EÇS VI 120a
Ba‘dehu Sadrıa‘zam fermân edüp üç gün üç gece şâdumânlar olup kal‘a-i Uyvar'ın cemî‘i burc [u] bârû-yı tabyaları üzre niçe kerre yüz bin sancağ u bayrağ u fılandıralar ile tezyîn edüp her evkât-ı salât-ı hamse akîbinde yine cemî‘i guzât-ı müslimîn âlât-ı silâhlarıyla âmâde olup yeniçeri ocağından ibtidâ gülbâng-ı Muhammedî çekildikden sonra cemî‘i toplara ve tüfenglere âteş edüp cümle gâziyân âteş-feşânlık edüp ba‘dehu cemî‘i vüzerâ ve mîr-i mîrânların tabl [u] kudûmları döğülüp şâdumânlar olurdu.
EÇS VI 120a
Ve her gece Uyvar'ın dîvârı üzre yığılan dağlar gibi topraklar üzre niçe kerre yüz bin meş‘ale ve kanâdîl ve fânûs ve neft ve katrân ve şem‘-i asel ve şem‘-i rîhler ile üç gece çerâğân olup her şeb-i muzlim rûz-ı nevrûz-misâl olup leyle-i Kadr oldukda herkes haymelerinde zevk u safâda oldular.
EÇS VI 120a–120b
Ertesi gün serâperde-i Âsaf'da dîvân-ı pâdişâhî olup cümle vüzerâ ve mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâlara ve cemî‘i ocak ağalarına hil‘at-i fâhireler ve kîse kîse ihsân u in‘âmlar olunup 120b ve niçe mahlûl menâsıblar ve tîmâr u ze‘âmetler bezl olunup herkes beyne'l-akrân ser-firâz oldular.
EÇS VI 120b
Ertesi gün Sadrıa‘zam ağalarından (---) kimesne sa‘âdetlü pâdişâha Uyvar kal‘ası ve Şuran kal‘ası fethi müjdesin götürüp gitdi.
EÇS VI 120b
Ve yine yevm-i mezbûrda küffârın Pojon tarafına gidenler gelüp çâsâr leşkeri Uyvar'ın feth olduğun işidüp cümle küffâr "Ba‘de harâbi'l-Basra" deyüp Uyvar imdâdına gelmeden ferâğat edüp cümle küffâr dâr-ı menhûslarına firâr etdikleri haberi gelüp henüz cünûd-ı müslimîn emn [ü] râhatda olup ol gün yevm-i çehârşenbe idi, cemî‘i şehîdân-ı müslimînin cemâ‘at-i kesîreler ile namâzları kılınup defn olundu, ammâ zikri sebkat eden Dîv Ali Beşe ile alaybeği birbirlerine sarılmış Aktabya üzre yigirmi yedi gün ter ü taze kanları akarak kalmış anın ikisin dahi Aktabya üzre defn edüp anların üzerlerine Sührâb Mehemmed Paşa bir haşeb kasr-ı cihân-nümâ inşâ edüp hâlâ ziyâretgâh-ı gâziyândır.
EÇS VI 120b
Andan yine cümle guzât gâ’ib şühedâlar namâzı kılup ba‘dehu ol gün taraf-ı pâdişâhîden mümessek gâzîler helvâları tabh olup cümle vüzerâ ve vükelâlara ve ağniyâ ve fukarâlar[a] helvâ-yı guzât bezl olundu ve beytü'l-mâlcı defteriyle cümle iki bin elli yiğit cemedânları teslîm olup cümle şühedâlar, Re’îsü'l-küttâb defn olunduğu zemîn-i hâmûşânda defn olundu. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VI 120b
Ertesi gün rûz-ı pençşenbe idi, her vüzerâ ve her ocak halkı kazdıkları meterisleri ve sıçan yolların leb-ber-leb edüp düzletmek fermân olunup cemî‘i asâkir-i bî-pâyân ve niçe bin leşker-i Erdel ve Eflak ve Boğdan bu sahrâ-yı Uyvar'a kazma ve kürekler ile zemîn-i meydân-ı neberdi çapalayup çapalanup eyle Ferhâdî külüngler uruldu kim bir ânda sahrâ-yı Uyvar hâmûn-ı Tîh'e döndü. Ve meterislerde defn olunan evvelki şehîdleri çıkarup kilimlerle büyük meşhedliğe taşırken niçe şühedâlarımız kırk günden berü ter ü tâze bulundu.
