İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VII 124b
Evvelâ bu sarây-ı dilküşânın cânib-i erba‘ası bâğ-ı İremler olduğiyçün Bâğçesarây'dır. Cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl çâr-kûşe Şeddâdî-misâl kârgîr taş binâ dîvârlı sarây-ı hâssu'l-hâsdır, ammâ etrâfında dendân-ı bedenleri ve kulle yasdıkları yokdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi beş bin altmış adım olup cümle dörd yerde kavî ve metîn demir kapuları vardır.
EÇS VII 124b–125a
Evvelâ biri şimâl cânibine darbhâne kapusudur kim ol tarafda matbah-ı Keykâvûs vardır. Ve kilar-ı âmire ve çâşnigîrân ve kilarcıyân odaları 125a vardır.
EÇS VII 125a
Ve bir kapusu dahi cânib-i cenûba bâğçe kapusudur.
EÇS VII 125a
Ve bir kapusu semt-i kıbleye mekşûf Eski Görünüş kapusudur.
EÇS VII 125a
Ve biri dahi Yeni Görünüş kapusudur kim hareme bu kapudan girilüp arada bir bâğçe-i iremi geçüp kara hâdım ağalar durduğu büyük harem kapusudur.
EÇS VII 125a
Ve bu kapuların içinde cümle üç yüz altmış aded kat-ender-kat şâhnişîn ve kâ‘alı ve cihân-nümâ kasr-ı âlîler ve müta[‘a]ddid gûnâ-gûn nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn hücrelerdir. Her biri birer pâdişâhın âsâr-ı binâlarıdır.
EÇS VII 125a
Ve cümle üç yerde görünüşler var kim her birine üçer bin âdem sığar, ya‘nî dîvânhânelerdir kim lisân-ı Tatar'da görünüş derler. Bir görünüş Sâhib Geray Hân'ındır. Ve biri Bahâdır Geray Hân'ındır. Ve biri Sarây meydânına nâzır yeni görünüş İslâm Geray Hân'ındır. Ve bu görünüşlerde hânlar cülûs edüp kânûn-ı Âl-i Cingiziyân üzre dîvân-ı şehinşâhî edüp hükm-i hükûmât adl-i adâlet eder.
EÇS VII 125a
Der-beyân-ı dîvân-ı kânûn-ı kâ‘ide ümerâ-yı Âl-i Cingiziyân
EÇS VII 125a
Evvelâ hân-ı âlîşânlar her kankı görünüşün tahtgâhında karâr etse cemî‘i kapu kulları ve karaçı halkları el kavşurup âdâb üzre herkes yerlü yerlerinde sâkin olup Hân-ı Cem-cenâbın sağ tarafında kalga sultân oturur kim anın bu Kırım ülkesinde tahtgâhı Akmescid şehridir. Andan tâ Kırım'ın cânib-i şarkî nihâyetinde Kiriş kal‘asına ve Güleç köyleri nâhiyelerine varınca üç yüz pâre kurâlara hükm eder.
EÇS VII 125a
Andan hânın sol tarafında nûreddîn sultân oturup tâ Kaçı deresinden tâ Gözlev kal‘asına ve Or kal‘asına ve Çikişke ve Arbat kal‘alarına varınca iki yüz elli pâre köylerde düşen da‘vâları hân huzûrunda nûreddîn sultân dinleyüp hükm-i hükûmât eder. Ammâ hân-ı âlî-cenâblar kalga sultâna ve nûreddîn sultâna hükm edüp yarlığ-ı belîğ-i şâhî, ya‘nî tuğrâ-yı garrâ-yı hânî yazup cümleye hükm eder.
EÇS VII 125a
Ve yine sağ tarafında şeyhülislâm-ı Hanefî ve üç mezheb sâhibi müftîler dururlar. Ve sol tarafında kadıasker Murtazâ Alî Efendi, anın alt yanında şehir monlası ve cezîre-i Kırım'ın yigirmi dörd kadısı oturur. Taht-ı kazâlarında düşen da‘vâları dikkat üzre dinleyüp kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet ederler. Allâhümme âfinâ, biri bir hilâf-ı şer‘ za‘îf kavl üzre bir hükm etse ulemâ-yı Tatar ol bâr ol bâtıl hükm eden âsîyi taş ile depelerler, aslâ amân vermezler.
EÇS VII 125a
Ammâ hân vezîri Sefer Gâzî Ağa ayak üzre durur. Kâhîce kalga sultân tarafında oturur ve kapucular kethudâsının elinde gümüş deyenek ile gezüp şikâyetçileri ileri çeker. Bu dîvânda kapucular yokdur.
EÇS VII 125a
Andan ot ağaları dahi ayak üzre hidmetdedirler. Ve defterdâr, kalga sultân tarafında ve dîvân efendisi nûreddîn sultân tarafında dururlar. Ve gayri ümenâ ve hazînedârlar ve mültezimîn ve dîvân kâtibleri cümle başka rûznâmeci tarafında dururlar.
EÇS VII 125a
Ve dahi ba‘de'd-dîvân summât-ı Muhammedî çekilüp gûnâ-gûn ta‘âm-ı nefîseler içinde elbette bir tay eti mukarrerdir, zîrâ kavm-i Tatar Şâfi‘î mezheblerdir. At eti anlarda sırf helâldir. Bu ta‘âmları hân ile kalga ve nûreddîn ve müftî ve kadıasker ve şehir monlası bile oturup ta‘âm yerler. Gayri kadılar başka yerler. Vezîr ile Şîrînli ve Mansûrlu ve gayri imirzalar bir yerde yerler. Kapucular kethudâsıyla kapucubaşılar bir yerde yerler. Ve kapu kullarının eşbehleri defterdâr beğ ile yerler. Ve sâ’ir ümenâ ve mültezimîn atalıklar ve ot ağalarıyla bir yerde ta‘âm yerler. Ve cümle Kazak sultânlar hânzâde sultânlarıyla bir yerde yerler. Ve cümle görünüş kâtibleri rûznâmeciyle yerler.
EÇS VII 125a
El-hâsıl böyle dîvân-ı âlîler gününde yigirmi iki yerde summât-ı Muhammedî çekilüp cümle erbâb-ı dîvân def‘-i cû‘ edüp ba‘de’z-ziyâfe du‘â vü senâlar olur, ve’s-selâm.
EÇS VII 125a
Tetimme-i kânûn-ı Kırım
EÇS VII 125a
Bi’n-nefs cezîre-i Kırım cümle dâ’iren-mâdâr yedi yüz yetmiş altı mîl yerdir. Bu cirmde olan bir cezîrede cümle yigirmi dör[d] kadılık yer. Cümle kadıların azl [ü] nasbları cümle hân elindedir. İllâ dördü Kefe eyâletinde olmak ile Âl-i Osmân'ın elinde dörd kazâ yerdir.
EÇS VII 125a
Ve cümle Kırım'da kırk beğlik hükûmet yerdir. Cümle beğlerden mükellef ü mükemmel intihâ-i serhad olan Or beğidir kim tabl [u] alem sâhibidir. Ba‘zı zamân bu Or beğliğin Kazak sultânlara verirler.
EÇS VII 125a–125b
Andan kânûn üzre Şîrîn beği yigirmi bin cürd atlı Tatar'a mâlikdir. Hân kızlarından hâsıl olurlar. Yine hasîbü’n-nesîb Âl-i Cingiziyândandır, zîrâ bu Şîrî[n] beği mâ-tekaddemden hânlar (...) dan evvel Kırım eyeleri idi, zîrâ Cuci Hân Kırım'a mâlik olurken ibtidâ Kırım'a girüp kılıç urup Kırım'ı mutalayan(?) bu Şîr[în] beğlerinin ecdâdlarıdır kim Cuci Geray Hân bu gâzîlere ibtidâ duhter-i pâkîze-ahterin verdiklerinden ilâ hâze'l-ân kânûn-ı Cuci Hân'dır kim cemî‘i hânlar kızların bu Şîrîn beğlerine verirler. Anıniçün hânlara bunlar akrabâdırlar. Ve bu Şîrîn beği eli altında üç yüz aded hasîbü'n-nesîb mirzalar vardır. Hakkâ ki bu kavm-i kabîle büyük oymaklardır kim Çadır dağı 125b altında Nakşevân elinde sâkin olur.
EÇS VII 125b
İkinci boy beğleri Sincivit beğleridir.
EÇS VII 125b
Üçüncüsü Dayir beğleridir kim bunlar onar bin yiğit ile enüp binüp Şîrîn beğleri add olur kim kalga sultân ile sefer eşerler.
EÇS VII 125b
Ammâ hânların solunda nûreddîn sultân ile sefer eşen beğler Mansûrludur kim bunlar da gâyet şecî‘ ve bahâdır oymakdır. Serçeşme-i pîşvâları Gâzî Kaya Beğ'dir. Cümle sadaklı ve savatlı pür-silâh yigirmi bin kübeli, ya‘nî zırhlı ve zireh-külâhlı zor batır yiğide mâliklerdir kim aslâ bir düşmandan cemî‘i zamânda rû-gerdân olmamışlardır. Her kaçan kim bir uruş savaş-ı perhâş olsa ibtidâ kapukuluyla bu Mansûrlu kâfire at salagelmişlerdir. Ve Kaya Beğ'in eli altında yüz kırk aded güzîde mirza beğler vardır. Cümle Mankıt beğleri ve Teb(?) Sarhân beğleri ve Sincivit beğleri ve cümle Or eli beğleri nûreddîn sultân kolunda sefer eşerler, ammâ bu beğlerden Şîrîn beğleri üstdür.
EÇS VII 125b
Ve bu yedi yüz yetmiş altı mîl olan cezîre-i Kırım'da bin altı yüz köydür ve altı bin aded otar, ya‘nî çiftliklerdir. Bu kadar kurâlardan cümle yüz bin ve yigirmi altı bin asker olur, ammâ hîn-i sefer[d]e kırk bini gider. Eğer hânlar murâd etse seksen bin Tatar askeri uruşa gidüp mâ‘adâsı Kırım'da kalır, zîrâ nefs-i Kırım'da dörd kerre yüz bin Kazak esîr olduğu muhakkakdır. Ve dörd(?) kerre yüz bin dahi Kazakların avretleri ve üç kerre yüz bin aded kopna nâm küçük evlâdları kızları vardır. Ve yigirmi bin de Rûm ve Ermenî ve Yahûdî kefereleri vardır, ammâ Freng ve Macar re‘âyâları yokdur.
EÇS VII 125b
Bu kadar Kazak esîrleri Kırım içinde olduğundan cümle askerî tâ’ifelerin sefere götürmeyüp ancak hânlar seksen bin aded "Benem, dîğer nîst!" diyen asker ile sefer eşüp cemî‘i kâfiristândan intikâm alup sürü sürü evlâdların sürüp cezîre-i Kırım'a getirirler ve vilâyet vilâyet götürürler.
EÇS VII 125b
Ammâ mezkûr seksen bin Tatar askerinden mâ‘adâ dâ’imâ hân yanında Bâğçesarây'da ve Sarây kurbundaki köylerinde otarlarında sâkin üç bin kapu kulları vardır kim bunları Sultân Bâyezîd-i Velî Mengli Geray Hân-ı Sânî’ye Âsitâne-i sa‘âdet kullarından tüfeng-endâz asker komuşdur.
EÇS VII 125b
Ammâ ol asırda kâmil on iki bin kapu kulları imiş. Mürûr-ı eyyâm ile bu tâ’ifeler coyılup, ya‘nî bozulup üç binden ziyâde kalmışlardır. Lâkin yine "Etrâf düşmanlarında on iki bin Kırım'ın kapulusu var" deyü add olunur. Hâlâ hân kulu şeklinde kalmışlardır, ammâ Tatar değillerdir, bir alay Abaza ve Çerkes ve Gürcî kavmi evlâd-ı evlâdlarıdır. Ve Âl-i Osmân'a bunlardan cemî‘i zamânda hıyânet sâdır olmamışdır. Hattâ Âl-i Osmân bir sefere hareket eylese Tatar hânlara çizme-bahâ gönderdiği on iki bin altun bu kapukulu ulûfesi içün irsâl olup kapu kullarına taksîm olur.
EÇS VII 125b
Ammâ hânın hâss-ı hümâyûnu kânûn-ı pâdişâhî üzre Rûmeli beğlerbeğisi pâyesiyle on bir kerre yüz bin akçe hâss-ı hümâyûnu olup cümle hânlar hâssının harçlığın Kefe gümrügünden alup emîn-i mezbûr Der-i devletde defterdâr ve rûznâmecilerle muhâsebesin görür, kânûndur.
EÇS VII 125b
Ve hânlar iki tuğlu ve iki sancağ u bayraklı ve yedişer kat mehterhâne çalmağa ruhsat verilmiştir, ammâ kendülerinin askeri önünde ecdâdlarından kalma tarz-ı Efrâsiyâbî boruları ve tarz-ı Cemşîdî sû[r]nâ ve tablları döğülür. Hakkâ ki azîm vezni üzre hâzır-bâş askere mâlikdir kim ne seyishâne ve ne bârhâne ve ne kilar ve ne matbah ve ne araba ve ne deve ve ne katâr u mehâr ve ne top ve ne tüfeng ve ne hayme ve ne hargâh-ı bâr [u] büngâhdan bir nişân olmayup hemân seksen bin aded salt atlı sadaklı ve savatlı ve elleri şıdaklı askerin altı kerre ve yedi kerre yüz bin atları ve alaşaları koş koş cümle atlar[ı] birbirlerinin kuyruklarına bağlayup her koşda, ya‘nî yüz adımda bir hoşçı nâm kazanları bir bârgîr üzre tokmak kayışlarıyla bağlı olup ve birkaç bârgîrler üzre koyun ve keçi derileri içre yüz(?) pastırması, ya‘nî kavrulmuş darı ve keşkurutları var, gayri me’kû[lâ]tları yok bir alay Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârlardır kim dâ’imâ mu‘tâdları budur kim on konak yeri bir günde alırlar.
EÇS VII 125b
Garâ’ib bunda kim atlarının yemi ve yiyecekleri ve tîmârları yokdur. Hemân atdan endikleri gibi atların sahrâlara bir oğlanları ile salıverirler. Anlar birkaç kerre yuvarlanup avnar ve oynaşup otlamağa başlar. Eğer kış seferi ise atları karı eşüp altında olan otları, ya‘nî kurumuş bıldırdan kalan otları kar altlarında bulup yerler. Aslâ arpa vermezler, ammâ sefere at bağladıkları zamân kırk elli gün atlarına saman ve otluk vermeyüp şeb [ü] rûz at başlarından arpa ile dolu torbaları eksik değildir.
EÇS VII 125b
Ve cümle Tatar'da ol diyârların şiddet-i şitâsında çadırları olmayup hemân dört çubucakların uçların bir yere tokmak kayışıyla bağlayup çubukların aşağı uçların yere sokup arkasındaki abâ yağmurluğun çubuklar üzre koyup çadır gibi oldukda atının çirkisi, ya‘nî tegeltisi altındaki kar üzre döşeyüp eğerin başı altına koyup eğer hânesinde kılıcı ve sadağı, ya‘nî tirkeşi bağlı olup kendüsü gömleğin bile çıkarup kürk tonun üstüne örtünüp cümle uryânen yatırlar.
EÇS VII 125b–126a
Ale’s-sabâh kırmızı ve mâvî bez gömleklerin geyüp hemân kalkınca üstünde yağmurluk çadırı arkasına keçe döşeyüp eğerin at üstüne koyunca atın biri kolan yerinden ve birin kasığından iki kolanın çeküp hemân tarfetü'l-ayn içre atına süvâr olup kılıcı ve tîrkeşin at üstünde koşunup ata bir iki kamçı şıdak urup yortar. Atı ve kendüsü ol şiddet-i şitâda 126a kızup azm-i râh ederler.
EÇS VII 126a
El-hâsıl sefer içün halk olunmuş bir alay mahlûk-ı Hudâ kavimdir. Ammâ hemân hânın ve kalganın ve nûreddîn ve Şîr[în] beğine birer küçük gece obacıkları ve hânın sekiz hazîneli bir ten-getir çadırcığı var, [v]e’s-selâm.
EÇS VII 126a
Netîce-i kelâm Kırım askeri cemapur askeri gibi bir turfa leşkerdir. Ve Kırım hânlarının kânûn-ı kâ‘ideleri hükûmetleri garîb ü acîb temâşâdır. Hattâ Âl-i Osmân ve Acem şâhlar ve gayri pâdişâhlar ve krallar gibi dârât-ı azamet ihtişâmları yokdur ve istemezler de, zîrâ "Âbâ ve dedemizden gördüğümüz yokdur, bid‘at etmeziz" der.
EÇS VII 126a
Ammâ sikke ve hutbelerine aşk olsun, zîrâ başka sikke sâhibidir. Âl-i Osmân akçesi cezîre-i Kırım'da Tatar arasında geçmez, ammâ Kefe'de geçer. Lâkin bu hân akçesinin sekizi bir dirhem olup hâlisü'l-ayâr sırma gümüş beyâz akçedir. Sikkelerinde "Es-Sultân Mehemmed Geray Hân ibn Selâmet Geray Hân azze nasrahû duribe Bâğçesarây" deyü tahrîr olunmuşdur. Bu diyârda gümüş ma‘deni yokdur. Ammâ cemî‘i kâfir krallarından gelen hazîne-i bî-hisâbları eridüp akçe keser.
