EÇS VII 123b
Ve cümle beş mahalle ve beş mihrâbdır kim beş mihrâbında dahi beş aded tarz-ı kadîm minâreler vardır, ammâ bu şehirde aslâ dükkân ve hân u hammâmlar yokdur, zîrâ Bâğçesarây şehri bu şehre muttasıldır.
EÇS VII 123b
Ve mâ-tekaddem bu Eski Salâcık şehr-i kadîm iken niçe hân ve câmi‘ ve hammâm ve medreseler var imiş. Hâlâ Mengli Geray Hân'ın medrese-i azîmi ma‘mûr kalup bâb-ı âlîsi üzre celî hatt-ı Musta‘sımî üzre târîhi budur:
EÇS VII 123b
Emere hâzihi binâe'l-medreseti bi-avnillâhi'l-Meliki'l-Mennân, Mengli Geray Hân bin el-Hacı Geray Hân halledallâhu mülkehû ilâ inkırâzı'd-devrân, sene 956.
EÇS VII 123b
Ve bu medreseye muttasıl bir latîf hammâm-ı rûşinâ kalup âb [u] hevâsı ve binâsı dahi latîfdir. Ve bu hammâma karşu yol aşırı,
EÇS VII 123b
Sarây-ı kadîm Cuci Geray Hân: Mâ-tekaddem hân-ı süluflar(?) bu hânedânda olurlarmış. Hâlâ çâr-kûşe bir kârgîr binâ bir küçük kal‘acıkdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi iki yüz adımdır. Etrâfında dört aded kulleleri ve garba nâzır bir demir kapusu var, içinde iki aded alçacık minâreli bir câmi‘i var, ammâ minâresi küçücük olmak ile âdem sığmaz ve ezân okunmaz.
EÇS VII 123b
Ve bu sarâyın yol üzre âlîce bir adâlet köşkü var, anda hânlar görinüş edüp dîvân edermiş kim tahta örtülü ve sâfî altun alemli bir köşkdür. Ve hâlâ bu sarâyda cebehâneden gayri bir şey yokdur, ammâ hânlara müte‘allık eşyâlar çokdur. Dâ’imâ kapusu makfûl durur. Hattâ bâb-ı musanna‘ı üzre tahrîr olunan târîhi budur:
EÇS VII 123b
Bu mübârek sâ‘at içinde bi-avn-i Müste‘ân,Kıldı âbâdânda bir devlet sarâyın bu zamân,Şâh evlâd u elini şîb ü zafer-peyker livâ,Âl-i Cingiz, ya‘nî kim Sâhib Geray-ı ohsan(?),Zâhir oldu çünki Hicretden tokuz yüz kırk iki,Anda hatm oldu muhakkak bu mu‘allâ sâyebân.Sene 942.
EÇS VII 123b
Ve medrese-i Sâhib Geray Hân'a selef hânlarının türbe-i pür-envârları anda sivri sivri kubbeler içinde âsûde olan pâdişâhları inşâallâh mahalliyle tahrîr ederiz.
EÇS VII 123b
Ve bu şehr-i Eksi Salâcık'ın üst yanında cânib-i şarkda mezkûr Çufud kal‘ası kayaları dibinde bâğ-ı İrem-misâl olan Aşlama bâğında kadıasker-i vilâyet-i Kırım olan Murtazâ Alî Efendi ile ziyâfete gidüp bu bâğ-ı Merâm'da aceb zevk u safâlar edüp seyr [ü] temâşâ etdim.
EÇS VII 123b
Der-sitâyiş-i bâğ-ı hadîka-i ravza-i Rıdvân-ı Aşlama
EÇS VII 123b–124a
Cümle hânlar ve hânzâdeler ve sultânlar ve biyim ü bükeçler bu 124a bâğ-ı cinînde zevk u safâlar ederler. Böyle bir bâğ-ı Aspuzu'dur kim bâğ-ı behişt gülistânları içre köşe be-köşe cârî âb-ı revânları kenârında olan maksûrelerde meks eden hânlar cânânlarıyla sohbet-i hâssu'l-hâssında iken bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edenler, rûh-efzâ safâlar edüp dem be-dem ayş [u] işret ederler. Ve âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir kim bunda bir sâ‘at teferrüc eden elbette gamm u gussa endûhu ferâmûş edüp sürûr-ı şâdımânda olur. Her hân-ı âlîşânların bu bâğ-ı hıyâbân içre birer semtde gûnâ-gûn müzehheb ve münakkaş ibret-nümâ maksûreler ve kâhları ve müte‘addid kâ‘a ve hücreleri var kim gûyâ her biri birer kârhâne-i fağfûr-ı Çîndir. Ve her hânların gûnâ-gûn aşren fe-aşr havzları ve fıskiyye ve şâzrevânları ve kasr-ı Havarnakları var kim ilm-i mi‘mârîye mâlik olanlar gördükde engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olur.
