İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VII 28a
Ba‘dehu bu menzilde Hünkâr hasekisi Hasan Ağa der-i devlet tarafına müteveccih olup Raba suyu inhizâmı ve kal‘a-i Leve altında Hüseyin Paşa inhizâmı cümle sa‘âdetlü pâdişâha telhîs olup ol ân nefîr-i rıhletler çalınup,
EÇS VII 28a
Ustolni-Belgrad'dan Leve ve Litre kal‘aları istihlâsına teveccüh olunduğu menâzilleri beyân eder
EÇS VII 28a
Evvelâ Haseki Ağa'ya bu kadar zamân refâkatimiz sebebiyle vedâ‘ mahallinde hakîre iki yüz altun ihsân edüp der-i devlete revâne oldu ve hakîr cümle ahâlî-i Belgrad ile ve Hacı Mustafa Paşa efendim ile vedâ‘laşup Sadrıa‘zam dahi kös-i rıhletler çalup cânib-i şimâle 2 sâ‘at gidüp,
EÇS VII 28a
Menzil-i buhayre-i Patka
EÇS VII 28a
Ya‘nî lisân-ı Latince Ördek gölü demek olur bir küçük âb-ı hayât göldür, ammâ hakkâ ki ördeği gâyet çokdur. Ve cemî‘i asâkir-i bî-pâyân bu göl etrâfında meks edüp zevk u safâ etdiler. Bu buhayre kenârında dururken hemân Üstürgon tarafından kırk elli pâre balyemez topların atılduğu istimâ‘ olunup derhâl Sadrıa‘zam nefîr-i rıhletler çaldırup bu Patka gölü kenârından kalkup 12 sâ‘atde cânib-i şimâle dağlar ve dere ve depeler ve ormanlar ve susuz yerleri geçerken kırk elli kadar âdem ol şiddet-i hârda susuz helâk olup der[d-i] belâ çekerek,
EÇS VII 28a
Menzil-i evsâf-ı kal‘a-i Üstürgon misl-i fülk-i meşhûn-ı ibret-nümûn
EÇS VII 28a
Sene 1073 târîhinde Uyvar gazâsına giderken bu kal‘a-i Üstürgon kaç kerre dest-i İslâma girdiği ve kaç kerre küffâr istîlâ etdiği bâlâda mufassaldır, ammâ şimdi mezkûr Patka gölünde toplar sadâsı istimâ‘ olunup andan acele ile bu kadar âdem susuz çatlayup gelinmesinin aslı meğer mukaddemâ Ustolni-Belgrad altında Uyvar imdâdına giden Kanbur Mustafa Paşa ve Hüseyin Paşa kerr ü ferr ü dâret [ü] azametleriyle seksen yedi bin asker ile Üstürgon altına vardıklarında ehl-i kal‘a bu askeri vezîr-i a‘zam zann edüp toplar sadâsı işidildiğinin aslı ol imiş.
EÇS VII 28a
Ba‘dehu hemân Sadrıa‘zam Üstürgon altında meks etdikde bin pâre zahîre gemilerin bunda bulup on gün meks tekâ‘üd olunmak fermân olup cemî‘i asâkir-i İslâma altı aylık umûm zahîresi verilüp ordu-yı İslâm içi eyle ganîmet oldu kim cümle hayvânât u insânât tâze cân buldular.
EÇS VII 28a
Ve Sadrıa‘zam hemân ol gün tekrâr Tuna üzre cisr-i azîm inşâ etmek fermân edüp cümle zahîre gemileri üzre cisr yapmağa mübâşeret olundu. Lâkin sene-i mâzîde Üstürgon'dan bir top menzili ba‘îd yerde cisr yapılup Uyvar gazâsına gidildi. Lâkin şimdi Üstürgon kal‘ası altından cisr kurulup karşu tarafda Ciğerdelen kal‘asına dayandı, ammâ gâyet metîn kantara-i kavî oldu.
EÇS VII 28a
Ammâ mukaddemâ biz asâkir-i İslâm ile nehr-i Raba cenginde iken küffâr-i Nemse Leve kal‘asın dest-i İslâmdan alup ve üç ay mukaddem alduğu Litre kal‘asına asker koyup azîm asker ile gelüp Ciğerdelen kal‘asın ihrâk edüp ve cisri harâb edüp andan on gün on gece Üstürgon kal‘asın toplayup ba‘dehu asker-i İslâmın Raba'dan avdet etdiğin küffâr istimâ‘ edüp kal‘a-i Komaranlarına firâr ederler.
EÇS VII 28a
Sadrıa‘zam bu gelişde kal‘a-i Üstürgon'un ve kal‘a-i Ciğerdelen'in bu gûne top ile münhedim olduğun görüp cisri ale't-ta‘cîl itmâm edüp kal‘a-i Üstürgon Ciğerdelen'i imâret etmeğe başladuğu mahal bu hakîr ol gün refîklerimizle ba‘zı eşyâ alup Vişigrad kal‘asın temâşâ etmeğe cânib-i şarka 6 sâ‘atde gidüp,
EÇS VII 28a
Evsâf-ı kân-ı tâc-ı grad, ya‘nî kal‘a-i metîn-i Vişigrad
EÇS VII 28a
Lisân-ı Latin'de Vişe (---) (---) derler, grad kal‘a nâmıdır. Lisân-ı Nemse'de ismi (---) (---), lisân-ı Macar'da nâmı (---) (---) dır, ammâ elsine-i nâsda galat-ı meşhûr ile Vişigrad derler, ammâ bânîsi Menûçehr evlâdlarından Grand Ban binâsıdır. Hatta Grand Ban tâc-ı İskender'i diyâr-ı Acem'den bile getirüp bu kal‘a içre tâcı pinhân edüp ol tâc sebebiyle bu kal‘a amâr olup şehr-i mu‘azzam olur.
EÇS VII 28a–28b
Ba‘dehu niçe mülûklardan mülûka bu kal‘a intikâl edüp âhır-ı kâr sene 951 târîhinde Sultân Süleymân asrında Budin vezîri Yahyâ Paşazâde Mehemmed Paşa deryâ-misâl askeri başına cem‘ edüp Budun'dan 28b balyemez toplar getirüp bu kal‘ayı döğe döğe yıkup aşağı kal‘ayı istîmân ile feth edüp cümle küffâr yukaru iç kal‘aya kapanup cenge âheng ederler.
EÇS VII 28b
Âhır-ı kâr Serdâr Mehemmed Paşa yukaru kal‘aya top çekmeğe mübâşeret etdikde küffâr bu hâli görüp havf [ü] haşyetinden onuncu günde bu kal‘ayı vere ile verüp miftâhları serdâra teslîm edüp kal‘adan çıkarken tâc-ı İskender'i küffâr derûn-ı hisârda ferâmûş edüp yine kal‘aya girüp tâcı almak isterler. Yeniçeriler kâfirleri yine kal‘aya komayup tekrâr cenge âheng edüp yeniçeriler cümle kâfirleri dendân-ı tîğdan geçirüp kapudanın Serdâr Mehemmed Paşa gücile yeniçeri elinden kurtarup kal‘a miftâhlarıyla kapudanı sa‘âdetlü Süleymân Hân'a müjde gönderüp kal‘a-i Vişigrad bu yüzden feth olup hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Budin eyâletinde Üstürgon sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Üstürgon niyâbetidir. Müftî ve nakîbi ve kethudâyeri yokdur, ammâ Budin yeniçerisi serdârı ve kal‘a dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı vardır.
EÇS VII 28b
Ve eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Vişigrad
EÇS VII 28b
Nehr-i Tuna kenârında evc-i âsumâna berâber bir kırmızı yalçın kanara kaya-yı mehîb üzre şekl-i muhammes bir seng-i tırâş kal‘a-i savaşdır kim Budin ve Egre ve Kanije ve Ustolni-Belgrad sahrâları ve serhadlerinde misli meğer kal‘a-i Şikloş ve kal‘a-i Üstürgon ola, böyle bir sa‘b hisâr-ı üstüvâr-ı bâlâdır. Gûyâ Tuna Belgrad'ının iç kal‘ası gibi Tuna kenârında bir burunda vâki‘ olmuş bir Şeddâdî hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i ra‘nâdır.
EÇS VII 28b
Ve iç kal‘asının cânib-i şimâle nâzır bir küçük kapusu var kim ayyûka ser çekmiş kapudur kim aşağı varoş-ı hisârdan bu kapuya bir kemândârân ok yetirdirmemişlerdir. Tâ bu mertebe bir kal‘a-i bâlâdır. Gerçi bir kapudur, ammâ üç kat dolama demir kapulardır.
EÇS VII 28b
Ve derûn-ı hisârda yetmiş mikdârı şindire tahta örtülü evleri ve Süleymân Hân'ın bir küçük câmi‘i ve gılâl anbârları ve cebehâneleri ve yedi aded metîn kulleleri ve dendân-ı bedenleri vardır. Gayri hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârları yokdur, ammâ üstâd-ı kadîm bu iç kal‘anın Tuna cânibinde bir kaya-yı seng-i hârâyı oyup aşağı Tuna nehrine enecek bir su yolu etmiş vâcibü'l-iberdir, ammâ hâlâ suları sarnıçlardır kim bârân-ı rahmetden cem‘ olur. Lâkin yine her bâr sakkâ bârgîrleriyle a‘yân-ı kibâr aşağı Tuna'dan taşıyup nûş ederler.
EÇS VII 28b
Ve bu kal‘a Süleymân Hân ile Mihaç'da ceng eden Lagoş Kral'ın hazînegâhı idi, zîrâ sarp kal‘a olmak ile cümle hazâ’in ve tâc-ı İskender bunda durur idi.
EÇS VII 28b
Ba‘dehu bu kal‘a feth olup tâc-ı İskender'i bu kal‘adan kaldırup kal‘a-i Budin'e koyup üç sene {durur. İbtidâ} tâc İskender'indir. Andan Enûşirvân'a intikâl eden tâca Âl-i Osmân mâlik olup ba‘dehu Süleymân Hân Nemse ile dost olup tâc-ı İskender'i Nemse çâsârına hibe eyleyüp Zirin ve Beganoğulları elinden niçe yüz pâre kal‘alar alup Süleymân Hân Seğitvar kal‘asın feth ederken merhûm olup hâlâ tâc Nemse çâsârları destinde kaldı. İnşâallâhu Te‘âlâ eşkâl-i tâc-ı Gorona mahallin[d]e tavsîf olunur.
EÇS VII 28b
Eşkâl-i varoş-ı Vişigrad
EÇS VII 28b
Aşağı hisârı Tuna kenârında cânib-i etrâfı sarp kal‘a-i metîndir kim her tabyaları birer gûne Sedd-i İskender'dir ve cümle (---) aded kapuları var. Ve cümle üç mahalle-i müslimîndir ve iki aded mahalle-i keferedir. Ve cümle dörd yüz elli aded bâğçeli vâsi‘ tahta örtülü evlerdir, ammâ kârgîr binâlı hânedânları azdır.
EÇS VII 28b
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. (---) câmi‘i (---) (---) (---) (---) Mâ‘adâ mahalle mesâcidleridir. Ve cümle bir medrese-i âlimândır. Ve cümle üç aded mekteb-i sıbyândır. Ve cümle iki aded tekye-i dervîşândır. Ve cümle bir aded hân-ı müsâfirândır. Ve cümle bir aded hammâm-ı gâsılândır. Ve cümle elli kadar dükkândır. Ve bu varoşun etrâfı bâğ u bâğçe ve gül-i gülistândır ve halkı gâyet şehbâz u şecî‘ u bahâdırândır. Hatta gâzîleri gemilere binüp bu kal‘anın mukâbelesinde nehr-i İpol ve nehr-i Gara suları içre gemilerle girüp tâ Leve kal‘ası ve Novigrad kal‘ası altlarından esîr alırlar, bir alay gâziyân-ı mücâhidân yiğitleri vardır.
EÇS VII 28b
Temimme-i şehrengîz-i kal‘a-i Vişigrad
EÇS VII 28b
Bu kal‘ayı dahi seyr-i temâşâ edüp atlara çul ve gulâmlara Macar kebeleri alup andan yine cânib-i garba 6 sâ‘atde bâğlar ve bâğçeler içre gelüp tekrâr menzil-i kal‘a-i Üstürgon'a dâhil olup ol gün Üstürgon cisri tamâm olup fermân-ı vezîr ile cümle asâkir-i İslâm karşu tarafa geçüp yine cümle askere umûm zahîresi verilüp ol gece anda yatıldı.
EÇS VII 28b–29a
Hikmet-i Bârî vakt-i Şâfi‘îde cemî‘i asâkir-i İslâm hâb-ı râhatda iken nehr-i Tuna üzre bir top u tüfeng sadâsı istimâ‘ olunca derûn-ı askerden bir Allâh Allâh âğâzesi olup tarafeynden cenge 29a başladılar. Meğer küffâr-ı hîlekâr gece ile on iki pâre pür-silâh âteş-pâre firkateler ile şeb-i zulmetde gelüp asâkir-i İslâmın haymelerin Tuna kenârında toplayup niçe at ve âdem helâk [ve] mecrûh edüp yine firâr ederken su akındısı ile gelmeleri âsân, ammâ su ile baş yukaru çıkmak müşkil olup cümle küffâr küreğe girüp ribaça urarak firâr ederlerken hikmet-i Hudâ rûzgâr-ı zorkâr bu kâfir firkatelerin karşulayup bir kırat gidemediklerinde hemân Sadrıa‘zam Üstürgon kapudanı firkatelerine asker doldurup ve gayri gemileri kezâlik leşker ile pür edüp gemileri karadan âdem deryâsı ipler ile ve atlar ile çekerek gitmede ve yine Üstürgon tarafı karasından Kanbur Mustafa Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa şâhî toplar ile kâfiri kovmada.
EÇS VII 29a
Beri asker-i İslâm tarafından Seydî Ahmed Paşazâde Mehemmed Paşa askeriyle ve sâ’ir guzât ile küffâra yetişüp der-ceng-i evvel Seydîzâde Mehemmed Paşa bir dar boğazda küffârın önün alup küffâr Tuna'dan Mehemmed Paşa karadan ceng ede ede küffârın iki firkatesin alup küffârları suya dökülünce Üstürgon kapudanı dahi firkateleriyle kâfire yetişüp ol ân "Allâh Allâh" deyüp kâfire girişüp öte tarafdan Kanbur Paşa ve Hüseyin Paşa beri tarafdan Seydîzâde Mehemmed Paşa ve Tuna içre Üstürgon kapudanı cümle asker küffâr-ı hâksârı Tuna nehri ortasında ortaya alup ân-ı sâ‘atde on iki pâre küffâr gemilerin bin altı yüz kadar küffârlarıyla feth edüp ser-nigûn haçlı peykeriyle gemileri Üstürgon altına getirüp Sadrıa‘zam huzûrunda şâdımânlar olup paşalara ve Tuna kapudanlarına hil‘at-i fâhireler verilüp gemileri Üstürgon altında limana bağlayup cümle küffârları Üstürgon zindânında haps-i ebed etmek fermân olundu.
EÇS VII 29a
Andan Sadrıa‘zam Ciğerdelen kal‘ası imâretine Kayseriyyeli Dilâver Paşazâde'yi me’mûr edüp andan nefîr-i rıhletler çalınup ba‘dehu Ciğerdelen sahrâsından kalkılup sene-i sâbıkda kırdığımız küffâr lâşeleri içinden asâkir-i İslâm ubûr edüp azamet-i Hudâ cümle küffâr leşleri kuruyup kadîd olup ve cümle îmânsız olup derileri kemiklerine yapışup çakıl taşı gibi sahrâ-yı Ciğerdelen'de dizin dizin sürü sürü olup yatırlar, ammâ merhûm ve mağfûrun leh Kadızâde İbrâhîm Paşa ile kâfire sekiz hov edüp kâfirleri kırdığımız meydân-ı ma‘rekemize vardık. Anda dahi küffâr leşi cüste cüste ve püşte püşte olup yatırlardı, ammâ bir yıldan berü bunları ne kurd ve ne kuş ve ne mûr-ı mâr yemeyüp hemân bunlar dahi kadîd-i mahz kalmışlar. Ammâ şehîd olan atlarımızı bir yere yığmışdık. Anlar dahi ter ü tâze durur gibi dururlardı. Andan cümle şehîd olan refîklerimiz bir yere defn etmişdik, anları da ziyâret edüp rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp savâbın rûh-ı pür-fütûhlarına hibe edüp 6 sâ‘atde,
EÇS VII 29a
Menzil-i buhayre-i Babya
EÇS VII 29a
Sene-i sâbıkda konulup bir küçük göl olduğu bâlâda mevsûfdur. Andan 5 sâ‘atde,
EÇS VII 29a
Menzil-i sitâyiş-i kal‘a-i Uyvar-ı üstüvâr'a varırken Abaza Hüseyin Paşa ve Uyvar paşası Kurd Paşa Sadrıa‘zama istikbâle çıkup kal‘a-i Uyvar ol kadar top şâdımânları etdi kim diller ile ta‘bîr olmayup Uyvar halkı asâkir-i İslâmı göricek cümle tâze cân bulup dörd bin araba yükü zahîreyi Uyvar emînine teslîm edüp der-mahzen etdiler.
