EÇS VII 121a
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Serdâr-ı mu‘azzam Gedik Ahmed Paşa bâ-i‘ânet-i Mengli Geray Hân ile cebren ve kahren Ciniviz Frengi elinden dest-i kahr ile feth edüp Ciniviz banı beğzâdesi Karadeniz'den gemileriyle Azağ'a firâr ederken donanma-i hümâyûnumuz deryâda Ciniviz banı beğzâdesine yetişüp gemileriyle anı da alup esîr etdiklerin Tatar tevârîhlerinde mufassalan tahrîr olunmuşdur.
EÇS VII 121a
Hâlâ bu kal‘a-i Balıklava Bâyezîd-i Velî tahrîri üzre Kefe eyâleti paşasının voyvadalığıdır ve yüz elli akçe pâyesiyle Âl-i Osmân tarafından sadaka olunur şerîf kazâdır, Hân-ı âlî-kadrler kazâlarından değildir. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethudâyeri ve kapukulu serdârı yokdur. Lâkin fetvâların yâ Kefe'den yâhûd Bâğçesarây müftîsinden alırlar. Ve bir hâkimi dahi gümrük emînidir kim azîm liman ve bender-i kadîm iskeledir. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır. Ve cümle yüz seksen aded kal‘a neferâtları vardır.
EÇS VII 121a
Eşkâl-i kal‘ası: Bir liman içinde limanın cânib-i şarkîsinde evc-i âsumâna kat-ender-kat ser çekmiş yalçın kırmızı reng kayalar üzre şekl-i müselles eğri büğrü ve eniş yokuş Şeddâdî taş binâ bin hısn-ı hasîn bir kal‘a-i bâlâdır. Maşrık tarafı yalçın kırmızı kayaları eyle bâlâdır kim leb-i deryâdan tâ zirve-i a‘lâsına varınca bu kayaların kaddi beş yüz mi‘mâr arşını âlîdir kim Anapa dağlarıdır. Bu kûh-ı bâlâlar tâ Anatolu tarafında Sinop, ya‘nî Sınap dağlarından ve Rûmeli’nde Belgrad kayaları dağlarından üç yüz mîl ba‘îd yerlerden bu Balıklava dağları nümâyândır kim bu Balıklava’nın iç kal‘ası tâ ol serâmed kayaların zirve-i a‘lâsında bir kal‘a-i serâmeddir.
EÇS VII 121a
Bu kal‘adan âdem Bahr-i Siyâh'a nazar etse deryâda gezen gemiler sinek gibi görünür. Ve bu iç kal‘ada olan serâmed nârin kullesi tâ zirve-i a‘lâsında bahâr eyyâmlarından tâ rûz-ı kâsıma varınca altı ay bu iç kal‘a kullesi üzre on fitîlli kandîl çerâğdân yanar, zîrâ deryâda gezen gemiler bu kandîl fânûsu görüp bilirler kim Balıklava kal‘asıdır, andan doğrulup geldiklerinde Balıklağı limanına girüp selâmete dâhil olurlar. Ammâ rûz-ı kâsımdan sonra Karadeniz'de gemiler gezmek ihtimâlleri yokdur, zîrâ hakkâ ki Bahr-i Siyâh'dır.
EÇS VII 121a–121b
Ve bu kal‘anın cirmi kâmil üç bin adımdır. Ammâ leb-i deryâya nâzır kayaları üzre kal‘a dîvârları yokdur, zîrâ ol tarafları ne‘ûzü billâh gayyâdır, ammâ yalın kat Şeddâdî taş dîvârdır. Ve cümle kırk aded çâr-kûşeli musanna‘ kulleleri ve dendân-ı bedenleri gâyet musanna‘ kal‘a-i zîbâdır kim içinde üç kat bölme hisâr dîvârları var, birbirine geçilir kapuları ve handakları vardır. Aceb hikmetdir kim böyle serâmed kayalardan sular çıkup kal‘adan taşra âb-ı hayât uyûnlar akar. El-hâsıl bu kal‘aya bir cânibden aslâ zafer 121b mümkin değildir. Ancak muhâsara ile alınır.
