EÇS VII 43b
Ba‘dehu sene 1002 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında Fâtih-i Yemen Sinân Paşa Bosnalı Şâhînoğlu silsilesinden sâbıkan vezîr-i a‘zam olan Lala Mehemmed Paşa yeniçeri ağası olup anın müsâ‘adesiyle Tata kal‘ası feth olup andan kal‘a-i Vila andan kal‘a-i Se[n]martin, andan kal‘a-i Yanık feth olup Tata kal‘ası yine kemâ-kân serhadd-i Ungurus oldu.
EÇS VII 43b
Ba‘dehu sene 1006 küffâr Yanık kal‘asın hîle edüp bir ağaç top atup Yanığ'ı aldıkda bu Tata kal‘asın ve gayri kal‘aları da kabza-i tasarrufa alup mülk eder.
EÇS VII 43b
Ba‘dehu sene 1006 Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis vezîri Saturcı Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup ibtidâ Tata kal‘asın feth etdi ve içindeki kâfirler bir gece firâr edüp Tata altındaki sazlıkda ve bataklıkda gark olup niçe bini esîr-i bend-i zencîr oldu ve kimisi kal‘a-i Komaran'larına firâr etdiler.
EÇS VII 43b
Ba‘dehu sene 1010 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis'de küffâr Ustolni-Belgrad'a zafer buldukda bu Tata kal‘asına dahi istîlâ edüp ol asrdan berü dest-i küffârda kalmış bir kal‘a-i garîbdir. Hâlâ Nemse çâsârının hükmünde bir mürtefi‘ bayır üzre bir Şeddâdî şekl-i muhammes iç kal‘ası vardır.
EÇS VII 43b
Aslâ havâlesi yokdur ve içinde bir mu‘azzam kilisesi var, eflâke ser çekmiş bir çanlığı var, gâyet musanna‘ nümâyân idi, ammâ bizi iç kal‘aya komayup aşağı kal‘a kurbunda kapudanı hakîre ziyâfet edüp aşağı kal‘ayı temâşâ eder şeklinde olduk, hayli büyük varoşdur. Birkaç kenîseleri ve çârsû-yı bâzârları ve iki bin mikdârı tahta örtülü evleri ve üç aded varoş kapuları ve etrâfı şarampav handaklı metîn varoşdur, ammâ Bakvan dağlarına doğru bâğları bî-hadd [ü] bî-pâyândır. Lâkin katanası gâyet eşkıyâ dilâver küffârlardır.
EÇS VII 43b
Bu kal‘ayı temâşâ edüp kapudanından hedâyâlar ve refîkler alup 4 sâ‘at cânib-i garba gidüp kal‘a-i Tata kurbunda,
EÇS VII 43b
Bu mahalde Tata gölünün ayağı cereyân edüp Tata kapudanının değirmenlerinin cisrinden ubûr edüp 5 sâ‘atde yine cânib-i garba dağlar ve beller aşup giderek,
EÇS VII 43b–44a
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Sene 950 bizzât Süleymân Hân Tata kal‘asın harâb etdikde bu kal‘a-i Veylan'ı da berbâd edüp ba‘dehu küffâr amâr edeli dest-i küffârda kalup kûh-ı Bakvan dâmeninde çâr-kûşe Şeddâdî iki kat bir kal‘a-i üstüvârdır. Kenîseleri ve çârsû-yı bâzârı ve âb-ı revânları ve cümle tahta örtülü menhûs hâneleri var, katanalarının durağı ve hınzîr hânelerinin yatağı olmuş bir sarp kal‘adır. Bunda kapudanı hakîre mâ-hazar ta‘âm-ı firâvân yedirüp ba‘de't-ta‘âm Raba nehri cenginde esîr olan Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi kapudandan su’âl etdiğimde zindândan altı yüz ümmet-i Muhammed esîr getirüp cümlesin gördüm, illâ Mustafa Halîfe'yi görmedim. Andan kapudandan hedâyâlar ve refîk kefereler alup semt-i garbdan cenûba meyyâl 4 sâ‘at yine dağlarda gidüp 44a
EÇS VII 44a
Evsâf-ı kal‘a-i refî‘u'l-bünyân sûr-ı üstüvâr-ı Papa
EÇS VII 44a
Rim Papa mâlıyla binâ olduğiyçün Papa kal‘ası derler. Sene 1008 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında fâtih-i Kanije olan İbrâhîm Paşa serdâr-ı Ungurus iken on bin kadar Fransa küffârı Beç kal‘asına imdâda gelmişken serdâr-ı müşârun-ileyh Beç kal‘asın muhâsara etmeyüp gayri kılâ‘ları feth etmeğe mukayyed oldukda Nemse kralı bu imdâda gelen Fransa askerin Papa kal‘asına kışlamağa gönderdikde Nemse küffârıyla Fransa Papa kal‘ası içre bir ceng-i azîm edüp Nemse Fransa'nın çoğunu kılıçdan geçirirler. Hemân Fransa pes ü perdeden Budin'de Lala Mehemmed Paşa'ya haber gönderüp "Elbette Papa kal‘asın size verelim" deyü ahd-i amâna âdem gönderirler.