EÇS VII 29a
Ve yine arabalar bir kerre dahi Üstürgon'dan zahîre getirmeğe gitdiler. Ve ertesi gün yine ol kadar gılâlı kal‘a-i Uyvar'a getirdiler. Meğer kaht [u] galâdan Uyvar halkının hâlleri mükedder olmuş imiş.
EÇS VII 29a
Hemân Sadrıa‘zam-ı müdebbir cemî‘i asâkir-i İslâmın develeri ve katârları ve arabaların tekrâr kal‘a-i Üstürgon'a gönderüp cümle üç nevbet Üstürgon'dan zahîreler taşıyup Uyvar ganîmet oldu ve üç nevbet dahi cemî‘i develer ve katırlar ve seyishâneler ile odun taşıdup Uyvar'ın enderûn [u] bîrûnunda hatab dağlar gibi yığıldı.
EÇS VII 29a
Der-beyân-ı sefer-i müşâvere-i kal‘a-i Neve ve kal‘a-i Litre
EÇS VII 29a
Cümle ale'l-ittifâk bu iki aded kal‘aları küffârdan tekrâr almağa sefer mühimmâtı görülüp cebehâneler ve kırk pâre balyemezler hâzır-bâş ve âmâde olup ale's-sabâh Sadrıa‘zam Litre kal‘asına ve Hüseyin Paşaların ikisi ve Kaplan Paşa dahi Leve kal‘ası üzre âmâde olup tuğlar gitmek sadedinde iken hemân ale's-sabâh sene 1074 mâh-ı Saferü'l-muzafferinin yigirmi tokuzuncu gün Nemse çâsârı tarafından ordu-yı İslâm içinde gûyâ hâzır imiş, {küffârın} üçüncü def‘ada yine elçileri gelüp derûn-ı dilden ve cân u gönülden sulha rağbet edüp çâsârdan nâmeler ve tazallum hâmeler getirüp dîvân-ı sadrıa‘zamda nâme-i iltiyâmları tilâvet olunup,
EÇS VII 29a
"El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân, elim memleketim harâb u yebâb olup diyâr-ı Alman'a varınca âbâdân ülkem kalmadı. Her ne murâdınız var ise sulhu eylece kabûl edeyim" deyü vâfir arz-ı ubûdiyyetler etmiş ve,
EÇS VII 29a–29b
"Üç seneden berü harâcımı ve hedâyâlarımı 29b pâdişâhıma vereyim" deyü ahd-i amânlar yazup bir vaka‘ [u] vakâr sâhibi ebü'l-kelâm bir müdebbir kâfir rehin göndermiş ve Litre kal‘asın alan bilâ-teşbîh baş-papas olan müftîleri memhûrlu yemîn-i Îsâlı kâğıdlar göndermiş.
EÇS VII 29b
Ba‘dehu cümle güzîde-i asâkir-i İslâm yine bir yere cem‘ olup müşâvereler edüp "Leve kal‘asın ve Litre kal‘asın yine bize verin" denildikde küffâr-ı dûrbîn-fikr eyitdi:
EÇS VII 29b
"Vallâhi ol iki kal‘alar bizim dînimiz ulusu baş-papasımızın hâslarıdır. Anların yerine size iki üç kal‘a verelim, hemân sizinle tek sulh [u] salâh edelim. Biri Seçan kal‘ası ve biri Hollok kal‘ası ve biri bu Buyak kal‘aların verelim, bunları ma‘mûr edün ve içlerine müstevfâ askeriniz koyun" dediler.