EÇS VII 121b
Ve bu kal‘anın poyraz cânibine nâzır iki kat bir demir kapusu var. Bu kapunun iç yüzünde cândan lezîz bir âb-ı hayât çeşme cârîdir. Ve bu kal‘anın etrâfında aslâ handakı yokdur ve olmak da muhâldır. Hattâ kapusu kemeri üzre Ciniviz keferesinin hattıyla târîhi var, zîrâ bu kal‘a zamân-ı Bâyezîd Hânî'de Ciniviz Frengi elinden feth olmuşdur.
EÇS VII 121b
Ve kal‘a içinde elli aded kiremitli neferâtların evleri vardır. Biri biri üzre kayalara yapışmış evlerin pencereleri cânib-i şimâle ve garbda limana nâzır pencereli hâne-i müfîd [ü] muhtasarlardır. Ammâ ol tarafda bir azîm kullesi liman ağzına nâzır olup anda şâhâne topları vardır kim cümle yigirmi pâre toplardır. Bu zikr olunan âsârlardan gayri derûn-ı kal‘ada aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâmdan bir nişân yokdur. Hemân kal‘a dizdârı kapu önünde neferâtlarıyla oturup nevbet bekler, ammâ ba‘zı zamân kal‘a kapusun berk edüp aşağı iskeleye gider.
EÇS VII 121b
Bu kal‘adan aşağı taşra gidüp liman kenârında cümle iki mihrâblı biri câmi‘ ve bir mescidli ve iki mahalleli cümle iki yüz kiremit örtülü kayalar üzre ikişer üçer kat evlerdir. Çoğu tahtânîdir.
EÇS VII 121b
Ve cümle bir küçük hammâm ve cümle bir küçük hândır. Ve cümle seksen aded dükkânlardır. Ve yine leb-i deryâda gümrükhânedir. Ve cümle yetmiş aded Rûm keferesi evleridir. Ve taşlık zemîn olmak ile aslâ bâğ u bâğçesi yokdur. Ve bunda çeşmeler dahi yokdur âb-ı hayât kuyu suları nûş ederler. Ve latîf âb-ı nâb kaynak uyûnları vardır.
EÇS VII 121b
Ve limanı beş yüz pâre gemi alır sekiz rûzgâr-ı zorkârdan emîn liman-ı sâlimdir. Hattâ bu limanda dörd mevsim balıkları çıkar kim hisâb [u] kitâbın Hudâ bilür. Anıniçün Balıklava derler. Ve cümle halkının kârları balıkçılıkdır ve gemicilikdir. Ve ekseriyyâ kavmi ahıryan Laz tâ’ifesidir. Tatar kavmi bu kayalar arasında duramazlar.
EÇS VII 121b
Ammâ bu limana Karadeniz'den girüp çıkmak gâyet müşkildir, zîrâ liman boğazları daracıkdır. Karadeniz'den taşra gelirken değme re’îs-i mellâh-ı keştîbânlar boğaz ağzın bulamayup gemilerin paraladırlar. Hudâ hıfz ede. Bir garâ’ib ü acâ’ib liman dahi budur. Gûyâ bir çanak içindedir. Etrâfları evce peyveste olmuş yalçın kaya-yı gûnâ-gûnlardır.
EÇS VII 121b
Bu kal‘ayı dahi seyr ü temâşâ edüp Ak Mehemmed Paşa subaşısından ve gümrük emîninden harc-ı râhlarımız alup bu cezîreden yine gerüye avdet edüp üç bin adım gidüp,
EÇS VII 121b
Menzil-i Kadıköyü: Sâfî Tatar müselmânlarıdır. Bâğlı ve bâğçeli ve bir hammâmlı ve iki yüz kiremit örtülü ma‘mûr evli mu‘azzam köydür. Andan semt-i şimâle bir sâ‘at gidüp, nehr-i Kazıklı Özek üzre İslâm Geray ve Mehemmed Geray Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa’nın dörd göz taş cisrinden ubûr ederken bir sedd üzre bir namâzgâh mihrâbı üzre celî hat ile târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
EÇS VII 121b
Âsaf-ı a‘zam Sefer Gâzî Ağa,Himmetiyle bu cisr etdi binâ,Hak murâdın hemîşe ede atâ,Kabila’llâhu hayraküm târîh ola.Sene 1067.
EÇS VII 121b
Andan şark tarafına Kamara nâm köyleri sağımızda bırağup bir sâ‘at gidüp,
EÇS VII 121b
Menzil-i karye-i Corguna: Kazıklı Özek nehri kenârında bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ve yüz elli aded kiremit örtülü bir câmi‘li ve bir hammâmlı ma‘mûr evlerdir. Bâhusûs hânemiz sâhibi Corgunalı Mustafa Ağa ve Ahmed Ağaların hânelerinde kulle-i azîminde demir kapuların önünde asma cisrleri var. Bu hânedân sâhibinin ni‘metleri âyende vü revendeye mebzûldür.
EÇS VII 121b
Andan semt-i şarka 4 sâ‘at dağlar ve dereler geçüp,
EÇS VII 121b
Sitâyiş-i kal‘a-i Menkûb-ı Kahkahâ-yı vilâyet-i Kırım
EÇS VII 121b
Bânîsi Ciniviz kefereleridir, ammâ fâtihi sene (---) târîhinde Bâyezîd Hân fethidir, be-dest-i Gedik Ahmed Paşa. Yedi kerre bu kal‘aya sefer edüp sekizincide yedi bin yeniçeri kırdırup feth etdiğiyçün Gedik Ahmed Paşa’nın sebeb-i şehâdeti bu kal‘a fethinde yeniçeri kırdır[d]ığiyçün olmuşdur.
EÇS VII 121b
"Zîrâ cânib-i erba‘ası feth olup ortada kalmış kal‘a alâ mehil muhâsara ile olmayup yürüyüş ile kullarım kırdırdın" deyü Gedik Paşa katl olunmuşdur.
EÇS VII 121b
Hâlâ Kefe eyâletinde voyvadalıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Yetmiş pâre nâhiye kurâlarıdır. Gayri hâkimleri yokdur. Ancak dizdârı ve on beş aded merd-i hisârları vardır, zîrâ Kırım'ın iç elidir.
EÇS VII 121b
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz kayanın burnunda bir kal‘a-i bâlâdır kim bu kal‘a olduğu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi yigirmi bin adım ihâta eder bir düz çemenzâr ve lâle‘ızâr sahrâdır. Ve bu kayanın cânib-i etrâfı biner arşın çâh-ı cahîm dereleridir. Ve her tarafı altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boşdur. Gûyâ bir mantar gibi beli ince yukarusu vâsi‘ halk olunmuş kaya üzre sahrâdır. Bir tarafından bu kal‘aya varılmak muhaldir, illâ kapusu yolundan tarafa varılsa mümkindir. Ammâ yedi kat burûc-ı akabeleri var kapulardan geçmeğe muhtâcdır kim her bir kapusu derbend-i calenderden nişân verir kapulardır. Hemân düşman oturduğu yerlerden aşağı taş yuvarlasa kifâyet eder, gayri top ve tüfeng atmak lâzım değildir. Hattâ bu kayadan yüksek cânib-i erba‘asında bâlâ kayalar yok iken hikmet-i Hudâ bu kaya üzre üç yerde âb-ı hayât çeşmesârlar ve su kaynakları vardır.
EÇS VII 121b–122a
Ve kal‘ası bu kûh-ı bâlânın şark 122a tarafında bir burunda vâki‘dir. Ancak bir kat kalın dîvâr çekilmişdir. Gayri kal‘alar gibi bu kal‘a dîvârında bedenler ve kulle-i bî-bedeller yokdur. Ve gayri uçurum yerlerinde dahi kal‘a dîvârları aslâ yokdur ve lâzım da değildir, zîrâ Yed-i Kudret ile bu kaya kal‘a halk olunmuşdur.
EÇS VII 122a
Ve cânib-i garba mekşûf bu uçurumda bir küçücük demir kapusu vardır, araba değil at bile gücile girir çıkar. Hîn-i fetihde cemî‘i kapukulu yeniçeriler bunda şehîd olmuşlardır.
EÇS VII 122a
Ve bu iç kal‘ada aslâ evler yokdur. Ancak taş kubbeli kenîseden bozma bir mescidi ve bir uzun kiremit örtülü evi var ve bir su kullesi var elli ayak nerdübân ile enilüp su alınır. Ve bu iç kal‘a kapusu üzre Ciniviz keferesinin hattıyla bu kal‘anın târîhi var. Dahi üstündeki çâr-kûşe kullede küffâr sarâyı imiş, hâlâ şimdi içinde cebehâne ve top ve tüfeng mühimmâtları durur.
EÇS VII 122a
Ve bu kal‘a cemî‘i zamânda makfûl durur, miftâhları dest-i dizdârdadır. İçinde aslâ âdem ve âdemî-zâd yokdur.
EÇS VII 122a
Ve bu iç kal‘a kapusundan cânib-i şarka yüz adım ba‘îd bir vâsi‘ü'l-(...) meydânda hemân Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i var, tarz-ı kadîm çatma kiremit örtülü minâresiz bir küçük câmi‘dir. Hattâ kapusu üzre çâr-kûşe burcunda celî hat ile târîhi budur:
EÇS VII 122a
Sâhibü'l-hayrât Sultân Bâyezîd,Etmişidi bunda bir câmi‘ binâ,Rûzgâr ile harâba müşrifin,Gördü anı Cizyedâr Mehemmed Ağa,Hak Te‘âlânın rızâsın gözleyüp,Etdi ihyâ câmi‘i kıldı binâ,Haşre dek ola ibâdet târîhi,Mahz-ı lütfundan kabûl ede Hudâ.Sene 1056.
EÇS VII 122a
Bu câmi‘in ancak bir kapusu var. Etrâfında hiç evler yokdur, hemân bir çemenzâr yerde ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘den sehel aşağı bir müselmân mahallesi ve bir mescidi ve yüz aded kiremit örtülü hâneleri ve küçük hammâmı ve iki aded çeşmesi var, gayri imâret yokdur. Bu mahalden aşağı serâpâ yedi aded çufud mahallesidir. Ve cümle bin mikdârı kiremit örtülü Yahûdîlerin menhûshâne-i mahsûslarıdır kim murdâr ve mülevveslerdir.
EÇS VII 122a
Ve cümle seksen aded tabak dükkânları vardır. Cümle Yahûdîler güderi ve kösele işlerler. Kırım diyârında Menkûb köselesi meşhûrdur. Ve ancak iki aded kassâb dükkânı ve bir bozahânesi vardır. Ammâ cümle Yahûdîler Karâyî mezhebinde çufud-ı cuhûdlardır. Sâ’ir Yahûdîler bu mezhebde olan cuhûdları sevmezler. Ve ta‘âmlarında kaşer ve turfa nedir bilmezler. Her kimin ni‘meti olursa say yağlı da olsa ve siniri çıkmamış her ne gûne et olsa yerler. Meselâ bunlar Yahûdîlerin kızılbaşlarıdır ve rûz-ı mahşer günü bunlar kızılbaşa binmezler, ammâ öbür İsrâ’ilî çufudlar yevm-i mahşerde(ki) kızılbaşa binerler derler. Mısra‘:
EÇS VII 122a
