EÇS VI 168a
Bu mezkûr hayrâtların cümlesi merhûm Gâzî Mûsâ Paşa hayrâtıdır. Hattâ bu âsâr-ı binâlar yok iken bu mahaller haydud harâmîsi havfinden derbendi calender yerler olup bin iki bin âdem gücile ubûr ederlermiş. Hamd-i Hudâ şimdi bu rabta amâr olalı emn-i tarîk oldu.
EÇS VI 168a
Ve bu kasaba içinde iki aded hân-ı azîmlerin tâ ortasında nehr-i Yadra akar ve bu nehrin tulû‘ı tâ Ravna dağlarından gelüp bu kasabadan aşağı nehr-i azîm Drin'e akar.
EÇS VI 168a
Ve nehr-i Yadra bahâr eyyâmında dağların karı söküldükde deryâ gibi taşar. Bu nehrin yemîn ü yesârındaki hânlara gidüp gelmek içün bu nehir üzre bir göz bir cisr-i azîm binâ etmişler kim İslâmbol'da Çekmece-i Kebîr cisrinin gözü kadar vâsi‘ ve arîz cisr-i kebîrdir, ammâ alçakdır ve iki tara[fı] sâfî bâğ u bâğçedir.
EÇS VI 168a
Ve bu kasabanın âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ba‘dehu bu rabtadan kalkup cânib-i garba dağlar içre bir sâ‘at gidüp,
EÇS VI 168a
Karye-i Konevik: Yüz hâneli ma‘mûr müselmân köyüdür kim bir câmi‘i ziyâretgâh-ı tekye-i âl-i abâ, ya‘nî kutbu'l-aktâb Hindî Hamza Baba âsitânesi bu köyde bir sivri dağ başında kârgîr binâ bir hânkâh-ı dervîşândır kim hâlâ yetmiş seksen kadar Hindî ve Özbek ve Bektaşî ve Kalenderî ve Şemsî ve Yesevî fukarâları var.
EÇS VI 168a
Bu tekyenin cânib-i erba‘asındaki cümle dağlardaki bâğlar bu tekyeye vakf olunmuşdur kim âyende vü revende[ye] ni‘meti mebzûldur. Merhûm Şeyh Hamza Baba, Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân musâhibi ve meşâyihlerinden olup kal‘a-i İzvornik muhâsarasında mevcûd bulunup,
EÇS VI 168a
"Mâh-ı Safer'in on yedinci bâzâr gün ba‘de'z-zuhr beşinci derecede kal‘a feth olur" deyü tebşîr etdikde fi'l-vâkı‘ vakt-i sâ‘at ve derîce ve dakîka ta‘yîn etdikleri ân kal‘a feth oldukda keşf-i kerâmet etdikleriyçün ol ân rûh-ı revânın cânib-i Hakkâ teslîm edüp Ebü'l-feth Mehemmed Hân azîz-i mezbûru bu Konevik karyesinde defn edüp üzerine bu hânkâhı inşâ edüp âyende vü revende fukarâ ve müsâfirîne bir azîm ârâmgâh binâ etmişdir. Andan yine cânib-i garba 2 sâ‘atde,
EÇS VI 168a
Evsâf-ı ferah-âbâd-ı dilşâd, ya‘nî binâ-yı bâlâ-yı kal‘a-i Kolşad
EÇS VI 168a
Lisân-ı Sırfça (---) (---) demekdir. Bânîsi yine Sırf banlarından Rado ban binâsıdır. Sene (---) târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân kal‘a-i İzvornik'i feth edüp ba‘dehu bu kal‘a-i Kolşad'ı muhâsara edüp fethinde bî-hadd ü bî-kıyâs usret çeküp âhirü'l-emr cengden ferâğat edüp etrâf-ı kal‘ada cümle guzât-ı müslimîne meştâ fermân olunup cânib-i erba‘asın birkaç günde kabza-i teshîre alup kal‘ayı muhâsara etdiklerinde küffâr-ı dûzah-karâr gördü kim Türk askeri kal‘a etrâfında hâneler binâ edüp vatan-ı aslîleri gibi bâğ u bâğçe sâhibleri olup oturuyorlar. Kendülere imdâddan ne gelir var ne gider.
EÇS VI 168a
Âhir-i kâr "El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘ayı amân ile Ebü'l-feth'e verdiler. Ve derûn-ı hisârdaki kâfirler seg ber-sahrâ gitdiler.
