EÇS VI 161b
Eşkâl-i zemîn-i sûr-ı üstüvârı: Nehr-i Neretva'nın cânib-i şarkîsi kenârında, ya‘nî Bolagay kal‘ası tarafında bir hayli bâlâ bir püşte-i a‘lâ yalçın kaya üzre bir küçücük sûr-ı esfeldir, ammâ gâyet sa‘b ve metîn kal‘adır. Cânib-i şarka mekşûf bir kat demir kapudur. Etrâfında aslâ handakı yokdur. Neretva tarafı çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir uçurum kayalardır.
EÇS VI 161b
Ve derûn-ı hisârda bir kayağan örtülü dizdârhânesi ve bir anbârı ve bir kullecik içinde bir küçücük mescidi var, aslâ gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur, ammâ nehr-i Neretva'ya ener bir su kullesi var, iki yüz ayak kesme kaya kanara nerdübân ile nehr-i Neretva'ya enilüp hîn-i muhâsarada su alınır. Ve mahall-i ma‘rekede bu kal‘a ancak beş yüz âdem alır, zîrâ gâyet küçük hisârdır.
EÇS VI 161b
Beş altı kadar hurde şâhî topları var, ammâ iri muşkat tüfengleri çokdur. Ve kal‘asının kapusu dâ’imâ kapalı durup elli aded neferâtları her gece gelüp nevbet beklerler, zîrâ rûz-ı rûşende bu kal‘anın düşmandan havfi yokdur. Ve etrâfında imdâd gelecek benî Âdemleri çokdur ve her zamân bu kal‘a (bu kal‘a)nın karşusunda nehr-i Neretva aşırı Loboşka kâfirleri gelüp tulumlarla nehr-i Neretva'yı yüzüp beri tarafa geçerlerse kal‘adan toplar atılup etrâf [u] eknâfda olan nevâhî halkı haberdâr olup cümle pür-silâh gelüp kâfire bir şey aldırmazlar, gâyet serhad yerdir. Ne‘ûzübillâh.
EÇS VI 161b
Aşağı varoşu bu kal‘anın dibinde nehr-i Neretva kenârında sâfî bâğ u bâğçeli ve gül [ü] gülistânlı ve müşebbek bostânlı bir küçük şîrîn kasabacıkdır. Ancak bir mahalle ve cümle nehr-i Neretva kenârında yüz elli aded kârgîr binâ kayağan örtülü metîn evleri vardır. Ve ba‘zı hânedânlarında kulleler vardır. Kâfir havfinden her kullelerde cebehâne ve silâhları hâzırdır. Ve cümle bir hammâmdır. Gayri yokdur. Kıble kapusu üzre târîhi:
EÇS VI 161b
Kad benâ hâze'l-câmi‘a'ş-şerîf, sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât el-Hacı Ali bin Mûsâ Ağa.
EÇS VI 161b
Ve hareminde bir servî dıraht-ı serâmedi var, eyle mahbûb ve mevzûn ve sebiz-gûndur kim gûyâ yekpâre zümürrûd zann olunur ve haremi dahi bir ahzar-gûn çemenzârdır kim gûyâ yeşil katîfe (...)dâr olmuşdur. Bir minâre-i serâmedi var.
EÇS VI 161b
Bu câmi‘-i pür-envârı İbrâhîm Kethudâ efendimizin ecdâdı binâsıdır ve peder-i azîzi el-Hacı Ömer Ağa bu câmi‘in alt başında kal‘a kayası dâmeninde nehr-i Neretva kenârında bir imâret-i it‘âm-ı dârü'z-ziyâfe edüp cemî‘i âyende vü revendegâna ve pîr [ü] cüvâna rûz-merre merreteyn çobrası ve birer nân-pâresi ahâlî-i belede mebzûldur. Ve leyle-i Cum‘ada yahni ve pilâv zerdesi ilâ mâşâ’allâh dâ’imdir.
EÇS VI 161b
Ammâ bu kasabanın hammâmı ve hânı ve çârsû-yı bâzârı yokdur, ammâ bir mekteb-i sıbyân-ı tıflân-ı ebcedhânı vardır. Ba‘dehu İbrâhîm Kethudâ efendimiz bir medrese-i dârü'l-ulûm binâ edüp bir hân ve bir hammâm binâ etmeğe âdemler gönderdi.
EÇS VI 161b
Ve cümle hâneleri biri biri üzre cânib-i garba nehr-i Neretva'ya nâzır beyt-i ra‘nâlardır kim bâğlarında ceviz ağaçları gâyet çokdur. Ve havâsı gâyet latîf olduğundan cümle kasabalardan evvel bunun meyvesi hâsıl olur. Bâğı ve bâğçesi bî-hisâbdır.
