EÇS VI 129a
Ba‘dehu bu Prandaporosk şehri sahrâsından sehelce ganîmetle kalkup yine cânib-i kıbleye bir gün gidüp,
EÇS VI 129a
Bu hâk-i çengelistân ormanistân cümle Nemse çâsârı hükmündedir. Tâc-ı İskender sâhibi, ya‘nî gorona nâm tâca mâlik olmağile yedi kral üzre tasaddur edüp hükmü nâfizdir ve bin yedi yüz altmış pâre kal‘aya mâlikdir. Gerçi İsevîden olup kitâbları İncîl'dir, ammâ Nemse lisânına kitâb-ı İncîl'i terceme etmişlerdir ve Zebûr dahi okurlar. Mezhebleri Papişde'dir, ya‘nî irim papa nâ-mezhebindedirler.
EÇS VI 129a
Cümle siyâh rokla geyüp başlarında Eflâtûniyye şapkaları sâ’ir Fireng gibi siyâh değildir. Sarı ve mâvî yeşil ve kırmızı gûnâ-gûn şapkaları üzre turna telleri ve devekuşu telleri takarlar.
EÇS VI 129a
Bu hâk-i pâk-i amber-âsâlarına kadem basup bir gün kâmil ılgar edüp Alaman kurâları ve kasabâtların gâret ederek,
EÇS VI 129a
Evsâf-ı tahtgâh-ı çâsâr-ı Nemse, ya‘nî şehr-i azîm İsinriye
EÇS VI 129a
Evvel ve âhir Nemse çâsârının tahtıdır, ammâ bu sefer-i meserretde seyr [ü] temâşâ etdiğimiz büldânlardan bu medyen-i azîm ma‘mûr u müzeyyen ve âsâr-ı binâları kat-ender-kat bir belde-i medyendir kim bir merhale yerden nümâyân oldukda cemî‘i kubâb-ı nîlgûnlarının ve cümle düyûrlarının nâkûs kullelerinin altun haç alemlerinin şu‘lesi nûr gibi berk urur ve şehri bir kûh-ı ser-bülendin zeylinde vâkı‘ olmağile cemî‘i uyûn-ı câriyelerin selsebîl-âsâ şehir içinde cereyân etdikleri nümâyândır.
EÇS VI 129a
Andan bu şehrin cânib-i şarkîsindeki sahrâ-yı bî-pâyân içre olan bâğ u bâğçenin nebâtât [u] giyâhâtının şükûfeleri ve gûnâ-gûn ezhârın râyiha-i tayyibeleri cümle kavm-i Tatarımızın demâğların mu‘attar etdi.
EÇS VI 129a
Ve bu şehrin cânib-i erba‘asındaki deşt-i hâmûnunda olan çemenzâr yerlerde evc-i âsumâna ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar sâyesinde ol kadar teferrücgâh u ârâmgâh içün kasr-ı âlîler ve gûnâ-gûn nişîmenler ve müte‘addid soffalar ve müzeyyen mastabalar ile ârâste ve niçe âsâr-ı garîbeler ile pîrâste olmuş bir ferah-fezâ gül [ü] gülistân ve sünbül ü reyhânistân ve müşebbek bostânlı bir şehr-i İremdir, ammâ Tatar askerimizin havfinden cümle küffârları kal‘aya girüp pür elemdir.
EÇS VI 129a
Biz dahi cümle Tatar ile bu şehrin cemî‘i etrâfında olan kurâ vü kasabâtları ıhrâk etme müşâveresinde iken şehr-i İsinriye tarafından üç yüz mikdârı kefereler bir beyâz bayrak zâhir olup ileri üç nefer kâfir at bırağup geldikde,
EÇS VI 129a
"Amân ey asâkir-i Âl-i Cingiziyân, amân" dedikde gerüdeki küffârlar dahi gelüp lisân-ı Türkî yazılmış bir mektûb getirdiler. Netîce-i kelâmı budur kim,
EÇS VI 129a
"Siz safâ geldiniz ve kadem getirdiniz. Hâlâ kurâlarımızı ve ma‘mûr u müzeyyen bâğlarımızı ve kasırlarımızı yakup yıkmadınız. Îsâ ve Meryem Ana sizden râzı ola. Eyle etdiğiniz eyliğin mukâbelesinde size ve askerinize iki araba ile yigirmi bin guruş ile elli araba zahîre gönderilmişdir. Kabûl edüp lütfunuzdan ricâ olunur kim şöyle bir hasretü'l-mülûk şehr-i ma‘mûr [u] müzeyyenimiz harâb u yebâb etmeden kalkup gidesiz" deyü mektûbu kırâ’at olundukda hedâyâları makbûle geçüp cümle guruşları ve zahâ’irleri guzât[a] taksîm olunup hakîre yüz aded döğme talar guruş verdiler.
EÇS VI 129a
Meğer şehir hâkimi Nemse çârnâsârı akrabâlarından Yovahim nâm bir müdebbir-i benâm kefere imiş. Bu tedbîr ile cümle Tatarı şehir altından kaldırup şehirleri berbâd olmadan halâs oldu. Hemân yalı ağası serdârımız bu kadar mâlı hakk-ı sükût {alup},
EÇS VI 129a
"Şimden gerü Alaman diyârın urup harâb [u] yebâb etmek ma‘kûl değildir" deyüp,
EÇS VI 129a
Alaman Ungurus kal‘alarından evvelâ kal‘a-i Serinbe ve kal‘a-i Tancavar ve kal‘a-i Anpirvar ve kal‘a-i Şinvardo ve (---) (---) (---) (---) kal‘a-i Prak Nemse çâsârının bir tahtı dahi budur. (---) (---) (---) ve kal‘a-i Beç bir tahtı dahi budur ve şehr-i Peşpehel ve kal‘a-i Porok ve şehr-i Firav ve kal‘a-i Ovar ve kal‘a-i Kastel ve kal‘a-i Senmartin ve kal‘a-i Porok ve kal‘a-i Pojon ve kal‘a-i Yanık ve kal‘a-i Tata ve kal‘a-i Papa ve kal‘a-i Pirespirim bu üç kal‘a dağlardadır ve kal‘a-i Komaran, bu mezkûr kal‘alar cümle nehr-i Tuna kenârında Nemse çâsârının olup Yovahim nâm hâkimin hedâyâların almamız sebebiyle bile mezkûr kal‘aları gâret etmeyüp cümle kal‘aları sağ tarafımızda bırağup,
EÇS VI 129a
Alaman diyârından Orta Macar vilâyetine gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VI 129a–129b
Evvelâ şehr-i İsinriye altından 129b kalkup cânib-i şarka kâmil üç gün yortup yetmiş altı sâ‘at yer söküp,
EÇS VI 129b
Evsâf-ı kal‘a-i Holçar: Nâm kal‘a bir vâsi‘ sahrâ ortasında vâkı‘ olmağile ale'l-gafle bu kal‘aya üşüp amân u zamân vermeyüp varoş-ı azîmin ıhrâk edüp iki bin aded güzîde esîr ile yüz elli araba yükü mâl-ı firâvân ve gûnâ-gûn sîm ü zerrîn âvân eşyâlar ve bu kadar akmişe-i fâhireler ve bu kadar emti‘a-i nâdireler alındı kim hisâba gelmez.
EÇS VI 129b
Hattâ bu vilâyet Macar küffârının sipâh vilâyeti olmak ile yedi bin re’s hemân Macar katanası atları alındı.
EÇS VI 129b
Hamd-i Hudâ bu hakîrin destine yedi at ve altı kefere ve bir gulâm ve iki bâkire kız elime girdi, ammâ bu varoş-ı azîm ıhrâk olup kal‘a meydânda kalmak ile cümle asâkir-i Tatar'ın bir cây-ı menâsı kalmadığından hemân derûn-ı hisârdan küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr bir fitilden niçe yüz pâre toplarına âteş edince bir ânda iki yüz aded Tatar gâzîlerimiz sademât-ı topdan şehîd oldular ve altı yüz kadar yiğitler dahi mecrûh oldular.
EÇS VI 129b
Bu sefer-i meserretimizde dörd aded krallık yerlerde hamd-i Hudâ bu kadar esîr [ü] mâl-ı ganâ’imler almışken bu kadar zamânda yigirmi âdemden gayri yiğitlerimiz şehîd olmamışken ve bir merd-i âferîdenin burnu kanamamışken bu kal‘a altında bu kadar zor batır yiğitlerimiz câm-ı şehâdeti nûş etdiler.
EÇS VI 129b
Minnet Allâh'a kim bu gâzî merhûmların cesed-i şerîflerin meydânda birini bırakmayup cümlesinin na‘şelerin atlara yükledüp dağlar içre cümle bir yere defn edüp "Nâ-ma‘lûm olsun" deyü üzerlerine âteşler yakup mezâr yerleri gâ’ib oldu. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VI 129b
Cümle guzâtımız bu Holçar kal‘ası sahrâsında olan kurâları nehb ü gâret ve berbâd ederken cânib-i garbdan bir asker-i bî-pâyân nümâyân olunca cümlemizin akılları gidüp cenge âmâde olup "Eğer kâfir çok ise hemân der ceng-i evvel kendi esîrlerimizi kıralım" derken görünen askerin sancağ u bayrakları cümle Leh kralı askeridir. Hemân hakîr dûrbînimle nazar etdim. Hakîkatü'l-hâl Leh kralına tâbi‘ Krakov kralının askeridir.
EÇS VI 129b
Anlardan bir beyâz bayrak bize ve bir bayrak bizden anlara gidüp geldiler. Meğer Leh kralı tarafından bu Holçar nâm kal‘ada bir gümrük emîni oturur imiş. Hemân cümle Leh askeri aslâ bize bakmayup doğru kal‘aya girüp fi'l-hâl bizim askere elli araba zahîre gönderdi, zîrâ ol mahalde Leh kralı Tatar ile kardaş idi. Hemân yalı ağası cümle zahîreleri Tatar'a bezl etdi.
EÇS VI 129b
Andan Leh kapudanı üç yüz kefere ile iki hınto araba yükü elli kîse guruş getirüp bu Holçar varoşunda alınan iki bin esîri Tatar'dan aldılar, ammâ hakîr yedi aded kefere esîrlerim vermeğe sehel tereddüd etdim. Âhir yedi kâfir içün bu hakîre iki kîse guruş verüp aldılar, ammâ meğer birisi bir kal‘a kapudanı imiş, peşîmân oldum, ammâ çi fâ’ide, ba‘de harâbi'l-Basra.
EÇS VI 129b
İki bin aded esîrleri cümle Lehliler alup kal‘a-i Holçar'a girüp ol kadar top şâdumânları edüp zemîn ü âsumân lerzân oldu. Meğer bu kal‘a Leh ile Orta Macar çetinde hem-müşâ bir kal‘a imiş.
EÇS VI 130a
Dörd aded kûh-ı ser-bülendler içre yedi yerde kol kalınlığı gümüş ma‘denleri var, ammâ cümle ka‘r-ı zemîndedir ve âdem âdemî-zâd olmamak ile cümle kârhâneleri mu‘attal durur. Bu hâk-i pâk gerçi Orta Macar destindedir, ammâ Nemse çâsârı tagallüben bu ma‘denleri zabt etmişdir, ammâ yılda on bin kîse mâl hâsıl olur garîb temâşâgâhdır.
EÇS VI 130a
Andan yedi sâ‘at gidüp niçe âbâdân Macar kurâları ıhrâk olmuş, anları geçüp,
EÇS VI 130a
Bunun dahi varoşu ve kurâların Uyvar gâzîleri nehb ü gâret edüp geçmişler, ammâ ıhrâk etmemişler. Bu varoşu vakt-i Şâfi‘îde basup cânib-i erba‘asın âteş-i Tatar ile çerâğân edüp cümle küffârları hâb-ı râhatda iken cümlesin bî-râhat edüp bin beş yüz mikdârı esîr alup cümlesin pây-beste ve dil-haste ve şikeste beste edüp hattâ Mitrepolid-i anîd-i pelîdi olan kelem baş ve nâ-tırâş la‘înin ser-i bî-devletin seyf-i miczem ile tırâş edüp cân-ı habîsin cân ber-cehennem ısmarladı. Andan,
EÇS VI 130a
Kal‘a-i Litre'yi geçüp andan bir gün ılgar edüp ıhrâk olan bî-fâ’ide ve bî-âide yerleri geçüp (---) (---) günde mâh (---) (---) gününde kal‘a-i Uyvar altında Sadrıa‘zam hazretlerinin otağı önünden cümle (---) (---) aded esîr ve cümle iki bin altmış araba yükü zî-kıymet vâlâ-yı kâlâ-yı metâ‘ ile ve cümle yigirmi altı bin küffârdan alınmış atlar ile vezîr-i dilîr önünden bir alay-ı çemapur ile ubûr edüp Sadrıa‘zam yalı ağasıyla yüz beş nefer Tatarlara ve ot ağalarına hil‘at ihsân etdiklerinde hakîre bir yılan derisi bile vermediklerinde muğber-hâtır olup nâ-ümîd ve me’yûs ve melûl ü melîl ü alîl gibi giderken hemân Sadrıa‘zam, "Bire şu Evliyâ değil midir?",
EÇS VI 130a
"Yâ bu {seferde} bile mi idi? Yâ bu Tatar olmuş, işte bu ümmü'l-ahbârdır. Hikmet Lokmân'dan su’âl edelim, çağırın şunu" deyüp hakîre bir zer-ender-zer bir hil‘at-i fâhire {geydirüp} ve yüz elli altun {verüp} ve serime bir çeleng {takup ve} kendi dest-i şerîflerin bûs edüp,
EÇS VI 130a
"Cenâb-ı Kibriyâ düşman şerrinden emîn ede" {deyü du‘âlar etdim}.
EÇS VI 130a
Bu abd-i kemteri beyne'l-akrân ser-efrâz ve cümleden mümtâz edüp,
EÇS VI 130a
"Var şimdi yorgunsun, ahşam gelüp bize bu gazâ-yı garrâlardan muhâsebe ver" dediklerinde,