EÇS VII 44a
Hemân Lala Mehemmed Paşa Budin'den ve Ustolni-Belgrad'dan on bin askerle Lala Paşa kethudâsı Abdi Ağa bir gün bir gecede ale'l-gafle Papa kal‘asın basup Fransa küffârı kal‘ayı açup cümle asker-i İslâm kal‘aya duhûl edince hemân Fransa küffârı fürce bulup Macar'ı ve Nemse küffârın kılıçdan geçirüp Papa kal‘ası bu takrîb ile dest-i İslâma girüp üç bin kadar Fransa Papa kal‘amızda nefer kalup sâ’ir asâkir-i İslâm ile hüsn-i ülfet ederlerken hemân Nemse çâsârı altı aydan Papa kal‘asın tabur-ı azîm ile muhâsara edüp kâmil bir ay ceng-i cidâl eyleyerek durdular.
EÇS VII 44a
Âhır-ı kâr bir tarafdan imdâd gelmedüğün görüp ibtidâ bir şeb-i muzlimde kal‘adan Fransa dağlara düşüp firâr ederler.
EÇS VII 44a
Andan asker-i İslâm dahi Ustolni-Belgrad Papa kal‘asına altı mîl yerdir kim müstevfâ bir konakdır, Belgrad'a gelirler, ammâ Nemse Fransa küffârının ardına düşüp dağlarda ve bellerde ve yollarda Nemse Fransayı kıra kıra ancak beş yüz kadar Fransa Ustolni-Belgrad'a cân atup halâs olur.
EÇS VII 44a
Sene 1008 târîhinden berü bu kal‘a-i Papa hâlâ dest-i Nemse'de kalup müte‘azzım kapudanlık ve intihâ-i serhadlerinden çâr-kûşeden tûlânî üç kat Şeddâdî sa‘b kal‘a-i kavîdir.
EÇS VII 44a
Bunda dahi bir bâğ-ı İremde kapudan hakîre ziyâfet edüp hedâyâlar verdi ve zindânda esîr olan bin aded ümmet-i Muhammed'den on yedi aded Mustafa isimli âdemler getirdüp birisi dahi Foça şehrinden sipâhîler halîfesi değil ve Başbâkî kulu Kayseriyyeli Hasan Ağa'nın ısmarladığı Halîl Beğ nâmında âdem dahi yok idi.
EÇS VII 44a
Andan kapudandan refîkler alup cânib-i garba nısf sâ‘at gidüp,
EÇS VII 44a
Selef kralları bu humma-i yed-i Kudret üzre kıbâb-ı âlîler ve aşren fe-aşr havz-ı azîm ve şâzrevân ve kâ‘a ve câmekânlar edüp amâr etmişler bir âb-ı hayât-misâl râyihası mu‘tedilü's-sühûn ılıcadır. Atımdan enüp içeri esbâbımla girüp temâşâ etdim. Cümle küffâr avretleri ve oğlanlarıyla karış katış olup girmişler, ammâ hakkâ ki gûnâ-gûn ejder kelleleri ve arslan kelleleri tasvîrlerinden ılıca suları cereyân edüp havza dökülür âsâr-ı azîmedir ve suyu gâyet nâfi‘ olduğundan beher sene kiraz mevsiminde cemî‘i kâfiristândan marîz u alîl ve tendürüst kâfirler gelüp bir ay zevk u safâlar edüp tendürüst olup herkes vatanlarına giderler. Bu ılıca Üstürgon'a bir konak karîb olmağile vere ile Üstürgon'dan dahi ba‘zı sene niçe yüz âdemler gelir.