EÇS VI 120b
Hattâ bizim Kütâhiyyeli Yazıcı Osmân nâmında bir erbâb-ı ma‘rifet hattât-ı benâm kırk aded Kelâm-ı İzzet yazmış idi, yigirmi gün idi ki memesi üstünden kurşum ile urulup şehîd-i Hür olmuşdu, meterisler yerinde na‘şe-i şerîfi esbâbıyla bulunup yigirmi günden berü vücûd-ı şerîfi henüz ter ü tâze iki elleri göğsünde şehâdet parmağın kaldırmış bulunup henim kurşumun zahmı yerinden al ve ala kan çekîde çekîde revân olmada bulunup cemî‘i guzât gelüp ziyâret etdiler.
EÇS VI 120b
Hattâ Sadrıa‘zam dahi görüp "Hâzâ Hürrün şehîdün vâhidün ke-elf" deyüp hâssaten başka anın namâzı kılınup hakîr bu merhûmu kilim içre koyup kanı akarak cebbâne-i şühedâda efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın yanında esbâbıyla defn etdim. Rahmetullâhi aleyh.
EÇS VI 120b
Ve ol gün handaka dağlar gibi sürülen toprağı gerü sahrâya dökmek içün ve cümle handak tathîr olmağiçün cemî‘i asâkir-i İslâm'a ve Tatar-ı sabâ-reftâra ve kral-ı Erdel'e ve Eflak ve Boğdan'a ve Kazak ve Âk Hatman'a fermânlar gidüp ol ân ol kûh-ı Demâvend ve Cebelü'l-Lübnân misilli toprağa asâkir-i cemapur üşüp küffârın topu ve kumbarası havf ve haşyeti olmadığından vakt-i zuhra dek ol till-i türâb-ı bülendi mûr türâb taşır gibi taşıyup sahrânın çukur yerlerine doldurup müsâvî etdiler.
EÇS VI 120b
Ve yine ol gün handakı eyle tathîr etdiler kim kâfir zamânında olan umkından beş âdem kaddi dahi asker-i cemapur ol kadar kazdılar kim tâ ka‘r-ı zemînden uyûn-ı câriyeler zâhir oldu.
EÇS VI 120b
Ertesi gün Budin ve Üstürgon ve Ustolni-Belgrad'dan ve gayri yerlerden gelen cümle üstâd mühendis bennâları cem‘ edüp ale'l-acele Uyvar'ın darebât-ı top-ı kal‘a-kûp ile münhedim olan yerlerini ta‘mîr etmeğe Kurd Paşa'yı ve yedi aded mîr-i mîrânları ve Budin vezîri Sarı Abaza Hüseyin Paşa'yı ta‘yîn edüp Kiremitçi Ahmed Ağa, ki Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın Ciğerdelen cenginde yarar ve nâmdâr kethudâsı idi, ilm-i hendesede ve ilm-i mi‘mârîde ferîdü'd-dehr bir zû-fünûn kimesne olmağile kal‘anın ta‘mîr [ü] termîmine anı mu‘temed edüp Âsitâne mi‘mârbaşılığı va‘de olunup hil‘at-i şehriyârîyle şeref-yâb olup kal‘ayı amâra cehd-i ihtimâma şürû‘ etdi.
EÇS VI 120b–121a
Ve ol gün âdem deryâsı temevvüc edüp karınca gibi kaynaşmağa başladılar ve Uyvar'ın cânib-i erba‘asında dağlar gibi pişmiş tulaları taşıyup handak kenârında âmâde etdiler. Ve handakın 121a kenârında altı aded tabyalar mâbeynlerinde altı yerde altmış yıllık atîk kireç hazîneleri bulundu kim Uyvar gibi on kal‘a yapar pâk ve nazîf kireç ma‘denleri bulundu.
