EÇS VI 178a
Kantara tamâm olunca hemân Sadrıa‘zam on pâre balyemez toplara bir fitilden âteş etdirüp cümle yeniçerileri cisrlerin karşu tarafına geçirdüp cisir başlarında meterislere girüp ol gece sabâha dak cümle asker nehr-i (---) üzre yeni cisrlerden ve Kral Köprüsü'nden asâkir-i İslâm mûr [u] mârdan ve bilâ-aded asel-i zenbûrdan çok olup deryâ-misâl cüyûş-ı muvahhidîn gürûh gürûh ubûra mübâşeret etdiklerinde gulgule-i Rûm ve velvele-i Rûm leşkeri mûr-ı şümârdan efzûn olduğundan zemîn u âsumân-ı nuh eflâke dehşet ve mehâbet târ oldu. Ve cümle asker kemâkân karşu tarafda ve hayme vü hargâhlarında meks etdikde Sadrıa‘zam cemî‘i balyemez toplara yine bir fitilden âteşler etdirüp zemîn ü âsumân "Yan yan ban ban" sadâ verdi.
EÇS VI 178a
Ve yine Kanije tarafından küt-â-küt topların sadâsı ale't-tevâlî gelirdi. Şeb [ü] rûz arası kesilmezdi, zîrâ kal‘a-i Kanije kâfire kâfir dahi yedi kraldan Kanije'ye toplar urulduğundan subh u mesâ tarafından topların sadâsı kesilmezdi.
EÇS VI 178a
Hikmet-i Hudâ Kanije tarafında olan karavullarımız bir şehbâz yiğidi tulum ile Sadrıa‘zam huzûruna götürüp hemân ol fetâ-yı gâziyân,
EÇS VI 178a
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
EÇS VI 178a–178b
"Vallâhi devletli vezîr, kefere-i hîlekârın kâğız-ı dür[û]ğunda(?) eyle 178b tahrîr etmiş kim ‘Bire hey Türk sizin pâdişâhınız atdan tekerlenüp ölmüş, vezîria‘zamınız Edirne'ye gitmiş, vezîrinizin dahi va‘desi yetmiş güne dek yetmiş. Siz kimin içün bu kal‘a-i Kanije'de aç uyuz ve kan kuduz olup ceng edersiz. Hemân bir gün evvel amân ile kal‘adan çıkup gidin. Yohsa İsvet Nikola sultânımız hakkı yarın bir gün bu Kanije'ye yürüyüş edüp sizin cümlenizi dîn-i kadîmimiz sâhibi Hazret-i Îsâ ve Meryem Ana aşkına sizi kırmadan dipdiri kebâb edüp sağ kalanlarınıza kebâblarınız yediririz’ deyü hîle ile şeytanatlı kâğızların guzât bulup kırâ’at olundukda kizb-i mahz olup hîle ile tahrîr olduğuna haml edüp yine cenge ma‘a'z-ziyâde âheng edüp devletli vezîr her gün her gece kâfire göz açdırmayup top u kumbara ve kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırırlar, ammâ hemân devletli vezîr derdimiz açlıkdandır. İşte cümle kal‘a ağalarının arz [u] mahzarları ve paşamızın feryâdnâmeleri" deyüp bu ebü'l-kelâm yiğit arzları Sadrıa‘zamın dest-i şerîfine verüp Âsaf-ı münşî-i dilîr feza‘nâmeyi kırâ’at etdikde mefhûmu ma‘lûm-ı şerîfleri olup bir âh edüp eydir:
EÇS VI 178b
"Her zamân bu dehr-i denîde kişinin vefk-ı murâdı üzre bir şeyi ber-karâr olmaz" deyüp bu şi‘ri terennüm etdi. Mısra‘:
EÇS VI 178b
deyüp vâfir müte’ellim-künân olup merdüm-i dîdelerinden çekîde çekîde hûn-âlûd nem yem-misâl cereyân etdi.
