İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VII 130a
Andan Kırım Geray Sultân ibn (---) Hân, andan Çobaneli Noğayında hâsıl olmuş (---) Geray Sultân ibn İslâm Geray Hân dahi nâ-bâliğ küçük sultândır.
EÇS VII 130a
Andan (---) (---) (---) cümle sadaklı ve savatlı yetmiş yedi aded sağîr ü kebîr Kırım ve Yanbolı sultânlarıdır.
EÇS VII 130a
El-hâsıl diyâr-ı Kırım'ı bu mertebe sultânların cem‘iyyet-i kübrâsıyla görmemişimdir. Hudâ-yı Müte‘âl dahi ziyâde edüp düşmanla uruş ve savaş edeler. Âmîn bi-hakkı Seyyidi'l-Mürselîn.
EÇS VII 130a
Der-medh-i vüzerâ-yı Kırım: Evvelâ Olan Mehemmed Ağa ve Sefer Gâzî Ağa ve hâlâ vezîr-i benâm Kaytas Ağa ve Ahmed Ağa ve Şâhpolad Ağa ve Alev Ahmed Ağa ve Defterdâr İslâm Ağa ve Sefer Gâzî Ağazâde İslâm Ağa ve karındaşı Banas Mehemmed Ağa, bunlar vüzerâ ve vüzerâzâdelerdir, ammâ bunlardan mâ‘adâ,
EÇS VII 130a
Der-sitâyiş-i ümerâ-yı Bâğçesarây:
EÇS VII 130a
Der-beyân-ı etrâf-ı meşâ-yı kurâ vü kılâ‘ kasabât: Evvelâ Bâğçesarây'ın cânib-i şarkîsinde bir merhale yerde Akmescid şehridir kim kalga sultânların tahtgâhlarıdır. Ve cânib-i kıblesinde iki merhale yerde Tat eli nevâhîleridir. Ve taraf-ı cenûba meyyâl bir menzil yerde kal‘a-i cihân-nümâ Menkûb'dur. Ve semt-i cenûbda iki konak yerde kal‘a-i Balıklava'dır. Ve taraf-ı garba meyyâl iki günde kal‘a-i İnkirmân ve Sarkirmân kal‘alarıdır. Ve cânib-i şimâle üç konak yerde kal‘a-i Or'dur. Ve şimâl ile şark mâbeyninde kal‘a-i Çikişke ve kal‘a-i Arbat'dır kim sene (---) târîhinde bu kal‘aları Mehemmed Geray Hân binâ etmişdir. Ammâ cezîre-i Kırım'ın dahi etrâflarında mesâfe-i ba‘îde olan kurâ ve kasabât ve kılâ‘ u şehirleri dahi mahalleriyle inşâallâhu te‘âlâ tahrîr ederiz. Ve billâhi'l-Müste‘ân. (---) (---) (---)
EÇS VII 130a
Der-vasf-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Bâğçesarây:
EÇS VII 130a
Der-zikr-i hayr-ı ziyâretgâh-ı Bâğçesarây hâricinde âsûde olan mülûk-ı selâtîn-i mâzî ve ulemâ ve meşâyih ve kadı ve kibâr-ı evliyâların Arapça emrine râzî olan pâdişâh-ı mağfûrların vedâ‘-ı mülk-i fânî edüp saltanat-ı câvidânîye intikâl edenleri nevverallâhu mazcı‘ahümâ bi-envâri'l-gufrân ve sahâbe-i kirâmın ve eimme-i müctehidînin ve gâziyân-ı mücâhidînin merkad-i pür-envârların ayân u beyân eder
EÇS VII 130a
Evvelâ şehr-i Bâğçesarây'ın aşağı garb tarafındaki bâğçeleri ucunda iki bin adım ba‘îd,
EÇS VII 130a
Karye-i Eski Yurd: Zamân-ı kadîmde bir şehr-i muazzam imiş. Hâlâ niçe bin yerde âsâr-ı binâları nümâyândır, ammâ şimdi henüz üç yüz evli ve bâğ u bâğçeli ve her hânedânlarda âb-ı hayât suları cereyân eder bir ma‘mûr köydür. Bu cây-ı firâkda üç aded kurşumlu kubbeler içinde selef şehinşâh hânları vâdî-i hâmûşân serîrlerinde hâmûş-bâş olup yatırlar. Her kıbâb-ı pür-envârlar eyle müzeyyen ve eyle musanna‘ âvîze ve kanâdîller var kim gûyâ her bir kubbe cây-ı mehbıt-ı pür-envârdır. Niçe yüz gûne şam‘dân ve buhûrdân ve çerâğdân ve sîm ü zer kanâdîller ile ârâste ve ibrîşim hâlîçeler üzre merkad-i pür-envâr etrâflarında hüsn-i hat kelâm-ı şerîfler musanna‘ rahleler üzre pîrâste olmuş kıbâblardır.
