EÇS VI 144a
Der-ilm-i mekteb-i tıflân-ı ebcedhân: Cümle üç yerde dârü'l-ulûm-ı ciğer-kûşe-i püserân vardır, ammâ gulâmları havây [u] hevesde bir alay sıbyândır.
EÇS VI 144a
Der-zikr-i tekye-i erbâb-ı tarîk-i dervîşân: Cümle iki aded hânkâh-ı mesken-i fukarâ dergâh-ı Âl-i Abâ-yı zîşân âsitâneleri var. (---) (---)
EÇS VI 144a
Der-imâret-i dârü'z-ziyâfe-i fakîrân: Cümle bir yerde Hasan Paşa'nın me’kel-i imâreti var kim subh u şâm cümle fukarâya çobrası mebzûldur.
EÇS VI 144a
Der-medh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Cümle bir hammâm-ı rûşinâdır. Ol dahi Hasan Paşa câmi‘inin kıble kapusu ardında âb [u] hevâsı latîf hammâmdır.
EÇS VI 144a
Der-aded-i hân-ı hâcegiyân: Cümle üç aded vekâle-i tüccârân-ı sevdâgerânları var. Cümle Çîn ü Hıtâ vü Hoten metâ‘ları bulunur hânlardır, ammâ bu hân-ı zîbânın sâhibü'l-hayrâtı Bulehnikli Hasan Paşa bu hânı çârsû içre bezzâzistân gibi kal‘a şeklinde kârgîr binâ-yı metîn edüp cemî‘i kubâbları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir hân-ı ma‘mûr edüp kapusu önünde iki lüleli âb-ı hayât çeşme-sârı vardır.
EÇS VI 144a
Der-defter-i hisâb-ı sarây-ı kibâr-ı a‘yân: Cümle bâğsız ve bâğçeli yedi yüz aded kârgîr binâ tahta ve kiremit ve kayağan örtülü hâne-i zîbâlardır, ammâ cümleden Paşa sarâyı başka bir mahallede sarây-ı azîmdir kim şehrin cânib-i şarkîsine vâkı‘ olup nehr-i Berezniçse kenârındadır.
EÇS VI 144a
Der-kârhâne-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle iki yüz kadar dükkânlardır, ammâ çoğu tüfengci dükkânları ve sâ’ir ehl-i sanâyi‘lerdir.
EÇS VI 144a
Der-vasf-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât: Evvelâ bu şehrin âb [u] hevâsı latîf olduğundan pâk ü pâkîze mahbûb u mahbûbeleri olur ve tarîk-i âmları dahi pâk kaldırım döşeli ve çârsû-yı şâhrâhı bir vâsi‘ yoldur.
EÇS VI 144a–144b
Ve bu şehrin lodos rûzgârı tarafı iki sâ‘at tûlu bir sahrâ-yı çemenzârdır kim içinden nehr-i Tihotine cereyân eder. Bu nehrin ibtidâ tulû‘ı yine Hersek sancağı yaylaklarında (---) dağdan çıkup ayn-ı Berezniçse ile karışup nehr-i (---) mahlût olur. 144b Ve bu Taşlıca sahrâsında aslâ arz-ı hâliye bir zirâ‘ yer yokdur. Cümle zemîni vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr cümle mezra‘aları hûb ve türâbı beyne'l-ünâs mergûb olup bu deşt-i çemenzâr içre mâl-â-mâl ma‘mûr kurâlar ve çiftlikler ile ârâste olmuş bir vâdî-i hâmûndur.
EÇS VI 144b
Sebeb-i imâreti oldur kim bu Hersek diyârında hâk-i amber-pâk azacık olduğundan bu sahrânın türâbında amâristânı çok olmuşdur. Ve bu sahrâ etrâfı dâ’iren-mâdâr beyâz kar gibi yumru ve yamru kayalar taşlar olduğundan bu şehre Taşlıca derler.
