EÇS VI 157b
Ve liman-ı azîmi sekiz rûzgârın temevvüc-i deryâsından emîn olmuş bin pâre gemi alır bir latîf demir dutar liman-ı vâsi‘dir. Hattâ iskelesinde dörd aded mefret kalyon ve iki aded bizden alınan donanma-yı hümâyûnumuz kadırgalarından iki kadırgamız İslâm sancağı ve bayrakları ser-nigûn olup dururlardı.
EÇS VI 157b
Ve iskelesinde balık dalyanları gâyet çokdur ve leb-i deryâsı serâpâ birbirinden görünür haberci kulleleri var kim biz vardığımızda cümle kullelerde âteşler yakup birer top atup cümle vilâyete haber etdiler. Ve der-akab cümle taşra dağlarda ve bâğlarda olan küffârlar kayıklara binüp kal‘aya kaçmağa başladılar. Ammâ Veriga nâm boğazdan içeri bu Kotur buheyresi küçükdür. "On sekiz mîl çevirir" deyü esîrlerimiz nakl etdiler.
EÇS VI 157b
Bu denizin intihâsında Kotur kal‘asıdır. Ve bu deniz içre iki ade[d] sivri sivri vâsi‘ce kayalar üzre mendirek-misâl birer kulle-i metîn gibi mûr-dâne(?) manastırları var, anlarda dahi topları ve tüfengleri var.
EÇS VI 157b
Hulâsa-i kelâm hayfâ dirîğ devlet-i Âl-i Osmân'a kim bu kal‘a-i Kotur bizim Gabele kal‘amızdan on konak içeri ve Nova kal‘amızdan üç konak içeri ve cümle kâfir gemileri bizim Nova kal‘amızın topları ağzından içeri bu Kotur'a gelüp girir.
EÇS VI 157b
Ve bu Kotur kal‘ası tâ bizim İskenderiyye ve Podgoriçse kal‘alarımıza gelüp girince on konak yer bizim Âl-i Osmân şehirleri içinde çıyan gibi bir kâfir kal‘ası (...) bârûsuyla dura, yazık devlet-i Âl-i Osmân gayretine ve yazık gayret-i İslâm şerefiyyetine hayfâ yazıklar yazık.
EÇS VI 157b
Ammâ sene (---) târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa Hısım Mehemmed Paşa'yı Rûmeli eyâletiyle ve yigirmi oda yeniçeriyle bu Kotur kal‘ası üzre serdâr-ı mu‘azzam edüp gönderdikde yetmiş yedi gün muhâsara etdiler, ammâ Seydî Ahmed Paşa Bosna eyâletiyle bu Kotur kal‘ası üzre me’mûr iken "Beni serdâr etmediler" deyü ayak sürüp Kotur imdâdına varmayup Kotur altında asâkir-i İslâm az olmağile Kotur'un fethi müyesser olmayup Hısım Mehemmed Paşa bî-feth avdet etdiler.
EÇS VI 157b
Ba‘dehu Köpürlü Mehemmed Paşa da sene (---) târîhinde bu Kotur'a Seydî gelmediğiyçün Seydî'yi Tımışvar altında Serdâr Ali Paşa'ya şehîd etdirüp Seydî Paşa'nın seri der-i devlete gidüp na‘ş-ı Seydî Paşa Tımışvar'da Horos kapusu dibindeki câmi‘inin mihrâbı önüne defn olunduğu bâlâda mastûrdur.
EÇS VI 157b
"Seydî Paşa'nın sebeb-i şehâdeti bu Kotur'a gelmediği olmuşdur. Ve kâfirden niçe hazîne almışdır, anıniçün Kotur'a varmamışdır" deyü iftirâlar etdiler. Hâşâ sümme hâşâ ol gâzîye bu iftirâ-yı mahzdır. Ancak Bosna eyâletiyle kendüyi serdâr etmeyüp bir pespâye herîfe koşuntu etdiklerinden muğber-hâtır olup Köpürlü'ye rağmen Kotur muhâsarasına gitmişdi. Ammâ inşâallâh Kotur da ve Kilis ve İspilet ve Şibenik ve Zadra ve cezîre-i Zaklise ve cezîre-i Kefalonya ve cezîre-i Çukalar ve cezîre-i Körfös ve cezîre-i İstendil inşâallâhu Ta‘âlâ cümle bu mezkûr kal‘alar Venedik elinden feth olup Mısır yolları küşâde olur.