EÇS VII 130a–130b
Ba‘zı pâdişâhların ser-i sa‘âdetleri yerinde destârları üzre turna cığaları ve çelenkler sokulmuş durur. Ve her kubbede türbedârlar mukarrerdir kim her bâr hânlar 130b ve sultânlar ve biyim [ve] bükeçler gelüp ziyâret edüp ûd [u] amberler ihrâk etdirüp hatm-i şerîfler tilâvet olunur ziyâretgâh-ı hâss u âmdır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VII 130b
Andan bu kıbâbların hârici etrâfında cemî‘i kalgalar ve nûru'd-dehrler ve sultânlar ve biyim ve bükeçler ve Kazak sultânlar ve cümle vüzerâ ve mirzalar ve atalıklar ve'l-hâsıl Bâğçesarây'ın cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kübbârları ve bay [u] gedâları bunda medfûnlardır, zîrâ tâ Hazret-i Risâlet-penâh asrından berü bu mahal cebbâne-i hâmûşândır.
EÇS VII 130b
Ziyâretgâh-ı Bereket Hân: Âl-i Cingiziyân'a şöhret verüp diyâr-ı Kırım'ı ma‘mûr u âbâdân eden Bereket Hân'dır kim sene 666 târîhinde dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya rıhlet etdi. Kabri üzre kıbâbı yokdur. Hemân seng-i mezârının târîhinden ma‘lûmdur. Andan,
EÇS VII 130b
Ziyâret-i Toğar Hân: Âl-i Osmân'ın ammîzâdelerindendir. Kaçan kim sene (---) târîhinde Âl-i Osmân ecdâdı Ertuğrul ibn Serbay Beğ karındaşı Süleymân Şâh ile üç bin nefer kimesneler diyâr-ı Mâverâü'n-nehir'de Mâhân vilâyetinde Hulâgû Hân Tatarları zulmünden cilâ-yı vatan eyleyüp diyâr-ı Rûm'un Konya'sında Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâeddîn'e gelirken nehr-i Murâd sâhilinde Ca‘ber kal‘ası nâm kirmân altında cümle oymak-ı Erduğrul su kenârına meks ederler.
EÇS VII 130b
Hikmet-i Hudâ Ertuğrul Bay'ın bürâderi Süleymân Şâh'a gusl îcâb edüp nehr-i Murâd'da gusl ederken gark olup hâlâ Ca‘ber kal‘ası altında medfûndur.
EÇS VII 130b
Bu Süleymân Şâh Ertuğrul’un ülkeni, ya‘nî büyüğü olmak ile Ertuğrul kabîlesi içre tefrika düşüp Süleymân Şâh'ın dörd oğlu var idi. Biri Kızıl Toğar Hân'dır. Rakka'ya, ya‘nî Urfa'ya varup anda beğ olup gazâlarında anda hayli nâm bulup hâlâ Urfa'da İbrâhîm Halîlullâh âsitânesi kurbunda yatır.
EÇS VII 130b
Andan Süleymân Şâh'ın bir oğlu dahi Bayındır Hân'dır, ol dahi babası gark-ı âb olıcak ammîsi Ertuğrul'a bakmayup Ahlât pâdişâhına varup anda medfûndur.
EÇS VII 130b
Süleymân Şâh'ın üçüncü oğlu Boğa Hân'dır.
EÇS VII 130b
Andan dördüncü oğlu Bay Toğar Hân'dır kim babası Süleymân Şâh gark-ı âb olunca dâğ-ı derûnundan üç yüz aded âdemiyle ammîzâdelerine Kırım'a gelüp niçe nâmdârlıklar edüp âhır-ı kâr Kırım'da bu Eski Yurd mezâristânında medfûndur. Andan,
EÇS VII 130b
Ziyâret-i Yatı Beğ ibn Ertuğrul Bay, andan ziyâret-i Gündüz Bay ibn Ertuğrul Bay: Bu iki bürâderler dahi babaları Ertuğrul Konya'da Sultân Alâeddîn'e toğrulup varınca Sultân Alâeddîn görür kim bu Ertuğrul bir şecî‘ ve gâzî ve müdebbir yarar ve nâmdâr kimesnedir. Hidmetinden hazz edüp kendüye tuğ sancağ u bayrağ u tuğ ve tabl [u] alem verüp Ertuğrul'u boy beği edüp niçe sene gazâlar eder. Ba‘dehu Ertuğrul Bursa tekruruyla Yalakâbâd kal‘ası üzre ceng-i azîm ederlerken bi-emri Hudâ Ertuğrul şehîd olup hâlâ Söğüd nâm bir kasabada Ertuğrul medfûndur. Hemân Sultân Alâeddîn tuğ u sancağ u bayrakları küçük Osmâncığ'a verüp boy beği eder.