EÇS VI 144b
Ve bu şehrin taraf-ı şarkîsindeki beyâz kayadan bir beyâz billûr-i sâf-nijâd-i berrâk gibi ayn-ı Berezniçse tulû‘ edüp Paşa sarâyı köşkleri altında havz-ı azîmlere dolup andan geçüp şehir içre Tabahâne çârsûsunda isti‘mâl olup andan niçe âsiyâb-ı dakîklere uğrayup andan niçe yüz bâğçelere ve müşebbek bostânlara uğrayup andan sahrâ içre cereyân, andan nehr-i Tinetiho'ya mahlût olur.
EÇS VI 144b
Ve mezkûr ayn-ı Berezniçse çıkdığı mahalde gûnâ-gûn alabalıkları var kim gûyâ her biri mâ'ide-i mâhîlerdir.
EÇS VI 144b
Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası çıplak yalçın kayalı dağlar olmak ile kışı gâyet şedîd olduğundan bâğları aslâ yokdur, ammâ bâğçeleri çokdur. Bu şehir halkının cümle bâğları Pirepol kasabası dağlarındadır.
EÇS VI 144b
Ve bu şehirde ne mertebe kar yağdığı andan ma‘lûm ola kim kasaba-i Pirepol'dan gelirken Babine yaylağında "Kardan yollar gâ’ib olmasın" deyü serâmed çam direklerin yollar üzre dikmişler. Tâ bu mertebe berf-i rahmet yağup beş altı ay kar durur, ammâ yine sengistân dâr-ı diyâr olduğundan dörd beş ay şiddet-i hârı şedîd olur. El-hâsıl yazı yaz ve kışı kışdır.
EÇS VI 144b
Ve bu şehir gâyet serhad yerdir. Hattâ Venedik kâfirinin Kotur kal‘ası bu şehrin cânib-i cenûbuna iki konak yer olup Kotur'un Uskok kâfirleri bir gecede dağlar içre gelüp bu Taşlıca'dan esîr alup kâhîce kâfirler de esîr olup giderler, bir serhad şehirdir.
EÇS VI 144b
Ve bu şehrin memdûhât-ı sanâyi‘tinden, dalyan boylu musanna‘ tüfengleri ve çakmaklı tabancalı tüfeng puşkaları meşhûrdur.
EÇS VI 144b
Ve Taşlıca'nın taş döğen it cânlı atları ve Hersek bârgîr pirapçeleri ve komor bârgîrleri meşhûr-ı âfâkdır.
EÇS VI 144b
Ve bu şehir halkı Arapça hadîs-i şerîfi üzre dizleri gözünde cümle çuka dolama ve serhadli ve sıkma kopçalı çakşır ve kubâdî pâypûş ve başlarında gûnâ-gûn elvân çukadan semmûr ve zerdeva sedhadli kalpakları geyüp ve cümle kılıçları ve tüfengleriyle gezüp kâr [u] kisb eder bir alay gâziyân-ı mücâhidânlardır ve Boşnakça kelimât eder sofra sâhibi garîb-dost âdemlerdir.
EÇS VI 144b
Bu şehirden kalkup cânib-i garb tarafına niçe ma‘mûr kurâlar geçüp 6 sâ‘at sengistânda {Bulehnikli Ca‘fer Beğ ocağın geçüp 4 sâ‘at dahi} gidüp,
EÇS VI 144b
Evsâf-ı dere-i Ledeniçe, ya‘nî kasaba-i ibret-nümâ Çayniçse
EÇS VI 144b
Lisân-ı Latince Çayniçse (---) (---) (---) demekdir, ammâ niçeler Çayniçe derler. Tahrîr-i Süleymân Hân üzre Hersek sancağı paşasının hâkindedir, ammâ hâss-ı hümâyûn olup derfterdâr paşa tarafından zabt olunup iki yüz âdem ile hâkimi voyvadadır. Ve bir hâkimi dahi yüz elli akçe pâyesiyle a‘lâ kazâdır. Ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir kethudâsı ve a‘yân-ı kibârı vardır.
