EÇS VII 36a
Hulâsa-i kelâ[m] bu kal‘aya havâle toplarından ölüm yokdur, illâ toprak sürülse bu kal‘anın hâli yaman olur. Ve havâle add olunan dağlar serâpâ müzeyyen bâğlardır ve havâle önünde Nemse hisârıdır kim Âl-i Osmân değil on sekiz pâdişâh ve yigirmi dörd kral ve bu kadar ban ve bu kadar hersekler bu Freng hisârı gibi bir sedd-i Kahkahâ-misâl kal‘aya mâlik olmamışlardır. İllâ Âl-i Osmân Egre'ye mâlik olmuşdur, zîrâ bu Freng hisârının havâle tarafı dîvârının yüksekliği kırk yedi arşın âlî Şeddâdî metîn kârgîr dîvâr-ı üstüvârdır kim her taşı fîl gevdesi ve hammâm kubbesi kadar seng-i hârâ-yı mutarraş ahcâr-ı musaykallardır ve iki kat dîvâr olup her katı ellişer ayak enli dîvârdır kim üstünde üçer araba yan yana gitse mümkindir.
EÇS VII 36a
Ve bu taraf handakı kâmil seksen adım enlidir ve seksen yedi zirâ‘-ı mekkî derindir kim âdem aşağı bakmağa cür’et edemeyüp zehresi çâk, menzili hâk olur.
EÇS VII 36a–36b
Ve bu kal‘anın on iki bin re‘âyâsı gelüp her sene handakı dahi enli ve dahi derin ederler. Ve bu Nemse 36b hisârı içre cümle mücerred yerli yeniçerilerinin odaları kânûn üzre birinci ikinci üçünçü deyerek kârgîr odalar binâ olunup her bir orta odalarının üzerlerinde örtüleri servî gibi surâhî-i serâmed tahta örtülü musanna‘ odalardır. Aslâ bu kal‘ada avret ve oğlan yokdur ve çârsû-yı bâzârdan bir şey yokdur ammâ,
EÇS VII 36b
Bu kal‘ada da Alem-i Şerîf ismiyle müsemmâ olmasının vech-i tesmiyesi oldur kim kaçan kim Sultân Mehemmed bu kal‘ayı feth edüp Hazret-i Risâlet-penâh'ın sancağ-ı şerîfin kendüler eline alup ibtidâ Cum‘a günü bu câmi‘de minber-i Resûlullâh'a sancağ-ı Resûlullâh'ı çıkarup hutbeyi bizzât kendüleri tilâvet edüp ba‘de salâti'l-Cum‘a Mehemmed Hân Hazret-i Risâlet-penâh'ın sancağ-ı şerîfinden bir pâre püskül çıkarup,
EÇS VII 36b
"Yâ Resûlallâh senin alemin pâresiyle bu kal‘ayı senin himâyene saldım" deyü du‘âlar edüp niçe bin guzât âmîn derler.
EÇS VII 36b
Hâlâ ol sancağ-ı şerîf vaslesi bu câmi‘ minberinin sağ cânibinde evvelki sâf berâberliği dîvâr dibinde altun alemli ve yeşil zarf içinde dikili durur ve şeb [ü] rûz bu alem-i şerîfe dibinde bir kandîl-i münevver yanup durur. Ve cemî‘i Egre ve Budin ve gayri serhad halkının cümle bu sancağ-ı Resû[lu]llâh pâresine i‘tikâdları vardır.
EÇS VII 36b
Hattâ Mehemmed Hân-ı Gâzî bu kal‘a fethinden sonra Hırıştoş yaylasında yedi kral ile cenge teşrîf buyurduklarında Hazret-i Risâlet'in büyük sancağ-ı şerîfin cenge götürmeyüp bu câmi‘de koyup bu câmi‘deki sancak pâresin altun alemiyle götürürler. Hikmet-i Hudâ hîn-i cengde üç alemdâr şehîd olup hazîne-i pâdişâhîyi ve bârgâh-ı Âl-i Osmân'ı küffâr zabt eder. Cenâb-ı Bârî habîbi yüzü suyuna alemdârlar şehîd olunca sancağ-ı Resûlullâh yere düşmeyüp bir delikli taşa geçmiş bulunur. Hâlâ yine bu câmi‘ içre alem-i Resûlullâh vaslesi yine ol delikli taşa sırığı geçmiş durur. Ve bu ahvâli ol gazâ-yı garrâda bulunup görenlerin kırk elli âdem ihtiyârlarından istimâ‘ edüp şehâdetleriyle eylece tahrîre cür’et etdim.
EÇS VII 36b
Hakkâ ki bu alem dibine âdem vardıkda dehşet hâsıl olur. Hakîkatü'l-hâl mu‘tekid olan âdemlerden her kim ol alem-i şerîf dibine varup pâk i‘tikâd ile iki rek‘at namâz kılup hayr du‘â etse bi-emrillâhi te‘âlâ her hâceti kabûl olur. Anıniçün bu kal‘ada bu câmi‘e Alem-i Şerf câmi‘i derler.
EÇS VII 36b
Çâr köşe bir câmi‘-i pür-nûrdur, tûlen ve arzen ikişer yüz ayakdır ve sütûhu kiremitlidir. Ve bir musanna‘ kârgîr binâ minâreye mâlikdir kim bu serhadlerde misli yokdur, meğer Peçoy kal‘asında Kâsım Paşa câmi‘i minâresi ola, ammâ bu andan âlî ve mevzûndur. Hakîr bu minâreye urûc edüp şehrin deresi ve depesi ve tarz [u] tarhın cümle temâşâ etdim. Hakkâ ki sevâd-ı azîm ve bâğ-ı İrem şehr-i kadîm bir belde-i ma‘mûrdur, ammâ bu Freng hisârında yeniçeri odalarından ve câmi‘den mâ‘adâ on aded evler dahi vardır.
EÇS VII 36b
Freng hisârdan cânib-i garba elli adım enli handak üzre bir kârgîr binâ Şeddâdî cisrden geçerken bu iki hisâr mâbeyni ta‘bîr olunmaz çâh-ı gayyâdan nişân verir bir handak-i derk-i esfeldir kim kaddi elli arşındır ve handak içinde âb-ı hayât sular kaynar. Hattâ bu iki kal‘a ahâlîleri sularını bu handakdaki uyûnlardan alırlar. Ve bu mezkûr kârgîr binâ cisr ile geçilen Macar hisârı kapusu üzre,
EÇS VII 36b
Alî Paşa Tabyası: Gûyâ sedd-i Mardin'dir. On iki aded balyemez topları var kim her biri beşer dâne kal‘a değer altun gibi musaykal ve mücellâ kırmızı çullu serâmed toplardır. Bir topuna şâhîn topu derler. Hudâ âlimdir bir serhadde misli yokdur. Siperinin ardında ejder-i heft-ser gibi durur. Ve Alî Paşa Tabyası'ndan beri tâ Macar hisârı ortasında,
EÇS VII 36b
Zurnazan Mustafa Paşa Tabyası: Şehrin cânib-i erba‘asına havâledir. Aslâ uçan kuşları bile uçurmaz yigirmi pâre tavîl topları var kim görmeğe muhtâcdır. Ve bu tabya kurbunda bir manastır-ı azîm var, cemî‘i kâfiristân ve Erdelistân'ın ve Orta Macaristân keferelerinin bilâ teşbîh ka‘beleridir. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve bunda olan tasannu‘ât-ı tarz-ı tavr-ı binâyı medh eylesek başka bir tomâr-ı dırâz olur, ammâ Âl-i Osmân keferelere rağmen bu deyri cebehâne edüp içinde niçe bin top âletleri ve gayri mühimmâtlar mâl-â-mâldir. Ve buna karîb,
EÇS VII 36b
Hünkâ[r] Tabyası: Cümle tabyalardan metîn ve kavîdir.
EÇS VII 36b
Ve bu Macar hisârı üç Nemse hisârı cirmi kadar vardır ve ikisi dahi sedd-i İskender-misâl kal‘alar olup handakları fecc-i amîk-misâl handaklı ve otuzar arşın rıhtım dolma dîvârlı kal‘alardır.
EÇS VII 36b–37a
Ve Freng hisârı ve Macar hisârının cümle dâ’iren mâdâr cirmleri üç bin germe adımdır ve şekl-i müdevveri cümle on bir köşedir ve her köşesinde gûnâ-gûn tabyalar ve musanna‘ kulle ve ebrâclar ve 37a (ve) dirsekler ve gûnâ-gûn mazgal delikleriyle ârâste olmuş birbirine muttasıl iki kal‘alardır, ammâ dizdârları ve neferâtları cümle başkadır.
