EÇS VII 91b
Menzil-i karye-i Kılbın: Mürd olan Köpürlü vezîrin çerâğı Barçay Kral'ın hâssı köyüdür. Andan bir sâ‘at ismi ma‘lûmum değil bir küçük varoşu ve (---) sâ‘at dahi gidüp dağlar içinde,
EÇS VII 91b–92a
Menzil-i karye-i Bonaç: Gâyet ma‘mûr köydür ve re‘âyâsı cümle 92a Kara Eflak keferesidir. Bu mahalden tâ Saz Macarı vilâyetine varınca cümle re‘âyâsı Kara Eflak'dir, zîrâ Eflak vilâyetinde beğleri gâyet ziyâdesiyle zulm eylediklerinden cümle Eflak re‘âyâsı "Adl-i adâletdir" deyü Erdel diyârında tavattun edinüp krala birer altun har[â]c verirler, gayri tekâlîfleri yokdur. Ammâ Kara Ulah re‘âyâsı nâ-pâkdir, ammâ Macar re‘âyâsı ve askerîsi pâkdir.
EÇS VII 92a
Andan yine cânib-i kıbleye dağlar ve ormanlar aşup 8 sâ‘atde,
EÇS VII 92a
Sitâyiş-i tahtgâh-ı kral-ı Erdel ya‘nî Belgrad-ı erzel
EÇS VII 92a
Bu rûy-ı arzda dörd Belgrad'dır. Rûmeli'nde Arnavud Belgradı ve Tuna Belgradı ve Ustolni-Belgradı ve bu Erdel Belgradı gâyet irem-âsâ ma‘mûr idi. İbtidâ sene (---) târîhinde Yanova fethine giderken Kırım hânı Mehemmed Geray Hân Sultân Kardaş Kazak ile bu Belgrad'ı muhâsara edüp bir günde fethinden sonra ihrâk etdi.
EÇS VII 92a
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Seydî Ahmed Paşa ile yine berbâd etdik. Ba‘dehu amâr olup yine sene (---) târîhinde Serdâr-ı ekrem Alî Paşa ile gelüp harâb etdiğimiz cümle bâlâdaki (---) cildde mufassal kitâbet olunmuşdur. Ammâ şimdi Apofi Mihal kal‘ası ve kilisaları ve çârsû-yı bâzârı ve hammâm ve hânları ve sarây-ı hânedânları tâ nehr-i Moriş kenârına varınca ve bir tarafı bâdâm ağacına varınca eyle ma‘mûr [u] âbâdân olmuş kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ve krallara mahsûs muhrık olan sarây-ı menhûshâne ol kadar müzeyyen ve ma‘mûr olmuş kim misli meğer Çeh vilâyetinde Çeh kralının Fırandon sarâyı ola.
EÇS VII 92a
Hamd-i Hudâ kralı bunda bulup bir azîm dîvânda bu hakîre buluşup "Hay Evliyâ Çelebi, hoş geldin." deyü ta‘zîmler etdi, zîrâ sene (---) târîhinde Alî Paşa ile diyâr-ı Erdel'in tâ Tise nehri kenârına veyâ Seykel vilâyetine varup geldikden sonra kal‘a-i Udvarhel altında bu keferenin elinden Melek Ahmed Paşa efendimiz yapışup Serdâr Alî Paşa'ya götürüp dîvân-ı azîmde müstakil kral olup efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın asâleten çerâğ-ı efrûhtesi olduğundan hukûk-ı sâbıkamız olması cihetiyle şimdi bize bir hayli i‘zâz [u] ikrâm edüp yanında berâber ber-taht-nişîn olup Varat vezîri Hısım Mehemmed Paşa'nın ve Yanova vezîri Cerrâh Kâsım Paşa'nın mahabbetnâmelerin dest ber-dest krala verüp kırâ’at olundukda ayağa kalkup vâfir hazz edüp,
EÇS VII 92a
"Niçün sizin Varat'a karîb garîb Seykelhit kal‘asın ve benim Adorban kal‘asın yıkdınız? Hayfâ dirîğ size bir gün lâzım olurdu" ded[ikd]e hakîr eyitdim:
EÇS VII 92a
"Seykelhit kal‘asının yıkılmasın Nemse çâsâr inpiratoru ricâ eyledi. Anıniçün yıkdık. Adorban kal‘asın Alî Paşa sulhde yıkup siz yine yapmışsız. Pâdişâhdan hatt-ı şerîf gelüp yıkdık" dedim. Vâfir müte’ellim oldu.
EÇS VII 92a
Ba‘dehu koynumdan Nemse çâsârının hakîre verdiği yedi kral içün hattını Erdel kralı eline verdiğimde aklı başından gidüp ayak üzre kalkup çâsârın kâğızın cümle dîvânda olan kâfirlere gösterince cümle kefere başlarından gûnâ-gûn kalpakların çıkarup benim verdiğim kâğıza doğru gûyâ secde edüp hamd etdiler.
EÇS VII 92a
Hemân gördüm ki, kralın gözleri yaş ile dolup tercümânlar çâsârın hattını okuyup mefhûmu ma‘lûm-ı kral olunca hemân kral kalkup bu hakîrin koltuğuna girüp,
EÇS VII 92a
"Hoş geldin, yüzüm basa geldin. Benim eski dostum" deyüp hakîri halvethânesine götürüp azîm vezni üzre i‘zâz [u] ikrâmlar edüp kendü sarâyında üç aded hücre döşedüp cümle ta‘yinâtımız şeker ve darçın ve karanfîle varınca verüp şeb [ü] rûz kendüsiyle ve May Fırav nâm avreti ve bu kadar mahbûbe-i zenân Macar kızlarıyla hüsn-i ülfetler ederdim. Hudâ'ya ayândır gecemiz leyle-i Kadr ve rûzumuz rûz-ı ıyd-ı Adhâ ve rûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhî idi, ammâ yine tevâbi‘imle evkât-ı hamseye müdâvemet edüp ezân-ı Muhammedîyi savt-ı a‘lâ ile tilâvet etdiğimize mâni‘ değiller idi, ammâ Çeh vilâyetinde iken kral sarâyına savt-ı a‘lâ ile memlûklarım ezân okuduklarına mâni‘ olup Halvetî savt ile yine ezân-ı Muhammedî okurduk, ammâ bu Erdel kralı yanında zevk etdik.
EÇS VII 92a–92b
Ertesi gün sepet-i sandûkumuzdan Nemse çâsârı vezîri koca Rudolfoş'un ve Vezîr Palatinuş'un ve Vezîr Zoza'nın ve Vezîr Mantikukula'nin ve baş irşeklerin ve ba‘zı nemeşlerin mektûbların Erdel kralına verdikde vâfir hazz edüp çâsâra bizim elçi Kara Mehemmed Paşa'nın buluşup nice ta‘zîm ü tekrîm olunduğun ve ne yüzden buluşup niçe mu‘âmele olunduğunun ahvâllerin su’âl edüp hakîr dahi kralın su’âline cevâblar verüp ba‘dehu yine uşarlar(?) hakîri konağımıza götürüp kâmil üç hafta pâdişâhâne gûnâ-gûn sayd [u] şikârlarda zevk u safâlar edüp ba‘dehu hakîre üç yüz Erdel altunu ve bir kîse Nagban Ejder kal‘ası guruşu ve bir pastav çuka ve on top kumâş ve beş karabina tüfeng ve beş sâ‘at ihsân etdi. Avreti Mayfırav dahi bir gayri şeyler ihsân etdiği zann-ı gümân olunmaya, zîrâ iç oğlanları dahi çok metâ‘lar verdiler. Ve kral Eflak ve Boğdan beğlerine ve iş erlerine ve Leh kralına ve Varşalka Kral'a ve Krakov kralına ve Tımışvar vezîrine ve Yalı ağası kalga sultân ve nûreddin sultâna ve bizzât Kırım hânı Mehemmed Geray Hân'a 92b götürmede hafîf bahâda sakîl hedâyâlar ile nâmeler ile Eflak ve Boğdan beğlerine mektûblar verüp ve üç yüz aded yarar kâfir refîkler koşup kral ve sâ’ir iş erleriyle vedâlaşup,
EÇS VII 92b
Erdel Belgradı'ndan Tımışvar'a ve Eflak ve Boğdan vilâyetlerine gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VII 92b
Evvel ve âhir Erdel krallarına tâbi‘ nehr-i Moriş kenârında bir şehr-i azîm idi. Mukaddemâ sene (---) târîhinde İsmâ‘îl Paşa ihrâk etmiş idi. Hâlâ ol kadar ma‘mûr olmamış ve kal‘ası Moriş nehrinin karşu tarafında evc-i âsumâna berâber bir yalçın kûh-ı bâlâ başında çâr-kûşe kârgîr binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Niçe derd-i belâ çeküp kal‘aya çıkup temâşâ etmeğe komadılar. Ancak kapudanı taşrada ziyâfet edüp birez hedâyâlar verüp gitdim. Hâlâ bu kal‘a Erdel kralına isyân üzre keferelerdir.
