EÇS VII 22b
Ve cümle sipâhiyândan bin sekiz yüz aded şehbâz sipâhîler şehîd olup mâ‘adâları esb-i sabâ-sür‘atleriyle suya urup çoğu halâs oldular.
EÇS VII 22b
Ve gayri gâzîlerden cümle dörd bin yetmiş âdem şehîd-i deşt-i Kerbelâ gibi şehâdet câmların nûş edüp dâru'l-karârları huld-ı berîn-i firdevs-i âşiyân oldu ve sâ’ir nâ-ma‘dûd bî-esâmî mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâ ve garîb ü gurebâ askerlerinin şehâdeti nâ-ma‘lûmdur. Cümlesine Cenâb-ı Allâh garîk garîk rahmetler ede.
EÇS VII 22b
Netîce-i kelâm bu musîbet ser-i kârda olanların demâğ-ı gurûrlarından ve bî-garaz kimesnelerle müşâvere etmeyüp sû-i tedbîr etmeleri sebebiyle olmuşdur.
EÇS VII 22b
Ve devlet-i Âl-i Osmân'da altı kerre serdâr-ı mu‘azzamlar münhezim olmuşlardır.
EÇS VII 22b
Biri sene 1012 târîhinde Tebrîz altına Acem ile Ciğaloğlu Serâv sahrâsında münhezim olduğu.
EÇS VII 22b
Ve biri dahi sene (---) târîhinde Revân altında Öküz Mehemmed Paşa inhizâmı.
EÇS VII 22b
Ve biri sene 1000 târîhinde Duş Hasan Paşa'nın Bosna serhaddinde inhizâmı târîhi.
EÇS VII 22b
Ve biri 1002 târîhinde Uzun Hasan Paşa'nın Ustolni-Belgrad'ı altında inhizâmı.
EÇS VII 22b
Ve bir[i] dahi sene 1002 mezbûrda kal‘a-i Hatvan altında Hasan Paşa ve Sinân Paşazâde münhezim oldular.
EÇS VII 22b
Ve biri dahi sene 1036 târîhinde Salanta sahrâsında Budin vezîri Nasûh Paşazâde münhezim oldu.
EÇS VII 22b
Ve bir dahi sene 1035'de Bağdâd altında Hâfız Ahmed Paşa münhezim oldu.
EÇS VII 22b
Ve biri dahi sene 1055 târîhinde Venedik'in Şibenik kal‘ası altında Tekeli Mustafa Paşa münhezim oldu.
EÇS VII 22b
Ve biri dahi sene 106[0] târîhinde Budin vezîri Gürcî Ken‘an Paşa Tımışvar kurbunda nehr-i Moriş kenârında Rakofçioğlu Macarı elinde münhezim oldu.
EÇS VII 22b–23a
Amâ bu 1074 sene-i menhûsunda Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa nehr-i Raba kenârında Nemse küffârı 23a elinde inhizâm-ı azîm idi, ammâ Arapça dir, ve's-selâm.
EÇS VII 23a
Hikmet-i Hudâ Sadrıa‘zam ve asker-i İslâm bu melâmet u felâketde iken Balatin gölü kenârından dağdan dağa geceler ile Kopan kal‘ası ve Marçil kal‘ası altlarından serhad gâzîleri Budin vezîri Sarı Hüseyin Paşa'nın Mehemmed Çelebisi Sadrıa‘zama feryâdnâme mektûblarıyla geldikde vezîr-i a‘zamın henüz cihân başına dar oldu.
EÇS VII 23a
Meğer Hüseyin Paşa'yı Budin askeriyle Leve kal‘amız altında (---) nâm Nemse vezîri benâm kâfir Budin askerin kırup Hüseyin Paşa'yı bozup Leve kal‘asında Çatrapatra Alî Paşa'yı ve Yeniçeri Ağası Halîl Ağa'yı cümle esîr edüp ve niçe bin askerleri remh-i sinândan geçirüp kal‘a-i Leve'yi kabza-i tasarrufa alup Çatrapatra Alî Paşa'yı ve Yeniçeri Ağası Halîl Ağa'yı ve birkaç alaybeğlerin âzâd etdiği haberi Sadrıa‘zama gelince kendünün münhezim olduğun ferâmûş edüp kal‘a-i Leve'de olan cebehâne ve kırılan asker-i İslâma gâyet müte’ellim olup Mezâkî Süleymân Efendi ve Hacızâde Efendi ve Kazancızâde Süleymân Ağa ve Haylî Efendi ve İbrâhîm Kethudâ vezîr-i dilîre tesellî-i hâtır verüp eyitdiler:
EÇS VII 23a
"Sultânım eyle olur, sen sağ ol. Nitekim hâlâ Sancağ-ı Resûlullâh bizdedir. Sultânım yine kal‘a-i Leve'yi ve kal‘a-i Litre'yi yine alırsız. Hemân ale's-sabâh bu mahalden hareket edelim" dediklerinde hemân Sadrıa‘zam gazabından Hüseyin Paşa'nın Mehemmed Çelebisin huzûruna çağırup ve sikadan ocak ağalarından birkaç âdemleri çağırup eydir:
EÇS VII 23a
"Bire ağalar duydunuz mu biz bunda bi-emrillâh böyle olduk, ammâ Leve altında Budin vezîri Hüseyin Paşa karındaşımız da min indillâh bozulmuş kaçmış ve cümle cebehâneyi ve cemî‘i hazîne-i pâdişâhîyi ve kal‘a-i Leve'yi küffâr almış ve cümle asker-i İslâm dahi bizim gibi anlar da târumâr olmuş. Eflak ve Boğdan askeri, ‘İbtidâ anlar isyân edüp kaçmış’ deyü bu kimesnelere keşf-i râz edüp zehirler nûş eder, ‘Ve eğer imdâda gelmezseniz Uyvar kal‘ası da elden gider’ demişler" dedikde Sadrıa‘zam eydir:
EÇS VII 23a
"Yâ Rabbî ahvâlimiz neye müncer ola? Sen âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtsın. Biz Yâ Rabbî kendü derdimizle büryân iken bu mûhiş haber dahi geldi. Pâdişâha ne cevâb verelim, bâ-husûs Haseki Ağa dahi bunda bu musîbet ü melâmet ü felâketi gördü. Hünkâra ne cevâb edelim ve Uyvar nice imdâd edelim" deyü kendüye telâş el verüp aslâ yemedi ve içmedi ve durmadı ve oturmadı. Ol nâzük çelebi zât-ı şerîf bir günde la‘l-gûn ruhları berk-i hazâna dönüp eydir: Mısra‘:
EÇS VII 23a
deyüp bu mûhiş haberi asker-i İslâm içre şâyi‘ etmediler.
EÇS VII 23a
Bu feryâd u figânı felek-i atlasdan aşırmadılar. Müşâvere içün ale'l-umûm pür-gumûm ender-gumûm ocak ağaların ve Kanije ağaların ve Ustolni-Belgrad'dan gelen Hacı Paşa'yı ve ol serhaddin iş görmüş erlerin cem‘ edüp Sadrıa‘zam buyurdular kim,
EÇS VII 23a
"Ne cânibe bize selâmete çıkmak ma‘kûldür?" dediklerinde bizim Osmânlı ağaları:
EÇS VII 23a
"Kanije bize yakındır, anda çıkalım" dediler ammâ serhadli eyitdiler:
EÇS VII 23a
"Gerüye dönmek ve yağmur ve bataklık çekmek olur mu ve kâfire ‘Türk gerüye döndü’ dedirmek olur mu, nâmûs-ı Muhammedî değil mi?" dediler. Bizim asker eydir:
EÇS VII 23a
"Siz serhadinizi hıfz edüp ‘Kanije'ye Osmânlı uğramasın’ deyü eyle dersiz, ammâ bize selâmet ve yakın Kanije'ye gitmekdir" dediler. Budin ağaları eyitdiler:
EÇS VII 23a–23b
"Bire devletli vezîr, yakın yol selâmet istersen cümleden yakın ve selâmet Ustolni-Belgrad'dir. Gerçi kâfir içidir, ammâ selâmete doğrudur ve geri kaçmayup ileri kâfiristân sökerek çıkmış oluruz. Ve eğer Üstürgon'a ve Uğvar'a giderseniz ve Budin'e çıkarsanız cümle şâhrâh yoldur ve ol yola gitdiğimizden düşman dahi havf edüp ‘Türk belki Yanık kal‘asına gider, yâ Tata yâ Papa kal‘alarına yâ Pirestpirim veyâ Senmartin kal‘asına gider’ mülâhazasıyla küffâr havfe düşüp görürsüz. Elbette elçiyi çıkar" dediklerinde bu müşâvere cümlenin makbûlü ve pesendîdesi olup hadîs-i şerîfi tilâvet edüp Arapça deyü Fâtiha-i şerîfe