EÇS VII 37a
Ve bu kal‘ateynin taşları fîl gevdesi kadar vardır. Ve dîvârları üzre cânib-i erba‘alarında sobalı hammâm gibi karavulhânelerinde her gece ellişer âdem nevbet bekler ve anlardan mâ‘adâ tâ sabâha dek on aded kal‘a ağaları nevbet beklemeğe ta‘yînlerdir, ammâ cümleden ziyâde Macar hisârı ziyâde beklenir, zîrâ paşa sarâyı hâlâ andadır. Zamân-ı kadîmde krallara mahsûs sarây-ı azîmdir kim gâyet musanna‘dır, ammâ ihrâk olunmak ile gayri tarz binâ olunup cümle paşa ağavâtlarına müte‘addid odaları ve kâ‘aları ve dîvânhâne ve hammâm ve ıstabl u âhûrları cümle mükellef sarây-ı azîmdir. Ve kapukulu ağası bu kal‘ada olur. Kurbunda bir çâh-ı mâsı var, seksen kulaç amîkdir, ammâ âb[-ı hayât] suyu vardır. Ve yerli yeniçeri ağası da bunda sâkindir. Ve Paşa sarâyı meydânı hayli vâsi‘ olup ol meydân ortasında iki ade[d] esîr zindânı vardır. El-ıyâzen billâh cümle şehrin esîrleri bu sicinde dururlar ve her birine ellişer ayak nerdübân ile enilir gûyâ çâh-ı cahîm mahpeshânelerdir. Her şeb üzerlerinde ellişer aded pâsbânları pür-silâh olup nevbet beklerler. Ve,
EÇS VII 37a
Paşa câmi‘i: Bu Zindân meydânındadır kim tûlı iki yüz ayak ve arzı yüz ayak bir kârgîr minâreli câmi‘-i musanna‘dır ve cebehâne-i azîm dahi bu Sarây meydânındadır. Ve,
EÇS VII 37a
Küçük Paşa câmi‘i: Dahi bu Sarây meydânındadır, ammâ kapusundan içeri mâl-â-mâl asâkir-i İslâm içün beksumat ve buğday ve arpa ve gayri gûnâ-gûn zahâ’ir makûleleri mâl-â-mâldir. Ve bu câmi‘in kapusu üzre târîhi budur:
EÇS VII 37a
Pür-riyâ(?) hâtif didi târîhiniBârekallâh câmi‘-i cennet-mekân,Sene 1023.
EÇS VII 37a
Ve bu Nemse hisârının ve Macar hisârının cümle altları boşdur. Mağâra mağâra ve kemer kemer vâdîler olup içlerine niçe bin asker alur mahalle mahalle tâkler ve kâ‘alardır. Ve bunda dahi cebehâne-i pâdişâhînin envâ‘ları vardır kim bu kal‘a yüz ay muhâsara çekse bunda olan cebehâneler aslâ tükenmez. Ve hîn-i muhâsarada cemî‘i ahâlî-i vilâyet cümle ehl [ü] iyâllerin bu iki kal‘aların altında kehflere ve serdâb ve mahzenlere koyup cümle ehl [ü] iyâl sademât-ı top-ı kûpdan emîn olurlar. Ve bu mağâralar içre handaka nâzır mefret ve azîm toplar var kim kirpi tüğü gibi zeyn olmuş toplar vardır kim her birinin içine âdem sığar toplar var. Ve bunlardan mâ‘adâ niçe yüz aded yedek toplar kundakları ve arabaları ve sâ’ir mühimmâtları ile âmâde durur topları var.
EÇS VII 37a
Ve bu mezkûr mağâralarda ve zîr-i zemînlerde şehrin mutâfları ve urgancıları ip bükerler. Tâ bu mertebe vâsi‘ ve azîm gâr-ı yetîmânlardır. Ve âb-ı hayât buz pâre kuyuları vardır. Ve bu Macar hisârında yigirmi aded dükkânlarından aşağı yüz elli adım kıbleye nâzır dörd kat kemer kapular var, ammâ bu kapuların mâbeynlerindeki kemerleri kasden karanlık etmişlerdir kim eğer taşradan gelen düşman içeri girirken gözleri görmeyüp yürüyüş edemeyeler, ammâ bu mahallerde oturanlar taşradan gelenleri görüp düşmanı ururlar. Ve yol üzre şâhâne topları dururlar, hîn-i iktizâda düşmanlara ururlar.
EÇS VII 37a
Ve cümle kapu bekçilerinin âlât-ı silâhları bu muzlım kapu aralarındaki dîvârda maslûb olup niçe bin elvân âlât-ı silâh ile müzeyyen kapu aralarıdır. Ve gece ve gündüz bu kapu aralarında biner aded pür-silâh asker mevcûd olup nevbet beklerler.