EÇS VII 130b
Hemân ol mahalde Osmâncığın karındaşları mezkûr Yatı Beğ ve ülken karındaşı Gündüz Bay Beğ kendülere boy beğliği verilmeyüp küçük bürâderi Osmâncığ'a verildiğinden rû-gerdân olup iki bürâder toğru ammîzâdelerine Kırım diyârına gelüp biri Mankıt beği ve biri Or beği olup niçe zamân gazâlarda bulunup âhır ikisi de Kırım'da merhûmeynler olup ammîzâdesi Bay Toğar Hân yanlarında medfûnlardır.
EÇS VII 130b
Kavm-i Tatar içre "Âl-i Osmân'ın ammîzâdeleri ve bizim neslimizden akrabâlarımızdır" deyü ziyâret ederler. Hakkâ ki Âl-i Osmân be-kavl-i müverrihîn Âl-i Cingiziyân neslindendir kim Cingiz Hân'ın ammîzâdelerindendir.
EÇS VII 130b
Elli birinci atada Âl-i Osmân'ın silsileleri Yâfes ibn Hazr[et-i] Nûh aleyhi’s-selâ[ma] müntehîdir. Cümle hasîbü'n-nesîbleri anane ile pâdişâh ve pâdişâhzâdelerdir. Anıniçün Tatar hânlar ile ammîleri tarafından akrabâlardır. Ammâ vâlideleri tarafından sülâle-i zülâl-i Hüseynî sâdât-ı kir[â]mlardır, zîrâ (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) nâm sâdât-ı kir[â]mdan bir seyyide bânû-sıfat duhter-i pâkîze-ahter alup (---) (---) Hân ol kızdan vücûda gelüp anadan evlâd-ı Resûllerdir kim niçe tevârîhlerde musarrahdır. Ammâ Ertuğrul'dan öte ammîzâdeleri tarafından Âl-i Cingiz'dir.
EÇS VII 130b–131a
Dahi hakîkate nazar olunsa siyâh Zengî Arab ve Hazret-i İsmâ‘îlî beyâz Arablardan mâ‘adâ cümle Hind ü Acem ve Özbek ve Moğol u Boğol ve Çîn ü Mâçîn ve Hıtâ vü Hoten ve Fağfûr u Kozak ve Türkmân ve Maskov ve Macar ve'l-hâsıl cümle üç yüz yetmiş aded kavm-i kâfiristânın bilesi âdemleri cümle Tatar'dan azmışlardır kim cemî‘i müverrihân-ı Arab u Acem ve Latin ve Kıbtî [ve] kavm-i Yûnâniyân müverrihleri eyle tahrîr etmişlerdir. Anıniçün kavm-i Tatar ulu soy olup Cingiz Hân'dan berü niçe evlâdları sâhib-hurûc ve 131a sâhib-zuhûr olup vilâyet-i Kırım'ı mesken [ü] me’vâ edinmişlerdir.
EÇS VII 131a
Ziyâretgâh-ı Ebû Sa‘îd Hân ibn Cingiz Hân: Bu Ebû Sa‘îd Hân Banasarây'da hân iken babası Cingiz Hân'dan evvel müslim ve mü’min ve muvahhid olup diyâr-ı Irâk'dan ulemâ-yı Acem ve ulemâ-yı Arab bunun yanına cem‘ olup ismine Ebû Sa‘îd deyü nâm verdiler, ammâ babası Cingiz Hân'ın koduğu isim Tamuras Hân'dır. Yedi sene Balıkhân'da ve yedi sene Ejderhân'da ve yedi sene vilâyet-i Kazan'da ve yedi sene şehr-i Edilsarâyı'nda andan yedi sene Kırım'da hân olup bi-kavli müverrihân-ı Cingiziyân cümle otuz beş sene hân olup âhır-ı kâr bu Kırım('a) karâfesinde âsûde-hâl yatır, ammâ ulu pâdişâh-ı müslim imiş. Rahmetullâhi aleyh.