EÇS VI 121a
Ve Sadrıa‘zam ve cümle vüzerâ ve a‘yân-ı dîvân kal‘a-i Uyvar içre seyr [ü] temâşâ-yı deverân ederek bizzât pâdişâh-ı âlem-penâh içün bir câmi‘ inşâ etmek içün tecessüs ederek cümleden ma‘mûr u müzeyyen vâsi‘ ve mükellef ve münâsib çârsû-yı bâzâr yerinde âyîn-i millet-i Mesîhiyye edecek düyûrların metîni Macarların kenîsesi cümleden binâ-yı azîm olmağile ale'l-ittifâk pâdişâh-ı âlîcâh içün câmi‘ olmasın elyak görüp ol ân bu ma‘bedgâh-ı muzlimi çirk-i şirkden ve televvüsât-ı müşrikden pâk ü pâkîze edüp zîr-i zemînlerinde olan cîfe-i murdârların cümle derûn-ı câmi‘den çıkarup bîrûn-ı kal‘ada eski gûristânlarında bir hafr-i amîk kazup anda ilkâ etdiler.
EÇS VI 121a
Ba‘dehu yine bu Evliyâ-yı bî-riyâ fakîr bu câmi‘in sakfında ibtidâ vakt-i zuhr edâ olunması içün beş aded gulâmlarımla makâm-ı çârgâhda bir asvât-ı bülend ile ezân-ı Muhammedîler tilâvet edüp ibtidâ Ordu Monlası Ünsî Efendi imâmet edüp hakîr mü’ezzinlik edüp edâ-yı salât-ı zuhur etdikde Sadrıa‘zam hakîre yetmiş üç altun ihsân edüp,
EÇS VI 121a
"Evliyâ gel seni bu câmi‘de asâleten imâm-ı hümâm edüp yevmiyye sana yüzer akçe ulûfe edelim" dedikde hakîr îbâ da etmedim, ammâ "Nasîb sultânım" deyü cevâb edüp hâmûş-bâş oldum.
EÇS VI 121a
Andan Sadrıa‘zam Mi‘mârbaşı Ahmed Ağa'yı çağırdup,
EÇS VI 121a
"Tîz bu ma‘bedgâha bir mihrâb ve bir minber ü nîk eser ve bir kürsî vü mahfil-i mü’ezzinân-ı hûb-manzar inşâ et kim bir vâcibü's-seyr eser bünyâd oluna kim bu câmi‘-i pür-nûra revnak u fer vere ve cemâ‘at-i müslimîn ve gürûh-ı gâziyân-ı muhavvihidîn tâ‘at-ı Sübhânî ve şükr-i Yezdânî edüp namâzlar kılınup niyâzlar oluna. Elbette bu mezkûr âsârlar yevm-i Cum‘aya yetişmek gerekdir" deyü ibrâm-ı mâlâ-kelâm edüp kal‘a içre gezerken vâlide sultâna câmi‘ olmağiçün Nemse deyrin bulup fi'l-hâl bir kenîse-i ibret-nümâyı asnâm-ı kerâhat-intizâmdan cümle tathîr ve Süvâ‘ ve Yeğûs ve Vedd ve Ye‘ûk misilli putlardan tebzîr etdirüp minber ü mihrâb ve kürsî [vü] mahfil inşâ olunmak fermân olundu, ammâ bu deyr-i azîmden çıkan lâşe-i murdâr bir deyrde çıkmayup kâmil bir haftada gücile tathîr olup şeb [ü] rûz ûd u amber çerâğân olup yine bed râyihadan bu deyrin yanına varılmazdı. Meğer cümle mürd olan Nemseleri bunda meşad ederlerdi.
EÇS VI 121a
Ve Defterdâr Ahmed Paşa dahi bir câmi‘ inşâ etdi, ammâ bir küçük deyr idi. Beç kapusunun iç yüzüne vâkı‘ olmuşdur.
