EÇS VI 159a
"Hâşâ sultânım, Kotur Uskoklarına biz yol vermedik" deyü inkâr ile cevâb vericek hemân paşa-yı dûrbîn-fikr
EÇS VI 159a
"Tîz şu Perast ve Kotur kâfiri esîrlerinden Risnalı ümmet-i Muhammed'imizi esîr eden kâfirleri getirin" deyince der-ân on aded esîr-i bî-îmânlar gelüp eyitdiler:
EÇS VI 159a
"Belî sultânım, niçemiz Kotur'dan dağlar içre karadan sizin Risna kal‘asına gitdiler, ammâ bizler kayıklar ile Kotur'dan Dobra-Venedik'e silâhlarımızla gelüp kayıklarımız Venedik'de koyup Venedikli bize yol verüp bunlardan Risna kal‘asına gidüp bu kadar Türk esîri alup Kotur'a girelim derken siz de bizi esîr etdiniz. Emir Allâh'ın bu zancadır eyle olur" dedikde hemân paşa gazab-âlûd olup Dobra-Venedik elçisin "Kaldırın şu kâfiri", deyüp haps etdi ve andan hakîr ile Dobra-Venediklinin bu gûne habâset ve ihânetlerin Sadrıa‘zama arz etdi.
EÇS VI 159a
Lisân-ı Latince (---) (---) demekdir, ammâ lisân-ı Arnavudca "Ne eyi ekmek" demekdir, zîrâ Arnavud kavmi ekmeğe buk derler. Bu kal‘anın bânîsi yine Hersek banlarıdır, ammâ fâtihi sene (---) târîhinde Ebü'l-feth asrında Hersekoğlu Ahmed Paşa fethidir.
EÇS VI 159a
Ba‘dehu küffâr-ı dûzah-firâh istîlâ edüp fâtih-i sânîsi Sultân Bâyezîd-i Velî vezîri Gedik Ahmed Paşa'dır. Bu dahi Hersek sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Köylüc kal‘ası kazâsı nâhiyesidir. Dizdârı ve yüz elli kadar merdüm-i hisârı var, gayri hâkimleri yokdur.
EÇS VI 159a
Eşkâl-ı zemîn-i kal‘ası: Evc-i semâya ser çekmiş bir refî‘u'l-bünyân ve bir kal‘a-i dâr-ı gâziyândır kim misli meğer kal‘a-i Amâdiyye ve kal‘a-i Van ola. Bir kırmızı kayalı ve şâhin ve zağanos yuvalı tell-i refî‘ üzre seng-tırâş bir kal‘a-i savaş-ı hâzır-bâş bir hisâr-ı üstüvârdır kim güyâ hemân Erzurûm'a karîb kal‘a-i Kemah gibidir, ammâ bu gâyet küçükdür, lâkin şâhin yuvası kal‘a-i bî-hemtâdır. Derûn-ı hisârda ancak yigirmi aded kayağan örtülü hâneleri ve bir câmi‘-i sağîri ve bir anbârı ve su sarnıçları var, ammâ topları ve cebehâneleri yokdur. Cânib-i şarka meyyâl bir kapusu var.
EÇS VI 159a
Aşağıda varoşu ve bâğ u bâğçesin kâfir vîrân etmişdir. Halkı küffârın havfinden aşağı enemezler. Kâfir gelse kal‘adan kâfire hemân taş yuvarlarlar, aslâ top lâzım değildir. Ve kendü kal‘ası dahi bir vecih ile top ile döğülmez. Aşağıda bir câmi‘i ve bir hammâmı kalmış ve hânı henüz harâbe olmuş, ammâ dükkânları yokdur. Ve halkı gâyet şecî‘ ü yarar ve bahâdır u nâmdârdır, ammâ âdemleri azdır. Ve Yûsuf Beğ içlerinde hânedân sâhibidir.
EÇS VI 159a
Andan yine şimâl cânibine taşlıklı yerlerde bârân-ı rahmet çekerek 4 sâ‘atde karye-i Puçepye, andan yine 4 sâ‘atde gidüp,
EÇS VI 159a
Evsâf-ı sahrâ-yı Gaçkaluc, ya‘nî binâ-yı üstüvâr-ı kal‘a-i Kölüc
EÇS VI 159a
Lisân-ı Latin'de (---) (---) demekdir, ammâ kavm-i Boşnakân Köylüc derler. Bir Köylüç kal‘ası dahi Tuna kenârında Semendire ile Belgrad kal‘ası mâbeyninde Köylüç-i Semendire var, ol dahi sarp kal‘adır, ammâ bu Köylüç-i Hersek'dir.
