EÇS VI 140a
Ve bir hâl ile bu kal‘aya lağım ve toprak sürmek kâr eylemez. Gerçi şimdiki zamânımızın savaş-ı perhâşına göre sademât-ı topa dayanmaz, tîz münhedim olur, ammâ bir vech ile yürüyüş edüp yanına varılmaz, zîrâ bu hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir burunda bir yalçın kanara püşte üzre vâkı‘ olup cânib-i selâsın nehr-i Diçina ihâta etmişdir kim ol su gûyâ gayyâ deresinden cereyân edüp kal‘adan bir taş atsan aşağı dereye ol taş hayli zamândan sonra ener.
EÇS VI 140a
El-hâsıl bu kal‘aya bir vecih ile yürüyüş edüp zafer mümkün değildir. İllâ muhâsara ile zahîresiz kalırsa zafer mümkündür. Ve eğer havâle olan dağlardan darebât-ı top-ı kûplar ile kal‘anın der [ü] dîvârların münhedim etsen içinde mahsûr olanlar kal‘a içre olan seng-i hârâ mağâralara girüp mütehassın olduklarında mazgal deliklerindeki kurşum havfinden dibelik kal‘anın yanına varılmaz.
EÇS VI 140a
Ve üstâd-ı bânî-i bennâ-yı selef bu kal‘anın nehr-i Diçina akdığı mahalle bir kulle-i bâlâ-ı azîm binâ edüp bu kulleden seksen kulaç urganlar çarh-ı dollâblara koşup aşağı nehr-i Diçina'dan su çekildiğin aslâ düşman göremez. Ve bu mahalde yalçın kayalardan nehr-i Diçina'nın cereyân etdiğinün sadâsı ra‘d gibi gürleyüp âdemi asamm eder. Tâ bu mertebe taşkın ve coşkun akar bir küçük sudur kim tulû‘u ve gurûbu bâlâda tahrîr olunmuşdur.
EÇS VI 140a
Ve derûn-ı kal‘ada cümle on hâne var, dizdâr ve kethudâ ve imâm ve hatîb ve mehterbaşı evleri ve Ebü'l-feth'in bir küçük câmi‘i ve cebehânesi ve gılâl anbârı var, gayri âsâr-ı imâreti yokdur.
EÇS VI 140a
Ve şimâl cânibine nâzır üç kat metîn ve kavî demir kapuları var. Bu tarafı üç kat kal‘a dîvârı olmağile üç kat kapudur, ammâ bu kal‘a iç ilde vâkı‘ olup serhad olmamağile yigirmi aded tîmârlı neferâtları vardır.
EÇS VI 140a–140b
Der-şehrengîz-i şehr-i merâm Öziçe: Mezkûr kal‘anın cânib-i kıblesi ve taraf-ı şarkîsinde kal‘adan yokuş aşağı yalçın kesme kaya yollar ile kâmil iki bin adım enüp kat-ender-kat bir vâsi‘ öz içinde nehr-i Diçina'nın yemîn ü yesârında tahtânî ve fevkânî cümle kârgîr binâ bâğ u bâğçeli ve gül [ü] gülistânlı tezyîn olmuş bir şehr-i şîrîn-i ma‘mûrdur kim cümle dörd bin 140b sekiz yüz aded ekseriyyâ tahta şindire ve kiremit örtülü mükellef ve müzeyyen ve mükemmel hânedânları var, zîrâ erbâb-ı zu‘amâsı ve a‘yân-ı kibârı bî-hisâbdır. Cümleden mükellef Zâ‘im Ca‘fer Ağa Sarâyı (---) (---) (---) (---) (---). Mâ‘adâ vasatu'l-hâl büyût-ı ra‘nâlardır.
EÇS VI 140b
Der-defter-i esmâ-i aded-i mahallât: Cümlesi (---) aded mahallelerdir. Üç mahallesi re‘âyâ-yı harâc-güzâr Nasârâ mahallesidir. Bir mahalle dahi Yahûdî mahallesidir, ammâ Ermeni ve Fireng ve Macar ve Urûm kefereleri yokdur. Ekseriyyâ Latin ve Sırf ve Bulgar kefereleridir, ammâ mahalle-i müslimînin esmâları budur:
EÇS VI 140b
Der-fasl-ı imârethâ-yı cevâmi‘-i ehl-i îmân: Kamusu otuz dörd aded mihrâbdır. Cümleden mükellef ve ma‘mûr u müzeyyen ve kârgîr binâ Alaybeğ câmi‘i gâyet müferrih ve dil-küşâ sâfî rusâs-ı hâs ile mestûr bir câmi‘-i nûrdur ve cümleden minâresi mevzûn bâng-ı Muhammedî hâne-i pür-nûrdur. Bu câmi‘den mâ‘adâları kurşumlu olmayup serâpâ kiremit ile mestûrdur.