EÇS VII 126a
Ammâ hutbesinde evvel benâm-ı Hudâ celle celâluh andan Muhammed Mustafa andan çâryâr-ı bâ-safâyı ibn ammi’n-Nebiyyi şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ, ba‘dehu hâdimü'l-Haremeyni’ş-şerîfeyn mevlâ mülûki'l-Arab ve'l-Acem ve'l-Irâkeyn Sultân hâkânu'l-berreyn ve'l-bahreyn es-Sultân Mehemmed Hân ibn İbrâhîm Hân ahî Gâzî Murâd Hân ibneyi’s-Sultân Ahmed Hân deyüp andan sâhibü'l-Kıpçağ ve’s-Sol‘ât zü'l-kadri ve'l-kuvve es-Sultân Gâzî Mehemmed Geray Hân ibn Sultân Selâmet Geray ibn (---) (---) (---) deyüp tâ Sâhib Geray, Hacı Geray, Mengli Geray Hân'a varınca hatîb ecdâd-ı hânları böyle yâd edüp ba‘de'l-mev‘ıza Arapça âyetin tilâvet edüp hutbeyi tamâm eder, ammâ Âl-i Osmân'ı mukaddem yâd eder, zîrâ Mekke ve Medîne pâdişâhı olduğu haysiyetden ve cümle hânların azl [u] nasbları Âl-i Osmân elinde olduğundan ibtidâ Âl-i Osmân'ı hutbelerinde yâd ve ervâh-ı şehîdânı şâd ederler.
EÇS VII 126a
Ve hutbede tilâvet etdiği mev‘ızaların cümlesi guzâtı cenge terğîb etme âyetleri ve hadîsleri hatîbler tilâvet ederler. Hakkâ ki ulûfe ve yıllıksız bir alay mücâhidân-ı gâziyân-ı fî-sebîlillâh hoş müselmânlardır. Ve vilâyetlerinde gâyet emn ü emân ve adâletlerdir.
EÇS VII 126a
Der-vasf-ı ahlâk-ı hamîde-i sâhib-i hulk Mehemmed Geray Hân-ı Gâzîsellemehullâh
EÇS VII 126a
Evvelâ gâyet sâlih ve mütedeyyin ve halîm ü halûk dîndâr ve harâmdan perhîzkâr ve müttakî ve tama‘-ı hâmlıkdan berî bir pîr-i nûrânî ehl-i vukûf sâhib-i kerem ve sâhib-i him[em] hayrât [u] hasenâta mâil cemî‘i ken[g]eşlerde, ya‘nî müşâverelerde hak söze kâ’il ve erbâb-ı ma‘âriflere mâil ve niçe kibâr-ı evliyâullâhların şeref-i sohbetlerine nâ’il olmuş nüktedân ve zarîf ü reşîd ve hezârfen pür-ma‘rifet-i dünyâ ve ma‘rifetullâh-ı uhrâ sâhibi sâhib-i sülûk ve bir ankâ-yı cem-cenâm sâhib-i sülûk kimesnedir. Ve dâ’imâ hem-enîsi ve hem-celîsi seyyâhân-ı berr [ü] bihâr ve ulemâ-yı müdekkıkîn ve fuzalâ’u'd-dehrden kimesneler ile künc-i vahdeti ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyyeye meşgûller idi. Ve kendülerinin dahi ilm-i şi‘rde dîvânı olup Çağatayî pâkîze eş‘âr-ı belîğleri vardır kim "Hânî" tahallüs eder.
EÇS VII 126a
Ammâ dâ’imâ zikrullâh ile meşgûl olup kâr [u] kisbleri mücâhidün fî-sebîlillâh olup küffârdan intikâm alup gazâ mâlıyla kifâflanırlardı. Bu gûne bir meşrebde nâmdâr u yarar server dilâver-i tâcdâr bir hân-ı âlîşân-ı bâ-vakâr görmedim. Cenâb-ı Kibriyâ dâ’imâ vaka‘ [u] vakârın min indillâh ziyâd be-ziyâd ede, zîrâ müddet-i ömürlerinde tevâbi‘ ü levâhıkları ve cevârî-i memlûkların çerâğ-ı efrûhte edüp şehr-i Bâğçesarây içre hayrât hasenât edüp şehr[i] amâr etmeğe mâ’illerdir. Rabbü'l-İzzet anı sa‘âdet-i dâreynle amâr ede.
EÇS VII 126a
Evvelâ şehr-i Bâğçesarây'da imâret etdiği âsârların ve gayri amâristânları ayân u beyân eder