EÇS VI 126b
Dibine varup gördük, bir kal‘a-i sedd-i İskender'dir kim cemî‘i ebrâcları eflâke ser çekmiş ve limanında yedi pâre Hindistân gemileri ve niçe Filimenk ve İngilis ve Portakal gemileri yatırdı. Bizim askere kırk elli pâre balyemez toplar atup bu kal‘a altındaki varoşu dahi bir rabât-ı hısn-ı hasîn olmağile bundan bir şikâr alamayup hemân sağ cânibimiz ki maşrık tarafıdır, ol semte kaytup kâmil bir gece mâh-ı tâbda kulağızlarla gidüp vakt-i sabâhda bir sahrâ-yı azîme içre,
EÇS VI 126b
Kal‘ası yok, ammâ etrâfı sa‘b palanka ve amîk handaklı bir şehr-i azîmdir kim cümle yigirmi bin bâğ-ı İrem-misâl hânedânlı şehr-i müzeyyen idi. Ân-ı sâ‘atde kavm-i Tatar rûzgâr-ı zor-kârın üst yanına çıkup kırk bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer aded tabur okları gezleyüp her oka birer kibrît bağlayup bu kadar âteşli okları şehir içre bârân-ı la‘net gibi yağdırup şehrin tahta örtülü hânedânları rûzgârın şiddetinden çayır çayır yanmağa başlayınca cümle küffâr âteş-i lât-ı melât-ı mühmelât içre kalup küffâr bu vâveylâda iken hemân Tatar fursatı ganîmet bilüp kal‘a şarampavlarından yol bulup cümle Tatar şehir içre dolup cümle yigirmi bin kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup iri cengâver Kazakların cümle dendân-ı tîğdan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ bu şehr-i Heyvar'da iki gün ve iki gece alacıklarımızda meks edüp hamd-i Hudâ bunda dahi elime üç aded pençe-i âfitâb Korol gulâmı ve bir aded müstesnâ bikr-i nâ-şüküfte kızoğlanı ve niçe sîm ü zer âvânî eşyâlar elime girdi.
EÇS VI 126b
Ve cümle Tatar askeri zîr-i zemînleri aradı ve niçe yüz bin aded zî-kıymet tuhef âvânî eşyâlar bulundu. Eğer bu mezkûr şehirlerde alınan mâl-ı ganâ’imin adedin hisâb etsek ve bu seyâhatimizi mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etsek Hudâ hakkı başka bir mücelled kitâb olur.
EÇS VI 126b
Andan yine cânib-i garba üç gün üç gece seğirdüp reh-i râst üzre râst geldiğimiz esîrleri alup köyleri ve kasabaları ıhrâk etmeden ubûr edüp dördüncü günde,
EÇS VI 126b
Bu arâzî-i ma‘mûrenin cânib-i şarkîsi vilâyet-i Leh'de Korol vilâyeti hâkiyle müşâdır. Cenûbî tarafında Filimenk ile müşâdır ve kıble tarafında Nemse ile hem-çetdir ve semt-i garbîde İsfaç kralına hem-hâkdir, şimâl tarafı nihâyeti Bahr-i Muhît sâhilidir. Bu dahi ilm-i usturlâb üzre iklîm-i sâbi‘in vasatında sâhil-i Bahr-i Muhît'i sevâhil olmağile şeker kamışı ve limon ve turunç ve narı ve zeytûn [ve] inciri ve pembesi olur, başka bir kraldır.
EÇS VI 126b
Mukaddemâ Nemse çâsârının yedi kralının biri idi, lâkin Süleymân Hân'dan berü İsfaç kralına tâbi‘lerdir. Bunlar dahi İsevîlerdir, ammâ Papişte değillerdir, cümle Luturyan mezhebindedir, ya‘nî putperest olmayup haç-ı bî-revâc peresetlerdir.
EÇS VI 126b
Ve kralları İsfaç kralı kızından tevellüd etmiş bir nûr-ı mahz pençe-i âftâb Yovahim nâm bir mehtâb gulâm-ı bî-savâbdır. Sikke sâhibidir, bir müdevver altunu ve talar nâm bir sîm-i hâlis guruşu var.
EÇS VI 126b
Bu vilâyetde dahi yetmiş altı pâre kılâ‘ların varoşlarına nazar etmeyüp cânib-i şimâle ılgarup bunda dahi hamd-i Hudâ Bahr-i Muhît'den müteferrik Bahr-i Malgayan'a varınca seğirdüp küffârlar bizi gördükde aslâ firâr etmeyüp tebessüm ederlerken cümlesin kayd-ı bend ederdik.
EÇS VI 126b
Meğer bu diyâr kavmi müddet-i medîd ömr-i mezîdlerinde Tatar'ı işitmişler, ammâ yüzlerin görmemişler ve bir târîhde yağı ve bâğî ve dağî asker görmemişler.
EÇS VI 126b
Bu diyârda alınan akmişe-i fâhire ve kâlây-ı nâdire ve esîr-i mahbûb u mahbûbe-i fâcireler alınmışdır kim hadd [ü] hasrdan hâric ve aded-i lâ-yuhsâdan hâric mûğpîçe gılmânlar ve gûnâ-gûn bintân [u] nisvânlar alınmışdır.
EÇS VI 126b
Hamd-i Hudâ-yı ferd-i bîçûn bunda dahi bu hakîrin eline üç gulâm ve üç duhter-i şüküfte-ahter-i benâm ile altı re’s esb-i sabâ-sür‘atler ve niçe zerdûz avret libâsı fisdanlar ve niçe roklalar ve gümüş haçlar elime girmişdir. Andan yine esîrlerimiz kulağız olup iki gün gidüp aslâ gece gitmeyüp cânib-i garba çapul-ı azîm ile seğirdüp gide gide cânımızdan bîzâr olup üçüncü günde,
EÇS VI 126b
Evsâf-ı vilâyet-i İsfaç-i bî-tâc ve bî-harâc
EÇS VI 126b–127a
Bu dahi bir sevâd-ı mu‘azzamdır ve başka bir krallık yerdir, ammâ taht-ı hükûmetinde on yedi ban ve on yedi hersek-i peşbekbân(?) nâmân beğleri var. Ve sekiz kerre yüz bin 127a aded sahrâ-nişîn göçer evli Tatar re‘âyâsı vardır, ammâ Mecûsî mezheb keferelerdir. Hattâ niçe yüzü bizim Tatar elinde esîr oldular, ammâ aslâ Tatarca bilmezler, Talyan lisânı kelimât ederler.
EÇS VI 127a
Kavm-i İsfaç dahi kavm-i Mesîh'dir, ammâ Luturyan mezhebinde olup başka sikke sâhibi kral-ı dâldir kim Süleymân Hân zamânından berü Nemse küffârına hasm-ı kavî olup yetmiş altı pâre Nemse kal‘ası alup Alaman kâfirinin amânın kesmişlerdir. Yarar ve şecî‘ ve dilâver kâfirleri vardır, ammâ fârisü'l-hayl değillerdir. Cümle kefereleri Fireng gibi siyâh rokla ve siyâh Eflâtûniyye şapkası geyerler. Bu vilâyet-i İrem'e kadem basup cânib-i garba yine bir gün kâmil çapul civerüp,
EÇS VI 127a
Evsâf-ı şehr-i azîm ve menhûshâne-i kadîm kal‘a-i Kallevine
EÇS VI 127a
Bu şehr-i bender-i calender-ı azîm (---) (---) hükmünde olup nehr-i Vo kenârında âdem deryâsı bir şehr-i kebîrdir kim bu rûy-ı arzın aşağı tarafıdır ve iklîm-i sâbi‘in nihâyetidir.
