İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VII 107b
Sefer ve (sefer ve) hazarda bu gibi olan eşyâları yeyüp içerler. Ekmeğe suya anıniçün rağbet etmezler ve,
EÇS VII 107b
"Ekmek neçikdir kayda olur?" deyü su’âl eder. Su’âline cevâb verilir, derler kim,
EÇS VII 107b
"Ekmek çöpikde bitkendir, değirmeninde un yasadup hamur edüp bişkendirüp âteşde göyündürürler, ekmek olur" dediklerinde,
EÇS VII 107b
"Allâh ilâh ekmek şolay mı olur?" deyü ta‘accüb edüp,
EÇS VII 107b
"Âdem atayı cennetden çıkarmağa sepep şol çöpikde bitken ötmek midir. Behey atan anan cavlı bolayım. Özüm sokulursa da ben onu aşamamdır" der, ya‘nî ben ölürsem de ben ekmeği yemem, der.
EÇS VII 107b
Garîb ü acîb sofra yerler. Bu tabî‘atde halk olunmuş şecî‘ kavimdirler.
EÇS VII 107b
Ammâ bu Noğay kavminden mâ‘adâ bizim Kırım cezîresi içinde benî âdem ile ihtilât etmeğe mu‘tâd edüp sâhib-i tab‘ geçinir Badrak nâm bir alay kavm-i benâmlar vardır. Anların içlerinde niçe bin Badrak kavmi ebeden ekmek yemez ve su içmez âdemleri vardır.
EÇS VII 107b
"Niçün su içmezsin Arapça değil midir?" desen,
EÇS VII 107b–108a
"Vallâhi bizi Çalap Allâh yasatdıkda toprağı su ile cıvık çamur edüp yaratdı. Çamura çok su katılsa elbette çamurun bir yanını coyar, ya‘nî bir {tarafın koparır}. İndi Âdem evlâdının da aslı çamurdur. Suyu kop içmemek gerek. İşte at südü ve deve südü dahi 108a sudur" deyü misâl te’vîller ederler.
EÇS VII 108a
Gerçi su içmezler, ammâ lahşa şorbası ve deve ve koyun ve sığır ve câmûs südleriyle darı ve pasta çorbasın çok yerler. Lahşa şorbası, ya‘nî lâkşe çorbası yerler, zîrâ Hazret-i Risâlet'in hadîs-i şerîfinde Arapça buyurmuşlardır kim ana un çorbası ve dutmaş çorbası derler ve cemî‘i Tatar ulemâsı ve sulehâsı ve pâdişâhları at eti yerler.
EÇS VII 108a
Ve elsine-i muhtelifeleri birbirlerine muğâyirdir, zîrâ cümle Tatar on iki lisân üzre tekellüm edüp birbirlerinin lisânların tilmaş ile, ya‘nî tercümân ile anlanır kelimât-ı lugatları vardır. Ve asfah u fasîh u belîğ elfâz-ı dürerbârları var.
EÇS VII 108a
Evvelâ lisân-ı Çağatay ve lisân-ı Kumuk ve lisân-ı Moğol ve lisân-ı Boğol ve lisân-ı Türkmân ve lisân-ı Noğay ve lisân-ı Kaytak ve lisân-ı Kozak ve lisân-ı Heşdek ve lisân-ı Dağıstân. Acem ve Hind ve Özbek ve Bulgar, bunlar dahi Tatar olmağile başka lisânları ve başka gûne kitâbetleri var kim bir lisâna müşâbih değildir. Her biri birer gûne lehçe-i mahsûsaları vardır.
EÇS VII 108a
Ve bu kavm-i Tatar hergiz gıybet ve mesâvî ve sû-i zan ve kîn ü kibr ve buğz [u] adâvet ve remm ü nemm etmek yokdur. Biri birleri içinde gâyet ayıbdır. Bir kişi gıybet ve mesâvî kelecisi işitğe andan gayri kişiler nefret eder. Ancak buğz u adâvetleri gayri kavm ve gayri düşman üzre gidüp nehb ü gâret etme adâvetin ederler kim el-buğzullâhdır.
EÇS VII 108a
Ve Kırım halkının mezhebleri Hanefî'dir. Şâfi‘iyyü'l-mezhebleri dahi vardır, ammâ Kırım'dan taşra ellerde vilâyetlerde olan Ulu Noğay ve Şıdak Noğay ve Urumbet Noğay ve Geçdi Noğay ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Şîrînli ve Mankıtlı ve Çobanelli ve Nevrûzelli ve Deveyelli ve niçe bunun emsâli niçe bin gûne ellerin kişileri cümle Şâfi‘iyyü'l-mezheblerdir kim bu kadar yüz bin ulemâ-yı mütebahhirînleri var kim ta‘bîr olunmaz. Cümlesi elleriyle sahrâlarda obaları ve medreseleriyle konup göçerler.
EÇS VII 108a
Bu ulemâların izn-i şerîfleriyle cümle kavm-i Tatar at eti yerler. Hattâ Ebû Hanîfe ki Nu‘mân bin Sâbit'dir kim İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdemdir, anların kavl-i şerîfi üzre at eti yemek mekrûhdur, zîrâ [at] âlet-ı gazâdır, at yemeğe ruhsat verilse ihtimâldir atlar inkırâz bula. Ammâ İmâm Mâlik katında kerâhet tahrîmîdir. Lâkin İmâm Şâfi‘î ve İmâm Hanbel kavlleri üzre helâldir, zîrâ anlar Hazret-i Risâlet'den bu hadîs-i şerîfi sened edinmişlerdir.
EÇS VII 108a
bu hadîs-i sahîh içün Müslim ve Buhârî müttefekun aleyh derler.
EÇS VII 108a
Anıniçün kavm-i Tatar at eti yerler, zîrâ bir alay gâziyân-ı mücâhidânlardır. Seferlerde usret mukarrerdir.
EÇS VII 108a
Bir hadîs-i şerîfde dahi:
EÇS VII 108a
buyurmuşlardır.
EÇS VII 108a
İmdi bu kavm-i Tatar-ı sebükbârın bârhâneleri olmayup seferlere aslâ zahîreden bir şey götürmezler. İllâ talkan ve kurut ve at kaburkası kazısı götürürler. Ol dahi kifâyet etmeyüp hemân yollarda lengpâ olan atları ve sehel hastalığa yüz dutup yorgun ve argın ve du[r]gun atlar kâfire kalmış deyü hemân ol ân ol atı Hak yoluna kurbân edüp derisiyle pâreleyüp paylaşırlar, kimi pişirüp kimi çirki nâm tegeltisi altına koyup üstüne binüp at ile yorta yorta at etinin suyu çekilüp pişdi deyü tegeltisi altındaki at etin yeyüp def‘-i cû‘ edüp kâfiristâna akınlar ve çapullar civerüp cemî‘i düşmanlarına şemşîr-i sitîz-i tîğ-ı sertîzi bî-dirîğ urup bakıyyetü's-süyûf olan kefereleri evlâd [u] ıyâlleriyle keşân ber-keşân sürüyüp diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Min-indillâh bir alay gâziyân-ı ser-bâzân-ı âşıkân-ı Âl-i Cingiziyândır. Hafizakallâh.
EÇS VII 108a
Bunların gazâ etmeden gayri bir kârları dahi dihkânî ve zirâ‘atdir, ya‘nî ekinci ve çiftçilerdir kim ekseriyyâ darı ekerler, zîrâ darı bu diyârda bir kîlesi yüz yüz on kîle verir. Ve dâ’imâ yedikleri darıdır, ammâ ehl-i hâl olan meşâyihân ve sofîleri arpa eküp ekmeğin yerler, zîrâ Hazret-i Peygamber dâ’imâ arpa ekmeği yerdi derler. Anıniçün buğday ekmeği yemezler.
EÇS VII 108a
Ve bir esnâfı dahi tüccârdır. Vilâyet vilâyet esîrleri götürüp fürûht ederler ve gayri metâ‘ da götürüp bey‘ [ü] şirâ edüp gayri eşyâlar getirirler. Ve bir sınıfı ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân ve sofîlerdir kim Halvetî ve Celvetî tarîkında kırk bin kadar ehl-i tevhîd sofîleri olduğun Sefer Gâzî Ağa Vezîr tahrîr etmişdir.
EÇS VII 108a–108b
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
EÇS VII 108b
Der-beyân-ı zemîn-i eşkâl-i tarz-ı tavr-ı kal‘a-i Or, ya‘nî Ferahkirmân
EÇS VII 108b
Bu kal‘a-i bâlâyı sene (---) târîhinde Âl-i Cingiziyân'dan Sâhib Geray Hân binâ edüp iki kat Şeddâdî-misâl seng-i tırâş kal‘a-i savaş olup zemînden kaddi kâmil yigirmi üç arşın âlîdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dîvâr bedenleri üzre kâmil üç bin adım iki kat hisâr-ı üstüvârdır. Ve gird-â-girdi beş köşe olup yigirmi aded çâr-kûşe kulle-i bâlâları var kim Heyhât sahrâsının her ne tarafından gelirken bu Or kal‘asının kulleleri beşer konak yerden nümâyândır kim cümle kullelerinin üzerleri la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülülerdir. Ba‘zı tahta örtülü alçak kulleleri var.