EÇS VII 44a
Andan bu hakîr refîklerimizle cânib-i şimâle dağlardan aşağı 7 sâ‘at gidüp,
EÇS VII 44a
Papa kal‘ası hudûdunda üç yüz hâneli Macar köyüdür, ammâ Üstürgonluya harâc verirler.
EÇS VII 44a
Andan yine cânib-i şimâle 5 sâ‘at ormanlı dağlar geçüp,
EÇS VII 44a
Bu mahalde yine elçi paşa efendimize buluşup
EÇS VII 44a
"Safâ geldin Evliyâm, Mustafa Efendi'yi bulabildin mi?" dedikde
EÇS VII 44a
"Hayır sultânım, nâm [u] nişânından eser yok" dedim. Bu mahalde Nemse elçisinden haber gelüp,
EÇS VII 44a–44b
"Bizim elçi paşaya buyurursanız müşerref olalım" deyü altı atlı bir musanna‘ ve münakkaş hınto araba ve niçe hedâyâlar gelüp bizim elçi paşa birine rağbet etmeyüp hemân kös-i rıhletler çalınup Tata kapudanı değirmenleri cisrinden geçüp cümle asâkir-i İslâm alay alay olup ayak ayak Tata sahrâsı üzre sağ tarafımız nehr-i Tuna üzre cümle firkateler ve zahîre gemileri anlar dahi alay ile bâdbânların ve filandıra ve sancağ u bayrakların küşâde edüp gitmede. Beri tarafda leşker-i İslâm giderken hudûd-ı Alman olacak Sultân Süleymân milleri nümâyân oldu. 44b Ve küffâr elçisinin dahi cünûd-ı cünübleri haçlı peykerleri ve kara şapkalarıyla deryâ-misâl küffâr niçe bir arabalarıyla ve alaylarında orman gibi sırıklarıyla ve anların da Tuna üzre niçe bin kayık ve firkate gemileriyle görünüp kaynaşarak gelmeğe başladılar.
EÇS VII 44b
Bizim elçi paşa dahi alay-ı azîmiyle ayak ayak giderek hudûd millerine iki bin adım kadar yakîn vardıkda hemân bizim elçi paşa esbâb-ı ihtişâmın arz edüp kahvealtı yemek bahânesine bir münakkaş-ı ibret-nümûn çetr-i mülemma‘ı altun toplarıyla tarfetü'l-ayn içre kurdurup cümle zer-ender-zer döşedüp paşa efendimiz ve gayri paşalar ve alaybeğleri ile serâperdesine nüzûl edüp mâ‘adâ asâkir-i İslâm cümle atları üzre pür-silâh âmâde olup durdular ve mâ-hazar mümessek ve mu‘amberîn ta‘âmlar yürüdüler. Cümle asâkire atlar üzre çörekler ve hâs u beyâz nânpâreler bezl olup ba‘de't-ta‘âm paşa mehterhâne faslı etdirüp bir hayli zamân haymesinde durup andan küffârın dahi elçisi gemilerinden çıkup hudûd milleri üzre gelüp ol dahi bir kara çadırda meks edüp yine paşaya "Buyursunlar" deyü haber gönderdikde paşa bu habere vücûd vermeyüp asker-i İslâm ile cirit oynamağa başladılar, ammâ bizim tarafımızdan Üstürgon odabaşıları kâfir elçisine varup hudûdda olan millerde kâfirin elçisin görüp paşaya gelüp,
EÇS VII 44b
"Sultânım kâfirin elçisi millere gelmiş, size muntazır hâzır-bâş duruyor" deyü haber verdiklerinde derhâl paşa-yı sâhib-cemâl esb-süvâr olup mehterhânesin döğerek cümle asâkiriyle âheste âheste giderek yanımız sıra alay gemilerinde sadâ-yı Allâh Allâh ile gülbâng-ı Muhammedî çeküp top u tüfeng şâdımânları ederek bizimle berâber miller başına varup cümle asker-i İslâm berren ve bahren durdular.