EÇS VI 161b
Ve hakîr ile refîk gelen gâzî yiğitlerin cümlesin Sührâb Mehemmed Paşa fermânıyla bu kasabada İbrâhîm Kethudâmızın vâlidesi yanında muhâfazacı alıkodum.
EÇS VI 161b
Andan on aded tüfeng-endâz ve pür-silâh yiğitler ile me’mûr olduğumuz üzre Gabele kal‘asına revâne olup kal‘a-i Poçetel'den cânib-i cenûba nehr-i Neretva kenârıyla bir sâ‘at gidüp,
EÇS VI 161b
Karye-i Tasuçoyik: Tarîk-i âm üzre elli aded hâne ve bir câmi‘li müselmân köydür. Hattâ İbrâhîm Kethudâ'nın pederi Ömer Ağa bunda şâhrâh üzre medfûndur.
EÇS VI 161b–162a
Ba‘dehu bu köyden yine cânib-i cenûba 162a nehr-i Neretva kenârıyla giderken nehr-i Pragova üzre Üsküplü Koca Mustafâ Paşa'nın bir göz cisrini geçdik ve nehr-i Pragova cânib-i şarkda mezkûr Dol derelerinden ve Ustolça dağlarından gelüp bu mahalde Hersek Kralı İskemlesi nâm bir kaya-i benâm dibindeki boğazdan geçüp hemân ol mahalde nehr-i Neretva'ya mahlût olur.
EÇS VI 162a
Bu cisri geçüp sol tarafda (---) sâ‘at ba‘îd bir sahrâ vardır, ana lisân-ı Latince Popova derler. Hikmet-i Hudâ,
EÇS VI 162a
Bu Popova sahrâsında binden mütecâviz yerlerde kuyular vardır, ammâ aslâ suları yokdur. Hikmet-i Bârî kaçan kim mâh-ı Temmûz olup cemî‘i diyârın suları tenezzülde oldukda bu kuyulardan sular kaynayup âşikâre olup kuyular dolmağa başlar.
EÇS VI 162a
Ba‘dehu kuyulardan taşup mezkûr Popova'nın sahrâsını gark edüp bir buheyre-i azîm oldukda bu sahrânın cânib [ü] etrâfında olan ahâlî-i kurâlar kabakdan ve ağaçdan kayıklar ile bu buheyrede gezüp mezkûr kuyulardan çıkan lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ balıkların gûnâ-[gû]nların sayd [u] şikâr edüp Gabele tuzuyla tuzlayup salamura edüp vilâyet vilâyet götürüp fürûht edüp kendüler dahi kifâf-ı nefs içün tenâvül ederler, ammâ bir gûne mâ’idelerdir kim aslâ balık râyihas]ı olmayup müşg [ü] amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibesi vardır.
EÇS VI 162a
Hattâ birini tenâvül eden âdem gûyâ sakankur-ı mâhî ma‘cûnu yemiş gibi takviyet verüp ol gece ehliyle levendâne ve dilberâne pehlivân-âsâ güleş edüp ehlini beş altı kerre alt edüp yenmeğe kâdir olur. Tâ bu mertebe mukavvî balığı olur.
EÇS VI 162a
Hattâ diyâr-ı Firengistân'da ve bilâd-ı Bosna'da bir âdem çok cimâ‘ eylese "Bire âdem besbelli sen Popova balığı yemişsin" deyü darb-ı mesel olmuşdur. Ve ba‘zı hukemâlar mukavvî ma‘cûnlara bu Popova balığı beynini kodukları muhakkakdır.
EÇS VI 162a
Hikmet-i Hudâ güz eyyâmları olup bârân-ı rahmet nâzil olmağa başladıkda bu sahrâdaki buheyrenin suları cümle kuyulara çekilüp cümle balıklar sahrâda kalup cemî‘i vilâyet halkı üşüp yağmâ edüp sağîr ü kebîr bu mâhî-i mukavvîleri yeyüp vay ol nâhiyenin hâtûnlarının hâline. Sürûrlarından cümle nisvânın ayakları yer basmayup hep arkaları üzre safâ edüp yatırlar.
EÇS VI 162a
Ba‘dehu bu sahrâda balıklardan nâm [u] nişân kalmayup bu vâdî içre herkes hudûduna zirâ‘at edüp bir kîle darusu ve bir kile heldinesi yüz kile mahsûl verir. Her sene böyle bir temâşâ-yı ibret-nümâ-yı Popova'dır.