EÇS VII 92b
Kal‘ası bir su kenârında ve bir dağ eteğinde ve bir dü[z]lük fezâda kârgîr ve seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir varoş-ı zîbâ idi. Bunu dahi Alî Paşa ihrâk bi'n-nâr etdi idi. Şimdi ke'l-evvel amâr olmuş, zîrâ gâyet mahsûllü ve ganîmet sahrâlı ve bâğ u bâğçeli yerdir. Andan garb tarafına 7 sâ‘atde nehr-i Moriş-i azîm kenârıyla ma‘mûr u âbâdân kurâlar içre gidüp,
EÇS VII 92b
Moriş nehrinin karşu tarafında evc-i semâya münkalib olmuş bir kal‘a-i kudretdir kim vilâyet-i Erdel'de ve Çeh ve Leh'de böyle bir kal‘a-i Kahkahâ-misâl hisâr-ı üstüvâr yokdur. Moriş cisriyle geçüp kal‘ada bir gece mihmân olduk ve murâd [u] merâmımız kadar seyr-i temâşâ etdik. Gerçi batı tarafındaki kûh-ı bülendler havâledir, ammâ anlardan bu kal‘aya aslâ zarar yokdur ve bir vech ile bu kal‘anın yanına varılmaz. Hattâ Alî Paşa ile sene (---) târîhinde Erdel'e girdiğimizde bu kal‘a aslâ itâ‘at etmeyüp asker-i İslâm'a Moriş suyun içirmediği bâlâda mufassal tahrîr olunmuşdur. Ba‘dehu Varat kal‘asına giderken bizim Lipova kal‘asından bu Deve kal‘asına yine gelüp ve Façatlı Alî Ağa birâderin esîrlikden halâs etmeğe bu Deve kal‘asına yine gelmişdik. Bu kal‘a yine dürüstî seyr [ü] temâşâ edüp kapudanından hedâyâlar alup andan yine cânib-i kıbleye 3 sâ‘at sahrâlar içre gidüp Lena boğazın aşup,
EÇS VII 92b
Andan 6 sâ‘atde Hasek ve Haçek dahi derler. Bu sahrâyı geçüp andan yine garba İskender-i Zülkarneyn'in binâ etdiği Demirkapu'yu ubûr etdik. Hamd-i Hudâ selâmet geçdik, ammâ sene (---) târîhinde Alî Paşa ile Erdel seferinden geldikde bu Demirkapu'nun iç yüzünde Haçek sahrâsı tarafında kar üzre meks olup üç gün üç gecede bu Demirkapu dağları ve ormanların aşınca şiddet-i şitâdan on bin esîr kırıldı ve bir kaht-ı azîm olduğu cümle bâlâda merkûmdur.
EÇS VII 92b
Hamd-i Hudâ şimdi selâmet Demirkapu'yu geçüp cânib-i garba yokuş aşağı diyâr-ı İslâm içre gidüp,
EÇS VII 92b
Mâ tekaddem iki kerre tavsîf olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba 6 sâ‘atde,
EÇS VII 92b
Bunu dahi Köpürlü Mehemmed Paşa sene (---) târîhinde Yanova fethine giderken feth etdiği ve iki kerre geçdiğimizde bâlâda mevsûfdur, ammâ şimdi bu Logoş'da konmayup 4 sâ‘at yine semt-i garba gidüp,
EÇS VII 92b
Vâlî-i vilâyet olan Cerrâh Kâsım Paşa Yanova'da sâkin olup Erdel kralı nâmelerin hedâyâlarıyla Tımışvar'da kâ’immakâmı Ahmed Ağa'ya verüp bir gece mihmân olup ale's-sabâh ihsânlar ile refîkler alup Tımışvar'dan kâ’immakâm mektûblarıyla,
EÇS VII 92b
Eflak vilâyetine gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VII 92b
Evvelâ Tımışvar'dan refîkler ile bir sâ‘atde odun(?) cisrin ubûr edüp bir azîm haşeb cisr-i kavîdir kim altı gözdür. Altından cereyân eden nehr-i Tımış diyâr-ı Erdel'den tulû‘ edüp Şebeş ve Logoş kal‘alarının handakları içinden cereyân eden uyûn-ı câriyeler bu nehr-i Tımış'a mahlût olup bir fırkası kal‘a-i Tımışvar handakı içinden cereyân ederek kal‘a-i Pancova'yı ubûr edüp nehr-i Tuna'ya mahlût olur ve odun(?) cisrinden 7 sâ‘atde sahrâ ile cânib-i kıbleye gidüp,
EÇS VII 92b
Beş altı sene bu serhadleri geşt [ü] güzâr etmişdim, ammâ bu kal‘a-i Virse'yi görmemişdim. Bânîsi Sırf krallarından Dest-pot Kral binâsıdır. Lisân-ı Sırfça (---) demekdir. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed fethidir, be-dest-i Gâzî Balı Beğ. Ba‘dehu Erdel küffârı bu kal‘ayı istîlâ edüp âhır-ı kâr sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa Tımışvar fethine giderken bu kal‘ayı feth edüp hâlâ Tımışvar eyâletinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır.
EÇS VII 92b–93a
Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı vardır, ammâ iç el olmak ile yukaru kal‘a dizdârı ve neferâtları ve imâreti yokdur, zîrâ kal‘ası evc-i âsumâna berâber bir kûh-ı serbülend üzre şekl-i bâdemî bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ câ-be-câ yerleri harâbdır. İçinde kış günleri şehir a‘yânının çobanları 93a koyun kışladırlar. Âdem ve âdemîzâd sâkin değildir.
EÇS VII 93a
Ammâ bu kal‘a cânib-i erba‘asında altışar ve yedişer konak yerden görünür. Batı ve kıble tarafları sahrâ-yı bî-pâyânlı kal‘a-i bâlâdır. Ve bu Virse kal‘asının aşağısında bir gölcüğez kenârında şekl-i murabba‘ dolma ve rıhtım bir musanna‘ palankası var, cirmi kâmil dörd yüz adımdır kim sene (---) târîhinde Fâtih-i Tımışvar Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa Erdel küffârı katanası içün bu aşağı varoş palankasın binâ edüp katana eşkıyâları aşağı şehri gâret etmiş olur. Dizdârı ve yigirmi aded merdüm-hisârı ve dörd aded şâhî topları ve kifâyet mikdârı cebehâneleri var.
EÇS VII 93a
Ve kal‘a içre bir tahta örtülü ve tahta minâreli bir câmi‘i ve sekiz aded yine tahta örtülü neferât evleri var. Ve kal‘anın kıbleye nâzır bir ağaç kanatlı kapusu ve kapu önünde yine haşeb cisri ve handak kenârında bir zîbâ mahkemesi var. Ve kal‘anın batı tarafı bir küçük göldür. İçinde gûnâ-gûn mâhîleri sayd olunur.