EÇS VI 133a
Bu sahrâ-yı bî-pâyânda "Cümle asâkir-i Âl-i Osmân meks-i hıyâm edüp iki gün tekâ‘üd oluna" deyü nâdîler nidâ etdiler.
EÇS VI 133a
Hemân küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr kal‘adan bu asker-i deryâ-misâli görüp karârı kalmayup gördü kim Serasker Ali Paşa tarafına gürûh gürûh asker gelüp azharun mine'ş-şems balyemez toplar dahi gelüp ve bî-bâk ü bî-pervâ yeniçeriler alâ melei'n-nâs kat-ender-kat meterislere girüp evvel gelen askerin meterise girenleri cümle gerüde kaldılar.
EÇS VI 133a
Hemân küffâr-ı bî-îmân bu hâl-i perîşân ahvâl-i pür-melâli görünce bildi kim Uyvar'dan ziyâde hâlleri harâb ve yerleri âhir türâb olısardır. Kanı iki el bir baş içündür, kral uğuruna kırılırız diyen küffâr hemân sâ‘at derûn-ı kal‘adan "Amân, amân, ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd edüp kal‘a-i Leve'nin cânib [ü] etrâfına beyâz vere bayrakları zeyn edüp vere verdiler.
EÇS VI 133a
Sene 1074 mâh-ı Rebî‘ulevvel'in yigirminci gün kal‘a-i Leve feth oldu, be-dest-i Ahmed Paşa.
EÇS VI 133a
Hemân derûn-ı hisârda mahsûr olan üç bin aded küffâr Sadrıa‘zama kal‘a ve cebehâne ve hazîne miftâhların teslîm edüp Adana paşası ve bir sancakbeğleri cümle küffârları kanûn {üzre} silâhların alup atlı ve piyâde ve arabalı küffârları cümle Semendire ve Külvar kal‘alarına götürmede.
EÇS VI 133a
Beri tarafda cümle guzâtdan evvel hemân küffâr kal‘adan çıkınca bu abd-i kemter gedâ yine elime kılıcım alup kal‘a kapusu üzre kuşluk zamânı fetih ezânın okumak ibtidâ bu hakîre müyesser oldu, elhamdülillâh.
EÇS VI 133a
Hamd-i Hudâ cümle asâkir-i İslâm sürûr u şâdumânlar ile kal‘aya girüp hazîne ve cebehâne cümle zabt u rabt olup {asker-i İslâm kırılmadan ve derd [ü] belâlar çekilmeden} ve kal‘a harâb olmadan dest-i İslâma girdi.
EÇS VI 133a
Ba‘dehu Leve sahrâsında meks eden asâkir-i İslâm beri kal‘a-i Leve altına gelmek içün Leve sahrâsından cereyân [eden] nehr-i Gara üzre birkaç cüsûr-ı mihmelâtlar kurulup yüz bin anâlar ile üzerlerinden asâkir-i İslâm ubûr edüp Sadrıa‘zam yine nehrin beri tarafı kenârında meks olunup bir gün bir gece bârân-ı rahmet eyle yağdı kim bir âdem gözün açup çadırında taşra çıkmağa iktidârları olmayup çok hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh çamura gark olup niçe bin benî Âdem çadırsız dağlarda yatdılar.
EÇS VI 133a
Hemân bu ânda cânib-i erba‘aya karavullar fermân olundu. Âhir Leve altında iki gün dahi tekâ‘üd etmek fermân olundu. Andan,
EÇS VI 133a
Evsâf-ı hisâr-ı pür-havâle, ya‘nî kal‘a-i kadîm Leve
EÇS VI 133a
Lisân-ı Macar'da Leve demek (---) (---) demekdir. Bânîsi tâ Menûçehr evlâdlarından Nagban Yejder asrında bir Çingane-i Moğol Nagban ile Acem'den bile gelüp bu mahalde kabâiliyle tavattun edüp Alaman dağlarında fîl kadar bir ayu dutup kırk sene kâmil bu ayuyu Macaristân'da oynadup vâfir hazîne peydâ edüp aşâir [ü] kabâili tenâsül bularak bu mahalle kâr etdiği ayu mâlıyla bir kal‘a binâ edüp ayunun ismiyle bu kal‘aya Leve deyü nâm kor.
EÇS VI 133a
Hattâ Moğol ve Yakay kavmi ayuya lev derler. Hattâ Osmânlıda dahi lev lafzı isti‘mâl olunur kim bir âdem batıyyü'l-hareke olup ortada serserî gezse "Şu âdem lev lev ayı gibi gezer" derler.
EÇS VI 133a
Ba‘dehu ol Moğol çinganesinin yâr-ı gâr-ı ser-i kârı olan ayusu mürd olup firâk hasretinden ayunun kellesin yapduğu kal‘anın kapusu tahtasına mıhlayup ve derisin kendüye post etdirüp hâlâ ol ayunun kellesi iç kal‘a kapusunda mıhlı durup gelen giden Macarlar bu ayu kellesine şapkaların çıkarup ta‘zîm ederler.
EÇS VI 133a
Meğer bu ayu hayâtda iken kâmil kırk sene ol mefret ayuya perestiş eylemişler. Anıniçün hâlâ bu Leve kal‘asına cümle Orta Macar küffârları i‘tibâr ederler.
EÇS VI 133a–133b
{Ve cümle Macar kavmi ol zamân bu ayuya tapdıklarıyçün ayunun sûretin guruşlarına yazarlardı. Hâlâ yine Alaman ayusu sûretli müdevver Macar guruşları kesilir}. 133b
EÇS VI 133b
Ve zamân-ı kadîmde {bu kal‘a-i Leve} Orta Macar'ın Mısır'ı imiş, zîrâ nehr-i Gara kenârında pirinç hâsıl olur. Hâlâ mezra‘a yerleri vardır ve ile'l-ân zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr sahrâsı nebâtât [u] giyâhâtlı ve dağlarında altun ve gümüş ma‘denli bir âbâdân dâr-ı diyârdır kim sahrâsından nehr-i Gara gibi âb-ı hayât cereyân eder. Hattâ bu kal‘a varoşunun cenûbî tarafındaki sazlı batağı nehr-i Gara azmağı ırmağındandır. Ve bu nehr-i Gara tâ Orta Macar içindeki Külvar kal‘asından ve kal‘a-i Ma‘denvar dağlarından gelüp bu Leve {kal‘ası} altından ubûr edüp kal‘a-i Üstürgon mukâbelesindeki Ciğerdelen kal‘ası kurbundan ba‘îd nehr-i Gara Tuna'ya mahlût olur.
EÇS VI 133b
Ammâ bu kal‘a-i Leve görmeğe muhtâc bir kâr-ı kadîm kâr-ı revâc kal‘adır, ammâ iç kal‘ası küçük kârgîr binâ şekl-i murabba‘dır kim cânib [ü] etrâfında altı aded sâde kullecikleri vardır. İçinde kapudan {hânesi} ve cebehânesi ve anbârlardan gayri bir eser-i binâsı yokdur. Ve kıbleye nâzır bir küçük kapusu var, mezkûr ayunun kellesi bu kapuda mıhlıdır. Hakkâ ki mefret ayu başıdır. Hâlâ Acem diyârının Tebrîz'indeki Şâm-ı Kazan tekyesinin kazganı kadar bir büyük ve mehîb ayu kellesidir. Bu kadar yüz yıldan ne tüğlerine ve kaşı ve gözleri ve kulakları ve dişlerine bir zarar gelmemiş.
EÇS VI 133b
Ve bu iç kal‘anın handakı bataklıkdır ve leb-ber-leb Gara suyudur, ammâ taşra varoşu iç kal‘anın kıblesin ihâta etmiş Gara nehri batağı kenârında kıbleye tûlânî vâkı‘ olmuş iki kat dolma rıhtım ağaç palanka hisâr-ı metîndir.
EÇS VI 133b
Ve derûn-ı hisârda cümle beş yüz aded saz ve tahta örtülü evleri ol kadar mükellef değil, hâne-i menhûsları ve rabâtları taş kal‘a değildir. Ve dâ’iren-mâdâr handakı suludur. Ve maşrık cânibine nâzır bir ağaç kapusu var.
EÇS VI 133b
Ve içinde ancak iki kenîsesi var, biri Hünkâr câmi‘i ve biri Sadrıa‘zam câmi‘i oldu. Ve cümle re‘âyâları gelüp mutî‘ [u] münkâd olup evli evlerinde sâkin oldu.
EÇS VI 133b
Ve bu kal‘ada kırk elli aded dükkândan gayri bir âsâr yokdur, ammâ kal‘anın maşrık tarafındaki dağlar üzre bâğlarında kal‘aya havâlesi çokdur. Hattâ bu bâğlar dağları havâlesi kayasından kal‘aya bir lakoz balgam tükürsen balgam kal‘a içine düşer. Tâ bu mertebe bir havâleli Leve kal‘asıdır, ammâ bâğ u bâğçesi ve meyvesi çokdur.
EÇS VI 133b
Ve bu kal‘aya (---) eyâletiyle Çatrapatrazâde Ali Paşa'yı muhâfazacı kodular ve yüz elli akçe pâyesiyle Ramazân Efendi'ye kazâsın ihsân etdiler ve Haseki Ali Ağa'yı yedi oda yeniçeri ile nevbetçi kodular ve bir oda cebeci ve bir oda topçu ve sâ’ir sancaklardan yedi aded sancak beğleriyle cümle dörd bin aded güzîde asker muhâfazacı konulup iki bin aded müsellah kal‘a neferâtlarıyla on iki aded ocak ağaları tahrîr olunup Uyvar altında Leve kal‘ası başka sancakbeği tahtı olup üç yüz pâre köyün kefereleri gelüp itâ‘at edüp kal‘a neferâtlarından nigehbânlar aldılar.
