EÇS VII 103a
Bunun emsâli niçe kerre yüz bin elfâz-ı mâlâya‘nî mühmeleleri vardır. Tahrîr etmedik, ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî âdem olup cihângeşt olan kimselere her lisândan bilmek lâzımdır kim senden hazz etmeyüp aleyhine bir söz söylediklerin anlayup âgâh olasın. Ve yol sormağa ve me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey isteyecek kadar bilmek elbette seyyâhlara lâzımdır, necât bula. Ve her şey’in cehlinden ilmi yeğdir.
EÇS VII 103a
Husûsan böyle kâfiristâna düşesin, elbette cüz’î ve küllî lisânların bilmek lâzımdır, ammâ söylememek evlâdır. Afallâhu Te‘âlâ an şürûrı enfüsinâ ve hakavât-ı lisâninâ ve gaferallâhu limen yetecennibü mimmâlâ ya‘nîhi ve lenâ.
EÇS VII 103a
Ez-în-cânib bu şehr-i Bukreyş'i dahi seyr [ü] temâşâ edüp beğden Boğdan beğine ve Bender kâ’immakâmına ve yalı ağası Akkirmân ağalarına ve Özü beğine ve bizzât Kırım hâkimi olan Mehemmed Geray Hân efendime ve oğlu Serdâr Ahmed Geray Sultân'a ve kalga sultâna ve nûreddîn sultâna mektûblar ve hedâyâları beğden alup hakîre dahi Eflak beği bir kîse guruş ve bir sammûr [le]pâçesi kürk ve iki yorga at ve iki bârgîr ihsân edüp hüddâmlarıma yigirmişer altun ve birer çuka ve kumâşlar ve refîkler verüp,
EÇS VII 103a
Eflak vilâyetinde Bukreyş şehrinden Kırım vilâyetine gitdiğimiz menâzilleri beyân eder
EÇS VII 103a
Evvelâ şehr-i Bukreyş'den kalkup cânib-i şimâle sahrâlar ve bayır ve çayırlar içre ma‘mûr u âbâdân yetmiş pâre bâğ-ı İrem-âsâ fezâları 9 sâ‘atde geçüp,
EÇS VII 103a
Lisân-ı Ulah'da (---) demekdir. Bunun dahi bânîsi Cebel-i Elheme oğlu Ebû Kureyş'dir. Ba‘dehu Erdel kralı ve Leh kralı ve niçe düvelden düvele intikâl etmiş bir vakıf şehr-i Tirkoviş'dir. Bir kerre Timur Hân bir kerre Tohtamış Hân ve niçe kerre Tatar hânlar bu şehri ihrâk edüp yine amâr etmişlerdir. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân dest-i Ulah kâfirinden kabza-i teshîre alup yine küffâr istîlâ edüp âhır-ı kâr sene (---) târîhinde Süleymân Hân feth edüp Eflak beğlerinin bir tahtı dahi budur.
EÇS VII 103a
Mâ-tekaddem bir şehr-i azîm imiş. Bu diyâr-ı hurrem-âbâdda çok tek-i pûmuz vardır, ammâ bu şehri görmemişidim. Hâlâ şimdi vîrân buldum, henüz amâr etmededirler. Meğer sene 1071 târîhinde Eflak beği olan Mihne Cüvan Beğ isyân etdikde cümle bâzergân-ı ümmet-i Muhammed'i kırup mâlların alup Yergöğü kal‘asında Serdâr Fazlı Paşa'yı ve üç vezîri kapadup ceng ederken bu hakîr Boğdan vilâyetinde Yaş şehrinde Tatar askeriyle Burunsuz Kostantin nâm kefereyi Yaş altında bozup kırdığımızdan sonra Eflak diyârında akın ve çapul bırağup Eflak diyârın ihrâk edüp mâl-ı ganâ’imler ile niçe bin esîrler aldığımız mahalde bu Tirkoviş şehrin dahi Konakçı Kara Alî Paşa ile Dobruca ve Deliorman askerleri bu Tirkoviş şehrin ale'l-gafle basup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı menâllerin alup şehrini ihrâk bi'n-nâr etmişler. Hâlâ beş yüz kadar şindire tahta ve saz örtülü evleri henüz amâr olmadadır. Ancak cümle tokuz aded kal‘a-misâl kârgîr manastırları kalmış ve bâğ u bâğçeleri dahi vîrân idi.
EÇS VII 103a
Ve cümle elli kadar dükkânları ve cümle iki aded hânları var. Şehrin zemîni bir mürtefi‘ yere vâki‘ olmuş. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir, zîrâ Erdel vilâyeti yaylaklarına gâyet yakındır. Hikmet-i Hudâ biz bunda bir gün beğ boyar beğ büyük vo[r]nikde meks edüp zevk [ü] safâ ederken Âsitâne-i sa‘âdet tarafından bir kefere ulak gelüp "Beğ ma‘zûldür, birisi Esîr Debecioğlu (---) Beğ'e Eflak eyâleti sadaka olundu" deyince hemân küffârlar ve kâ’immakâm ve boyarlar ve vornikler şaşup der-akab ulağı Bukreyş'de ma‘zûl olan (---) beğe haber gönderdiler.
EÇS VII 103a–103b
Hemân ertesi gün alay-ı azîm ile yeni beğ olan Esîr Debecioğlu (---) Beğ iskemle ağası ve sancak ağasıyla gelüp bu taht-ı sânî Tirkoviş'de 103b iskemle ağasının taraf-ı pâdişâhîden gelen iskemle üzre karâr-dâde olup önüne pâdişâhın ihsân etdiği tuğları ve sancağ u bayrakları koyup eline topuzun alup dîvân-ı azîm etdikde cemî‘i mertebe sâhibi boyarlar yeniden(?) bî‘at edüp herkes mertebesinde karâr-dâde olup tahsîl-i mâla şürû‘ edüp ol gün hakîr refîklerimle mübârek-bâda vardıkda,
EÇS VII 103b
"Hay cânım Evliyâ Efendi, bire safâ geldin. Yâ biz seni Beç kralından Alman vilâyetlerine gitdi işitdik. Bire sen hoş geldin" deyü sergüzeşt [ü] serencâmlarım ve yedi krallık yeri iki buçuk yılda seyâhat etdiğim bir şemme nakl etdiğimde vâfir hazz edüp hakîre bir konak döşedüp ulûfe ve ta‘ayyünâtlar verüp kâmil bir hafta anınla dahi zevk u safâlar edüp ba‘dehu andan dahi Boğdan beğine ve Tatar hâna ve hânzâdelere mektûblar ve iki yorga ve üç bârgîr ve iki çuka ve iki kumâş ve üç yüz guruş ve refîkler [alup],
EÇS VII 103b
Boğdan vilâyeti üzre Kırım vilâyetine gitdiğimiz konakları bildirir
EÇS VII 103b
Evvelâ Tirkoviş'den çıkup cânib-i şarka 7 sâ‘atde gidüp,
EÇS VII 103b
Eflak beği hâssı olup beş yüz hâneli bir ma‘mûr âbâdân bâğ u bâğçeli köydür.
EÇS VII 103b
Der-beyân-ı temâşâgâh-ı sun‘-ı Hudâ: Bu köyde bir şekl-i acîbe vü garîbe mûhiş bir çehre-i acûbe kefere gördüm. Cümle a‘zâsı yerinde, ammâ başı tahta gibi yassı, ammâ burnundan ensesine doğru yassı. Ve bir kulağı ve bir gözü ve bir kaşı tahtanın bir tarafında ve öbür kulağı ve bir kaşı ve bir gözü tahtanın sağ tarafında. Gûyâ alnı olacak yeri ve ağzı ve burnu ve çenesi tahtanın kenârında. Ve tahtanın iki tarafında ikişer dâne deve dişi gibi dişleri taşra çıkmış, ammâ gerdânı yeri sehel tahta gibi yassı başından kalınca halk olmuş ve kulakları iki tarafda fîl kulakları gibi olup dâ’imâ kulakları yekpâre gibi oynar, ammâ kulakları içinden neft yağı gibi bir sarı su akup sinekler üşdüğünden kulakları oynar ve gözleri ügü kuşu gözleri müdevver, ammâ ol kadar latîf ve mükehhal kirpikli nergis gözleri var kim gören hayrân kalır. Ve kaşları ağzındaki bıyıklarına karışmış, gûyâ kaşı bir bıyık gibi dahi halk olmuş. Lâkin sakalı yeri, ya‘nî çenesi tahta gibi yassının bir kenârına vâki‘ olmağile sakalı kırk elli kadar kıllardır. Ve her ne bulursa yer. Hattâ bir manastır önünde oturup cemî‘i gelüp giden kefereler buna me’kûlât [ü] meşrûbâtıdan her şey getirirler, ammâ ekseriyyâ buğday ve arpa ve samanı çok yer. Ve fîl ve câmûs kadar su içüp kalkup çârsû-yı bâzârda gezüp arı gibi vızlayup kelimât eder. Hattâ yatdığı zamân arkası üzre yatır, gayri gûne yatamaz. Aceb hikmetdir. Arapça
EÇS VII 103b
Bunu dahi seyr edüp andan nehr-i Prahova'yı geçüp,
EÇS VII 103b
Menzil-i karye-i Sirinba: Boyarlı bir ma‘mûr köydür ve bir âlî manastırı var.
EÇS VII 103b
Andan 5 sâ‘atde yine şarka gidüp nehr-i Yaloniçse'yi atlar ile geçüp 6 sâ‘at dahi şark tarafına gidüp,
EÇS VII 103b
Mukaddemâ gâyet ma‘mûr iken görmüşdük, ammâ sene 1071 târîhinde Boğdan ve Eflak isyân etdiklerinde hakîr Boğdan'ın baş şehrinden Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile çapul civerüp bu mahalle geldikde bu Gergiçse kasabasının mâl-ı ganâ’imin alup ihrâk bi'n-nâr etmişdik. Hâlâ henüz ma‘mûr olmadadır. Şehri bir sahrâya vâki‘ olup bâğ u bâğçeli ve iki manastırlı ve elli aded dükkânlı Eflak şehridir. Boyar hâkimi Eflak beğinin kâğızına amel edüp cümle me’kûlât [ü] meşrûbâtılarımız ve rûz-merre birer(?) guruş harc-ı râhımız verüp i‘zâz [u] ikrâm etdi.
EÇS VII 103b
Andan kalkup nehr-i Prahova'yı tekrâr geçüp ve bir sahrâyı (---) sâ‘atde cânib-i şarka ubûr edüp,
EÇS VII 103b
Bu dahi başka boyarlıkdır. Bunda dahi azîm vezni üzre ta‘zîm ü tekrîmler edüp bir gece râhat olduk. Bu şehir bir düz vâsi‘ fezâda beş yüz hâneli ve bir nev binâ ve bir köhne binâ iki manastırlı ve yüz dükkânlı ve bâğ u bâğçeli kasaba-i şîrîndir, ammâ mahbûb u mahbûbeleri dahi ziyâde şîrîndir.
EÇS VII 103b
Andan kalkup yine taraf-ı şarka giderken hemân şehir kenârında nehr-i Buzav'ı atlarla ayakdan geçüp (---) sâ‘at sahrâ-yı ma‘mûrlarda gidüp,