EÇS VII 37a
Ve bu kapu üzre bir azîm tabya vardır, cânib-i erba‘aya Sedd-i İskender-vâr sedd olup bunda dahi azîm serâmed balyemez topları olup bu tabya üzre bir sâ‘at kullesi var kim çanının sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunup ve bu kapunun kemeri altında bir küçük kapu dahi vardır, andan aşağı varoşa otuz ayak nerdübân-ı hacer ile enilir küçük kapudur. Ammâ büyük kapuda dâ’imâ zencîr gerilidir. Ve taşrasında handakı üzre zencîr ile asılmış cisrden geçüp cânib-i kıbleye yüz adım yokuş aşağı enüp bir kat kapu dahi olup bu bâb-ı azîm taraf-ı cenûba nâzırdır.
EÇS VII 37a
Ve bu kapunun üst eşiği üzre beyâz mermerden bir arslan sûreti tasvîr olunmuşdur kim bu arslanın demirden bir dili var, üstâd-ı mermer-bür bu arslana eyle bir tîşe urup gören ol esedi zî-rûh zann eder. Ammâ hukemâ-yı selef arslanı cemî‘i hayvânâtların pâdişâhlarıdır demişler ve benî âdemi de arslan gönüllüdür demişler. Ve bu arslana demir dil etdiklerinin aslı benî âdem demir dilli olup dilini zabt edüp diline her gelen hezeyân sözleri söylemesin rümûzun edüp demir dilli esed tasvîri etmişler. Ve bu Egre kal‘asın bir esede teşbîh edüp içinde olan âdemlere arslanı pek zabt edin işâreti ola, demişler.
EÇS VII 37a–37b
Ve yine arslan yanında bu kapu üzre yine beyâz mermerden üstâd-ı mermer-bür iki başlı bir Macar kuşu, ya‘nî küffârın zolta nâm guruşlarında 37b iki başlı ve iki kanatların ve iki pençelerin açmış karakuş tasvîri vardır, hemân bu Egre kapusu üstündeki kuş tasvîri dahi ana benzer karakuş tasvîri, ammâ bunun dahi iki başlarında demir dilleri vardır. Bunu dahi hukemâ-yı kudemâ timsâl-i rumûz etmişler kim bu Egre kal‘ası iki kal‘adır ve iki başlı demir dilli kuşların pâdişâhı karakuş gibidir, elinden kaçırmayasız ve bu kal‘ayı düşmana uçurmayasız ve iki başlı ve iki dilli hâkim olmayasız, işâretin etmişdir, ammâ hakkâ ki üstâd-ı kâmil bu kuş tasvîri kalemin mermerde kazmışdır.
EÇS VII 37b
Ve bu kapu Mısr'ın Bâb-ı Nâsır'ı ve Demir Kapusu gibi ağreb ü garâ’ib ü acâ’ibden kapudur. Ve kal‘anın bu semtleri seksener arşın dolma rıhtım âlî dîvârlardır. Âdem yukaru baksa başından sarığı düşer, tâ bu mertebe kadd-i bâlâ hisâr-ı üstüvârdır.
EÇS VII 37b
Ammâ küffâr elinde iken bu kal‘a böyle metîn u müstahkem değil imiş. Ba‘de'l-feth-i Mehemmed Hân yedi paşa ve on iki bin çerâhor re‘âyâlar yaz ve kış bu kal‘ada yedi yıl işleyüp bu gûne metîn ve kavî etmişlerdir. Ve hâlâ her sene Baçka ve Laşka ve Salanta'nın cümle re‘âyâları cemî‘i tekâlîfden müsellimler olup her sene bu kal‘a on iki bin re‘âyâ ta‘mîr ü termîm ve handakların tathîr ederler.
EÇS VII 37b
Ve hatta sene 1068 târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam iken bu Egre kal‘asının varoş-ı azîmin kal‘a içine almak içün kânûn-ı kadîm-i Fâtih Mehemmed Hân-ı Sâlis üzre on iki bin çerâhor re‘âyâlar ve yedi sancak paşaları ve yedi sancağın cümle re‘âyâları me’kûlât [u] meşrûbâtların arabalara tahmîl edüp üç yılda bu varoş-ı azîmi bir kal‘a-i metîn içine almışlardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Evvelâ,
EÇS VII 37b
Bu kal‘a-i behişt-âbâdın dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil on iki bin adım şekl-i muhammes ve on iki kulle-i azîm ve cânib-i erba‘ası mazgal delikli ve azîm derin handaklı ve beş kapulu varoş-ı azîmdir. Evvelâ cânib-i kıbleye nâzır Ilıca kapusu üç kat metîn kapudur ve üç yerden asma cisrler ile geçilir. Ve iki taraflarında mazgal delikleri var.