EÇS VI 144b
Der-sıfat-ı eşkâl-i zemîn-i Çayniçe: Bu rabtanın zemîni gibi bir turfa mudhik ve maskara ve mahûf u muhâtaralı dereli ve depeli bir garîb ü acîb zemînli şehir görmedim. Hattâ bu kasaba-i âbâdânın üç tarafı evc-i semâya urûc etmiş mehîb dağlar üzre âsumâne kad-keşân olmuş dıraht-ı müntehâları ve kiraz şecereleri ile zeyn olmuş dağlar ve niçe yerleri sâfî hadîka-i ravza-i rıdvân misilli bâğlardır.
EÇS VI 144b
Ve bu dağların uçurum olan muhâtara dereleri gûyâ gayyâ dereleri ve derk-i esfel dereceleridir. Hudâ hakkiyçün âdem bu derelere bakmağa cür’et edemeyüp gözleri kararır.
EÇS VI 144b
Bu mezkûr dere-i azîmlerin cânib-i cenûbu tarafında kûh-ı bâlâların üzerine kasaba-i Çayniçe imâretleri vâkı‘ olup cümle evleri İslâmbol'da Cihângîr Yokuşu evleri gibi biri biri üzre biri birinden âlî zemîne zîk ve daracık evler vâkı‘ olup bu şehir içre dahi bir uçurum kayalı ve topraklı kanara ve minâre kaddi veylün ve sakar deresi var kim âdem aşağı bakmağa zehresi çâk olup her sene bu uçurum dereye niçe ma‘sûmlar ve at ve katırlar uçup helâk olur.
EÇS VI 144b–145a
Bu dere evvelki tahrîr 145a olunan derelerden mel‘ûndur, zîrâ tâ şehrin ma‘mûr ve izdihâm yerinde vâkı‘ olmuşdur. Hattâ Hacı Balı nâm bir sâhibü'l-hayrât bu gayyâ deresi üzre bir sırât cisr-i azîmin bir kayadan bir kayaya binâ etdirmiş kim hakkâ ki anı yapmak makdûr-ı beşer değildir. Bundan dahi aşağı bakanın zehresi sıyup vücûdu berk-i hazân gibi ditrer.
EÇS VI 145a
Ve bu şehir cümle beş müselmân mahallesi ve üç kefere mahallesidir. Evvelâ Sinân Paşa mahallesi [ve] Türbe mahallesi [ve] İmâret mahallesi ve Karşu mahalle ve Aşağı mahalle ve Yukaru mahalle ve Dere mahallesi, meşhûr bildiğimiz mahallâtlar bunlardır.
EÇS VI 145a
Ve cümle sağîr ü kebîr yedi yüz aded kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî sarâylar ve gayri vasatu'l-hâl büyûtların cümlesi kiremitli ve tahta şindireli ve kayağan örtülü biri biri üzre muhâtara yerde gûnâ-gûn hânedânlardır, ammâ bâğçeleri azdır ve havlıları dardır.
EÇS VI 145a
Ve cümle on aded mihrâbdır, ammâ beş adedi selâtîn-misâl câmi‘-i mü’minân-ı muvahhidândır.
EÇS VI 145a
Evvelâ cümleden çârsû içre mükellef ü müzeyyen ve mükemmel Sokollu Mehemmed Paşa dâmâdı Sinân Paşa câmi‘i, gerçi bir kubbeli câmi‘dir, ammâ gâyet vâsi‘ ve musanna‘ ve mihrâb u minberi ve mahfil-i münîfi murakka‘-misâl bir ma‘bedgâh-ı pür-me’âldir. Ve billûr u necef ve moran câmlarına âfitâb-ı âlem-tâbın tâb [u] tüvânı bu câmlara te’sîr etdikde câmi‘i nûr iken nûr-ender-nûr olur.
