İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VII 109a
Ammâ bu Kırım'ın Or handakı mürûr-ı eyyâm ile dolup Kırım içinden taşra esîrler firâr etmeğe başlayup taşradan Kazak-ı âk ve Tatar-ı Kalmak dahi Kırım'a girmeğe râh-ı âsân buldular. Hemân efendimiz Mehemmed Geray Hân sene (---) târîhinde vilâyet-i Kırım'ın âdem deryâsın ve dör[d] kerre yüz bin esîr keferelerin bu Or mahalline cem‘ edüp mukaddemâ Or handakının iç yüzünde yığılı olan toprağı üzre handakın toprağın şarkdan garba bir sâ‘atlik yerün handakın tathîr edüp iç yüzde handak toprağı dağlar gibi yığıldı.
EÇS VII 109a
Ba‘dehu Mehemmed Geray Hân bu toprak üzre bir denizden bir denize bir sâ‘atlik yer bir metîn kal‘a dîvârı çeküp birbirinden birer tüfeng menzili ba‘îd handak içine nâzır birbirlerin korudur Sedd-i İskender-vâr metîn ebrâclar edüp her birine beşer aded şâhî darbzen toplar koyup her bir kulleye ellişer yiğit tüfeng-endâz Rûm yiğitleri kodu, zîrâ ol asırda kâfirin pek isyân [u] tuğyân hareketi var idi.
EÇS VII 109a–109b
Ve dîvârı zemîn dibinden on arşın bâlâ taş dîvâr edüp üç arşın enli edüp bu dîvârın iki başındaki kulleleri mahsûs kal‘a gibi azîm kulleler edüp ikişer yüz yiğit kodu. Ve Or kal‘ası dibinde bu dîvâra yan yana iki aded ikişer kat kulle-i azîmler inşâ edüp her kullede ellişer aded Rûm yiğitlerinden ergen, ya‘nî azeb odabaşılar koyup cemî‘i kullelerdeki yiğitlere bunları zâbıt edüp her gece dendân-ı beden üzre kol dolaşup uyuyan müstahfızânları ta‘zîr edeler. Ve bu orta kullelere dahi beşer aded şâhâne kolomburna toplar ve yüz yiğit topçular ve ellişer yiğit cebeciler koyup bu iki kulle-i azîmlere birer azîm vâsi‘ ve âlî demir kapular eyledi kim bu iki kapudan gayri yerden cezîre-i Kırım'a girilmez oldu. Meğer deryâdan gemilerle gelinir, girir ola. Ve bu Or'un iki kapusundan çıkan Heyhât sahrâsın geçüp 109b isterse şark cânibine kal‘a-i Azak'a isterse şimâl tarafında ol sâ‘at Kazağ'a isterse garb cânibinde otuz(?) {altı} sâ‘at çöl ile kal‘a-i Kılburun kal‘asına gider, ammâ bu mezkûr yollara yüz iki yüz âdem gidemez, beş altı yüz âdem gider.
EÇS VII 109b
Ve bu Or şehrinin suları cümle şorca kuyu sularıdır, ammâ Or kapusunun taşra bir ok menzili bir âb-ı hayât kuyusu var. Cümle âdemler silâhlanup ol kuyudan acele ile su alırlar, zîrâ Kalmık ve Kazak niçe kerre yerde bulunup suya çıkanları kapup esîr etmişdir. Ammâ Mehemmed Geray Hân bu Or kal‘ası ve Or handakın amâr edüp Or kal‘ası henüz Sedd-i İskender olup handak kullelerine ta‘mîr [ü] termîmine Or beği ve Or tuzlası emîni nâzır ve mu‘temed olmuşlar.