EÇS VI 159a
Bunun bânîsi Hersek banlarıdır. Fâtihi sene (---) târîhinde Hersekoğlu Ahmed Paşa fethidir ve kanûn-ı Süleymân Hân üzre Hersek paşasının hâssı olup voyvadası hâkimdir ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve (---) aded merdüm-i hisârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve harâc emîni ve mi‘mâr ağası ve olduğu kadar a‘yân [u] eşrâfı vardır, ammâ nakîbi ve müftîsi yokdur.
EÇS VI 159a
Eşkâl-i kal‘ası: İki aded kûh-ı bülendin arasında bir küçücük püşte vâkı‘ olmuş ol kayacığın üstünde evce berâber iki kulleli ve iki aded toplu ve cümle seng-tırâş Şeddâdî binâlı şekl-i muhammes handaksız ve cenûba nâzır bir kapulu ve kayağan örtülü on iki daracık dârlı ve bir küçük câmi‘li ve su sarnıçlı ve anbârlı hammâmsız ve dükkân [u] hânsız ve derûn-ı hisârı âdemsiz garîb kal‘adır, zîrâ gâyet bülend kal‘a olmak ile içinde halkı azdır, ammâ sarp kal‘a olmak ile cümle halkın mâlları bu kal‘ada çokdur.
EÇS VI 159a–159b
Bu kal‘adan yokuş aşağı cânib-i garba yüz bin meşakkat ile enüp ba‘dehu semt-i şarka düz vâdî içre nısf sâ‘at gidüp, 159b
EÇS VI 159b
Bosna serhaddinde bir dahi Çerniçse vardır ve Yakova kurbunda bir dahi Çernik sancağı vardır, ammâ bu Hersek sancağı Çerniçsesidir. Kadı ve voyvada Köylüç kal‘asında oturmayup cümle halk bunda sâkinlerdir. Amâristânı bir kayalı bayır dibinde bir câmi‘li ve altı aded mescidli ve bir medreseli ve iki mektebli ve bir tekyeli ve bir hânlı ve bir hammâmlı ve on sekiz dükkânlı ve cümle üç yüz elli aded kayağan örtülü bâğsız ve bâğçesiz beldedir ve bu mertebe amâristânlı kasabacıkdır, ammâ havâsı gâyet latîfdir.
EÇS VI 159b
Sührâb Mehemmed Paşa bu sahrâda yigirmi yedi bin askeriyle serâperde-i Âsafî'de meks eyleyüp hakîre dahi bir çetr-i mülemma‘ döşeyüp şeb [ü] rûz şeref-i sohbetleriyle müşerref, zevk u safâlar ve sayd [u] şikârlar ederek,
EÇS VI 159b
Hersek sancağında bu deşt-i vâsi‘den gayri bir hâmûn-ı azîm yokdur. Tûlu kâmil bir gergi konakdır ve arzının ba‘zı yeri üç sâ‘at ve ba‘zı yeri sekiz sâ‘at bir vâdî-i çemenzâr u lâlezâr bir tepe-i sebzezârdır. Ve âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir, âdem safâsından ten-dürüst olur, ammâ bu heyhâtın cânib-i erba‘ası yine beyâz kayalı dağlardır kim ol seng-i hârâlardan niçe bin uyûn-ı âb-ı zülâller tulû‘ edüp Gaçka sahrâsından ubûr eder. Cümleden büyük nehri (---) dir kim kûh-ı Zalom'dan ve cebel-i Çemerne'den tulû‘ edüp Nova kal‘ası kurbunda bir kûh-ı ser-bülend dâmeninde ka‘r-ı zemîne girüp gâ’ib olur.
EÇS VI 159b
Ve bu sahrânın etrâfı sâfî kulleli ma‘mûr kurâlar ile zeyn olmuş bir fezâdır. Cümle kurâlardan ma‘mûr Çengîzâde (---) Paşa çiftliği, kal‘a-misâl bir kulle-i bâlâlı ma‘mûr köydür. Ve bu sahrâda cereyân eden uyûn-ı câriyelerde beşer onar vukiyye gelir gûnâ-gûn mâhîler ve murassa‘ ve zer nişânlı alabalığı nâm mâhîler olur kim bir diyârda olmaz, tenâvül edenin ağzında mahv olup aslâ balık râyihası olmaz.
EÇS VI 159b
Ve bu sahrânın çemenistân ve nebâtât u giyâhât ve tirfil ve yoncası ve ayrık otların bir hafta otlayan şâh [u] gedâ misilli kadîd atlar on günde derisine sığmayup lahm u şahm sâhibi küheylân ve sâfinâtü'l-ciyâd atlar olur. Ve cümle Hersek paşaları bu sahrâda sekiz ay hayme vü hargâhiyle meks edüp Kotur kâfiri havfinden Hersek vilâyetin muhâfaza edüp basîret üzre olur.