EÇS VI 133b
Ve bu kal‘anın cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtların serdâr-ı mu‘azzam görüp,
EÇS VI 133b
Sene 1074 mâh-ı Rebî‘ulâhir'[in]in ibtidâ Cum‘a gün Novigrad gazâsına gitdiğimizi beyân eder
EÇS VI 133b
Evvelâ sebeb-i gazâ-yı Novigrad oldur kim serdâr-ı mu‘azzam kal‘a-i Uyvar'ı muhâsara etdikde bu kal‘a-i Novigrad katanası ve cürd atlısı şeb [ü] rûz durmayup Üstürgon'a ve ota otluğa giden âdemlerden niçe yüz kadar ümmet-i Muhammed'i esîr etmeden hâlî olmayup elli bin asker ile Kaplan Paşa'yı Novigrad kal‘ası muhâsarasına ta‘yîn edüp yigirmi beş gün idi kim ale't-tevâlî bu kadar balyemez toplar ile Novigrad'ı döğerlerdi. Novigrad'ın bu muhâsara-i sademât-ı toplardan haberi yok idi. Çünki Sadrıa‘zam-ı âlî-vakâr kal‘a-i Leve'yi feth-i teshîre aldıkda Kaplan Paşa'nın kal‘a-i Novigrad'ı feth edemediği haberleri gelüp hemân kal‘a-i Leve altından kös-i irtihâller çalınup 5 sâ‘at cânib-i şarka dağlar ve ormanlar aşup,
EÇS VI 133b–134a
Bir dağlık ve bir ormanlık içinde meks olundu. Hattâ bu mahalde bir vukiyye beksumât bir guruşa ve bir vukiyye duhân bir altuna ve bir at yemi yarım guruşa çıkup asker-i İslâm içinde kaht-ı galâ olup şiddet-i şitâdan 134a kalan atların hisâb [u] kitâbın Allâh bilir.
EÇS VI 134a
Andan asker-i İslâm kalkup yine cânib-i şarka 5 sâ‘at dıraht-ı müntehâlı bayırları renc [ü] anâ çekerek aşup,
EÇS VI 134a
Mukaddemâ Tatar bu karye-i ma‘mûru harâb etmiş. Andan yine taraf-ı şarka 5 sâ‘at gidüp sarp çengelistân ve dağıstân ve sa‘b yolları aşup,
EÇS VI 134a
Lisân-ı Macar'da (---) (---) demekdir. Bânîsi Orta Macar kralı Palatinuş bandır. Sene 1004 târîhinde Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis fethi idi, yine küffâr istîlâ etmişdi, ammâ bu sene-i garrâda Eğre paşası Filibeli Pirinççi Mehemmed Paşa ve i‘ânet-i Kaplan Paşa ile bu kal‘ayı feth edüp cümle kefereleri mutî‘ [u] münkâd olup amân demişler idi.
EÇS VI 134a
Ba‘dehu bu mahalde Kaplan Paşa kal‘a-i Novigrad muhâsarasına gelirken bu kal‘a-i Diregel kefereleri Tatar havfından kal‘a içinde olan hânelerinden çıkup kal‘ayı hâli üzre mu‘attal bırağup firâr etmişler. Ve aşağı varoşun Tatar-ı adû-şikâr mâl-ı ganâ’imlerin alup ıhrâk bi'n-nâr etmişler. Ancak bu varoşda kiliseleri ve bî-hisâb bâğ u bâğçeleri kalmış.
EÇS VI 134a
Der-beyân-ı eşkâl-i kal‘a-i Diregel: Ve Diregey dahi derler. Evc-i âsumâna berâber bir topraklı püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes kârgîr seng-tırâş bir kal‘a-i savaşdır. İçinde tahta örtülü dörd yüz aded hâneleri ve kenîseleri ve cânib-i garba demir kapusu cümle amâr dururdu. Hemân bu mahalle Sadrıa‘zam sa‘âdetle gelüp meks etdikde dağlar içinden kal‘a küffârları amân deyü gelüp yine kal‘aları kendülere ihsân olunup Çanad sancağı beği askeriyle kal‘aların amâr etmeğe fermânlar alup gitdiler.
EÇS VI 134a
Ba‘dehu bu kal‘a altından kalkup cânib-i şarka giderken dağlar ve beller ve ormanlar ve bayırlı ve çayırlı yerler aşup kâmil 5 sâ‘at meşakkat-i râh çekerek gidüp,
EÇS VI 134a
Evsâf-ı sedd-i Şeddâd ve kûh-ı Ferhâd, ya‘nî kal‘a-i üstüvâr Novigrad
EÇS VI 134a
Lisân-ı Macar'da (---) (---) demekdir ve lisân-ı Boşnak-ı Latin'de Novigrad (---) (---) demekdir. Bânîsi Gâzî Hudâvendigâr asrında sene (---) târîhinde Seleşti kral-ı dâl binâsıdır.