İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VII 131b
"Görmezsin, ammâ Allâh eyle buyurmuş. Âye[t]: Arapça buyurmuşdur kim âye[t]: Arapça deyü Allâh emr edüp mâlı olanlar beytime gelüp hacc Arapça edeler buyurmuşdur" dedikde Cingiz Hân eydir:
EÇS VII 131b
"Vallâhi emr-i Hak ile yolda gidüp ziyâret etmek lisânım üzre eyi seyâhatdir, ammâ bu benim Balıkhân'ımız şehrinden tâ Bahr-i Kulzum kenârında Beytullâh'a varınca bir yıllık yoldur. Ve tarîk-i âm üzre benim yedi aded pâdişâhlar hasm-ı kavî adû-i hâ’inlerimdir. Anların vilâyetlerin atlayup nice geçüp Mekke'ye gidüp geleyim. Bu dahi zekerin kesmek gibi müşkil teklîfdir. Ammâ yılda bir kerre oruç dutmak farzını kabûl eyledim, zîrâ hakîmâne emrullâhdır. Bir âdem müddet-i medîd-i ömründe yiye içe vücûdunda niçe gûne safrâ ve sevdâ ve balgam ve ahlât-ı fâsideler cem‘ olur, ammâ yılda bir kerre bir ay sâ’im olunca on bir aylık emrâz-ı muhtelifeler mahv olup ten-dürüst olur. Yarın inşâallâh sâ’im olurum. Poh ne güzel emr-i hakdır. Ve cemî‘i vilâyetlerimin halkına car salup mâh-ı Ramazân'da şenlik şâdımânlıklar edüp oruç dutdurup hemân beş vakti kılmak içün mezgitler ve eyne damları yasadırım, der. Ve Allâhu Te‘âlâ zekât verin demiş. Hakkâ güzel buyurmuş. Bu emrullâhı da kabûl eyledim. Hakkâ ki bir âdem mâl-ı Kârûn'a mâlik olup yığa yığa kayda götürür. Müstahak olan fukarâlara mâlının zekâtın vermek ne güzel dîndir.
EÇS VII 131b
Hulâsa-i kelâm Cingiz Hân hacc-ı şerîf farzıyla zekerin kesmesine özr-i kavîler bulup gayri (gayri) alâ mâ-farazallâhı cümle kabûl edüp dîn-i İslâm'a gelüp,
EÇS VII 131b
"Allâh bir peygamber Muhammed hakkâ ki peygamberdir, inandım" dedikde Mu‘âz ibn Cebel ta‘assub edüp hacc-ı şerîfi ve zekerin sünnet etmeği ve salâtın sekiz şartını ve salâtın altı aded erkânını ve yedi aded vâcibâtlarını ve on dör[d] yerde salâtın sünnetlerini ve yigirmi beş yerde müstehibbâtlarını ve on iki yerde salâtın mekrûhâtını ve on dörd yerde salâtı fesâd eden sebebleri ve dörd yerde âbdestin farzlarını ve on yerde âbdestin sünnetlerini ve altı yerde âbdestin müstehibbâtlarını ve altı yerde vudû‘un âdâblarını ve yedi yerde vudû‘un nevâfillerini ve altı yerde mekrûh-ı vudû‘u ve beş yerde menhiyyât-ı vudû‘u ve yedi yerde nevâkız-ı vudû‘ları ve üç yerde guslün farzlarını ve altı yerde guslün sünnetlerini ve on iki yerde gusl îcâb eden sebebleri ve dörd yerde gusl etmenin sünnetlerin.