EÇS VI 121a
Ba‘dehu Hünkâr câmi‘ine cemî‘i üstâdlar üşüp sûre-i Bakara'da: Arapça nassı üzre mihrâb-ı Îsâ'yı velî edüp kıblegâh-ı müslimîn olan Mekke-i Mükerreme'ye doğru bir musanna‘ kârgîr binâ bir mihrâb-ı ra‘nâ edüp mihrâbı üzre beyâz mermerdeki celî hat Kubûrîzâde hattı olup hakîr mermer üzre kazdım ve levha ve lâcüverd ile iki günde tamâm edüp yevm-i hamîsde bu hakîre fermân gelüp,
EÇS VI 121a
"İnşâallâh yarınki gün ser-çeşme-i mü’ezzinân olup salât-ı Cum‘a edâ olununca edâ-yı hidmet edesin" deyü fermân geldikde hemân fermân-ı vezîr-i dilîr ile ordu-yı İslâm'dan yigirmi altı aded hüsn-i savta mâlik üstâd-ı kâmil vüzerâ mü’ezzinleri cem‘ edüp ale's-sabâh ki, yevm-i Cum‘adır cümle mü’ezzinân-ı Bilâlîleri başıma cem‘ edüp salât-ı Cum‘aya iki sâ‘at-i nücûmî kalup, dahi câmi‘in minâresi yok ve nâkûshânesi sademât-ı top ile münhedim olmuşdu, âhir-i kâr cümle mü’ezzinân ile câmi‘in sütûhına çıkup âyîn-i Bilâl-i Habeşî üzre makâm-ı segâhda müselsel salâları savt-ı bülend ile,
EÇS VI 121a
"Accilû bi's-salâti kable'l-fevt ve accilû bi't-tevbeti kable'l-fevt" diyerek kâmil bir sâ‘at-i nücûmî salâlar verüp vakt-i zuhra bir sâ‘at karîb kaldıkda Sadrıa‘zam alay ile ubûr ederken salâmızı istimâ‘ edüp cümlemize iki yüz sikke-i mümessek zer-i hâlis gönderüp cümle pay berâber hissemend olduk.
EÇS VI 121a–121b
Andan aşağı câmi‘de nev-binâ mahfilimize urûc edüp devr-i şerîfe başlayup ba‘dehu hakîr devr-i şerîfi itmâmdan sonra ba‘de't-tarziye ve tasliye hatîb-i necîb belîğu'l-ayân ve'l-beyân elinde bir şemşîr-i âteş-tâb-ı uryân ile meşîh-vâr minber-i hûb-manzara urûc edüp seccâde-i Resûlullâh üzre karâr-dâde olup bu hakîr cümle tarîk-i Bilâliyân, ya‘nî zümre-i mü’ezzinânlar ile kıyâma gelüp yekgâh ve dügâh ve segâh ve çârgâh ve pençgâh-ı Muhammedî makâmlarında gûnâ-gûn şu‘abât ve terkîbâtlarda tahrîrât ederek Dâvûdî hoş-elhânlar ile kavl-i Edvâr kitâbı üzre rehâ buldurup 121b gülbâng-ı Muhammedîye müselsel âğâzeler edüp ezân-ı Muhammedî tamâm oldukda cümle cemâ‘at ve dükeli guzât-ı müslimîn ve a‘yân-ı kibâr u sığâr ve muvahhidîn âsûde-hâl oturup hutbe-i şerîfi gûş-ı hûşlarıyla istimâ‘ etmeğe sâmi‘înden olup andan imâm-ı âdil hutbeye bed' edüp ibtidâ hamd-i Hâlık-ı Bîçûn ve ba‘dehu Resûlü's-sakaleyn içün tasliye ve Çâryâr-ı bâ-safâlar içün tarziyelerden sonra nâm-ı hümâyûn-ı pâdişâh-ı zıllullâh hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn-i cem-cenâbın sefer-i meserretin yâd eyledikde cemî‘i guzât-ı müslimînin mürde dilleri şâd olup hayr du‘âda iken cümle cüyûş-ı muvahhidîn kâffe-i ümem, ki cemâ‘at-i kesîre idi, bu gürûh-ı müslimînin hadd [ü] hasrın Hudâ-yı Müte‘âl bilir kim bu câmi‘ derûnu değil bu evvel cum‘ada kal‘anın şâhrâhları ve der [ü] dîvârları ve sakafları üzre cemâ‘at-i kesîre hınc-â-hınç olup hisâbdan bîrûn idi.
