr Ali Paşa Varat kal‘asın bu tarz üzre kubur ile lağım atup Varat'ı feth etdiğinden fünûn-ı kesîreler tahsîl {edüp} Uyvar'a dahi gâyet metîn kubur yürütdü ve Sadrıa‘zam tarafından dahi bir metîn kubur kal‘anın tâ esâsına girüp ka‘r-ı zemînde lağıma başladılar.
EÇS VI 112a–112b
Hemân küffâr kubur yolların görünce ve kal‘a altına lağım yolları girince ve sürülen toprağın handak içine dağlar gibi geldiğin görünce hemân küffâr-ı murdâr gûyâ bir kudurmuş mâr olup gece ve gündüz top u tüfeng ve kumbara vü fişeng dûdının muzlimliğinden rûz-ı rûşen leyle-i muzlimden fark olunmazdı. 112b Hattâ bu savaş-ı perhâşda yüz beş aded yiğit câm-ı şehâdetden nûş {edince mest} [ü] medhûş-ı ebed olup meşhed-i gâziyân mahallesinde cümlesin hânelerine götürdüler. Ve sıhhatde kalan gâzîler cümle meterislerde ve sıçan yollarında mükellef tabyalar ve siperler yapdılar.
EÇS VI 112b
{Tatar Hânzâde'nin imdâda gelüp alay gösterdiği suretdir}
EÇS VI 112b
Ve mâh-ı Muharrem'in yigirmi ikinci çehârşenbe gün Tatar Hân oğlu Ahmed Giray Sultân kırk bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâriyle ve yüz elli bin ma‘dûd esb-i sabâ-sür‘atleriyle alay alay koş koş olup tuğları ve direfş-i alem-i kâviyânîlerin açarak ve tabl [u] kudûm-i Cingiziyân'ın ve nefîr-i kerrenây-ı Efrâsiyâb'ın çalarak ve kös-i hâkâniyânına turralar urarak ve Âl-i Osmân ihsân etdiği mehterhâne-i te’lîf-i Cemşîdî'yi çalarak Hânzâdenin kırk bin Tatarı ve yüz elli bin ağırmak küheylân atlarıyla mevc u mevc ve sâf u sâf alaylarıyla ubûr edüp ardı sıra on iki bin piyâde Kazak-ı Ak Kardaş Kazak gök demire gark olup cümle tüfengleriyle ubûr edüp andan Potkalı ve Berabaş ve Andirya ve İhmilniç ve Şeremet ve Zaporoska ve Durujunka ve Sirge ve Çoçka (---) (---) nâmân yetmiş aded hotmanlar haçlı bayrakların açup her birisi atlar üzre muhteşemâne ubûr edüp ardları sıra dankiyo ve torompete boruların çalarak niçe bin arabalarıyla sürü sürü ubûr eylediler.
EÇS VI 112b
Bunların ardı sıra Kırım hânlarının güzîde askerleri ve Kazak sultânları ve sultânzâdeleri ve mirzaları ve atalıkları ve vilâyet eğesi, ya‘nî eben ân ceddin Kırım cezîresi sâhiblerinden Şîrîn beğleri kırk beğdir ve Mansûrlu beğleri dahi kırk aded beğlerdir ve Nogay beğlerinden Ulu Nogay ve Şidak Nogay ve Urumbet Nogay ve Kiçi Nogay ve Danay Nogay ve Yaman Sadaklı ve Kör Yûsuf Bili ve Kaya Bili (---) (---) ve Arslan Beğ-eli ve Nevruz-eli ve Çoban-eli ve Taman-elli ve Kereş-elli ve Mankıt-elli ve bu eller dahi kol koş atlarıyla ve kübe ve sadaklarıyla ubûr etdiler.
EÇS VI 112b
Andan Arkınlı ve Darkınlı ve Dayirli ve Memaylı ve Ulanlı ve Haneyli ve Badraklı ve Oraklı ve ot ağaları ve kapukulu ağaları ve emildeş ağaları (---) niçe bunun emsâli kavm-i Tatar-ı adû-şikâr beğleri ve elleri pür-silâh zor batır yiğitleriyle cümlesinin ellerinde kamçılarıyla ve cümle sadak ve savatlarıyla ve cümlesi kürklerin âdet-i Hûşenk Şâh üzre ters geyüp şıpırtma kalpakların gözleri üzre çeküp ol ucbe-likâ heybet ve ol mahûf hey’et üzre cümle ubûr edüp ba‘dehu Kırım Hânı Mehemmed Giray Hânzâde Ahmed Giray Sultân hazretleri henüz on beşine bâliğ bir şehzâde-i cüvân-baht bir küheylân ağırmak aru ve baral at üzre çığalı şehbâz evc-i istiğnâ gibi hussân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misilli at üzre süvâr olup cümle âlât-ı silâhı ve çüyen ve çirgisi ve dabkır ve dartısı cümle Tatar-vârî idi, ammâ libâsı cümle zerdûz dîbâ idi ve kemerinde kılıcı ve sadakı cümle mücevher idi, ammâ başında semmûr kalpağı Âl-i Cingiz tarzı şıpırtma börk kalpak idi.