EÇS VI 162a
Ba‘dehu cümle ahâlî-i vilâyet mezkûr kuyular içre girüp ol sahr[â] altında gezüp kurâdan kurâya giderler. Hemân diyâr-ı Acem'de Tebrîz'de ve Hoy ve Merend şehrindeki yer altında olan kuyular gibi bunda dahi âdemler gezer, acîb ü garîb temâşâ ovadır ve garâ’ib mahsûllü sahrâcıkdır.
EÇS VI 162a
Andan cânib-i cenûba yine nehr-i Neretva kenârıyla 4 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 162a
Evsâf-ı kasaba-i Gabele: Hersek sancağında paşa hâssı voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve gayri hâkimleri yokdur, ammâ Dobra-Venedik'den gemilerle tuz gelüp iskele başında azîm mahzenler içre tuzu yığup taraf-ı pâdişâhîden bir tuz emîni hâkimi var ve bir emîn dahi kefere tarafındandır. Bu diyârda tuz gâyet makbûl olduğundan tâ Bosna ve Öziçe ve Belgrad'a varınca tuz gidüp lezîz milhi olur. Ve bir emîn dahi Gabele kulu tarafından oturup nâzıru'n-nuzzârdır, ammâ bu kasaba ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir, lâkin zamân-ı kadîmde şehr-i mu‘azzam imiş. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhir olup Venedik küffârı isyân u tuğyân edeli harâb olmuş, ammâ el-hâletü hâzihî cümle yüz elli aded kayağan örtülü fukarâ hânelerinde câ-be-câ bâğçeleri var.
EÇS VI 162a
Cümle bir mahalle-i vâsi‘dir ve cümle üç mihrâbdır, ammâ Rüstem Paşa'nın bir câmi‘i ve bir tekyesi ve bir mektebi ve iki aded hânı ve cümle otuz aded dükkânları var. Ve nehr-i Neretva kenârında iskele başında iki aded âmâde pür-silâh hâzır-bâş firkateleri var kim merhûm Melek Ahmed Paşa efendimiz Bosna vâlîsi iken yapdırup hayrât etmişdir.
EÇS VI 162a
Bu Gabele'nin gâyet şehbâz u şehnâz ve dilâver ü server-i hünerver gâzîleri olur. Hattâ bu hakîr anda iken Bâzâr köyün basup gâret eden küffârların bu kasaba halkı önlerin alup Uskok kâfirleriyle ceng ede ede kâfirin şikâr aldığı eşyâları ve cümle ümmet-i Muhammed esîrlerin bırakdırup kâfirden yigirmi esîr ve on yedi kelle ile şâdumân ederek kasaba-i Gabele'ye dâhil oldular. Tâ bu mertebe kağan arslan yiğitleri vardır.
EÇS VI 162a–162b
Andan hakîr atlarımızla gemilere binüp nehr-i Neretva'yı ubûr edüp karşu bir kumsal zemîne çıkup andan cânib-i garba yüz adım gidüp 162b
EÇS VI 162b
Evsâf-ı intihâ-i serhadd-i dâr-ı İslâm, ya‘nî kal‘a-i Gabele-i sedd-i İslâm
EÇS VI 162b
Lisân-ı Latin'de (---) (---) (---) demekdir. Nehr-i Neretva kenârında Hersek sancağı hâkinde cemî‘i tekâlîf-i şâkkadan berî mu‘âf u müsellem şekl-i murabba‘ bir kârgîr seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim bu serhadlerde nazîri yokdur, lâkin küçükdür. Dizdârı ve merdüm-i hisârı ve yüz elli akçe pâyesiyle kadısı olup kadısı kâh bunda ve kâhîce nâhiye kurâlarında gezüp kâhî Neretva karşusunda Gabele kasabasında sâkin olur, zîrâ bender-i iskele ve hafta bâzârı karşuda durur, ammâ beri tarafda kal‘a semtinde kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve iki kal‘a dizdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve mi‘mârı ve harâc emîni ve gümrük emîni vardır, ammâ müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur.
EÇS VI 162b
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Neretva'dan sehel içeri bir düz vâsi‘ ve kumsal ve havâlesiz bir vâsi‘ fezâda vâkı‘ olup sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî binâsı olup esâs-ı binâsı sâfî alçak kayalar üzre inşâ etmişler kim aslâ lağım kâr eylemez ve kumsal yer olmağile meteris dahi olmaz, zîrâ kumluğu üzre bir zirâ‘ yer kazılsa su çıkar, anıniçün bu kal‘aya meterisle düşman gelemez. Gâyet metîn ve emîn kal‘a-i hısn-ı hasîn hâit-i üstüvâr olup çâr-kûşesinde Çâr-yâr-ı güzîn aşkına çâr kullesi var kim hakkâ ki her biri birer gûne sedd-i Kahkahâlardır. Ve şimâl cânibine nâzır bir demir kapusu olup bu kal‘a içre cümle yigirmi aded kayağan örtülü hâneleri ve Ebü'l-feth'in bir küçük câmi‘i ve gılâl anbârı ve cebehânesi var, gayri âsâr-ı binâ-yı imâretden bir şey yokdur.
