EÇS VII 48b
Bânîsi bir Venedik Pirinc-piriminin kızlarından bir firav kız binâsıdır. Sene 1002 târîhinde Sinân Paşa Yanık kal‘asın feth etdikde bu kal‘a-i Samartin'i dahi feth edüp üçüncü senede yine küffâr Yanık'a ve bu kal‘aya zafer bulup hâlâ Nemse çâsârı hükmünde evc-i âsumâna berâber bir yalçın kaya üzre beyâz incü gibi bir kârgîr binâ-yı Şeddâdî şekl-i müdevver ve cânib-i garba nâzır bir kapusu var, ammâ küçük kal‘adır. Lâkin gâyet sarpdır. Cânib-i erba‘asında ikişer konak yerden nümâyân bir kal‘a-i dâr-ı bî-îmândır.
EÇS VII 48b
Bu kal‘aya bizi komadılar, ammâ aşağı varoşda kapudanı hakîre bir bâğ-ı İremde ziyâfetler edüp ba‘de't-ta‘âm Mustafa Efendi'yi su’âl etdik.
EÇS VII 48b
"Vallâhi Raba'da esîr olan âdemlerden bizde âdem yokdur. Cümle iç Alman'a götürdüler" deyü cevâb etdi.
EÇS VII 48b
Ammâ bu Se[n]martin varoşu aceb müzeyyen ve aceb ma‘mûrdur. Sarp yerde olmak ile Üstürgonlu bu varoşdan harâc alamazlar. Cümle sokakları satranç nakşı tarh olunmuşdur ve kat-ender-kat kârgîr binâlı üç kat ve üç bin şindire tahta örtülü hânelerdir.
EÇS VII 48b–49a
Bu varoş cümle Macar'dır 49a , ammâ yukaru kal‘a cümle Nemse elindedir. Ve bu varoşun cümle sokakları kaldırım döşelidir. Ve mefret binâ çanlıklı düyûrları var. Ve çârsû-yı bâzârı dahi müzeyyendir ve âb [u] hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçesi bî-hisâb olup mahbûbu ve mahbûbesi memdûhdur. {Yanığ'a iki fersah yerdir.}
EÇS VII 49a
Andan yine cânib-i şimâle gayri yol ile Yanık'a gelirken nehr-i Rabçe kenârında ol sahrâda ma‘mûr u âbâdân kurâlar ve kasabâtları geçüp,
EÇS VII 49a
Bu varoş ve bu sahrâlarda geçdiğimiz kurâların cümlesi bizim Kanijeli ve Ustolni-Belgradlı ve Üstürgonlu askerlerinin cümle kurâlar tîmâr ve ze‘âmetleridir kim iki kılıç altında Macar re‘âyâlı köylerdir. Hatta bu hakîr ile refîk olan serhadliler ba‘zı kurâların hakladılar.
EÇS VII 49a
Ammâ bu ve (---) (---) varoş Nemse çâsâr papasının manastırı vakfı olmağile eyle ma‘mûr ve müzeyyen ve kenîseleri ve sarây-ı âlîleri ve çârsû-yı bâzârları ve bâğ u bâğçeleri ve müşebbek bostânları gâyet ma‘mûr olup âdem deryâsı bir Macar varoşudur.