EÇS VII 37b
Andan (andan) bu kapunun sağ cânibinde semt-i cenûba nâzır Hatvan kapusu iki kat meydânlı başka kal‘adır ve başka bir köşede vâki‘ olmuş iki kat handakı ve dörd kat kavî kapuları etrâfında yere berâber azîm topları var. Bu dahi asma cisrler ile geçilir kapulardır.
EÇS VII 37b
Andan bu Hatvan kapusundan içeri cânibe gidüp Yeni Kapu, bu dahi iki kat bâb-ı kavîler ve asma cisrlerdir. Ve bu kapunun iç yüzünde tâ Martolos kapusuna varınca tahta döşeli bin beş yüz adım enli pâk şâhrâh sokakdır. Ve bu Martolos kapusu Egre'nin batı tarafına nâzır bir metîn iki kat kapudur. Bu dahi asma cisrli bâb-ı kavîlerdir. Ve bu semtde cümle kefereler sâkin olup gâyet ma‘mûrdur. Ve cümle Martolosân kefereleridir kim vazîfe-i mu‘ayyeneli kal‘a neferâtlarıdır.
EÇS VII 37b
Andan Felemet kapusu bu dahi garb cânibine mekşûf iki kat kapudur ve iki kat kârgîr dîvârlı kal‘adır. Ve cümle dörd kapusu vardır ve kapusu önünde asma cisrler ile ubûr olunur metîn dervezelerdir. Ve bu Felemet kapusu üzre Kara Mahmûd Ağa'nın asılmış çizmesi mahmîzleri var, demirden bir gûne çarhları var. Hîn-i ma‘rekede ata bununla mahmîz edermiş, musanna‘ demir mahmîzdir. Ve bu kapudan taşra Makla deresi üzre niçesi ze‘âmet ve niçeleri mülk-i ibret-nümâ su değirmenleri vardır. Ve bu Felemet kapusu dibinde kemer altından Makla deresi kalın ve metîn demir pençerelerden su girüp bu varoş-ı azîmi iki bölüp şehr içre niçe su değirmenleri ve bâğ u bâğçeli hânedân-ı azîmleri var. Andan bu varoşun tâ ortasında,
EÇS VII 37b
Sene 1068 târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa binâ etdirmişdir, zîrâ bu eyâletde Köpürlü Mehemmed Paşa çok vâlî olup cemî‘i kâfiristânı sındırup bu kal‘a-i Egre'ye mahabbet etdiğinden sadrıa‘zam oldukda bu Bârûthâne kal‘asın amâr etmişdir. Bâğ-ı İremden nişân verir bir mesîregâh üç gözlü ve her gözleri beşer havânlı ve ibret-nümâ Macar çarhlı musanna‘ değirmenlerdir kim âdemin aklı erişmez bir gûne vâcibü's-seyr değirmenlerdir kim nehr-i Makla çevirir garîb temâşâgâh-ı Şeddâdî çâr-kûşe binâ altı kulleli ve bir demir kapulu kal‘a-i metîndir kim cirmi dâ’iren-mâdâr beş yüz adımdır.
EÇS VII 37b
Bu kal‘a gûyâ bu varoş-ı azîmin iç kal‘asıdır. Cânib-i erba‘ası cümle sudur. Kapusuna cisr ile varılır. Dizdârı ve neferâtları ve bârûtcubaşı ve cümle neferâtları mevcûd olup şeb [ü] rûz bârûd-ı siyâh işlenir, zîrâ bu kal‘ada bârûd çok sürülür.
EÇS VII 37b–38a
Bu kal‘a altından nehr-i Makla geçüp andan çârsû içre ve hânedânların şâhnişînleri altından geçerken herkes revzenlerinden ve gûnâ-gûn maksûrelerinden balıklar sayd edüp andan Çârsû câmi‘inin bu nehr-i Makla sol tarafından geçüp ve yassı sokak 38a köprüsünden ve gayri taş cüsûrlardan ve ağaç kantaralardan geçüp ve Ilıca kapusu dibinde yine demir pençereden taşra çıkup Beşli Çayırı nâm mahalden cereyân edüp kıble tarafına akarak nehr-i Tise'ye mahlût olur bir âb-ı hayât sudur, ammâ Eğre içre bundan lezîz kaynak ve kuyularda âb-ı kevser-misâl sular vardır. Ve bu Ilıca kapusu taşrasında nehr-i Makla üzre altı göz su değirmenleri, bunlar dahi vâcibü's-seyrdir.
EÇS VII 38a
Der-beyân-ı yenâbî‘-i germâbhâ-yı zemîn ve menâfi‘-i uyûn-ı hârra-i arazîn