EÇS VI 178b
Zîrâ Kanije'den gelen feryâdnâmeler içinde tuzlanmış âdem gözleri ve kan ile tahrîr olmuş âh [u] enîn sözleri ve hâlâ yedi kral-ı dâl bizi muhâsara edüp,
EÇS VI 178b
"Yedi günde yedi koldan yedi bin ma‘dût top gülleleri urup yedi yüz âdemlerimiz Hürr-i şehîd olup meskenleri cennet-i Me’vâ olup kâfirden top güllesi yemeden gayri yeyeceğimiz kalmadı. Ve Bobofça ve Berezense ve Peçoy ve Varad kal‘aların kâfir alalı ve Ösek köprüsün yakalı bize bir imdâd ve zahîre ve mevâcib gelmeyüp hâlimiz mükedderdir. Amân devletli vezîr lillâhi ve Resûlihi bize imdâd yetiş" dediklerinde hemân Sadrıa‘zam feryâda gelen sâhib-i kelâm yiğide beş yüz altun ihsân edüp cümle Kanije askerlerine bir tesellînâme tahrîr edüp,
EÇS VI 178b
"İşte size imdâd yetişdim" deyü kâğızı feryâdnâmeyi getiren yiğide verüp,
EÇS VI 178b
"Göreyim seni şehbâzım. Düşmanın içinden Kanije kal‘asına nice girüp imdâd geliyor haberin götürürsün. Yürü Allâh dest-gîrin ola" dedikde ol ân nefîr-i rıhletler çalınup elli pâre balyemez ve üç yüz pâre top-ı şâhîler atılup cemî‘i asâkir-i İslâm Kral Cisri nâm mahalden,
EÇS VI 178b
Sene 1074 târîhinde Kanije kal‘ası imdâdına gidüp küffârın taburu münhezim olduğun beyân eder
EÇS VI 178b
Evvelâ Kral cisrinden hareket olup Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa eyâlet-i Budin askeriyle atları çarkacı ta‘yîn olunup Eğre vezîr[i] sağkola ve Tımışvar vezîri solkola ve Haleb eyâletiyle Gürcî Mehemmed Paşa dümdâr ta‘yîn olunup sâ’ir vüzerâ [ve] vükelâlar kanûn-ı pâdişâhî üzre yemîn ü yesârda cenâhayn-vâr deryâ-misâl asker gürûh gürûh gitmede. Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Ahmed Paşa ise on iki bin müsellah ve mükemmel kendü askeriyle gidüp bizzât Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfin önü sıra yürüdüp cemî‘i balyemez toplar endâht olup dağlar ve dırahtistânlar inil inil inleyerek cümle asker-i İslâm çet-a-çet giderken Kanije'den toplar atılmaz oldu. "Âyâ bunun aslı ne ola? Allâhümme âfinâ. Âyâ Kanije'ye küffâr istîlâ mı etdi ola?" derken hemân anı gördük. Mukaddemâ feryâdnâmeler ile gelen fetâ at boynuna düşüp Sadrıa‘zama gelüp,
EÇS VI 178b
"Müjde devletli vezîr, küffâr sizin deryâ-misâl asker ile geldiğinizin istimâ‘ {edüp} havf ü haşyetden ve salâbet ü mehâbet-i askere tâkat getiremeyeceğin bilüp cümle hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh ve cebehâneleri ve bu kadar balyemez topları ve bilâ-hisâb mâl-ı hazâ’inlerin yedi kral bırağup şimdi Keckivar nâm Yenikal‘a altına firâr etdiler. Hâlâ taburları içinde niçe bin çeri küffârlar arabaların yükletmede ve bizim Kanije gâzîleriyle çata pat ceng etmededirler. Hemân devletli vezîr kâfirin ardı sıra Tatar Hân askeri ve salt atlı olan gâzîler dahi gitsinler" deyince tarfetü'l-ayn içre Tatar Hânzâde Ahmed Giray Sultân kırk bin çatal atlı Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile ılgarup berk-i hâtif gibi kâfirin akîbince ra‘d-vâr gitmede. Hemân Sadrıa‘zam cemî‘i bârhâneyi dündâra bırağup anlar dahi salt asker ile cânib-i cenûba ılgarup 3 sâ‘atde,
EÇS VI 178b
İstihlâs-ı kal‘a-i Kanije ve evsâf-ı eşkâl-i tabur-ı küffâr-ı makhûr
EÇS VI 178b–179a
Çünkim Sadrıa‘zam Kanije kal‘ası buheyresinin sâhilinde küffârın tabur-ı azîmi içine girüp bir tabahâne(?) haymecikde meks edüp cümle bu tabur içre kâfirden kalan cebehâne ve bârhâne ve mâl-ı hazâ’ini Defterdâr Paşa ve cebecibaşı cemî‘i mâl-ı firâvânı mu‘temedün aleyh âdemlerin defterleriyle kabz olunup asker-i İslâm'dan 179a kırk bin aded "Benem, dîğer nîst!" deyen gâzîlerden kâfiri kovmağa me’mûr olup revâne oldular. Bu ânda Kanije gâzîleri küffârın firâr etdiklerin görüp ölüsü dirisine binüp kal‘adan taşra çıkup tabur içinde kalan küffârdan ve dağlarda yetişdikler[i] yerlerde kırılandan üç bin kelle ve iki bin kırk aded kâfirleri kayd [u] bend ile huzûr-ı vezîre getirdiler.
EÇS VI 179a
Hattâ Kız Kralın vezîrin ve Zirinoğlu ammîsin ve Danimarka kralı oğlunu ve'l-hâsıl yetmiş aded kapudan ve haçlı peyker ve tablhâne sâhiblerin cümle dest ber-kafâ bend-i zincîr ile Sadrıa‘zama getirdiklerinde hemân ol Âsaf-ı dilîr vezîrin cûd-ı vücûdı bahri temevvüc edüp Kanije kal‘asının imdâdına Hazret-i Hızır gibi yetişüp küffârdan halâs etdiğinden mâ‘adâ cümle Kanije gâzîlerine dil-nüvâzlıklar ve dildârlıklar ederek,
EÇS VI 179a
"Gazânız kutlu olsun, pâdişâhın ekmeği size helâl olsun" deyüp ibtidâ Kanije Paşası Yentür Hasan Paşa'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire ile bir kat libâs-ı nâdire geydirüp başına bir çeleng takdı, ammâ Hudâ âlimdir, Kanije paşasını bir âdem bilemedi. Bu kadar [zam]ândan berü üstü başı palâs palâs yüzü gözü bârûd-ı siyâh dûdından evkâr çehre idi.
EÇS VI 179a
Andan kadıya ve cümle ağavâta ve cemî‘i (...) a‘yândan iş erlerine ve yigirmi dörd aded bölük ağalarına ve dizdâra ve kapukulu yeniçeri ağasına ve odabaşılara ve yeniçeri çorbacılarına ve'l-hâsıl bu Kanije'de bu renc [ü] anâyı çeküp mahsûr olan kimesnelerden üç yüz on bir aded ser-i kârda olanlara hil‘at-i pâdişâhîler verilüp ve cümleye çelengler takılup yigirmi kîse dahi cümleye ihsân olundukda cümle gâzîler eyitdiler:
EÇS VI 179a
"Devletli vezîr, sen safâ geldin ve Hızır gibi yetişdin. Bizim bu kal‘ada olan ehl [ü] iyâlimiz bile cân baş ile bize imdâd edüp ehillerimiz bile bizimle ceng edüp üç yüzden ziyâde hâtûnlarımız ve kızlarımız şehîde olup hâlâ niçe yüzü top ve kumbara serpindisinden mecrûhalardır. Anlara da ihsân eyle" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde olup ol Hâtem-i Tay sâhib-i kerem, ehl-i himem on kîse dahi kemâl-i kereminden Kanije'nin havâtînlerine ihsân edüp ol ân cemî‘i yakın sancaklara ve karîb kazâlara yüz dâne maslahat-güzâr ağalar her sancaklara emrlerle pârekende ve perîşân olup Kanije'ye ale'l-acele zahîre getirmeğe gitdiler. Ve Sadrıa‘zam Kanije kal‘asın seyr [ü] temâşâya gidüp vîrân hâlde görünce,
EÇS VI 179a
"Bu kal‘a Hazret-i Ebâbekir'in himâyesindedir. Bu kal‘anın ölümü ve havf edecek yeri bu Topraklık varoşundan imiş. Göre küffâr bu mahalden kal‘aya hîle ve şeytanatlar ile gelüp yaklaşmış. Bu mahalle dahi tabyalar ilhâk edüp belki Kanije dahi metîn ve kavî ola" deyü Kanije kal‘asının ta‘mîr ü termîmine üç aded vezîr ve yedi aded sancakbeğleri ve yigirmi aded kazâdan yigirmi bin aded güzîde re‘âyâ vü berâyâlar pîrleri ile gelüp kal‘ayı ta‘mîr ü termîme mübâşeret edüp Kanije buheyresini tathîre başladılar.
EÇS VI 179a
Ve yine ol gün firâr eden küffârı Tatar Hânzâde kova kova tâ Yenikal‘a'ya varınca kâfirleri kıra kıra sâlimîn ü gânimîn Kanije altına yedi bin kelle ve altı bin esîr ve altı yüz aded araba yükü mâl-ı ganâ’imle gelüp Hânzâde hil‘at-i pâdişâhîyle şeref-yâb olup getirdikleri altı bin esîrlerden kapudanları ve goroflarından bin aded kâfirleri "Pâdişâh dutsağıdır" deyü alınup sâ’ir küffârlar ile cümle mâl-ı ganâ’imleri arabalarıyla Tatarlara ihsân olunup mukaddemâ Kanijelinin getirdiği esîrleri cümle bu Tatar esîrleriyle Tımışvar vezîri Seğitvar kal‘asına götürüp andan eyâleti askeriyle Tımışvar'a gitmeğe me’mûr oldu. Ve Eğre Paşası Mehemmed Paşa dahi intihâ-i serhad olmağile ol dahi kal‘a-i Eğre'ye revâne oldu. Ertesi gün,
EÇS VI 179a
Sene 1074 mâh-ı (---) de Sadrıa‘zam Yenikal‘a seferine azîmet buyurdular
EÇS VI 179a
Hakîr İbrâhîm Kethudâ efendimizden me’zûn olup Kanije'de Yentür Hasan Paşa ile kaldım ve cemî‘i a‘yân-ı Kanije ile hüsn-i ülfet edüp Kanije'yi seyr [ü] temâşâya şürû‘ eyledim. Evvelâ,
EÇS VI 179a
Sitâyiş-i eşkâl-i cirm-i tabur-ı makhûr-ı Kanije
EÇS VI 179a
Kal‘asının buheyresi alarkasının cânib-i şarkîsinde, ya‘nî Berezense kal‘ası tarafında Kanije gölünün kenârında küffâr-ı dûzah-karâr Kanije kal‘asın muhâsara edüp zebûn etmek içün bir tabur-ı azîm inşâ etmiş kim makdûr-ı beşer değildir.
EÇS VI 179a–179b
Lisân-ı Serhadlide tabur ana derler kim yâ bir sahrâda yâhûd bir buheyre ve nehir kenârında bir iki kerre yüz bin küffâr ol sahrâda toprakdan kal‘a yapup ve ka‘r-ı azîm handaklar kazup içinde mütehassın oldukları yere tabur derler, ammâ niçe bin taburlar gördük, ammâ bunculayın sa‘b u metîn tabur görmedim. Handakın toprağın cümle iç yüze dağlar gibi yığup topraklar üzr[e] kat-ender-kat meterisler kazup cânib-i erba‘asında yine toprakdan tokuz yerde tabya-i azîmler edüp her tabyada onar aded balyemez toplar koyup üç yerde şaranpavlı kapular yapup ve handaklar içre niçe bin hiyel ü şeytanatlar ile paçarız çarh-ı felekler edüp kapuları 179b önlerinde ve handakların kenârlarında hadd [ü] hasrın Hudâ-yı Müte‘âl bilir.