EÇS VI 157b–158a
Ammâ Kotur fethine Rûmeli eyâletinde İskenderiyye sancağı tarafından varmak emr-i seheldir, lâkin cânib-i şimâlinden Bosna eyâleti askerinden ve deryâdan donanma-yı hümâyûn da varmak şartdır. Hudâ fethin müyesser ede. 158a Âmîn ve yâ Mu‘în.
EÇS VI 158a
Ammâ "İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehû" kelâmı üzre bir gün Cenâb-ı Bârî bu kal‘a-i Kotur fethinin esbâbını halk edüp elbette feth olur, ammâ "El-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ" dır. Elbette Feyyâz-ı Mutlak anın vaktini bilir. Ol vakit oldukda bir sehel bahâneyle feth olur. Ammâ fethi müyesser olsa yedi sancak yerde ümmet-i Muhammed şûr-ı şerr-i kâfirden emîn ü sâlim olurlardı.
EÇS VI 158a
Ammâ bu Kotur kal‘ası kâfirleri ol kadar mağrûr ve müddemağ ve bî-pâk ü bî-pervâ küffârlardır kim beş sâ‘at Sührâb Mehemmed Paşa ile bu kadar asker bu kal‘a altında meks edüp bu kadar bâğları ve bâğçelerinde köşkleri ve niçe sarâyların gâret ve alan u tâlân ve harâb u yebâb etdik, aslâ bizim askere âdem demeyüp kal‘adan bize aslâ bir top atmayup dururlardı.
EÇS VI 158a
Hattâ tâ kal‘a altına varup uğrun kapuda leb-i deryâda esbâb yaykayan avretden kızlardan gâzîler niçe esîrler alup vü limanının bir köşesinde altı dâne mâl-â-mâl envâ‘î zahîre ile yüklü gemiler bulup ve üç aded firkateler bulup cümle metâ‘ların asker-i İslâm ân-ı sâ‘atde yağmâ edüp çarmıh ve yelkenlerin ve götürmede bâr-ı hafîflerin alup cümle gemileri âteşe urunca meğer anbâr içinde pinhân olmuş küffârların niçesi âteş-i Nemrûd içinde yandılar ve niçesi cân havliyle kendülerin deryâya atup gark oldular. Âyet, sûre-i (---):
EÇS VI 158a
nassı üzre keştîbânları ve sâhibleri yanup suya gark oldular.
EÇS VI 158a
Bu hâl-i pür-melâli yine Kotur kâfirleri görmüşken yine kal‘adan aslâ asker-i müslimîne bir top atmadı.
EÇS VI 158a
Ba‘dehu Kotur altından tekrâr cânib-i şimâle cümle cündullâh ile ılgar ederek yine Perast kal‘ası dibinden geçüp,
EÇS VI 158a
Lisân-ı Latince (---) demekdir. Nova tarafında kâfirin Perast kal‘asına karîb Kotur boğazının ağzında bir daracık boğazdır. Zamân-ı kadîmde bunda bir kulle-i azîm var imiş. Ba‘dehu küffâr Sultân Osmân zamânı zorbalara altun yedirüp bu Veriga kullesin yıkdırmışlar, ammâ bir acâ’ib lâzımlı kal‘a yeri dar boğazdır. Bir tüvânâ yiğit taş atsa karşuya taş erişir.
EÇS VI 158a
Küffâr zamânı bu kulleden karşu kulleye zincîr gererlermiş, hâlâ zincîr yerleri zâhir ü bâhirdir.
EÇS VI 158a
Ve bu boğazın beri Perast kal‘ası tarafı Hersek sancağı hâkidir. Karşu tarafı Arnavud İskenderiyyesi toprağında Kilimente nâhiyesidir. Bu mahalde bir küçük kal‘a olsa ve şâhâne balyemez toplar ile on bin kadar muhâfazacı asker dursa Kotur kâfirinin bir gemisiyle imdâdı geçmeyüp Hudâ hakkıyçün Kotur kâfiri "El-amân" deyüp kal‘ayı teslîm ederlerdi.
EÇS VI 158a
Andan cânib-i şimâle dönüp cümle refîklerimizle ve ganîmet aldığımız esîrler ve kelleler ile âheste âheste gidüp esîrlikden halâs etdiğimiz âdemlerin niçeleri vatanlarına gidüp 6 sâ‘atde,
EÇS VI 158a
Lisân-ı Latince (---) (---) demekdir. Bânîsi Hersek krallarıdır, ammâ fâtihi sene (---) târîhinde Ebü'l-feth asrında Risnalı Yûsuf Beğ'in ecdâdları Venedik kâfiri elinden feth edüp kendülere bu kal‘a temlîk ihsân olunmuşdur. Zamân-ı keferede iken bârûthâne kal‘ası imiş, zîrâ dağlarında aceb latîf ve beyâz ve keskin güherçileleri olur ve kal‘ası deryâdan bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde yalçın kayalar üzre bir küçük kal‘adır, ammâ âteş-pâredir ve dâ’iren-mâdâr seng binâ bir hisâr-ı ra‘nâdır kim bir tarafdan havâlisi yokdur.