EÇS VII 109b
Der-feth-i buhayre-i kal‘a-i Or: Bu Or kal‘asının iç yüzünde bir sahrâ-yı yâbisde bir buhayre-i berrâkdır kim anda Kefe tuz dedikleri tuz bu Or'da hâsıl olup Kefe'ye ve vilâyet-i Kırım'a ve İslâmbol'a ve cemî‘i vilâyetlere gider. Kerpiç gibi kesile kesile hâs ve beyâz ve lezîz tuzdur. Kırk yedi yük akçe iltizâmlı emânetdir. Or halkının cümlesi bu Or tuzun çıkarmalarıyçün mu‘âf u müsellemlerdir. Ve mücrim ve vâcibü'l-katlleri bu tuz buhayresine korlar. Mâh-ı Temmûz'da bu buhayrenin yüzü buz gibi tuz donup bir karış kalınlıkda oldukda kilim kadar pâre pâre kırup dağlar gibi yığup bâzergânlara emîn-i memleha fürûht edüp kal‘a-i Or neferâtlarına ve ulemâ ve meşâyihlerine ve Or beğine ve Or müftîsi ve nakîbi ve kadısına cümle ulûfe verüp mâbâkîsin hazîne edüp hâna gönderir. Dâ’iren-mâdâr beş mîl ihâta eder zehr-i mâr bir küçük buhayredir.
EÇS VII 109b
Der-beyân-ı hâkimân-ı Ferahkirmân: Cezîre-i Kırım içinde hân-ı âlîşânlar eyâletinde Or beği tahtıdır kim üç yüz pâre kurâya mâlikdir. Beği hîn-i savaş-ı perhâşda üç bin sadaklı ve kübe geyimli askere mâlik olup her uruşa hânlara talî‘a-i asker olmak kânûn-ı Âl-i Cingiziyân'dır. Ammâ bizim Mehemmed Geray Hân'ımız asrında Or beği on iki bin asker ile uruşa giderdi, zîrâ Or beği olan Kara Kıraş Beğ nefsinde bir zor-âver ve dilâver server batır yiğit idi, zîrâ bu Or Kırım'ın gâyet sedd-i sedîd kilididir. Her ne kadar düşman Kırım'a kasd etse bu Or cânibinden gelir. Anıniçün dâ’imâ on iki bin koş kol atlı şehbâz askerler atlarıyla âmâdedirler. Ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır kim bunların azli nasbları cümle hân elindedir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 109b
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i kal‘a-i Or:
EÇS VII 109b
Bu şehrin seyr ü temâşâların edince hân hazretleri Akkirmân'dan sürüp getirdiği Noğay kavmine ve Kırım re‘âyâları ve üsârâlarına Or handakın tathîr etdirüp ve müceddeden mezkûr kal‘a dîvârın kal‘alarıyla Sedd-i İskender edüp cümle Kırım halkına izin verüp Akkirmân'dan gelen Noğay kavmin Kırım içre köylere Beş evli ta‘bîr etdikleri gibi re‘âyâ yazup cümle köylere kavm-i Noğay gönderüp kendüler Or kal‘ası muhâfazasında asâkir-i bî-[pâ]yân ile karâr-dâde otururken bir gün,
EÇS VII 109b
"Âyâ ne cânib keferesine bir sefer edüp gûşmâl etsek" deyü cemî‘i yurt eyeleri, ya‘nî kadîmden Kırım sâhiblerinin kartlarıyla ve kazakdaş ve emekdaş ve atalıklar ve Şîrinli ve Mansûrlu ve Sincivitler ve Badrak kavmi ve olanlar, ya‘nî hân hısımlarıyla cümle bir yere gelüp ken[g]eş, ya‘nî müşâvere edüp dururken hikmet-i Hudâ mukaddemâ Kazak vilâyetine beş baş'a, ya‘nî çeteye giden gâzîler gelüp Kazak-ı âk'dan feryâd [u] fiğânlar edüp Kazağ'ın Kırım üzre gelmesi mukarrerdir dediklerinde hemân hân-ı âlîşân,
EÇS VII 109b
"Tîz cümle asker-i İslâm hâzır-bâş olsunlar, aylavdır(?)" deyüp nefîr-i Efrâsiyâbı çalup Or kal‘asına yasak içün bin aded tüfeng-endâz ile nûreddîn sultân ki (---) (---) sultândır, anı muhâfazacı koyup gitdiler. Sene (---) mâh-ı (---) gününde kırk bin askerle tabl-ı kudûmün döğüp Or'dan taşra meks etdi.
EÇS VII 109b
Sene-i mezbûrda Kazak-ı âk vilâyetine sefere gitdiğimiz konakları ayân u beyân eder
EÇS VII 109b–110a
Evvelâ Or'dan taşra meks olundukda ol gün kırk yedi bin asker-i Tatar cem‘ olup iki kerre yüz bin esb-i tâzî ile Heyhât sahrâsına düşüp şimâl cânibine kâmil on beş sâ‘at yer yortup anda tohtayup durduk. Ol gece Kırım'dan yigirmi bin atlı dahi gelüp yetişdi, ammâ atların izi on iki kat tapkır olup yol oldu. Bu kavm-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr eyle yortarlar kim bunlara kuş yetişmez, ammâ Allâhümme âfinâ bu seğirdimde bir âdem {atdan} tekerlense eger atı ve eger kendi davranmayup gerüden gelenlerin atları ayağı altında pâymâl-i rimâl olup âdem herîse olup 110a atı keşkek olur.
EÇS VII 110a
Ertesi bu sahrâdan kalkup yine cânib-i şimâle üç gün üç gece gidüp cümle asker bildi kim "Hemân Tatar Hân Maskov vilâyetine gider" deyüp tesellî-i hâtır buldular.
EÇS VII 110a
Ertesi gün ki olup dördüncü gün hemân cümle ol ağaları tuğu ve bayrağı çevirüp garb tarafına dönüp eyle yortum etdik kim beşer kerre at değişdirdik. Ol gün yine 26 sâ‘at yer seğirdüp,
EÇS VII 110a
Menzil-i Oba'yı geçüp andan menzil-i Cerikli'yi geçüp cümle atları otarup sehel talkan ve kurutlar yeyüp istirâhat etdik. Bu Cerikli nâm mahal Özü suyu içinde bir kamışlı adadır. Meğer bu cezîre içre üç bin aded Kazak dörd def‘a hatmanlarına isyân edüp bu cezîreye kapanmışlar. Asker-i Tatar'ı görünce niçe bin tüfeng atdılar.
EÇS VII 110a
Der-beyân-ı feth-i cezîre-i Cerikli
EÇS VII 110a
Meğer mukaddemâ Or'dan beş başa gidüp "Kazak Or'a geliyor" dedikleri küffâr bunlar imiş. Hemân hân-ı âlîşân fermân edüp cümle tüfeng-endâz atlarından piyâde olup cezîre gölü kenârında küffâr ile çet-a-çat tüfengleşirken hemân gerüden kırk elli bin Tatar "Allâh Allâh" deyüp sazlık ve bataklık içre atlarıyla göle girüp cezîreye kadem basdıklarında ân-ı vâhidde üç bin küffâra amân u zamân vermeyüp dahi tu‘ma-i şemşîr olmadan(?) cümlesin kayd [u] bend-i der-çenber edüp bunları iki bin asker Kırım'a götürü[p] yine gelmek üzre Kırım'a revâne oldular. Hamd-i Hudâ altı âdem câm-ı şehâdetden nûş edüp ve yigirmi at ölmüş şehîdlerini de atlarıyla sal çatup vücûdların Kırım'a götürdüler.
EÇS VII 110a
Andan yine cümle asker-i Tatar "İnşâallâh uğurdur" deyüp yine cânib-i şimâle 7 sâ‘at çölistân berr-i beyâbânda gidüp,
EÇS VII 110a
Nehr-i Yılkı'yı geçdik. Bu nehir tâ Maskov vilâyetinde Gürlev dağlarından gelüp bu mahalde Özü nehrine mahlût olur.
EÇS VII 110a
"Bu nehirden Urus-ı menhûs kayıklarıyla geçmesin" deyü vezîr-i a‘zam olan vezîr Süleymân Paşa bu Yılkı nehrin hâr u hâşâk dıraht-ı müntehâlar ile doldurup bir dahi küffâr bu nehr-i Yılkı Ten'den(?) kayıklarla geçmeyüp muztarr-ı hâl kaldı.
EÇS VII 110a
Târîh-i bend-i nehr-i Yılkı:
EÇS VII 110a
Evliyâ âşık dedi itmâmının târîhini,Deyüler bu mâi bend etdi Süleymân geçmeğe.Sene (---).