EÇS VI 162b
Ve bu mahal gâyetü'l-gâye intihâ-i serhad olup kal‘ası küçücük olmağile Bundukanî Venedik'inin ısyân [u] tuğyânı ziyâde olduğundan bu kal‘ayı dahi tevsî‘ etmek iktizâ etdikde sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân, Çengîzâde (---) Paşa'ya Hersek sancağın sadaka edüp cümle Hersek ve Bosna eyâleti askerleri bu Gabele kasabası dibinde meks edüp Ebü'l-feth'in Gabele-i Atîk kal‘asına muttasıl bir kal‘a-i nev-binâ dahi zamîme eyleyüp henüz kal‘a-i Gabele sedd-i İskender'e mânend olmuş ve evvelkiden bin kat ziyâde sa‘b ve metîn olmuş ve bunun çâr-rüknünde olan ebrâcları kal‘a-i atîk kullelerinden büyük ve metîn olmuş, lâkin bu dahi yerli kaya üzre temeli olup ve etrâfı alçak kumsal yerler olmağile bunun dahi handakı yokdur.
EÇS VI 162b
Ve bunun dahi cânib-i şimâle bir kapusu vardır, ammâ ağaç kapudur, ammâ eski kal‘a içine açılan kapusu metîn ve hadîd ü cedîd kapudur, ammâ bu yeni kal‘a içinde aslâ hânelerden ve bir gayri eser-i âsârdan bir imâret yokdur. Hemân ceng içün bir meydândır. Ve dîvârlarının kalınlığı onar arşın enli ve kaddi yigirmi arşın bâlâ hâit-i üstavârdır.
EÇS VI 162b
Ve cümle yigirmi üç aded şâhî balyemez ve gayri düşmana amân vermez topları vardır. Ve bu iki aded kal‘anın cânib-i selâsını nehr-i Neretva ihâta edüp hemân garb tarafı Çiftlik nâm varoş-ı azîmdir. Ve bu iki kal‘alar dahi dörder köşe vâkı‘ olmuşken şimdi ikisi bir olup şekl-i murabba‘dan tûlânî oldu.
EÇS VI 162b
Ve cümle kal‘a-i Gabele'nin dâ’iren-mâdâr cirmi beş yüz elli aded germe adımdır. Ve handağı ve kal‘aya muttasıl aslâ bir binâ yokdur. Hemân meydân-ı ma‘rekeye göğüs germiş bî-bâk ü bî-pervâ durmuş, cümle balyemez topları cânib-i erba‘asındaki fezâlara ve nehr-i Neretva boğazında Norin kullesi tarafına nâzır ejder-misâl baş kaldırmış toplardır.
EÇS VI 162b
Ve bu iki aded Gabele kal‘asının ve Norin kal‘asının ve Korpi kullesinin bu mezkûr dörd aded kal‘aların cümle bin sekiz yüz aded cılasın ve gâzî vü tüvânâ ve fetâ askerîsi vardır kim her biri birer kal‘a değer şehbâz yiğitlerdir kim aslâ hîle vü hud‘a ve kizb ü bühtân ve gıybet ü mesâvî bilmez gâzîlerdir.
EÇS VI 162b
Ve cümle yigirmi dörd kadar ağalıkdır. Cümlesi Nova kulu gibi daracık beyâz sıkma göğüslük ve geçirme esbâb geyüp başlarında kırmızı fes ve ayaklarında Fireng filları ve baldırları çıplak, bellerinde pala bıçak ve kiminin ellerinde balta ve nacak taşıyup kırkar ve ellişer dirhem armud başlı dalyan Cezâyir tüfengi taşıyup firkateler ile deryâda gezüp İşpanya ve Klora ve Mankordonya ve Misine ve Napolya ve Korsaka ve Sardilya ve Cicilya adaların urup nehb ü gâret edüp şikârları ile her bâr Gabele'ye selâmet gelir gâzîlerdir kim cümle Boşnakça kelimât ederler.
EÇS VI 162b–163a
Ve bu şehirlerde bu kadar zamân durdum, aslâ nisâ tâ’ifesinden bir hâtûnu çârsû-yı bâzârda görmedim. Ve bu Gabele kal‘asının Lodos cânibinde 163a bir küçük sahrâsı var. Zamân-ı kadîmde pirinç hâsıl olur ark yerleri var, hâlâ mu‘attaldır.