EÇS VI 158a
Ve cânib-i erba‘asında metîn ebrâcları vardır, ammâ handak olacak yeri yokdur, zîrâ her tarafı uçurum kayalardır. Ve ancak cânib-i şimâle bir küçük demir kapusu var ve derûn-ı hisârda sağîr ü kebîr kayağan örtülü havlısız ve bâğçesiz yüz elli aded küçük evleri ve iki yüz aded gâzî neferâtları var, ammâ dizdârı yokdur. Hâkimi Kör Yûsuf Beğ'dir.
EÇS VI 158a
Aşağı varoşunda ve kal‘ada cümle iki bin kadar âdem olur, ammâ küffârın niçe kerre ödlerin alup kapudanların esîr edüp küffârdan her bâr harâc alırlardı, ammâ bu kerre küffâr üzerlerine ale'l-gafle vefret üzre gelüp bu kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar koyun ve sığır alup gitmişken hamd-i Hudâ Koca Sührâb Mehemmed Paşa Hızır gibi yetişüp cümle kâfirleri kırup bu kadar esîrlerin halâs edüp bu şehre alay-ı azîm ile bu kadar ümmet-i Muhammed esîrlikden halâs olup şehre sürûr [u] şâdumân ile girirken kal‘a-i Risna'dan ol kadar top u tüfeng şâdumânları olup herkes hânelerine dâhil olunca cümle gâzîlerimize esîrlikden halâs olanlar ziyâfetler edüp ve vâfir hedâyâlar verdiler. Ve Yûsuf Beğ kal‘ada paşaya azîm ziyâfetler etdiler.
EÇS VI 158a–158b
Derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân câmi‘i ve cebehânesi ve anbârları ve su sarnıçları vardır, ammâ ba‘de'z-ziyâfe Yûsuf Beğ hudûdunda olan Pive ve Nikşik kâfirlerinden 158b şikâyet edüp eydir:
EÇS VI 158b
"Sultânım, hamd-i Hudâ bu diyâra yigirmi bin askerle gelüp Kotur kâfirlerinden intikâmımız alup bu kadar esîrlerimiz kâfirden halâs etdin, ammâ el-ihsânu illâ bi't-temâm şu kadar bin asker ile bu mahalle gelmişken şu dağlar içre size ve bize ser-fürû etmeyüp eli vilâyeti nehb ü gâret eden Pive ve Nikşik ve Zatarnak ve Durobnak ve Bangan ve'l-hâsıl yedi aded nâhiye-i âbâdân kâfirlerini bu kadar asker-i İslâm ile urup bî-hisâb mâl-ı ganâ’im alup kâfire bir gûşmâl verin" dedikde hemân {Sührâb Mehemmed Paşa-yı şecî‘} Bismillâh niyyetü'l-gazâ deyüp cümle esîrleri ve kelleleri ve bâr-ı sakîlleri Risna kal‘asında koyup Yûsuf Beğ'i ve gayrileri kulağızlar alup,
EÇS VI 158b
Risna kal‘asında âsî olan Pive ve Nikşik dağlarına gitdiğimizi beyân eder
EÇS VI 158b
Evvelâ kal‘a-i Risna'dan on bin güzîde asker ile cânib-i şarka sengistân u cengelistân ve balkanistân içre gâh piyâde ve gâh atlı olup ol gün,
EÇS VI 158b
Nâhiye-i Pive: Sâfî Hırvad kâfirleridir kim sarp dağlar içre olup Hersek paşalarına harba ucuyla söyleşüp içlerine hâkim tarafından bir âdem varamaz. Köyleri kal‘a gibidir, ammâ yine bu yerin gâzîleri köylere çil yavrusu gibi dağılup ân-ı sâ‘atde iki yüz aded esîr ve on bin kadar keçi ve koyunlar sürüp getirdiler. Andan kalkup,
EÇS VI 158b
Nâhiye-i Nikşik: Bunlar yarar küffârlar olmağile köylerine kapanup hayli ceng ederken Sührâb Paşa'nın bir mükellef ağası şehîd olup bunlardan dahi üç yüz kadar avret ve oğlan ve iki bin kadar koyun ve gayri hayvân şikâr alup geldiler. Andan kalkup,
EÇS VI 158b
Nâhiye-i Bangan'a varup bâğ u bâğçe ve tarlalarda beş yüz kadar esîr ve beş bin kadar hayvânât ve bî-hisâb mâl-ı ganâ’imât alup Sührâb Mehemmed Paşa huzûruna geldikleri sâ‘atde Pıraçalı Mustafâ Paşa dahi üç bin yiğit ile imdâda gelüp anlar da aç kurd gibi bir tarafa girüp gitdiler.
EÇS VI 158b
Ol gün anlar da nâhiye-i Zatarnak'ı gâret etdiler, ammâ hadd ü hasrı yok mâl-ı firâvân ile ve tokuz bin koyun ve altı yüz pençe-i âfitâb-ı mehtâb esîrler getirüp bunlar hem Hırvadca ve hem lisân-ı Arnavudca bilir kavm idiler.
EÇS VI 158b
Çünki vakt-i gurûb oldu, bir vâsi‘ fezâda hayme vü hargâh [u] bâr [u] büngâhsız bir çemenzâr u lâlezâr yerde meks edüp cânib-i etrâfa karavullar koyup ol gece on bin asker üç dörd bin koyuna ve kuzuya Kassâb-ı Cömerd gibi bıçak urup kebâb fasılları olmuşdur kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
EÇS VI 158b
Ale's-sabâh cümle asker nâhiye-i Durobnak'a gidüp niçe yerde sarp kurâlarda ve mağâralarda ceng-i azîmler edüp gerçi yüzden mütecâviz gâzîler câm-ı şehâdeti nûş etdiler, ammâ bir gün bir gece gâziyân-ı mücâhidânlar gelmeyüp binden ziyâde pençe-i âfitâb Arnavud mahbûbu ve mahbûbeleri çıkarup ve yigirmi binden ziyâde hayvânâtlar çıkarup Sührâb Paşa huzûruna geldiler.
EÇS VI 158b
Meğer bu esîrler tâ Arnavud İskenderiyyesi hudûdunda Hersek sancağıyla hem-müşâ olan dağlardan gelen esîrler imiş, ammâ mahbûbları hûb(u) manzar ve perî-peyker, ammâ gâyet temerrüd ve mu‘ânid ve lecûc gulâm [u] bintânları var.
EÇS VI 158b
Andan Sührâb Mehemmed Paşa eydir: "Ben bu dağlarda üç gün oturak ederim. Hemân cümle gâzîler cân birliğiyle çeteye ve potura gitsinler" deyü fermân edince el-azametullâh Mehemmed Paşa yanında ancak iki bin âdem kalup cümle guzât üç gün üç gece dağları elekden geçirüp ol kadar esîr ve zahîre ve hayvânât (ve) makûlesi getirdiler kim hadd [ü] hasrın Hudâ bilir, ammâ zî-kıymet sîm ü zeheb âvânî ve akmişe-i fâhire ve metâ‘-ı nâdirelerden hakkâ ki nâdir şeyler var idi, ammâ âsî kinezler ve belli başlı papaslar ele girüp Sührâb Mehemmed Paşa'nın cânı yerine gelüp Hersek sancağı kendüye Mısır oldu ve Raba ve Yenikal‘a'nın seferinden dahi halâs oldu.
EÇS VI 158b
Andan sâlimîn ü gânimîn avdet edüp tekrâr menzil-i kal‘a-i Risna'ya beşinci gün dâhil olup cümle guzât-ı müslimînin mâl-ı ganâ’imlerinden adl-i Ömer üzre pence yek-i sultânî ve aded-i ağnâmı ve bu kadar metâ‘ın öşrün alup andan cânib-i garba 3 sâ‘atde,
EÇS VI 158b
Bunda bir alay-ı azîm ile cümle esîr ve mâl-ı ganâ’im ve kelleler ile ordu-yı İslâm'da meks etdikde hemân Sührâb Paşa-yı müdebbir Dobra-Venedik elçisin huzûruna çağırup elçi bu hâli görüp aklı perîşân oldu. Sührâb Paşa eydir:
EÇS VI 158b–159a
"Bire kâfir niçün Kotur kâfirine yol verüp bizim Risna kal‘amızdan bu kadar esîrler aldırmağa sebeb olup bizi bu kadar 159a yoruldup bu kadar meşakkat-i râh çekdirdiniz. Hem pâdişâha mutî‘ ü münkâd geçinüp hem bu kadar pes ü perdeden hıyânet edersiz" dedikde hemân elçi-yi hâzır-cevâb-ı nâ-savâb eydir: