EÇS VII 115a
Karşu tarafdan dahi kırk elli alay küffâr taburlarından çıkup domuz sürüleri gibi sürü sürü ibtidâ piyâde tüfenglisi bayraklarıyla ve haçlı papaslarıyla meydâna çıkup taburları yanında durdular. Andan elli pâre topların taşra meydâna çıkarınca taburun yedi kapusundan cümle küffâr birbirlerine tirkeşüp nahır sürüsü gibi reme reme taburdan çıkup luturyânî boruları ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl mizmerâtlarların çalarak ve ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papasları İncîl okuyarak ve kimisi yırlayarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve Leh ve Kazak-ı âk fâcirleri dûzah-karâr olmağa karârları kalmayup hınzîr topu gibi tortop olup onar onar yayaları birbirlerine zencîrler ile bağlanup cümle soltat ve mortatları yap yap gelüp cümle topları bu bağlı piyâdelerin ardları sıra zencîrler ile bağlayup ale't-tertîb durmuşlar ve cümle kefereler sahrâyı mâl-â-mâl etmişler. Ve cünûd-ı cünüb-i küffârlar domuz gibi suyun bataklığına arka vermişler.
EÇS VII 115a
Hemân bu piyâde küffâr meydân-ı ma‘rekede toplarına ve bu kadar bin arabalarına siperlenüp durunca deryâ-misâl atlı küffârlar ecel meydânına atların sürüp çıkup cenge âheng edüp bizden ve anlardan ceng-i germâ-germ küffâra gece imdâda gelenler dahi Tatar'ın kerâmetlerin görmemişler. Hemân mel‘ûnlar var kuvvetlerin bâzû-yı keclerine getirüp çarha savaşına çıkdılar.
EÇS VII 115a
Hemân asker-i Tatar dahi kavl-i ma‘hûdları üzre top ve tüfeng ağzından alarka hücûm ederler şekilli olup kâh yan verüp kâh uğrar şekilli olup yine küffârlar kâmil bir top menzili araba taburlarından ve top ağızlarından küffârın bir hayli alarka oldukların Tatar görünce el-azametullâh asker-i Tatar içre bir ün ve bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup evce peyveste olup at ata ve rikâb rikâba olup at süheyli ve er süheyli ve sadak gürüldüsü cihânı dutup hemân cümle Tatar bir uğurdan dalkılıç ve daltîrkeş ve cân-keş olup kâfir üzre yıldırım gibi dokunup yine bir kerre yan verdiler.
EÇS VII 115a
Küffâr bu kerre cümle top ve tüfenglerin hebâya attılar. Bir dahi top ve tüfeng sıkılamağa kalmadı. Hemân Tatar askeri yedi günden berü kanıkmış asker aç kurd gibi koyuna ve koyun tuza sunar gibi sunup Tatar küffâra tâ‘ûn-ı ekber girir gibi eyle girdiler kim ileri gelen küffârlardan bir cân kurtulmayup kanları ve cânları çıkup piyâde olan birbirlerine bağlı küffârlar toplar yanlarında kalup toplar arabaları altlarına yaya kâfirleri girüp cenge âheng edelim deyü cür’etler edüp, ammâ kimi arabalara girir ve kimi çıkar, kollarında bağlı olan zencîrleri kırmağa çalışırlarken arabaların kürelenmiş kâfir atları kimi okdan ve kimi tüfeng ve kılıç zahmından zahmdâr olup bu sahrâ-yı arsagâhda cümle arabaları atlar çekerken zahmlarından ve hây hûy figân-ı ürkündüden arabaları atlar piyâde olan zencîrle bağlı küffârlar üzre arabalar uğrayup bu piyâde küffârları Tatar kırmadan arabalar hurd-ı hamîr ederek kırmada. Tatar dahi anlara gelüp sağ kalanları esîr edüp arabaları atları ve mâllarıyla ganîmet etmede.
EÇS VII 115a
Meğer bu cânibde Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli kırk elli bin yarar bahâdır Tatarlar ile mukaddem küffârın taburuna girüp feth edüp kabza-i tasarrufa almışlar.
EÇS VII 115a–115b
Hemân küffâr bu meydân-ı veğâda kılıç bâzârın görünce gerüye dönüp 115b taburlarına kaçup kamanayım derken görse kim taburları içre Tatar girüp anda dahi başka bir kılıç bâzârı var. Ol ân küffâr taburdan dahi me’yûs olup Süd suyu üzre binâ etdikleri cisre cümle küffâr cân havliyle uğrayup karşu cânibe ubûr edeyim derken cümle cisr arabaları kırılup niçe bin küffârlar atlarıyla {suya} gark-ı âb olup Tatar ve Çerkes askerleri atları değşirmede.
EÇS VII 115b
Beri tarafda bizimle sahrâda ceng eden Şeremet Ban Vezîr taburun feth olduğun ve cisrin bu gûne kırıldığın görüp bakıyyetü's-seyf olan küffârlar ile târumâr olup hamd-i Hudâ münhezim olduklarında "Tut bizi yâ Îsâ!" deyü firâr ederlerken Hazret-i Îsâ da ricâları üzre niçe bin küffârları tutup Tatar'a verüp esîr etdiler.
EÇS VII 115b
Andan Maskov kralzâdesi yüz bin leşkeriyle bir cânibde ceng ederdi. Ol dahi bu inhizâmı görüp askeriyle tabura cân atup geldikde gördüler kim tabur içinde bir vâveylâ vü vâ-veledâ ve feza‘ u çeza‘ oluyor. Hemân kralzâde tekrâr gerüye dönüp bir cânibe rehâ bulam derken iki Tatar askerinin ortasında kalup yüz bin küffâra yine eyle bir seyf-i miczem urdular kim bu gûne seyfi Mısır diyârında kabâ’il-i Benî Seyf Arabı Berberistân ve Funcistân Arablarına urmamışlardır. Hattâ bu günkü gün ceng [ü] cidâl bir mertebe karışdı ve her bahâdırlar adûlarıyla duruşdu.
EÇS VII 115b
Hamd-i Hudâ bâd-ı zafer, Hân hazretleri cânibine esüp küffâr-ı hâksârlar dendân-ı tîğdan meydân-ı ma‘rekede kaldı. Ve mağlûb ve menkûb olup vakt-i sabâhdan tâ ba‘de'l-asra dek eyle bir ceng-i savaş-ı perhâş olmuşdur kim sahrâ-yı Maskov hûn-ı insân ile deryâ-yı Nîl-vâr sürh-reng olup pây-ı esb ve pây-i benî âdem dem-i nühûrda şinâverlik ederdi.
EÇS VII 115b
Hamd-i Bîçûn bu gazâ-yı meserret-eser sene (---) târîhinde olup cümle küffârların lâşe-i mürdârlarının sînelerin şerha şerha edüp alâmetle add olunup yetmiş yedi bin küffâr meydân-ı arsada cümlesi sehm-i kazâdan ve dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp sahrâ-yı Tîh cesed-i benî âdem ile Şecere-i Vakvâk dibi gibi zeyn olmuşdu.
EÇS VII 115b
Ve cümle altmış altı bin esîr-i bend-i zencîr olmuşdur.
EÇS VII 115b
Ve cümle yüz bini dahi Süd nehrinde gark olmuşdur. Ve cümle Şeremet Ban ile üç vezîr esîr olmuşdur.
EÇS VII 115b
Ve cümle iki yüz aded hatman ve cümle iki yüz Mujik kapudan ve bu kadar bî-hisâb avret ve oğlan ki her biri birer meh-veş ve şehzâde-veş gılmânlar ve cümle yigirmi altı bin bikr-i nâ-şüküfte duhter-i pâkîze-ahterler esîr oldu.
EÇS VII 115b
Bâ-husûs Maskov kralının başvezîri olan Sarı Şeremet Vezîr Ban ki anın koynunda üç yüz kıt‘a elmâs ve yetmiş aded dürr-i yetîm incüler ve kırk kıt‘a la‘l-i Bedahşânlar ile esîr olup avrediyle Hân huzûruna getirüp dest-beste dil-haste edüp pâyine iki kat kalın demir neybeler urup karısıyla ikisin bir araba içre kayd etdiler. Ve cümle elmâs cevâhirlerin aldılar.
EÇS VII 115b
Ve Tatar askeri bu kelleleri galtân olan küffârların meydân-ı berzahda kalan yetmiş yedi bin aded cîfe-i murdârların soyarken her birinde bu kadar cevâhir, la‘l, yâkût ve zümürrûd elmâslardan mâ‘adâ yüzer ve ikişer ve üçer yüzer altunları ve kıt‘a kıt‘a zî-kıymet girân-bahâ şeyler buldular. Ve Tatarlar bay geray oldular. Ve lâşe-i murdârların uryân edüp vâdî-i Tîh'de bırağup hûş tuyûra ve mûr-ı mâra gıdâ etdiler. Şi‘r-i münâsib:
EÇS VII 115b
Sahrâyı dutmuşdu Maskov’un leşi,Kürkile rûbâh olmuşdu her leşi.
EÇS VII 115b
Felillâhi'l-hamd bu cengde kâmil kırk üç bin araba mâl-ı ganâ’imin envâ‘ından bilâ hadd ü lâ-nihâyet semmûr post ve beyâz semmûr ve beyâz tilki ve siyâh tilki ve la‘l-gûn tilki kürkleri ve bî-hisâb niçe yüz araba balık dişleri ve üç yüz kîse altun ki her bir kîse-i Maskovî olup her birinde onar bin altundur.
EÇS VII 115b
Ve cümle sekiz yüz kîse nukrad nâm akçe ve sekiz yüz kîse esedî guruş ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imlerin hadd [ü] hasrların ihsân eden Cenâb-ı Bârî bilür.
EÇS VII 115b
Hamd-i Hudâ cemî‘i asâkir-i İslâm mansûr [u] muzaffer olup Kırım'a gitmeğe müteveccih olundukda müşâvere-i azîm olup bu kadar araba bârhâne ile gayri yoldan gitmeğe azm-i râh etdiler.
EÇS VII 115b
(---) (---) (---) (---) (---) (---)(---) (---) (---) ülke-i gazâ.Sene (---)
EÇS VII 115b
Bu bârhâne-i ganâ’imle Kırım'a giderken beşer altışar sâ‘at ileri cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup Kalmık Tatarı küffârları havfinden basîret üzre giderek âhır cümle Kırım halkı ken[g]eş ve meşveret edüp,
EÇS VII 115b
"Büyük Heyhât sahrâsı arz-ı hâliyedir, andan ubûr edelim" deyüp yolumuz garba iken yedi gün şark cânibine gidüp bir dîvâr-ı tavîl-i azîme râst gelinüp kaddi evce ser çekmiş ve birer top menzili yerlerde birer dâne kulle-i azîmleri var, ammâ kulleleri içlerinde âdem ve âdemî-zâtdan eser yok. Meğer bu dîvârı selefde Maskov kralları Kalmık memleketlerin harâb u yebâb etmesin içün binâ etmiş. Kâmil üç aylık yol bu dîvârı sedd etmiş. "Nihâyeti tâ Bahr-i Harez’e varır" deyü yine Maskov esîrleri haber verdiler.
EÇS VII 115b
Âhır-ı kâr ol haytın dibinde bir gece meks edüp üç yerden dîvârı münhedim edüp ve ol gece taburdan alınan topları nihânîce yere defn edüp ale’s-sabâh münhedim olan dîvârdan geçüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek cânib-i garba yedi gün yedi gecede,
EÇS VII 115b
Kal‘a-i Praslov altına gelindikde Hân hazretleri ahd-i mîsâkına vefâ edüp cümle asker-i İslâm'ın üsârâ ve mâl-ı ganâ’imlerinden nısfıyyet üzre savkaların alup bu hakîrin on sekiz esîrinden bir şey almadığından mâ‘adâ yedi esîr ve iki yorğa verüp cümle askerin esîrlerin altı bin askerle Kırım'a gönderüp cümle salt kaldılar.
EÇS VII 115b–116a
Bu dahi 116a nehr-i Özü ile nehr-i Tasma birbirlerine mahlût olduğu mahalde bir palanka-i hisâr-ı metîndir. Durujunka hükmünde olup üç bin askere mâlik olup beş bin kadar tahta ve saz örtülü evleri ve kenîse-i mu‘azzamları olduğu bâlâda (---) cildde sene 1067 târîhinde mufassalan evsâfı mektûb olunmuşdur, ammâ şimdi kati ma‘mûr ve müzeyyen ve âbâdân olup yanında meks etdiğimizden havf edüp bütün gün bütün gece tâ sabâha dek kal‘a etrâfların neft u katrânlar ile çerâğân edüp bî-ma‘nâ yere niçe bin top ve niçe kerre yüz bin tüfengler atdı. Andan bu kal‘aya dahi aslâ rağbet etmeyüp andan yine cânib-i şarka ve taraf-ı şimâle Özü nehri kenârıyla üç gün seğirdüp Leh vilâyetinin Krakov diyârı kûhlarının ardlarında,
EÇS VII 116a
Bu ülke dahi ale'l-gafle seğirdüp basmak ile (ile) harâb u yebâb kâfirlerin esîr ü kebâb ve hânelerin türâb edüp iki yüz pâre (şehir) kurâ ve kasabâtlar ve yedi pâre şehr-i azîm harâb olanların evvelâ birisi şehr-i azîm Krakov-ı kadîm idi. Yedi gün gece altından kalkmayup mâl-ı ganâ’imi alındıkdan sonra bir rîh-ı akîm yıldız rûzgârı esdiği mahalde şehrin üst yanından rûzgâr-ı zorkâra karşu şehre bu kadar bin Tatar âteş edince bir gün bir gecede niçe yüz yıllık ma‘mûr u âbâdân şehr-i Krakov hâke berâber olup dûd-ı siyâhı evc-i âsumâna peyveste oldu. Ancak iç hisârı ve yüz beş pâre kal‘a-misâl manastırları kârgîr olmak ile sütûhları yanup Şeddâdî binâları âteş-i Nemrûd içinde sögele kaldı. Andan,
EÇS VII 116a
Nehr-i Desne: Kenârınca semt-i garba gitdik. Bu nehr-i Desne Krakov dağlarından cem‘ olup nehr-i Özü’ye munsab olur, at ile geçilir küçük sudur. Bu nehr-i zülâl kenârında,
EÇS VII 116a
Krakov hâkimi hükmünde İhmilniç hatman kapudandır. Yedi sene bu Leh diyârıyla Krakov vilâyetinden çıkmayup yetmiş yedi kerre gazâm vardır, bu kal‘ayı görmemişdim. Bir düz vâsi‘ fezâda sazlık ve bataklık içinde handak-ı azîmli kal‘a-i Sedd-i İskender'dir. İç kal‘ası bir mürtefi‘ topraklı amelî yığma bayır üzre tula binâdır. Asker-i İslâ[m] cengine hayli toplar atdı.