EÇS VII 110a
Andan cümle asâkir-i Tatar bu Süleymân Paşa bend [ü] sedd etdiği Yılkı nehri yerinden ubûr edüp,
EÇS VII 110a
Der-vasf-ı kal‘a-i sağîr Şâhînkirmân
EÇS VII 110a
Sene (---) târîhinde Şâhîn Geray Hân binâ etmişdir. Nehr-i Özü üzre şekl-i murabba‘ bir seng binâ kal‘a-i ra‘nâcıkdır. Bir kumsal yerde dâ’iren-mâdâr cirmi bin yüz adımdır. Beş kiremit örtülü serâmed kulleleri ile iki kapusu var. Biri kıble cânibiyle şarka meyyâl büyük kapudur ve bir kapusu yıldız tarafına nâzır nehr-i Özü kenârında, bu dahi demir kapudur kim nehr-i Özü karşusundaki Gâzîkirmân'a, ya‘nî Doğan geçidi kal‘asına nâzır iskele kapusudur. Bu kal‘a içinde ancak seksen kadar toprak örtülü Tatar evleri ve bir câmi‘i var, Şâhîn Geray Sultân'ındır.
EÇS VII 110a
Ve cümle sekiz aded dükkâncıkları var, ammâ hân ve hammâmları yokdur. Câmi‘-i zîbâsı Kırım kapusu üzre vâki‘dir. Kara taraflarında derin handakları ve kal‘a dizdâr[ı] ve beş yüz aded kal‘a neferâtları vardır. Ulûfe-i mu‘ayyenelerin cümle Tatar hânlar verir, zîrâ bu kal‘a Tatar hânlarındır, ammâ zemîni Âl-i Osmân hükmündedir, zîrâ Or kal‘asından taşradır.
EÇS VII 110a
Bu kal‘anın sebeb-i binâsı oldur kim her bâr Tatar-ı sabâ-reftâr nehr-i Özü nehrin ale'l-gafle geçüp Leh ve Kazak vilâyetlerin nehb ü gâret edüp avdet mahallinde bu nehr-i Özü'den beri Kırım cânibine ubûr ederken küffâr-ı Kazak bu kurâlarda ve nehr-i Özü sazlıklar[ı] içre pinhân olup Tatar meşakkat-i belâ ile nehr-i Özü'yü geçerken her bâr Tatar'ı urup kırup cümle şikâr-ı mâl-ı ganâ’imlerin kurtarup cümle kefere vilâyetlerine giderlerdi. Âhıru'l-emr Gâzî Şâhîn Geray Hân Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ izniyle bu kirmânı bu mahalde yasayup asker-i Tatar selâmetle top altından bî-bâk ü bî-pervâ geçüp emn [ü] emân oldu. İlâ hâze'l-ân bir güzel cây-ı menâs memerr-i nâs geçiddir. Hâlâ kal‘a altında yetmiş seksen pâre kayıklar ve çırnıklar vardır kim her bâr kal‘a limanında âmâdedirler.
EÇS VII 110a
Ve kal‘a hâricinde birkaç azbar samanlıkları ve bozahâneleri vardır, ammâ bâğ u bâğçeleri yokdur. Lâkin müşebbek bostânları gâyet çokdur. Ve kavunu ve karpuzu ve darısı memdûh olduğundan Tatar bozası meşhûrdur.
EÇS VII 110a
Bu dahi Kırım diyârının bir intihâ-i serhaddidir kim garîb gâzî şehbâz batırları var kim her bâr Leh ve Maskov ve Kazak-ı âk ile ceng [ü] cidâl ederler. Bu mahalden Kırım'a üç merhale yerdir, ammâ Heyhât çölistânıdır.
EÇS VII 110a
Andan cümle asâkir-i Tatar'ın kimi gemilerle ve niçe bini atlarıyla yov yov deyerek nehr-i Özü'yü yıldırup karşu selâmet geçdiler, ammâ hakîr ile Gâzî Mehemmed Geray Hân hazretleri ile gemilere binüp karşu ubûr edüp meks etdik.
