EÇS VII 119b
Ba‘dehu bu Hızır Şâh Efendi'yle vedâ‘laşup nîm sâ‘at gidüp Sefer Gâzî Ağa’nın taş binâ cisrini nehr-i Kaçı üzredir, anı geçüp bir sâ‘at dahi semt-i kıbleye gidüp bâğ-ı İremden nişân verir dağ u râğ u bâğ [u] bostân ve behişt-misâl hıyâbânlar içinde,
EÇS VII 119b
Nehr-i Kabarta: Bu dahi cânib-i şarkda Tateli dağlarından tulû‘ edüp niçe yüz aded ma‘mûr kurâlara uğrayup Bû Ba‘ilbek bâğları içinden geçüp Karadeniz’e mahlût olur. Bir âb-ı hayâtdır kim Kırım'ın tâ ortasındaki karlı dağlardan gelüp Tatelin geçer. Ve Bû Ba‘ilbek bâğları yetmiş bin dölüm bâğdır derler. Bu bâğlarda aslâ köylük yokdur, ancak bâğları bekleyen tarkan(?) nâm köleler her bâğda ehl [ü] ıyâlleriyle sâkinlerdir.
EÇS VII 119b
Ve Bû Ba‘ilbek bâğları deresin geçüp semt-i kıbleye 2 sâ‘at dağlar ve ormanlar içre âbâdân çiftlikleri seyr [ü] temâşâ ederek ubûr edüp,
EÇS VII 119b–120a
Lisân-ı Frenk'de ismi (---) dir. Lâkin kayalarında inleri, ya‘nî mağâraları çok olmak ile kavm-i Tatar bu kal‘aya İnkirmân derler. Zamân-ı kadîmde bu cezîre-i Kırım Ciniviz Frengi elinde iken bu kal‘ayı Onanfarav nâm bir kral karısı binâ etmişdir. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Sânî vezîri Sencüvân Paşa Ciniviz Frengi elinden dest-i kahr ile alup hâlâ Kefe eyâleti hükmünde voyvadalıkdır. Bu Kabarta nehrinden berisi tâ kal‘a-i Kefe’ye ve kal‘a-i Kerş'e varınca ve maşrık ve kıble taraflarında tâ Tat elleri içinden Basdak kal‘asına ve Tat kal‘asına ve Anapa kal‘ası burnuna ve Balıklava kal‘asına ve bu İnkirmân kal‘asın geçüp 120a tâ Sarkirmân kal‘alarına varınca cümle deryâ kenârlı ve Çadır dağları ve Menkup kal‘ası cümle Kefe eyâletidir kim Âl-i Osmân hükmündedir. Hânların zerre kadar dağlarda hükmü yokdur. Ancak leb-i deryâda Gözlev kal‘ası ve Kırım'ın ortasında çöl yerleri hânların hükmündedir.
EÇS VII 120a
Ve bu İnkirmân kal‘ası Balıklava kal‘ası kazâsı hükmünde niyâbet ve voyvadalıkdır. Ve kal‘ası leb-i deryâdan içeri şimâl cânibine karaya beş bin adım gidüp kal‘a-i İnkirmân'dır kim nehr-i Kazıklı Özek nâm uyûn-ı câriye kenârında ibret-nümâ kûh-ı Bî-sütûn üzre semâya kad-keşân olmuş bir yalçın kırmızı alaca iri kaya üzre şekl-i bâdemî bir kal‘a-i metîndir. Ancak maşrık cânibi beş yüz adım tûlı kalın ve âlî Şeddâdî metîn dîvârdır.
EÇS VII 120a
Ve cümle altı kullelerdir. Ve dîvârı temelinden aşağı handak dibine varınca üç âdem kaddi kadar kesme sarp kayalı vâsi‘ handak-ı azîmdir. Kıble ve cenûb taraflarında aslâ kal‘a dîvârları yokdur. El-ıyâzen billâh âdem aşağı bakmağa cür’et edemez, zîrâ kûh-ı Bî-sütûn gibi altı boş kayalardır.
EÇS VII 120a
Ve kapusu tarafında handakı kâmil yigirmi adım germe kayadan kesme derin handakdır kim bu kayayı böyle kesüp handak-ı amîk yapmak makdûr-ı beşer değildir kim zamân-ı kadîmde küffâr, Tatar havfinden bu handaka aceb himmet sarf etmişdir. Mâ-tekaddem Ciniviz elinde iken lağımsız Sencüvân Paşa feth etmişdir. Bu dahi makdûr-ı beşer değildir, zîrâ bu kal‘aya bir tarafdan siba ve meteris ve lağım mümkin değildir.
EÇS VII 120a
Ve poyraz cânibinde bir (bir) kal‘a-i azîmi var. Anda bir demir kapu-yı mesdûd üzre Ciniviz Frengi hattıyla bu kal‘anın târîhi var. Ve bu kapu üzre bir küçük kenîsecik var. Ve bu kapudan içeri kefere krallarının dîvânhâne-i nâ-mübârekleri var. Kıbleye münâsib olmağile hâlen bu dîvânhâne Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘idir, lâkin minâresi yokdur. Ve mihrâbı önünde kayadan kesme bir âb-ı hayât su kuyusu var, tâ aşağı Kazıklı Özek nehrinden ka‘r-ı zemîn ile bu kuyuya su gelir, menfezi nâ-ma‘lûmdur.
EÇS VII 120a
Ve bu kal‘a içre ancak on aded evler vardır, ammâ içinde âdemleri yokdur. Kal‘a kapusunu bevvâblar sedd edüp dizdârdan gayri neferâtların ellisi de cümle aşağı dere kenârındaki bâğ-ı İrem köyde olurlar. Hîn-i havfde aşağı varoşda olanlar ve etrâf köylerde ve leb-i deryâda olan kurâların cümle ahâlîleri bu kal‘aya gelüp girirler, zîrâ ekseriyyâ Kazak'dan havf ederler. Kifâyet mikdârı cebehâneciği ve beş pâre şâhî topları vardır.
EÇS VII 120a
Ve bu kal‘anın altındaki kayalarda niçe yüz gâr-ı yetîmânlar var kim her birinin içlerine biner ikişer biner koyun sığar. Kış günleri cümle bu diyâr a‘yânının koyunları bu mağâralarda yatır. Anıniçün bu kal‘a hâneleri azdır. Benî âdem çok olsa hep bu mağâralarda sâkin olurlardı. Ve gârların içinde sokak s[ok]ak kayadan kesme yolları vardır. Ve kayaların ba‘zı yerlerin kûh-kenler delüp mağâralar içre aydınlık gelir bâdgîr yerleri var. Azametullâh garîb ü acîb temâşâgâh kal‘adır. Hattâ cümle ehl-i vilâyetin mâl-ı erzâkları bu mağâralardadır kim kilidli durur, yine bevvâbları vardır.
EÇS VII 120a
Ve bu kal‘anın şark tarafında kal‘a bedeni üstünden taş cisr ile geçilir handak içinde bir metîn ve kavî zindân kullesi var, çâh-ı gayyâ-yı derk-i esfelden nişân verir. Cümle şehir halkının esîrleri bu sicinde mahpûs olup yine bevvâblar bekler.
EÇS VII 120a
Ve yine kal‘a kapusu önünde ziyâretgâh-ı şühedâlar merkadi var kim ziyâretgâh-ı hâss [u] âmdır.
EÇS VII 120a
Bu kal‘anın taşra maşrık tarafında bir müselmân mahallesi var, cümle üstleri toprak örtülü taş dîvârlı kârgîr binâlı üç yüz aded tahtânî ve fevkânî Tatar evleridir. Bunda bir câmi‘ ve bir mahalle mescidinin kapusu kemerinin iç yüzünde celî hat ile târîhi budur:
EÇS VII 120a
Bu mescidin bir musanna‘ minâreli ve bir dâru't-tedrîs mesâ’il-i şer‘iyye tilâvet olunacak medresesi var, kân-ı fukarâ bir mescid-i atîkdir.
EÇS VII 120a
Bu zâviye-i kadîm sâhasında Halvetî tarîkında eş-Şeyh Ya‘kûb Efendi anda medfûndur kim kutbiyyete kadem basmışdı derler. Hattâ karye-i Kaçı'da medfûn Hüseyin Efendi’nin bu Ya‘kûb Efendi pîşvâsıdır kim ulu sultânlardır, kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
EÇS VII 120a
Ve bu mezkûr varoşdan aşağı varoşa giderken bir yalçın kaya üzre bir vâsi‘ çemenzâr meydânda çâr-kûşe bir metîn ve sa‘b Şeddâdî kulle var. Çâr köşesinde top mazgallarıyla ârâste kulle-i azîmdir. Küffâr zamânı bu mezkûr çemenzâr-ı vâsi‘ zemîni(?) bu çâr-kûşe kulle ile taşra varoş kal‘ası yapmak murâd edinmiş. Lâkin müyesser olmamış. Eğer eyle olsa bu kal‘a-i İnkirmân sedd-i bî-emân amân olurdu. Ve mezkûr çâr-kûşe kulle[de] dahi bir azîm kemer kapu vardır. Bu kapudan kal‘aya ve taşra mezkûr varoşa çıkar sarp kapudur. Ardı önü kesme kayalı handakdır. Bir tarafı cânib-i cenûba uçurumdur. Bu kapudan aşağı enerken,
EÇS VII 120a–120b
Evvelâ yol üzre} bir küçük hammâm ve bir taş minâreli vakıf mescidi var ve bu mescide muttasıl hâlâ nûreddîn sultân 120b efendimizin bâğ-ı cinândan nişân verir sarây-ı azîmi var kim gûyâ yalancı fânî dünyânın bâğ-ı behiştidir. Bunda olan müte‘addid kâ‘alar ve gûnâ-gûn fıskiyye ve havuz ve şâzrevânlı hücreler diyâr-ı Kırım'ın bir sarâylarında yokdur. Ve bir müferrah ve dilküşâ âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâmı var.
EÇS VII 120b
Ve bu varoşda cümle iki yüz elli mikdârı toprak örtülü kârgîr binâlı müselmân hâneleri vardır. Ve cümle iki yüz Urûm keferelerinin dâr-ı menhûsları ve bir deyrleri var. Ammâ mâ-tekaddem bu aşağı varoş bu Kazıklı Özek deresi kenârında kırk bin aded ma‘mûr u müzeyyen evler imiş. Tohtamış Geray Hân ma‘rekeleri mahallinde küffâr-ı dûzah-karâr fürce bulup yüz pâre gemiyle bu İnkirmân limanına Kazak küffârı gelüp bu şehri harâb u yebâb edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imler dahi alup gider. Hâlâ ol harâbistânın âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir.
EÇS VII 120b
Ve bu harâb olan varoş deresinin iki tarafında olan evce ser çekmiş kayalarda kat-ender-kat şâhnişîn ve mefreşli ve fürûşlu ve yüklük sergili ve bacalı ve musanna‘ ocaklı kayadan oyma soffa soffa mağâralar var kim gûyâ henüz Ferhâd-ı Kûhken tîşesinden çıkmış gâr-ı yetîmânlardır kim gören benî âdem engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ ol zamân âdemlerine seng-i hârâlar musahhar etmiş kim bu kayaları peynir oyar gibi oyup sarâylar ve dûdehâne ve dîvânhâneler etmişler. Andan ma‘lûmdur kim zamân-ı kadîmde bu İnkirmân şehr-i azîm imiş. Hâlâ yine bu mağâraların hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Bârî bilür. Anıniçün bu şehre İnkirmân derler. Lisân-ı Tatar'da in mağâraya derler.
EÇS VII 120b
Ve bu harâb varoş içinden cereyân eden Kazıklı Özek nehri maşrık tarafında Anapa dağlarından gelüp bu İnkirmân önünden geçüp aşağı tarafda liman içinde Karadeniz’e mahlût olur. Kadîm-i evvelde bu nehir üzre yedi bin su değirmenlerinin hâ[’it] temelleri nümâyândır.
EÇS VII 120b
İbtidâ büyük liman dâ’iren-mâdâr üç mîldir. Ve boğaz boğaz kayalar arasında cümle sekiz aded limanlardır kim her birine biner pâre gemi sığar. Biri biri içinde kuyulu(?) limandır. Âb [u] hevâları gâyet latîfdir.
EÇS VII 120b
Memdûhâtından, niçe bin elvân mâhîleri var kim gûyâ Mısır'da İskenderiyye limanlarıdır, ammâ bu limanların etrâfındaki dağların karaca ve sığın ve kebş-i beyâbânîleri bir diyârda yokdur. Ve eyyâm-ı şitâda limanlar içre kaz ve ördek ve kuğu ve balıkçıl ve karabatak ve sürhâb [ve] sakka kuşlarının hisâbların Hâlık-ı Kevneyn bilür.
EÇS VII 120b
Ve limanların bayırlarında avretlerin hammâmda başlarına sürdükleri kil dedikleri bir gûne yağlı çamurdur bu dahi bir diyâra bunun gibi kil mahsûs değildir. Keştîbânlar dağlardan kazup çıkarup niçe yüz pâre gemilere bu kili doldurup götürürler. Hattâ İslâmbol'da yağlı Kefe kili deyü satdıkları bu İnkirmân kilidir. Yohsa Kefe'de Kefe tuzundan ve tirkiz balığından gayri bir şey olmaz. Ammâ bu İnkirmân etrâfındaki dağlarda keklik ve çil ve turaç ve süğlün ve toy ve an[g]ıt misilli tuyûrlar olup sayd [u] şikârgâh ve mesîregâh limanlardır.
EÇS VII 120b
Bundan sonra cenûb tarafına Karadeniz sâhiliyle giderken Avlota limanı ve Hammâmlı liman ve Suluca liman ve Ulu liman ve Bâğçeli liman ve Corguna liman, hulâsa-i kelâm bu taraflarda on sekiz aded limanları harâb-âbâd kal‘aları ve kulleleriyle seyr [ü] temâşâ edüp niçe ibret-nümâ âsâr-ı acîbe gördüm.
EÇS VII 120b
El-hâsıl Karadeniz’in yemîn [ü] yesârın iki kerre devr eylemek müyesser olup bu mahallerde olan limanlar gibi sekiz rûzgârdan emîn liman-ı cây-ı menâslar görmedim. Cümle limanlar sekiz rûzgârdan masûn u mahfûzlardır. Her ne eyyâmda bu limanlara gemiler girse aslâ demir bırakmayup yatırlar. Ve cümle gemilerin başları bağlatmadan yatmak mümkindir.
EÇS VII 120b
Ve bu limanların cânib-i erba‘asındaki dağlar cümle sakız ağaçlarıdır. Küffâr zamânı bu eşcârlar cümle sakız verirlermiş, ammâ şimdi kıymetin bilmeyüp Tatar kavmi kesüp odun ederler.
EÇS VII 120b
Ve bu liman etrâfındaki dağlarda ve kayalardaki gârlarda cümle Kırım halkının koyunları kışlar azîm mandıra ve sayalar vardır.