EÇS VI 159b
Bu hakîrin Sadrıa‘zamdan getirdiğim emr-i pâdişâhîler mûcebince üç bin aded pandur yiğitlere Dobra-Venedik hazînesinden ulûfelerini verüp elzem-i levâzımından olan yerler kim evvelâ Mostar şehri boğazına ve Poçetel kal‘ası boğazına ve Bileyke ve Gaçka ve Zalom ve Nevesin ve Lubin ve Lubomir ve Çemerne ve Oluk ve Dabra ve Dol deresi ve Lipete ve Biyelemik ve Pirmorya ve Loboşka ve Gabele ve Norin ve Islana ve Popova ve Risna, ve bu zikr olunan kılâ‘ u kasabât ve kurâların boğazlarına üç bin aded yiğitleri muhâfazacı gönderüp Pıraçalı Mustafâ Paşa bu üç {bin} yiğide serdâr olup Gaçka sahrâsından me’mûr olduğu boğazları muhâfaza etmeğe revâne oldular.
EÇS VI 159b
Andan Dobra-Venedik elçisi üç bin pandura vazîfe-i mu‘ayyenelerini verdikden sonra emr-i şerîf sûretlerin hakîrden alup ve hüccet-i şerîfi Gaçka kadısından alup ve Sührâb Mehemmed Paşa'dan arz u mektûblar alup bekâyâ kalan hazîne-i pâdişâhîyi komor bârgîrlerine tahmîl eyleyüp üç yüz âdemiyle Gaçka sahrâsından ayrılup der-i devlet-masîr tarafına revâne olup gitdikde hemân ertesi gün elçiden feryâdcılar gelüp,
EÇS VI 159b
"Amân sultânım, Foça boğazında bizi Kotur Uskoku çevirüp hâlâ ceng etmedeyüz, amân bize imdâd edin, yohsa hazîne-i pâdişâhîyi elimizden Uskoklar alır" deyü haber gelince derhâl Sührâb Mehemmed Paşa kethudâsıyla beş yüz aded müsellah piyâde yiğitler ve üç yüz aded mükellef ü mükemmel cürd atlı gâzîler âmâde oldukda paşa-yı müdebbir eydir:
EÇS VI 159b
"Evliyâm, bu hazîneyi çıkarmağa ve bu hazîneden üç bin yiğide ulûfe vermeğe sen me’mûr idin. Lütf eyle, üşenme kethudâm ile bu imdâda sen bile git" deyü fermân edince el-emrü emrüküm deyüp ol ân atlanup,
EÇS VI 159b
Gaçka sahrâsından Venedik hazînesi imdâdına gitdiğimiz menâzilleri beyân eder
EÇS VI 159b–160a
Der-akab bin aded gâzîler ile ol gün ılgarup hapahap Venedikli Uskok kâfirleri ile germâ-germ cengde iken yetişüp aslâ meydân-ı ma‘reke boğazına varmayup hemân Uskok kâfirlerinin Kotur'a firâr edecekleri derelere pusular koyup ve atlı ve yayanlarımızla dağlara çıkup ceng mahalli boğazı üzre havâleye çıkup aşağıdaki kâfirlere bir yaylım kurşumu serpüp tarfetü'l-ayn içre üç yüzden mütecâviz küffâr kurşum zahmından serpilüp cân ber-cehennem gitdiklerinde hemân Uskok kâfirleri hazîneden geçüp cân bâzârına düşüp gerü Kotur'a cân havliyle firâr ederken hemân bizim 160a mukaddemâ pusuda koduğumuz guzât-ı müslimîn Allâh deyüp kâfire hücûm edüp cenâhân ceng-i germâ-germde iken bizler dahi gerüden yetişüp cümle küffârları ortaya alup topa dutulmuş maymuna, okla urulmuş hınzîra döndürüp ân-ı sâ‘atde üç yüz kâfir dahi dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp kelleleri galtân olup bakıyyetü's-süyûflarından azı dağları penâh edinüp firâr etdiler, ammâ bizim gâzîlerden on yedi yiğit şehîd olup anda defn etdik. Ve elli nefer kefere-i Dobra-Venedik dahi hazîne-i pâdişâhî üzre ceng ede ede ellisi mürd olup ol mahalde anları da meşad etdiler.
EÇS VI 160a
Andan hazîneyi alup ılgar ile ol gün 9 sâ‘at gidüp Çemerne yaylası üzre meks etdik.