EÇS VII 108b
Ve derûn-ı kal‘ada cümle seksen aded Tatar evleri var. Cümlesi toprak örtülüdür. Dizdârı ve beş yüz aded tüfengli sekbân neferâtları var, ammâ cümle Rûm yiğitleridir, zîrâ Tatar kavmi tüfeng atmak bilmezler ve tüfengden korkup tüfengin olduğu yere "Mıltık kop" deyü varmazlar. Kavm-i Tatar tüfenge mıltık derler. Ve bu kal‘anın kâmil beş yüz aded Beşevli nâm Tatar atlısı askeri var kim cümle yarar ve zor-âver ve dilâver ve server-i hünerver batır yiğitleri var. Şehrin dizdârı ve on beş aded kal‘a ağaları ve topçubaşı ve cebecibaşısı vardır.
EÇS VII 108b
Ammâ kal‘ası Or sahrâsında aslâ hav[â]lesiz ve handakı on beş kulaç kesme toprak derin handakdır. Kıbleye nâzır üç kat metîn ve kavî demir kapuları var, iki tarafında handaka nâzır acâ’ib topları var. İç kal‘asında Sâhib Geray Hân mescidi ve buğday anbârları ve cebehâne hücreleri ve su kuyuları var, gayri şey yokdur.
EÇS VII 108b
Sitâyiş-i taşra kal‘a içre yüz aded toprak örtülü evleri olup çârsû-yı bâzâr hammâm ve hân bu kal‘ada yokdur. Ancak kal‘a bânîsi Sâhib Geray'ın bir câmi‘i var, tûlen yüz elli ayakdır ve arzen yüz aded kademedir. Mihrâbı üzre "Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün resûlullâh" tahrîr olunup bu hat üzre âyetü'l-kürsî tahrîr olunmuşdur kim üstâd-ı mermer-bür bu hatları taşa eyle yazmış kim cidden sikkeyi mermerde kazmış. Minâresi câmi‘in solunda bir alçak beyâz taş minâre-i zîbâdır. Câmi‘ dahi tarz-ı kadîm alçacık toprak örtülü bir ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim gazâ mâlıyla binâ olmağın gâyet rûhâniyyetli ve cemâ‘at-i kesîreli dâru't-tevhîd bir musallâ-yı atîkdir. Hattâ bu câmi‘in sol tarafında maşrık cânibine nâzır kal‘anın bir küçük kapucuğu var, ammâ atlı(?) gücile girir çıkar. Bu kapucuğun önündeki handakı üzre makaralar ile asma köprüsü var. Karşu handak kenârında Mehemmed Geray Hân'ın bir küçük hoş hevâ ve hoş binâ hammâm-ı rûşinâsı var, varoşda vâki‘ olmuşdur.
EÇS VII 108b
Der-medh-i taşra varoş-ı Or
EÇS VII 108b
Cümle on iki mihrâbdır ve bin beş yüz toprak örtülü ekseriyyâ tahtânî evleri var. Üzengi(?) sarâyı bunda mükellef sarâydır. Kal‘a dibinde ancak bir hânı var ve bir ulu yolun yemîn ü yesârında cümle beş yüz aded müfîd [ü] muhtasar dükkânları var, bezzâzistânı yokdur.
EÇS VII 108b
Meşhûrâtından keskin ve aru, ya‘nî pâk, Tatar bozası olur. Hattâ ibret içün bu bozayı abdest makramasına koyup evlerine götürürler, bir katre akmaz. Tâ şol mertebe koyu ilik gibi tatlı bozası olur. Hattâ kavm-i Tatar beş konak yerden atlanup "Or bızkası içelim" deyü gelirler. Bir tostağan bozasın içen, sermest olup kılalay ve bolalay türkisi ırlar. Tâ bu mertebe sekir verir bozası vardır. Bu diyârda şarâb içmek ayıbdır. Ve bâğ u bâğçe olmadığından şarâbı dahi yokdur, zîrâ şiddet-i şitâsı katıdır, bir ağaç yemiş değildir, odunu dahi yokdur. Cümle sığır tezeği yakarlar ve at ve deve tezeği dahi satarlar. Ve ekseriyyâ halkı sığır boku kokarlar, zîrâ fukarâları çokdur. Bu varoş bir kumsal zemîn başına vâki‘ olmağile şehir içre aslâ kaldırım yokdur. Cânib-i erba‘asında kal‘a dîvârı dahi olmayup dâ’iren-mâdâr etrâfı derin handakdır. Üç yerde vâsi‘ ağaç kapuları vardır.
EÇS VII 108b
Ammâ bu varoş içre ziyâretgâh-ı İzzeddîn Sultân, ziyâretgâ[h-ı] âşıkân-ı erbâb-ı [di]lândır. kuddise sırruhu.