EÇS VII 120b
Bu mahalleri kâmil on gün görüp seyr [ü] temâşâlar edüp mandıralarda çobanlar ile koyun ve kuzu ve bal ve tereyağı ve kaymak ve gölemez ve hoşmerim ve ağız ve katık ve teleme peyniri ve kesmik ve surutka ve gûnâ-gûn peynirler ve latîf südler zevk u safâların etmişizdir kim Hudâ bilür. Ve seyishânelerimize tâze tekerlek peynirlerin tahmîl edüp andan şarka gidüp 6 sâ‘atde,
EÇS VII 120b–121a
Zamân-ı kadîmde Leh kralları binâsıdır. Andan Ciniviz Frengi Kırım'a mâlik olmak ile Ciniviz bu kal‘aya istîlâ edüp yetmiş yıldan sonra yine Leh kralı ile Akkirmân sâhibi Salsaloğlu yek-dil [ü] yek-cihet olup bu kal‘ayı dest-i Ciniviz'den ele alup kabza-i tasarrufunda kalup içindeki Leh beğzâdenin birisi karındaşıyla hüsn-i zindegânî edemeyüp Mikal nâm Leh beğzâdesi Maskov kralına firâr edüp Özü suyu ile üç bin pâre kayık ile bu Sarkirmân üzre asker-i bî-pâyân çeküp gelür. Niçe zamân karındaşıyla harb [ü] kıtâl edüp âhır-ı kâr karındaşı bir gece kal‘adan gemilere binüp firâr etdikde Maskov'dan gelen karındaşı bu 121a kal‘a-i Sarkirmân'ı "Karındaşıma yine kalmasın" deyü Maskov askeriyle bir yıl kal‘ada oturup gücile bir [yıl]da harâb eder. Hâlâ kal‘asının câ-be-câ yerleri vîrândır. Ol zamân bu kal‘a içinde yetmiş bin aded ma‘mûr hânedânları var imiş. Bu kal‘anın zemîni bir liman ağzına vâki‘ olup kıble tarafı liman-ı azîmdir kim içine on bin pâre gemi sığar gûyâ cezîre-i Girid'de Hanya kal‘ası kurbunda Suda limanıdır. Ammâ bu Sarkirmân kal‘ası iki liman-ı azîm ortasında bir buruna vâki‘ olup bu kal‘a limanlarının karşu tarafında bir mîl karşı,
EÇS VII 121a
Yeri vardır. Bunda dahi yüz seksen bin aded hânedânlarının ve kırk bin dükkânlarının ve kö[şe] başına birer kenîselerinin ve niçe kerre yüz bin âsâr-ı imâretlerinin serâmed somâkî mermer sütûnları yerde yatup her âsâr esâsları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Bu Salonya şehri ile Sarkirmân şehri karşu karşuya vâki‘ olup mâbeyne-hümâlarında mezkûr limanlar olmağile bir şehirden bir şehre kırk bin kayık âdem taşırlar imiş. Bunu dahi Leh kralı beğzâdesi Maskov leşkeriyle harâb etmişdir kim içlerinde bûm u gurâb ve yılan ve çıyan âşiyâne ve mesken edinmişlerdir. Ammâ vakt-i şitâda bu harâbistân kal‘alar içre Kırım a‘yânlarının niçe kerre yüz bin sürü koyunları kışlayup kışla hakkın Balıklağı kal‘ası emînine verirler, zîrâ bu kal‘ateynlerin zemîni Âl-i Osmân hükmünde Kefe eyâleti hâkinde Balıklava nâhiyesidir. Ammâ bu zemîn yoldan hilâf nâ-ma‘lûm bir sapa yerde Karadeniz sâhilinin bir körfezi içinde iki liman ortasında yalçın kayalar üzre metîn kal‘alar imiş. Amâr olsa her mahsûlâtlarından üç Mısır hazîneleri hâsıl olurdu.
EÇS VII 121a
Bunu dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine leb-i deryâ ile giderken ma‘mûr kurâları 3 sâ‘atde geçüp,
EÇS VII 121a
Evsâf-ı liman-ı cân-halâs, ya‘nî kal‘a-i Balıklava-yı cây-ı menâs
EÇS VII 121a
Kavm-i Tatar Balıklağı kirmân derler. Bi-kavli müverrihân Caneva, ya‘nî Ciniviz keferelerinin müverrihleri kavlleri üzre bu kal‘a Caneva kavmi vilâdet-i Resûl-i Kibriyâ'dan mükaddem sene 882 târîhinde İskender-i Kübrâ vefâtında bu kal‘ayı Caneva nâm kral-ı dâll Salsaliyân menhûsları havfinden bu kal‘a-i Balıklava'yı binâ edüp ismine lisân-ı Ciniviz’ce (---) (---) derler. Balığı vefret üzre olmak ile kavm-i Tatar Balıklağı dediler.