EÇS VII 49a
Bunu dahi seyr-i temâşâ edüp yine şimâl tarafına 3 sâ‘at gidüp tekrâr,
EÇS VII 49a
Menzil-i kal‘a-i Yanık: Ba‘dehu Yanık askeriyle paşa efendimiz kalkup semt-i garba ma‘mûr kurâları 3 sâ‘atde gidüp,
EÇS VII 49a
Nehr-i Rabçe kenârında bir ağaç cisr başında bir toprakdan yığılı çim ve rıhtımlı ve sarp handaklı şekl-i müselles palankadan ve kârgîr binâ kal‘adan sarp toprakdan dağ gibi bir kal‘adır. Cümle üç yüz kulu ile kapudanı elçi paşaya istikbâle çıkup kal‘adan beş aded toplar atup şâdımân etdi. Bu kal‘a içre aslâ evler yokdur. Hemân solta[t] Nemseler olacak uzun hânlar vardır. Ancak geçit başında Macar ve Üstürgonlu bu Rabçe nehrinden içeri geçmesinler diyü bu Kastel binâ olunmuşdur kim kurbunda nehr-i Rabçe'nın karşu tarafında,
EÇS VII 49a
Beç kal‘ası içinde İstifani manastırının vakfı sâfî Macar varoşudur kim üç bin hâneli ve yedi manastırlı ve çârsû-yı bâzârı müzeyyen bâğ u bâğçesi ma‘mûr ve keferesi mesrûr bir âbâdân varoşdur. Ve bu mahalde nehr-i Rabçe Senmartin ve Rabçe dağlarından gelüp Yanık handakı içinde nehr-i Raba ile bir olup nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu Kastel varoşundan kalkup ma‘mûr kurâlar içre âbâdân mezra‘aları 2 sâ‘atde geçüp,
EÇS VII 49a
Nemse çâsârı karısı olan May Firav nâm avretinin hâssıdır, ammâ bir vâsi‘ mahsûldâr yerde bâğ-ı Merâm'dan nişân verir şehr-i mu‘azzamdır kim iki varoş yan yanadır. Mâbeynlerinden nehr-i Rabçe'yi geçüp dağ tarafındaki varoş çâsârın başkomsarının hâssıdır. Bu iki varoş cümle yedi bin aded tahta örtülü bâğ u bâğçeli ve tokuz aded kal‘a-misâl manastırlı ve çârsû-yı bâzârlı âb [u] hevâsı latîf varoşdur. Andan bir sâ‘at gidüp,
EÇS VII 49a
Her kankı kâfir kral-ı dâl vezîri ise anların hâssıdır. Beş bin aded evlerdir kim on aded birov hâkimleri var. Re‘âyâları cümle Macardır. On aded manastır çanlığı nümâyân idi. Ammâ bu şehr içre girmedim, lâkin birovları paşaya hedâyâların getirüp garb tarafına (---) sâ‘atde âbâdân içre gidüp,
EÇS VII 49a
Evsâf-ı kal‘a-i üstüvâr ya‘nî binâ-yı sûr-ı kavî Ovar
EÇS VII 49a
Evvel ve âhir Nemse çâsârınındır. Gerçi Süleymân Hân sene 935 târîhinde Beç gazâsına giderken ihrâk etmişler, ammâ kabza-i tasarrufa almamışlar. Kal‘ası dibinde bir varoş-ı azîmi var, cümle asker-i İslâm ile alay ederek bu varoşun bir kapusundan girüp bir kapusundan çıkarken bir enni şâhrâh içre üç bin âdem gidüp iki cânibi sarây-ı âlîler ve altları serâpâ kemer kârgîr binâlı dükkânlar kim cümle bin aded ma‘mûr u müzeyyen dükkânlar içre niçe yüz bin mahbûb u mahbûbe mûğ-pîçeler alay temâşâsına çıkup biz dahi anları ânlarıyla seyr ederek bu varoş-ı müzeyyen içinden çıkup kal‘a-i Ovar berâberliği varıldıkda mel‘ûn kal‘a ol kadar top şâdımânları etdi kim kulaklarımız gûyâ asam olup kal‘a âteş-i Nemrûd içinde kaldı ve ol kadar tabl u torompete ve nâkûslar çaldı kim gûyâ Deccâl Yahûdî vücûda geldi zann olundu. Ve kal‘a handakı dibinde meks olunup bir çemenzâr ve mesîregâh yerde kapudanın ziyâfeti olundu. Ve cümle şehrin dilberânları çadırlarımıza gelüp dilnüvâzlık ve dildârlıklar eylediler.
EÇS VII 49a–49b
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Ovar: Nehr-i Tuna'dan sehel ba‘îd havâlesiz düz vâsi‘ fezâda bir hûb u ra‘nâ ve bir Şeddâdî binâ bir mürtefi‘ zemînde kal‘a-i bâlâdır. Ve handakı içinden ve varoşu handakı kenârından 49b nehr-i Kalka cereyân eder. Paçarhot yaylalarından gelüp bu kal‘a-i Ovar altından geçüp Tuna'ya mahlût olur.
EÇS VII 49b
Bu kal‘a gerçi küçükdür, ammâ gâyet metîndir ve bir kapusu va[r] cânib-i cenûba mekşûfdur ve içinde üç yüz tahta örtülü hâneleri ve iki aded manastırları var ve dîvârı üzre yigirmi aded karavulhâneleri var ve handakından taşra beş yerde toprakdan yığılı tabyaları var kim her birinde yüz bin gûne hîle ve şeytanat ihtirâ‘ları var.
EÇS VII 49b
Ve bu tabyaların dahi cânib-i erba‘aları derin handaklardır ve handaklardan taşrasında meterise girecek yerlerde cümle lağımlardır. Ve bu tabyalar arasında aslâ kal‘a görünmez ve hîn-i muhâsarada bu tabyalardan kal‘aya yaklaşılmaz, ammâ hîn-i muhâsarada bu tabyaların birisi ele girse kal‘a tîz feth olur. Ve mâ tekaddem Yanık kal‘ası bizde iken bu kal‘a âhıru'l-hudûd imiş, ammâ küffâr hemân bir yıldan yine zafer bulup almış. Anıniçün bu kal‘a sarpdır. Ve varoşu kenârında bir toprak yığılı hudûd milleri olan bir depe yığılıdır kim Süleymân Hân Beç ve Alman gazâsına giderken yığmışdır.
EÇS VII 49b
Ve bu kal‘a iki bin askere mâlikdir, ammâ Üstürgon kulu havfinden Üstürgonluya hedâyâlar ve harâclar verirler. Ve cânib-i erba‘ası gâyet mahsûllü vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr ve bâğ u bâğçesi bî-hisâb yerdir. Ve âb [u] hevâsı letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet meşhûrdur.
EÇS VII 49b
Ve Macar vilâyeti bu arada tamâm oldu. Bundan cânib-i garba tâ Beç'e ve Prağ'a ve İstirinye ve Lonçat vilâyetlerine varınca Nemse ve Alman vilâyetleridir kim Macar küffârı bundan içeri Nemse vilâyetlerine âlât-ı silâhlarıyla girmeğe kâdir olmayup piyâde ve yâhûd arabalarıyla gider. Meğer çâsârın bir kral üzre seferleri olup Macar'ı imdâda da‘vet ederlerse ol zamân cümle Macar silâhıyla gelirler, ammâ başka konup üzerlerine Macar askerinden ziyâde Nemse askeri muhâfazacı korlar. Cemî‘i zamânda Nemse ve Macar'ın birbirleriyle hüsn-i zindegâneleri yokdur ve birbirlerine i‘tikâd etmek ihtimâlleri yokdur, zîrâ birkaç kerre Macarlı ve Zirin ve Beganlı Süleymân Hân'a tâbi‘ olup Nemse'nin elin vilâyetin Osmânlıya aldırmışlardır, zîrâ Macar Luturyan mezhebindedir Nemse papişte mezhebindedir. Anıniçün bu iki kefereler birbirleriyle zıdlardır. Gerçi ikisi de millet-i Mesîhiyyedendirler, ammâ ez-zıddân lâ-yectemi‘ân fehvâsınca bir yere gelmeleri zarûrîdir.
EÇS VII 49b
Ve bu kal‘a-i Ovar'dan içeri Üstürgon ve Ustolni-Belgradı tarafına Nemse dahi eğer silâhlı ve eğer silâhsız geçmek muhâldir. Gerçi vilâyet Nemse'nindir, ammâ Macar havfinden ol semtlere Nemse varamaz. Meğer bir azîm küme olup ol zamân gidüp gelir ve birbirleriyle harbe ucıyla söyleşirler ve yine birbirlerinden geçmezler, zîrâ "El-küfrü milletün vâhide"dir. Lâkin Nemse'nin devleti kalındır. Macar'ın devleti Süleymân Hân zamânından berü gorona tâcı ve Üstürgon kal‘ası ve üç yüz pâre kal‘aları ellerinden gideli devletleri za‘îfdir.
EÇS VII 49b
Ba‘dehu Nemse Macar üzre musallat olup re‘âyâ etdi, ammâ Macar kavmi yanında Nemse çufud gibidir, aslâ yürekleri yokdur ve kılıç urup ata binüp fârisü'l-hayl değildir, ammâ yayan tüfenglisi Nemse'nin hakkâ ki âteş-feşândır, ammâ ancak belinde bir şişi var, kaçan tüfeng atsa bir çatal ağaç üzre koyup tüfeng atar, Osmânlı gibi koldan tüfeng atamaz, gözlerin yumup tevekkülli tüfeng atarlar. Ve siyâh şapkaları büyükdür ve pabuçlarının burunları uzundur ve ökçeleri yüksekdir. Ve yaz u kış ellerinden eldivanları çıkmak ihtimâli yokdur.