EÇS VII 131b
El-hâsıl müctehidîn gibi Mu‘âz ibn Cebel ta‘assubâne bu mezkûr sünen ferâ’izât müstehibbât vâcibâtları bir bir takrîr edüp,
EÇS VII 131b
"Bunlardan biri eksik olup bu âdâbları şurût [u] kuyûdlarıyla bilmeyenin salâtı sahîh olmayup îmânı dürüst olup mü’min ve muvahhid olup peygamberimize ümmet olamaz" deyü Cingiz Hân gibi dağ âdemisi pâdişâha bu gûne sarpa çeküp cevâb verince Cingiz Hân eydir:
EÇS VII 131b–132a
"Biz ümmî âdemiz, henüz dîn-i İslâm ile müşerref olup Allâh bir peygamber hak bilirim. Öbür dediğin sünnetleri de Buhârâ'dan bir fakîh getirüp öğrenirim" dedikde Mu‘âz ibn Cebel gazab-âlûd olup Cingiz Hân'a kelime-i tevhîdi ve îmân du‘âsın okudup bâtıl dînden çıkup hak dîne girüp Hazret-i Îsâ Allâh'ın kulu ve Meryem Ana câriyesi ve dörd kitâba inandım, dedirmeği ferâmûş edüp gazabından atlarına süvâr olup kat‘-ı menâzil ederek Medîne-i Münevvere'ye geldikde {hikmet-i Hudâ} Hazret-i Risâlet-penâh altmış üç yaşında dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye intikâl etmiş olup Hazret-i Resûl'ün vasıyyeti üzre na‘ş-ı şerîf-i Resûl-i Kibriyâ'yı Hazret-i Alî tenhâ yerde Hazret'i gasl edüp Hazret-i Abbâs'ın iki aded oğlu Fazl ve Kusem Hazret üzr[e] su 132a döküp Hazret-i Alî Hazret’in vücûd-ı şerîflerine el değirmeden mübârek kamîsleri üzr[e] gasl edüp kamîs-i şerîfleri üzre iki kat kefenler sarup hâlâ Medîne-i Münevvere'de Ravza-i Mutahhara içre defn etdiler. Rahmetullâhi aleyh.
EÇS VII 132a
Ammâ Hazret-i Resûl'ün tokuz evlâd[ı] olup Fâtımatü’z-Zehrâ'dan mâ‘adâ evlâdları Hazret'den evvel intikâl etdiler, ammâ Fâtıma Hazret-i Alî'nin taht-ı nikâhında iken Hazret-i Fâtıma, Hazret'den altı ay sonra vefât edüp Hazret-i Resûl'ün sol tarafı cenbinde yine bir demir kafesli yerde defn etdiler. Müddet-i ömrü sene 28.
EÇS VII 132a
Ammâ Hazret'in müddet-i ömrlerinde cümle on beş aded hâtûn tezvîc etmişlerdi. Kendülerden sonra kalan ezvâc-ı Resûl Â’işe binti Hazret-i Ebâbekir ve Hafza binti Hazret-i Ömer ve Sevde(t) binti Zem‘ad ve Zeyneb binti Cahş ve Meymûne binti el-Hâris ve Safiyye binti Hay ve Cüveyre binti el-Hâris ve Ümmü Habîbe binti Ebî Süfyân ve Ümmü Seleme binti Ümeyye radıyallâhu anhünne, ammâ bu Ümmü Seleme'yi Hazret kırk dörd yaşında iken nikâh etdi.
EÇS VII 132a
Hazret-i Risâlet’in evlâdların beyân edelim: Evvelâ cümle tokuz aded evlâdlarının beş adedi zükûrdur dördü inâsdır.
EÇS VII 132a
Evvelâ Kâsım, Mekke-i Mükerreme'de müştak olmuşdur. Tayyib ve Tâhir ve Abdullâh bu üçleri Hadîce-i Kübrâ'dandır. Ammâ İbrâhîm, Mısır'dan Mukavkıs nâm Kıbtî meliki hedâyâ gönderdiği câriye Mâriye nâm Kıbtî kızından mütevellid olmuşdur kim Medîne'[ye] Hicret'den sonra olmuşlardır. Ammâ İsmâ‘îl ve dörd kızlar Hadîce Anadan olmuşlardır.
EÇS VII 132a
Ammâ Zeyneb binti Resûli Ekrem Ebü'l-Âs bin Rebî‘ bin Abdü'l-uzzâ hibâlesinde idi. Rukıyye ve Ümmü Külsûma Hazret-i Osmân'da idi. Anıniçün Osmân-ı Zu'n-nûreyn derler kim Hazret'in bu iki kızların nikâh ile almışdır. Fâtımatü'z-Zehrâ Hazret-i Alî'de kalmışdır kim Hicret’in ikinci senesinde Medîne'de izdivâc-ı Hazret-i Alî bâ Fâtımatü'z-Zehravî olup Fâtıma on sekizine bâliğ idi. Hazret-i Aliyy-i Kerrâr yigirmi yaşında idi, ve’s-selâm.
EÇS VII 132a
Ez-în-cânib Hazret-i Risâlet-penâh dâr-ı bâkîye irtihâlden sonra seccâde-i Resûl'e Hazret'in vasiyyeti üzre Hazret-i Ebâbekir halîfe-i emîri'l-mü’minîn olunca bu ân Ebâbekir’e Mu‘âz ibn Cebel Cingiz Hân elçiliğ[in]den gelmiş idi. İsbât-ı vücûd etdikde Hazret-i Ebâbekir,
EÇS VII 132a
"Yâ Mu‘âz! Me’mûr olduğun hidmet-i Cingiz Hân neye müncer oldu?" deyince Mu‘âz eydir:
EÇS VII 132a
"Yâ Emîre'l-mü’minîn cümle alâ mâ farazallâhı kabûl edüp ‘Allâh bir peygamber hak’ dedi, ammâ hacca gelmeği kabûl etmeyüp ‘Yolumda bu kadar âsî pâdişâhlıklar vardır. Emn-i tarîk olmamak ile hacca gidemem’ deyü özürler etdi ve zekerin kesüp sünneti dahi kabûl etmeyüp ‘Bu sinn-i sâlimde bu şiddet-i şitâ vilâyetde zekerim kesersem teşeniş olurum’ deyü özür edüp kaldı. Biz dahi ‘Bunların biri nâkıs olsa dürüst müselmân olmazsın’ deyüp gazaba gelüp gitdim."
EÇS VII 132a
Hazret-i Ebâbekir eydir:
EÇS VII 132a
"Yâ sünnet olmayup hacca gelmemek ile mü’min muvahhid olmamak iktizâ etmez. Hemân kelime-i tevhîd ile îmân du‘âsın okutdun mu?"
EÇS VII 132a
"Yok okutmadım, yâ emîre'l-mü’minîn" deyince hemân Hazret-i Ebâbekir gazaba gelüp,
EÇS VII 132a
"Cümle şerâ’it-i İslâmın elzem-i levâzımların kabûl edüp mü’min olmuş, ammâ tîz bu bizim nâmemiz götür, selâmımız teblîğ edüp kelime-i tevhîdi ve âmentü billâhi ve me[lâ’i]ketihî ve kütübihî ve rusulihî âyetlerin ta‘lîm edüp gelesin" deyü dîvân-ı Resûl'den Mu‘âz'ı kovup yine Mu‘âz kat‘-ı menâzil ederek bir yılda vilâyet-i Kazan'a gelince,
EÇS VII 132a
"Cingiz Hân Kırım vilâyetine gitdi" derler. Hemân Mu‘âz yine azm-i râh-ı Kırım deyerek vilâyet-i Irâk-ı Dâdyân'a varınca haber alır kim vilâyet-i Ejderhân'da Cingiz Hân merhûm olup anda defn ederler.
EÇS VII 132a
Ammâ İslâm ile gitdiği müsbetdir, zîrâ mukaddemâ sene-i mâzîde cümle alâ mâ farazallâhı kabûl edüp "Allâh bir peygamber hak" demiş idi. Anıniçün ulemâ-yı Tatar Cingiz Hân'ın İslâm ile âhirete gitdiğine zâhib olmuş. Ammâ niçeler “A‘râf'da kaldı, zîrâ bir pâdişâh-ı âdil ve gâzî ve kavl-i İslâma râzî pâdişâh idi. Muhakkak İslâm ile rıhlet etdi" [derler].
EÇS VII 132a
Hulâsa-i kelâm Âl-i Osmân'ın ammîleri tarafından haseb ü nesebleri mü’min ve muvahhid Cingiz Hân'a müntehî olup hâlâ Tatar hânlar ile karâbetleri vardır, ve’s-selâm.
EÇS VII 132a
Ba‘dehu Mu‘âz ibn Cebel hazretleri Cingiz Hân'ın ülken oğlu (---) Hân, hân-ı âlîşân olup anınla vilâyet-i Kırım'a gelüp Kırım'ın bu Eski Yurd'unda medfûn sahâbe-i güzînleri ve serdâr-ı mu‘azzam olan sahâbe-i kirâmdan Mâlik Eşter hazretlerin ziyâret edüp Cingiz Hân oğlu (---) Hândan Hazret-i Ebâbekir’e ve kendüye hedâyâlar alup andan gemiyle Kostantiniyye şehrine gelüp anda tekrur kraldan hedâyâlar alup yine gemiyle Sayda vilâyetine gelüp bir zamân Şâm'da kalır. Ba‘dehu Hazret-i Ömer hilâfetinde Mu‘âz ma‘tûnen merhûm olup Şam'da Koyun kapusunda Bilâl-i Habeşî kurbunda medfûndur. Rahmetullâhi aleyh.
EÇS VII 132a–132b
Ammâ yine sadede rücû‘ edelim. Vilâyet-i Kırım Bâğçesarây'ının ziyâretgâhların beyân ederken münâsibiyle "El-kelâmu yecürrü'l-kelâm" mazmûnu üzre Âl-i Cingiziyânın ahvâllerin ve Eski Yurd'da medfûn âl 132b akrabâları ziyâretlerin tahrîr etmişdik, ammâ bu Eski Yurd'da Mu‘âz ibn Cebel'in ammîsi,
EÇS VII 132b
Ziyâretgâh-ı mâlik-i asker vâlî-i mihter sultân-ı server Hazret-i Mâlik Eşter hazretleri: Bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın sahâbe-i kirâmlarından olup sipâhiyân ağalarından idi. Tebük gazâsından sonra Yemen hudûdunda Yelemlem nâm bir mahalde bir ejde[r]hâyı katl etdiğinden beyne's-sahâbe lakabları Mâlik Ejder idi, ammâ mübârek gözünün biri cengde yırtlas olup Hazret-i Risâlet-penâha gidüp tâbût(?) kurusu mâlikliğin verüp Mâlik Eşter, ya‘nî gözü yırtlas deyü kendülere künye etdi.
EÇS VII 132b
Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh intikâl edince dâğ-ı derûnundan baş alup diyâ[r-ı] Rûm'da Erzurûm şehrine andan Dağıstân'a gelüp üç bin kadar güzîde aznavur âdemleri İslâm ile müşerref edüp andan vilâyet-i Kazan'a ve vilâyet-i Ejderhân'a ve vilâyet-i Balıkhân'a ve şehr-i Sarây'a ve vilâyet-i Heşd[ek]'e gelüp bu kadar diyârları seyâhat ederek kırk bin aded güzîde âdemleri İslâm ile müşerref edüp vilâyet-i Kırım'a gelüp anda dahi on bin âdem müselmân edüp elli yedi bin aded "Benem, dîğer nîst!" diyen asker ile menâzil kat‘ ederek nehr-i Özü'yü ve nehr-i Turla'yı Akkirmân kal‘asından yukaru nehirden ubûr edüp Akkirmân altında Saratay deresi altında Salsal kral-ı dâll ile kırk gün kırk gece ceng-i azîm edüp küffârı kıra kıra Akkirmân altında Kamerü'l-kum içine küffârı dıkar.
EÇS VII 132b
Ecinne kavmi dahi tılsımât-ı Kamerü'l-kumdan boşanup cümle küffârı sar‘a zahmeti gibi ecinne dutu[p] niçe bin küffâr anda dahi helâk olup Salsal kral-ı dâll ile Mâlik Eşter kalup âhır-ı kâr Salsal la‘în Mâlik Eşter'i bir hadeng-i sertîz ile mecrûh edince hemân kırk altıncı hamle Mâlik Eşter hazretlerine değüp Salsal'ın sîne-i pür-kînesine bir hadeng-i eşterî eyle urur kim okun yalmanı arkasından iki karış taşra çıkup fi'l-hâl Mâlik Eşter kendi zahm-âlûd olduğuna bakmayup Salsal-ı la‘în üzre at bırağup başını kesüp dişlerin çıkarır. Hâlâ la‘în Salsal'ın dişleri Akkirmân kal‘asının kapusu üzre (---) vukıyye gelir zencîr ile dişleri ve kaburka kemikleri maslûbdur. Kellesi handak içinde bir kaya deliğinde durur, bir İslâmbol güllesi kadar büyük kelledir.
EÇS VII 132b
Andan Mâlik Eşter askeri mâl-ı ganâ’imle muğtenim Kırım'a gelüp Mâlik Eşter dahi Salsal'ın oku zahmından şehîd olup Çufud kal‘ası altında medfûn olup ziyâret etdiğimiz Şeyh Mansûr hazretleri Mâlik Eşter hazretlerin gasl ü defn ederler, ba‘dehu Şeyh Mansûr da merhûm olurlar. Ammâ bu Mâlik Eşter hazretleri Eski Yurd'da medfûndur, ammâ üzerinde aslâ türbe kubbesi ve âlî binâlardan bir alâmet yokdur. Ancak Mehemmed Geray Hân efendimizin câmi‘-i rûşen-âbâdı sâhasında medfûn olup başları ve ayakları ucunda birer amûdlar dikilidir kim tarz-ı kadîm hatlarından ayândır. Kadd-i şerîfleri kâmil elli ayakdır. Ve etrâfı gûyâ bâğ-ı İrem ve gül-i gülistândır. Rahmetullâhi aleyh.
