İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VI mük. 137a
Bu kasabadan kalkup yine cânib-i kıbleye ma‘mûr u âbâdân ve nahlistân bostânlı yerleri 5 sâ‘atde ubûr edüp,
EÇS VI mük. 137a
Evsâf-ı dâr-ı kocacık, ya‘nî kasaba-i ma‘mûr-ı Pojagacık
EÇS VI mük. 137a
Lisân-ı Sırfça (---) (---) demekdir. Bu dahi evâil-i a‘sârda bir karye imiş. Bir mahsûldâr zemînde vâkı‘ olmağile kasaba-i ma‘mûr olmuş, ammâ küffâr zamânı kal‘ası dağlar içre nümâyândır. Kanije eyâletinde Pojaga sancağı kal‘ası olmağile bu kasabaya Semendire Pojagacığı derler.
EÇS VI mük. 137a
Tasğîr-i kelâmına göre kasabası da küçükdür, ammâ ma‘mûr u müzeyyen ve şîrîndir, zîrâ yoldan hilâf çiğnek yol üzre olmadığından emn ü amân âsûde bir kasaba-i dâr-ı amândır ve bu dahi Semendire sancağı beğinin taht-ı hükûmetinde voyvadalığı hâssıdır. Yüz elli akçe pâye ile kazâ-yı âlîsi, yüz on pâre ma‘mûr nevâhîsi kurâları vardır.
EÇS VI mük. 137a
Cümle re‘âyâları Potur Boşnak ve Sırf ve Bulgar kefereleridir. Müslimleri cümle dizleri gözünde kısacık çuka dolamalar ve elvân çuka kalpaklar geyüp Boşnakça ve Sırfça ve Bulgarca kelimât ederler.
EÇS VI mük. 137a
Ve hâkimlerine gâyet mutî‘ [u] münkâdlardır. Bir hâkimi dahi sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve harâc ağası Budin kulu tarafından gelir.
EÇS VI mük. 137a
Ve bu kasaba cümle on bir mahalledir ve cümle bin altmış aded tahtânî ve fevkânî olduğu mertebede tahta şindire ve kiremit örtülü bâğ u bâğçeli evlerdir.
EÇS VI mük. 137a
Ve cümle on üç aded mihrâbdır. Evvelâ (---) (---) câmi‘i (---) (---) (---) (---) (---) câmi‘i (---) (---) (---). Mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS VI mük. 137a–137b
Ve cümle üç aded medrese-i âlimânlardır. mük. 137b Ve cümle dörd aded hânkâh-ı dervîşândır ve cümle altı aded mekteb-i tıflân-ı ebcedhândır.
EÇS VI mük. 137b
Ve cümle (---) aded hammâmdır ve cümle (---) aded hândır ve cümle (---) aded dükkândır, ammâ bâğ u bâğçesi firâvândır.
EÇS VI mük. 137b
Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb [u] mahbûbeleri rûh-ı revândır. Ve bu kasaba içre cereyân eden nehr-i Ditina şehr-i Öziçe içinden akup bu Pojagacığa uğrayup bundan aşağı gidüp nehr-i Işkırapiş'e mahlût olur.
EÇS VI mük. 137b
Bu nehr-i Işkırapiş dahi şehr-i Öziçe dağlarıyla kasaba-i Roda dağlarından cem‘ olup nehr-i Ditina ve nehr-i Işkırapiş ikisi bir olup cereyân ederek kasaba-i Çaçka kurbunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Ba‘dehu zikri sebkat etdiği gibi Morava da nehr-i Tuna'ya munsabb olur, ve's-selâm.