EÇS VII 108b–109a
Ve bu kal‘a Or kal‘ası demeden murâd oldur ki bu Kırım vilâyeti Karadeniz kenârında yedi yüz yetmiş mîl bir cezîre-i şekl-i müselles vâki‘ olup sağ cânibi taraf-ı garba Ölü denizdir kim Karadenizden girmiş bir sığ deryâdır. Ölü deniz demeden murâd bir gemi yâhûd bir kayık Karadeniz fırtınasıyla bu deryâya düşerlerse aslâ halâs mümkin değildir. Cümle âdemleriyle gemileri gark olup öldüklerinden Ölü deniz derler. Ve kıble cânibi Karadeniz'dir ve şark tarafı 109a Azak denizidir, Balısıra denizi dahi derler.
EÇS VII 109a
Bu mezkûr deryâların üçü dahi birbirlerine muttasıldır, ammâ bu cezîre-i Kırım'ı üç deryâ dahi ihâta etmişdir. Bunların içinde Kırım şekl-i müselles bir adadır. Kıble tarafı Balıklava kal‘ası burnudur. Maşrık tarafı Kerç kal‘ası burnudur. Mağrib tarafı bu Or kal‘ası ağzıdır kim bu mahalde Kırım cezîresinin Or'dan taşra çıkarken Azak denizi sağ tarafdadır. Sol tarafı semt-i cenûb Ölü denizdir. Ölü deniz ile Azak denizi mâbeyni ancak sekiz bin adım Heyhât sahrâsına muttasıl karadır. Anı dahi selef hânlarından Selîm Hân-ı Sânî asrında Semiz Mehemmed Geray Hân bu Or boğazına kâfir gelmesin deyü bir handak-ı uzmâ bir denizden bir deniz kesüp bir çâh-ı gayyâ-misâl handak-ı amîk kazmış. Tatar kavmi handaka or der. Anıniçün bu kal‘aya Or derler, ammâ müverrihân-ı Tatar bu kal‘aya Ferahkirmân derler. Hakkâ ki Heyhât sahrâsından gelüp bu kal‘a-i Or'a giren ferahşâd olur. Hattâ ol zamân bu handakı eyle derin kazmışlar kim Azak denizi gelüp Ölü denize mahlût olup henüz Kırım ol zamân cezîre olur.
EÇS VII 109a
Azak denizi kenârındaki Balısıra kal‘ası ve Çikişke ve Arbat kal‘aları önünde su çekilince kal‘alar karada kalup Ten nehri Kazağı dahi iki yüz pâre kayık ile Azak altında Kazıklı Özek boğazından çıkup cümle gemileri ile dosdoğru yeni kazılup su geçen Or kapusu boğazından geçüp Ölü denize girüp bir gece ale'l-gafle gelüp bizim Akkirmân kal‘amızın taşra varoşun urup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı firâvân ve üsârâ-yı bî-pâyân alup yine yeni kesilen Or boğazından bî-bâk ü bî-pervâ geçüp yine dâr-ı menhûslarına giderler.
EÇS VII 109a
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Selîm-i Sânî asrında Kılıç Alî Paşa Kefe kal‘asına donanma-i hümâyûn ile gelüp liman-ı Kefe'de lenger-endâht oldukda Semiz Mehemmed Geray Hân Kefe'ye gelüp Uluç Alî Paşa da buluşdukda Alî Paşa eydir:
EÇS VII 109a
"Baka Hân! Niçün Or boğazın kesüp Kırım'ı bütün cezîre edüp Azak kâfirine yol açup bizim Akkirmân kal‘asının nehb ü gâretine sebeb oldun" deyü Semiz Mehemmed Geray Hân'ı Kefe'nin Uzunçârsûsu başında salb etmişdir.
EÇS VII 109a
Ba‘dehu yerine (---) (---) hân olup görürler kim hadd-i zâtında hâl mükedder olup Azak denizi tarafındaki kesilen mezkûr handakı sehel doldurup yine cezîre-i Kırım'ın karaya ittisâli olup diyâr-ı Kırım ve Çikişke ve Arbat ve Balısıra kal‘aları yine su içinde kalup diyâr-ı Kırım ve kal‘a-i Akkirmân dâr-ı emn ü emân olur.
EÇS VII 109a
El-hâsıl azîm handakdır kim bir denizden bir denize tûlı bir sâ‘at ve sekiz bin adımdır. İçine bakmağa âdem cür’et edemez. Hemân bu handakdan su aksa yine Kırım bir ada olur.
EÇS VII 109a
Ve Mora cezîresi dahi İnebahtı boğazıyla İne boğazı arası sekiz bin adım karadır. Anı dahi selef kralları "Ebü'l-feth Mora'ya gelmesin" deyü kesüp deryâ akıdup Mora vilâyetin cezîre etmişdir. "Kişi korkduğuna uğrar" dedikleri gibi Ebü'l-feth Mora'ya varup mezkûr boğazı üç sâ‘atde doldurup Kördüs kal‘asın ve Misistre kal‘ası ve Badra kal‘aların feth eder.