EÇS VI 121b
Hattâ bu câmi‘ içre secde etmeğe bir şibr yer kalmayup cemî‘i musallîler birbirlerinin arkalarına secde etdiler. Tâ bu mertebe izdihâm-ı azîm idi. Ve hikmet-i Hudâ her cemâ‘atin derûnlarına birer gûne hâlet ve şevk ve herkese bir derece bükâ ve zevk vâkı‘ oldu kim gözleri yaşları mîzâb-vâr cereyân edüp seylâb-ı eşk-i revân oldu.
EÇS VI 121b
Hamd-i Hudâ bu du‘â hırmeninde bulunup edâ-yı hidmet edüp bade's-salât-ı Cum‘a yigirmi aded Bilâlî refîklerime iki yüz sikke-i hasene gelüp hakîr yine ale's-seviyye bahş-ı kalenderî edüp taksîm etdim.
EÇS VI 121b
Ba‘de'n-namâz ve'n-niyâz kal‘anın cümle der [ü] dîvârları üzre cemî‘i guzât-ı muvahhidîn pür-silâh âmâde olup üç nevbet yeniçeri ocağından gülbâng-ı Muhammedî çekilüp top u tüfeng şâdumânları olup tâ vakt-i zevâle dek mehterhâne fasılları oldu ve herkesin yüzleri güldü ve niçe yerlerden ba‘zı kurâların kefereleri gelüp mutî‘ [u] münkâd oldu.
EÇS VI 121b
Ba‘dehu vezîr-i sâhib-i tedbîr müşâvere-i kebîr edüp "Âhir-i kâr hüsn-i tedbîr budur" deyüp kal‘a-i Uyvar'ın cânib-i erba‘asındaki eyâletinde müşâ olan kılâ‘larda olan kapudanlara ve goroflara ve irşeklere ve şaglara ve birovlara mükellef ü mükemmel ve muhteşem iş görmüş ağalara yetmiş altı aded nâmeler verilüp her bir ağa birer kal‘aya itâ‘atnâmeler götürüp anlar gitmede.
EÇS VI 121b
İbtidâ Sadrıa‘zam asâkir-i İslâm ile dahi Budun kal‘ası altında iken itâ‘at etmeyüp ıhrâk olan kal‘alar bunlardır kim ıhrâk olundu, be-dest-i Sarı Arslan Hüseyin Paşa.
EÇS VI 121b
Evvelâ Ustolni-Belgrad kurbunda Pirespirim kal‘ası ve Tata kal‘ası ve Papa kal‘ası ve Çobaniçse kal‘ası, bunlara yetmiş bin Budin askeriyle Hüseyin Paşa varup mutî‘ olmadıkları ecilden cümle ıhrâk bi'n-nâr oldu, ammâ,
EÇS VI 121b
İtâ‘at eden bunlardır kim zikr olunur: Be-dest-i Kadızâde İbrâhîm Paşa, be-kurb-ı kal‘a-i Üstürgon der-hâk-i Ciğerdelen.
EÇS VI 121b
Kal‘a-i Veresin, ammâ kal‘a-i Uyvar feth olmadan feth olan be-dest-i Beğko Paşa, kal‘a-i Şuran istîmân ile feth olup içine dizdâr ve merdümân-ı hisâr koyup miftâhları Sadrıa‘zama geldi ve metîn serhadd-i kavî oldu, ammâ Uyvar'a 4 sâ‘at karîbdir.
EÇS VI 121b
Andan kal‘a-i Doymos ve kal‘a-i Sudin, bu iki kal‘a Üstürgon karşusunda İpol ve Gara nehirleri kurblarında olup salâbet-i asâkir-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyeceklerin bilüp bu kal‘ateyni küffâr kendüleri ıhrâk bi'n-nâr edüp âhir terk-i diyâr ederek dağlara ve gayri diyârlara firâr edüp cümle cebehânelerin Üstürgon kurbunda Vişegrad gâzîleri alup kal‘a-i Vişegrad'a korlar. Ba‘dehu Uyvar feth olup bu iki kal‘a keferelerinin kapudanları Sadrıa‘zama gelüp itâ‘at etdiler.
EÇS VI 121b
Andan kal‘a-i Sente ve kal‘a-i Şelele ve kal‘a-i Galgofça, bu üç aded kal‘alar nehr-i Vak kenârındadır. Kıbleli Paşa eliyle itâ‘at edüp akd-i sulh olundu.