EÇS VI mük. 137b
Bu şehr-i Pojagacığı tamâm seyr [ü] temâşâ edüp mahkeme-i şer‘a varup kışla emirlerimizi kadı efendiye kırâ’at etdirüp sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne emr-i şerîfimiz kayd olunup a‘yân-ı vilâyet kışla köyümüzün zahîre bahâsıyçün ve ücret-i kadem-i şer‘îmiz içün hakîre üç yüz aded Sivilye guruş ve on aded hüddâmlarıma yigirmişer guruş verüp her ay başında onar araba pirincimiz ve bal ve yağ ve şem‘-i aselimiz ve darçın ve biber ve unumuz ve buğdayımız ve sâ’ir zahâ’irlerimizden mâ‘adâ atlarımıza saman ve odun ve arpa getirmeği der-uhde edüp hakîre bir at ve bir seyishâne pîşkeş verüp yine atları ehl-i kurâya emânet verüp ba‘dehu cümle ehl-i beled ile ve a‘yân-ı Pojagacık ile vedâlaşup kışla köyümüzden yarar kulağızlar alup gayri yollar ile sayd [u] şikâr ederek ve niçe kılâ‘ u kasabâtları temâşâ ederek,
EÇS VI mük. 137b
Pojagacık'dan Belgrad'a gitdiğimiz menâzilleri beyân eder
EÇS VI 138a
Ba‘dehu cânib-i garba 14 sâ‘atde,
EÇS VI 138a
Menzil-i karye-i Kadinaluka: Sırf ve Bulgar keferesi köyüdür, ammâ gâyet ma‘mûr u müzeyyen köydür.
EÇS VI 138a
Andan taraf-ı garba yine Semendire sancağı hâki içre niçe yüz aded ma‘mûr kendleri 12 sâ‘atde ubûr edüp menzil-i Belgrad-ı hoş-bilâda dâhil {olup} yine efendilerimizle ol meştâda cân sohbetleri edüp zevk u safâlar ederken sene 1074 târîhi mâh-ı Recebü'l-ferdin gurresinde eyyâm-ı şiddet-i şitânın zemherîrinde cihânı kar rahmeti kaplayup bir âdem kapusundan taşra çıkmağa iktidârları olmaduğu günlerde hikmet-i Hudâ Sadrıa‘zama ol günlerde kal‘a-i Kanije vâlîsi Yentür Hasan Paşa'dan ve Seğitvar kal‘ası beğinden ve kal‘a-i Bobofça ve kal‘a-i Berezense ve kal‘a-i Şıklofça ve kal‘a-i Valpova ve kal‘a-i Birnivar ağalarından ve kal‘a-i Ösek beğinden ve kal‘a-i Mohaç beğinden ve kal‘a-i Peçoy beğinden ve kal‘a-i Segsâr beğinden ve kal‘a-i Şimatorna beğinden ve kal‘a-i Nadaj ağasından ve kal‘a-i Kuban beğinden ve kal‘a-i Kapoşvar beğinden, el-hâsıl dahi niçe kılâ‘lardan Sadrıa‘zama feryâdcılar ve kan ile yazılmış ve âteş ile delik delik yanmış mektûblar vezîr-i dilîre gelince hemân ol Âsaf-ı şecî‘ [ü] dilîr ol şiddet-i şitâda du‘â vü senâ ile tuğları sarây havlısına çıkarup nâdîler şehr-i Belgrad içre nidâ edüp cümle kışlalarda olan vüzerâlara ve mîr-i mîrânlara ve ümerâlara ve cümle yedi bölük kapu kullarının kışlalarına birer vezîria‘zam ağaları evâmir-i şerîfeler ile ılgar edüp ağalar pârekende ve perîşân oldular, ammâ şehr-i Belgrad içre erbâb-ı dîvândan ve mevcû[d] kapu kullarından ve vezîr ağalarından on bin kadar asker bulunup,
EÇS VI 138a
Belgrad'dan Demirkazık seferine gitdiğimizi ve âlâm-ı şedâ’id çekdiğimizi beyân eder
EÇS VI 138a
Evvelâ ol kışda ve kıyâmetde Sadrıa‘zam Belgrad'da mevcûd bulunan on bin kadar asker ile Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfin açup Belgrad'dan bir alay-ı musîbet ile çıkup nehr-i Sava üzre cisirden geçüp menzil-i sahrâ-yı Zemin'de beş karış kar üzre asâkir-i âciz çadırların kurmağa ne kadar cidd ü cehd etdilerse sahrâ-yı Zemin'in zemîni buz donup gûyâ polad-ı Nahşivânî olup çadır kazıkları geçmeyüp ol vakt-i sabâh niçe bin aded pür-silâh asker kar üzre hayme vü hargâhsız atları dahi ellerinde ve kılıçları bellerinde bu sahrâ içre cümle mahlûk-ı Hudâ berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp niçe bin benî Âdemler ve husûsan benî Âdem şekilli tiryâkîler cân-ı azîzlerinden bîzâr oldular, ammâ niçe eşmiş ve yortmuş ve berzah u âlâm-ı şedâ’id çekmiş iş görmüş âdemler cümle garârlarını ve bâr-ı sakîllerini cânib-i erba‘alarına dizüp haymelerin kurup cümle tınâbları harârlara bağlayup niçe yüz çadırlar kuruldu, ammâ atların kazıkları yere geçmediğinden cümle halk âlem-i hayretde kalup niçe bin atlar sahrâdaki kar üzre serserî gezerler idi.
EÇS VI 138a
Hemân Sadrıa‘zam içün cebehâne-i pâdişâhîden demir kazıklar getirüp ve Belgrad'ın niçe bin demircilerine niçe bin demir kazıklar kesdirüp vezîrin ve niçe erbâb-ı dîvânın haymelerin demir kazıklarla kurdular.
EÇS VI 138a
Ammâ Hudâ berhordâr eyleye, bu hakîrin iş görmüş hüddâmları bu hâl-i melâli görüp ol ân âteş yakup tancereler içre karı eridüp kaynar su olunca niçe yerlere kaynar suyu döküp yer yumşak olunca hemân ol mahalle kazıkları kakup andan atları bağlayup her atın başına tobralarıyla samanların asup çulların atlar üzre urup atlar ditremeden halâs olup derhâl bu tertîb üzre issi sular dökerek çadırın kazıkların kakup çadırımıza girüp gûyâ a‘râfa girmiş olduk.
EÇS VI 138a
Bu hâli gayri a‘yân görüp anlar dahi kaynar sular ile kazıklar kakarak haymelerin kurup a‘yân-ı kibâr haymelerinde karâr etdiler, ammâ karakullukçu hüddâmânın bu seferde çekdiği derd [ü] belâ ve renc [ü] anâyı Allâh bilir.
EÇS VI 138a
Andan ale's-sabâh bu vâdîden kalkarken cemî‘i kazıklar yerden çıkmayup çıkarmağa çalışanların cümle demir kazıkları sovukdan kırılup ve cemî‘i haymeleri kat kat değşiremeyüp hemân her çadırı kurulmuş gibi kaskatı seyishânelere ve bârhânelere tahmîl edüp el ayak dutmadan kalup mehterlerin boru zurna çalmağa iktidârları olmayup niçe bâr [u] büngâh ordu yerinde kalup kimi atlı ve kimi piyâde gidüp kar hazâ’ini hod ârâm etmeyüp serçe başı gibi yağup ol şiddet-i şitâda ve ol vâveylâ ve dipi ve boranda berzah ve musîbet çekerek 3 sâ‘atde,
EÇS VI 138a
Menzil-i Kuyular: Bu menzilde dahi niçe kerre yüz bin derd [ü] belâ ve renc [ü] anâ çekilüp yine kazıklar yere geçmediğinde müverrihân-ı Âl-i Osmân bu sefer-i eser-sakara "Demirkazık geçmez seferi" deyü tahrîr etdiler.
EÇS VI 138a
Bu menzilde ol gece çekilen sovuk azâb-ı elîmi bir târîhinde çekilmemiş ve görülmemişdir. İnşâallâh dâr-ı âhiretde ehl-i nîrâna böyle dipi boran azâbı olmaya, ammâ Cenâb-ı Kibriyâ'nın hikmeti var, hikmet-i ezelîsinden su’âl olmayup Arapça dir.
EÇS VI 138a–138b
Andan kalkup cemî‘i guzât-ı muvahhidîn uslûb-ı sâbıka üzre niçe bin 138b hırâş-ı cân çekerek ve niçe yüz tiryâkîler melekü'l-mevti görmeden cân çekişerek 5 sâ‘atde kar üzre,
EÇS VI 138b
Menzil-i karye-i Yarka: Bu menzilde bir depe ve bir şepe ve bir çığ ve bir burma savruntu yığ ile rîh-i akîm ve bâd-ı sarsarlar esüp ne hayme vü hargâh ve ne bâr [u] büngâh yerinde kalmayup cümle ber-havâ tayerân edüp herkes "İnnâlillâh" âyetlerin tilâvet etmeğe başladılar. El-azametullâh bu rîh-i Semûdlar cemî‘i develeri yıkup ve atları ve katırları birbirlerine katup bu vâdî-i hâmûnda her dâbbeler karlar üzre serserî gezerler ve her hüddâmânlar cânlarından bezerler.
EÇS VI 138b
Her ne hâl ise bu gün de böyle geçüp ol gece bir leyle-i muzlim olup ve berf ü selc bârân-ı la‘net yağup aslâ göz açdırmadığından mâ‘adâ herkes haymesinde ve harârı dibinde yağmurluğun geyüp büzülmüş yatırlarken nısfu'l-leylde bir rûzgâr-ı zor-kâr esüp cümle atlar ve katırlar târumâr olup niçe garîb ü gurebâ âdemler sovukdan donup kurıla kalmışlar ve niçe bin kara hırsızlar çadırları yarmışlar ve niçe yüz yük harâr yükleri alup gitmişler.
EÇS VI 138b
Ale's-sabâh haşr [ü] neşrden bir yevmi'n-nüşûr olup bir vâveylâ ile bu mahalden kalkup 6 sâ‘atde kar üzre berzah çekerek gidüp,
EÇS VI 138b
Menzil-i kasaba-i cây-ı rahmet, şehr-i Mitrofçe-i İrem-i cennet
EÇS VI 138b
Cümle asâkir-i İslâm'a konaklar verilüp herkes hakkâ ki cennete girmişe dönüp bin bin hamd [ü] senâlar edüp bunda üç gün tekâ‘üd fermân olundu, ammâ niçe âdemler bu şehrin hânelerinde alev-ber-alev âteşler yakup âteşler başında niçe yüz âdemlerin gözleri karığup a‘mâ oldu. Ve niçe âdemler sovuğu çekmişken hemân âteşler başında buğup öle kaldı. Hudâ bu şehr halkının âbâ vü ecdâdlarına rahmet edüp kendülere sa‘âdet-i dâreyn müyesser ede.
EÇS VI 138b
Cümle ahâlî-i vilâyet on kadar evin ehl [ü] iyâllerin bir eve koyup cümle harîmlerin bile guzât-ı müslimîne kışla konak verüp kendülere zahmet etdiler, ammâ askere cenâb-ı Hak'dan rahmet etdiler. Ammâ bu hakîr-i pür-taksîr aslâ hâneye girmeyüp ve hüddâmlarım âteş başına komayup bir sütûh altında sâkin olup atlarım dahi âhûra komayup hemân sallama yemlerin asardım ve cânlarımız besleyüp sefer tedâriklerin görürdüm.
EÇS VI 138b
Hikmet-i Hudâ dördüncü gün kar yağmadan teskîn oldu ve sehel halkın yüzü güldü. Ve bu menzilde emr-i pâdişâhîler yazılup Ösek'de kalan Gürcî Mehemmed Paşa serdâr olup Kıbleli Mustafâ Paşa ve Kaplan Paşa ve İbrâhîm Paşa ve Kefeli Bekir Paşa ve on oda yeniçeri ve altı oda cebeci ve beş oda topçu dahi Mehemmed Paşa ile cümle kırk bin asker ta‘yîn olunup Kanije ve Seğitvar ve ol serhadde olan kal‘aların imdâdlarına revâne oldular.
EÇS VI 138b
Ammâ hikmet-i Hudâ bu mahalde yine serhad-i mezbûrelerin beğlerinden ve dizdâr ağalarından feryâdnâmeler gelüp kal‘a-i Seğitvar kurbunda Sultân Süleymân'ın bağırsakları ve ciğeri ve kalbi türbesi kal‘asın Bobofça ve Berezense ve Şekeş kal‘asın Peçoy kal‘asının taşradaki kal‘asın Ösek köprüsün yakup Darda kal‘asın dahi mezkûr kal‘alar ile cümlesin küffâr alduğu ve yakduğu ve Peçoy'un hâlâ iç kal‘asını muhâsara edüp döğdüğü feryâdcıları gelince hemân Sadrıa‘zam yanında olan askeri dahi cümle Ösek'de Gürcî Mehemmed Paşa'ya gönderüp dahi ardları sıra Sombor kal‘asında meştâ eden Hânzâde Ahmed Giray Sultân'a mü’ekked emr-i şerîfler yazılup seksen yedi bin Tatar-ı sabâ-reftâr ile ve yalı ağası kırk bin güzîde Tatar ile Ösek'de Gürcî Mehemmed Paşa serdâr yanına gitmeğe me’mûr oldular.
EÇS VI 138b
Ve yine cânib-i erba‘ada meştâ eden guzât-ı müslimîne mü’ekked fermânlar ile niçe yüz aded Sadrıa‘zam ağaları gitdiler.
EÇS VI 138b
Andan beş günde Gürcî Mehemmed Paşa'nın başına altmış bin güzîde Âl-i Osmân askeri ve yüz yigirmi yedi bin Kırım askeri ve Yalı Tatarı askeri cem‘ olup dahi Ösek cisri ıhrâk olmuşken cümle asker-i İslâm Gürcî Mehemmed Paşa ile Kanije ve Seğitvar ve gayri diyâr kılâ‘larının imdâdlarına teveccüh etdiklerin küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr istimâ‘ edüp karârları firâra mübeddel olup kal‘a-i Peçoy'un taşra hisârından çıkup iç kal‘ası kalup Bobofça ve Berezense kal‘aların dahi bırağup ve Seğitvar ve Kanije kal‘aları altından geçüp kaça kaça nehr-i Morava kenârında Keckivar kal‘asına, ya‘nî Yenikal‘asında karâr eder.
EÇS VI 138b–139a
Gürcî Mehemmed Paşa da bu kadar deryâ-misâl asker ile küffârın ardları sıra kovarak tâ kal‘a-i Kanije'ye varup Yentür Hasan Paşa'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire geydirüp kal‘a-i Kanije'nin derûnuna kâmil beş bin aded piyâde asker-i pür-silâh imdâd koyup andan Kanije'nin cümle zahîresi ve mühimmât [u] levâzımâtların görüp andan kal‘a-i Seğitvar'da Gürcî Mehemmed Paşa meştâya karâr verüp cümle kılâ‘lara kifâyet mikdârı askerler gönderüp Süleymân Hân türbesi kal‘asın ve Peçoy kal‘asın ta‘mîr [ü] termîm ederken Kefeli Bekir Paşa geldikde, "Niçün imdâda geç geldin?" deyü Gürcî Mehemmed Paşa, Bekir Paşa'nın başını kesüp Sadrıa‘zama arz eyledi. 139a
EÇS VI 139a
Ammâ bu mahalde Zirinoğlu ve Beganoğlu fürce bulup asker-i İslâm Seğitvar altında cem‘iyyetde iken nehr-i Dırava'nın Valpova kal‘ası tarafından on bin güzîde kâfir gönderüp bu kerre murâd [u] merâmı üzre Ösek köprüsün ıhrâk etdiği ve Gürcî Mehemmed Paşa'nın asker-i İslâm ile Seğitvar'da kaldığı Mitroviçse'de Sadrıa‘zama haber gelüp küffârın Yenikal‘aya firâr etdiğinden ve mezkûr kal‘aların dest-i küffârdan halâs olduklarından cihân cihân hazz edüp (---) (---) vezîri İsmâ‘îl Paşa'yı Ösek köprüsünü müceddeden amâr etmeğe me’mûr edüp Mihaç beğine dahi köprüyü amâr etmeğe fermânlar gitdi.
EÇS VI 139a
Ve günden güne kışlalardan cemî‘i asâkir-i İslâm gelüp Kanije ve Seğitvar ve Peçoy kal‘alarına imdâdlar gönderilüp ba‘dehu,
EÇS VI 139a
Vezîria‘zam Mitroviçse kasabasından tekrâr Belgrad kışlasına avdet etdiği menâzilleri beyân eder