EÇS VII 132b
Hattâ hâtıra bi'l-bedâhe hutûr edüp Mehemmed Geray Hân câmi‘inin rûy-ı dîvârına şikeste beste bu ebyâtı tahrîr etdim. Beyt:
EÇS VII 132b
Râh-ı Hak üzre şehîd olan o serverdir bu,Salsal'ı küşte eden Mâlik Eşter'dir bu.
EÇS VII 132b
Ammâ bir fütüvvet-nâme kitâbında bu azîzi, "Hazret-i Resûl'ün sipâhîler çavuşu olduğundan Hazret-i Alî Hazret huzûrunda kemerin bağlayup alay çavuşlarının ve dîvân çavuşlarının silsileleri bu Mâlik Eşter'e müntehîdir" deyü tahrîr etmiş. Hakkâ güzel demiş.
EÇS VII 132b
Andan ziyâret-i
EÇS VII 132b
Andan yine Bâğçesarây'a gelüp on gün dahi meks edüp zevk [ü] safâlardan sonra hân hazretlerinin kâ’immakâmı olan Kilarcıbaşı Hasan Ağa'dan hân hazretlerinin elimizde olan yarlığ-ı belîğ-i şâhîsi mûcebince ihsân [u] in‘âmlar aldık, zîrâ hân hazretleri dahi Or kal‘ası muhâfazasında olup şehri ve vilâyeti kısta verdi. Anıniçün Bâğçesarây'da durmayup hân Or kıstavından gelince Kırım vilâyetin temâşâ etmeğe teveccüh etdik.
EÇS VII 132b
Evvelâ Bâğçesarây'dan şark tarafına dârağacı yolundan giderek nehr-i Badağ'ı atlar ile ubûr etdik. Bu nehir Çadır d[a]ğından gelüp nehr-i Elma'ya karışır.
EÇS VII 132b
Andan nîm sâ‘at giderken nehr-i Salkır['ı] ubûr etdik. Bu dahi Çadır dağından tulû‘ edüp bu dahi nehr-i Elma'ya mahlût olur. Bunu dahi atlar ile geçüp cânib-i şarka sahrâ ve mahsûldâr mezâri‘âtlar içre ve ma‘mûr kurâları 4 sâ‘atde âheste reviş giderek,
EÇS VII 132b
Evsâf-ı tahtgâh-ı kalgay sultân, ya‘nî şehr-i kadîm Akmescid-i binâ-yı âbâdân
EÇS VII 132b
Cümle kalga sultânların tahtgâh-ı karârgâhları bu şehirdir kim kânûn-ı Cingiziyân üzre üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve üç yüz altmış pâre nevâhî kurâları vardır kim on aded nâhiye nâ’ibleri vardır. Hâkimi kalga ve kadı ve subaşı ve muhtesibdir. Gayri hâkimleri yokdur.
EÇS VII 132b–133a
Eşkâl-i şehrin beyân eder: Bu şehr-i müzeyyen bir çemenzâr 133a vâsi‘ ova kenârında kıble tarafı üç sâ‘at ba‘îd evc-i âsumâna ser çekmiş Çadır dağıdır kim cezîre-i Kırım'ın göbeğidir. Her tarafda beş konak yerden nümâyân bir kûh-ı ser-bülenddir kim Tûfân-ı Nûh'dan berü üzerinde karı ve selc-i rahmet içre âb-ı zülâl ta‘bîr etdikleri cânlı kar kurdu vardır.
EÇS VII 133a
Bu Akmescid kûh-ı bî-hemetânın dâmeninden ba‘îd bir zemîn-i mahsûldâra vâki‘ olmuşdur. Bu şehrin şark tarafı kesme yalçın mağâralı kayalar üzre vâki‘ olup cümle iki bin aded kırmızı la‘l-gûn kiremit örtülü cümle kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî ve taş dîvârlı ma‘mûr şehirdir kim cümle evleri vâsi‘dir. Ve cümle iki yüz kadar dükkânları var ve iki başı kapulu iki bâbları bezzâzistân gibi başka dükkânları ve yanında bir Acem tüccârı hânı var.
EÇS VII 133a
Bu şehirde aslâ bâğ yokdur, ammâ Sefer Gâzî Ağa sarâyının bir bâğ-ı İremi var kim midhatinde lisânlar kâsır ve kalemler kâsırdır.