EÇS VI 112b
Ve bu şehzâdenin istikbâline çıkan Serdâr Ali Paşa yan yana at başı berâber olup bu pençe-i âfitâb-ı mehtâb şehzâdeyi miyânına alup yağ u balı kelimât ederek Hânzâde dahi iki cânibine selâm vererek ve Ali Paşa'nın mehterhânesin çalarak Hânzâde'nin beş yüz aded gök demire müstağrak olmuş sadaklı ve şıdaklı pençe-i âfitâb Kırım cüvânlarından mümtâz [ü] müstesnâ iç gulâmlarıyla ubûr etdiler. Bunların ardlarınca,
EÇS VI 112b
Leşker-i Boğdan alayın beyân eder
EÇS VI 112b
Cümle yigirmi yedi bin aded güzîde Boğdan kefereleri pür-silâh olup çatal atlarıyla ve cümle çuka kontuşları ve başlarında kalpaklarıyla gürûh gürûh ubûr edüp ardları sıra cümle yetmiş aded hatmanları ve kapdan ve vamoş ve logofet ve bistiyar ve kamarans ve kopar ve pustenik ve armaş ve porkalab ve vornik ve postelik ve behranik ve ısbatar ve komsin ve zihnigar ve uşar nâmân mertebe sâhibi ve iş sâhibleri ve vilâyet zâbitleri pâk mülebbes ve mükemmel ü mükellef ubûr edüp {"Bu keferelerin sancaklarında ricâlü'l-gayb sûretidir" deyü ve "Hazret-i Âdem'le cennetden çıkan ve çift süren sığırdır" deyü cümle sancaklarında öküz başı tasvîri taşırlar}.
EÇS VI 112b
Andan Âsitâne tarafından Boğdan beğleriyle bile hükûmetde olan yüz aded mükellef ü müzeyyen ve müsellem kapucubaşılar ve dîvân efendisi ubûr edüp andan üç bin aded piyâde kefere tarabans tüfengliler ubûr edüp ardları sıra bin aded müselmân sekbân ve sarıcalar, andan yedekler, andan şatır ve mataracı ve tüfengciler, andan Gika Beğ semmûr kürkiyle ve başında kırmızı semmûr kalpağıyla ve pâk müsellah atıyla ve iki yüz kadar mûğpîçe-i mahbûb gılmân-ı muğânlarıyla ve Âl-i Osmân ihsân etdiği mehterhânesin çalarak ve Âl-i Osmân in‘âm etdiği tuğların ve sancağ u bayrakların açarak ve ardı sıra iki bin arabalar ile sâ’ir hüddâmları ubûr etdiler.
EÇS VI 112b
Der-ayân-ı alay-ı cünûd-ı cünüb-i kefere-i Eflakân
EÇS VI 112b–113a
Cümle yigirmi bin aded pür-silâh çatal atlı ve çuka roklalı ve semmûr ve zerdevadan 113a kalpaklı ve tirkeşli keferelerdir, ammâ bunların yayan tarabans tüfengli kefereleri çokdur. Boğdan'ın atlısı, Eflakân'ın yayan kefere tarabansı meşhûrdur ve Eflak vilâyeti vâsi‘ olmağile hâkim ve zâbit ve râbıtları Boğdan hâkimlerinden çokdur ve müzeyyenlerdir.
EÇS VI 113a
Sitâyiş-i hâkimân-ı Eflakân: Evvelâ baş logofet ve vornik-i evvel ve vornik-i sânî ve baş hatman ve ikinci hatman ve pustenik ve behranik ve kopar ve ısbatar ve vistiyar ve komsin ve zihnigar ve orta logofet ve küçük logofet ve uşar ve şatrar ve kamaraş ve armaş ve ustolnik ve vetah ve kolçar ve medeninkar ve selçar ve darabans baş ve vamoş bu esmâlı zâbitleri gâyet mükellef ü mükemmel ve mülebbes ve pür-silâh mahbûb gulâmlarıyla ubûr ederler.
EÇS VI 113a
Ammâ bu Eflak keferelerinin cümle sancak ve bayraklarında "Ricâl-ı gaybımızdır ve cümle kuşların pâdişâhıdır" deyü sancaklarında şâhin kuşu timsâlin nakş edüp taşırlar. Hattâ penez nâm bakır akçelerinde dahi şâhin tasvîri yazarlar.
EÇS VI 113a
Ba‘dehu mezkûr hâkimlerden sonra Âsitâne tarafından müte‘ayyin müsellem şekilli kapucubaşılar ve dîvân efendisi ubûr ederler.
EÇS VI 113a
Andan sekiz bin kadar yayan tüfengli tarabansı ve şâhin tuyûrlu sancakları ve altı aded yedekleri ve şâtırları ve tüfengcileri ve mataracılarıyla Ligoraşki nâm kefere-i benâm semmûr lipâçe ve semmûr kırmızı Tatar kalpağıyla ve üç yüz aded salîbe-perest mûğpîçe-i mûğânzâde pençe-i âfitâb âdemî-zâd gulâmlar dahi ubûr edüp andan Âl-i Osmân'ın kanûn-ı kadîmeleri ve âdet-i gamîmeleri üzre ihsân etdikleri mehterhânelerin dahi ardı sıra kendülerinin âyîn-i bedleri üzre kefere boruları sûrnâ ve tabılları ve torompetelerin çalarak ubûr eylediler.
EÇS VI 113a
Erdel Kralı Apopi Mihal nâm kral-ı mutî‘in alayın beyân eder
EÇS VI 113a
Evvelâ beş bin kefere Macar katanasıyla Saz Macarı hâkimi güzîde atlı kefere ile geçdi.
EÇS VI 113a
Andan beş bin atlı kefere ile Seykel hâkimi geçdi.