EÇS VII 83a
Kal‘ası sahrâ-yı Tîh-misâl bir kırlık çölistân yerde cânib-i etrâfı bataklık ve çataklık ve sazlık vâki‘ olup aslâ ve kat‘â bir tarafdan havâlesi yok nehr-i Kiriş batağı içinde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim nehr-i Kiriş tâ Erdel vilâyetinde Şiçevar kal‘ası ve Lipyan dağlarından cem‘ olup gelerek Yanova kal‘ası handakları ve şehri içinden cereyân ederek gelüp bu Göle kal‘ası etrâfların reyy ü saky edüp bir azîm [ü] mehîb bataklı göl olup andan cânib-i garba Eğre eyâletinde Çon[g]rad kal‘ası handakı önünde nehr-i azîm (---) mahlût olur. Ammâ Göle kal‘asının iç hisârı sâfî tula rıhtım Şeddâdî kârgîr binâ-yı metîn ve kırk arşın yüksek şekl-i murabba‘ beş aded kulle-i bâlâlı iç kal‘adır kim kulleleri cümle darı ve buğday ve çeltikli pirinç ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımât âlât-ı ceng eşyâları doludur. Ve bu iç kal‘ada ancak dizdâr ağa sâkin olup birkaç anbârlar ve cebehâne hâneleri ve bir âb-ı hayât kuyusu var, gayri şey yokdur.
EÇS VII 83a–83b
Ve bu iç kal‘a kapusu cânib-i yıldıza nâzır olup kapuya kırk ayak ağaç nerdübân ile çıkılup hîn-i cengde nerdübânları iç kal‘aya çeküp kal‘aya bir tarafdan varılmaz. Ve bu kapunun arası iki kapudur. İki kapu mâbeyninde çâh-ı cahîmden nişân verir bir zindânı var kim her şeb cümle şehir a‘yânının niçe yüz esîrlerin bunda haps edüp yine sabâh sabâh çıkarup esîrlere hidmet etdirirler. Ammâ bu iç kal‘anın ve taşra üç kat kal‘anın handakları yokdur. Cümle batak içindedir. 83b Ancak taşra büyük varoşunun garb tarafındaki orta kapusunda sehel yerde handakı üzre haşeb cisrden geçilir. Ol handakda dahi Kiriş nehri cereyân eder.
EÇS VII 83b
Ve bu iç kal‘anın dörd aded kulleleri ortasında beşinci kulle cümleden âlî olup cümle vilâyet sahrâları ve mezra‘a yerleri ve hiyâ[bâ]nları sahîfe-i evrâk gibi nümâyân olup bir haşeb-binâ kasr-ı âlî vardır. Etrâfında şâhî serâmed topları vardır kim bir fersah yerde bu toplar kuş kondurmazlar. Hattâ bu kasr üzre şeb [ü] rûz birkaç kal‘a nevbetçileri karavul bekleyüp bir tarafdan düşman gelirse kal‘a dizdârına haber edüp top atarlar. Ve cemî‘i şehir a‘yânının ba‘zı zurefâları bu cihân-nümâ kulle kasrına çıkup cân sohbeti ederler.
EÇS VII 83b
Elhâsıl bir diyârda böyle sa‘b iç hisâr olmazdır. Hattâ kefere zamânı bu iç hisârın taşra önünde bir kat tula Şeddâdî binâ kal‘a dîvârı temelleri zâhir ü bâhirdir. Meğer hîn-i muhâsarada Pertev Paşa bu iç kal‘ayı döğe döğe münhedim edüp mezkûr dîvârın hâlâ esâs-ı binâları kalmış. Eğer bu dîvâr yine ta‘mîr ü termîm olunsa Göle kal‘ası henüz sedd-i İskender olup tâze cân bulurdu ve sedd-i Kahkahâ olurdu.Ve bu iç kal‘anın cânib-i garbîsi önünde,
EÇS VII 83b
Bu varo[ş] iç kal‘anın cânib-i selâsin ihâta edüp iç kal‘anın kıble cânibi deryâ-misâl bataklıkdır. Ve bu Orta varoşun dîvârı göl kenârında kırk ayak enli rıhtım dolma palanka-i metîn dîvâr olup yigirmi aded arşın yüksek olup fecc-i amîk bataklık içinde şekl-i murabba‘ bir sûr-ı rabâtdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin arşındır. Azîm vezni üzre yedi aded yedi iklîmden ve seb‘a-i seyyâreden nişân verir sedd-i Ye’cûc tabya-i ibret-nümâlardır kim her birine yetmişer pâre sağîr ü kebîr balyemez topları var. Ve bunda ancak elli aded şindire tahta örtülü evleri ve buğday anbârları içinde cümle darudur ve buğday ve arpa ve sâ’ir gılâl-ı hubûbâtlar leb ber-lebdir. Bu varoşun ancak iki kapusu var; biri su kapusu ve biri büyük kapu kâ[r]gîr binâ kemerlidir. Andan,
EÇS VII 83b
Bu varoş-ı azîm dahi evvelki varoşu ihâta edüp bu dahi kırk adım enli ve rıhtım ve metîn ü kavî şekl-i murabba‘ palanka dîvârdır, ammâ bu varoşlardan birbirlerine geçilir mâbeyn dervezeleri vardır. Ammâ yukarusunda Süleymân Hân câmi‘i var, kiremit ile mestûr câmi‘-i ma‘mûrdur. Hâlâ cânib-i vakıfdan nâzıru'n-nuzzârı bir kârgîr serâmed minâre-i musanna‘ binâ ediyor.