EÇS VI 179b
Âdem gelince derin küçük küçük kuyular ve çukur çukur çukurlar kazmış kim hîn-i ma‘rekede Türk askeri tabura yürüyüş ederse kuyulara ve çukurlara düşsünler mülâhazasıyla niçe kerre yüz bin aded mülhid çukurları kazmış ve yığılan toprakların ardına niçe bin arabalar ve niçe kerre yüz bin dallı ve budaklı dıraht-ı müntehâları dizüp paça[rı]z etmiş ve bu taburun ortasında bir kat küçük tabur dahi kazup gûyâ iç kal‘a edüp cümle hazîne ve mâl-ı erzâkı bunda idi.
EÇS VI 179b
Ve Kanije buheyresi kenârında iki yüz pâre kayık ve çırnıkdan ziyâde gemiler var idi kim bunlar ile Kanije'ye yürüyüş edüp asker döğe, ammâ mel‘ûn küffâr var kuvveti bâzûya getirüp Kanije gölün birkaç yerinden birer ok menzili iğne(?) topu doldurmuş. Hakkâ ki Sadrıa‘zam varmasa ihtimâl idi kim birkaç günden Kanije kal‘asına bir hatâ ere idi. Hudâ hıfz etdi.
EÇS VI 179b
Ammâ bir tabur dahi Kanije kal‘asının cânib-i garbîsinde Topraklık nâm varoşunda bir kat bir tabur içinde Kız kral ve Danimarka kral ve Donkarkız kral bu taburdan Kanije'yi döğerlerdi, lâkin küçük tabur, ammâ bu mezkûr Zirinoğlu ve Began ve Nadaj ve Kettanoğulları'nın taburları gâyet büyükdür. Hattâ hakîr bu taburu at ile iki sâ‘atde gücile dolaşup temâşâ etdim. Ve bu taburda küffâr meymene ve meysere durup bî-bâk ü bî-pervâ Kanije'yi döğerken Sadrıa‘zamın toplar ata ata geldiğin küffâr-ı hâksâr işidüp cân u baş havfine düşüp karârları firâra mübeddel olup bu tabur içre ol kadar mâl-ı ganâ’im ve cebehâne bırakmış kim hisâbın Hudâ bilür.
EÇS VI 179b
Hattâ biz de ol gün on tokuz aded balyemez toplar ve yigirmi aded kolumburuna toplar ve kırk aded şâhî toplar bırağup gayri şâhîleri at arabalarıyla götürmüş. Anların da niçesin Tatar askeri bırakdırmış ve kırk bin top güllesi ve üç yüz araba bârûd-ı siyâh ve altı bin aded kumbara ve sâ’ir cebehânelerin envâ‘ların Hudâ bilir. Cümle bu cebehâne mühimmâtları ve sâ’ir hazâ’inleri ve tabur etrâfında olan kerasteleri cümle kal‘a-i Kanije'ye taşıyup hıfz etdiler. Ve Yentür Hasan Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle küffâr taburuna cemî‘i asâkir-i İslâm ve bu kadar re‘âyâ vü berâyâlar üşüp üç gün üç gecede taburun handakların ke'l-evvel doldurup bir hafr-i sa‘îrden nâm u nişân kalmadı.
EÇS VI 179b
Der-beyân-ı evsâf-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i üstüvâr-ı metîn hisâr-ı sedd-i İslâm-ı kavî sûr-ı Kanije
EÇS VI 179b
Lisân-ı Latin ve Hırvad ve Sırf ve Voynık ve Bulgar ve Boşnakda (---) (---) (---) demekdir, ammâ lisân-ı Fireng'de Köpek kal‘ası demekdir, zîrâ zamân-ı kadîmde bir fakîr domuz çobanı bu Kanije buheyresi içre bir külbe-i menhûshâne yapup birkaç yüz hınzîra ve birkaç yüz köpeğe mâlik olup domuzlar Kanije gölünün eğir köklerin yemeden semîn hınzîrlar olup mezkûr domuz çobanı iki yüz sene ma‘mûr olup niçe kerre yüz bin hınzîr satarak niçe milyon mâl-ı firâvân peydâ edüp tenâsül-i evlâd bularak bu kal‘a-i Kanije'yi ibtidâ tabya-misâl ol koca domuz ve köpek çobanı binâ etmeğile Kanije, ya‘nî Köpek hâne nâmıyla müsemmâ bir sûr-ı ra‘nâ olur.
EÇS VI 179b
Ba‘dehu âb [u] hevâsının letâfetinden ve eğir kökünün mahsûlâtından meşhûr-ı âfâk olup Ungurus banları dahi zamîme-i binâ ederek bir sedd-i sedîd kal‘a-i üstüvâr olur.
EÇS VI 179b
Ba‘dehu sene 1009 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında be-dest-i Gâzî İbrâhîm Paşa Zirinoğlu elinden amân ile feth etmişdir.
EÇS VI 179b
Sebeb-i fethi oldur kim Tavîl Mehemmed [Paşa] Rûmeli vezîri idi ve Tiryâkî Hasan Paşa Budin vezîri idi. Bu iki vezîr mukaddemce kal‘anın meterislerine imdâda gelen Fransa kralı askeriyle cümle guzât-ı Kanije meterise girüp gûnâ-gûn kal‘ayı döğerken bi-emri Hayy-i Kadîr Kanije'nin iç kal‘asındaki bârûda âteş isâbet edüp kal‘anın cümle der [ü] dîvârların ve niçe bin cengâver keferelerin havâya perrân atup kal‘anın hâli mükedder olunca Sadrıa‘zam İbrâhîm Paşa dahi deryâ-misâl asker ile kal‘a altındaki küffârın taburuna göz açdırmayup aç kurd koyuna girir gibi girüp yedi gün sekiz gece tabur cengi olup âhirü'l-emr küffârın taburunda kırıla kırıla cünûd-ı cünübü az kalup bir gece Mekemorya câniblerine firâr ederler.
EÇS VI 179b–180a
Ertesi gün derûn-ı kal‘ada mahsûr olan küffâr görseler kim kendülere gelen imdâd-ı taburdan bir cân kefere kalmamış. Hemân küffârın cân başlarına sıçrayup gayri imdâd gelmeden me’yûs olup Kanije'nin burc [u] bârûları üzre beyâz bayraklar diküp "Amân ey asâkir-i Âl-i Osmân" dediklerinde asker tarafından Peçoylu Koca Sinân Çavuş amân-ı Âl-i Osmân ile kal‘aya rehin varup anlar da kal‘anın miftâhlarıyla 180a Serdâr İbrâhîm Paşa'ya gelüp cümle küffâr amân ile uryânen kal‘adan çıkup nehr-i Dırava mukâbelesinde kal‘a-i Mekemorya ve kal‘a-i Ligrad ve kal‘a-i Çakato[r]na'lar yine yıkılup asker-i İslâm bile nehr-i Mora[va]'ya varınca götürdüler.
EÇS VI 180a
Andan Kanije paşalığın Alacaatlı Hasan Paşa'ya verdiler. Ve cümle mühimmât [u] elzemât-ı levâzımâtların gördüler. Ve kırk günde gereği gibi ta‘mîr ü termîm edüp içine yigirmi bin muhâfazacı askeri zahîreleriyle koyup gitdiler. Ve bu sene-i mübârekede,
EÇS VI 180a
"Berezense kal‘asın müceddeden İbrâhîm Paşa binâ etdi" deyü Kanije ihtiyârı nakl etdiler.