EÇS VII 116a
Buna dahi kavm-i Tatar bakmayup bir sahrâda koş kolan arkanlar ve alaçıklarımız ve yağmurlukdan çadırlarımızla ol şiddet-i şitâda meks edüp bu kal‘a-i Küyür vilâyetlerinde üç yüz pâre kal‘a ve yüz seksen pâre varoş-ı azîm ve niçe bin pâre kurâ ve kasabâtların mâl-ı ganâ’imlerin âmadânî nehb ü gâret edüp niçe bin esîr ü mâl-ı firâvân ile asâkir-i İslâm muğtenim olup cemî‘i mâl-ı ganâ’imi yedi bin Tatar ile Kırım'a gönderüp yine cümle asker salt u sebük-bâr kalup cemî‘i kart leşker ve yüz dânesi umûr-dîde ot ağalarıyla Maskov şehirlerin gâret ü alan [u] tâlân etmeğe keneşler edüp kasem billâh yemîn billâh ile vilâyet-i Maskov'a gitmek sadedinde iken anı gördük:
EÇS VII 116a
Sene 107[5] târîhinin mâ[h]-ı (---) günü sulh [u] salâhı kavî dostumuz Leh kralı tarafından elli aded kefere ulakları nâme-i mahabbet-uslûblar ile Leh kralından âdemler gelüp mefhûm-ı me’âl-i kelâmı,
EÇS VII 116a
"Pâdişâhım Osmânlı elinden yalı ağalığın alup yalı ağası hükûmetinden kovup cümle Bucak Tatarların Özü vezîri Yûsuf Paşa zabt etdi. Ve cümle Kırım ağalarının ve cümle sultânlarınız ve bizzât pâdişâhımın kışlaların dahi siz nice bu vilâyetleri ihrâk bi'n-nâr etdiniz ise Osmânlı dahi sizin otarlarınızı ve kışla çiftliklerinizi âteşe urup niçe bin kul ve karavaşlarınızı ve niçe kerre yüz bin koyunlarınızı ve gayri hayvânât makûlesi mâllarınızı sizin hasmınız olan Ulu Noğay'a urdurup mukaddemâ Noğay'dan aldığınız mâl yerine Noğay ve Osmânlı mâllarınız alup kavm-i Noğay ve Osmânlı bay oldular" deyince hânın aklı başından gidüp rûy-ı ahmer-gûnu asferu'l-levn olup bir kerre âh-ı dâğ-ı derûn çeküp eydir:
EÇS VII 116a
"Evliyâm! Gördün mü Osmânlı hâ’in bize ne zulüm etdiler" deyüp nakıl bi'l-mısdar Leh kralının tahrîr etdiğin bir bir takrîr edüp eydir:
EÇS VII 116a
"Biz kâfire dîn uğuruna kılıç urup pâdişâhımız ve İslâmbol'da ve Karadeniz etrâfında cemî‘i mahlûk-ı Hudâ [â]sûde-hâl olsunlar deyü kâfiristâna kılış urarken bizim Akkirmân ağalığımızı elimizden aldıklarından mâ‘adâ cümleden otarlarımız âteşe urup mâl-ı menâllarınız Osmânlı sürüp götürmüş" deyü bükâ-âlûd oldukda Çolak Dedes Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve gayri kart ağalar eydir:
EÇS VII 116a
"Hânım bu Leh mektûbu ötrükdür. Sizi bu vilâyetden kalkup gitsin belki benim Daniska vilâyetim de ururlar, deyü havfinden bu ötrük-nâme yazmışdır. İ‘timâd etme hânım. Hemân bu vilâyetlere şu cem‘iyyetinle gelmişken Mesköv vilâyetin urup yere berâber edelim, olmaya [illâ] hayr" deyü niçe gûne güft [ü] gûlar etdiler.
EÇS VII 116a
Hemân ol ân Yalı Ağası Ahmed Ağa'dan dahi üç yüz Tatar ulak gelüp mektûblarında,
EÇS VII 116a–116b
"Amân pâdişâhım! Beni yalıdan kovdular ve cümle kışlalarda olan mâlları Osmânlı alup otarları âteşe urdular" deyü Leh kralının feryâdnâmesinden ziyâde Ahmed Ağa mektûbu dahi ziyâde vâveylâlı tahrîr etmiş. Hemân derhâl Hân nefîr-i rıhletler çaldırup ol ân gerüye asker-i İslâm'ın mâl-ı ganâ’imiyle dönüp 116b bir günde kıble cânibine ılgar edüp,