tilâvet olunup Tatar Hânzâde Ahmed Geray Hân Sultân'ı Sadrıa‘zam huzuruna çağırup bir hil‘at-i fâhire ihsân edüp üç bin at toplara koşmak içün Tatar askerine yevmiyye üçer bin altun ücret verdiler ve yigirmi kerre yüz bin ok ve yedi bin aded yay Tatar askerine ihsân olunup hakîr bu mahalde Tatar ile konup göçerdim ve cebehâneden ba‘zı sakîl eşyâları ihrâk bi'n-nâr edüp üç bin gülleleri Defterdâr Ahmed Paşa defter ile kendü tevâbi‘ u levâhıklarına bezl etdi. Ve cümle hasta ve mecrûhları defterdâr ile dündâra (---) teslîm edüp bu mahalde 23b yeniçeri ağalığı mahlûlden Siyâvuş Paşa kethudâsı Muharrem Ağa'ya ihsân olundu. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 23b
Nehr-i Raba'dan avdet edüp Uyvar imdâdına gitdiğimizi beyân eder
EÇS VII 23b
Evvelâ mâh-ı (---) gününde nehr-i Raba kenârında nefîr-i rıhletler çalınup cânib-i şimâle Ustolni-Belgrad cânibine müteveccih olundu, ammâ küffâr-ı dûzah-karâr nehr-i Raba kenârında amelleriyle karâr etdiler, ammâ yine dağlarda ve bellerde ve ormanlarda ve bataklı çamurlu gün görmez yollarda sekiz sâ‘atde,
EÇS VII 23b
Mukaddemâ gâret etmişdik, ammâ iç kal‘ası evc-i semâya ser çeküp iki sâ‘at solumuzda kalup Nemse çâsârınındır. Andan yine şimâle ormanlar geçerken balyemez topun birisi çamura gark olup İbrâhîm Kethudâ Tatarlara bin altun ihsân edüp hâh nâ-hâh topu çamurdan çıkarup bu kal‘a-i Şimek altından kalkup,
EÇS VII 23b
Sene 938 Süleymân Hân feth edüp yine küffâr müstevlî olmuş. Bu kal‘a bir püşte-i âlî üzre Şeddâdî bir metîn ve kavî kal‘adır, ammâ zeyl-i kal‘ada bir âteş-i Nemrûd nümâyân oldu.
EÇS VII 23b
Bir sâ‘atden mukaddem bizim Ahmed Geray Sultân'ın Alî Batır be-nâm bir bahâdırı bin atlı yiğit ile baş başa gidüp dağlar içre yedi yüz atlı yiğidi pusuya koyup üç yüz atlı yiğit ile kal‘a-i Marçil varoşuna sarılırlar. Der-akab küffâr-ı hâksâr sevmediği Tatar'ı görüp hemân cümlesi varoşdan çıkup Tatar'ı kovarak bir top menzili ba‘îd oldukda hemân kemîngâhda olan yedi sekiz yüz nefer Tatarlar pusudan çıkup varoş içre girüp eyle bir sâtûr-ı miczem ururlar kim ta‘bîr olunmaz.
EÇS VII 23b
Hemân iç kal‘adan toplar atılınca Tatar'ı küffâr kovarken gerüden topların sadâsın işidüp küffârlar gerü dönüp varoşa gelirler. Görseler kim Tatarlar varoşlarını kabz etmişler.
EÇS VII 23b
Hemân küffârın cân başlarına sıçrayup gerüye kaçam sanırlar. Küffâr iki Tatar askerinin ortasında kalup cümlesin tîr-i Tatar'dan geçirüp varoşun hadden efzûn ve kıyâsdan bîrûn mâl-ı erzâkların alup üç yüz esîr ve yetmiş papas-ı hannâs-ı vesvâs alup mâ‘adâsı kenîselerinde kalup varoş ihrâk olundukda cümle papaslar deyrleri içre cızbız kebâbı olurlar. Ve iki yüz mikdârı pençe-i âfitâb sıbyân u bintânlar ve niçe araba yükü mâllar ile ordu-yı İslâma gelüp mâlları bir akçe etmedi, zîrâ herkes kendi cânlarından bîzâr olmuşlar, üsârâ ve mâl-ı ganâ’ime kimse rağbet olunmadığından hemân Tatar Raba nehrinde Hürr-i şehîd olanların kanın taleb içün cümle katana kâfirleri ve papas-ı hannâsları yollar üzre kıra kıra tamâm etdiler ve sâ’ir sıbyân u bintânları atlarına alup gitdiler.
EÇS VII 23b
Andan yine cânib-i şimâle 8 sâ‘at renc-i anâ çekerek kûh-ı Veland dâmeninde cümle askerle meks olup cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup ertesi gün,
EÇS VII 23b
Balatin buhayresi kenârında olup Nemse çâsârı hükmünde ve Beganoğlu hâkinde olduğu bâlâda memdûhdur.
EÇS VII 23b
Andan yine cânib-i şimâle yağmur ve çamur çeküp niçe bin gûne âlâm-ı şedâ’idler çeküp yine dıraht-ı müntehâlar içre gidüp Tatar askeri niçe bin at yemi getirüp birer guruşa fürûht etdiler. Andan,