EÇS VII 131a
Der-beyân-ı ahvâl-ı münâsib-i Cingiz Hân: Bi-kavli müverrihân bu Cingiz Hân'ın iki oğlu var idi. Biri merhûm Tamuras, ya‘nî Ebû Sa‘îd Hân ve biri Kazan Hân'dır. Bu dahi İslâm ile müşerref olup ismine "Mehemmed Şâm-ı Kazan" deyü nâm kodu. İbtidâ kavm-i Tatar'da Mehemmed ismini bunlar komuşdur. Hâ[nın] kabr-i şerîfi Âzerbâycân vilâyeti tahtı ola[n] şehr-i Tebrîz kurbunda İslâmbol'daki Galata kullesi gibi bir serâmed kulle-i bâlâ içinde medfûndur kim hâlâ ziyâretgâh-ı hâss u âmm bir tekye-i hânkâhdır. Kavm-i Moğol lisânları üzre bu âsitâneye "Şembet-i Kazan", ya‘nî "şembet" türbeye derler. Moğol kavmi "Bu Mehemmed Gazan Kazan vilâyetinde bizden idi, sonra müselmân oldu" derler.
EÇS VII 131a
Ve Cingiz Hân'ın bir oğlu dahi Olcayto Hân'dır. Ammâ Cingiz Hân merhûm oldukdan sonra Şâm-ı Kazan Hân'ın vâlidesin Kenkaç Hân alup Mehemmed Kazan Hân'a ögey baba olmuşdur. Kenkaç Hân'ın babası Abakay Hân'dır kim Îrân [u] Tûrân'ı harâba hazâne veren Hulâgû Hân anın babasıdır. Bu Hulâgû Hân'ın on dörd oğlu var idi, ba‘zıları hân oldular, ba‘zıları olmadılar. Ammâ bu Abakay Hân şecî‘ ve bahâdır ve sâhib-hurûc olup cümle Irâk-ı Dâdyân'da bunlar Enûşirvân oğlu Hürmüz-i Tâcdâr yanında şembetler, ya‘nî mezârlıklar binâ etmişdir.
EÇS VII 131a
Ve Hulâgû Hân'ın babası Kubilay Hân'dır kim bu Kubilay Hân'ın yedi oğlu Irâk-ı Dâdyân ve vilâyet-i Kazan'a ve vilâyet-i Ejderhân'a hân olup ol diyârda Moğol ve Boğol ve Kalmak ve Mesköv keferelerinden nâm [u] nişân komamışlardı.
EÇS VII 131a
Bu yedi aded hânlar cümle Irâk-ı Dâdyân'da Hürmüz-i Tâcdâr yanındaki türbeler içre medfûnlardır kim etrâfları cümle ardıç ağaçlarıdır kim bu cihânda eyle ardıç ağaçları halk olmamışdır. Ve niçe alâmetleri ve başları uçlarındaki seng-i mezârlarında sin ü sâlleri ve saltanatları ve hasîb ü nesîbleri cümle mastûrdur. Ammâ mezkû[r] Kubilay Hân'ın babası Cingiz Hân'dır kim sene 61 târîhinde Hazret-i Risâlet-penâh bu Cingiz Hân'a nâme-i dürerbâr ile Mu‘âz ibn Cebel hazretleri nâm kimesneyi elçi gönderüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek elçi Cingiz Hân huzûruna varup,
EÇS VII 131a
"Safâ geldin yâ Arab" deyüp ayağa kalkup elçiye ta‘zîmler etdikden sonra nâme,
EÇS VII 131a
"Es-selâmü alâ meni't-tebe‘a'l-hüdâ" deyü tilâvet olundukda elçi Cingiz Hân'ı İslâma gelmeğe teklîf etdikde Cingiz Hân eydir:
EÇS VII 131a
"Yâ Mu‘âz ibn Cebel! Âhir zamân peygamberi Arab Muhammed'in bize arz eyledüğü mezhebi nedir?" deyü su’âl etdikde ibtidâ alâ mâ [e]merallâh İslâmın ferâ’izlerin şurût u kuyûduyla âyet-i şerîf:
EÇS VII 131a
Arapça nass-ı şerîfin tilâvet edüp bir bir Cenâb-ı Kibriyâ'nın farz etdiği şeyleri ta‘lîm etdükde Cingiz Hân eydir:
EÇS VII 131a
"Poh ne güzel yerlerin göklerin hâlıkı Allâh ne güzel buyurmuş. Bu beş aded şeyler ki dedin, cümle kabûl etdim. Eyi şeylerdir kim Allâh emr etmiş." Mu‘âz eydir:
EÇS VII 131a
"Peygamberimizin dahi şeyleri budur kim beş vakit önünde ve âhirinde ikişer ve dörder rek‘at namâz-ı sünnet kıla. Ve zekerinin ucunda bî-ma‘nâ eti kesüp sünnet ede" deyü cümle sünen-i müstehıbbât vâcibât salât vudû‘-ı dakîki âdâb-ı salâtın şurût kuyûduyla Mu‘âz ibn Cebel tezkîr ü ta‘lîminde ta‘assubâne ta‘lîm etdikde yine Cingiz Hân:
EÇS VII 131a–131b
"Bu da ne güzel pâk mezheb ve sünnet ferâ’izler ve ne güzel pâk edebdir, ammâ zekerin bir âdem kesmek bu fenâ mezhebdir. Bu bizim memleketlerimizde bir âdem bir âdemden bir katre kan akıtsa biz ol âdemi katl ederiz. Zîrâ vilâyetimiz şiddet-i şitâ kânı olmak ile teşeniş maraz[ı] vardır. Elde kolda ve başda olan bizlerdeki yaradan âdem helâk olur. Husûsan cerâhat âdemin eyle cümle tamarları cem‘ olduğu zekeri kesesin, elbette teşeniş olmak mukarrerdir. Ne ân ki bir âdem yetmiş seksen ve yüz yaşına gire, ‘Yeni mezhebin sünnetidir sikinizin uçlarını kesün’ deyü tenbîh etsen deli olan bu sünneti kabûl etmez. Ve Allâh'ın emr etdiği teklîflerden müşted bir teklîf-i mâlâ-yutâkdır kim zekerin kesmiş âdemler helâk olması mukarrerdir, hele dahi ma‘sûmlarımızı kesüp sünnet ederek halkı kılındıralım. Ve evvel bahârda emir Allâh'ın ibtidâ ben sünnet olayım, yohsa bu vakt-i şitâda bu 131b bizim vilâyetimize bu sünnet teklîfi el vermez" dedikde Mu‘âz ibn Cebel eydir:
EÇS VII 131b
"Ammâ ol kesilecek yer bir lahm-ı zâ’iddir. Gasl ederken pâk olmaz ve ehliyle bir hoş huzûr ile cimâ‘ etmeğe komaz. Eyle bir lahm-ı zâ’iddir" dedikde Cingiz Hân eydir:
EÇS VII 131b
"Hallâk-ı Âlem on sekiz bin âlemi ve benî âdemi halk etdikde aslâ bî-ma‘nâ bir şey halk etmemişdir. Hep cümle hikmet-i ezelîsi ile isteyüp halk etmişdir. Cenâb-ı Çalab anın lahm-ı zâ’id olacağın bilmedi de mi halk etdi? Vücûd-ı insânda değil cemî‘i mevcûdâtı yed-i kudretiyle bilüp halk etdi" deyü Mu‘âz ibn Cebel’e i‘tirâz üzre cevâblara başlar. Ve yine Cingiz eydir:
EÇS VII 131b
"Allâh beş vakit namâzı farz eylemiş, ne güzel emrullâhdır, ammâ Allâh'ın emri farzdan ziyâde sizin sünnet namâzlarınız var. Bu halkı ta‘cîz etmekdir. Yâ garîb insân kifâf-ı nefs-i ehl [ü] iyâl içün ne zamân kâr [u] kisb eder. Hele ben Allâh'ın farz etdiği namâzdan gayri namâz kılmam" der ve yine Cingiz Hân eydir:
EÇS VII 131b
"Yâ Mu‘âz Ka‘betullâh Allâh evidir. Ana ömründe mâlı çok olan bir kerre varmak farzdır, dedin. Bu ne güzel buyurmuş. Hem ziyâret ve hem ticâret ve hem seyâhat olur, ammâ biz ata ve dedelerimizden eyle istimâ‘ ederiz kim Allâhu Te‘âlâ evden barkdan ve şeş cihetde olmadan bir bî-zevâl lâ-yezâl bî-mekân Allâh'dır bilirdik. Şimdi Allâh'a bir mekân mı isbât edersiz? Yâ Allâh evine varan Allâh'ı görür mü, eger görürsem şimdi giderim" dedikde Mu‘âz eyitdi: