İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VII 38a
Cümle üç aded ılıcalardır, ammâ biri erlere ve biri avretlere ve birinin suyu hayvânâtlara nâfi‘dir ve niçe gûne nef‘i müşâhede olunmuş ılıcalardır kim cemî‘i Erdelistân ve Macaristân'dan beher sene niçe bin marîz cerebe ve frengiye mübtelâ kefereler gelüp bu ılıcalara girüp âb-ı hummasından nûş edüp bi-emrillâh şifâ bulurlar. Lâkin Budin'deki gibi mükellef binâlı germâblar değildir. Bu ılıcalar olduğiyçün bu kapuya Ilıca kapusu derler. Bu mahalde varoşun cümle (---) aded kapuları tamâm oldu.
EÇS VII 38a
Der-beyân-ı imârethâ-yı aşağı varoş
EÇS VII 38a
Ve bu mezkûr varoş kal‘ası içre cümlesi on yedi mahalledir. Yedisi kefere mahalleleridir, onu müslimdir. Evvelâ,
EÇS VII 38a
Ve kamusu üç bin altmış aded mükellef ü mükemmel ve tahtânî ve fevkânî sarâylardır ve sâ’ir ağavât u a‘yân-ı kibâr büyûtları cümle bâğ u bâğçe ve şâhnişînli vâsi‘ hâne-i zîbâlardır kim niçesi şindire tahta örtülü ve niçe yüzü kırmızı kiremit örtülü Şeddâdî dîvârlı ma‘mûr ve müzeyyen evlerdir. Cümleden (---) sarâyı (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) ma‘mûrlardır.
EÇS VII 38a
Ve eğer bu varoşu görüp bildiğimiz kadar evsâfın tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur. Hakkâ kim âbâdân şehr-i amâristândır.
EÇS VII 38a
Der-ayân-ı cevâmi‘hâ-yı âbidân [u] zâhidân-ı selâtîn-i Âl-i Osmân
EÇS VII 38a
Kamusu kırk altı aded mihrâbdır. Evvelâ cümleden Hatvan Kapusu'na karîb varoş dîvârına muttasıl Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis câmi‘i kim Fethiyye derler. Mâ tekaddem kenîse olup ve minâresi dahi çanlık olup hâlâ bir ma‘bedgâh-ı müslimîn gâyet müferrah câmi‘-i dilküşâdır ve hikmet-i Bârî başka bir rûhâniyyet var, müstecâbü'd-da‘ve musallâ-yı müslimîndir.
EÇS VII 38a
Andan Çârsû câmi‘i gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘dir, andan Sâlih Efendi câmi‘i, andan Benli Ahmed Ağa câmi‘i ma‘mûrdur. Andan Memi Ağa câmi‘i tarz-ı kadîmdir, andan Alaybeği câmi‘i kâr-ı üstâddır, andan Yeni Zâ‘im câmi‘i, andan Kâsım Paşa câmi‘i, andan Bâzâryeri câmi‘i, bunlar cum‘a salâtı edâ olunur câmi‘lerdir. Bunlardan mâ‘adâ,
EÇS VII 38a
Der-vasf-ı mesâcid-i muvahhidân: Dükelisi otuz bir aded mahalle zâviyeleridir, ammâ cümleden Yassı Sokak mescidi ve Kethudâ mescidi (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 38a
Der-ilm-i dâru'l-ulûm-i müfessirân: Hepsi dörd aded medrese-i tâlibândır, ammâ dâru'l-hadîs ve dâru'l-kurrâ-i mücevvidânı yokdur, zîrâ bu şehirde hamele-i Kur’ân huffâzân muhaddisân yokdur.
EÇS VII 38a
Sitâyiş-i mekteb-i tıflân-ı ebced-hân: Umûmîsi on yedi aded mekteb-i ciğer-gûşe-i püserân vardır.
EÇS VII 38a
Der-zikr-i hânkâh-ı erbâb-ı tarîk-i dervîşân: Cümlesi yedi aded tekye-i Âl-i Abâ-yı fakr-ı fâkadır. Cümleden mükellef Hatvan kapusundan taşra (---) (---) Baba Sultân tekyesidir kim yetmiş seksen kadar çille-i merdân sâhibi Bektaşî fukarâları vardır. Ve şehr içre (---) (---) tekyesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 38a
Der-kayd-ı sebîlhâne-i cân-sitân: Olancası yigirmi aded şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ rûhlarıyçün sebîlhâne-i atşânlar vardır. Cümleden Ağa sebîli ve Alaybeği sebîli ve Kâsım Paşa sebîli meşhûr[dur].
EÇS VII 38a
Der-alâmet-i çârsû-yı bâzâr-ı esnâfân: Barisi altı yüz aded dekâkînlerdir, ammâ bezzâzistân-ı kârgîri yokdur. Lâkin dükkânları ve kahvehâneleri müzeyyendir ve ankâ tüccârları olup cümle zî-kıymet metâ‘ları bî-kıymet ve bî-minnet bulunur.
EÇS VII 38a
Der-medh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Bardesi iki aded hammâm-ı rûşenâdır. Biri iç kal‘a kapusundan aşağı köprü başında Vâlide Sultân hammâmı gâyet müferrah ve dilküşâ âb u hevâsı latîf altı aded halvetli ve cümle kıbâbları kırmızı kiremit örtülü germâb-ı şîrîndir.
EÇS VII 38a
Ve bir hammâm dahi Felemet kapusu kurbunda müfîd u muhtasar soba hammâmı derler küçük hammâmdır, ammâ bu şehr içre yedi yüzden ziyâde evlerde soba hammâmlarımız vardır deyü a‘yân-ı vilâyet tefâhur kesb ederler, zîrâ halkı gâyet sulehâ-yı ümmetden olup ehl [ü] iyâlleri cümle ev hammâmlarına girirler, taşra çârsû hammâmlarına nâdir giderler.
EÇS VII 38a–38b
Der-hakk-ı hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Olandası beş aded hân-ı sağîrlerdir. Ancak bu hânların birine ağır bâzergânlar konarlar. 38b Âyende vü revendegân ve müsâfirînden ekser re‘âyâ kefereleri konarlar. Yohsa cümle müsâfirîn a‘yân-ı kibâr hânedânlarına konup aslâ bir kimesnenin kapuları mesdûd değildir. Hemân gelene salâ der kim niçe hânedânların kapuları üzre bu ebyât tahrîr olunmuşdur. Mısra‘:
EÇS VII 38b
Bî-tekellüf biyâ be-hâne-i mâ,
EÇS VII 38b
deyü merkûmdur, zîrâ ganîmet şehirdir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 38b
Der-kavl-i müneccimân: Bu şehir iklîm-i (---) olup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) derîce ve (---) dakîkadır. (---) (---)
EÇS VII 38b
Der-fasl-ı memdûhât: Beyâz sipov ekmeği ve Leh tavuğu büryânı ve bir vukıyye beyâz poğaçası ve yağlı çöreği bir akçeyedir ve tavuk böreği ve kirde çöreği meşhûrdur. Ve bir vukıyye semîn koyun eti üç akçeye ve bal ve yağ sekiz akçeye ve meyve-i gûnâ-gûnu bî-hisâbdır.
EÇS VII 38b
Der-manzara-i tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı belde-i Eğri: Evvelâ doğru demek gerek, Hatvan kapusundan tâ Felemet kapusuna varınca bu varoş içre levendâne yürüyüp kâmil dörd bin germe adımdır. Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi gâyet meşhûr ve meşhûrelerdir, ammâ gâyet mü’eddeb ve mü’eddebelerdir. Ve halkı cümle Boşnak'dır, ammâ fasîh u belîğ Macarca ve Nemsece bilirler. Lâkin gâyet hîle ve hud‘a bilmez oğuz tâ’ifedir. Hakkâ ki bir hadîs-i şerîfde Hazret-i Risâlet-penâh buyurur: Hadîs: Arapça Bülüh ya‘nî oğuz tâ’ifesi ola. İşte bu hadîs-i şerîf mâ-sadakı üzre bu Eğre halkı oğuzlardır.
EÇS VII 38b
Ve cümle gâziyân-ı mücâhidânlardır kim her gün Filek ve Seçan ve Germat ve Semendire ve Honot ve Külvar kal‘alarının kâfirleriyle ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl etmededirler, zîrâ kal‘a-i Eğre bu mezkûr kâfir kal‘alarının tâ ortasında vâki‘ olmuşdur. Ve bu kal‘a kâfirlerine Orta Macar derler ve cümle Eğre re‘âyâsı dahi Orta Macar'dır. Anıniçün Eğre halkı fasîh Macarca tekellüm edüp gâyet garîb-dost şehbâz gâzîleri var. (---) (---)
EÇS VII 38b
Der-nazargâh-ı bâğ-ı İremezât: Hamusu tokuz bin altı yüz bâğdır, ammâ engûrü Gingöş gibi lezîz değildir, zîrâ şitâsı sehel şedîd olur, ammâ yazı yazdır ve kışı kışdır, ammâ ekseriyyâ halkı kal‘a neferâtlarıdır. Bir fırkası ehl-i hidmetdir, bir zümresi tüccâr ve bir sınıfı ulemâ ve sulehâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ yeridir. Ve hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhân-ı fâsıdı bî-kıyâsdır ve cümle sıbyânları tîz-fehm ve necîb ü reşîd ve zekiyyü't-tab‘ nâ-resîde gulâmları var, ammâ cümlesi asma ve kesme ve âlât-ı silâha mukayyed olup yiğitlik hevâ-yı heveslerine düşmüş sıbyânları vardır. Ve bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır, mezra‘aları vâfir ve her şeyde hayr u berekâtları mütekâsir.
EÇS VII 38b
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı kal‘a-i Egre: Evvelâ Hatvan kapusundan taşra kal‘a-misâl dîvârı bâğ-ı İremden nişân verir tâvûs kuşunun süd gibi beyâzı ve yeşili ve rengâreng tâvûslar ile ve gayri murğân-ı andelîbânlar ile memlû bir mesîregâh yerde gûnâ-gûn fukarâ hâneleri ve yaz ve kış meydânları ve niçe yerde nüzhet-âbâd kasr-ı tahtânî ve fevkânîler ile müzeyyen bir tekye-i Bektaşiyândır. Budin'de Gül Baba tekyesinden bu âsitâne-i (---) (---) Baba Sultân vâcibü's-seyr tekyegâhdır kim bir kubbe-i âlî içinde Hazret-i (---) (---) Dede Sultân medfûn olup kabr-i münevveresinin etrâfında gûnâ-gûn hüsn-i hat kelâm-ı şerîfler ve şem‘dân ve kandîldân ve çerâğdânlar ile tezyîn olmuş bir âsitâne-i abdâlândır. Yetmiş seksen kadar fukarâları pârsâ-yı Muhammedî ile geçinüp çeteye ve poturaya giden gâzîler ganîmet gelüp bu tekyeye nezerâtların verirler. Cümle fakr-ı fâka erenleri anınla geçinirler.
EÇS VII 38b
Andan Felemet kapusundan taşra mesîregâh-ı
EÇS VII 38b–39a
Bu şehri dahi seyr-i temâşâ edüp ertesi gün Eğre Paşası Pirinççi Mehemmed Paşa Dobroçin'den alay-ı azîm ile gelirken cümle kal‘ada olan asâkir-i İslâm paşanın istikbâline çıkdıklarında biz dahi ırz-ı pâdişâhîye ta‘zîmen hüddâmlarımızla karşu çıkup at üzre görüşüp at başı berâber şehre gelirken kal‘adan niçe yüz pâre top şâdımânları olup bir ra‘d-vâr topların gürüldüsünden dağlar inil inil sadâ verirdi. Ol gün dîvân-ı pâdişâhî olup paşanın mukarrernâmesi kırâ’at olunup hakîrdeki hil‘at-i pâdişâhîyi paşanın eğnine geydirirken paşa-yı kânûn-şinâs hil‘at-i şehriyârînin girîbânın bûs edüp cemî‘i hüddâmân-ı çavuşân paşayı kânûn üzre 39a alkışlayup paşa yerinde karâr-dâde olunca yerli yeniçeri ağası emirleri dahi dîvân-ı cem-cenâbda kırâ’at olunup paşa ana bir hil‘at-i zerdûz-ı fâhire geydirüp anı da çavuşlar alkışlayup hânesine safâ vü sürûr ederek gidüp akîbince paşa mehterleri yeniçeri ocağı ağasında dahi bir fasl edüp hemân paşa ol dîvânda Eğre kal‘asının cümle kırk aded tuğ ve sancağ u bayrak sâhibi ağalara mukarrer hil‘atleri geydirüp herkes hânelerine gidüp sürûr [u] şâdım[ân]lar olup taraf taraf üç gün mehterhâne fasılları çalınup zevk u şevkler olup paşaya her ağadan avâ’id [ü] fevâ’idleri gelüp hakîre üç kîse ve üç at ve üç köle ve bir semmûr kürk verüp İbrâhîm Kethudâ efendimizin mektûbun tilâvet edüp
EÇS VII 39a
"Evliyâma bir hoş riâ‘yet edüp Budin'e tatyîb-i hâtırile yollayup elçi paşa ile Beç'e ve Prağ'a Nemse kralına gitmeğe harcırâh verüp tîz yollayasın", deyü mektûb-ı mahabbet-uslûb kırâ’at olundukda İbrâhîm Kethudâ efendimiz hâtırıyçün paşa-yı dûrbîn-fikr üç yüz altun ve bir kat esvâb ve hüddâmlarımın üçüne ellişer altun ve birer kat esvâb verüp Yerli Yeniçeri Ağası Ahmed Ağa'dan iki kîse ve bir köle ve iki at ve beş kol tüfengi ve bir pastav çuka ve beş donluk atlas ve kırk aded kal‘a ağalarından dahi birer tuhaf bergüzâr şeyler gelüp bir azîm bâr-ı sakîller peydâ etdik. Üçüncü gün getirdiğim emr-i pâdişâhîde fermânlar olunduğu üzre sene 1074 târîhinde Tatar ve bu Mehemmed Paşa eliyle feth olunan kal‘a-i Seçan ve kal‘a-i Germat ve kal‘a-i Hollok ve kal‘a-i Buyak ve gayri kılâ‘ların ta‘mîr [ü] termîmine bizzât paşa gitmeğe dellâllar nidâ edüp âmâde-bâş oldular.
EÇS VII 39a
Eğri'den Mehemmed Paşa ile Orta Macar diyârında feth olunan kal‘alara gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VII 39a
Evvelâ Eğre'den cânib-i şimâle Eğre eyâletinin nısf askeriyle cânib-i şimâle 7 sâ‘at gidüp,
EÇS VII 39a
Menzil-i sahrâ-yı Hırıştoş
EÇS VII 39a
Bir göl kenârında bir harâb deyr kurbunda meks edüp cânib-i erba‘aya karavullar gitdi, zîrâ küffârın vilâyeti içinde ve dahi sene 1005 târîhinde mâh-ı Rebî‘ulevvelin beşinci gününde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis ibn Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında yedi kral ile bizzâ[t] Sultân Mehemmed bu Hırıştoş yaylasında ceng-i azîm etdiği arbedegâhdır. Bu ceng-i azîmi niçe müverrihân-ı Rûm gûnâ-gûn tahrîr etmişlerdir, ammâ karîbü'l-ahd olup pederim merhûm Dervîş Mehemmed Ağa bile olmağile anlardan istimâ‘ etdiğimiz üzre ve bu Eğre ihtiyârları takrîri üzre sehel tahrîr edelim.
EÇS VII 39a
{Der-beyân-ı icmâl-i ceng-i tabur-ı makhûr-ı Eğre}
EÇS VII 39a
Evvelâ Mehemmed Hân Eğre'yi feth edüp ba‘de yedi kral yedi kerre yüz bin leşkeriyle asker-i İslâmı Eğre altında basup kal‘ayı dest-i İslâmdan halâs etmeğe geleceklerin Tatar Hân karındaşı Feth Geray Sultân kırk elli aded küffârları dil dutup huzûr-ı pâdişâhîye getürüp küffârları söyledüp,
EÇS VII 39a
"Elbette yarın yâ öbür gün sizi Nemse çâsârı karındaşı Hersek Makşimilyan ve yedi kral sizi basar" deyü haber verdiklerinde hemân sa‘âdetlü pâdişâh
EÇS VII 39a
"Anlar bizi basmadan biz anları basmak evlâdır" deyüp Hâdım Ca‘fer Paşa ve Rûmeli vezîri Velî Paşa ve niçe sancak beğleri ile kırk bin asker ile on pâre top ile bunlar talî‘a-i asker olup küffâra doğru vardıklarında küffâr bunlara eyle top ve tüfeng urup cümle askeri kırup ancak Ca‘fer Paşa [ve] Velî Paşa dörd beş bin âdemleriyle ordu-yı İslâma girirler.
EÇS VII 39a
Pâdişâh-ı cem-azamet bu işden haberdâr olup Rûmeli eyâleti Hasan Paşa'ya ibkâ ve mukarrer olup küffâr üzr[e] serdâr olur ve Sadrıa‘zam İbrâhîm Paşa dahi Hasan Paşa akîbince gidüp ve Hân karındaşı Feth Geray dahi yetmiş bin Tatar askeriyle bile gidüp küffârın taburu mukâbelesinde meks edüp iki leşkerin mâbeyne-hümâlarında bir azacık nehr olup ol gece etrâfa karavullar koyup âmâde dururlar.
EÇS VII 39a
Ertesi gün pâdişâh-ı gerdûn-vakâr geldikde bi-avnillâhi Te‘âlâ Cığalazâde tarafından küffâra bir ey sâtûr-ı Muhammedî ururlar. Çünki vakt-i gurûb olup tarafeynden ceng âsâyişler çalınup her cânibe mükemmel karavullar koyup âsûde-hâl yatırlar.
EÇS VII 39a
Ertesi ale's-seher yine ceng tablına turreler urulup asker-i İslâm ayak ayak sahrânın ortasında hâlâ bir kenîse var, Cığalazâde'nin anda kırdığı kefere leşlerinden gayri bir şey yok. Hemân asâkir-i İslâm ile Vezîr-i a‘zam İbrâhîm Paşa, Hân karındaşı ile talî‘a-i asker olup ileri giderler. Sa‘âdetlü pâdişâh dahi kafâda yüz bin asker ile gelmede. Cümle asker küffârın taburu dibine varmada, ammâ küffâr vakt-i zuhr olunca taburdan baş göstermeyüp vakt-i asrda taburundan çıkup asker-i İslâm üzre yürür. Cümle küffâr âhen-pûş olup cenge girir.
EÇS VII 39a–39b
Nemse ve Çeh ve Efrence ve Hırvad ve Macar'dan cümle yüz kat alay-ı hınzîr yürür kim her biri 39b deryâ-misâl küffâr alayları var kim yüz bin kadar leşkeri sâfî kırkar ve ellişer dirhem muşkat tüfengleri ve yine her bir keferelerin ellerinde ve bellerinde ve yakalarında ve eğer kaşlarında ve atlarının terkilerinde beşer onar aded kol tüfengleri ile asker üzre hücûm edüp dağlar gibi sırıklı orman olmuş küffâr yürüyüp kösleri ve erganon ve torompetelerin çalarak mevc ü mevc ve fevc ü fevc karınca gibi yab yab yürüyüp küffârın bu gelişine bizim asker mukâvemet edemeyüp ve bir ferd-i âferîde küffâra karşu duramayup der-ceng-i evvel cümle alan u tâlân ve pârekende vü perîşân olurlar.