EÇS VI 168a
Hâlâ Ebü'l-feth tahrîri üzre İzvornik sancağı hâkinde ve nehr-i Yadra kenârında evc-i semâya berâber kaya üzre şekl-i müdevver bir seng-tırâş kârgîr binâ cümle ebrâcları metîn ve kıble tarafına nâzır bir kapulu küçük kal‘acıkdır, ammâ sa‘b hisâr-ı üstüvârdır kim misli yokdur.
EÇS VI 168a–168b
Ve kal‘a binâ olunan yalçın kaya kıble tarafına eğridir ve kayası yumurta gibi sivridir kim bu kal‘a-i Kolşad bu püşte-i âlînin tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i müdevver bir Şeddâdî handaksız cümle etrâfı çâh-ı gayyâ gibi kal‘a-i bâlâdır. 168b
EÇS VI 168b
Kal‘a içinde Ebü'l-feth'in bir küçük câmi‘i ve dizdâr ve kethudâ ve imâm ve mü’ezzin ve kapucu evleri ve bir anbârı ve bir cebehânesi ve beş aded şâhî topları ve dizdârı ve yigirmi sekiz aded mevcûd neferâtları vardır. Âsâr-ı binâdan gayri şey yokdur, ammâ bu kal‘adan tâ aşağı nehr-i Yadra'ya enince yalçın kanara kayayı Ferhâdî külüngler ile oyup makdûr-ı beşer değil bir kâr-ı Ferhâd'dır kim andan beş yüz ayak kaya nerdübân ile aşağı suya enüp nehr-i Yadra'dan su alınır.
EÇS VI 168b
Hâlâ cebehânesi kâfir zamânından berü mâl-â-mâl durup hazînesinde kal‘a kralının dahi bakır sinileri ve niçe bin bakır ve kalay suhûnları ve niçe bin bisât-ı âvânî makûlesi gûnâ-gûn bî-hisâb eşyâlar ile mahzenleri leb-ber-lebdir.
EÇS VI 168b
Ve ahâlî-i vilâyetin Sırf küffârı harâmîsi havfinden cümle zî-kıymet metâ‘ları bu kal‘ada mahfûzdur. Anıniçün kal‘a neferâtları cümle müstahfızânlardır kim her bâr küffârdan havf edüp âmâde dururlar.
EÇS VI 168b
Ve kal‘a hâricinde bir su sarnıcı var ve ancak bir yolu var, gâyet sarp yol olmağile yolun yemîn ü yesârına Şeddâdî binâ ile korkuluk binâ etmişler, zîrâ bu yolda niçe kerre atların ve âdemlerin ayakları sıyrılup niçe yüz hayvânâtlar hezâr-pâre olmuşlardır. Ol ecilden yolun tarafeynine korkuluk yapmışlardır. Bu yoldan âdem geçerken aşağı nazar etse zehresi çâk olur. Üç bin adım aşağısı gayyâ ve derk-i esfel deresinden nehr-i Yadra sâ‘ika gibi gürleyüp cereyân eder.
EÇS VI 168b
Ve bu kal‘adan aşağı varoşa kâmil üç bin adımda meşakkat ile enilir ve çıkılır. Cümle yüz yigirmi aded bâğçeli hânelerdir. Ancak bir câmi‘-i sağîri var. Mescid ve mekteb ve tekye ve hân u hammâm, dükkânlardan bir âsâr-ı binâ yokdur, ammâ bâğ u bâğçesi çokdur, lâkin küffâr zamânı varoşu gâyet büyük imiş. Hâlâ her tarafında üçer kat metîn esâs-ı dîvârları nümâyândır.
EÇS VI 168b
Ve kal‘a kralının bir balık havzı var kim bir buheyre-misâl hâlâ mu‘attal durur, lâkin bu kal‘a üç kerre muhâsara çekmek ile varoşu harâb olmuşdur.
EÇS VI 168b
Ve bu varoşdan aşağı nehr-i Yadra üzre Bahşi alaybeği bir göz bir Şeddâdî nev-binâ bir kantara-i ra‘nâ etmiş kim hâzâ hayrât-ı azîmdir. Ve nehr-i Yadra bu cisre karîb nehr-i Drin'e karışır. Andan nehr-i Drin kenârında kayaları oyup yollar edüp iki yanına korkuluklar etmişler. Ol muhâtara yolları 2 sâ‘atde geçüp,
EÇS VI 168b
Evsâf-ı tahtgâh-ı kral-ı Voynık, ya‘nî kal‘a-i üstüvâr-ı İzvornik
EÇS VI 168b
Lisân-ı Sırfça İzvornik (---) (---) demekdir. Sırf banlarından Voynık ban binâsı kal‘a-i atîkdir, ammâ Gâzî Hudâvendigâr asrında dahi metânet üzre amâr etdiler. Âhir sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Tuna Belgradın feth edemeyüp anın intikâmın bu İzvornik'den alup Ebü'l-feth Gâzî feth edüp Bosna eyâletinde başka sancakbeği tahtıdır.