EÇS VII 124a
Bunda olan dıraht-ı meyvedârlar Kırım'da değil gayri büldânlarda yokdur. Ve ol kadar meyve-i âbdârları çokdur kim sâ’ir şehirlere meyvelerinden hedâyâ içün götürürler. On fersah yerde gitse yine fevâkihelerinin halâvet [ü] letâfetleri bâkîdir. Ve atvel-i eyyâmda meyvesinin lezzetine kat‘â tağayyur gelmez, zîrâ hevâsı latîf yerde hâsıl olmuş müsmirâtlardır.
EÇS VII 124a
Ve cemî‘i vilâyetlerden hânlara hedâyâ gelen şükûfe-i hezâr-gûnların râyiha-i tayyibeleri âdemin dimâğların mu‘attar eder. Husûsan Anatolu'da Bakrazbeli müşk-i Rûmî soğanları ve Tarabefzûn karanfîllerinin kanırtmaçları ve İslâmbol’un zerrîni ve Monla Çelebi’nin ablak lâlesi ve Çelebi Cüce’nin filandıra lâlesi ve Kâğızhâne lâlesi ve gûnâ-gûn şakâyık-ı nu‘mânîler ve İstanköy sünbülleri ve niçe yüz bin gûne hedâyâ gelen çiçek soğanlarının şükûfeleri bu bâğ-ı kûhistân içre zeyn olup görenler ve bu bâğ içre girenler gûyâ cennet-i huld-i berîne girdik zann ederler. Ammâ vakt-i bahârda her dıraht-ı meyvedârın şükûfeleri küşâde olup erik ve elma ve emrûd ve kiras [ve] vişne çiçekleri kaçan küşâde olduğu mahalde âdem râyiha-i tayyibelerinden sermest olup bu bâğ-ı İremezâtü'l-ımâd gûyâ fânî cihânın Firdevs-i berîn-misâli olur. Ammâ bu hıyâbân-ı latîf bu Mehemmed Geray Hân asrında böyle müzeyyen olmuşdur, zîrâ bir sâhib-i tab‘ ve bir sâhib-i cûd-ı keremkârî hân-ı âlîşândır.
EÇS VII 124a
Ve gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâların zıll-ı himâyesinde gûnâ-gûn çemenzâr u lâlezâr nişîmen soffalarda selsebîllerden uyûn-ı câriye cereyân edüp niçe yüz yerde fevvârelerden âb-ı nâblar dıraht-ı müntehâların berk-i bârlarına pertâb edüp her dırahtdan bârân-ı rahmet gibi şâzrevânların suları cereyân eder. Ve her diyârın üstâd-ı kâmilleri bu diyâra gelüp ve niçe bin üsârâ-yı zû-fünûn Cemşîdler arz-ı ma‘rifet içün bu bâğ içre gûnâ-gûn alâmetler ihtirâ‘ etmişler. Hakkâ ki bu bâğ-ı Aşlama'da olan musanna‘ âsârlar meğer belde-i Tayyibe, ya‘nî Kostantiniyye şehri olan İslâmbol'umuzda ola.
EÇS VII 124a
Ammâ cümleden musanna‘ zikr olunacak maksûrelerin târîhlerin beyân eder
EÇS VII 124a
Evvelâ Bahâdır Geray Hân efendimizin kasr-ı ibret-nümâsının târîhidir
EÇS VII 124a
Bir tâk-ı hoş-nümâdır,Tâm olsa hem-sezâdır,İtmâmına revâdır,Târîhi kasr-ı hûbân. Sene 1049.
EÇS VII 124a
Andan kasr-ı Mehemmed Geray Hân efendimizin târîhidir:
EÇS VII 124a
Nedir dedi Rızâyî ana târîh,Dedik nâmına kasr-ı cennet-âbâd.Sene 1052.
EÇS VII 124a
Bu dahi Mehemmed Geray Hân kâhının bir musanna‘ târîhidir:
EÇS VII 124a
Hisâb-ı sâl-i binâyeş su’âl kerd dilem,Hıred be-güft ki târîh-i kasr-ı şehinşâh.Sene 1052.
EÇS VII 124a
Binâ-yı Mehemmed Geray Hân bigû,Binâ-yı târîh-i âbâdeş.Sene (---)
EÇS VII 124a
Eltâf-ı hudâvendî Kadrî'yi edüp gûyâ,Târîhini bu kasrın rindâne düşürdü gör.Sene (---).
EÇS VII 124a
Netîce-i merâm bu bâğ-ı Merâm'ın imâretleri târîhlerin ve niçe gûne musanna‘ âsâr-ı binâların ta‘rîf ü tavsîf etsek mecmû‘a-i müsevvedâtımızı tas[h]iha geçirmeğe ve sâ’ir diyârları seyâhat etmeğe mâni‘ olur. El-hâsıl diyâr-ı Kırım'da böyle bir teferrücgâh mesîregâh koyah hıyâbân-ı Acem gibi bir İrem olmazdır. Hudâ inkırâzu'd-devrân ma‘mûr u müzeyyen âbâdân ede.
EÇS VII 124a
Ba‘dehu bu ednâ kemter bu ravzada gûnâ-gûn zevkler edüp Eski Salâ şehri içinden geçdik. Eski Salâ demeden murâd ibtidâ bu cezîre-i Kırım'da Cum‘a salâsı bunda tilâvet olunduğiyçün Eski Salâ şehri derler. Bu şehri geçerken garb tarafında bâğ u bâğçelerden ve bu Eski Salâ'nın iki cânibinde olan yalçın kayalardaki gârları seyr ederek Salâ kapusundan taşra çıkınca hemân,
EÇS VII 124a–124b
Evsâf-ı şehr-i azîm ve tahtgâh-ı kadîm ve güzîde-i şehr-i Kırım, ya‘nî dâr-ı gâziyân-ı kân-ı Geray misl-i İremezât Bâğçesarây 124b
EÇS VII 124b
Kavm-i Tatar'ın müverrihleri kavilleri üzre ibtidâ fâtih-i Kırım Eski Salâcık yurdunda sâkin olarak Mâhân ve Ahlât ve Kirmân ve Yesev şehirlerinden ve Kazan ve Ejderhân ve Sarây ülkelerinden Kırım'a Tatarlar gelerek tenâsül bularak Eski Yurda sığmayup bu Bâğçesarây yurdunda tavattun edüp büsbütün Kırım cezîresine dest-i bâzûlarıyla müstevlî olup ancak leb-i deryâda Ciniviz kefereleri kal‘alarında kalup kirmânlarından taşra küffârın çıkmağa iktidârları olmadığından vilâyetlerine kaht [u] galâ olur. Andan zirâ‘at ile geçinen Tatar tâ’ifelerine {kâfirler} mürâca‘at edüp mâl-ı firâvânlar verüp kavm-i Tatar'dan gılâl alarak kavm-i Tatar ankâ olup bu Bâğçesarây'ı âbâdân ederler. Ammerehu’llâhu te‘âlâ ilâ inkırâzı'd-devrân.
EÇS VII 124b
İmdi Bâğçesarây'ın ibtidâ amârına bâ‘is fâtih-i cezîre-i Kırım Cuci Hân ve Ertoğmır Hân olmuşlardır. Bu şehir dahi Eski Salâcık deresi içinden aşağı enen derenin iki yanında vâki‘ olup Salâcık kapusundan tâ Eski Yurd kenârına varınca bu Bâğçesarây'ın şarkdan garba tûlu kâmil sekiz bin germe yiğit adımıdır. Yohsa bir yalı âdemi adımı değildir. Bir yalı adımıyla kâmil bir fersah tûllu bir şehr-i zîbâdır. Bir fersah on iki bin adımdır, ammâ zinde levendât hatvesiyle sekiz bin adım Bâğçesarây şehridir. Pravadi şehri gibi iki cânibi yalçın kayalı bir vâsi‘ dere içine düşmüş bir sevâd-ı mu‘azzam şehr-i azîmdir.