EÇS VI 140b
Andan Hüseyin Ağa câmi‘i, andan Hasan Efendi câmi‘i, andan Çeribaşı câmi‘i, andan Tâmîrîzâde câmi‘i, ma‘lûmumuz olan cemâ‘at-i kesîreye mâlik olan cevâmi‘-i rûşenler bunlardır. Mâ‘adâsı mesâcid-i muvahhidândır. Dükelisi yigirmi tokuz aded mahallât mesâcidleri ve zâviye ve buk‘alar ve mezgit ve eyne ibâdetgâhlarıdır. (---) (---) (---) (---), ammâ,
EÇS VI 140b
Der-sitâyiş-i musallâ-yı ibret-nümâ-yı âbidân-ı zâhidân: Salât-ı îdeyn ve salât-ı du‘â-i istiskâ içün bu şehrin tâ aynü'l-fi‘linde nehr-i Diçina kenârında bir namâzgâh [u] niyâzgâh [u] ma‘bedgâhdır.
EÇS VI 140b
Kırk iki yıldan berü seyr etdiğimiz İslâm diyârlarının biri böyle hıyâbân u koyah ve İremezâtü'l-imâd misilli bir tâ‘atgâha mâlik olduğun bu hakîr görmemişimdir ve olmak ihtimâli yokdur, zîrâ nazargâh-ı kibâr-ı evliyâullâhdır. Hattâ Ebü'l-feth Gâzî Mehemmed Hân bu kal‘ayı feth ederken Akşemseddîn Hazretleri bu cây-ı İremde erba‘îne girüp Vezîria‘zam Velî Mahmûd Paşa ile ve Hazret-i Hızır Nebî ile bu çemenzârda tâ‘at u ibâdât edüp,
EÇS VI 140b
"Bu cây-ı müferrih gül [ü] gülistân ve ma‘bedgâh-ı mü’minân ola" deyü du‘â etdiklerinde anların nutk-ı dürer-bârlarıyla hâlâ bir müstecâbü'd-da‘ve du‘a hırmeni bir musallâdır kim kırk gün bu mahalde ibâdet eden elbette dünyevî ve uhrevî hayr murâdâtları hâsıl olup sa‘âdet-i dâreyne nâil olur.
EÇS VI 140b
Hattâ bu namâzgâhın tûlu çâr-ender-çârı dâ’iren-mâdâr kâmil iki bin adımdır. Etrâfı bir âdem kaddi kadar kârgîr ve metîn dîvârdır. Ve cümle dörd aded kapuları vardır.
EÇS VI 140b
Bu musallânın içi cümle evc-i âsmâna ser çekmiş çınar ve kavak ve uhlamur ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar ve servî ve sanavber ü tefne dırahtlarının şükûfeleri râyiha-i tayyibelerinden bunda tâ‘at-ı Sübhânî eden cemâ‘atin demâğları mu‘attar olur ve zemîn-i sebiz-gûnu eyle yeşil çemenzârdır kim gûyâ ahzar-gûn duhâvî katîfedir.
EÇS VI 140b
Ve dîvârının cânib-i erba‘ası gül [ü] gülistân ve murgzâristândır kim niçe bin andelîb-i beyâbânîlerin asvât-ı hazînleri âdeme cân bağışlar. Ve bu musallâya sayf u şitâda aslâ ve kat‘â şems-i âteş-tâbın te’sîri olmayup cemî‘i eşcârların zıll-ı himâyelerinde cümle mü’minân muvahhidân tâ‘at-ı Yezdân edüp şehrin cemî‘i a‘yân-ı kibârı ve erbâb-ı me‘ârif ve âşıkân-ı sâdıkânları bu menzilgâhda cem‘ olup mubâhase-i ilm edüp gûy gûy sohbet-i hâs ederler, bir aceb mesîregâh u teferrücgâh ve pâk ibâdetgâhdır, ammâ cânib-i vakfından dörd aded bevvâbları vardır.
EÇS VI 140b
El-hâsıl bir mecma‘-i ulemâ ve bir menba‘-ı fuzelâ ve bir ârâmgâh-ı kân-ı şu‘arâ yeridir. Inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola, âmîn ve yâ Mu‘în.
EÇS VI 140b
Der-beyân-ı dârü't-tedrîs-i âlimân-ı müfessirân: Hepisi (---) aded medâris-i tâlibândır. Cümleden (---) (---)
EÇS VI 140b
Der-ayân-ı dârü'l-kurrâ-i huffâzân: Umûmisi üç aded yerde ilm-i tecvîd ile Hazret-i Kur’ân tilâvet olunur, lâkin sâ’ir bilâdın hâfızları gibi İbn Kesîr ve Seb‘a kırâ’ati okunmaz, ancak Hafz kırâ’atı tilâvet olunup mahsûs dârü'l-kurrâları yokdur. (---)
EÇS VI 140b–141a
Der-ilm-i dârü'l-hadîs-i kân-ı muhaddisân: Olancası iki yerde ilm-i hadîs okunur. Biri Alaybeği câmi‘inde, biri Hasan Efendi tekyesinde 141a
EÇS VI 141a
Ta‘rîf-i mekteb-i ciğer-kûşe-i püserân: Barısı on bir aded mekteb-i tıflân-ı ebcedhânlardır ve gâyet necîb ü reşîd sıbyânları vardır, lâkin ebyât [u] eş‘âr okumağa selîkaları düşmüşdür, ammâ
EÇS VI 141a
Der-zikr-i tekye-i erbâb-ı tarîk-i dervîşân: Bardası tokuz aded hânkâh-ı Âl-i Abâ-yı zîşândır, ammâ cümleden yukaru kal‘a altında tekye-i Hasan Efendi; hâlâ hayâtda olup kırk bin aded mürîde mâlik bir pîşvâ-yı tarîk Hakk'a sâlik mazınne-i kerâme, fuzelâyi'd-dehrden bir kimesne Rûm ve Arab u Acem'de ecdâd-ı izâmlarından berü "Öziçe şeyhleri" deyü meşhûr-ı âfâk tarîk-i Halvetiyye şeyhi şeyhun ale'l-ıtlâkdır. Hamd-i Hudâ tevhîd u tezkîrlerinde bulunup semâ‘ u safâlar edüp ol du‘â hırmeninde hayr du‘âların alup dest-i şerîfin bûs etmeğile behre-mend olduk.
EÇS VI 141a
Andan tekye-i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VI 141a
Der-medh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Olandası iki aded hammâm-ı gâsılândır.
EÇS VI 141a
Der-manzara-i mihmân-sarây-ı kârbân-ı revân: Hamusu bir aded kârbânsarây-ı hasbîdir. Ol dahi aşağı çârsû içre merhûm u mağfûrun leh Koca Mûsâ Paşa'nın kârbânsarây-ı hâne-i bî-minnetidir kim niçe bin at ve âdem alır bir kârgîr binâ bir azîm hân-ı ârâmgâhdır.
EÇS VI 141a
Der-aded-i hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Ümmeten on bir aded hân-ı sevdâgerânları var kim Rûm ve Arab u Acem'in bâzergânları bu kârgîr binâ hânlarda sâkin olup metâ‘-ı kâlây u vâlây-ı kâmhâ-yı hârâların fürûht edüp kâr [u] kisb ederler. Ba‘dehu her biri diyârlarına giderler.
EÇS VI 141a
Der-nişâne-i vekâle-i garîbân-ı mücerredân: Cümleden üç aded bekâr odalarıdır. Başka bevvâbânları vardır. Ba‘de'l-ışâ kapuları sedd olup ale's-seher bâbları açılup herkes kâr [u] kisbinde olurlar. Ekseriyyâ bu rablarda sâkin olan bir alay garîbü'd-diyâr ehl-i hıreflerdir.
EÇS VI 141a
Der-sitâyiş-i çârsû-yı bâzâr-ı bezzâzistân: Âmmeten bin yüz kırk aded ma‘mûr u müzeyyen sûk-ı sultânîsinde bir kârgîr binâ metîn ve kavî bezzâzistânı ve beş aded kahvehânesi ve şehir içre cereyân eden nehr-i Diçina kenârında ba‘zı dükkânları vardır, ammâ ma‘mûrları bâlâdadır.
EÇS VI 141a
Der-beyân-ı binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs-ı âyendegân: Hemeten bu şehir içre cereyân eden nehr-i Diçina üzre üç aded ağaç cisirler ve üç aded metîn ü müstahkem kârgîr binâ cisr-i musanna‘lar vardır, ammâ cümleden mükellef Mehemmed Ağa cisrinin târîhi budur:
EÇS VI 141a
Mehemmed Beğ karîn-i lütf-i Yezdân,Toludur nâm-ı nîkiyile efvâh,Görüp cârî Dâ‘î dedi târîh,Ne zîbâ köprü etdik bârekallâh.Sene 1027.
EÇS VI 141a
Der-beyân-ı âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Yekûnu yüzden mütecâviz su değirmenleri var kim bu şehir içre cereyân eden nehr-i Diçina üzre vâkı‘ olmuş gûnâ-gûn musanna‘ değirmenlerdir kim bir diyârda bu gûne çarhlı ve bu elvânda seng-i hârâlı un değirmenleri yokdur.
EÇS VI 141a
Der-mesîregâh-ı aded-i bâğ-ı cinân: Cem‘an on bin altmış aded nazargâh-ı bâğ-ı İreme-zât misilli cinîn u gaytân ve hadîka-i ravza-i rıdvânlardır. Her bâğ altışar akçe öşr-i sultânî verüp gayri tekâlîf-i örfiyyeden berî bir şehr-i âbâdân u müzeyyendir.
EÇS VI 141a
Der-vasf-ı havâ-yı hûb-ı câvidân: Bu şehir gerçi bir kayalı ve dereli ve depeli zemîn-i sengistâna vâkı‘ olmuşdur, ammâ cânib-i şimâlîsi ve şarkîsi küşâde olmağile havâsı latîf olup vakt-i seheri gûyâ Haleb diyârında Ma‘arratü'n-Nu‘mân şehrine benzer.
EÇS VI 141a
Der-sûret-i çîn-i meh-cibîn, mahbûbe-i mahbûbân: Âb [u] hevâsının letâfetinden nisvânının hüsn-i cemâlleri gûyâ bir bedr-i münîr-i mehtâbdır ve gılmânlarının hüsn-i cemâlleri bir mertebededir kim la‘l-gûn tebekânî yanakları ve sorh-gûn dudakları emsem derdine devâdır.
EÇS VI 141a
Der-alâmet-i kabâ-yı merd-i meydân: A‘yân-ı kibârı elvân çuka semmûr kürk-i zincab ve zerdeva ve nâfe kürk geyüp destâr-ı Muhammedî sararlar. Aşağı hâlli olanlar çuka esvâblar ve kopçalı çakşırlar ve kalpaklar geyerler. Ve Boşnakça kelimât ederler, ammâ garîbi severler. Cümle tüccâr kavmidirler.
EÇS VI 141a
Der-kıyâfet-i câme-i nisvân: Ekseriyyâ zenâneleri siyâh ferâceleri cümle boğasıdandır, al ve yeşil ve kırmızı çuka ferâce geymezler. Ve cümle gâyet mü’eddebe gezerler, ammâ çârsû-yı bâzâra girmezler, aybdır. Cümle Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde sâliha havâtînleri vardır.
EÇS VI 141a–141b
Der-imâret-i dârü'l-it‘âm-ı fakîrân-ı garîbân: Cümle iki aded dârü'z-ziyâfe-i pîr [u] cüvândır. Evvelâ yukaru Şeyh Hasan Efendi tekyesinin subh u mesâ bay u gedâya ni‘meti mebzûldur. Ve aşağıda Koca Mûsâ Paşa hânı yanında imâretinin ni‘meti mâh u sâl bi'l-guduvvi [ve]'l-âsâl ni‘meti dâ'imdir. 141b
EÇS VI 141b
Der-memdûhât-ı sanâyi‘ât-ı üstâdân: Evvelâ sarı ve neftî ve yeşil sahtiyanı meğer Kürdistân'ın Bitlis şehrinde ola. Ve üstâd-ı mücellidleri sihir mertebesi kitâb-ı müstetâb cildleri ve müzehheb ve murakka‘ ve münakkaş pîş-tahta divîtleri yapup pâdişâha hedâyâ verirler.
EÇS VI 141b
Der-na‘t-ı güzîde-i şi‘r-i şâ‘irân: Erbâb-ı ma‘ârifi ve musannifîn ve nüktedân ârifânları çokdur. Hattâ hâlâ hayâtda olan Cârî Çelebi bir dîvân tertîb eylemiş, hakkâ ki kelâm-ı dürer-bârın ayân eylemiş. İslâmbolî Fehîm Çelebi'ye nazîreler etmiş kim sihr etmiş.
EÇS VI 141b
Der-vasf-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât: Evvelâ bu şehr-i ma‘mûrenin cümle halkı ve ni‘metleri pâk olduğundan mâ‘adâ cemî‘i şâhrâhları pâk kaldırımdır. Ve cânib-i erba‘ası kûh-ı bâlâlar olmağile niçe yüz aded yerden âb-ı hayât uyûn-ı câriyeler revân olup her biri mâh-ı Temmûz'da buz pâresi gibi aynü'l-hayât suları vardır. Ve bu şehir gûyâ bir kâse içindedir. Cânib-i erba‘ası dağlardır, dahi mâverâları serâpâ bâğlardır. Ve biri birinden âlî zemînde ma‘mûr hânedânlardır. Ve cümle halkı ehl-i zevklerdir. Niçe bini sâhib-i sülûk Hasan Efendi hulefâlarından galîz müselmânlardır.