EÇS VII 1b
Ricâlü'l-gayb cündullâh ile âyât-ı Rahmânî,
EÇS VII 1b
Yeter etdin du‘âyı Evliyâ durma gazâ eyle,
EÇS VII 1b
Refîkındır senin cümle kamu sâhib-kerem kânî.
EÇS VII 1b–2a
Hikmet-i Hudâ: Bu mahalde biz cümle asâkir-i İslâm ile Alaman diyârına gitmek sadedinde iken mukaddemâ Tatar Hânzâde Ahmed Geray Sultân'ın kethudâsı Sefer Gâzî oğlu İslâm Ağa on bin aded Tatar ile Kanije etrâfların ve Balatin gölü kenârların kasup kavurup güzîde esîrler çıkarmağa gitmişlerdi. Bizim asker dahi gitmek sadedinde iken mezkûr İslâm Ağa cümle Tatar ile niçe bin pençe-i âfitâb mahbûb u mahbûbe dilberânlar ile sâlimîn ü gânimîn ordu-yı İslâma dâhil oldukda cümle mirzalara {ve Serdâr} 2a İslâm Ağa'ya ve Hânzâde'ye hil‘at-i fâhireler geydirüp ikrâmlar etdiler. Getirdikleri esîrlerden on altı aded kapudanları ve yüz aded güzîde esîrleri İslâm Ağa sadrıa‘zama hedâyâ çekdiler.
EÇS VII 2a
Ammâ esîrlerin eşbehi Çiyel nâm kâfir kapudanı idi kim sâhib-i kelâm ve müdebbir-i benâm bir küffâr-ı hümâm idi, vezîr-i a‘zam bu kapudanı huzûrunda söyledüp eydir:
EÇS VII 2a
"Hâlâ Nemse kralımızın askeri kal‘a-i Yanığ'ımız altındadır ve sizin dostunuz olan hasmımız Fransa kralı Nemse çâsârına elli bin Hıristiyan imdâd gönderüp Raba suyu kenârında ve niçe bin Hıristiyan ile Kanije kal‘anız altından kaçan Donkarkız ve Danimarka kralları Ni‘met-Uyvar altında cem‘ olup Türk askeri Yanık kal‘asına gelir deyü azîm cem‘iyyetler edüp sizi beklerler" deyü haber-i şâfî verince sadrıa‘zam bu kâfiri âzâd edüp ol ân ordu-yı sultân içre dellâllar nidâ edüp,
EÇS VII 2a
"Ata dona mâlik olan garîb yiğitler mâl-ı ganâ’im isteyenler şimdi gidecek Tatar askeriyle gitsinler" deyü fermân olunca hemân on bin aded serhadli tüfeng-endâz gâzîleri de gelüp bizim askere ilhâk olup cümle Tatar ve serhadli kırk yedi bin aded güzîde asker oldu.
EÇS VII 2a
Diğer hikmet-i Hudâ: Şimdi Tatar askeriyle ordu-yı İslâma gelen Hânzâde kethudâsı İslâm Ağa babası Sefer Gâzî Ağa'nın Kırım'da katl olunduğun istimâ‘ etdiği gibi hemân Hânzâde kethudâlığından firâr edüp sadrıa‘zamın hâk-i pâyine yüz sürüp kapucubaşı zümresine ilhâk oldukda hemân ol ân,
EÇS VII 2a
"Devletli vezîr seferden şimdi geldim. Beni serhadlilere serdâr eyle, şimdi yine sefere giderim" dedikde başına bir tel ve bir hil‘at-i fâhire geydirilüp altı yüz yiğid ile bizimle sefere me’mûr oldukda hemân hakîr anın koşunuyla bile koşundaş ve sırdaş ve hâldaş ve yoldaş olup kal‘a-i Kanije altından tevekkülen alallâh deyüp
EÇS VII 2a
Sene 1074 mâh-ı (---) gününde Kanije altından kalkup kal‘a etrâfların ve Balatin sâhillerin ve nehr-i Morava kenârların ve gayri kılâ‘ u kasabât u belîdeleri gâret etmeğe revâne olduk
EÇS VII 2a
Evvelâ deryâ-misâl asker ile "Bism[illâh] mütevekkilen alallâh" deyüp cümle serhad gâzîleri bize pirbe ve talî‘a-i asker olup ibtidâ Kanije kal‘asının cânib-i cenûbîsine karîb,
EÇS VII 2a
Sene 938 târîhinde Süleymân Hân Alman seferine giderken feth olunup ba‘dehu yine Nemse küffârı istîlâ edüp hâlâ Nemse çâsârının matbah bahâsı hâssı imiş.
EÇS VII 2a
Kal‘ası bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim bir konak yerden nümâyândır. Yenikal‘a'yı sadrıa‘zam döğerken Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ada bir ceng-âşûb edüp böyle bir harb-i azîm ve neberd-i elîm edüp âhıru'l-emr bu kal‘ayı feth edüp cümle cebehâne ve mâl-ı hazâ’ini alup kal‘ayı âteş ile berbâd edüp,
EÇS VII 2a
"Bunda olan savaşın mâ-fevki mutasavver değildir", deyü bizim gâzîler nakl etdiler, ammâ hakîr bile değil idim, lâkin henüz gördüm, ammâ küffâr yine gelip amâr etmeğe başlayup kal‘aya küffârları kapanmış, bundan bir şikâr alamayup bize vâfir şâhî toplar atup kal‘adan alarka olup bu kal‘anın cenûbunda yedi sâ‘at ba‘îd ormanlıklar içre gidüp,
EÇS VII 2a
Bunu dahi "Süleymân Hân sene-i mezbûrda feth etmişdir" dediler. Hâlâ Beganoğlu hükmünde metîn kal‘a olmağile bundan dahi hâib ü hâsir güzer etdik. Bu kal‘anın garbında iki sâ‘atde,
EÇS VII 2a
Bu dahi Süleymân Hânî'de feth olup hâlâ Beganoğlu hükmündedir, ammâ bunun katanası ibtidâ serhadli gâzîleri çarkamıza rast [gelüp] biz varmadan ân-ı vâhidde iki yüz küffârı dendân-ı tîğdan bî-dirîğ geçirüp atların yedeğe alup yine gâzîlerimiz elleri kolları kan bize karşu gelüp atları cümle bize verüp yine gitdiler. Bizler dahi ileri varup küffâr leşleri dıraht-ı müntehâların sâyelerinde ber-hâk olup yatırlar. Andan üç sâ‘at,
EÇS VII 2a
Bu da[hi] Süleymân Hân'da feth olmuşdu. Hâlâ Zirin küffârı hükmünde bir halîc kenârında bir küçük palankadır, kârgîr değildir. Nehb ü gâret edecek bir şey bulunmadı, zîrâ Kanije gâzîleri bu kal‘a[cü]gezin çekirdeğin bile çıkarup âsâr-ı rahmetden bir şey komamışlar. Anı dahi ubûr edüp bir vâsi‘ ormanlı sahrânın ortasında meks-i hıyâm edüp etrâfa karavullar koyup yatdık. Bu mahalde sahrânın cânib-i garbîsinde,
EÇS VII 2a
Süleymân Hânî'de feth olup hâlâ Zirin Macarı hükmünde palanka hisârdır, ammâ evvel giden Tatar askeri varoşun harâb edüp mâl-ı ganâ’imin almışlar ve kal‘aya cümle küffâr dolmuşlar. Anı ubûr edüp şimâl tarafında,
EÇS VII 2a–2b
Bu dahi Süleymân Hân'da feth olup yine Zirin nâm zimmiyân hükmünde bir alçak yerde palankadır, ammâ küffâr bizim askerden haber alup ceng haşyetinden kal‘a dîvârı üzre cümle küffâr kara 2b şapkalarıyla kara nahır gibi pür-silâh cenge âmâde idiler. Bu kal‘adan dahi bî-nef‘ avdet edüp yine ol fezânın kıblesi tarafında,
EÇS VII 2b
Be-dest-i İbrâhîm Paşa feth olup hâlâ Zirinli elinde bir sarp yerde göl kenârında palankadır, ammâ hayli metânet ile nümâyân idi. Bize kırk pâre toplar atup bizi alarka eyledi.
EÇS VII 2b
Ve bu kal‘alar cümle Kanije kurbunda olmak ile cümle cümle mâlların kal‘a içine alup kal‘aya kapanmışlar ve mukaddemâ varoşun bizim askerler yakmışlar ve hâli üzre bırağup gitmişler ve bî-fâide olan eşyâları bırakmışlar.