EÇS VII 44b
Der-beyân-ı mülâkât-ı elçi-yi İslâm ve elçi-yi gayr-i İslâm
EÇS VII 44b
Evvelâ bu mahalde cümle asâkir-i İslâm cümle atları üzre alarka pür-silâh cenge âmâde gibi durdular ve mihterhâneler dahi çalınmayup âsûde-hâl durdular, ammâ küffâr askeri dahi hudûd millerinin öte tarafında anlar dahi alarka atları üzre erganon ve nâkûsların çalmayup bir sît u sadâ etmeyüp durdular.
EÇS VII 44b
Ancak bizim elçi paşa atından enüp piyâde olup cümle pür-silâh iç ağaları ve beş aded Üstürgon odabaşıları ve beş aded Üstürgon ağaları ve birkaç ihtiyâr umûr-dîde serhad ihtiyârlarıyla ve iki paşa ve iki alaybeği anlar dahi piyâde millere doğru yokuş yukaru çıkmağa başladılar.
EÇS VII 44b
Ve cümle asker dahi atlarıyla millere karîb pür-silâh geldiler, zîrâ bir kerre Selîm Hân-ı Sânî asrında bu mahalde Seğitvar hudûdu sulhiyçün iki elçi birbirleriyle uzlaşamayup ceng-i azîm olmuş. Ol zamândan berü tarafeynden asker pür-silâh olup dururlar.
EÇS VII 44b
Karşu tarafda dahi cümle küffâr askeri mevc mevc kara nahır gibi kara şapkalarıyla atlar üzre ve cümle gemileri ile Tuna kenârında kat-ender-kat dururlar, zîrâ cümle küffâr sulha şükrâne gemileriyle avretlerin bile getirüp cümle zîb ü ziynet ve dârât [u] ihtişâmlarıyla gelirler.
EÇS VII 44b
Bizim paşa dahi hudûd mil bayırına urûc ederken sâfî dîbâ ve şîb ü zerbâf ve cevâhir-i murassa‘âta gark olmuş kemer kuşak ve hançer ve bıçak ve şemşîr ve murassa‘ topuz elinde ve eğninde bir semmûr kabaniçse kim tüğü içinde yumurta saklanır siyâh semmûr la‘l-gûn çukaya kaplı kim her düğmeleri kaz yumurtası kadar kim her biri onar bin guruş eder düğmeler ile müzeyyen kabaniçsedir.
EÇS VII 44b
Ve paşanın başında mücevvezesi üzre murassa‘ ablak sorguç-ı pâdişâhî ile iki cânibinde mataracılar ve tüfengciler dahi zerdûz üsküf-i Hacı Bektaş-ı Velî üzre otağaların zeyn edüp paşanın koltuğuna girüp paşayı nâz-ı na‘îm ve ta‘zîm ile mil başına çkardıklarında bizim tarafımızdaki olan mil dibine paşa yüz bin istiğnâ ile vardıkda bizim mil dibinde bir sâyebân altında bir zer-ender-zer iskemle üzre paşa karâr-dâde olunca küffâr elçisi dahi anların tarafındaki mil dibinde bir iskemle üzre otururken hemân bizim paşayı görünce ayak üzre elçi kalkup bizim paşaya ta‘zîm ve iltiyâmlar etdi.
EÇS VII 44b
Hemân küffârdan bir ihtiyâr umûr-dîde {kefere} gelüp elçilerinden paşaya selâm-ı firâvân getirüp paşanın yanında kaldı.
EÇS VII 44b–45a
Hemân bizden dahi bir Üstürgon ve bir Ustolni ve bir Eğri ve bir Budin ve bir Kanije odabaşıları paşadan bir koyun yağlığı alup kefere elçisine selâm götürüp beş nefer odabaşılar anlar dahi kâfirin elçisi yanında kaldılar. Meğer bu bizim elçi yanında kalan ihtiyâr kefere ve kefere elçisi yanında kalan beş nefer ihtiyârlar tarafeynde tercümânlar "Halt-ı kelâm 45a etmesin" deyü Macarca ve Nemse ve Çehe ve Leh ve Türkçe bilir âdemler korlarmış.