Ammâ bu çufudlar gerçi İsrâ’ilî ve Mûsevîlerdir, Tevrât ve Zebûr okurlar, ammâ aslâ çufud lisânı bilmezler, cümle Tatarca kelimât ederler. Ve cümle mor çukadan Tatar kalpağı geyerler, şapka geymezler. Ve gâyet mahbûbları çokdur, zîrâ bu Menkûb’un âb [u] hevâsının letâfetinden Yahûdî piçelerin reng-i rûyları humret üzre marâlî ve gazâlî gözlü kırmızı yüzlü ve şîrîn sözlü gulâmları olur. Hattâ Kırım diyârının muğlim mahbûb dostları bunda gelüp gulâmpârelik ederler. Hattâ bir sefîh-i mühmel ü cühmel sayyâd-ı gulâm bu ebyâtı terennüm etmiş. Beyt-i mâlâ-ya‘nî:
EÇS VII 122a
Bir Yahûdî pîçeye dîn aşkına zerk eyledim,Âferîmler eyleyüp şeytân tahsîn eyledi,
EÇS VII 122a
Ammâ bu taşra kaya kal‘anın iki aded kapusu var, biri bu çufudların küçük kapusudur kim cânib-i şimâle meftûhdur, yüklü at giremez. Andan taşra cümle dahi tabbağ dükkânlarıdır. Ve bir kapusu dahi taraf-ı şarkda iç kal‘a altında müslimler kapusudur kim yalçın kayaları kesüp yol etmişlerdir. Ve bu yoldan içeri bir küffâr kenîsesi var. Kapusu üzre çâr-kûşe beyâz mermerden cesediyle bir at üzre eli mızraklı bir âdem atının ayağı altında bir ejde[r]hâyı öldürmüş şekilli taşdan oyulmuş bir tasvîrdir kim gûyâ sihr-i i‘câzdır.
EÇS VII 122a–122b
Ve bu kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda niçe bin gûne mağâralar var kim gören âdem hayrân kalır, ammâ cümle Kırım vilâyeti halkının zî-kıymet mâlları bu Menkûb kal‘asındaki gârlarda mahfûzdur, zîrâ bu kal‘a rub‘-ı meskûnda ne Mardin'e ve ne Şebinkarahisâr'ına ve ne Van'a ve ne İmâdiyye'ye ve ne Dühek'e ve ne Akra'ya ve ne Acem'de Malu’ya ve ne Kahkahâ'ya ve ne Zübdâniye'[ye] ve ne Şıkıf kal‘asına ve ne diyâr-ı Mora'da Benefşe kal‘asına ve ne Afyonkarahisârı'na ve ne Amık kal‘asına el-hâsıl bu zikr etdiğimiz kal‘aların birine dahi bu Menkûb kal‘ası benzemek ihtimâli yokdur, zîrâ mezkûr kal‘aların [her] birinin birer gûne kubhu vardır, ammâ bunun içinde zahîresi oldukdan sonra Silifke sancağında Ermenak kal‘asına mânend bir kal‘a-i Menkûb'dur. Anıniçün müv[erri]hân-ı Cingiziyân bu kirmâna Kahkahâ-yı Kırım demişler, Hudâ hıfz-ı emânda ede, zîrâ bu hemân Yed-i Kudret ile kal‘a içün halk olunmuşdur. Bunu görmeyen cihânda bir kal‘a temâşâ 122b etdim, demesin.
EÇS VII 122b
Ve cânib-i erba‘ası kayalarında şâhîn ve zağanos ve (...) ve balaban ve devlingeç ve miski kartallar âşiyânlar etmişler. Hattâ aşağı derelerinde bir âdem bir na‘ra haykırsa kayaları nîm sâ‘at sâ‘ika gibi gürül gürül gürleyüp âdeme dehşet hâsıl olur. Hattâ Kırım vilâyeti feth olup yedi yıl bu kal‘a dest-i küffârda kalup Gedik Ahmed Paşa bu kadar asker kırdır[dı]ğiyçün kendüsü dahi gazab-ı şehriyârî ile şehîd olduğundan bu kal‘aya Menkûb dediler, ammâ lisân-ı Kırı[m]'da ismi (---) dir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 122b
Bu kal‘a-i bî-misâli dahi seyr [ü] temâşâ edüp semt-i şimâle Cuhûd kapusundan yokuş aşağı enüp bir vâsi‘ derede gidüp,