EÇS VII 124b
Bunun dahi iki cânibindeki kayalarda bi-emrillâhi te‘âlâ at gibi ve fîl ve deve ve gemi gibi halk olunmuş acîb ü garîb ve mehîb mağâralı kayalar vardır. Bu kayaların ba‘zı yerleri topraklı bayırlardır.
EÇS VII 124b
Ancak bu derenin cânib-i şarkîsinde Eski Salâcık yolu ve taraf-ı garbında Eski Yurd yolu ve şimâlinde Akmescid yolu ve cenûbunda Gözlev kal‘ası yolu var. Bu dörd yoldan gayri Bâğçesarây'a şâhrâh yollar yokdur, ammâ kayalardan keçi gibi tırmanır piyâde yolları elbette çokdur, ammâ gayri yerleri gâyet sarpdır. Ve dörd tarafdan gelen yolların tâ kayaları bâğına gelmeyince aşağı dere içinde Bâğçesarây şehri görünmez.
EÇS VII 124b
Ve bu şehre Sarây demesinin bir aslı dahi ibtidâ Cuci Hân diyâr-ı Mesköv'de nehr-i Edil kenârındaki Sarây şehrinden gelüp bu şehri amâr edüp nâmına Bâğçesarây dediler. Ve bu şehrin tâ ortasındaki cereyân eden Salâcık şehrinden gelen Aşlama suyu gâyet müsta‘mel su olduğundan Çürüksu derler. Niçe değirmenleri deverân etdirüp ve niçe bin muzahrafât kâzûrâtları götürüp şehrin cânib-i garbî aşağısında cebehânelere ve niçe âsiyâb-ı mâlara ve niçe müşebbek bostânlara uğrayup Eski Yurd'a gider. Ba‘dehu andan aşağı nehr-i Kaçı’ya mahlût olur.
EÇS VII 124b
Bu Çürüksu üzre şehrin içinde kırk üç yerde taş ve ağaç cisirlerle şehrin bir yanından bir yanına geçilüp bu şehrin yemîn ü yesârında kat-ender-kat tahtânî ve fevkânî cümle kârgîr binâlı ve serâpâ la‘lgûn kırmızı kiremit örtülü bayırlara ve kayaların dibine varınca bâğlı ve bâğçeli {hânedânlardır}.
EÇS VII 124b
Cümle dörd bin beş yüz kiremitli ve taş dîvârlı ve serv gibi serâmed bacalı ve musanna‘ dervezeli sarây-ı azîmlerdir. Cümleden şehrin içinden cereyân eden Çürüksu’yun cânib-i cenûbunda hân-ı âlîşânlar sarâyının görünüşü vardır.
EÇS VII 124b
Bu şehr-i Bâğçesarây bir vâsi‘ dere içi olmak ile gerçi Cuci Hân bunda sâkin olmuşdur, ammâ hemân mücâhidün fî-sebîlillâh olup şehrin amârına mukayyed olmayup oluruyla geçinmiş, ammâ sene (---) târîhinde Sâhib Geray Hân sâhib-zuhûr olup ulu azîmü’ş-şân pâdişâh-ı devrân olup Salâcık deresindeki gibi gayyâ deresinde oturmağı cemî‘i düşmandan âr edüp ejder-i heft-ser gibi Salâcık dereleri gârından çıkup bu Bâğçesarây'ı mesken [ü] me’vâ edinmeği murâd edinüp yedi yılda bu Bâğçesarây'ın Görünüş sarâyın itmâm eder.
EÇS VII 124b
Bu sarây-ı behişt-âsâya âdem im‘ân-ı nazar ile nazar etse dem-beste ve vâlih [ü] hayrân olur. Gerçi evsâfında cemî‘i vassâfların lisânları lâldir, ammâ bu hakîr-i pür-taksîr alâ kadri'l-istitâ‘a deryâda katre ve güneşde zerre kadar kilk-i cevâhir-nisârımızla sehel ta‘rîf ü tavsîfe şürû‘ edelim.