EÇS VI 175b
Çünki Selîm Hân-ı Sânî müstakil pâdişâh olup yedi gün yedi gece donanmalar olup cemî‘i diyâra tecdîd-i sikke ve hutbe emirleriyle her diyâra birer ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîler gidüp ibtidâ Belgrad'da Süleymân Hân câmi‘inde Selîm Hân nâmına hutbe-i şehinşâhı Hâmid Efendi okuyup ba‘de salâti'l-Cum‘a Belgrad kal‘asından tâ vakt-i gurûba varınca bin pâre toplar atılup şâdumânlar olur. Ertesi gün cemî‘i kâfiristân krallarına,
EÇS VI 175b
"Elbette tecd[îd]-i sulh edüp mu‘tâd-ı kadîmeleriniz üzre elçilerinizle harâclarınız gönderin ve illâ inâd u muhâlefet ederseniz vaktinize hâzır olun" deyü haberler gitdikde cümle küffâr havfinden "Sem‘an ve tâ‘aten" deyüp illâ Venedik-i Bundukanî varan elçiye niçe zebân-dırâzlıklar edüp elçimizi redd etdiği mesmû‘-ı Selîm Şâh olup Belgrad'dan ılgar ile Der-i devlete gelüp Venedik kâfirinin Kıbrıs cezîresi üzre "Niyyetü'l-gazâ" deyüp mühr ile Kara Mustafâ Paşa'yı cezîre-i Kıbrıs'a serdâr-ı mu‘azzam edüp gönderir.
EÇS VI 175b
Ve donanma-yı hümâyûn ile yedi yüz pâre kalyon ve kadırga ve sâ’ir sef[î]neler ile asâkir-i İslâm cezîre-i Kıbrıs'a yetişüp ibtidâ Mavosa kal‘asın andan Lagosa kal‘asın, andan Baf kal‘asın, andan Tuzla kal‘asın, andan Girniye kal‘asın ve'l-hâsıl yedi yüz yetmiş mîl cezîre içre yetmiş altı pâre kal‘asıyla ve tokuz yüz pâre köğüyle ve altı kerre yüz bin aded re‘âyâsıyla cezîre-i Kıbrıs üç yılda feth olup hâlâ dest-i Âl-i Osmân'da bir cezîre-i Kıbrıs'dır kim Bahr-i Sefîd içre misli yokdur.
EÇS VI 175b
Bu Selîm Hân-ı Sânî bir uğuru açık pâdişâh-ı cem-cenâb idi. Be-kavl-i müverrihîn bunlara Serhoş Sultân Selîm derler. Dedesine Yavuz Sultân Selîm derler kim fâtih-i Mısır'dır. Ammâ aceb vâkı‘ olmuşdur. Süleymân Hân-ı mağfûrun babası Selîm ve oğlu Selîm, iki Selîm mâbeyninde bir Süleymân idi.
EÇS VI 175b
Ba‘dehu Selîm-i Sânî Kıbrıs gazâsı mâlıyla Edirne'de dörd minâreli ve üçer şerîfeli ve ikisi üçer yollu minâreli câmi‘i bu Selîm Hân-ı Sânî binâ edüp ibtidâ Cum‘a namâzına giderken Çorlu ovasında çorlu olup na‘şı Ayasofya-yı Kebîr sâhasında defn etdiler. Sene (---) müddet-i saltanatları olup zamân-ı devrinde devlet-i Âl-i Osmân emn [ü] amân olmuş ve Kıbrıs gazâsı mâlıyla pederi Süleymân Hân'ın Seğitvar'da medfûn olan kalb-i şerîfi üzre bir kal‘a ve bir türbe-i pür-envâr binâ etdiler.
EÇS VI 175b
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Seğitvar-ı metîn
EÇS VI 175b
Sene 974 târîhinde bizzât Süleymân-ı zamân feth ederken merhûm olup iki günden sonra bu kal‘ayı Süleymân Hân'ın ölüsü feth edüp vekîl-i şehriyârî Sokollu Mehemmed Paşa tahrîri üzre Budin eyâletinde sancakbeği tahtı iken ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân (---) asrında kal‘a-i Kanije feth olup eyâlet tahrîr olundukda bu Seğitvar sancağı hâlâ Kanije eyâletinde başka sancakbeği taht[ı]dır.
EÇS VI 175b
Taraf-ı şehriyârîden beğinin hâssı 516.230 akçedir ve 600 tîmârdır ve 10 aded ze‘âmetdir. Hâlâ alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i ma‘rekede beğinin askeriyle cümle üç bin altı yüz aded askere mâlikdir. Ve hâkim-i şer‘îsi üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibâr-ı eşrâfı vardır.
EÇS VI 175b
Ve üç oda kapukulu yeniçeri ağası ve Budin kulu serdârı ve sipâh kethudâyeri ve yüzer oda topçu ve cebeci ağaları ve muhtesib ağası ve harâc ağası ve bâcdârı ve mi‘mâr ağası ve şehir kethudâsı ve kal‘a dizdârı ve cümle {üç aded kal‘ada} 356 aded kal‘a neferâtlarından cümle yigirmi dörd ağalıkdır. Ve hîn-i cengde on bin aded cengâver ü dilâver askere mâlikdir. Kerrât ile yedi Hersek askerin bozup sındırmış asker-i bî-amândır.
EÇS VI 175b
Evsâf-ı taşra varoş-ı azîm Seğitvar: Sene (---) târîhinde Sührâb Mehemmed Paşa Kanije vâlîsi iken bu taşra varoşun etrâfına bir sa‘b hisâr-ı metîn dolma ve rıhtım palanka kal‘a inşâ edüp bir handak-ı amîk kazup toprağın kal‘a dîvârı palankası içre doldurup dîvâr üzre atlılar gezer, tâ bu mertebe vâsi‘ palanka dîvâr olup her bir direkleri mîşe ve pelîd ağaçlarıdır kim (...) dönmüş yedi yerde tabyaları ve dirsekli ve câ-be-câ topları vardır.
EÇS VI 175b–176a
Ve bu varoşun 176a Peçoy kapusundan tâ Kopan kapusuna varınca dâ’iren-mâdâr dörd bin aded hatve ihâta edüp dîvârının kalınlığı on adımdır ve kaddi yigirmi arşın olup dâ’iren-mâdâr etrâfı fecc-i amîk handakdır kim nehr-i Reyke'den gelir. Nehr-i Reyke dahi kal‘a-i Kopan dağlarından gelir, bataklı ve çataklı ve hınzîr yataklı bereklikdir.
EÇS VI 176a
Ve bu varoşun cümle iki kapusu var. Cânib-i şarka Peçoy kapusu, cânib-i garba Kopan kapusu metîn ve kavî ağaç kapuları önlerinde handak üzre haşeb cisrleri var, kapuları muhâfaza eder serâmed şâhî topları var.
EÇS VI 176a
Ve bu taşra varoş içre bâğ u bâğçe ve vâsi‘ havlılı çoğu kırmızı kiremit örtülü ve niçe yüzü şindire tahta örtülü ve tahta havlılı tahtânî ve fevkânî cümle tahta haşeb binâ hânedânlardır kim cümlesi bin yüz aded mükellef hânedân-ı ra‘nâlardır, ammâ Sührâb Mehemmed Paşa bu varoşu palanka ile ihâta edeli günden güne amâr olmada, bir varoş-ı mu‘azzam olmadadır, ammâ bu taşra varoşda çârsû-yı bâzâr yokdur.
EÇS VI 176a
Kefere re‘âyâ-yı Sırf'ı çok olmağile mükellef câmi‘leri ve gayri hayrât-ı imâretleri yokdur. Cümleden İbrişimzâde hânesi ve Çüvü Zâ‘im hânesi ma‘mûrdur.
EÇS VI 176a
Der-sitâyiş-i Orta varoş-ı Seğitvar: Bu dahi bir sahrâ-yı çemenzâr içre Reyke nehri batağı içre şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuş cirmi kâmil bin beş yüz germe adımdır. Taşradaki mezkûr varoşa muttasıl olup cânib-i kıbleye iki sıra tûlânîce vâkı‘ olmuşdur, zîrâ iki yanları mezkûr batak ve çatak bereklikdir kim tûlânîsi beş yüz adım dîvârdır. Ve Peçoy kapusu dîvârı ve iç kal‘aya gidecek kapu dîvârı ikişer yüz ellişer adım dîvârdır. Bu hisâbca "Bu orta kal‘anın gird-â-gird cirmi bin beş yüz adımdır" deyü bâlâda dahi tahrîr olunmuşdur.
EÇS VI 176a
Ve dîvârının kalınlığı ellişer ayak enli rıhtım çim dolma sedd-i metîn palanka dîvârdır. Ve kadd-i hâiti yigirmişer arşın âlî meşe direklerinden mebnî palanka-i kavî sûr-ı üstüvârdır.
EÇS VI 176a
Ve bu orta hisârın cümle dörd aded metîn ü müstahkem kapuları vardır. Evvelâ cânib-i şarka mekşûf Peçoy-ı dilcûy kapusu gâyet metîn bâb-ı hadîd olup bu dervezenin kemeri üzre bir ibret-nümâ sâ‘at kullesi mîkât üzre deverân eder bir sâ‘atdir. Bu kapudan tâ Bobofça kapusuna varınca iki yüz germe adımdır ve gâyet vâsi‘ şâhrâhın iki tarafında cümle üç yüz aded haşeb dükkânlardır.
EÇS VI 176a
Andan Şıklofça kapusundan tâ iç kal‘a cisrinin kapusuna varınca germe beş yüz adımdır. Ve bu orta hisârın şâhrâhların cümle Boynueğri Mehemmed Paşa vâlî-i Kanije iken tahta döşeyüp pâk zokaklar olmuş. Eğer tahta döşenmese vakt-i şitâda çamurdan bu şehir içre gezilmezdi, zîrâ alçak bataklı zemîndir. Ve bu tahta döşeli çârsû içre Ali Paşa câmi‘i var ve bir çeşmesi var. Ve mahkeme çeşmenin kurbundadır.
EÇS VI 176a
Ve bu orta hisâr içre cümle dörd yüz yetmiş aded tahtânî ve fevkânî haşeb binâ niçesi kiremitli ve ba‘zısı şindire tahta örtülü bâğçesiz daracık evlerdir, zîrâ bu orta hisâr küçük olmağile evleri dardır, ahâlîsi berhordârdır.
EÇS VI 176a
Ve cümle bir mahalle ve beş mihrâbdır ve cümle iki medresedir. Ve cümle üç aded mekteb-i sıbyândır. Ve cümle bir küçük hammâmdır ve cümle bir hândır ve cümle iki aded hânkâh-ı dervîşândır.
EÇS VI 176a
Evsâf-ı hisâr-ı sedd-i İskender-i Seğitvar-ı iç kal‘a-i üstüvâr
EÇS VI 176a
Seğitvar demek hemân bu iç kal‘adan ibâretdir kim bir hasretü'l-mülûk tahtgâh-ı mahsûd-ı kralân bir kal‘a-i bî-amândır kim niçe yüz krallar gelüp beşer altışar ay muhâsara edüp eyyâm-ı şitâ gelüp kal‘a altı cumbul çamur deryâsı olup hâ’ib ü hâsir menhûshânelerine seg ber-sahrâ giderlerdi.
EÇS VI 176a
Ammâ Süleymân Hân kal‘a-gîr pâdişâh-ı devr-i zamân olup bu hisârı muhâsara edüp döğe döğe feth olunmadığından âhirü'l-emr dâğ-ı derûnundan veca‘-ı maraz müşted olup sebeb-i mev[ti] bu kal‘a-i metîn olmuşdur. Hamd-i Hudâ her ne hâl ise dest-i İslâm'a girmişdir.
EÇS VI 176a
Ammâ bu iç hisâr orta kal‘anın cânib-i garbîsinde bir batak deryâsı içre bir kal‘aya ve bir binâya ittisâli yok başka bir kal‘a-i sedd-i Ye’cûc'dür. Ve orta hisâr bu iç kal‘aya bataklık üzre iki yüz adım tûlu bir haşeb cisr üzre giderken bu cisrin iki başında ve ortasında zemberekler ile mebnî asma cisrlerdir kim her gece bevvâblar bu cüsûr-ı memerr-i nâsları makaralar ile ref‘ edüp bu iç kal‘a bir cezîre gibi kalır.
EÇS VI 176a–176b
Ve bu cisrin sağında 176b iç kal‘a kapusu var kim bu kadar zamândan berü seyâhatimizde bu gûne hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuş bir kal‘a kapusu görmedim. Hakkâ ki bu kal‘aya mânend kal‘a-i ser-bülend yokdur kim niçe yüz bin atalar(?) ve babalar ve analar ağladup hemân Âl-i Osmân'ın bu kal‘ada kırk bin yiğidi şehîd olmuşdur, zîrâ bir sahrâda ve havâlesiz bir batak deryâsı içre vâkı‘ olmuş bir kal‘a-i dâr-ı amândır, lâkin şekl-i murabba‘ vâkı‘ olup bir küçük hisârdır, ammâ cemî‘i kralların gözlerine diken olup mukaddemâ gözlerinin bebeği idi, ammâ dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin adımdır. Buheyre-i berzahda cezîre-misâl bir sûr-ı bî-bâkdir.
EÇS VI 176b
Her sene Kanije vâlîleri bu kal‘a altına gelüp bu kal‘a buheyresin tathîr etdikçe âdem kellesi ve top güllesi ve kılıç ve tüfeng ve gayri envâ‘ından silâhlar ve niçe gûne eşyâlar çıkar.
EÇS VI 176b
Ve bu kal‘a-i Kahkahâ-yı Hırvadistân'ın çâr-kûşe rükn-i a‘zam-misâl Şeddâdî tula binâ dörd aded tabya-i azîmleri var kim her birinde biner âdem ceng etse yerim dar demez ve her birinde onar aded balyemez topları var kim gûyâ her biri birer siper ardında ejder-i heft-ser gibi kemîngâhda durup her biri buheyre içindeki sazlığa ve karşu tavla kenârlarındaki sahrâlarda kuş kondur[maz] balyemezler ve kâfire amân vermezler top-ı serâmedlerdir. Ve bu topların mâ-fevkinde birer kat dahi on aded kolumburna topların her birisi çim ve rıhtım toprak dolma siperlerin ardlarında cemî‘i mühimmâtlarıyla âmâde cümle üstleri tahta örtülü hâzır-bâş ağızlı toplardır kim her topun hüddâmları yaz ve kış yanlarında yatırlar, zîrâ gâyet serhad yerdedir. Ve bu iç kal‘a[nın] kıbleye nâzır bir kapusu var, ammâ üç kat Metîn ve Kavî ismine mazhar olmuş hadîd kapulardır. Metânet üzre olsun içün alçak ve küçük kapulardır kim her birinin arasında niçe bin hiyel ü şeytanat ile âmâde dervezelerdir.
EÇS VI 176b
Ve her kapu mâbeyninde cemî‘i âlât-ı silâh ve yat u yarağ zeyn olup durur. Ve cümle pâsbân ve bevvâbân ve nigehbân ve mustahfızânlar bu mahallerde lu‘b u lehve meşgûl olup nevbet beklerler.
EÇS VI 176b
Ve bu kapu taşrasındaki tabya dîvârının yüzünde yol üzre âdem kaddi dîvârda çâr-kûşe beyâz mermer üzre celî hat ile bu târîh tahrîr olunmuşdur:
EÇS VI 176b
İki kulle yapdı avn-i şâh ile,Mustafâ Paşa bi-avn-i Kirdkâr.Kulleler Elburz'a mânend oldular,Her biri hısn-ı hasîn-i üstüvâr.Kul oda olsa Seğitvar'a ne tan,Olmadı mı her birisi bir hisâr.Ey Velî savt ile dedim târîhin:Dâ’imâ olsun cihânda ber-karâr.Sene 981.
EÇS VI 176b
Ve bu mezkûr kulle-i erba‘anın mâbeynleri âdem gövdesi kadar kalın kırkar arşın âlî evce ser çekmiş pelîd ve mîşe dırahtlarından dolma rıhtım sedd-i Nemrûd-misâl palanka dîvârdır kim üzerinde fârisü'l-hayl olanlar cirid oynasalar mümkündür. Tâ bu mertebe vâsi‘ ve arîz iç kal‘a dîvârıdır kim enniliği ellişer adım kalındır.
EÇS VI 176b
Ve bu kal‘a kapusunın iç yüzünde iki kulle-i azîm mâbeyninde cümle kal‘aya ve tabyalara ve şehre havâle Çengîzâde Ali Paşa tabyası gûyâ bir kûh-ı Demâvend'e benzer bir sedd-i İskender'dir kim hâlâ bu kal‘anın dîdebânıdır. Evce berâber bir dağ pâre bir tabya inşâ etmiş kim bir kal‘ada nazîri yokdur. Cânib [ü] etrâfında birbirinden âlî balyemez topları ve gayri darbuzanları ve kolumburna ve havân topları mazgal deliklerinde ve sepet siperler ardında kat-ender-kat kirpi tüğü gibi zeyn olmuş azîm balyemez topları var.
EÇS VI 176b
Ve bu Çengîzâde tabyasının tâ zirve-i a‘lâsında cihân-nümâ bir kasr-ı âlîsi var, şehir a‘yânları ve cemî‘i erbâb-ı ma‘ârif yârânları anda cem‘iyyet edüp şeb [ü] rûz bu tabya üzre kal‘a neferâtları bunda nevbet ile bekleyüp etrâf [u] eknâfdan gelen düşmanları gözedirler bir mecma‘u'l-irfân cihân-nümâ bir tabya-i serâmeddir.
EÇS VI 176b
Ve bu kal‘anın cümle cebehânesi ve hazînesi bu Çengîzâde'nin cihân-nümâ karavulhâne olan tabyası altında olup kapusu iç kal‘ada olup Süleymân Hân câmi‘i ve Kral kuyusu âb-ı hayât sudur kim bu iç kal‘adadır.
EÇS VI 176b
Ve cümle yigirmi aded şindire tahta örtülü tahtânî evlerdir, fevkânîleri yokdur. Cümleden Zirinoğlu evi mükellefdir, hâlâ dizdâr sâkin olur. Buğday anbârı dahi bu iç kal‘adadır ve'[s-]selâm.
EÇS VI 176b
Ve bu Seğitvar'ın taşra varoşunda ve orta hisârında ve iç kal‘asında cümle iki yüz yetmiş aded sağîr ü kebîr toplardır kim Hudâ hıfz ede.
EÇS VI 176b
Ve bu üç aded hisârda cümle on aded mahalle-i müslimîndir. Taşra varoşda beş mahallesi keferelerdir. Ve "Cümle iki bin elli aded kiremitli tahta örtülü hânelerdir" deyü mahkemede kadı efendi sicillâtdan çıkarup haber verdi.
EÇS VI 176b
Ve cümle on aded mihrâbdır, ammâ yedisinde salât-ı Cum‘a edâ olunur cevâmi‘lerdir. Evvelâ iç kal‘ada Süleymân Hân'ın Küçük câmi‘i.
EÇS VI 176b–177a
Andan orta hisârda çârsû içre Ali Paşa câmi‘i kurşum ile mestûr bir câmi‘-i pür-nûrdur kim cemâ‘at-i kesîreden bir ân hâlî olmaz. Bir minâre-i serâmedine bu hakîr yüz on kademe 177a ner[dü]bân ile çıkup şehr-i Seğitvar'ı seyr [ü] temâşâ edüp üç yüz elli aded kiremitli hâneler saydım. Mâ’adâ tahta örtülü büyûtlardır. Ve bu Ali Paşa câmi‘inden gayri kurşumlu câmi‘ yokdur. Ve kıble kapusu üzre celî hat ile târîhi budur:
EÇS VI 177a
Bahr-i rahmet[e] garîk Ali Paşa,Eser-i hayri makâm-ı dil-küşâ.Hâtif-i gayb görüp dedi târîhCâmi‘-i şerîf makâm-ı a‘lâ.Sene 997.