EÇS VII 110a
Evsâf-ı hisâr-ı üstüvâr-ı sedd-i emân Gâzîkirmân, ya‘nî kal‘a-i Doğan
EÇS VII 110a–110b
Zamân-ı kadîmde bu kal‘a zemîninde sene (---) târîhinde Kırım hânlarından Tohtamış Geray Hân, ya‘nî Durmuş Hân oğlu Toğan Hân bir kal‘a-i azîm 110b ba‘dehu Timur Hân-ı sâhib-hurûc bu diyârlara deşt-i Kıpçak'dan gelüp bu kal‘ayı yere berâber münhedim edüp tâ Sultân Bâyezîd-i Velî asrına dek bu kal‘a-i Toğan Hân esâsı mu‘attal kalup tâ ki Sultân Bâyezîd-i Velî Kili ve Akkirmân kal‘aların Boğdan ve Kazak-ı âk elinden feth etdikde nehr-i Özü ile birkaç kerre Kazak gelüp Akkirmân [ve] Kili kal‘aların nehb ü gâret eder.
EÇS VII 110b
Ba‘dehu Sultân Bâyezîd-i Velî bu mezkûr Doğan geçidi mahallinde esâs-ı kadîmi üzre bir kal‘a-i azîm binâ edüp ismini Gâzîkirmân kor.
EÇS VII 110b
Andan kal‘a-i Akkirmân ve kal‘a-i Kili Kazak-ı âk keferelerinin şûr [u] şerlerinden emn [ü] emân olur. Lâkin Sultân Bâyezîd-i Velî karındaşı Şehzâde Korku(r)d Hân ile Anatolu vilâyetinde niçe sene muhârebede iken beri tarafda Kazak fursat bulup bu Doğan geçidi kal‘asını alup Timur Hân münhedim etdiği gibi yere berâber eder.
EÇS VII 110b
Ba‘dehu bu abd-i kemter diyâr-ı Kırım'dan sene 1051 târîhinde İslâm Geray Hân ile Leh seferine ve Krakov vilâyetiyle Daniska vilâyetlerine giderken bu nehr-i Özü'yü yıldırup ubûr etdikde sâ’ir asâkir-i İslâm nehr-i Özü'yü geçince sehel ârâm etdi. Toğan kal‘ası zemînin seyr ü temâşâ edüp,
EÇS VII 110b
"Hayfâ dirîğ, ne aceb metîn ve sa‘b kal‘a olacak zemîn olur. Âh Âl-i Osmân bu püşte kaya üzre bir kal‘a yasasa vilâyet-i Kırım ve vilâyet-i Özi ve Karadeniz etrâfları Kazak şerrinden emîn olurdu" [de]yü İslâm Geray Hân nutk etdikde hakîr hemân bi'l-bedâhe bu nutk-ı dürerbârı vücûd bulmasıyçün "Bu niyyete el-fâtiha" deyüp niçe bin sülehâ-yı ümmetden Tatar mücâhidân-ı hâzırûn Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edüp el yüze sürdüler.
EÇS VII 110b
Ba‘dehu yine hân ile ayak reftârı kal‘a kapusu münhedimi yerine gelüp hakîr gördüm ki zemîn üzre çâr-kûşe mermer üzre bir âb-ı hayât sülüs hat ile,
EÇS VII 110b
Hâzâ hisâr-ı Toğan Gâzî kirmân târîhuhu fütihatâ
EÇS VII 110b
Sene 889
EÇS VII 110b
deyü tahrîr edüp "Ketebehu abdü'l-müznib eş-Şeyh hâmiden ve musalliyen lîllâhi te‘âlâ" deyü bir hatt-ı zerefşân tahrîr etmiş kim andan ma‘lûmumuz oldu kim Bâyezîd-i Velî asrında bu kal‘a amâr oldukda Şeyh hazretlerinin târîhidir. Zîrâ ol azîz-i muhterem Bâyezîd-i Velî Hân hattâtlarından idi. Sonra yine sene 1067 târîhinde kal‘a-i Özü'yü dest-i küffârdan istihlâs edüp küffârı kova kıra bu mahalle dek geldikde ol hüsn-i hat tahrîr olunmuş taşı göremedim.