EÇS VII 2b
Ve bu kal‘adan yedi sâ‘at garba çengelistân ve dağıstân yollar ve beller aşup derd-i belâlar çekerek,
EÇS VII 2b
Sene 939 gurresinde Süleymân Hân kabza-i teshîre alup yine küffâr-ı Zirin istîlâ etmişdir, ammâ hâlâ Nemse çâsârı hükmünde olup Nedajoğlu keferesi tarafından içinde cünûd-ı cünübleri var gâyet metîn palankadır. Hattâ ileri giden gâzîlerimiz iki yüz aded küffâra râst gelüp yüz elli kadar ümmet-i Muhammed esîrlerini kal‘adan çıkarup nehr-i Tise'den bir ark kazup kal‘anın handakına akıtmak isterlerken hemân guzât-ı müslimînimiz hemân fakîr esîr bizim asker-i İslâmı görüp Allâh deyü feryâd edince bizim asker dahi dal-sâtûr-ı Muhammedî olup esîrler üzre müvekkil olan keferelere bizim çarhacılar kılıç bâzârına girüp biz dahi ileriye varup gördük kim bir meydân-ı ma‘reke kurulmuş, hemân bizim yüğrük atlılarımız ileri yetişüp derhâl cenge girişüp bin altmış kadar küffârı kal‘alarına firâr etmeğe komayup cümle kılıçdan geçirüp ancak kapudanlarıyla üç yüz kâfir esîr olup yüz elli aded ümmet-i Muhammed'i cümle esîrlikden halâs edüp hamd ü senâ etdiler, ammâ her birinin ayaklarında yigirmişer ve otuzar vukıyye gelir demir neybeleri var, balta ve keser ve eğelerimiz yok. Âhır-ı kâr bu yüz elli aded esîr müslimînin bindikleri arabalara yine bindirüp iki yüz kadar atları za‘îf yiğitlerimizle bu ümmet-i Muhammed esîrlerin Kopan kal‘amıza gönderdik. Andan kal‘a-i Kapornak'ı ubûr edüp bir sâ‘at gidüp,
EÇS VII 2b
Serhad gâzîleri bu kal‘anın feth olduğun bilmediler, ammâ bir metîn ve sa‘b kal‘adır. Bunda dahi bir ganîmet bulmayup bu kal‘anın cânib-i şimâlinde,
EÇS VII 2b
Süleymâ[n] Hân'ın asrında feth olmuş hayli büyük kal‘a ve gâyet müzeyyendir. Bu mahalde Kopan kal‘asına gönderdiğimiz ümmet-i Muhammed esîrleri selâmet varınca Kopan'dan beş yüz aded gâzîler ve Kapoşvar kal‘asından hem-çünân gâzîler gelüp vâsıl oldular.
EÇS VII 2b
Ba‘dehu bu kal‘a-i Lak'dan bir şey alamayup taraf-ı garba dağlar ve ormanlar içre üç sâ‘atde ac u zâc gidüp,
EÇS VII 2b
Bu dahi sene-i minhde feth olup hâlâ Nemse çâsârı hükmünde bu dahi çit palankadır ve bir düz vâsi‘ yere vâki‘ olup hâlâ Zirinoğlu hâssı imiş. Bunu dahi asker-i İslâm Yenikal‘a altından gelüp mâl-ı ganâ’imin alup kal‘asın nâr-ı melât mühmelât çepelât puhlât etmişler ve külünü göğe savurmuşlar.
EÇS VII 2b
Bu kal‘a altında bî-bâk ü bî-pervâ atlara yem kesdirüp Tatarvârî kazanlar asup yorgun kalmış atlardan iki yüz kadar atları koyup zevk u safâlar edüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup nısfu'l-leyle dek bî-dermân yatdık, ammâ kan yutduk, zîrâ etrâfımızı kâfir almışdı kim cümle ihrâk olan kal‘aların küffârları hâne berdûş olup ayak üzre katana olmuşlar idi.
EÇS VII 2b
Andan nısfu'l-leylde mâhitâb olunca kalkup kulavuzlarımız vesîle olup yine cânib-i garba ağaçlık ve çamurluk azâbın el-ıyâzu billâh çekerek yağmurdan halâs olup ale's-seher oldu.