EÇS VI 168b
Taraf-ı pâdişâhîden beğinin hâssı 345.793 akçedir ve ze‘âmeti 12 ve erbâb-ı tîmârı 674, alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşı vardır.
EÇS VI 168b
Hîn-i gazâda beğinin cümle askeriyle iki bin aded güzîde pür-silâh askeri olur ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve sancağı hâkinde cümle on sekiz aded kazâdır.
EÇS VI 168b
Ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethudâyeri ve kapukulu yeniçerisi ve Budin yeniçerisi serdârları vardır. Ve dizdâr ağa ve yüz elli aded kal‘a neferâtları ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc emîni ve şehir kethudâsı ve mi‘mâr ağası vardır. (---)
EÇS VI 168b
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası: Nehr-i Drin kenârında evc-i semâya ser çekmiş bir mermerli yalçın kızıl kanara kaya üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî sedd-i İskender-misâl seng-i hârâdan mebnî bir kal‘a-i ser-bülenddir kim cemî‘i kemân-keşânlar bu kal‘a-i bâlânın zirve-i a‘lâsına şast ber-kabza ok yetişdirememişlerdir. Tâ bu mertebe âlî-kad bir tell-i refî‘ üzre kirman-ı cây-ı amândır. Ve cânib [ü] etrâfında aslâ ve kat‘â handakı olmayup her cânibi gayyâ deresi gibi uçurum dereler olup bir tarafında havâlesi olmadığından bir yerden bu kal‘aya zafer mümkün değildir. Kayalarında şâhin ve zağanos ve akbaba kuşları vatan edinmiş sarp kayalardır. Cânib-i garbîsi bir hayli mesâfe-i ba‘îde dağlardır.
EÇS VI 168b
Cânib-i şark tarafında nehr-i Drin akup aşağı kal‘ayı yukaru kal‘a kayaları göğsüne almış gûyâ bir ana evlâdın kucaklamış gibi durur bir âlî iç kal‘adır.
EÇS VI 168b–169a
Ve bu iç kal‘anın taraf-ı maşrıka nâzır iki kat demir kapusu var ve derûn-ı kal‘ada bir mahalle kırk kadar dar ve daracık merdüm-i hisâr evleri var ve bir Ebü'l-feth câmi‘i ve bir cebehânesi ve hazînesi ve gılâl anbârı ve su sarnıçları ve gâyet metîn ebrâcları üzre ufak şâhî topları var, gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur, zîrâ bu kal‘aya bir kerre çıkan 169a âdem yine aşağı enmeğe bî-tâb u bî-mecâl olduğundan yukaru kal‘a ol kadar amâr değildir, ammâ,
EÇS VI 169a
Eşkâl-i Aşağı kal‘a: Nehr-i Drin kenârında olup beş aded metîn kulleleri ve kal‘a dîvârların cümle nehr-i Drin döğer. Ve bu kal‘a cenûbdan şimâle şekl-i tûlânî kâmil bir kapudan bir kapuya beş yüz adım tûlî bir kal‘adır kim yukaru kal‘a kayasının hemân cânib-i şarkîsi ve kıblesi tarafın ihâta etmişdir. Ensesi iç kal‘a kayalarıdır. Ve bu kal‘anın arzı yigirmi adım ve otuz ve kırk adım yerleri var, gâyet ensiz kal‘acıkdır, zîrâ kıble tarafı nehr-i Drin'dir ve gâyet derindir. Ve garb tarafı iç kal‘a kayasıdır. Anıniçün bir ensiz dar kal‘adır.
EÇS VI 169a
Ve cümle iki aded kapusu var, bir kapudan girilir ve bir kapudan çıkılır. Gayri yerden girüp çıkmak muhâldir ve ancak bir şâhrâh-ı azîme mâlik kal‘adır. Bu tarîk-i âmmın yemîn ü yesârında cümle tahtânî ve fevkânî ve bâğçesiz ve havlıları dar üç yüz aded tahta örtülü ma‘mûr evlerdir kim cümlesi biri biri üzre cânib-i kıbleye ve semt-i şarka nehr-i Drin'e nâzır evlerdir ve Drin kenârı üzre olan kal‘anın dîvârı cümle dolma rıhtım dîvârlar olup üzerlerinde kat-ender-kat Drin nehrine nâzır şâhnişînli ve revzenli evlerdir.
EÇS VI 169a
Ve iki kapunun birine Hünkâr kapusu derler, cânib-i şimâle nâzırdır. Ebü'l-feth Mehemmed Hân bu kal‘a kapusundan döğmek ile Hünkâr kapusu derler ve bu kapunun sol tarafında demir top gülleler durur ve ba‘zı top gülleleri deliklerinde geyim tuğulkaları komuşlar kim her biri demir tuğulkalardır.
EÇS VI 169a
Ve bu Hünkâr kapusundan taşra çıkarken sol tarafda bir kaya altında kâmil otuz karış bir şayka topu var kim içine bir âdem girüp çıkar. Ve bu Hünkâr kapusunun iç yüzünde Hünkâr câmi‘i var kim bu câmi‘ önünde nehr-i Drin kenârında Nârin kal‘a, ya‘nî aşağı hisârın iç kal‘asıdır kim on bir aded balyemez topları var. Cümle nehr-i Drin'e nâzır mefret toplardır.
EÇS VI 169a
Ve bu tarafın kal‘a dîvârları yigirmişer ayak kalın sedd-i Ye’cûc-vâr metîn dîvâr-ı üstüvârlardır. Ve kaddi seksen arşın-ı mi‘mârîdir. Ve dendân-ı bedenleri ve cümle ebrâcları gâyet hendese üzre tarh {olunmuş} şîrîn kârlı kal‘a-i mînâdır.
EÇS VI 169a
Evsâf-ı Sol varoş: Hünkâr kapusundan taşrada Sol varoş nâmıyla ma‘rûf olan kasaba cümle üç yüz hâne-i vâsi‘lerdir. Ve cümle şindire tahta örtülü kârgîr dîvârlı büyût-ı ra‘nâlardır. Ve cümle elli mikdârı bî-tertîb binâ olunmuş müfîd ü muhtasar dekâkînlerdir.
EÇS VI 169a
Ve bu varoş dahi bir başından bir başına varınca ancak bir sokağı vardır, iki tarafı evlerdir kim gayri şâhrâh yokdur. Ve Yenihân nâmıyla meşhûr bir hân-ı nev-binâsı var.
EÇS VI 169a
Sitâyiş-i Sağ varoş: Bu aşağı varoşun cânib-i cenûbîsinde olan kapudan taşra Tabahâne varoşu nehr-i Drin kenârında azîm dıraht-ı müntehâlar içre üç yüz seksen kadar vâsi‘ ve bâğ u bâğçeli ve serâpâ şindire tahta ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Bunun dahi cümle hâneleri biri biri üzre nehr-i Drin'e nâzır büyût-ı müzeyyenelerdir.
EÇS VI 169a
Bu varoşun cümle yüz elli aded tabahânesi dükkânları var, gayri çârsû-yı bâzârı yokdur, ammâ bâğ u bâğçesi ve câmi‘ ve mesâcidleri vardır.
EÇS VI 169a
Bu varoşun cenûb tarafı nihâyetinden aşağı kal‘a içinden geçüp tâ Sol varoş içinden ubûr edüp tâ Yenihâna varınca bu iki varoşun ve aşağı hisârın tûlu bir başdan bir başa varınca beş bin beş yüz adımdır. Ve ba‘zı yerleri enli ve ba‘zı yerleri ensizdir, zîrâ enseleri kayalardır. Ancak hemân nehr-i Drin kenârınca bir şâhrâh üzre bir ince uzun yol üzre varoşlardır, ammâ gâyet ma‘mûrlardır.
EÇS VI 169a
Ve cümle on sekiz mahalledir ve cümle iki bin sekiz yüz tahta örtülü evlerdir. Eğer iç kal‘a ve eğer aşağı kal‘a ve eğer sağ ve eğer sol varoş cümle böyle hisâb olunup sicilde mastûrdur, ammâ ba‘zı hânelerin dîvârları taş binâdır ve niçelerinin tahta havlılardır.
EÇS VI 169a
Ve cümle on sekiz mihrâbdır. Evvelâ cümleden kadîm cânib-i şimâle Hünkâr kapusunun iç yüzündeki Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân câmi‘i; kurşumlu tavan kubbe câmi‘-i kadîmdir kim kıble kapusunın atebe-i ulyâsı üzre târîhi budur:
EÇS VI 169a
Sâhibü'l-hayrâti Sultân Mehemmed Hân,Kad benâ hâzâ li-ecli'l-âbidîn.