EÇS VII 49b
Ammâ kavm-i Macar'ın gerçi devletleri za‘îfdir, ammâ sofra sâhibleridir ve müsâfir katlanırlar ve vilâyetleri ekin biçin vilâyetleri olmak ile ekinci kavmdirler. Ve hakkâ ki bahâdır kavmdirler, Tatar gibi her vilâyete çatal atlar ile seğirdüp beşer onar tüfengleri ve bellerinde kılıçları var. Ve serhadli askerimizden fark olunmaz, eyle esbâb geyüp küheylân at binerler ve pâk gezerler ve pâk yerler ve müsâfire gâyet ri‘âyet ederler ve esîrlerine Nemse gibi işkence etmezler. Ve Osmânlı gibi kılıç çalarlar.
EÇS VII 49b
El-hâsıl ikisi de kâfir-i bî-dînlerdir, ammâ Macar aslah-ı mevcûd pâk keferelerdir. Nemse gibi yüzlerin her sabâh sidikleri ile yaykamayup Osmânlı gibi Macar her sabâh yüzlerin su ile yaykarlar, ve's-selâm.
EÇS VII 49b
Ez-în-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Çünki Ovar kal‘asından içeri cânib-i garba Macar atlısı giremez, Nemse'nin ibtidâ-i hudûdu ve Macar'ın âhıru'l-hudûdu bu kal‘a-i Ovar'dır.
EÇS VII 49b–50a
Bu mahalde elçi paşa efendimize Raba 50a cenginde mürd olan Zirinoğlu nâm pelîdin velîd-i anîdi elçi paşamıza gelüp bu mahalde buluşup babası yerine tahta geçüp hersek olmak ricâsında olup ordu-yı İslâmun bir tarafında üç bin kadar bî-silâh Macar askeri gelüp meks etdi.
EÇS VII 50a
Andan paşa efendimiz yine Ovar kal‘asından asker alup ve ol gece meş‘aller ile çerâğân edüp 5 sâ‘at cânib-i garba bataklı yerlerin cisr-i kavîleri üzre geçüp ma‘mûr u âbâdân yerlerde,
EÇS VII 50a
Gâyet ma‘mûr Nemse küffârı varoşudur. Câ-be-câ Macar kavmi ri‘âyâları vardır. Bunun dahi cümle evlerin ağartmışlar. Bir kûh-ı bülendin dâmeninde üç bin aded kârgîr binâ kal‘a-misâl kat-ender-kat tahta ve kiremit örtülü bâğ u bâğçeli ve yedi aded kenîseli ve çârsû-yı bâzârlı ve mahbûbe duhterli ma‘mûr varoş-ı azîmdir.
EÇS VII 50a
Bu varoşun tâ ortasından alay ile ubûr edüp 3 sâ‘atde ma‘mûr kurâları ve çemenzâr vâdîleri geçüp yine cânib-i garba bâğlar içre bir yayla dibinde,
EÇS VII 50a
Bu kralın anası olan karının hâssıdır. Bunun etrâfı handaklı ve cümle şarampavlı varoş-ı İremdir kim lisân-ı Nemse'de buna Dona Firav derler, ya‘nî karılar vilâyeti demekdir. Hakîkatü'l-hâl alayımızın temâşâsına çıkan cümle avretler idi, ammâ çârsû-yı bâzârı ve kiliseleri gâyet ma‘mûrdur. Andan,
EÇS VII 50a
Bu dahi kızlar vilâyeti demekdir. Hakkâ ki cümle kızları nâz u na‘îm ile alaya karşu çıkup gûnâ-gûn pençe-i âfitâbe bânû-peyker Nemse kızları var kim gören benî âdem elbette ta‘aşşuk etmesi mukarrerdir ve ekseriyyâ manastırlarında cümle Hazret-i Îsâ içün keşîşe olmuş kızlar var kim her biri birer bânû-yı zamâneye mânend kızlardır. Ve şehri üç bin kadar ma‘mûr u müzeyyen ve manastırları ve çârsû-yı bâzârları kârgîr binâ bir şehr-i ra‘nâdır.