EÇS VI 121b
Andan kal‘a-i Komyat ve kal‘a-i Nektoboçin ve kal‘a-i Gimoş ve kal‘a-i Hıroşo ve kal‘a-i Kosnoçoçan ve kal‘a-i Verebil, bu kal‘alar cümle be-dest-i Serdâr Köse Ali Paşa itâ‘at etdiler.
EÇS VI 121b–122a
Andan kal‘a-i Çakani ve kal‘a-i Hollok ve kal‘a-i Diregel ve kal‘a-i Seçan ve kal‘a-i Germat ve kal‘a-i Buyak ve kal‘a-i Ma‘denler ve bu ma‘den kal‘aları birbirine karîb dörd aded kal‘alardır. Ve cümle bu on aded kal‘alar bizim Eğre kal‘ası kurbundaki sahrâlarda birbirlerine karîb kal‘alardır. Hattâ fâtih-i Eğre Mehemmed Hân asrında mezkûr kal‘alar cümle Âl-i Osmân'ın kabza-i tasarrufunda idiler. Ba‘dehu sene 1004 târîhinde küffâr yine bu mezkûr kal‘alara cümle 122a istîlâ etdi. Hamd-i Hudâ bu sene-i mübârekede be-dest-i vâlî-i Eğre Filibeli Pirincci Mehemmed Paşa ve ma‘iyyet-i Kaplan Paşa bu kal‘alar itâ‘at etdiler.
EÇS VI 122a
Bu kal‘alardan sonra kal‘a-i Komyadin ve kal‘a-i Nemalgoç ve kal‘a-i Salakoz ve kal‘a-i Verebi ve kal‘a-i Gaymoş ve kal‘a-i Şarlofça ve bu kal‘alar Novigrad ve Leve taraflarında ma‘mûr kal‘alar idi. Tatar Hânzâde Ahmed Giray Sultân Kardaş Kazaklar ile bu kal‘aları feth edüp cümle küffârlarını esîr-i bend-i zincîr etdikden sonra kal‘anın hemi mâl-ı ganâ’imin alup ıhrâk-bi'n-nâr eder. Ba‘de'l-feth-i Uyvar bu kal‘aların firâr eden küffârları gelüp yine Hânzâde Ahmed Giray Sultân eliyle itâ‘at etdiler.
EÇS VI 122a
Ve bu zikri sebkat eden otuz aded kal‘alar ve yetmiş aded varoş-ı mu‘azzamlar ve yedi yüz aded kasaba-misâl ma‘mûr u âbâdân kurâların cümle hâkimleri ve irşekleri ve kapudanları ve birovları ve şagları ve papasları cümle hedâyâlarıyla huzûr-ı Sadrıa‘zama gelüp pâypûş-ı vezîr-i dilîri bûs edüp itâ‘at etdiklerinde cümle kılâ‘ların kapdanları ellerine mu‘âfnâme emrleriyle muhâfazacı beğler ve paşalar ihsân olunup cümle kal‘alar eyâlet-i Uyvar kayd olunup eyâlet-i Uyvar Kurd Paşa'ya sadaka olundu, ve's-selâm.
EÇS VI 122a
Der-beyân-ı ısyân-ı kal‘a-i Litre ve kal‘a-i Leve ve kal‘a-i Novigrad
EÇS VI 122a
(---) (---) (---) (---) (---) (---) Bu üç pâre kılâ‘-ı hısn-ı hasîneler ve sedd-i üstüvâr-ı metîneler aslâ itâ‘at etmeyüp ve ahidnâme ile varan elçileri te’ezzî ederek kimin döğüp kimin söğüp kovarak elçiler dahi vâkı‘-i hâli Sadrıa‘zama bildirdiklerinde Sadr-ı âlî-vakâr "Olmaya illâ hayr" deyüp yerinde karâr etdiklerinde mezkûr Litre ve Leve ve Novigrad kal‘alarının katanaları yarar ve Senc Efrenc ve Nemse ve Macar kâfirleri olmak ile Uyvar'dan etrâf [u] eknâfa çete ve poturaya giden gâzîlerden üç dörd bin âdem esîr etdiler.