İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VI 171b
Sâhibin bilmek dilersen bu müferrih çeşmenin,
EÇS VI 171b
Hak rızâsın isteyüp etdi Ömer Ağa binâ,
EÇS VI 171b–172a
Târîhi ma‘lûm olur her kim ki su içüp 172a deye,
EÇS VI 172a
Rûhu şâd olsun Hasan ile Hüseyn'in dâ’imâ.
EÇS VI 172a
Sene 1051.
EÇS VI 172a
Sitâyiş-i taşra varoş: Bu aşağı kal‘anın taşrasında cânib-i şarkîsinde bir kat şehir varoşu var. Bunun dahi etrâfı bir kat handaklı ve şarampav dîvârlı palanka hisârdır, ammâ gâyet metîn ve dolma rıhtım olup câ-be-câ kulleleri var, lâkin çit dolma tabyalardır. Ve niçe yerde mazgallar dirsekleri vardır ve niçe yerde şâhî topları [v]ar, ammâ topa muhtâc değildir, zîrâ aşağı kal‘a kullenin topları cümle bu varoşu korudur.
EÇS VI 172a
Ve bu varoşun hepsi üç aded dervezesi var, biri cânib-i kıbleye Ösek kapusu ve biri taraf-ı şimâle Peçoy kapusu ve semt-i garba Seğitvar kapusu var ve bu mezkûr kapuların mâbeynleri yekûnısı iki bin beş yüz adım ihâta eder bir varoş-ı mu‘azzamdır kim tâ aşağı kal‘ayı ihâta etmişdir, ammâ yukaru iç kal‘ayı ihâta etmemiş varoş palankasıdır, zîrâ iç kal‘anın cânib-i garbîsinin iki tarafında iki yerde sazlık ve bataklık buheyredir ve her tarafı gâyet derin fecc-i amîkden nişân verir bir azîm göldür.
EÇS VI 172a
Ve bu varoşun umûmısı yedi mahalledir, ikisi keferelerdir, beşi müslim mahallâtlarıdır. Ve olancası sekiz yüz aded tahta örtülü ve tahta havlılı tahtânî ve fevkânî mükellef ü mükemmel vâsi‘ evlerdir kim her birinde gaytân-ı cinân misilli bâğçeler mukarrerdir.
EÇS VI 172a
Ve barısı yedi mihrâbdır. Evvelâ Malkoç Beğ câmi‘i, dırahtistân içre bir câmi‘-i zıllistândır, ammâ kurşum ile mestûr bir serâmed bânghâne-i Bilâlîli câmi‘-i pür-nûrdur. Andan Eski İskender Beğ câmi‘i, bu dahi ma‘bedgâh-ı atîkdir. Mâ‘adâsı mahalle mesâcidleri ve mezgitleridir.
EÇS VI 172a
Barıdası üç yerde medrese-i âlimândır. Bu şehirde ulemâya ri‘âyet ederler, ammâ ulemâ-yı âlim ü âmil ü kâmil ü fâzıl yokdur, ancak mürde-şûy sûhtevâtlar vardır, ammâ anlarda[n] kılıçları bellerinde ve kitâbları ellerinde gâzî sûhtevâtları vardır.
EÇS VI 172a
Olandası üç yerde tekye-i dervîşân-ı zî-şânları var. Hamusu bir aded mekteb-i sıbyândır. Ve ümmeten bir küçük hammâm-ı hoş-havâsı var. Ve cümleden iki hânları var, ammâ niçe poyataları var kim âyende vü revende müsâfirînler konup göçerler. Ve âmmeten kırk aded dükkânlarında bir üstâd at na‘lbendi var, dünyâda misli yokdur.
EÇS VI 172a
Ve cümle halkı Poturca kelimât edüp serhad esbâbları geyüp ticâret ile geçinüp sofra sâhibi garîb-dost gâzî âdemlerdir kim intihâ-i serhaddir.
EÇS VI 172a
Ve âb [u] hevâsı hemân kal‘a-i Peçoy gibi latîfdir, zîrâ Peçoy dahi cânib-i şimâle 5 sâ‘at karîbdir. Bunun dahi mahbûb gulâmları olur, ammâ cümle yiğitlerdir. Ve bâğ-ı cinânları gâyet çokdur.
EÇS VI 172a
Ba‘dehu bundan cânib-i garba bir gecede {karye-i Bisne'yi ubûr edüp} 12 sâ‘atde,
EÇS VI 172a
Evsâf-ı hısn-ı hasîn hisâr-ı üstüvâr, ya‘nî sûr-ı ibret-nümâ-yı kal‘a-i Seğitvar
EÇS VI 172a
Der-beyân-ı icmâl-i sefer-i hümâyûn-ı feth [u] fütûh-ı kal‘a-i Seğitvar: Sebeb-i gazâ-yı Seğitvar oldur kim mukaddemâ Süleymân Hân Budin'i feth etdikde bu kal‘a-i Seğitvar kalup dest-i Âl-i Osmân'da olan vilâyetleri Seğitvar küffârı harâb u yebâb etdiklerini Budin vezîri Yahyalu Arslan Paşa serîr-i saltanata birkaç def‘â bildirüp devlet tarafından ığmâz-ı ayn olundu.
EÇS VI 172a
Ba‘dehu küffâr günden güne şîrînlenüp Erdel vilâyetinde olan şehrlerimizi ve kal‘alarımızdan Mekke ve Medîne hâssı olan Sekelhit kal‘amız ve Sakmar kal‘amız ve Varat ve Arat ve Tokay ve Kalu ve Kâlü nâm kal‘alarımızı Nemse küffârı alup içine asker koduğunun haberin Erdel kralı der-i devlet-masîre bildirdikde hikmet-i Hudâ Süleymân Hân'ın kemâl mertebe pîr-i fânî olup mübtelâ-yı nikrîs ve herem ve niçe emrâz-ı müzmine ile derd-i sakam sâhibi idi, ammâ yine gayret ü hamiyyet-i pâdişâhîyi elden komayup sene 973 mâh-ı Şevvâl'inin 9 gün serâperde-i Süleymânîsin Çırpıcı Çayırı nâm sahrâda meks-i hıyâm edüp ol gün vezîr-i sânî olan Koca Pertev Paşa'yı Erdel diyârına seksen yedi bin asker ile serdâr edüp Erdel banı olan mutî‘ [u] münkâd Zidmon, Yanoş Kral'a Pertev Paşa'yı imdâd gönderdi.
EÇS VI 172a
Ertesi gün Sadrıa‘zam olan Sokollu Tavîl Mehemmed Paşa'yı elli bin asker ile serdâr-ı mu‘azzam edüp Seğitvar kal‘ası üzre talî‘a-i asker edüp irsâl eylediler. Ve anlar dahi asker-i kerrâr ile kat‘-ı menâzil ederek Seğitvar'a revâne oldular.
EÇS VI 172a–172b
Ba‘dehu Süleymân Hân sene-i mezbûrda mâh-ı Şevvali'l-mükerremin onuncu gününde âdet-i kadîmeleri ve kâ‘ide-i amîme-i şehinşâhîleri üzre Vezîr-i Sânî Ferhâd Paşa'yı ve Vezîr-i Râbi‘ Ahmed Paşa [ve] Vezîr-i Hâmis Kızıl Ahmedlü Mustafâ Paşa ve Şemsî Paşa'yı ve Kadıasker Hâmid Efendi'yi ve sâ’ir erbâb-ı dîvânları cümle götürüp hattâ müsinn ü ihtiyâr umûr-dîde musâhiblerden Matbah 172b Emîni Selîm Hânlı Abdî Efendi'yi ve Kuzu Ali Ağa'yı ve mütekâ‘id Yeniçeri ağası Ali Ağa'yı ve bu hakîr Evliyâ'nın pederi Kuyumcubaşı Dervîş Mehemmed Ağa'yı ve İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin başhalîfesi Ser-hânendegân Dervîş Ömer-i Gülşenî ve niçe bunların emsâli pîr-i fânî vâcibü'r-ri‘âyâ umûr-dîde müsin ihtiyârları ma‘an Seğitvar seferine götürüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek gitmede, ammâ mübârek vücûd-ı şerîflerine pîrlikden za‘af u fütûr ve derd-i belâ-yı nikrîs ile dâ’imâ rencûr olup dâ’imâ taht-ı revân ile râha revâne olarak kal‘a-i Belgrad'dan nehr-i Sava'yı ubûr edüp sahrâ-yı Zemon'da meks-i hıyâm buyurduklarında cümle asâkir-i İslâm deryâ-misâl cem‘ olup pâdişâh-ı gerdûn-vakâr deryâ-misâl asker ile Eğre gazâsına gidüp mukaddemâ Nemse çâsârı Ferdinand Kralın Erdel'de istîlâ etdiği Sakmar ve Tokay ve sâ’ir kılâ‘ları halâs etmeğe azm-i hümâyûnları oldukda hikmet-i Hudâ mukaddemâ Peçoy kal‘ası muhâfazasına ta‘yîn olunan üç aded sancakbeğleri Şikloş kal‘ası altında meks-i hıyâm edüp bârân-ı rahmetden bu beğler gözlerin açamayup herkes haymesinde başun hırkaya çeküp âlem ağyârdan bî-haberdir deyü hâb-ı nâzda iken ol gün Seğitvar kal‘ası banı olan Zirniski Mikloş nâm pelîd-i anîd beş bin atlı ve üç bin yaya küffârlar ile mezkûr beğleri ol yağmur ve kar mahallinde ale'l-gafle basup beğleri ve niçe yüz aded gâzîleri cümle şehîd edüp ve niçe yüzünü esîr-i bend-i zincîr edüp cümle guzâtın mâl-ı ganâ’imiyle kal‘a-i Seğitvar'a gidüp şâdumânlar ederek karâr-dâde olur.
EÇS VI 172b
Ba‘dehu bu haber-i mûhiş mesmû‘-ı pâdişâhî oldukda Eğre gazâsı ve Erdel'de alınan kılâ‘ların istihlâsından ferâğat edüp "Bismillâh niyyetü'l-gazâ-yı Seğitvar" deyüp ol ân dâmen der-miyân edüp Sokollu Mehemmed Paşa-yı müdebbiri talî‘a-i asker edüp Seğitvar kal‘ası üzre gönderir. Bahren Karlıeli sancağına mutasarrıf Ali Portuk nâm kapudanı Tuna nehri üzre üç yüz pâre firkate ve tıransa ve kırk pâre kalyeta kadırgalar ile donanma-yı hümâyûnu nehr-i Dırava'ya serdâr edüp irsâl eder.
EÇS VI 172b
Hulâsa-i kelâm pâdişâh-ı âlî-hümâm menâzil kat‘ ederek Peçoy-ı dilcûy sahrâsında İrşan nâm bir cebel-i azîmin dâmeninde meks-i çetr-i mülammâ‘ olup ol ân Budin beğlerbeğisi Arslan Paşa'yı otağ önünde katl edüp zümre-i şehîdâna dâhil oldu.
EÇS VI 172b
Sebeb-i katli oldur kim Süleymân Hân Eğre seferine ve Erdel taraflarına azîmet etdiklerinde ol mahalde Nemse kralı Süleymân Hân'ın bu tarafa seferinde haberdâr olup deryâ-misâl cünûd-ı cünübler cem‘ edüp âmâde iken merkûm Arslan Paşa ol mahalde Budin askeriyle Ustolni-Belgrad kal‘ası kurbunda Polata kal‘ası ve Çavka kal‘aların muhâsara edüp döğerken hemân Nemse çâsârı olan Ferdinand Kral-ı dâl mevcûd askeriyle Arslan Paşa'yı basup cümle Budin askerin kırup kimin esîr edüp bu kadar bârhâne ve cebehâne-i Âl-i Osmân'a mâlik olup mezkûr Arslan Paşa'yı kova kova Tata ve Papa kal‘alarına gelüp bu iki aded kal‘a-i metînelere bilâ-meşakkat küffâr istîlâ etdüğiyçün bu sebeb ile Arslan Paşa katl olundu.
EÇS VI 172b
Ve Budin eyâleti Sadrıa‘zam Sokollu Mehemmed Paşa'nın ammîzâdesi Mustafâ Paşa'ya ihsân olunup Seğitvar üzre çarkacı ta‘yîn olunur.
EÇS VI 172b
Ba‘dehu bizzât Süleymân Hân ikinci günde kal‘a-i Seğitvar altında top menzilinden ba‘îd göl kenârında serâperde-i Süleymânîsini kurup cemî‘i deryâ-misâl asâkir-i bî-pâyân ile sene 974 târîhinin mâh-ı Muharremü'l-harâmının yigirminci gününde Ağustos'un beşinci günü kal‘a-i Seğitvar'a göz açdırmayup Vezîr Ferhâd Paşa ve Anadolu vezîri bile kal‘anın taraf-ı cenûbîsin kuşadırlar. Vezîr-i hâmis Mustafâ Paşa ile Rûmeli beğlerbeğisi Şemsî Paşa kal‘anın semt-i şimâlîsin kuşadırlar.
EÇS VI 172b
Ve'l-hâsıl himmet-i Sultân Süleymân Hân ile ve re’y [ü] tedbîr sâhibi Sokollu Vezîrin ihtimâm-ı tâmıyla cemî‘i asâkir-i İslâm mûr-ı bî-şümâr mâra üşer gibi kal‘anın etrâfına üşüp yigirmi yedi koldan kal‘aya meterise girüp ale't-tevâlî kal‘ayı balyemez top-ı kûplar ile döğmeğe başlarlar.
EÇS VI 172b–173a
Derûn-ı hisârda mahsûr olan Zirniski Mikloş ve Zirin Hersek nâm segler ile derûn-ı kal‘ada mahsûr yigirmi altı bin kefere kapandığı muhakkak olup anlar dahi derûn-ı hisârdan cenge âhenge başladılar. Ammâ bu kal‘a-i sedd-i İskender nehr-i Reyke bataklığı ve berkeliği içinde cezîre gibi kalmış bir sedd-i Kahkahâ'dır. Hemân cümle guzât fermân-ı şehriyârî ile mezkûr batağın suyun kesüp altıncı günde taşra varoş feth olup bin altı yüz kadar küffâr-ı hâksâr 173a dendân-ı kılıçdan geçüp orta kal‘a fethine mübâşeret olunur, ammâ bu orta kal‘a bir sahrâ-yı azîmin ortasında ve bir deryâ-misâl bir fecc-i amîk batak ve çatak içinde cezîre-misâl bir refî‘u'l-bünyân ve bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-amân olmağile buheyre-i azîmin derdinden kal‘anın yanına varılmaz.
EÇS VI 173a
Her ne hâl ise Pojaga beği Nasûh Beğ bu kal‘ada yedi sene esîr olduğundan bu kal‘ayı muhît olan nehr-i Reyke'nin yolların bilüp anın himmetiyle nehrin bendlerin kesüp gölün suyu kesildi, ammâ içine fîl-i Mengerusî ve Adana câmûsu girse gark olur bir batağ u çatağ ve domuz yatağı yerler kim benî Âdem yanına varmak muhâl.
EÇS VI 173a
Hemân Sokollu Mehemmed Paşa, re’y-i ahsen edüp cemî‘i asâkir-i İslâma yetmiş bin çuval yapağı ve sekiz kerre yüz bin tobra fışkı ve toprak ve niçe kerre yüz bin ağaç kütük ve niçe bin dıraht-ı müntehâları bu cunbul buheyre deryâsının içine kenârdan bırağa bırağa tâ gölün amîki yerine gelüp ana cemî‘i erbâb-ı zu‘amâya ve erbâb-ı tîmâr[a] çit örmek fermân olunup astar ve lensalar örüp bu buheyre içine ilkâ olunan tobralar ve fışkı ve yapağı çuvalları üzre siperler ede ede cümle çitleri döşeyüp âmâde ederler.
EÇS VI 173a
Ve bi-avnillâhi Te‘âlâ himmet-i şâh-ı merdân ile birkaç günden kal‘anın her cânibini doldurup illâ bir cânibi yılma(?) âyine su kalup gayri taraflarında kal‘a dîvârlarına niçe gâzîler serdengeçdilik edüp el vururlar, ammâ kal‘anın bârân-ı la‘net gibi yağan top u kurşum ve kumbarası tesirinden kal‘aya yürüyüş etmek bir vecih ile mümkün değil.
EÇS VI 173a
Hikmet-i Hudâ pâdişâh-ı âlî-vakâr bu mahalde müşevveş-hâtır olup kemâl mertebe nıkrîz zahmeti kendülere veca‘ ü derd [ü] elem verüp ekl [ü] şurbdan kaldılar, ammâ âkıl Sokollu Mehemmed Paşa pâdişâhın ser ü katına(?) kırk hâs odalıyı bile uğratmayup ancak Silihdâr Ca‘fer Ağa ve taşradan bu hakîrin pederi Dervîş Mehemmed Ağa ve Re’îsü'l-küttâb Ferîdûn Efendi ve Kuzu Ali Ağalar pâdişâhın başında musâhabet edüp hidmet-i pâdişâhî edüp halvethâne-i şehriyârîde yatup kalkup bir kimesne ile ihtilât etmezler imiş, ammâ her bâr yalnız Sokollu Vezîr gelüp gidüp taşrada kal‘anın mühimmât [u] levâzımâtların görür imiş.
EÇS VI 173a
Re’y [ü] tedbîr-i Sokollu Vezîr: Çünki pâdişâh-ı âlem-penâh bu mertebe haste-hâl olunca hemân ol ân vezîr-i dilîr "Pâdişâhım böyle fermân etdi" deyü kâmil kırk bin nâmdâr yiğit serdengeçdiler yazup cümleye cebehâne-i pâdişâhîden âlât-ı silâh bezl edüp yürüyüş etmeğe âmâde eder.
EÇS VI 173a
Ve ol gün on bin aded keçilerin boynuzlarına ikişer aded fitiller bağlayup ol bir şeb-i muzlimde vakt-i Şâfi‘îde cemî‘i keçilerin boynuzlarındaki fitilleri yakup bir serdengeçdi âdem bir kösem koyun ile kal‘anın gölü üzre dolmuş çitler üzre yürüyünce hemân beriden asker-i İslâm içre bir sadâ-yı "Allâh Allâh" kopup cemî‘i keçiler gürûh gürûh kal‘aya yürürken hemân küffâr-ı hâksâ[r]lar görse kim bu kadar yüz bin Âl-i Osmân askeri ellerinde fitilleri yakup yürüyüş edüp gelir.
EÇS VI 173a
Hemân küffârın cân başına sıçrayup cemî‘i top u tüfeng ve kumbaralar keçileri âdem sanup enince cümle küffârda ne top u tüfeng ve ne kumbara vü fişeng sıkılı kalmayup cümle keçiler sademât-ı top-ı kûpdan helâk olunca hemân akîbince kırk bin aded serdengeçdi gâzîler dal tîğ-i uryân olup sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup bî-bâk ü bî-pervâ kal‘aya yürüyüş edüp küffârdan top u tüfeng atılmadan hamd-i Hudâ orta hisârı feth u teshîre alup gülbâng-ı Muhammedîler okunup beyâz bayraklar dikildikde cümle küffâr ceng ede ede iç kal‘aya firâr ederler.