EÇS VI 160a
Menzil-i yaylağ-ı Çemerne: Andan ale's-sabâh bir alay ile ve hazîne-i pâdişâhî ve bu kadar Uskok kâfirleri kelleleriyle ârâyiş-i nîze edüp bir dârât ile 9 sâ‘atde cânib-i şarka teper aşağı gidüp Süleymân Hân'ın ibret-nümâ haşeb cisrinden ubûr edüp,
EÇS VI 160a
Menzil-i şehr-i azîm Foça: Mukaddemâ mevsûf bir şehr-i ma‘mûrdur. Bunda hazîne-i pâdişâhîyi a‘yân-ı vilâyete ve hâkim-i şer‘a ma‘dûden sâlimce teslîm etdiğimize hüccet-i şer‘iyyeleri hakîr elime sened alup ol gece şehr-i Foça'da cân sohbetleri edüp ale's-sabâh cümle a‘yân [u] eşrâf [u] kibâr-ı Foça ile ve cüvân u koca ile vedâlaşup andan yine cânib-i cenûba dağlar ve taşlar aşarak (---) sâ‘atde evc-i âsumâna çıkup,
EÇS VI 160a
Der-beyân-ı panayur-ı yaylağ-ı azîm-i kûh-ı Çemerne
EÇS VI 160a
Bu diyârda yılda bir kerre niçe yüz bin âdem cem‘ olup bâzâr-ı azîm olan yere panayur derler. Ve bu Çemerne yaylası Hersek sancağının tâ orta göbeğinde vâkı‘ olup her tarafda beşer konak yerden nümâyân bir kûh-ı Semengân-misâl tell-i ser-bülenddir. Meğer hikmet-i Hudâ bu mahalde germâ-germ bâzârı mahalli olup ecnâs-ı mahlûkâtın bir cem‘iyyet-i kübrâsı mahalli idi kim inşâallâh hilâf değildir, beş kerre yüz bin benî Âdem'in Nasârâ ve Uskoku ve Sırf u Bulgarı ve Hırvadı ve Boşnak'ı ve Hırtman'ı ve Lasman'ı ve Latin'i ve Efrenci ve Rûm ve Yahûdî ve Ermeni ve'l-hâsıl cemî‘i millet-i Mesîhiyye ve niçe bin ümmet-i Muhammed cem‘ olup ve Pıraçalı Mustafâ Paşa'yı dahi bu cem‘iyyet-i kübrâda muhâfazacı bulup yigirmi gün gece germâ-germ hengâme-i bâzâr imiş.
EÇS VI 160a
El-hâsıl bu Çemerne dağların cemî‘i kâfiristân kefereleri ve avret ve oğlanları ve hadd [ü] hasrın Hallâk-ı Ezel bilür hayvânâtları dağı taşı zeyn edüp hayme vü hargâh ve külbe-i ahzânlar ile bu kûh-ı çemenzâr müzeyyen olup herkes metâ‘ın fürûht edüp kâr [u] kisb edüp ayş ü işret ederler.
EÇS VI 160a
Ve bu sahrâ eyle bir fezâ-yı bâlâdır kim cemî‘i nebâtât u ahşâbât ve dâ-i devâ-i giyâhât bunda mevcûddur. Hattâ bu yaylanın cânib-i garbîsinde bir deyr-i kadîm var. Hâlâ ma‘mûr olup bu deyrde Eflâtûn ve Bokrât u Sokrât ve Câlinûs ve Ristetâlîs ve Batlîmûs ve Feylesof u Feylekos nâm hukemâlar bu deyrde sâkin olup bu kûh-ı bâlâda hâsıl olan hâssalı edviyelerden râvend-i Rûmî ve sünbül-i Rûmî ve yebrûhu's-sanem, ya‘nî âdem gibi abdüsselâm otu ve cedvâr-ı Rûmî ve sa‘leb ve mahleb ve ışkın ve reybâs ve çöpçini ve saparna ve labada kökü ve şâhtere ve roka ve havlicân-ı Rûmî ve sadef ve ırkı'l-cenâh ve çilek ve lûzi'n-nebî misilli otları hukemâ-yı kudemâlar bu yaylada cem‘ etmek içün bu deyri binâ etmişler.
EÇS VI 160a
İlâ hâze'l-ân cemî‘i kâfiristândan hukemâlar bu yaylağa gelüp mezkûr edviye otları ve niçe yüz bin elvân ahşâbâtları cem‘ edüp cümle vilâyetlere götürürler. El-hâsıl ecele dermân olsa bunda bulunur.
EÇS VI 160a
Ve bu kûh-ı ser-bülend eflâkin zirve-i a‘lâsına kad-keşân olmak ile kıble tarafında kal‘a-i Nova ve kal‘a-i Kotur ve bizim Arnavudluk'da kal‘a-i Podgoriçsemiz nümâyândır.
EÇS VI 160a
Ve cenûb tarafında vilâyet-i Dobra-Venedik ve bizim Gabele kal‘ası ve karşu tarafda İşpanya'nın cezîre-i Pulyası zâhir ü bâhirdir. Ve şimâl cânibinde Biyelemik dağları ve Bosna-sarâyı kûhları âşikâredir.