EÇS VI 145a
Ve taşra sofası üç kubbe-i nîlgûn-ı ser-nigûn kubâb-ı müdevverlerdir, ammâ nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn kubâblardır, ammâ haremi dardır. Ve bu câmi‘ bir minâre-i bânghâne-i mevzûn-ı serâmed [u] ser-bülende mâlikdir kim ilm-i mi‘mârîye mâlik olan im‘ân-ı nazar ile nazar edüp engüşt ber-dehen ederek "Sad lek hezârân bârekallâh" deyüp âlem-i hayretde kalır, zîrâ böyle bir zîk uçurum yerde bu câmi‘e temel tutdurup böyle bir minâre-i Bilâlî inşâ eylemek makdûr-ı benî Âdem değildir.
EÇS VI 145a
Ve hareminin etrâfında hücre-i tâlibânlar olup harem ortasında vâcibü's-seyr bir gûne havz-ı latîfi var kim fevvâreleri evce pertâb edüp cümle Hanefî musluklarından muvahhidân-ı musalliyânlar tecdîd-i vudû‘ edüp tâ‘at-ı Sübhân ederler. Ve câmi‘in kıble kapusunın atebe-i ulyâsı üzre Karahisârî tarzı hüsn-i hatt-ı müzehheb ile bu târîh tahrîr olunmuşdur:
EÇS VI 145a
Kılup ihyâ Sinân Beğ öz diyârın,Yapup bu câmi‘i kıldı hoş ihsân,Tefekkürle çıkardım târîhini,Güzel oldu münâsib beyt-i Rahmân.Sene 972.
EÇS VI 145a
Ve câmi‘in sağ tarafında bir kubbe-i âlî içre sâhibü'l-hayrât Sinân Paşa medfûndur. Ve sokak aşırı Sinân Paşa sarâyına muttasıl Sinân Paşa oğulları bir kubbe-i âlîde medfûnlardır. Ve bu şehrin cümle imârâtları Sinân Paşa'nın hayrâtı olup serâpâ kurşumlu binâlar bu şehr[i] dutmuşdur.
EÇS VI 145a
Andan câmi‘-i (---). Bu dahi kurşum kubâblı ve serâmed minâreli bir câmi‘-i münevverdir. İbâdet edüp ma‘lûmumuz olan câmi‘ler bunlardır. Mâ‘adâsı cümle sekiz aded mahalle zâviyeleridir. Cümle iki kârgîr minâre ve üç aded tahta minâreler var, gayri zâviye ve buk‘a ve eyneler minâresizdir.
EÇS VI 145a
Ve cümle şehir içre elli kadar tâ aşağı uçurum derelere varınca su değirmenleri vardır.
EÇS VI 145a
Ve cümle üç aded medrese-i dârü't-tahsîli'l-ulûmları vardır. Cümleden Sinân Paşa medresesi ma‘mûrdur. Ve cümle beş aded mekteb-i tahsîl-i dârü'l-ulûmları vardır.
EÇS VI 145a
Ve cümle dörd aded tekye-i dervîşân-ı zîşânı var, ammâ Halvetî ve Kâdirî tekyeleri ma‘mûrdur.
EÇS VI 145a
Ve cümle üç aded hân-ı tüccârân-ı berr [ü] bihârı vardır. Her birinde Laristân ve Moltan [ve] Venedik ve Firengistân metâ‘ları bulunur. {Köprü başında Hacı Balı hânı gûyâ kal‘adır}. Her bir hânları bezzâzistâna müşâbih vekâlelerdir.
EÇS VI 145a
Ve cümle bir hammâmdır, ammâ gâyet musanna‘ ve rûşinâ hammâm-ı hoş-havâdır. Ve cümle iki yüz kadar dükkândır, ammâ saymadım, lâkin bezzâzistânı yokdur. Ve Hacı Balı hânı kurbunda uçurum dere başında demirci dükkânları çokdur.
EÇS VI 145a
Ve cümle bir aded imâret-i dârü'l-it‘âm-ı fakîrânı Gâzî Sinân Paşa hayrâtıdır. Câmi‘iyle Paşa sarâyı kurbunda bir me’kel-i imâretidir kim cemî‘i âyende vü revendegâna bay u gedâya ve pîr [u] cüvâna mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl,