EÇS VII 8b
Bu kadar mâl ve bu kadar at ve bu kadar esîrlerimiz var. Cümlemiz bir yere gelüp meşveret etdik. İki nefer kalan kulağızlarımız dahi orduya gitmeğe rızâ vermediler,
EÇS VII 8b
"Zîrâ bu kırdığımız Komar kâfirlerinin kaçkını elbette yâ bugün veyâ yarın azîm asker ile bu esîr olan büyük belli başlı kapudanları elinizden kurtarmak içün gelüp önümüz alırlar. Gelin hemân yüzünüz ağıyla Kanije'ye sizi bir gayri ince yoldan götürelim, selâmete çıkup Allâh'a hamd edelim" dediklerinde cümle refîklerimiz taraf taraf ma‘kûl deyüp Fâtiha tilâvet edüp gerü dönerken dört âdem dahi ormandan çıkagelüp bunun altısın dahi mahlûl atlara bindirüp Vezîr-i a‘zama götüreceğimiz kelleleri cümle soyup topraklar ile bir yere torbalara doldurup,
EÇS VII 8b
Sene 1074 mâh-ı Zilhiccesi'nin 16. günü Kanije'ye gitdiğimizi beyân eder
EÇS VII 8b–9a
Evvelâ nehr-i Raba kenârından cânib-i şarka Balatin gölünü sol tarafa alup kal‘a-i Seğitvar ve kal‘a-i Kapoşvar yollarına kulağızlarımız 9a gidüp Kanije Vâlisi Yentür Hasan Paşa askeri ve kethudâsı ve Kanije kulunun nısfı ve bizim Tatar ve serhadli askerleri cümle bir yerden top olup esîr olan kâfirlerin ellerine birer kâfir kelleleri verüp ol gün gidüp,
EÇS VII 9a
Menzil-i kal‘a-i Komar: Mukâbelesinde bir dağ içre basîret üzre yatup ertesi ale's-sabâh yine semt-i şarka gidüp niçe bin hıyâbân ve ormanlı dağlar geçüp 9 sâ‘atde,
EÇS VII 9a
Menzil-i Hunka: Bir vâsi‘ sahrâda bir mürtefi‘ topraklı bayırdır, ammâ amelî yığılmışdır. Anda bir gece gâyet tedârik üzre yatup ertesi ale's-seher cemî‘i kâfir kellelerin birer dâne sırıkların üstüne ârâyiş-i nîze şekilli edüp ve kâfirlere davulları ve boruları ve torompetelerin çaldırarak ve haçlı bayrakların baş aşağı açdırarak bir şenlik ve şâdımânlık ederek bir alay-ı azîm ile,
EÇS VII 9a
Menzil-i kal‘a-i Kanije'ye Topraklık kal‘ası tarafından şehre dâhil olunca cümle Kanijelinin bay u gedâ ve pîr ü cüvânları istikbâlimize çıkup koca Kanije kal‘asından bir yaylım top şâdımânları olup murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bir alay-ı sürûr-ı hubûr olundu kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olmaz. Hattâ katl etdiğimiz kulağızımızdan ötürü cümle gâziyân-ı Kanije,
EÇS VII 9a
"Dest-kârınıza kuvvet, gazâ-yı ekber savâbı edüp bizi ol şakînin mekr-i fenninden halâs edüp kılıcınız arşa asdınız" deyüp cümle gâzîlerimizi herkes hânesine müsâfir alup cümle esîrleri hisâb ile zindânlara ve kireçhâne nâm mahpeshâneye koyup herkes,
EÇS VII 9a
"Sad bârekallâh, merhabâ ey yüz aklığı edüp eyi katanalar ve yarar kapudanlar düşürmüşsüz, hemân ucuz vermen" deyü ba‘zı dostlar esîr kapudanların bahâların takdîr etdiler.
EÇS VII 9a
Ba‘dehu ale's-sabâh cemî‘i mâl-ı ganâ’imimizi sûk-ı sultânîye çıkarup cümle kefereleri ve atları ve esvâbları ve kılıç ve kemerleri ve gayri gûnâ-gûn eşyâları kırât be-kırât zî-kıymet fürûht edüp beş günde tamâm oldu.
EÇS VII 9a
Zîrâ hemân beş re’s kâfirlerimiz biner altuna ve beş keferelerimiz beşer yüz altuna mâ‘adâsı ikişer üçer yüz altuna fürûht olup on dâne esîri kânûn üzre paşaya penc-i yek verdik, ammâ hayli nizâ‘ımız geçdi.