EÇS VII 83b
Ve bu varoşda cümle yüz mikdârı şindire tahta örtülü hâneler vardır. Ve bu kat kal‘a kapusunun üstünde sâ‘at kullesi var kim nâkûsunun sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur kârgîr kulle ve şimâle nâzır kârgîr binâ kemerli demir kapudur. Bu kapunun önünde taşra büyük varoşa geçecek kapu üzre bir kârgîr-binâ kulle-i semender var kim âteş-feşân kirpi tüğü gibi dizilmiş topları hâzır u müheyyâdır. Bu mezkûr kulle ve kapu önünde taşra mezkûr büyük varoşa geçecek nehr-i Kiriş üzre yüz adım enli bir haşeb cisr ile mezkûr taşra büyük varoşa geçilir cisr-i kavîdir.
EÇS VII 83b
Ve bu ikinci kat varoşun gird-â-gird cirmi iki bin beş yüz elli adımdır. Kâmil ve cümle altı tabya-i kebîrleri üzre onar pâre balyemez topları suya berâber mazgal deliklerinde âdem sığar şayka topları dahi vardır. Ve bu mezkûr iki kat iç hisâr etrâfların handak yerine nehr-i Kiriş dolap şehir içinde kayıklar ve gemiler gezüp her hânenin şâhnişînleri ve bâğçelerinin maksûreleri nehr-i Kirişler kenârına vâki‘ olup herkes maksûrelerinde balıkların envâ‘ın sayd edüp herkes hâneden hâneye kayıklar ile gidüp gezerler. Acîb ü garîb vaz‘-ı esâs kurulmuş şehirdir kim gûyâ Frengistân'da Venedik şehridir, ammâ anın deryâsı medd [ü] cezm olduğundan suyu çekilüp kurudukda cümle halk piyâde gezer, ammâ bu gölde dâ’imâ şehr arasında kayıklar ile gezilüp cümle mahbûbları şeb [ü] rûz nehr-i Kiriş'de deniz mâhîleri gibi benî âdem mâhîleri şinâverlik ederken niçe uşşâkân Kiriş suyundaki dilberâna kiriş geçinirler.
EÇS VII 83b
Gerçi bu şehr içre niçe yerde gemilerle gezilir, ammâ iç kal‘a ve bu mezkûr varoşların cânib-i şarkîsi ve kıblesinde Yanova kal‘ası tarafı sâfî sazlı ve kamışlı ve cumbul berekli batak ve çatak göldür kim aslâ bir top-ı dırâz ermez buhayre-i azîmdir. Ve bu ikinci kat merkûm varoşun batı cânibinde,
EÇS VII 83b
Gâyetü'l-gâye ma‘mûr u âbâdân varoş-ı kaviyyü'l-bünyân rabât-ı mekân-ı âşiyândır. Lâkin cânib-i erba‘ası öbür varoşlar gibi dolma rıhtım palan[k]a dîvâr değildir. Bu ancak hemân yalın kat dolma çit palanka dîvârdır. Bunun dahi handakı olacak yerinde dâ’iren-mâdâr nehr-i Kiriş cereyân eder. Bu şekl-i muhammes bir rabâtdır kim cirmi dâ’iren-mâdâr dörd bin germe adımdır. Niçe kerre abd-i memlûklarımla adımlamışımdır.
EÇS VII 83b–84a
Ve cümle etrâfında üç aded bâb-ı kavîleri var. Evvelâ kıble tarafına garb kapusu, batı tarafına orta kapu mekşûfdur. Maşrık tarafına Yanova kapusu var. Bu mezkûr üç aded kapular gûyâ dest-i Acem'de Bahr-i Harez kenârında Demirkapu kal‘ası bâblarıdır kim bunlar da bâb-ı hadîd-i cedîd dervezelerdir. Ammâ şimâl tarafına iki aded küçük su kapuları dahi vardır. Lâkin 84a hâs u âm kapuları olup reh-i râst değildir. Bu hisâb üzre iç kal‘a ile mezkûr dör[d] kat kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda cümle-cümle (---) aded şâhrâh kapuları ve yedi yerde haşeb cisrleri var.
EÇS VII 84a
Ve bu taşra büyük varoşda cümle bin altmış kadar ma‘mûr u mükellef ü mükemmel bâğlı ve bâğçeli cümle şindire tahta örtülü müzeyyen hânedânlardır. Ve cümle sokakları serâpâ tahta kiriş kaldırım döşelidir, zîrâ bu şehir bir bataklı göl içinde vâki‘ olduğundan zemîni çamur olup anıniçün şehir içi ve evler içi cümle tahta balvan direkler döşelidir. Gûyâ Kanije ve Tımışvar ve Seğitvar ve Kapoşvar kal‘aları gibi tahta döşelidir.
EÇS VII 84a
Ve cümle dörd mahalle ve dörd mihrâbdır. Evvelâ Süleymân Hân câmi‘i. Ve Alî Beğ câmi‘i, bir kurşumlu câmi‘-i zîbâdır. Sâhibü'l-hayrât Alî Beğ dahi câmi‘i hazîresinde bir kurşumlu kubbe-i âlî içinde âsûde-hâl yatır. Bu iki câmi‘ ve Alî Beğ türbesinden gayri bu kal‘a içre rusâs-ı hâs ile mestûr hayrât-ı ma‘mûr yokdur. Ve bu iki câmi‘den gayri kârgîr minâreli ma‘bedgâh dahi yokdur. Mâ‘adâ cümle tokuz aded mahalle zâviyeleridir.
EÇS VII 84a
Ve cümle 3 aded medrese-i âlimândır. Ve cümle 2 aded tekye-i dervîşândır. Ve cümle 3 aded mekteb-i sıbyân-ı püserândır. Ve cümle bir dâne hân-ı tüccârândır. Ve cümle bir dâne Alî Beğ hammâmı vardır. Ve cümle 200 aded dükkânları var. Gerçi bezzâzistânı yokdur, ammâ cemî‘i zî-kıymet eşyâ-yı nevâdir bî-kıymet hâzır bulunur.
EÇS VII 84a
Ve cümle taşra varoşda üç dâne kefere-i râhibân kenîseleri [var], eğer cemî‘i âsâr-ı binâların mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etsek bir mücelled tomar olur. Lâkin bu tarz üzre böyle şehr içinde evden eve ve bâğdan bâğa ve değirmenden değirmene ve herkes eş ve yoldaş ve dostuna kayık ile gezilir garîb temâşâgâh şehirdir. Ammâ âb [u] hevâsı latîf olduğundan güler cemâlli Göle mahbûbu ve mahbûbesi memdûhdur, ammâ gâyet mü’eddeb ve mü’eddebe nisvân [u] merdâne cüvânları var. Aslâ rûz-ı rûşende hürme havâtînleri kapudan taşra hammâma çıkmazlar. Herkes hânesinde sobalı hammâmlarına girirler.
EÇS VII 84a
Ve cümle halkı hodi sedi bilmez sehel Türkçe bilir ve Eflak ve Macarca çok bilir bir alay serhad esbâbı geyer çuka kalpaklı gâzîler ve tüccârlardır.