EÇS VI 173a
Bu mahalde iki bin kâfir katl olunup yedi yüz aded gâziyân-ı mücâhidân câm-ı şehâdeti nûş edüp yerleri dâr-ı illiyyîn olup bu kal‘anın feth [ü] fütûhu Sultân Süleymân'a müjde olunup,
EÇS VI 173a
"Ah gidi Seğitvar âh" deyüp dağ-ı derûnundan bir âh-ı serd çeküp buyururlar kim,
EÇS VI 173a–173b
"Dahi Seğitvar'ın iç kal‘ası alınmadı ise işte henüz benim vücûdum kal‘ası alındı" deyüp ol gün kasâvetinden Süleymân Hân sene 974 mâh-ı Safer'in 22 günü serîr-i saltanatın terk edüp dâr-ı bâkîye irtihâl etdikde hemân âkıl u müdebbir Sokollu Vezîr na‘ş-ı Süleymân Hân'ı Silihdâr Ca‘fer Ağa ve Ferîdûn Beğ ve bizim pederimiz ve Kuzu Ali Ağa ve Abdî Efendi ile na‘ş-ı Süleymân Hân'ın karnını yarup ûd u amber ve müşg ü za‘ferân ile tuzlayup Süleymân Hân'ın obası içre, vücûd-ı Süleymân Hân'ı "Amâneten" deyü yere defn edüp kalbini ve muzahrafât ve ciğerini hâlâ Türbe kal‘ası olan yere defn edüp Sokollu Vezîr bizim peder ile 173b beş ad[ed] musâhiblere yemîn verüp pâdişâhın merhûm olduğun ifşâ etmeyeler ve na‘ş-ı şerîfin defn olunduğu yerden taşra çıkmayup gûyâ Süleymân Hân hayâtda gibi yine
EÇS VI 173b
"Pâdişâhım şöyle ve pâdişâhım böyle" deyüp kelimât edeler ve,
EÇS VI 173b
"Pâdişâhım filân devâyı ve filân ta‘âmı ve filân eşribeyi ister" deyü taşra çıkup kilarcıbaşıya ve haznedârbaşıyı haber edeler, yine savma‘aya gireler, deyü gûnâ-gûn re’y [ü] tedbîrler edüp ol ân bir sebük-rûh perkende âdem ile Kütâhiyye'de vâlî olan Şehzâde Selîm Hân-ı Sânî'ye,
EÇS VI 173b
"Elbette pâdişâhım Seğitvar altında bize yetişüp cülûs edesin. Yohsa cemî‘i ibâdullâh ve sancağ-ı Resûlullâh kâfiristânda kalır. El-hükmülillâh" deyü haber gönderüp hemân Sokollu Vezîr taşra çıkup dîvân-ı pâdişâhî edüp cümle vüzerâ ve vükelâya pâdişâhın selâmın teblîğ edüp,
EÇS VI 173b
"Pâdişâhım orta kal‘anın fethinden ziyâdesiyle hazz edüp sehel vücûdumdaki illetlerim hiffet buldu. Hemân kullarım iç kal‘a fethine de kış gelmeden sa‘y-i cehd-i ihtimâm etsinler. İnşâallâh ser-i kârda olanlara dahi ziyâde menâsıb-ı âlîler ihsân ederim, buyurdular" deyü Sokollu vezîr, pâdişâh-ı merhûmun ağzından böyle re’y-i ahsen kelâmlar söyleyüp cümle vüzerâ ve vükelâlara yüz elli kadar hil‘at-i şehriyârîler geydirüp andan iç kal‘aya sarılmağa mübâşeret ederler.