EÇS VII 9a
Ve iki bayrak kapudanın "Sa‘âdetlü pâdişâh esîridir" deyü aldılar, anın içün dahi hayli nizâ‘ etdik. Âhır-ı kâr kânûndur deyü aldılar. Ammâ "Ol iki kapudanlar da onar bin altun gelir" deyü ümîdimiz var idi. "May bali, olmaya illâ hayr" deyüp ığmâz-ı ayn etdik.
EÇS VII 9a
Bunlardan mâ‘adâ fürûht etdiğimiz cümle on bin sekiz yüz yetmiş altun olup at ve kılıç ve tüfeng gâ’ib olanın zararların ve katl olunan kulağızdan gayri iki nefer kulağızın ücretlerin çıkardıkdan sonra kırkar guruş fukarâ içün ve on guruş Kanije'nin iki kapusunun bevvâbları ve kurbânlarıyçün ve Kanije kal‘ası dîvârları üzre yatan şühedâların kurbânları ve şühedâların helvâsı içün ve bizim sekiz nefer şehîd olanların lokmasıyçün ve bizden on sekiz aded yaralı gâzîlerimizin merhem bahâsıyçün mezkûr harc-ı masrûfları cümle ortadan çıkardığımız(?) guruş çıkdığından sonra cümlemiz kardaş gibi bir yere gelüp yine Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Câmi‘inde pây-berâberce hakîrin defteriyle bin dörd yüz toksan yiğit (---) (---) altun hissemend olup câmi‘ hüddâmlarınada beş altun verüp hakîre dahi Feth-i şerîf tilâvet edüp niçe işlerinde ve kitâbet kısmetlerinde bulunduğum içün iki pay dahi ziyâde verüp üç pay almış oldum.
EÇS VII 9a
Ve iki nefer kölelerime dahi birer pay verüp cümle guzât gülbâng-ı Muhammedî çeküp cemî‘i şühedâlar ve gâzîler ve pîr u perverler ve ser-çeşme-i şehîdân Hazret-i Hamza ve şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ rûhlarıyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet edüp herkes konaklarına gidüp Kanije içi ganîmet ü şâdımân oldu.
EÇS VII 9a
Hikmet-i Hudâ ertesi gün Hünkâr hasekisi Başbaltacı Hasan Ağa hatt-ı şerîf ile Kanije'ye gelüp, "Elbette beni sadrıa‘zama vâsıl edin" dedikde cümle Kanije a‘yânı müşâvere edüp,
EÇS VII 9a
"Haseki Ağayı Ustolni-Belgrad üstünden Sadrıa‘zama ulaşdırmadan gayri emn-i tarîk yokdur" dediklerinde bizler dahi cümle hâzır olup,
EÇS VII 9a
Kanije'den Ustolni-Belgradı'na andan Raba nehri gazâsına gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VII 9a–9b
Evvelâ Kanije'de cümle ahbâb ile vedâ‘laşup Haseki Ağa'ya bin kadar yiğit refîk verüp ve bin aded güzîde asker bizim dahi olup Kanije'den cânib-i şark-ı şimâle meyyâl çengelistân ve dağıstân ve mahûf u muhâtara yolları ve bataklı gölleri 8 sâ‘atde ubûr edüp, 9b
EÇS VII 9b
Lisân-ı Macar'da (---) (---) demekdir. Bânîsi Ungurus krallarından Ferdinandoş Kral binâsıdır.
EÇS VII 9b
Fâtihi sene 1009 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında Serdâr-ı mu‘azzam Gâzî İbrâhîm Paşa fethidir, ammâ sene 1024 târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında bu kal‘aya küffâr istîlâ edüp bir dahi müselmânlara cây-ı me’men olmasın içün bu kal‘ayı ihrâk edüp yere berâber edüp ba‘dehu sene-i âtîde vak‘a-i muhâsara sâhibi Petro Hasan Paşa bu kal‘ayı müceddeden binâ edüp hâlâ dest-i İslâmda bir bâğlı ve bâğçeli ve âb [u] hevâsı latîf cânib-i erba‘ası mahsûllü dağlık ve ağaçlık dâmeninde üç kat çit palankadır. Üç yüz kulu Kanije'ye ihrâc olunup hâlâ beş yüz neferli bir dizdârlı kal‘adır.
EÇS VII 9b
Kanije paşasının voyvadalığı ve Kanije niyâbetdir, gayri hâkimleri yokdur, bir serhad cezîresi yerdir. Hâlâ serhadd-i İslâmın metânetde ve hasânetde mümtâz bir sedd-i sedîdi ve kılâ‘-ı İslâmiyyenin bir müstahkem kilididir.
EÇS VII 9b
Bir câmi‘i ve iki mescidi ve bir medrese ve bir mekteb ve bir hân ve bir hammâm ve kifâyet mikdârı dükkânları var. Ol kadar ma‘mûr ve müzeyyen çârsû-yı bâzârı ve hânedânları yokdur.
EÇS VII 9b
Andan yine şimâle ve garba meyyâl (---) sâ‘at gidüp,
EÇS VII 9b
Evsâf-ı serhadd-i Âl-i Osmân ya‘nî kal‘a-i üstüvâr-ı Kopan
EÇS VII 9b
Lisân-ı Macar'da (---) (---) demekdir. Bânîsi Mikloş Niski bandır. Süleymân Hân havfinden binâ edüp âhır-ı kâr sene 1009 târîhinde korkduğuna uğrayup bu dahi Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında be-dest-i Gâzî İbrâhîm Paşa Zirinli kâfirinin elinden feth olmuşdur.
EÇS VII 9b
Hâlâ Kanije eyâletinde başka sancak beği tahtı olup beğinin hâss-ı hümâyûnu 230.000 akçe olup erbâb-ı ze‘âmeti 13 ve erbâb-ı tîmârı 311 kadardır. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır.
EÇS VII 9b
Hîn-i gazâda beğinin askeriyle cümle üç bin asker olur. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı âsumânîdir kim aslâ nâhiye kurâları yokdur, cümle kâfiristândır, müftî ve nakîbi yokdur, ammâ sipâh kethudâyeri ve Budin yeniçeri serdârı vardır. Lâkin kapukulu yeniçeri serdârı yokdur.
EÇS VII 9b
Bir kerre yeniçeriler bu kal‘ayı amân ile kâfire verdiklerinden bu kal‘aya aslâ yeniçeri komazlar. Hâlâ üç oda cebeciler ile cebeci ağası ve bir oda topçu ağası vardır. Ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc emîni şehremîni ve mi‘mâr ağası ve dizdâr ağası ve beş yüz kulu ve on iki ağalığı ve niçe yüz a‘yân-ı eşrâfları vardır. A‘yândan (---) (---) (---)
EÇS VII 9b
Ve kal‘asının eşkâli: Bir düz yerde şekl-i muhammes Şeddâdî taş binâ-yı metîn iç kal‘adır. Cânib-i garba ancak bir metîn kapusu vardır. Handakı bataklıkdır, aslâ havâlesi yokdur. Ve cânib-i erba‘ası iki sâ‘atlik top menzilinden ba‘îd sarp ağaçlı dağlardır.
EÇS VII 9b
Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında gâyet metîn kullelerinde mefret balyemez topları olup mükellef ü mükemmel cebehânesi ve her mühimmât [u] levâzımâtları mevcûddur. Dendân-ı bedenleri ve kapu önünde cisri âmâde olup her gece cisrini dîdebânlar makara ile kaldırırlar.
EÇS VII 9b
Bu kal‘a-yı nârin dâ’iren-mâdâr iki bin beş yüz adımdır kim derûn-ı hisârda cümle altı yüz kırk beş aded şindire tahta örtülü tahtânî ve fevkânî hâneleri vardır, ammâ bâğçeleri yokdur. Gâyet daracık büyûtları var.
EÇS VII 9b
Cümle dörd aded câmi‘dir. Süleymân Hân câmi‘i iç kal‘adadır, müfîd ü muhtasar ma‘bedgâh-ı kadîm câmi‘dir.
EÇS VII 9b
Andan Alaybeği câmi‘i rûhâniyyetli ibâdetgâhdır.
EÇS VII 9b
Andan Saçlı İmâm câmi‘i tâ‘atgâh-ı Sübhânîdir.
EÇS VII 9b
Bunlardan mâ‘adâ enderûn [u] bîrûn-ı kal‘ada cümle on bir aded mihrâb mahalle mesâcidleri vardır.
EÇS VII 9b
Cümle on altı aded mahalle-i müslim ve keferelerdir, ammâ ekseri taşra varoş mahalleleridir.