EÇS VII 84a
Bu ednâ kemter fakîr bu kal‘aya ibtidâ refîkler ve köleler ve seyishânem ile kal‘aya girirken vakt-i seherde kal‘a kapusu açılup anı gördüm: Dörd beş yüz cürd atlı pür-silâh gâzîler kal‘a kapusundan taşra çıkar. Hakîr dahi cisr başında tevakkuf ederken hemân Kassâbzâde ve Behlûl Ağa ve Dizdâroğlu ve niçe gâzîler hemân hakîri görünce,
EÇS VII 84a
"Elhamdü lillâh uğurdur, Osmânlı yüzü gördük. Ağa seni uğur okuduk. Hele dur, ma‘an bizimle çeteye ve poturaya gidelim. İşte bağdala hunkasında kâfirin katana yunakları bizi katlanır, durma gidelim" dediklerinde hakîr bağdala hunkası dedikleri yüksek depenin dibinde kara nahır gibi kara şapkalı ve kara saçlı küffâr çet-a-çet olmuş dururlar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr ol tarafdan geldim. Kâfir hakîri görüp aslâ hareket etmemişler kim ihtimâldir kal‘a halkı duyar deyü hâmûş olup yatmışlar. Hemân hakîr ol kadar kâfirin kesret [ü] vefretin görünce,
EÇS VII 84a
"Vallâhi gâzîler! Beni uğur okuman. Ben bir uğursuz âdemim, zîrâ kırk altı yıldır saçım sakalım tırâş edüp cullâkî ışığa döndüm ve Yanova'dan ılgar ile geldim. Atlarımız yorgundur." deyü niçe gûne bî-ma‘nâ özürler buldum. Aslâ "El-özrü makbûlün inde kirâmi'n-nâs" demeyüp,
EÇS VII 84a
"Ya biz seni sabâhdan râst gelüp uğur okuduk. Bire durma-gör bin-a! Bire durma, durma-gör bin-a!" deyü her yanadan bir sadâ gelüp başıma üşüp elim eteğim öpüp âhir-i kâr gulâmlarım bârhânem ile kal‘aya gönderüp hakîr dörd nefer gulâmımla gâzîlere karışup,
EÇS VII 84a
"Bismillâh niyyetü'l-gazâ, tevekkülen alallâh" deyüp kal‘adan yüz yüz elli adım kadar çıkdığımızda hemân kâfir mezkûr hunka depe ardından at depüp meydân-ı ma‘rekeye girüp at başı berâber çet-a-çet rikâb rikâba durdular.
EÇS VII 84a
Beri bizim tarafımızda dahi hem-çünân gâzîler kilt-a-kilt at başı berâber zânû-be-zânû ve omuz omuza pür-silâh âmâde durduklarında hemân hakîre bir vecd [ü] hâlât gelüp. Gülbâng:
EÇS VII 84a
"Gülbâng-ı nebî sırr-ı Muhammedi'l-Arabî, gerçekler ve hâzır ve gâ’ib ve ricâlü'l-gayb ve ümenâ vü büdelâ ve evtâd ve cemî‘i ervâh-ı enbiyâ ve evliyâların ervâhları hâzır ola. Gerçek erenler demine hû diyelim hû" deyüp bir gülbâng-ı Muhammedî çekince cümle guzât "Allâh Allâh!" deyüp ileri at sürüp küffâr ile mâbeynimiz bir tüfeng menzili kalup ardımda Göle kal‘asına bir nezâketle bakdım.
EÇS VII 84a
Kal‘anın burc-ı bârûların sancağ u bayrağ u alemlerle zeyn edüp dörd kat kal‘adan tablhâneler döğülüp cemî‘i burc-ı bârûlar üzre kat-ender-kat sığâr u kibâr benî âdem el açup cümle hayr du‘âya meşgûller.
EÇS VII 84a–84b
Hemân hakîr dahi bizim asâkir-i İslâm içinde savt-ı a‘lâ ile sûre-i Feth'den Arapça âyetin tilâvet edüp hemân küffârdan gök demire müstağrak olmuş bir kâfir küheylân atın meydâna depüp bir piyâde sürâhiyle meydân-ı ma‘rekede at başı çeküp eydir: 84b
EÇS VII 84b
"Kani benim bugünkü gün Virene külüngü altından cânın kurtarır Kassâboğlu'n meydânıma okudum, gelsin" deyü el kaldırup birkaç na‘ra edüp şarâb-ı bî-hicâbdan gözleri tâs-ı pür-hûna dönüp dahi ileri meydân-ı veğâya gelüp yine Kassâboğlu'n istedi.
EÇS VII 84b
Hemân beri tarafdan Kassâboğlu "Gâzîler! Beni hayr du‘âdan unutman. Sizi Allâhıma ısmarladım" deyüp meydân-ı rezme at sıçradup meydânda birkaç kerre atına muşvâr vurup küffâra bir kerre hamle eyleyüp bir hamle hatâ geçdikde kâfir dahi elindeki Ferhâdî külüng ile Kassâbzâde'ye bir hamle edüp hamd-i Hudâ anın dahi hamlesi hatâ geçüp hemân ikinci hamle yine Kassâbzâde'ye değüp elindeki yedi vukıyye hadîd-i Hemedânî tokuz yaprak şeştöperiyle kâfire bir hamle-i Kassâb-ı Cömerd edüp kâfirin kellesindeki miğferi hurd olup alâ mele’i'n-nâs kâfirin beynisi taşra çıkup atından depesi üzre kâfir yıkılınca atı kâfire doğru firâr etdikde hemân Kassâbzâde atının dizginin koluna geçirüp atdan piyâde olup dal sâtûr-ı pehlivânî olup Kassâbzâde Kassâb-ı Cömerd köçeği gibi kâfirin kellesin cesed-i nâ-pâkinden cüdâ edüp kâfirin kellesin ağzından eğer kaşına yumruğuyla ura ura geçirüp hamd-i Hudâ sâlimîn ü gânimîn gâziyân-ı mücâhidân içine girince derûn-ı askerden bir "Allâh Allâh!" sadâsı evc-i âsumâna peyveste oldu.
EÇS VII 84b
Hemân yine kâfir tarafından ik nefer gök âhenlere müstağrak olmuş küffârların biri Dizdârzâde'yi, biri Behlûloğlu'nu taleb etdiklerinde iki aded gâzîler kâfir üzre at bırağup ol ân ikisi de kâfirlere amân u zamân vermeyüp kâfirleri atlarından akdarup kellelerin kesüp İslâm tarafına gelirken hemân cemî‘i küffâr asker-i İslâm üzre "Yajuj, Yajuj!" deyüp hücûm-ı mehcûm etdiklerinde beri tarafdan hemân cüyûş-ı muvahhidîn "Allâh, Allâh!" deyüp iki leşker birbirlerine karıldı ve katıldı ve kal‘adan niçe yüz pâre toplar atıldı.
EÇS VII 84b
Kâmil bir sâ‘at-i nücûmî küt-a-küt ceng-i Alî olup meydân-ı ma‘reke kandan bir halîc olup cesed-i küffârla zemîn Şecer-i Vakvâk gibi olup ân-ı vâhidde iki yüz küffâr-ı hâksâr ölüp dörd yüz nefer pür-silâh demir katlavî geyimli küffâr esîr-i bend-i zencîr olup dest ber-kafâ cümlesin yanıma getirüp meğer hakîr ceng içinde Feth-i şerîf tilâvet ederek mebhût [u] mütehayyir kalmışım.
EÇS VII 84b
Bakıyyetü's-seyf olan küffârlar firâr edince niçe yüz gâzîler ve kal‘adan niçe bin âdemler atlı ve piyâde vakt-i zuhra dak kâfirleri akîblerinden kovup yüz beş kelle ve yetmiş esîr dahi getirüp ol gün ol gece kal‘ada top şâdımânları ve oda sohbetleri olup on gün on gece kal‘a-i Göle'de güle güle kölelerimiz bile zevk u safâ etdiler, ya‘nî tâ bu mertebe gâziyân-ı mücâhidânları vardır. Hudâ-yı Bîçûn cümlesin hatâ vü hatarlardan hıfz ede.
EÇS VII 84b
Bu savaş-ı perhâşda on yedi âdemleri şehîd olup birer birer cenâze namâzların kılup defn edüp gazâ mâlından rûhlarıyçün helvâlar ve pişiler pişirüp fukarâya bezl-i ıt‘âm-ı âmm edüp hakîr[e] de gazâ mâlından bir kîse yoklama-bahâ ve iki at ve iki esîr katana kâfiri verüp yine anda ol gâzîlere iki kâfiri bir kîse talar kağıd yırtan guruşa fürûht etdim. Hak berekât versin.
EÇS VII 84b
Memdûhâtından müşebbek bostânlarında kavunu ve karpuzu ve eriği ve balsuyu ve beyâz sipov ekmeği memdûh-ı âlemdir. Cümle re‘âyâsı Eflak ve Macar kavmi olduğundan şehri gâyet ganîmet ve ucuzluk yerdir, zîrâ Eflakân ve Macar ve Boğdan kefereleri gâyet çiftçi ve dihkânî ve hizmetkâr olur. Elhâsıl Âl-i Osmân'da böyle bir ganîmet ve metîn ü müstahkem kal‘a yokdur. Hafizakallâhu mine'l-âfâti'l-beliyyât.
EÇS VII 84b
Azeb kapusundan taşra ağaç köprü başında ziyâretgâh-ı şühedâlar hunkası. Niçe yüz bin şühedâ ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler medfûndur. Himmetleri hâzır u nâzır ola.
EÇS VII 84b
Ba‘dehu bu kal‘ada cümle ahibbâ gâzîler ile vedâ‘laşup yüz elli aded pâk müsellah gazâ yoldaşlarımızdan refîkler alup topçu kapusundan taşra çıkup 7 sâ‘at yıldız rûzgârı cânibine giderken sahrâlar ve ormanlar geçüp,