EÇS VI 127a
Tûl-ı nehârı ve şeb-i yeldâsı on sekiz buçuk sâ‘at ve bir derîce ve iki dakîkadır. Ve arz-ı beledi (---).
EÇS VI 127a
Ve bu şehr-i azîm nehr-i Vo kenârında olup nehr-i Vo Daniska dağlarından tulû‘ edüp İsfaç diyârların ve yedi krallık yerleri rey ederek Bahr-i Muhît'e karışır imiş, ammâ karışdığı yeri görmedim, lâkin bu şehir dibinde cereyân ederken nehr-i Tuna'dan büyükdür ve nehr-i Edil'den ve nehr-i Cayık'dan sehel küçükdür. Bundan küçük nehr-i Tuna'dır, zîrâ bu nehr-i Vo içre Hindistân gemileri ve Donkarkız ve Danimarka galyonları vardır.
EÇS VI 127a
Ve bu şehr-i azîmin cânib-i kıblesi bir sahrâ-yı bî-pâyândır kim köy köy üstüne gâyet ma‘mûr u âbâdân olup her cânibi ikişer konak bâğ u bâğçe ve gül [ü] gülistân ve müşebbek bostânlar ile müzeyyen bir amâristân bir diyâr-ı Firengistân'dır.
EÇS VI 127a
Bu şehri murâd [u] merâmımız üzre seyr [ü] temâşâ edemedik, zîrâ mahall-i yağmâ ve alan u tâlândır, ammâ kal‘ası kal‘a-i bî-amândır kim cümle Tatar askerine belki bin pâre top atdı. Hamd-i Hudâ bir zarar isâbet etmedi.
EÇS VI 127a
Bu diyârın ibret-nümâ sun‘-ı Hudâ eşyâları ve nebâtâtların beyân eder
EÇS VI 127a
Evvelâ cümleden biri Hindistân'dan gelir Hind tavuğu ve Mısır tavuğu ve Yenidünyâ'dan gelir bir gûne yassı başlı ve yassı burunlu gözleri depesinde olur bir gûne şekl-i acîb ve mudhik garîb tavuğu olur kim vâcibü's-seyrdir. Hattâ tüğleri koyun tüğü gibi kıvırcıkdır, ammâ kanatları yine tavuk cenâhları gibidir, lâkin ayakları uzun olmağile suda gezüp ve kâhîce suya dalup çıkar, ammâ ayakları yine tavuk tırnaklı olmağile suda şinâverlik edemez. Ve dahi kazı ve ördeği gâyet çokdur.
EÇS VI 127a
Bu mezkûr hayvânâtlar cümle beher yevm ikişer yumurta yumurtlarlar. Sabâh yumurtladığı beyza-i beyâz pekdir ve büyükdür. Vakt-i gurûbda yumurtladığı sehel küçükdür ve yumşakdır ve pişirüp tenâvül olduğu mahalde bu yumurtalar misk gibi kokarlar.
EÇS VI 127a
Ve bu şehir gerçi iklîm-i sâbi‘in nihâyetidir, ammâ havâsı sevâhil olduğundan limonu ve turuncu ve zeytûnu ve rummânı ve inciri çok olur, ammâ hurması ve cemîzi ve mevzi olmaz, ammâ servî dırahtı ve sanavber şecerleri cihânı zeyn etmişdir.
EÇS VI 127a
Ve bu diyârda olan şükûfe aslâ Rûm diyârında yokdur. Bi-emrillâhi Ta‘âlâ bir gayri gûne şükûfelerdir ve gayri gûne râyiha-i tayyibeleri vardır. Bu şehrin ağreb ü garâ’ibât [u] acâ’ibâtından dahi niçe yüz bin ibret-nümâ temâşâları var, ammâ emn [ü] amân olmayup Tatar-ı bî-karâr ile olup bu kadar ancak ahvâl-i vilâyete vakıf olduk.
EÇS VI 127a
Andan bu şehrin etrâfında olan kurâlarına âteş urup dağlara firâr eden küffârları, cümle esîr-i kayd-ı bend edüp yedi bin aded güzîde Fireng mahbûb u mahbûbesi esîrlerimiz olup hakîre bu ganîmetden bir şey hâsıl olmadı. Müfred:
EÇS VI 127a
Ne denlü cehd edersen bir murâdaNasîb olmaz mukadderden ziyâde
EÇS VI 127a
Ba‘dehu bu Kallevine şehrinden cânib-i cenûba yedi sekiz yüz pâre kurâları geçerken aslâ bir şey’e âteş etmeyüp hemân üsârâ ve mâl-ı ganâ’imlerin alup kâmil üç gün seğirdüp,
EÇS VI 127a
(---) (---) hükmünde bu dahi bir sevâd-ı mu‘azzam şehirdir kim Kallevine esîrlerimizin nakilleri üzre bu vilâyetde cümle yedi yüz pâre kal‘a vardır, dediler. Bu şehr-i Holandiye'de âdem deryâsı olmağile şehri incitmeyüp etrâfında olan kurâları bir gün bir gecede çapup kurâlar gâret edüp dahi bu diyâra yat yağı ayağı değmemişken cümle küffâr evli evlerinde dururken Pranda nâm köyleri imiş.
EÇS VI 127a–127b
Bu vilâyetden ol kadar müzeyyen esîrler alındı ve ol kadar mâl-ı firâvân alındı kim hisâbın Hudâ-yı Lem-yezel bilür. Hattâ hakîrin hissesine yedi aded kız ve üç aded gulâm düşdü. 127b Ammâ erkekleri abûsu'l-vechlerdir, ammâ zenâneleri marâlî ve gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân bintân, nisvânları var. Ekseriyyâ halkı Çeh'dir ve câ-be-câ Leh'dir ve cümle re‘âyâsı kavm-i Tot'durlar. Bu kavim gâh Çeh'e ve gâh İsfaç'a tâbi‘lerdir.
EÇS VI 127b
El-hâsıl eğer Çeh kralı gâlib ise Çeh'e, eğer İsfaç kralı gâlib ise İsfaç'a tâbi‘ olurlar.
EÇS VI 127b
Mezkûr Holandiye vilâyetinden gerü selâmete gitdiğimiz yolları beyân eder
EÇS VI 127b
Evvelâ cümlemiz bir yere gelüp keneş, ya‘nî Tatar lisânı üzre müşâvere edüp yetmiş seksen bin esîrin içinden on adedin âzâd edüp bizi bir gayri yoldan selâmete ve dahi ganîmetli vilâyete uğratmağa der-uhde edüp esîrlerimizi ot ağalarına verüp kulağız edüp Holandiye vilâyetinden cânib-i kıbleye yüzümüz ve cümlemiz dönüp üç gün gidüp yine kurâlar yakmadan ve hânedânlar yıkmadan niçe bin kurâların altı bin kadar esîrler alup,
EÇS VI 127b
Evsâf-ı {vilâyet-i Fireng-i Filimenk} şehr-i azîm Kariş
EÇS VI 127b
Alaman deryâsı kenârında bir düz vâsi‘ sahrâda rûy-ı zemîni zeyn etmiş bâğ u bâğçeli şehr-i müzeyyen kim cemî‘i manastırlarının altun ile mutallâ olmuş haçlarının şu‘lesinden gözlerimiz cümle hîrelendi.
EÇS VI 127b
Bu belde-i mu‘azzama altıncı iklîmin nihâyetinde Fiyameng kralı hükmündedir ve başka bir kraldır kim tine ve pine sikke ve guruş döğme ve müdevver mümessek filori sebüke sâhibi bir büyük kral-ı dâldir kim Alaman denizinde üç bin pâre galyona ve barçaya ve karaka gemilere mâlikdir. Hindistân'a ve Yenidünyâ'ya ve Çin'e işler gemileri vardır.